İNCİ TANELERİ
1114 okunma

İNCİ TANELERİ

ABONE OL
28/05/2024 16:44
İNCİ TANELERİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Off dersin ve zaman durur… Ne hissedeceğini ne düşüneceğini bilemezsin. Tüm hücrelerine işler sesin tınısı, titreşimi anlam veremediğin bir etki altına alır seni kaybolursun müziğin içinde. Hele o yanık sesin tüyleri diken diken eden yorumu ile içimiz titrer. ‘Off’ anda söyleyebileceğin tek kelimedir, boğulursun düşüncelerde; neden olduğunu sebebini de bilemezsin, sebepsiz bilmediğin yerden en derine tam dibe dalarsın, işte öyle bir şey. Aradığınız bize ulaşılamıyor…

İşte tam da beni bu denli etkileyen ses Songül Güner. Sanatçının sesi büyüleyici bir etki alanına alıyor seni. Yalnızca beni değil aslında dinleyenlerini de etkisi altına aldığı belli ki şu aralar herkesi ekranlara bağlayan ‘İnci Taneleri’ dizisinin de duygusal sahnelerinin fon müziği olmuş. Biz Türkler her ne kadar Avrupai bir yere doğru gidiyor olsak da Anadolu kökenliyiz. Hepimizin kökeni Anadolu’dan geliyor. Halen birçok kişinin yakını, akrabası, büyükleri var Anadolu’da. Bundan mıdır bilinmez yanıktır hepimizin yüreği. Severiz türküleri, hep bir özlem içinde oluşumuzdan mıdır bilinmez, yakınlarımıza, ailemize. Gurbetteyiz hep, ailemize gurbette, yakınlarımıza gurbette, geçmişe gurbette, geleceğe gurbette, çocukluğumuza gurbette, herkese yakın iken kendimize gurbette…Yüreği yanık milletiz biz o yüzden türkülerimiz baş tacımızdır bizim. Kim bilir belki de bu yüzden seviyoruz türküleri, hüznümüzü bırakıyoruz bu türkülere. Bir türkünün melodisine bırakırız bazen kendimizi bazen de bir şiirin dizelerine. Neşeli parçalarla da neşeleniriz. Dengeliyoruz yaşamı kendimizce, hüzün ile neşeyi harmanlayıp yaşayıp gidiyoruz işte. Türkü ne kadar önemli ise bir o kadar da hatta daha fazlası belki de türküyü söyleyen, yorumlayan da önemlidir. Söyleyenin sesi, tınısı ve melodisi alıp götürür bizi bilmediğimiz diyarlara. Songül Güner’in sıra dışı sesi ve yorumu gibi. Hangi dilde hangi tonda olursa olsun etkilenmemek mümkün değil ve bu da bana her zaman müziğin notalarla iletişim kurulan evrensel bir dil olduğunu düşündürür.

Demiş ya büyük usta Neşet Ertaş ‘Nerede bir türkü söyleyen görsen korkma, yanına otur. Çünkü kötü insanların türküsü yoktur.’

İnci Taneleri, (BKM imzalı bir dram dizisi) 25 Ocak 2024 Perşembe günü yayınlanan ilk bölümüyle izleyicisini ekrana kilitledi. Dizi içeriğindeki aile dramı ve Dilber karakterinin Dilber dansları ile uzun süre gündemde kalmayı da sürdürecek gibi görünüyor. Dilber dansının gündemi devam ederken iki bölümde dizinin en alıcı yerinde çalınan ‘Songül Güner Dağlara mı Yazdın’ türküsüyle de gündemde kalmayı sürdürüyor. Başrollerinde Yılmaz Erdoğan, Hazar Ergüçlü, Selma Ergeç, Kubilay Aka gibi ünlü isimlerin oynağı dizide edebiyat öğretmeni Azem, yaşamındaki olumsuzluklardan dolayı dağılan ailesini, hayatını, inci tanelerini toplamak ve yaşamına kaldığı yerden devam etmeye çalışmaktadır. Dizinin ilk bölüm fragmanını izlediğimde kendimce tepki göstererek izlememe kararı almıştım. Dilberin pavyonda yaptığı dilber dansı çok ağrıma gitmişti. Fazlasıyla onur kırıcı ve kadınlara yapılan bir hakaret gibi hissetmiştim. Kadınların bir eğlence amacıyla bir obje, bir meta olarak yansıtılması ve görülmesi canımı sıkmıştı. Hemcinslerime yapılan bir değersizleştirme gibi duygular içine girdim ve böyle yorumladım kendi içimde. Sonrasında merakımı da yenemeyerek diziyi izlemeye başladım. Diziyi izledikçe aslında yaşamın tamda içinde olan, olağan yaşamların hayat hikayelerinin insanlara sunumu olduğunu gördüm. Bunlar hayatın gerçeği, farklı yaşamların, yaşadıkları zorlukların farkındalığını yarattı bize. Dizinin aslında ne kadar derin mesajlar verdiğini, yaşanan aile dramlarını insanın yüzüne tokat gibi yapışan mesajlarla, izleyicinin dikkatini bu yaşamlara çektiğini gördüm. Bilmediğimiz yerlerde bilmediğimiz hayatlar…

Senaryosunu Yılmaz Erdoğan’ın kaleme aldığı dizinin kadrosu da bu kadar güçlü ve derin olunca, hayat okulundan alınacak olan hayat dersleri çıkıyor karşımıza, gerçek hayat senaryolarından dizi senaryolarına. Her bölümde ekrana yine nasıl bir hayat mesajı verecek diye bağlanmak kaçınılmaz oluyor. Yönetmenliğini Şenol Sönmez’in yaptığı ‘İnci Taneleri’ ilk bölümünden itibaren ilgi odağı olmaya devam ediyor.

Dizide geçen hayat dersi niteliğindeki ilgimi çeken diyaloglardan bazıları:

Dilber: Kimse kendisine benzemiyor ki zaten.

Azem: Kimse kendisine benzemiyor, doğru.

Dilber: Bence sen sana benziyorsun.

Azem: Bence sen de sana çok benziyorsun.

-Azem: Ben artık ait olmadığım bir yerde bulunmak istemiyorum.

-Dilber: Buraların insanı değilim diyorsun. Ben de değilim. Ben nerenin insanıyım peki? Bana yer var mı bu dünyada?

Ve yine dizide geçen başka bir mesaj:

‘Gençlik çok güzel bir şey ama gençlerin elinde heba oluyor.’ demiş Oscar Wilde.

İçinde iken hoyratça kullanılan, değeri bilinmeyen harcanan gençlik zamanları. Her şeyde olduğu gibi gençliğin de kıymetini kaybedince, gençlik gidince anlıyor insanoğlu. Genç olsaydım neler yapardım ile başlayan pişmanlık cümleleri…

Hiç birimizin yabancı olmadığı bu sözler, kendimize geç kalmışlık.

Böyle bir duygu içinde olduğum ve zamanında yazdığım şu dizeler de benim zamanı nasıl su misali geçirdiğime, kendime yaptığım bir siteme, herkese yetişirken kendime geç kalmışlığa ithaf ediyor:

‘Kendime geç kaldım diye düşünüyorum bazen, zamanı geriye alıp kendime yetişmek istiyorum…’

Kısacası başlarda tepki gösterdiğim diziyi derin anlam yüklü konusu ve dersleriyle keyifle izler oldum. Dizideki küçük cümlelerde kocaman anlamlar, derin hayat dersleri var aslında. Maskeli yüzler, kendimizi ait hissetmediğimiz alanlar gerçekte nereye ait olduğumuzun sorgusu. Dizi aslında küçük ve değerli anıları temsil ederek, hayatın küçük detaylarının aslında ne kadar önemli olduğunun altını çiziyor.

Uzun yılların ardından ekrana ‘İnci Taneleri’ ile dönen Yılmaz Erdoğan, merakla bekleyen izleyicilerin beklentilerini farklılık yaratan bir proje karşımıza çıktı. Dizide karakterlerin yaşadığı deneyimler, verilen ince detaylar ve mesajlar hayatın anlamını sorgulatıyor ve derin düşüncelere yol açıyor. Dizinin izleyenlerini ekrana bağlayan bir diğer tarafı ise derin aile bağlarının, hüzün ve mizahı harmanlayarak aile bireylerinin yaşadığı sorunların ve ne olursa olsun aile olarak kalabilmenin müsaadesinin en çarpıcı haliyle duygudan duyguya geçişini yaşatıyor izleyenlere.

Azem’in inci kolyesinden dağılan inci tanelerini toplayıp tekrar ailesini bir araya getirebilecek mi gelecek bölümler de neler olacak hep birlikte merakla bekliyoruz.

‘Yüreğinde bir inci tanesi var: Masumluk. Ve inciler çamura düşmekle inciliklerini kaybetmezler.’ Victor Hugo.

Sevgiyle, hoşça ve güzelliklerle kalın…

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.