<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>islam Archives - Horoz Medya</title>
	<atom:link href="https://www.horozmedya.com/etiket/islam/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.horozmedya.com/etiket/islam/</link>
	<description>Haberin Adresi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 04 Oct 2022 05:53:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>

<image>
	<url>https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2022/05/cropped-horoz-32x32.png</url>
	<title>islam Archives - Horoz Medya</title>
	<link>https://www.horozmedya.com/etiket/islam/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İSLAMDA; KARABORSA (İHTİKAR) HARAMDIR. KAZANCI DA HARAMDIR..</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/islamda-karaborsa-ihtikar-haramdir-kazanci-da-haramdir-2/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/islamda-karaborsa-ihtikar-haramdir-kazanci-da-haramdir-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metin Alkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Oct 2022 05:53:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[haram]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[karaborsa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=33397</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla Hz. Ömer (R.a) anlatıyor: &#8220;Resulullah (S.a.v) buyurdular ki: &#8220;Malını satışa arzeden rızka erer, muhtekir (pahalanması için satmayıp bekleten)de lanete uğrar.&#8221; Hz. Ömer (R.a) anlatıyor: &#8220;Resullullah (S.a.v)&#8217;ı işittim, buyurdular ki: &#8220;Müslümanlara bir gıda maddesinde ihtikarda bulunanı Allah Teala hazretleri cüzzam ve iflasa mahkum eder.&#8221; İslam Toplumunda Karaborsa (İhtikar) Haramdır. Karaborsa, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/islamda-karaborsa-ihtikar-haramdir-kazanci-da-haramdir-2/">İSLAMDA; KARABORSA (İHTİKAR) HARAMDIR. KAZANCI DA HARAMDIR..</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla Hz. Ömer (R.a) anlatıyor: &#8220;Resulullah (S.a.v) buyurdular ki: &#8220;Malını satışa arzeden rızka erer, muhtekir (pahalanması için satmayıp bekleten)de lanete uğrar.&#8221; Hz. Ömer (R.a) anlatıyor: &#8220;Resullullah (S.a.v)&#8217;ı işittim, buyurdular ki: &#8220;Müslümanlara bir gıda maddesinde ihtikarda bulunanı Allah Teala hazretleri cüzzam ve iflasa mahkum eder.&#8221; İslam Toplumunda Karaborsa (İhtikar) Haramdır. Karaborsa, bir malın fiyatının artması için piyasadan çekilmesi, stok edilmesi, satılmaması ve fiyatı artınca satılmasıdır. Ticarette normal kâr helâldir. Fakat, ticaretin gayesi her ne pahasına olursa olsun kâr, hele aşırı kâr elde etmek değildir. İslâm&#8217;ın haram kıldığı aşırı kâr yollarından biri de karaborsadır. Karaborsanın insanlara pek çok zararı vardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz: Piyasada sun&#8217;î darlık meydana getirmek, tüketimi sun&#8217;î olarak artırmak, bu vesîleyle enflasyonu yükseltmek, fazla fiyatla tüketicinin mağdur edilmesi, alıcı-satıcı arasındaki itimat, iyi niyet, sevgi ve saygının ortadan kalkması&#8230; Birkaç kişinin aşırı para kazanması için buna başvurması, günah sayılmıştır. Peygamberimiz karaborsacıyı şöyle tehdid eder. &#8220;Pazara mal getiren rızıklandırılmış; ihtikar (stok ve karaborsa) yapan lânetlenmiştir.&#8221; (İbn-i Mâce, Ticaret, 6). İhtikâr dînen haramdır. Bazı müctehidler ihtikarın sadece insan ve hayvan yiyeceklerinde olduğunu kabul etmişlerdir.</p>



<p>Yukarıda geçen hadîste ise genel bir ifade vardır; yani insanın bütün ihtiyaçlarını içine almaktadır. Buna göre yiyecek maddesi dışında kalan diğer ihtiyaç maddeleri de, karaborsacılığın sınırı içine girmektedir. Çiftçinin ürettiği malı bekletmesi ise ihtikar değildir. Çiftçi emeğini değerlendirmek için bekletebilir. Fakat o mala aşırı bir ihtiyaç duyulursa piyasaya sürmesi daha iyidir. İslam’ın mübadeleye getirdiği esaslardan birisi de ekonomik ifade ile karaborsa diyebileceğimiz ihtikâr veya spekülasyondur. İhtikâr yapmak Peygamber’in hadisleriyle haram kılınmıştır. Bu, malı daha yüksek bir fiyatla satmak için piyasaya sürmeyip depolarda stok yaparak değerinin üstünde satmak suretiyle aşırı kazanç sağlamak amacıyla yapılan hileli bir işlemdir. Başka bir deyişle ihtikâr, fiyatların yükselmesini bekleyerek halkın muhtaç olduğu malları satmayıp depolarda istif edip saklamaktır.[1 Mustafa Çağırıcı, İslam Üzerine Düşünceler, s. 57; Kamil Miras, Tecrid, VI, 448; E. İ. Kureşi, a.g.e., s. 84.] buyurdu.</p>



<p>“Malı piyasaya sürüp satan kazanır, saklayıp stok eden ise lanetlenir.”[4 İbn Mace, Ticaret, 6, 12.] “Kim fiyatların yükselmesini ümit ederek Müslümanlara ihtikâr yaparsa hata etmiştir.”[5 Müslim, Musakat, 130, 139; Ebu Davud, Büyu, 47; Heysemi, a.g.e., IV, 101.]</p>



<p>Faiz nasıl haksız bir kazanç ise ihtikâr da haksız bir kazançtır. Aslında ihtikar, özellikleri itibariyle faize benzemektedir. Çünkü bekletilen mala hiçbir ilave yapılmadığı halde sadece zamanın geçmesiyle fiyatı yükselmektedir. Zaten spekülasyon Arap Yarımadasında geniş çapta faizle beraber yaygın bir durumdaydı. Gerek yiyecek maddelerinde ve gerekse diğer mallarda dünyanın çeşitli yerlerinde zaman zaman meydana gelen sıkıntılarda yüksek kar peşinde koşan ihtikârcıların önemli rolü vardır. Kureyşi, eserinde ihtikâr-karaborsa ile ilgili olarak şunları söylemektedir: Karun, Musa’nın vatandaşlarından biriydi; onlara (mali açıdan) zulmetti [7 Kasas 28/76.] ayetinin tefsirinde Elmalılı, Firavun’un, siyasi zulüm ve istibdadın sembolü (alemi), Karun’un ise mali istibdat ve ihtikarın sembolü olduğunu ifade ettikten sonra, Karun kıssasının muhtekir bir kapitalist kıssası olduğunu söylemektedir.[8 Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dini, V, 3755. 268 Nisa 4/29. 269 Ahmed b. Hanbel, Müsned V, 72. 270 Kasani, Bedayi, V, 129.] Netice olarak İslam dini faizi haksız kazanç saydığı gibi karaborsa adı verilen ihtikârı da bir haksızlık kabul ederek yasaklamıştır. Öyleyse karaborsa ve spekülasyondan para kazanmak haramdır. Allah CC selamı bereketi Rahmeti üzerinize olsun.</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/islamda-karaborsa-ihtikar-haramdir-kazanci-da-haramdir-2/">İSLAMDA; KARABORSA (İHTİKAR) HARAMDIR. KAZANCI DA HARAMDIR..</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/islamda-karaborsa-ihtikar-haramdir-kazanci-da-haramdir-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EZAN VE İSLAM</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/ezan-ve-islam/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/ezan-ve-islam/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metin Alkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Sep 2022 06:38:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[ezan]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=31318</guid>

					<description><![CDATA[<p>Abdullah bin Amr bin Âs (r.a), Resûlullah Efendimiz’in şöyle buyurduğunu işitmiştir: “Müezzinin ezan okuduğunu duyduğunuzda, söylediklerinin aynısını siz de tekrar edin. Sonra bana salevat getirin. Çünkü kim bana bir salevat getirirse, Allah buna karşılık ona on defa salât eder. Daha sonra benim için Allah’tan «Vesîle»yi isteyin. Vesîle, cennette Allah’ın kullarından bir tek kişiye nasîb olacak [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/ezan-ve-islam/">EZAN VE İSLAM</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Abdullah bin Amr bin Âs (r.a), Resûlullah Efendimiz’in şöyle buyurduğunu işitmiştir: “Müezzinin ezan okuduğunu duyduğunuzda, söylediklerinin aynısını siz de tekrar edin. Sonra bana salevat getirin. Çünkü kim bana bir salevat getirirse, Allah buna karşılık ona on defa salât eder. Daha sonra benim için Allah’tan «Vesîle»yi isteyin. Vesîle, cennette Allah’ın kullarından bir tek kişiye nasîb olacak bir makamdır. O kulun ben olacağımı umuyorum. Kim benim için Vesîle’yi isterse, ona şefaatim vâcip olur.” (Müslim, Salât, 11) 2- Câbir bin Abdullah Hazretlerinden rivâyet edildiğine göre Resûlullah şöyle buyurmuştur: “Kim ezanı işittiği zaman: «Ey şu mükemmel dâvetin ve kılınacak namazın Rabbi olan Allah’ım! Muhammed (s.a.v)’e “Vesîle”yi ve fazileti ver. Onu, kendisine vaad ettiğin “Makâm-ı Mahmûd”a ulaştır» diye dua ederse, kıyamet gününde o kimseye şefâatim vâcip olur.” (Buhârî, Ezân, 8; Tefsîr, 17/11. Ayrıca bkz. Ebû Dâvûd, Salât, 37/529; Tirmizî, Salât, 43/211; Nesâî, Ezân, 38/678; İbn-i Mâce, Ezân, 4) 3- Sa’d bin Ebû Vakkas Hazretlerinden rivâyet edildiğine göre Resûlullah şöyle buyurmuştur: “Kim müezzini işittiği zaman: «Tek olan ve ortağı bulunmayan Allah’tan başka ilâh olmadığına, Muhammed’in (s.a.v) O’nun kulu ve Resûlü olduğuna şahitlik ederim. Rab olarak Allah’tan, Resûl olarak Muhammed’den (s.a.v), din olarak İslâm’dan râzı oldum» derse, o kimsenin günahları bağışlanır.” (Müslim, Salât, 13. Ayrıca bkz. Tirmizî, Salât, 42/210; Nesâî, Ezân, 38/677; İbn-i Mâce, Ezân, 4) 4- Ebû Hüreyre’den (r.a) nakledildiğine göre Resûlullah Efendimiz şöyle buyurmuştur: “İnsanlar ezan okumanın ve namazı birinci safta kılmanın ne kadar faziletli olduğunu bilseler ve sonra da kur’a çekmekten başka çare bulamasalardı, muhakkak bunlar için aralarında kur’a çekerlerdi.” (Buhârî, Ezân, 32, 9, Şehâdât 30; Müslim, Salât 129)</p>



<p>&nbsp;HADİSLERİN AÇIKLAMASI</p>



<p>Kulluğun esâsı, Allah’a saygı göstermektir. Saygı hâli ne kadar kusursuz olursa kulluk da o nisbette kemâl bulur. Allah’ın yeryüzünde bazı nişâneleri (şeâiri) vardır ki, onlara hürmet ve muhabbet beslemek, Allah’ı sevip O’na tâzimde bulunmak mânâsına gelir. O alâmetlere saygısızlık ise, Allah’a saygısızlık anlamı taşır. Bunlar; Kur’ân-ı Kerim, Kâ’be, Peygamber, ezan, namaz, kurban, Safâ ve Merve gibi, Allah’a yakınlık hissi uyandıran alâmet ve işaretlerdir. Cenâb-ı Hak, yeryüzüne koyduğu bu alâmetlere hürmetsizlikten kaçınmayı emretmiştir.[1] Onlara tâzimde bulunup hürmet edenlerin ise, hayra nâil olacağını bildirmiştir. Âyet-i kerimelerde şöyle buyrulur: “Her kim, Allah’ın hürmet edilmesini istediği şeylere saygı gösterirse, bu, Rabbinin katında kendisi için daha hayırlıdır.” (Hac 22/30) “Kim de, Allah’ın şeâirine ta’zîm gösterirse, şüphesiz bu, kalplerin takvâsındandır.” (Hac 22/32)</p>



<p>EZAN DAVETTİR</p>



<p>İslâm’ın mühim alâmetlerinden biri de ezandır: Ezan vasıtasıyla, İslâm’ın esasları günde beş defâ yüksek sesle ilân edilerek kâfirler imana, Müslümanlar da cemaatle ibadete ve birlikberâberliğe dâvet edilmektedir. Bir yerde ezan okunduğunda, orada Müslümanların varlığı ve o bölgenin İslâm toprağı olduğu ilân ediliyor demektir. Bu yönüyle ezan, târih boyunca fetih ve zaferlerin vazgeçilmez bir unsuru olmuştur. Yeni fethedilen bir memleket, okunan fetih ezanıyla İslâm diyârı hâline dönüşmüş, Resûlullah, herhangi bir beldenin Müslüman olup olmadığını, ezanla tesbit etmiştir.[2]</p>



<p>Aslî lisânıyla okunan ezan, hangi dili konuşursa konuşsun bütün Müslümanlar tarafından dünyanın her yerinde rahatça tanınabilir ve mesajı kolayca anlaşılır. Ezan, Peygamberlik vazifesinin bir devamıdır. Çünkü o, dînin en büyük rüknü ve bütün ibadetlerin esası olan namaza çağrıdır.</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/ezan-ve-islam/">EZAN VE İSLAM</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/ezan-ve-islam/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İSLAMDA AYIP: VE UYARAK KAZANDIRDIKLARI, KAYBETTİRDİKLERİ…</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/islamda-ayip-ve-uyarak-kazandirdiklari-kaybettirdikleri/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/islamda-ayip-ve-uyarak-kazandirdiklari-kaybettirdikleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Aug 2022 21:15:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[kusur]]></category>
		<category><![CDATA[leke]]></category>
		<category><![CDATA[rahman ve rahim olan allahın adıyla]]></category>
		<category><![CDATA[utanç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=28712</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla Eksiklik, leke, kusur, utanç veren söz ve davranış anlamına gelen ayıp, bir ahlâk terimi olarak İslâm toplumunun ortak ve objektif ahlâk kurallarına aykırı olan, başkaları tarafından kınanan tutum ve davranışlar demek- (l) Başka bir ifade ile ayıp; bir insanın, ahlâk, din veya daha genel anlamıyla kamusal ya da toplumsal [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/islamda-ayip-ve-uyarak-kazandirdiklari-kaybettirdikleri/">İSLAMDA AYIP: VE UYARAK KAZANDIRDIKLARI, KAYBETTİRDİKLERİ…</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla Eksiklik, leke, kusur, utanç veren söz ve davranış anlamına gelen ayıp, bir ahlâk terimi olarak İslâm toplumunun ortak ve objektif ahlâk kurallarına aykırı olan, başkaları tarafından kınanan tutum ve davranışlar demek- (l) Başka bir ifade ile ayıp; bir insanın, ahlâk, din veya daha genel anlamıyla kamusal ya da toplumsal değerlere ve anlayışa aykırı olarak sergilediği ve duyulmasını arzu etmediği davranış veya tutuma denir. Ayıp . olarak görülen bir davranış, genellikle, benimsenen ve yararına inanılan sosyal kuralların ihlâline yol açtığı için, hukukî bir yaptırımı bulunmasa bile ayıplama ve yerme diye adlandırılan dinî-sosyal yaptırımlarla karşılaşır ve bunlar o kimsede pişmanlık ve utanma duygularını doğurur ve kişinin bu kusurlarını düzeltmesine vesile olur. İnsan yaratılışı itibariyle doğru, isabetli davranışlar sergilemeye elverişli olduğu gibi zaman zaman isteyerek ya da istem dışı hata, kusur ve ayıp olarak nitelendirilebilecek türden davranışlar sergilemeye de müsaittir. İslâmî öğretide, haya ve edep duygusu, dinin vazgeçilmezi olan imân ile ilintilendirilmiş ve bu duygu mü’minin zineti kabul edilmiştir. Buna karşın haya ve edepten nasipsizlik ise, genelde İslâm, özelde imânı istenilen düzey ve derecede özümsememeye bağlanmıştır. Nitekim bu hususlar, Hz. Peygamber (s.a.s.)’in, “Haya İmândandır.” sözüyle temellendirilebilir. Dini, ideolojisi her ne olursa olsun ahlâkî ve İnsanî değer ve faziletlerin, dejenere olduğu, erdem ve faziletin özlemle arandığı çağımızda Hz. Peygamber’in bu sözünde anlamını bulan hayaya birey ve insanlık alemi olarak ne kadar da muhtacız. İlimde, siyasette, bireysel ve toplumsal hayatımızda haya duygusuna, ne derece muhtaç olduğumuzu insaf sahibi ve ahlakî değerler adına güzeli hedefleyen her insan kabullenecektir. Haya, insanı insan yapan değerlerin içselleştirilmesi başka bir deyimle öznelleştirilmesidir. Haya, vizyongönül, gönül-vizyon birliktelik ve diyalogunun dışa yansımasıdır. Şu kadar var ki, hayasızlığın toplumda yayılmasını isteyenler, o topluma karşı en büyük saygısızlığı işlemiş olurlar. Kur’an-ı Kerim de, “Müminler arasında hayasızlığın yayılmasını arzu edenlere, işte onlara, dünya ve ahirette can yakıcı azab vardır.” buyurulmaktadır. insanlara iftira etmek, onlara ahlâksızlık isnadında bulunmak da hayasızlığın bir başka türüdür. Bütün hak dinlerin temel hedefi, ahlâk ve erdemin öncelikli olduğu toplumsal bir yapı kurmak olmuştur. Nitekim Hz. Peygamber’in “Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim “‘hadisi de İslâm’ın ahlaklı bir toplum öngördüğünün belli başlı esaslarındandır. Ayrıca alemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Peygamber’in ahlâkına, Kur’an’da vurgu yapılması, onun ahlâkının ön plana çıkarılması, İslâm’ın bu konudaki anlayışına ışık tutacak ve yön verecek yegane argümanlardır.</p>



<p>Öyle ya, ahlâksızlığın, fıtratı bozulmamış toplumlarda kabul görmesi mümkün mü? Ahlâkı güzel kimseler, tarihi süreç içinde kendilerinden hep övgüyle söz edilen insanlar değil midir? Onları ölümsüzleştiren ve bu övgüye layık kılan ne fizikî yapılan ne zenginlikleri ne de bulundukları makam olmuştur. İnsan her ne kadar Allah’ın mükemmel bir biçimde yarattığı varlık olsa da zaman zaman bilerek ya da bilmeyerek hata, kusur ve ayıp olarak nitelendirilebilecek türden davranış ve tutumlar sergileyebilir. Ömür sürecinde hemen herkesin bu tür bir davranış veya tutum sergilemesi olağandır. Zaten Hz. Peygamber, “Bütün insanlar hata yapar, hata yapanların en hayırlısı ise hatasından dönendir&#8221;15’ sözüyle bu hususa dikkat çekmiştir. İslâm’da kişilerin sergilemiş olduğu bu tür menfi davranışların, araştırılması ve ifşa edilmesi değil, örtülmesi teşvik edilmiş, emredilmiştir. Hz. Peygamber (s.a.s.), “Bir kul bu dünyada başka bir kulun ayıbını örterse, kıyamet gününde Allah da onun ayıbını örter. (”6) buyurmuştur. Herkesin anasından, babasından ve bütün yakınlarından, dostlarından kaçacağı,7 her şeyin ayan beyan meydana çıkacağı o büyük günde her insanın ortaya çıkmasını hiç de istemediği ayıp ve kusurları olabilir. Eğer o gün ayıp ve kusurlarımızın kapanmasını arzu ediyorsak, bu- gün ayıplarının kapanmasını isteyen insanlar; yardımcı olmamız gerektiği bilinciyle hareket etmeliyiz. Sergileyeceğimiz davranışların dünyevî ve ahlâkî boyutu bir tarafa uhrevî boyutta da birtakım kazanımla elde edeceğimizi asla göz ardı etmemeliyiz. Şunu unutmayalım ki, o gün, bu tür kazanımlara ifade edemeyeceğimiz derecede muhtaç olacağız. Gerçek şu ki o gün bu günden kazanılır, bu günden kaybedilir. Ne kadar ayıp ve kusur örtebilirsek, o gün o kadar ayıp ve kusurumuzun örtüleceğini düşünmeliyiz. İnandığımı; kutsal değerler ekseninde ayıp ve kusurları ifşa etmenin değil örtmenin erdem olduğunu asla unutmamalıyız. Dinimiz İslâm, insanların ayıp ve kusurlarımı araştırılmasını, onların gizli hal ve özel hayatlarımı deşifre edilmesini yasaklamıştır. Buna karşın, dinimiz bir kimsenin ayıplarını, kusur ve hatalarını örtmeyi ahlâkî bir fazilet olarak telakki etmiştir. Şu kadar var ki örtülmesi istenilen ve Allah’ın da kıyamet gününde örteceği ayıp, kusur ve hatalar, kul hakkına taalluk etmeyen, zulüm ve haksızlık olmayan, söylenilmesi halinde kimseye fayda sağlamayan türden ayıp, hata vı kusurlardır. Bu tür günah, hata veya kusurlara muttali olanların bunları gizlenmesi dinen caiz değildir. Çünkü bu tür günah ve kusurların gizlenmesinde, başkalarının mağduriyeti söz konusudur. Dinimiz, hata, kusur veya kuralları ihlal eden kimselere öngörülen yaptırımların uygulanması esnasında; dahi, İslâm,’ın “rahmet ve insanın saygınlığı&#8221; prensiplerinin göz önünde bulundurulmasını önerir. Aktaracağımız şu olay bu gerçeği yansıtmaktadır. Hz. Peygamberin huzuruna şarap içmiş bir adam getirilmiş Resûlullah da gerekli cezanın tatbik edilmesini emi buyurmuştu.</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/islamda-ayip-ve-uyarak-kazandirdiklari-kaybettirdikleri/">İSLAMDA AYIP: VE UYARAK KAZANDIRDIKLARI, KAYBETTİRDİKLERİ…</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/islamda-ayip-ve-uyarak-kazandirdiklari-kaybettirdikleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KARMATİLERİN İSLAMA VERDİĞİ ZARARLAR</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/karmatilerin-islama-verdigi-zararlar/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/karmatilerin-islama-verdigi-zararlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metin Alkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Apr 2022 21:56:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[ali imran suresi]]></category>
		<category><![CDATA[düşman]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[karmatiler]]></category>
		<category><![CDATA[kufe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=16294</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla Al-i İmran Suresi, 103. ayet:” Allah&#8217;ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah&#8217;ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz O&#8217;nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/karmatilerin-islama-verdigi-zararlar/">KARMATİLERİN İSLAMA VERDİĞİ ZARARLAR</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla Al-i İmran Suresi, 103. ayet:” Allah&#8217;ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah&#8217;ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz O&#8217;nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini böyle açıklar.” Karmatîler (Karâmita), Kûfe’deki İsmâilî dâîsi Hamdân b. Eş‘as Karmat’a nisbetle bu adı almışlardır. İbn Manzûr onları ayrı bir kavim olarak tanıtır 869 yılı olaylarını anlatırken Karmâtiyyûn diye anılan Zenci isyanının destekçisi bir gruptan bahseder . Mes‘ûdî ile Makdisî ise Karmatîler’in bir Sudan halkı olduğunu belirtirler. Bu özellikleri dikkate alan bazı çağdaş araştırmacılar Karmatîler’in, söz konusu halkın Herodotos’un da zikrettiği Libya’dan getirilen Garamalılar yahut Garamantlar olduğunu ve adlarının Arap diline Karâmita yahut Karmatiyyûn şeklinde geçtiğini ileri sürmektedirler. Karmat isminin Sevâd bölgesindeki Benî Ukayl’in kolu Benî Karmat’tan geldiği, Karmatîler’in ve liderleri Hamdân’ın Arap asıllı olduğu da rivayet edilmektedir . Louis Massignon ismin Vâsıt’taki mahallî Ârâmî lehçesinde “gizleyen, hileci” anlamındaki kurmatâdan , Wladimir Ivanow ise Aşağı Mezopotamya’da “köylü ve çiftçi” yerine kullanılan karmita yahut karmutadan geldiğini düşünmektedir. Mümtehine Suresi, 1. ayet: “Ey iman edenler, Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları veliler edinmeyin. Siz onlara karşı sevgi yöneltiyorsunuz; oysa onlar haktan size geleni inkar etmişler, Rabbiniz olan Allah&#8217;a inanmanızdan dolayı elçiyi de, sizi de (yurtlarınızdan) sürüp-çıkarmışlardır. Eğer siz, Benim yolumda cihad etmek ve Benim rızamı aramak amacıyla çıkmışsanız (nasıl) onlara karşı hala sevgi gizliyorsunuz? Ben, sizin gizlediklerinizi ve açığa vurduklarınızı bilirim. Kim sizden bunu yaparsa, artık o, elbette yolun ortasından şaşırıp-sapmış olur.” Genel kabule göre Karmatîler 869 yılında Abbâsîler’e karşı düzenlenen Zenci isyanı sırasında ortaya çıkmışlardır. Hareketin kurucusu olarak kabul edilen Hamdân, Sâbiîliğe mensup olup Kûfe yakınlarındaki Dûr köyündendir ve büyük ihtimalle 877-78’de Abdullah b. Meymûn’un yahut oğlu Ahmed’in dâîlerinden Hüseyin el-Ahvâzî’nin telkinleriyle İsmâiliyye hareketine katılmış, onun ölümünden ya da Sevâd bölgesini terketmesinden sonra İsmâiliyye’nin o bölgedeki dâîsi olmuştur. Ancak Karmatî hareketi onunla sınırlı tutulmamış, döneminde veya daha sonra çıkarılan bütün ayaklanmalar Karmatîler’e mal edilmiş, bazan da Fâtımî-İsmâilî hareketi Karmatîlik olarak nitelendirilmiştir. (İsmâiliyye) dâîsi olan Hüseyn el-Ahvazî’nin sapık fikirlerinden etkilenen Hamdan Karmat, Kûfe’de tüccarlık yapardı. Hüseyn el-Ahvezî’nin ölümünden sonra yerine geçerek bâtını sapık fırkasının fikirlerini yaymaya başladı. Hamdan Karmat, 870 (H. 260)’da Küfe yakınında Dâr-ül-hicre adını verdiği bir konak yaptırdı.<br>Burayı müstahkem bir sığınak hâline getirip, tarafdârlarının merkezi olarak kullandı. Câhil halkı ve Abbasî idaresine karşı olanları etrafına toplayıp, bugünkü komünizmde bulunan mülkiyette ortaklık fikrini savundu. Zenginlerin malını paylaşmayı, halk arasında fakir-zengin ayrılığını ortadan kaldırmayı gaye edinen Karâmita veya Karmatiyye sapık yolunu kurdu. On iki imâma inanan şiîlerin arasında, kaybolan son imâmın pek yakında Mehdî olarak döneceği propagandasını yayarak tarafdâr buldu. Sapık fikirlerini kısa zamanda bütün Irak’ta yayan Hamdan Karmat’ın etrafında oldukça kalabalık bir halk toplandı. Ona tâbi olanlara Karâmita veya Karmatî denildi. İslâm dîninin emir ve yasaklarının bir çoğunun yersiz ve geçersiz olduğunu söyledi. En yakın yardımcısı ve kayınbiraderi olan Abbân ile birlikte halkı Abbâsîlere karşı isyana teşvik edip, 890 (H. 227)’de ilk Karmatî isyanını başlattı. Bu sırada Hamdan Karmat öldü. İsyan kısa zaman içinde yaygınlaştıysa da uzun mücâdelelerden sonra, Aşağı Mezopotamya’da çok kanlı bir şekilde bastırıldı. Fakat Karmatîlerin Ahsâ’daki temsilcisi Ebû Sa’îd el-Hasen el-Cennâbî, 899 (H. 286)’da Ahsâ’yı ele geçirerek burada müstakil Karâmita Devleti’ni kurdu. Bu bölgede bulunan Ehl-i sünnet müslümanlara zulm edip, şehîd ettiler. Beldeleri harâb edip, hac yollarını kestiler ve hacıları soydular. 931 (H. 319)’da Bakara Suresi, 196. ayet: “Haccı ve umreyi Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve buna benzer nedenlerle) kuşatılırsanız, artık size kolay gelen kurban(ı gönderin). Kurban yerine varıncaya kadar başlarınızı traş etmeyin. Kim sizden hasta ise veya başından şikayeti varsa, onun ya oruç ya sadaka veya kurban olarak fidye (vermesi gerekir). Güvenliğe kavuşursanız, hacca kadar umre ile yararlanmak isteyene, kolayına gelen bir kurban(ı kesmek gerekir). Bulamayana da, haccda üç gün, döndüğünüzde yedi (gün) olmak üzere, bunlar, tamı tamına on (gün) oruç vardır. Bu, ailesi Mescid-i Haram&#8217;da olmayanlar içindir. Allah&#8217;tan korkun ve bilin ki Allah, muhakkak cezası pek çetin olandır.” Mekke-i Mükerremeyi işgal edip Mekke’ye girerek Mekke emiri ve beraberindekileri kılıçtan geçirmiştir. Hacıların bir kısmını öldürerek cesetlerini zemzem kuyusuna atmış, Kâbe’nin kapısını sökmüş ve örtüsünü alarak ashabı arasında paylaştırmış, Hacerü’l-Esved’i Ahsâ’ya götürmüştür. Yirmi yıl kadar sonra Fatımî hükümdarı el-Mansûr’un isteği üzerine tekrar eski yerine koydular. Zaman zaman Kuzey Afrika ve Mısır’da bulunan Fâtımîlerle de mücâdele eden Karmatîlerin iktidarı, Bahreyn bölgesinde 983 (H. 372)’ye kadar sürdü. Hükümetleri yıkılan Karmatîler, çeşitli yerlere dağılarak gizlendiler ve sapık fikirlerini çeşitli adlar altında yaymaya devam ettiler.Onlar devamlı Allah CC yu muhalefet ettiler. İslamı engellediler, Müslümanları katlettiler. Allah CC selamı bereketi Rahmeti üzerinize olsun…</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/karmatilerin-islama-verdigi-zararlar/">KARMATİLERİN İSLAMA VERDİĞİ ZARARLAR</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/karmatilerin-islama-verdigi-zararlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>METİN ALKAN / KAFİRLERİN ALLAH CC İNDİNDE DURUMU</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/metin-alkan-kafirlerin-allah-cc-indinde-durumu/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/metin-alkan-kafirlerin-allah-cc-indinde-durumu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metin Alkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Mar 2022 21:57:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[kafir]]></category>
		<category><![CDATA[müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[şirk koşmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=13974</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla Müslümanın, her hâlinde Müslüman gibi olması, Müslüman gibi davranması, Müslüman olmayanlarla aynı ortak paydalarda buluşmaması İslâm’ın önemli konularından biridir. Allah (Celle Celâluhû) kâfirleri sevmediği gibi, üzerinde kâfir alâmetleri bulunanları, kafirlerin halleri ve tavırları üzere hayatlarını yaşayanları da sevmemektedir. Bu hususta kadim kitabımızda bulunan şu âyet-i kerîme defalarca okunmalıdır:“O (şirk [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/metin-alkan-kafirlerin-allah-cc-indinde-durumu/">METİN ALKAN / KAFİRLERİN ALLAH CC İNDİNDE DURUMU</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla Müslümanın, her hâlinde Müslüman gibi olması, Müslüman gibi davranması, Müslüman olmayanlarla aynı ortak paydalarda buluşmaması İslâm’ın önemli konularından biridir. Allah (Celle Celâluhû) kâfirleri sevmediği gibi, üzerinde kâfir alâmetleri bulunanları, kafirlerin halleri ve tavırları üzere hayatlarını yaşayanları da sevmemektedir. Bu hususta kadim kitabımızda bulunan şu âyet-i kerîme defalarca okunmalıdır:“O (şirk koşarak) zulüm işlemiş olan kimselere (, onlar gibi giyinip kuşanmak ve kendilerine değer vermek gibi basit gördüğünüz şeylerle de olsa) en ufak bir meyil dahi göstermeyin, sonra (onları yakacak olan) o ateş size de dokunur. Sizin için Allâh’tan başka yardımcılar da yoktur (ki sizi O’nun azâbından koruyabilsin)! Sonra (kâfirlere meyledenlere azap edeceğini açıklayan O Allâh tarafından da) yardım olunmazsınız!” [1 Hûd Sûresi, 113.] Kâfirlere karşı azıcık meyil göstermeleri bile yasaklanan Müslümanlar, kâfirlerden ayırt edilemeyecek hâle gelmelerinin İslâmlarına vereceği zararı iyice düşünmelidirler. Allah (Celle Celaluhû), bir Müslümanla bir kâfirin arasının asla iyi olmayacağını, aralarının bulunmasının tek yolunun, Müslümanların dinlerini terk edip kâfirlerin dinlerine uymaları olduğunu şu ayet-i kerimeyle ifade buyurmuştur:“Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hıristiyanlar da asla senden râzı olmayacaklardır. De ki: Doğru yol, ancak Allah’ın yoludur.” [2 Bakara Sûresi, 120] Mü’minleri dost edinen Allah (Celle Celaluhû), dostları olan Mü’minlerin, düşmanları olan kâfirlerden tam manasıyla ayrılmalarını emretmiştir. Bu hususta şu ayet-i kerimelerin üzerine de iyice düşünmek gerekir: “Ayetlerimizi yalanlayanların ve ahiret gününe inanmayanların arzularına uyma. Onlar, Rablerine eş tutuyorlar.” [3 En‘am Sûresi, 150.] “Ey İman edenler! Mü’minleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. Bunu yaparak Allah’a, aleyhinize apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?” [4 Nisâ Sûresi, 144.]<br>Cenab-ı Hakk’ın bu emirlerine imtisal eden Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem), yetiştirmiş olduğu Sahâbe-i Kirâm hazeratını kâfirlere benzemekten son derece sakındırmıştır. Bu sakındırma, bazen ibadet meselesinde olmuş; bazen kılık-kıyafet meselesinde olmuş; bazen de insanlar arasındaki ilişkiler hususunda olmuştur. Ama değişmeyen şudur ki: Hazreti Peygamber (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) her durumda Müslümanın kâfirlere benzememesi gerektiğini ifade etmiştir. Konuyla İlgili Hadîs-i Şerîfler Bu hususta şu rivayetleri mülahaza etmemiz, meseleyi anlamamıza yeterlidir: “Kim kendini bir kavme benzetirse, o da onlardandır.” [Ebû Dâvûd, Libâs, 4031] “Kim Müşriklere ait bir toprakta bulunur (bina yapar), onların nevruzlarına katılır, onların bayramlarını kutlar ve ölünceye kadar onlarla birlikte bulunursa, kıyamet gününde onlarla birlikte haşrolunur.” [Beyhaki, Sünenü’l-Kübrâ, 9/234] Hazreti Âişe (Radıyallâhu Anhâ)dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem), namaz kılarken elleri böğürlerine koymayı mekruh sayarak: “Yahudilere benzemeyin!” buyurmuştur. [Buhârî, elAmel fi’s-Salât, 17] Abdullah ibni Amr (Radıyallâhu Anhümâ) diyor ki: “Rasûlullâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) benim üzerimde boyanmış iki elbise gördü ve: ‘Doğrusu bunlar kâfirlerin giysilerindendir. Onları giyme!’ buyurdu.” [Müslim, Libâs, 29-31] Enes (Radıyallahu Anh)ın yanına iki (boynuzu) kâkülü olan bir genç girdi.<br>Hazreti Enes kendisine: “Bu iki saçtan boynuzu (kâkülü) ya kes ya da kısalt, çünkü bu Yahudilerin âdetidir.” dedi.[Ebû Dâvûd, Tereccül, 15] Huşeym diyor ki: Ebû Bişr, Ebû Umeyr ibni Enes’ten, o da Ensar’dan bir halasından rivayet etmiştir: Namaz vakitlerini Müslümanlara nasıl duyurulması konusunda henüz karar verilmemişti.Rasûlullâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem), Müslümanları namaza nasıl davet edeceği konusuna çok önem gösterdi. (Ashabıyla istişarede bulundu). Kendisine, “Yahudilerin yaptığı gibi boru çalınmasını” teklif ettiler. Bu, Peygamber (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) Efendimizin hoşuna gitmedi ve: “O, boru çalmak Yahudilere aittir.” buyurdu. Bunun üzerine, “Hıristiyanlara ait çanı hatırlattılar.” Peygamberimiz: “O da Hıristiyanlara aittir.” diyerek hoş karşılamadığını belirtti. [Ebû Dâvûd, Salât, 27] “Müşriklere muhalefet ediniz. Bıyıkları kazıyınız, sakalları koyuveriniz.” [Buhârî, Libâs, 64]. Allah CC selamı bereketi Rahmeti üzerinize olsun.</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/metin-alkan-kafirlerin-allah-cc-indinde-durumu/">METİN ALKAN / KAFİRLERİN ALLAH CC İNDİNDE DURUMU</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/metin-alkan-kafirlerin-allah-cc-indinde-durumu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÇAMELİLİ GENÇLERDEN ‘UYUŞTURUCU VE ALKOLE HAYIR’ ÇAĞRISI</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/camelili-genclerden-uyusturucu-ve-alkole-hayir-cagrisi/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/camelili-genclerden-uyusturucu-ve-alkole-hayir-cagrisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Feb 2022 00:31:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bülten]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[AHLAK]]></category>
		<category><![CDATA[alkol]]></category>
		<category><![CDATA[Çameli]]></category>
		<category><![CDATA[denizli]]></category>
		<category><![CDATA[denizlihaber]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[ÜLKÜ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=12309</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uyuşturucu ve alkol tüketimindeki artışın ülkenin geleceği için endişe verici olduğunu ifade eden Sedat Genç, “Geleceğimize yön verecek umut bağladığımız gençlerimiz uyuşturucu batağına saplanmakta, geleceğe umutla bakan gözlerdeki ışıklar sönmekte, sağlıklı fikirlerin yeşereceği beyinler çoraklaşmaktadır. Aile bağları kopmakta, toplum içinde ahlaki çöküntüler yaşanmaktadır. Her geçen yıl madde kullanımının yaygınlığı ve madde kullanımı ile ilişkili sorunların [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/camelili-genclerden-uyusturucu-ve-alkole-hayir-cagrisi/">ÇAMELİLİ GENÇLERDEN ‘UYUŞTURUCU VE ALKOLE HAYIR’ ÇAĞRISI</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Uyuşturucu ve alkol tüketimindeki artışın ülkenin geleceği için endişe verici olduğunu ifade eden Sedat Genç, “Geleceğimize yön verecek umut bağladığımız gençlerimiz uyuşturucu batağına saplanmakta, geleceğe umutla bakan gözlerdeki ışıklar sönmekte, sağlıklı fikirlerin yeşereceği beyinler çoraklaşmaktadır. Aile bağları kopmakta, toplum içinde ahlaki çöküntüler yaşanmaktadır. Her geçen yıl madde kullanımının yaygınlığı ve madde kullanımı ile ilişkili sorunların boyutu artarak devam etmektedir. Madde kullanımı ile ilgili çözüme yönelik çalışmalarda bulunan meslek gruplarının yaptıkları uyarılar basın yoluyla kamuoyuna ulaştırılmasına rağmen yeterli olmamakta ve sorun gün geçtikçe büyümektedir. Ülkemizde ve ilimizde maalesef uyuşturucu ve alkol gibi kötü alışkanlıkların arttığını gözlemliyoruz. Öyle ki özellikle alkol tüketip kendini kaybeden kendini bilmezlerin çığırtkanlık yapıp, sokaklarımızda huzur ve asayişi bozma gafletlerine tanık oluyoruz. Ülkücülüğün ahlak ve kültür anlayışında alkol ve uyuşturucuya yer yoktur. Ülkücünün yaşam biçiminde sarhoşluk, uyuşmak yoktur. Ülkücülüğün temelinde Türk – İslam şiarı yatmaktadır ve Türklükle, İslam’la örtüşmeyen hiçbir şeyin ülkücülükte yeri yoktur. Haftalık toplantılarımızda uyuşturucu ve alkol gibi illetlerden gençlerimizi uzak tutmak için bilgi veriyoruz. Ülkü Ocaklarında yetişen bireyler, beyinlerinin uyuşmasını sağlayacak her türlü maddeden uzak durma bilincine sahiptir” dedi.<br><br>Ailelere de çağrı yapan Başkan Sedat Genç, “Lütfen bugün gidin ve çocuğunuza bir iyilik yapın. Ona en iyi dostu olduğunuzu hissettirin. Onunla asla küsmeyin. Her türlü hatasında yanında olacağınızı kabullendirin. Baba olun, anne olun, arkadaş olun, dost olun. Unutmayın, siz olmazsanız başkaları bu boşluğu doldurur” diye konuştu. </p>



<p>EDİTÖR : ABDUULAH GÖNÜLTAŞ /HABER MERKEZİ</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/camelili-genclerden-uyusturucu-ve-alkole-hayir-cagrisi/">ÇAMELİLİ GENÇLERDEN ‘UYUŞTURUCU VE ALKOLE HAYIR’ ÇAĞRISI</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/camelili-genclerden-uyusturucu-ve-alkole-hayir-cagrisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DİNİMİZ İSLAMDA TAKVA</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/dinimiz-islamda-takva/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/dinimiz-islamda-takva/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metin Alkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Feb 2022 21:24:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[rahman ve rahim olan]]></category>
		<category><![CDATA[takva]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=12226</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rahman ve Rahim olan Allah&#8217;ın adıyla Mekruh veya haram olanlara düşme korkusu ile bazı mubahlardan vazgeçmekle. Tirmizi hasen olduğunu söylediği bir hadiste Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem: “Kul, gerçekte bir fenalık olmasına rağmen fenalık sayılmayan işleri terk etmedikçe muttakilerden olmaya ulaşamaz.” Buyurmuştur. Ebu Derda Radıyallahu anh, şöyle der; “Takvanın tamama ermesi, kulun Allah’dan bir zerreye bile [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/dinimiz-islamda-takva/">DİNİMİZ İSLAMDA TAKVA</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Rahman ve Rahim olan Allah&#8217;ın adıyla Mekruh veya haram olanlara düşme korkusu ile bazı mubahlardan vazgeçmekle. Tirmizi hasen olduğunu söylediği bir hadiste Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem: “Kul, gerçekte bir fenalık olmasına rağmen fenalık sayılmayan işleri terk etmedikçe muttakilerden olmaya ulaşamaz.” Buyurmuştur. Ebu Derda Radıyallahu anh, şöyle der; “Takvanın tamama ermesi, kulun Allah’dan bir zerreye bile dikkat edeceği üzere sakınmasıdır hatta, haram olacağı korkusu ile helal işlerin de çoğunu terk eder.” Hasan Basri Rahimehullah şöyle demiştir: “Haram korkusu ile çoğu helali de terk ettikleri sürece takva, müttakilerledir.” İmam es-Sevri de şunları söyler: “Müttaki (sakınan-korunan) olarak isimlendirilmişlerdir, bunun sebebi de çoğunlukla sakınılmayan şeylerden sakınmalarındandır. Onlar adet üzere insanların çoğunun sakınıp kaçınmadıklarından, sakınırlar.” Hukemadan Bazıları şöyle demiştir: “Takva üzere olmakta zorlanıyorsan, faize bulaşmışsındır; Takva üzere olmakta zorlanıyorsan, bir kadın gördün ve bakışını kaçırmadın; Takva üzere olmakta zorlanıyorsan, cahillikle bir fitneye karıştın.” Pratikte, takva menzilesine ulaşabilmek için Allah korkusu ile şüpheli şeyleri ve bazı mubah olan işleri terk etmeliyiz. Örneğin, bazı piknik yerleri ve mesirelere gitmek mubah olsa da bir hataya düşme korkusuyla bazen terk etmek böyledir. Belki, bazı kıyafetleri giymek mubah olabilir fakat bunları sünnete tabi olmak ve takvanın semeresine ulaşabilmek için terk etmelidir. Bugün kadın ve erkek için tesettürün farklı türleri olabilir, kimisi kot pantolon giyer, kimi dar pardösü, kimi uzun gömlek ve pantolon veya renkli örtüler veya sade çarşaf giyebilir fakat takva mertebesine ulaşmayı seçen sünnete uygun örtünür, yüzünü de kapar. Murakabe (kendini denetleme) Nebi Sallallahu Aleyhi Vesellem, Yemen’e gönderirken Muaz’a şöyle vasiyet eder: “Ey Muaz! Her nerede olursan ol Allah’dan sakın, bir fenalık yaparsan ardından öyle bir iyilik yap ki, o iyilik fenalığı silsin ve de insanlara güzel ahlak ile muamelede bulun..” Şeyhu’l-İslam İbn Teymiye rahimehullah “Her nerede olursan ol Allah’dan sakın” hadisi hakkında şöyle söyler: “Allah ve Resulü’nün vasiyetlerinden akıl eden için bundan daha faydalı olanı bilmiyorum ki, Allah Teala: “ve, sizden önce kendilerine kitap verdiklerimize ve size de Allah’dan sakınmanızı vasiyet etmişizdir” Buyurur.” Ve ayrıca seninle, Rabbin Allah Teala arasında kalan bir takım gizli Salih amellerin olmalı ki, takva mertebesine ulaşasın. Şu dua da sadık ve müdavim olmalısın Allah’ın Habercisi Sallallahu Aleyhi Vesellem şöyle dua etmiştir: “Allahım! Nefislerimize takvasını ver ve onu arındır. Sen arındıranların en hayırlısısın, onun Velisi de sensin Mevlası da (sahibi ve efendisi de sensin)” Ve Nebi Sallallahu Aleyhi Vesellem duasında şunları istemiştir: “Allahım! Senden, hidayet, takva, iffet ve (çokluğu, azda bulan bir) zenginlik dilerim.” Yolculuk duasında da: “Allahım! Bu yolculuğumuzda iyilik ve takva, amelden de razı olduğunu isterim..” şeklinde dua etmiştir. Takva ehli, büyük günahlara düşmez ve küçüklerde de ısrar etmezler, bir günaha düşmeye dursunlar ki, hemen ondan tevbeye koşarlar: “Takvaya erenler var ya, onlara şeytan tarafından bir vesvese dokunduğunda (Allah&#8217;ın emir ve yasaklarını) hatırlayıp hemen gerçeği görürler.” (A’raf, 201) İşte onlar derhal, tevbeye koşarlar, işledikleri günahtan dönüp Allah’a yönelirler. Bu yüzden işlediğin bir günahtan ve kınanmadan, Allah’a yönelip mağfiret ve affını isteyene dek rahat bulmamalısın. “Çünkü Allah, sakınanlar ve güzel amel edenlerle beraberdir.” (Nahl, 128) Affetmek ve bağışlamak: Allahu Teala şöyle buyurur: “Affetmeniz, takvaya daha yakındır.” Muttakiler, iç huzur ehlidir. Onlar insanları affederler, çünkü onların amelleri Affı seven bir Rabb iledir. İşte onlar Rabbanilerdir. Sözde ve amelde doğruluğu ararlar: Allahu Teala Kur’an-ı Kerimde şöyle buyurur: “İşte, doğruluk getiren ve onu tasdik eden, onlar müttakilerdir.” Burada doğruluk getiren Muhammed Sallallahu Aleyhi Vesellem, O’nu tasdik edenin de Ebu Bekr Sıddık Radıyallahu Anh olduğu söylenmiştir. “İşte onlar doğru olanlar ve işte onlar muttakilerdir (sakınanlardır.)” Bu ayette, muttakilerin, doğrular olacağına açık bir beyan vardır, onlar biçim değiştirmezler, ne sözlerinde ne duruşlarında yalan nedir bilmezler. Aksine her şeyde doğruluk onların düsturudur. Allah’ın şiarlarını yüceltmek: “İşte böyle; her kim Allah’ın şiarlarını yüceltirse, şüphesiz bu kalplerin takvasındandır.” (Hac, 32) Bu yüceltmek, ibadetlerde olur, namazın ilk vaktinde kılınmasında ve oruç tutarken sadece yeme, içme ve şehvetten geri durmakla değil azalarla birlikte, kalbin de oruç tutmasıyla olur. İşte ibadetleri böyle yüceltenleri; Allah, takva ile rızıklandırır. Adalet ve insaf: “..Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın. Adalet yapın. O, takvaya daha yakındır…” (Maide, 8) Onlar, zulüm bilmezler. Söz konusu Allah için adaleti ayakta tutmaksa hiçbir akraba veya aracıya tevessül etmezler. Her şeyde adaleti gözetirler. Rablerinin sıfatı olan Adalet ile, ahlaklanırlar ki, öncelikle Allahu Teala Nefsi Celali için zulmü haram saymıştır. Ve insanlar arasında da haram kılmıştır.! Salihler, sıdk ehli muttakilerin yanında olmak: Allahu Teala şöyle buyurur: “Ey İman edenler.! Allah’tan sakının ve doğrularla (sadıklarla) beraber olun.!” Hayırlı arkadaşlıkların olması kesinlikle şarttır. İnsanın takva menzilesini gerçekleştirmesi ve bunda sebat edebilmesi için iman kardeşliğine ihtiyacı vardır. Hep birlikte iyilik ve takva üzere yardımlaşmalıyız. Allah Teala: “İyilik ve takva üzere yardımlaşın.” Buyurmuştur.“ …Bu dünyada güzel davranışlarda bulunanlara güzellik vardır; ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. Takva sahiplerinin yurdu ne güzeldir.” (Nahl, 30). Allah CC selamı bereketi Rahmeti üzerinize olsun</p>



<p>METİN ALKAN</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/dinimiz-islamda-takva/">DİNİMİZ İSLAMDA TAKVA</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/dinimiz-islamda-takva/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“ÖMRÜNÜ İSLAM DAVASINA ADADI”</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/omrunu-islam-davasina-adadi/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/omrunu-islam-davasina-adadi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Jan 2022 22:08:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Ensar Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[müslüman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=9199</guid>

					<description><![CDATA[<p>Müslümanların üzerine karabasan gibi çökülen dönemlerde kürsüden verdiği vaazlarla ümmetin gönlünü ferahlatan ve coşkuya sevk eden Timurtaş Uçar Hoca, bugün dahi sohbetleriyle milyonlarca kişiyi irşad etmeyi sürdürüyor. Ömrünün her anını İslam davasına adayan ve 20 Ocak 2000 tarihinde hayatını kaybeden Hocaefendi, aradan geçen 22 yıla rağmen sevenlerin gönlündeki sıcaklığını hala koruyor. Ensar Vakfı Denizli Şubesi [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/omrunu-islam-davasina-adadi/">“ÖMRÜNÜ İSLAM DAVASINA ADADI”</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Müslümanların üzerine karabasan gibi çökülen dönemlerde kürsüden verdiği vaazlarla ümmetin gönlünü ferahlatan ve coşkuya sevk eden Timurtaş Uçar Hoca, bugün dahi sohbetleriyle milyonlarca kişiyi irşad etmeyi sürdürüyor. Ömrünün her anını İslam davasına adayan ve 20 Ocak 2000 tarihinde hayatını kaybeden Hocaefendi, aradan geçen 22 yıla rağmen sevenlerin gönlündeki sıcaklığını hala koruyor. Ensar Vakfı Denizli Şubesi de Vefatının sene-i devriyesinde Timurtaş Uçar Hoca&#8217;yı unutmadı. Ensar Vakfı Denizli Şubesi Tarafından Timurtaş Uçar Hocaefendinin vefatının Yıldönümü dolayısıyla Şube Başkanı Hüseyin Karademir&#8217;in yayınladığı mesajda şu ifadelere yer verildi; &#8220;Bugün tarihlerden 20 Ocak. Ömrünü İslam Davasına Adamış Timurtaş Uçar Hocaefendi&#8217;yi vefatının sene-i devriyesinde rahmetle ve minnetle anıyoruz. Kürsüler onun gibi haşmetlisini görmedi. Rabbim mekanını cennet eylesin ve ondan razı olsun.&#8221;</p>



<p>Timurtaş Uçar Hocamız, Müslümanların baskı altına alınıp sosyal ve psikolojik olarak sindirildiği bir dönemde bedel ödeme pahasına cami kürsülerinden, vakıf derslerinde, vaazlarında hakkı haykırarak, küfre, zulme ve şirke karşı Müslümanları uyardı. Hayatının her döneminde İslam dininin gerçeğini dile getirmekten bir an olsun geri durmadı. Müslümanlara müslüman&#8217;ca bir duruş ve bilinç aşıladı. </p>



<p>Editör: Abdullah GÖNÜLTAŞ / HABER MERKEZİ</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/omrunu-islam-davasina-adadi/">“ÖMRÜNÜ İSLAM DAVASINA ADADI”</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/omrunu-islam-davasina-adadi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İSLAM MİLLETİ- KÜFÜR MİLLETİ</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/islam-milleti-kufur-milleti/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/islam-milleti-kufur-milleti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metin Alkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Jan 2022 21:10:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[RAHMAN VE RAHİM OLAN]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=8593</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla “el-Müslimûne ümmetün vâhıdetün / el-Küfrü milletün vahıdetün” Yeryüzünde fil asıl iki millet vardır; biri İslâm milleti, öbürü de küfür milletidir. İslâm’ın dışındaki diğer bütün kavimler / topluluklar / cemiyetler küfür cephesine dâhildir. Avamıyla, havâssıyla, ehassu havâsıyla bütün mü’minler de İslâm milletinden / İslâm ümmetindendirler. Bu tasnife Ehl-i Sünnet’in tamamı [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/islam-milleti-kufur-milleti/">İSLAM MİLLETİ- KÜFÜR MİLLETİ</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla “el-Müslimûne ümmetün vâhıdetün / el-Küfrü milletün vahıdetün” Yeryüzünde fil asıl iki millet vardır; biri İslâm milleti, öbürü de küfür milletidir. İslâm’ın dışındaki diğer bütün kavimler / topluluklar / cemiyetler küfür cephesine dâhildir. Avamıyla, havâssıyla, ehassu havâsıyla bütün mü’minler de İslâm milletinden / İslâm ümmetindendirler. Bu tasnife Ehl-i Sünnet’in tamamı ile Ehl-i dalâl ve bid’a’nın -az da olsa- küfre düşmemiş kesimleri dâhildir. İslâm Hak dindir, Müslümanın imanı da vahye dayanır. Küfür milletinin / cephesinin dayanağı ise kendilerine ilah edindikleri heva ve hevesleri ile onun kaynağı olan nefs-i emmâre ve şeytan-ı aleyhillânenin istekleridir. Nitekim ayet-i celilede buyurlumuştur. ki: “Gördün mü o hevâsını (ve hevesinikötü duygularını) ilah edinen kimseyi? Artık ona sen mi vekîl olacaksın!” [Furqân suresi, 43]</p>



<p><br>Müslüman olan bir insan için kendi düzen/sistem, cemiyet ve milletinin dışında İslâmca, hatta insanca yaşama hakkı zordur, hatta neredeyse yok gibidir. Çünkü küfür toplumunun / cephesinin tamamı tek millettir. Küfür güruhu bir reziller, alçaklar ve zillet güruhudur. Bu grupta yer alanlar, Allah ve Rasûlüne isyan eden / başkaldıran âsilerdir. Bu âlemde Rasûlullah’ın (s.a.v.) Allahu Teâla’dan getirip haber verdiği ilahî ahkâmı reddedenlerden daha zalim, daha âdî, daha pespaye ve rezil birileri yoktur. Yeryüzünde en büyük zulüm, Cenab-ı Hakk’ın inzal buyurduğu hükümleri red ve inkâr etmektir.</p>



<p><br>İşte, İslâm’dan başka hak din, geçerli nizam olmadığından onun karşısında yer alan sistemlerin ve mensuplarının tamamı tek millet kategorisine dâhildirler. Âlemlerin Rabbi olan Mevlâ-yi zû’l-Celal ve’lKemâl hazretleri, değişmez hayat rehberimiz olun Kur’an-ı Hakîm’inde şöyle buyuruyor:</p>



<p><br>“Ey iman edenler! Yahûdilerle Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar biribirlerinin dostlarıdır. İçinizden kim onları dost edinirse, o da onlardandır. Allah zâlimleri hidâyete erdirmez.” [Mâide suresi, 51] Burada mü&#8217;minler, Yahûdi ve Hıristiyanların ebedi düşmanları oldukları hususunda uyarılmışlardır. Bu ayet-i kerimenin tefsirinde Nesefî (r.aleyh) diyor ki: Küfrün tek millet olduğuna Kur’an-ı Kerim’den bu ayet-i celile delâlet etmektedir. Yani küfrün tek millet olduğunun delili bu ayettir.” [Bk. Ebu’l-Berekât en-Nesefî (v.710/1310), Tefsîru’n-Nesefî, İstanbul, 1984, 1, 286] Cemil Meriç’in o enfes ifadesiyle, &#8220;Kıyasıya bir savaştı bu; haç’la Hilâl’in, Batı&#8217;yla Doğu&#8217;nun, İman’la inkâr’ın savaşı…” Evet, küfür bir millettir, küfür milleti tektir. Sakın ola onları hakiki dostlar edinmeyin. Başta İmam-ı Azam Ebû Hanife hazretleri olmak üzere, İmam Şâfiî, Ebû Dâvud, Ahmed bin Hanbel (rahımehumullah) hazeratının da içinde bulunduğu bir grup ulemâ; Bakara sûresi, 120. âyet-i kerimeye dayanarak küfrün tek bir millet olduğunu söylemişlerdir. Çünkü Allahu Teâla bu ayet-i celilede buyuruyor ki: “Sen onların milletlerine tâbi olmadıkça Yahudiler de Hıristiyanlar da senden asla hoşnut olmazlar. (Rasûlüm) De ki: ‘Allah’ın hidâyet (yolu olan İslâm yok mu? İşte) doğru yolun ta kendisi odur.’ Andolsun / Şânım hakkı için, sana vahiyle gelen bu kadar ilimden sonra, faraza onların arzularına uyacak olsan, Allah&#8217;tan sana ne bir dost, ne de bir yardımcı bulunur.” [Baqara suresi, 120] Görüldüğü üzere Cenab-ı Mevlâ ayet-i kerimede, &#8220;Onların milletine (dinine)&#8221; diye buyurarak, Hıristiyan ve Yahûdiler iki ayrı inanca sahip ve mensup oldukları halde, &#8220;millet&#8221; kelimesini tesniye değil müfred (tekil) olarak zikretmiştir. Zikri geçen bu âlimler, ayrıca Allahu Teâla’nın Habîbine, &#8220;Sizin dininiz size; benim dinim bana (de)&#8221; [Kâfirûn suresi, 6] fermânını… </p>



<p>Rasûl-i Ekrem Efendimizin, &#8220;İki ayrı millete mensup kimseler arasında mirasçılık olmaz&#8221; [Ebû Dâvud, Sünen, Ferâiz 10; Tirmizî, Sünen, Ferâiz 16; İbn Mâce, Sünen, Ferâiz 6; Ahmed bin Hanbel, Müsned, 2,187] hadis-i şerifini de delil gösterirler. Yani burada iki ayrı milletten kasıt, İslâm ve küfürdür. Bunun delili ise Rasûlullah Efendimiz&#8217;in, &#8220;Müslüman, kâfire mirasçı olmaz.&#8221; [Buhârî, Sahih, Ferâiz 26; Müslim, Sahih, Ferâiz1; Ebû Dâvud, Sünen, Ferâiz 10; Tirmizî, Sünen, Ferâiz 15] mealindeki bir başka hadis-i şerifleridir. İmam Mâlik (rh.) ve kendisinden gelen bir başka rivâyette Ahmed bin Hanbel (rh.) ise, küfrün (tek değil), ayrı ve farklı milletler olduğu görüşündedir. Buna göre Yahûdi Hıristiyana mirasçı olamadığı gibi, Yahûdi ve Hıristiyan da Mecûsiye mirasçı olmaz. Onlar bu görüşlerine Peygamber Efendimiz&#8217;in (s.a.v.), yukarıda zikrettiğimiz &#8220;İki ayrı millete mensup kimseler arasında mirasçılık olmaz&#8221; hadisinin zâhirini delil alırlar. İbn Kesir (r.aleyh) tefsirinde şöyle diyor: “Küfrün tek millet olduğu hususunda; Hanefî, Şâfiî ve Hanbelîler (rahmetullahi aleyhim ecmaîn) birleşmişlerdir.” [et-Tefsîru’l-Kur’ani’l-Aziym, Beyrut, 1969, 1, 163] Görüldüğü üzere, mezheb imamları -biri müstesna- küfrün tek millet olduğu hususunda ihtilaf değil, ittifak etmişlerdir. Millet kelimesinin cem’îsi (çoğulu) ‘milel’dir. Din tarihi alanında tartışılmaz otorite olan Şehristanî&#8217;nin (rh.) meşhur eserinin adı el-Milel ve&#8217;n-Nihal&#8217;dir. Bilindiği gibi ‘nihal’ kelimesi ‘nıhle’nin cem’ îsidir. Nıhle ise; ‘kupkuru zann ve vehim’ mânâsına gelir. Dolayısıyla ‘el-Milel’, vahye dayanan milletlerin (dinin) tarihi, ‘en-Nihal’ ise, vahye dayanmayan beşerî sistemlerin (milletlerin) mâhiyetidir. [Bk. İmam Kurtubî, el-Câmiu li-Ahkâmi&#8217;l-Qur&#8217;an, 2, 301] Küfür tek milletir ve hizbü’ş-şeytân’dır “Küfür tek millettir” esası (ilkesi), Kur’an ve Sünnet’ten istinbat olunmuş / çıkarılmış bir İcma-i Ümmet’tir.Irkları, renkleri, cinsleri, şekilleri ve adları ayrı-ayrı da olsa küfür hem tek millet, hem de tek hizibdir, hizbu’ş-şeytân’dır. O halde bir yazarımızın hoş bir hitap ve ikazı ile, ‘Ey insan! Batı’ya yamanma batarsın, Kuzey’e demir atma donarsın, Güney’e meyillenme çatlarsın, Doğu’ya yönelme patlarsın! Hayat nizamı olan İslâm’a gel; Güneş gibi doğarsın.’ DEVAM EDECEK…</p>



<p>METİN ALKAN</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/islam-milleti-kufur-milleti/">İSLAM MİLLETİ- KÜFÜR MİLLETİ</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/islam-milleti-kufur-milleti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İSLAM VE VESVESE</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/islam-ve-vesvese/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/islam-ve-vesvese/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metin Alkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Jan 2022 21:28:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[vesvese]]></category>
		<category><![CDATA[zayıf nokta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=7899</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rahman ve Rahim olan Allah&#8217;ın adıyla Hiç müşahade ettiniz mi? Veya sizde de var mı, bilemem ama bazı insanlar su vesvesesine kapılmıştır. Abdest veya gusül abdestlerini bir türlü alamazlar. &#8211; Yıkamış mıydım? &#8211; Yıkamamış mıydım? &#8211; Acaba kuru bir yer kaldı mı? &#8211; Bir daha yıkasam mı? Acabalarıyla bir türlü abdest alamazlar. Hatta sabah namazına [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/islam-ve-vesvese/">İSLAM VE VESVESE</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Rahman ve Rahim olan Allah&#8217;ın adıyla Hiç müşahade ettiniz mi? Veya sizde de var mı, bilemem ama bazı insanlar su vesvesesine kapılmıştır. Abdest veya gusül abdestlerini bir türlü alamazlar. &#8211; Yıkamış mıydım? &#8211; Yıkamamış mıydım? &#8211; Acaba kuru bir yer kaldı mı? &#8211; Bir daha yıkasam mı? Acabalarıyla bir türlü abdest alamazlar. Hatta sabah namazına kalkıp ihtiyaç gidermek ve abdest almak arasında oyalanırken üzerine güneş doğan nice insan var. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu konuda: “Suyun vesvesesinden Allah’a sığınınız.” buyurmuştur. Bu yazımızda vesvese çeşitleri nelerdir ve bunlardan nasıl kurtulunulur sorularına cevap arayacağız.</p>



<p><br><strong>VESVESE ÇEŞİTLERİ</strong></p>



<p><br>1- Su Vesvesesi: Bu vesveseye yakalanmış kişiler daima temizlik hususunda vesveseye kapılırlar. İhtiyaç giderme esnasında “Acaba üzerime idrar damladı mı?”, “Temizlik tam olmadı mı?” Acabalarıyla vesveseye kapılırlar ve bir türlü tuvaletten çıkamazlar. Çıkınca da abdest töreni başlar. Bir yıkar, bir daha yıkar, bir daha yıkar, olmadı! Baştan başlar abdest almaya ve abdest alma olayı tam bir törene dönüşür. 2- Bir diğer vesvese ise kişinin namaza durunca abdestinin bozulduğunu zannetmesidir. Şeytan o kişinin gerisinden üfler, o kişi de namaza her duruşunda kendinden bir şey çıktı zanneder ve namazı bozar. Tekrar abdest, tekrar namaz, tekrar abdest…Hristiyanlık nedir? Aç 3- Bazı insanlarda idrarının damladığını zanneder. Normal vakitlerde böyle bir durumu olmadığı halde, namaza durduğu vakit içini vesvese doldurur. Çok sevdiğim bir kardeşim vaktiyle kendisinde de böyle bir durum (vesvese) bulunduğundan bahsederdi. “Tam namaza duruyorum, sanki idrar damlıyor. Namazı bozup kontrol ettiğimde öyle bir şey yok.” diyordu. Ortada bir kenarda yaptığından bahtiyar bir şekilde kıs kıs gülen şeytandan başka bir şey yok.</p>



<p><br><strong>ZAYIF NOKTA</strong></p>



<p><br>Nebi (s.a.v.)’e vesveseden sorulduğunda, “O imanın katıksız olmasındandır.” der, şeytan nerede saf, temiz, arınmış birini bulursa onun İslamî hassasiyetinden faydalanmak ister. Kimisini hilesiyle tuzağa düşürüyor, kimisini de düşüremiyor. Fakat onun da bilmediği bir şey vardır: Yiğidin beli kırılmadıkça diğer yaralar ona daha da kuvvet verir. Müslümanın imanına halel gelmedikçe başına gelen musibetler olsa olsa ancak onun imanını kuvvetlendirir. Allah’ı rab olarak seçenin sırtı asla yere gelmez. “O ne güzel vekildir.” İslamî hassasiyetten yakalayan şeytan, insana bu veya buna benzer (talak vesvesesi, halgullah vesvesesi, toz vesvesesi) vesveseleri verir. Önemli olan vesvesenin çeşidinden ziyade genel olarak vesvesenin mantığı nedir ve bundan nasıl kurtulunur?</p>



<p><br><strong>TEDAVİ</strong></p>



<p><br>“Sizden biriniz namazda iken dübüründe bir hareket hisseder (abdestim) bozuldu (mu)?, bozulmadı (mı)? şüpheye düşerse namazı bozmasın ta ki sesi duyana veya koku olana kadar.” (Hadis-i Şerif) İnsan ilk önce hastalığı teşhis etmelidir. Diğer insanlarda olmayan anormal bir davranış var mıdır? Eğer varsa bu kişinin o konudaki hassayetinden mi yoksa şüphelerle ortaya çıkan bir durumdan mı kaynaklanıyor? Şüpheye müteallık bir davranış ise bu kişi vesveseye kapılmıştır. Tedavi yolunu Efendimiz bildiriyor: Eğer namazda böyle bir şey hissedersen, ses veya koku geliyor mu? Vesveseye kapılmış insanlarda koku da ses de olmaz. O halde namaza devam et. Tabi bu durumda şeytan da boş durmaz. Abdestsiz kılıyorsun, şeklinde ikinci bir vesvese vermeye kalkar. Fakat madem ses ve koku yok o halde insanın abdestsiz de olsa kılıyorum diye namaza devam etmesi gerekir. Şeytan bakar ki bu adam abdestli de kılıyor, abdestsiz de. O anda cephedeki mağlubiyetini hissedip geri çekilmekzorunda kalır. Kişi idrar damlıyor zannedip kontrol ettiğinde bir yaşlık bulamazsa ve bu vesvese de devam ediyorsa abdestten sonra eline biraz su alır ve iç çamaşırına serper. Ne zaman ki şeytan namazda kandırmaya kalktı, “Abdestin bozuldu, idrar damlıyor şeklinde” işte o zaman şeytanı kandırma sırası bizde. “Hayır o yaşlık idrar değil, biraz önce çamaşırıma su serptim ya odur.” diye namaza devam eder. O halde genel tedavi anlaşıldı. Madem ki vesvese şeytandan o halde vesveseyi takmamaya gayret etmeli. Madem ki Efendimiz hazretleri vesveseden Allah sığının diyor, bu merhalelerde de Allah’a sığınmak gerekir. Ebu Zümeyl İbn-i Abbas’a kendisinde bulunan şüpheden (vesveseden) bahsedince İbn-i Abbas: “Nefsinde vesveseden bir şey bulursan, şöyle de:”<br>Hristiyanlık nedir? Aç diye tavsiye eder: “Hüvel evvelû vel ahirû vezzahirû vel batınû ve hüve bikülli şeyin alim.” Meali “O ilktir, sondur, zahirdir, batındır. O, herşeyi bilendir.” Vesveseye kapılan kişi bunu diline vird edinmelidir. Allah (c.c.) hakkında vesveseye kapılanlar içinde Efendimiz “Amentü billahi ve rasulihi” (6) demelerini tavsiye eder. “Allah’a Rasulüne iman ettim.” diyerek imanını daima taze tutup şeytanın iğvasına kapılma.</p>



<p><br><strong>VESVESE NASIL BULAŞIR?</strong></p>



<p><br>Vesvese insana şeytandan gelir ki o da insanın zayıf anını bekler. Bir hadis-i şeriflerinde Efendimiz kişinin banyo ettiği yere bevletmesini nehyetti ve dedi ki: “Muhakkak ki vesveselerin geneli bundandır.” Bir başka rivayette “Abdest (te vesvese) için şeytan vardır. Ona velehan denilir.” buyurmuştur. Bütün vesveseye kapılanlar bundan dolayı kapılmıştır diyemeyiz ama mutlaka bu uyarıya kulak asmalıyız. “Allah’ım bizi su ve diğer vesveselerden koru. Vesveseye kapılmış kardeşlerimize de şifa ver.” (Amin) .Allah CC selamı bereketi Rahmmeti mağfireti üzerinize olsun.</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/islam-ve-vesvese/">İSLAM VE VESVESE</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/islam-ve-vesvese/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
