Metin ALKAN
270 okunma

Metin ALKAN

ABONE OL
16/02/2022 14:51
Metin ALKAN
0

BEĞENDİM

ABONE OL

HAYA (UTANMA VE AR DUYGUSU)

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla Bazı duygular vardır ki, günah ve ayıp sayılan şeyleri yapmamıza engel olur. Bunlardan birisi de sadece insanlara ait olan haya duygusudur. Haya, çekinmek ve utanmak demektir. Namusu muhafaza etmek ve haysiyetini korumaktır. Haya, hoşa gitmeyen şeylerin yahut ta terk edilmesi yapılmasından daha uygun olan bir şeyin yapılması anında yüzünde beliren ince kızarma hali diye tarif edilmektedir. Utanma ve sıkılma anlamlarına da gelen haya, İslam ahlakında çok önemli bir yer tutmaktadır. Haya, kişinin her hususta haddini bilip, onu aşmaması şeklinde de tanımlanabilir. Gerek Allah’a gerekse insanlar karşı kendi konumunu muhafaza etmesi insanın faziletlerindendir. Dini anlamda haya, ar ve tekdiri mucip olan fenalıktan insanın son derece sıkılması demektir. Ragıbül İsfehani hayayı şöyle tarif eder: “Haya, fenalıklar karşısında nefsi tutmak ve kötülüğü terk etmektir.” Haya, imanın en mükemmel derecesidir. İnsanlığın zirvesi, hayatın süsü ve zinetidir. Bu sayede insanlık huzur ve ve rahata erer. Haya, insanın kuvvetli bir imana sahip olduğunu gösterir. Çünkü haya, ancak inanan insanın vasfıdır. İnanmamış bir insan, utanmanın semtine bile uğramamıştır. Utanmak insanların en güzel örneklerinden biridir. Aristo’ya sorarlar: – Kadınlarda en çok hoşa giden şey nedir? Aristo: – Utandığı zaman yüzünde meydana gelen kızartıdır, cevabını verir. Kadın… Çok garip bir mahluk. Garipliği elinden gelen varlık. Haya duygusu ile kızartamadığı yanağını boya ile kızartmakta… Utanmak, normal insan ölçüleri içinde yaşayan her millette, her zaman iyi görülmüş, tavsiye edilmiş, bu duygunun bulunmayışı büyük kusur sayılmıştır. İnsan; pek çok kötülüklerden, insanlardan utandığı için vazgeçer. İslam dini, insanın Allah’tan utanmasına değer verir. Peygamber Efendimiz , Mü’minleri Hak Teâla’dan utanmaya davet etmiş, imanın şubelerinden birinin de utanmak olduğunu bildirmiştir: Ebû Hureyre (ra), Efendimizin şöyle buyurduğunu naklediyor. “İmanın yetmiş yahut altmış bu kadar şubesi vardır, o şubelerin en üst derecesi olanı (La ilahe illallah) sözüdür. En aşağısı da yoldan gelip geçenlere eza verecek şeyleri gidermektir. Haya da imandan bir şubedir. [1] Hintlilerin bir atasözü vardır. Derler ki: – Bir gün mutlu olmak istersen, yeni bir elbise giyin, – Bir ay mesut olmaz isterseniz, bir dava kazanın, – Bir sene mesut olmak isterseniz, evlenin, – Bütün ömrünüzce mesut olmak arzusunda iseniz, namuslu olun. Hayası olmayanların mesut olduğu görülmemiştir. Napolyon’un kız kardeşi Altes, çıplak bir heykelini yaptırdığında nedimelerden bir sorar: – Aman Altes! Böyle çırılçıplak mı poz verdiniz? – Evet. Ne sakıncası var? Odam sımsıcaktı. [2] Rasulüllah şöyle buyuruyor: “Ebu Mesud Ukbe b. Amir el-Ensari el-Bedri (ra)’den rivayet edilmiştir. Efendimiz buyurdu ki: “İnsanların ilk nübüvvetten beri bütün Peygamberlerden duyduğu sözlerden biri; Utanmazsan dilediğini yap sözüdür.” [3] Utanmaya insandan her şey beklenir. Onun dini, imanı da olmadığına göre yapmayacağı kötülük kalmaz. Fakat unutulmamalıdır ki, insanın sadece ekmeğe, yemeğe değil, şerefe de hayaya da ihtiyacı vardır. Bir defa utanç damarı çatladıktan sonra insanın yapamayacağı hiçbir kötülük yoktur. Cemiyetin düzeninin bozulması, ahlaksızlığın alıp yürümesi, yeni yetişmekte olan nesle bol bol fuhuş örneği verilmesi gibi sayıya hesaba gelmeyen mahzurlar, utanç duygusunun ortadan kalkması sonunda meydana gelir. Ediplerden bir şöyle demiştir: “Açıkta işlemekten çekindiği işi yalnızken yapan adam, kendi şahsını değersiz saymış demektir.” [4] Bu söz gerçekten de değerlidir. Çünkü kendi şahsına değer vermeyen kimse yoktur. Ahlaksızlığın en son haddine varan kimseler bile çoğu zaman, insanlıktan, şeref ve haysiyetten, faziletten bahseder. Kendine değer vermeyene değer vermez. Hakaret edene hakaret eder. Edemezse içinde kin kalır. İmam-ı Azam hamama gider. Yıkanmakta iken çırılçıplak bir adam gelir. İmam-ı Azam onu görünce gözlerini yumar. Adam hayasızın biridir. Üstelik alay eder: – Ya İmam! Gözlerinin nurunu ne zaman aldılar? İmam-ı Azam bu münasebetsize şu cevabı verir: – Senin haya perden kaldırılırken. Haya perdesini kaldıranlar, alın damarını çatlatanlar, iffet örtüsünü yırtanlar insanlardan utanmazlar. Şair der ki: “Gecelerin sonundan korkmuyorsan. Her isteğine işle, utanmıyorsan. Dünyada ve yaşayışta hayır kalmaz. Hayayı ortadan kaldırırsan.” Hadis-i Şerifteki “Utanmazsan dilediğini yap” sözü (utanmadığı takdirde sana her şeyi yapmak mübahtır) manasına anlaşılmamalıdır. Çünkü bu şekilde bir anlayış hem Peygamber Efendimizin maksadına uygun düşmez, hem de normal anlayış çerçevesinin hududu aşılmış olur. Hadis-i Şerifi: 1) Utanmazsan dilediğini yap, ama sonunda cezasını da hesaba kat. Çünkü utanç duygusunu yitirmiş olmak, insanı sorumlu olmaktan kurtarmaz. Yapacağın hiçbir kötülük (utanç duygusunu yitirmişti) diyerek, cezasız bırakılmaz. 2) Utanmazsan dilediğini yap, çünkü insanı insan yapan utanç duygusudur. Bu duyguyu yitirdikten sonra senin önüne geçecek, yaptıklarının fena olduğunu vicdanına haykıracak bir kuvvet kalmamıştır. İyi kötü demeden her şeyin mübah olduğunu kabul edecek kadar arsız, hayvanlar kadar hissiz bir kimse olursun, şeklinde anlamak lazımdır. Ümmetin daima ALLAH’tan utanmasını arzu edilen Sevgili Peygamberimiz bir gün ashabına: – “ALLAH’tan gereği gibi utanınız” buyurmuştu. Hadisi rivayet eden Abdullah b. Mesud diyor ki: – Ya Rasulallah! Biz hamdolsun, ALLAH’tan gerçek anlamıyla utanıyoruz, dedik. Efendimiz şöyle buyurdu: – “Hayır, hakikat sizin anladığınız gibi değildir.

METİN ALKAN

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.