Hüsamettin Tat

Hüsamettin Tat

28 Kasım 2022 Pazartesi

25 KASIM KADINA ŞİDDETE KARŞI MÜCADELE GÜNÜ VE BİR ŞİİR

25 KASIM KADINA ŞİDDETE KARŞI MÜCADELE GÜNÜ VE BİR ŞİİR
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Geçen Cuma günü 25 Kasım’da “Kadına Şiddete Mücadele Günü”ydü. Her yıl 25 Kasım’da “Erkek şiddetine dur demek” için eylemler düzenleniyor.

1981 yılından itibaren Birlişmiş Milletler 25 Kasım gününü “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” olarak ilan etmiştir. Bu bağlamda Kadına Karşı Şiddete yönelik olarak 2018 yılının teması “Dünyayı Turuncuya Boyayın” olmuştur.

Kadın dayanışmasının kazanımı olan bu günü Birleşmiş Milletler 1999’da resmi olarak “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” olarak ilan ediyor. Ülkemizde en fazla şiddete maruz kalan kadınlar “30-40 yaş” aralığında olan kadınlardır. Bunu “41-50 yaş” aralığında kadınlar izlemektedir.

Kadın Cinayetlerini Durdurma Platformunun açıklamalarına göre:2008’de 80, 2009’da 109, 2010’da 180, 2011’de 121, 2012’de 210, 2013’de 237, 2014’de 294, 2015’de 303, 2016’da 328, 2017’de 409, 2018’de 440, 2019’da 474, 2020’de 266, 2021 yılında ise 251 kadın cinayetlere kurban gitmiştir.

Kadın cinayetleri haberlere, panellere, sempozyumlara konu olduğu gibi şairlerde konu olmuştur ve Kadın Cinayetleri için bir şeyler yapmaya, duygularını şiire dökerek anlatmaya çalışmışlardır.

Dinarlı Şair Rifat Yiğit’de yazdığı bir şiiri ile kadınları şöyle anlatmıştır.

O kadınlar,

Üzerime geliyorlar, engel olamıyorum

Değişik tavırlar takınmışlar,

Hepsini biliyorum, hepsi tanıdık

O yüzler ki üzgün,

Kaygılı ve karışık

Yavaş yavaş, acele acele

Ecele, ecele

Hasret gülmeye

Pabuçlarını unutuyorlar geride,

Zagon[1] karşısında, huzur yalvarış

Sabrı ana karnında öğretiyorlar

Beklemiyorlar kimseyi

Giderken ölmeye

Her kavganın sonu

Yeni bir başlangıçtır

O kadınlar ki;

Dünyaya getirip temizleyen

Emzirip büyüten

O kadınlar ki yürekten seven

Hayata hazırlayan

Buram buram süt kokan

O kadınlar

Seni seven

Nefesiyle ısıtan

Avuçuyla su içiren

O kadınlardır iyi eden

O kadınlar,

Toplanan, çıkarılan

Çarpılan , bölünen

O kadınlar…

O kadınlar ki

Silinen,

Çizilen,

Ezilen kadınlar.


[1] Yol, yöntem, kural, yasa

Devamını Oku

PANDEMİ GÜNLERİ

PANDEMİ GÜNLERİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

1 Aralık 2019 yılında Çin’in Hubei bölgesinin başkenti olan Vuhan’da ortaya çıkarak, Dünyayı ve ülkemizi de etkisi altına alan Korona Virüsü dünya da ve ülkemizde çok sayıda insanın hastalanmasına ve ölmesine neden olmuş, bir anda yaşam durma vaziyetine gelmişti.

Gazeteci-Yazar Sevim Say korona günlerini ve hastalığın oluşumunu ele alarak “Pandemi Günleri” isimli bir kitap çıkartarak geçmişte yaşanılan bu duruma bir not düşmüştür.

Kitap Denizli Boy Yayınlarından Kasım 2022 tarihinde okuyucuları ile buluşmuş, iç düzenini Erkan Balandız’ın ve kapak düzenini Mehmet Selçuk’un yaptığı bu çalışmadan çok güzel bir kitap meydana gelmiştir.

Sevim Say yazdığı “Pandemi Günleri” çalışmasında, hastalığın çıkış yerinden (Çin’den) başlayarak Pandemi kabusunun, Dünyayı ve ülkemiz ile Denizlimizi nasıl etkilediğini anlatarak okuyucuya bilgiler sunduktan sonra, pandemi döneminde sokaga çıktığı zamanlarda gözüyle görüp şahit olduğu olumsuzlukları ele almış ve kitabında değerlendirmiştir.

Diğer taraftan karantina günlerinde yaptığı işleri ve karantina günlerini tutmuş olduğu günlüğüne yazarak, karantina sürecini anlatmıştır.

Aslında yazar Sevim Say bu kitabı haricinde ikinci bir çalışma olarak sadece karantina günleri içerisinde tutmuş olduğu günlüklerini yazmış olsaydı, onun da “Pandemi Günleri” kitabı kadar güzel bir çalışma olacağı kesindi.

Yazar “Pandemi Günleri” kitabının bir bölümünde anılarını anlatırken cehalet ve cahillik hakkında şu görüşlerine de yer vermektedir. “Ve ben virüs salgınından çok cehalet salgınından çok korkuyorum. Cehaletin bu kadar hakim ve yayğın olduğu bir toplumda normalleşmenin bize bir beden büyük geleceğini söylüyorum.” Diyerek pandemi sürecinde gördüğü aksaklıkları, olumsuzlukları, yaşanan ve yapılan yanlışlıkları dile getirmiş olmaktadır.

Kitabının son sözlerini ağabeyi Halilibrahim Kunduracı’nın “Korona” isimli bir şiiriri ile taçlandıran Yazar Sevim Say çok güzel bir kitap çalışması yaparak gelecek nesillere Korona hastalığının nasıl meydana geldiği ve nelere mal olduğunu 66 sayfalı bir kitapta toplayarak tarihe bir not düşmüştür.

Kitabı edinmek isteyen okuyucular; Egeli Araştırmacı ve Yazarlar Birliğinin 3 Aralık 2022 tarihinde Denizli Nihat Zeybekçi Konğre ve Kültür Merkezi salon S4 de saat 13.00’de yapacağı “Denizli Şiir Günleri Şiirini Al da Gel” etkinliğinde değerli üyemiz Gazeteci-Yazar Sevim Say’ın yapacağı imza gününde kitaplarını imzatalabilirler.

Gazeteci-Yazar Sevim Say’ı böyle güzel ve faydalı bir eser meydana getirdiği için kutluyor, başarılar diliyorum.

Devamını Oku

YAZ-AR-BİR DERGİSİ

YAZ-AR-BİR DERGİSİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Egeli Araştırmacı ve Yazarlar Birliğinin yayın organı olan Yaz-Ar-Bir dergisi Eylül 2022 tarihinde onuncu sayısı ile okuyucularına merhaba dedi.

Daha önceleri iki ayda bir çıkan ve dokuzuncu sayısına kadar devam eden Yaz-Ar-Bir dergisi pandeminin dünyada olduğu gibi ülkemizi de etkisi altına almasıyla yayın hayatına bir müddet ara vermişti.

Pandeminin geçmesiyle beraber Yaz-Ar-Bir dergisi onuncu sayısıyla kaldığı yerden yayın hayatına devam etti.

İmtiyaz sahipliğini Yaz-Ar- Bir (Egeli Araştırmacı ve Yazarlar Birliği) adına Abdülkadir Uslu, Yazı İşleri Müdürlüğünü Sadık Dağdeviren, Yayınlar Genel Sorumluluğunu Hüsamettin Tat’ın üstlendiği Yaz-Ar-Bir Edebiyat-Kültür-Sanat dergisinde kendi alanında uzman çok sayıda seçkin yazarların yazdığı, Şiir, Hikaye ve Makaleler yer almaktadır.

Egeli Araştırmacı ve Yazaralar Birliği Derneğinin yapmış olduğu etkinlik haberlerinin de yer aldığı dergide; Abdülkadir Uslu(Yeniden Merhaba-Yörüklerin Bağrından, Ne Önemi Var), Sadık Dağdeviren (Ebedden Ezele Şiir- Şiir), Hüsamettin Tat (Afyonlu Aşık Naneci Ahmet), Ali Tuluk (Liseli Aşkım), Cezair Cengiz (Nedir Dünya Telaşın), İsmail Gökçe (Köyümde Bayramlar),Mehmet Dağal (Beklerim), Muhammet Kahraman (Yörükler), Mehmet Aslan (Ağladın mı Hiç?), Reyhan Pervanlar Karaalp (İzi Kalır), Melahat Kuzu (Denizli’nin Kalbi Cenneti Çal’dır), Meliha Boz (Mümkün mü?), Fatma Özger Bilgiç (Aşkın Doğuşu ve Kara Buluta Takılışı), Orhan Oyanık (Utansın), Ezgar Ergün (Onbeşli Desinler), Özkan Guli(Ogul), Yaşar Aydınlık (Evlat Sevgisi), Necmeddin Duman (Hatırlar mısın O Geceyi), Necat Dürümlü (Affı Dilerim), Selami Arıkan (Dilerim Sanma), Ahmet Çukur (Her Akşam), Mustafa Demirci (Dolar) gibi çok sayıda şair ve yazarların eserlerinin bulunduğu Yaz-Ar-Bir dergisi 40 sayfa olup Denizli Boy Yayınlarından çıkarılmıştır.

Dergimiz Yaz-Yaz-Ar Bir’in yaşaması, siz değerli okuyucularla buluşması ve yaşaması için değerli okurların maddi ve manevi katkılarınızla yazılarınızı bekliyoruz.

Dergimiz Yaz-Ar-Bir yaşatalım, okuyalım, okutalım.

Devamını Oku

ERDAL OTÇU

ERDAL OTÇU
0

BEĞENDİM

ABONE OL

1980 Yılında, Isparta 40. Piyade Alayı Makinalı Tüfek(Uçak Savar) Çavuş Talimgah Taburundan sonra gittiğim Tatvan’da ki usta birliğimde bir kaç ay geçirdikten sonra 8. Bölük Takım Komutanı Asteğmen Erdal Otçu’nun Denizli’li olduğunu öğrendim.

Atış Poliğonuna gittiğimiz bir günde Asteğmenim Erdal Otçu’yu Tatvan Orduevi’n de görevlendirdiklerinden bir araç gelip götürdü ve bir daha görüşemedik.

Askerlik bitiminde Denizli’ye gelip Milli Eğitim Müdürlüğünde görev aldığımda ilk işim Komutanım Erdal Otçuyu sorup aramak oldu. Bulup  görüştüğümüzde oturup o günleri yad etmek ve eskileri anımsamak oldu. O günden itibaren ağbey-kardeş misali kadim dostluğumuz devam etmektedir.

Peki benim asker arkadaşım, komutanım Erdal Otçu kimdir? Okuyucularımında tanıması için bu haftaki köşe yazımı onun için yazdım.

1958 yılında Denizli’de doğdu. Gazi İlk Öğretim Okulunu bitirdikten sonra Ankara Maarif Koleji sınavlarını kazanmasına rağmen Orta ve Lise öğrenimini Denizli İmam Hatip Lisesi’nde yaptı.

1975/76 eğitim ve öğretim döneminde Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) Denizli Şube Başkanlığını ifa etti.

Daha sonra Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi (AİTİA) Ekonomi Fakültesinden 1981 yılında iyi derece ile mezun oldu.

Askerliğini; 172.dönem Tuzla Piyade Okulu’ndaki eğitiminden sonra Tatvan’da yedek subay olarak tamamladı.

Alçı taşı madenciliği, İnşaat malzemeleri ticareti gibi sektörlerdeki faaliyetlerinden sonra; Ankara/Polatlı’daki Ortadoğu Rulman Sanayi (ORS) Denizli bayiliği ve sınai yedek parça ticaretine devam etti.

Denizli’nin ilk yerel kanallarından olan Den TV’de moderatörlük, programcılık, yapımcılık ve sunuculuk yaptı.

Kapatılmadan önceki yıllarda Fazilet Partisi Denizli İl Başkanlığı görevini yürüttü.

Adalet ve Kalkınma Partisi Denizli İl Teşkilatlarında; 12 yıl süreyle Ar-Ge ve Siyasi Hukuki işler Başkanı olarak çalıştı.

30 Mart 2014 yerel seçimlerinde Merkez Efendi Belediyesi Meclis Üyeliği’ne aday olup seçildikten sonra Meclis 1.Başkan Vekili, Grup Başkan Vekili ve Tarihi Kentler Birliği üyeliği görevlerine getirildi.

13 Şubat 2015 tarihinde yapılan kongrede Kızılay Denizli Şube Başkanlığı’na seçildi ve Şubat 2019’daki kongreye kadar gönüllü olarak bu vazifeyi deruhte etti.

Müstakil Sanayici ve İşadamları (MÜSİAD) Denizli Şubesi Yönetim Kurulu üyesi olarak “Karz-ı Hasen”[1] sandığı ile ilgili çalışmalar yaptı.

İl ve Pamukkale İlçesi Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı mütevelli heyet üyeliği de yapan Erdal Otçu; internet haber sitelerinde ve yerel gazetelerde haftalık köşe yazıları kaleme aldı

Son olarak Temmuz 2019’da Denizli Gönüllü Teşekküller Platformu (DGTP20 ) Başkanlığı görevini üzerine aldı.

Evli ve üç çocuk babasıdır.


[1] Borcu olan ihtiyaç sahibi kişiye haramlardan uzak durması ve harama bulaşmaması için ihtiyacını giderecek meblağı faizsiz olarak ve sırf Allah rızasını kazanmak için temin etmektir.

Devamını Oku

ULUCANLAR CEZA EVİ

ULUCANLAR CEZA EVİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Ankara’ya sempozyuma gittiğimde, önceden gezmediğim fakat gezilecekler arasında yer alan Ulucanlar Cezaevi Müzesine gitmek istediğimde oğlum Derviş Tat bizi oraya götürdü.

Girişte kasavetli bir hava ziyaretcileri karşılıyordu. Dar bir koridoru geçtikten sonra sizi bir avluya çıkarıyor. Avlunun girişinde iki katlı bir bölüm var, o bölüm siyasetçilerin kaldığı yer olduğundan o koğuşa Hilton ismi verilen bir koğuş. Burada altta iki oda, üstte iki oda olmak üzere dört odalı iki katlı bir bina her bir odada ikişer yatak yer almakta.

Avludan sonra sırası ile altı bölümden oluşan bölümlere sırası ile geçitler sayesinde ulaşılmakta.

Her bölümüde koğuşların yanı sıra dehlizler, karanlık ışık yüzü görmeyen hücreler, hücrelerde yapılan işkence sesleri yankılanmakta.

Bazı koğuşlarda bal mumu heykellerle mahkumlar tasvir edilmiş, bazı bölümlerde ise siyasi mahkumların ve ünlülerin cezaevinde kullandıkları eşyalar ve okudukları kitaplar sergilenmekte.

Ziyaretin bitiminde ise ünlülerin ve siyasilerin idamlarının yapıldığı dar ağacı sergilenmekte.

Ulucanlar Cezaevi 1925 ve 2006 yılları arasında, Ankara’nın Altındağ ilçesinin Ulucanlar semtinde faaliyet göstermiş olan bir cezaevidir.

Türk siyasi ve edebi hayatında da önemli bir yere sahip olan Ulucanlar Cezaevi’nin restore edilerek müze ve kültür sanat merkezine dönüştürülmesi projesi Altındağ Belediyesine verilmiş. 2009 yılında başlatılan restarosyon çalışmaları 2010 yılında tamamlanmış

1923 yılında Askeri depo olarak hizmet vermek üzere inşaa edilen bir bina içine kurulan cezaevi, 1925 yılında yapılan tadilatlar ile cezaevi olarak kullanılmaya başlanılmıştır.

68 kuşağının önde gelen isimlerinden; Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, 6 Mayıs 1972 tarihinde cezaevi avlusundaki kavak ağacının altında idam edilmiş. 1980 ihtilalinin ilk infazları da 8 Ekim gecesinde sol görüşlü Necdet Adalı ile sağ görüşlü Mustafa Pehlivanoğlu’nun idam edilmesi de bu cezaevinde gerçeklişmiştir.

13 Aralık 1980’de ise Erdal Eren’e verilen idam cezası burada infaz edilmiştir.

Cezaevinde; Cüneyt Arcayürek, Mahmut Alınak, Fakir Baykurt, Hatip Dicle, Orhan Doğan, Bülent Ecevit, Yılmaz Güney, Nazım Hikmet, Yaşar Kemal, Yavuz Öbekci, Selim Sadak, Sırrı Sakık, Kemal Tahir, Metin Toker, Muhsin Yazıcıoğlu, Leyla Zana gibi çok sayıda ünlü tutuklu ve mahkum kalmış.

29 Eylül 1999’da başlatılan “Hayata Dönüş Operasyonu” sırasında 10 kişi ölmüş, yüze yakın kişi de yaralanmıştır.

Ulucanlar Cezaevi 1 Temmuz 2006’da kapatılmış, daha sonra restore edilerek müzeye dönüştürülmüştür.

Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V) bir hadisinde buyurduğu gibi “Hayatta ders almak adına şu üç şeyi mutlaka ziyaret ediniz. Hastaneleri, Hapishaneleri, Kabiristanlıkları” Hadiste de belirtildiği gibi Ulucanlar cezaevi de ziyaret edilerek ders alınacak yerlerden birisidir.

Değerli okuyucularım yolunuz Ankara’ya düştüğünde mutlaka ziyaret ederek geçmişe yolculuğa çıkmanızda fayda olacağını düşünmekteyim.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.