YEMEK HIRSIZLIĞI
223 okunma

YEMEK HIRSIZLIĞI

ABONE OL
22/02/2022 15:28
YEMEK HIRSIZLIĞI
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İnsanlar sabahları sıcacık yataklarını neden bırakıp giderler işlerine? Neden herkes gece ile gündüz bile birbirinden ayrılmadan karanlıkta kalkarlar? Ağızlarına iki lokma ekmek koymadan koşuşturmaca içinde servislere, otobüslere, duraklara, limanlara akın ederler? Bunca millet akılsız olamaz herhalde. Ya da topyekûn tertemiz delirmedik herhalde. Herkes ekmek parası için bunca eziyete giriyor her gün. Hem de hiç aralıksız. Ama bunun kıymetini bilmeyen onca insan var. Hunharca insani duyguları sömüren işveren var. Tabi yazacaklarımdan kendini ayrı bir kefeye koyacak olan işverenler üstlerine alınmasınlar. Onca harcanan emeği hiçe sayıp çalışanının hakkına giren onca işveren görünümlü işverenler var. Kendi yaşamını zar zor idam ettirmek için çabalayan insanlarının kursağından geçecek iki kuruşa tamah eden insanlar ne yazık ki yeryüzünde acı da olsa mevcut. Ve var olmaya da devam ediyorlar. Ben onlara yemek hırsızı diyorum. Çünkü emeklerinden çalıp yemeğe dönüştürüyorlar. Yani dolaylı olarak bile değil direk olarak bu hırsızlığa girmiyor mu? Bence giriyor. Keşke herkes adil ve hakkaniyetli olabilse. Ama karşılıklı olarak işveren işçi arasındaki iş ilişkisinin olumsuz olması işin kalitesinin ve verimliliğin düşmesine sebep olur. Bu durum beraberinde olumsuzluklar zincirini getirir. İşveren işçi arasındaki mesafe ne kadar güzel ve tamamen iletişime dayalı olursa iş anlamında kalite ve verim o kadar yüksek olacaktır. Bu şu demek de değildir. Bütün işveren ve işçilerin ilişkisi kötüdür. Hayır öyle iş yerleri vardır ki insanlar sabah kalkıp gitmek oradaki dostlarıyla ailesiyle birlikte olmak için can atarlar. O iş yerinde her şey sukut ve huzur içinde ilerler. Her gün tartışmanın yaşandığı sürekli iş aksaklıklarının yaşandığı yerde ne kadar kaliteli işten bahsedilebilir ki! Burada yaptığınız işin hiçbir önemi yoktur. İster koca vilayeti yönetin isterseniz o yönetim yapılan yerleri temizleyin ya da yemek yapın. Aynı şeylerdir. İş kalitesi yaptığın işi mutlu yapmakla aşkla yapmakla başlar ve orada biter. Burada konu nereden bakarsan bak nereye çevirirsen çevir yine dönüp dolaşıp paraya gelir. Gününde ödenmeyen maaşlar mutsuz personeller, mutsuz personeller hatalar sinsilesi, kalitesiz iş ve süregelen bir mutsuzluk doğurur. Mutsuzluğa gebe olan aslında parasızlıktır. Kimi işveren bunu kasıtlı yapar. Adamın iş ahlakı öyledir çünkü. Kimisi de farklı elinde olmayan sebeplerden yapar. En tehlikesi ver acı olanı bile bile bilinçli yapılan iş etiğinden bi haberdar olan yapılanıdır. Buradan hem işçilere hem iş verene seslenmek istiyorum. İki tarafta emek hırsızlığı yani yemek hırsızlığı yapmayın. İşçi içinde bu durum geçerlidir. Sabah akşam gel git gün doldur kafasıyla çalışan işçide benim gözümde hırsızdır. O da işverenin hakkına gasp etmiş olur. O da işverenden çalmış olur. Yani kısaca özetleyecek olursak yemek yemek istiyorsak karşılıklı önce çalmayı düşünmeyeceğiz. Adaletli ve saygı çerçevesinde işleri yokuşa sürmeden işimize sahip çıkmaya çalışacağız. İşçinin de alın teri kurumadan hakkını vereceğiz. Başka turlu o yapılan işten hayır gelmez. Mutsuz insan kalitesiz işten başka ortada bir şey olmaz.

MİNE KAYAÇELİK

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.