Nurşah SANCAK

Nurşah SANCAK

08 Kasım 2022 Salı

BÜYÜ BOZULDU

BÜYÜ BOZULDU
1

BEĞENDİM

ABONE OL

İlk galibiyetimizi aldık şükürler olsun. Yeni hoca, yeni kan dedik ve 3 puanımızı alarak Tuzlaspor maçını kazandık. Aslında artık herkesin umudu kırılmıştı. Çok zor bir maç, umudumuz kalmadı diyordu taraftarlar. Ömer Şişmanoğlu 5. Dakika da attığı penaltı golüyle taraftarların yüreğine su serpti. Ömer bir gol daha atarak gönüllerimize taht kurdu. Ömer Şişmanoğlu beğenilen, tecrübesi olan, taraftarların da sevdiği bir futbolcu. Her maçta taraftarların Ömer’den bir beklentisi oluyor. Bu maç taraftarın beklentilerini karşıladı. 2-2 ilk yarıyı bitirdiğimiz maçta bu sefer atak Mustafa Çeçenoğlu’ndan geldi. Mustafa da Ömer gibi başarılı bir oyuncumuz. Taraftarlar Mustafa’ya kızgınlardı. Taaki bu maça kadar. Mustafa da Ömer gibi hepimizin yüreğine attığı 2 golle birlikte su serpti. Takım bu haftaki maçta güzel bir performans sergiledi. Evet, hatalar var mıydı vardı. Ama artık bizim için önemli olan galibiyetti. Onu da şükürler olsun başardık. Evet, artık önümüzde milli ara var. Bu ara önemli bir hazırlık süreci takım için. Eksik oyuncularımızda iyileştikten sonra kolları sıvayıp sahaya hazır bir şekilde ineceğiz. Yaptığı basın toplantılarında alt yapıya çok fazla önem verdiğini dillendiren Giray hoca önümüzdeki maçlarda onları değerlendireceğini vurguluyor. Perşembe günü oynayacak olduğumuz Ziraat kupası maçında da alt yapıda ki genç oyuncuları oynatıp onların performansını izleyip değerlendireceğini söyledi. Yine kazanma odaklı oynayacağını fakat bu sefer şansını alt yapı oyuncularıyla deneyeceğini söyledi. Mantıklı bir karar mı aslında evet. O gençler bizi kurtaracak. Samet gibi Berkant gibi oyunculara ihtiyacımız var. Onlara şans vermezsek performanslarını bizlere hocalarına ne zaman gösterme fırsatı yakalayacaklar. Giray hocayı bu kararından dolayı ben şahsım olarak kutluyorum. Devam edelim ilk galibiyetimizi konuşmaya. Bu maça ihtiyacımız vardı. Takımın, başkanın, yönetimin, taraftarın Denizli’nin artık sevinmeye ihtiyacı vardı. Tuzlaspor Teknik Direktörü Barış Yılmazer yaptığı basın toplantısında ligdeki konumuna bakarak değerlendirilmeyecek bir takım olduğunun tespitini buraya gelirken yapmıştık dedi. Bu cümle onore edici bir cümle. Kötü bir takım değiliz. Sürekli aksilikler bizi bu hale getirdi. İşimiz gerçekten çok zor. Önümüzdeki maçlar bizi zorlayacak maçlar. Giray hocanın da dediği gibi moral desteği taraftar desteği çok önemli bir ayrıntı. Önümüzdeki ara da takım kendini toplayıp hazırlanmalı. Taraftarlar aldığı ilk galibiyetle şuan çok mutlu ama ilk yenilgide olumsuzluklara sosyal medya üzerinden yorum yapmaya başlayabiliyor. Kimsenin ağzına laf vermeden alnımızın akıyla bu maçları da gerek berabere gerek kazanarak üstesinden bir şekilde gelmemiz gerekiyor.  Pazar günü oynanan maç sonrasında herkesin yüzü gülüyordu. Atılan her golde taraftar daha da keyifle tezahürat yaptı. Bunu hak ediyoruz. Mutlu olmayı şehrimizin takımının kazanmasını bizi galibiyetle sahadan göndermelerini istiyoruz. Bakalım milli ara sonrası bizleri neler bekliyor. Taraftarlardan tek isteğimiz stadyumu doldurmaları. Şehrinin takımına desteklerini eksik etmemeleri. Buradan Perşembe günü oynanacak olan Şanlıurfa Ziraat kupası maçı için Altaş Denizlispor kulübüne başarılar diliyoruz. Umarım yüzümüzü kara çıkarmazlar. Kimse kaybetmek istemiyor. Futbolcular kazanıp, şehrini taraftarını sevindirmek istiyor.

Devamını Oku

DENİZLİSPOR DA DURUM NEREYE GİDİYOR?

DENİZLİSPOR DA DURUM NEREYE GİDİYOR?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Evet, bu zamanlarda en çok Denizli gündeminde olan konu Denizlispor’un durumu ne olacak. Sosyal medyalar üzerinden en çok yorum alan konulardan biri olmaya başladı. Baktığımız zaman sporu da takip ediyorsak eğer bizlerde bunu çok merak ediyoruz. Durum nereye gidiyor? Baktığımız istatistiklere göre 11 maç ta 2 beraberlik 9 mağlubiyet alan bir takım önümüzde. Sorun sizce neydi hoca mı, yönetim mi, futbolcular mı? Benim fikrimce asıl sorun taraftarlarımız. Bir Denizlili olarak vatandaşlarımızda sorun görüyorum ben. Takımına destek çıkmayan bir taraftar görüyorum. Geçen hafta oynamış olduğumuz Göztepe maçında 11.750 Göztepe taraftarı stadyumu doldurmuştu. Bizim taraftarlarımıza baktığımız zaman 750 kişi bile stadyumu doldurmuyor. Göztepe taraftarı bu maçı oynattı. Futbol da ya da başka bir spor dalında önemli faktörlerin başında taraftar geliyor. Yenseler de yenilseler de takımının yanında olması gerekirken sadece klavye üzerinden yönetime, hocaya, başkana ağza alınmayacak sözler yazılıyor. Moral çok önemli bir şeydir. Kim ister ki takımının düşmesini mağlup olmayı. Ceza neden Mesut Hocaya kesildi. Bu takımı yükselten o değil miydi? Teknik Direktörlere oluyor ne oluyorsa. Transfer yasağı olan bir takım var önümüzde kim gelirse gelsin elimizde olan oyuncularımız bunlar. Çok mu kötüler hayır. Leo’nun sakatlanmasıyla oyuna giren Samet Güneş bir an hepimizin can damarı oldu. İşte dedik gençlerimiz elinden geleni yapıyor. Alt yapı oyuncularımızın performanslarını izliyoruz. Berkant da aynı şekilde. Gösterdiği gayret çaba hırs bunlar belli oluyor. Önümüzde kaldı 7 maç. Yeni bir hoca ile yola devam ediyoruz. Deneyimli teknik hocalardan biri olan Giray Bulak bakalım 17 sene sonra Denizlispor için neler yapacak. A kişisi olmuş B kişisi olmuş aslında çok da önemli değil. Moral motivasyon taraftar çaba hırs olduğu sürece yapamayacağımız hiçbir şey yok. Önümüzde Pazar günü oynayacağımız Tuzlaspor maçı var. Ne yapıp edip bu maçı almamız gerekiyor. Hem kulüp adına, hem taraftarımız adına, hem de şehrimiz adına Altaş Denizlispor olarak biz buradayız dememiz gerekiyor. Tuzlaspor 12. Sırada 12 puanla TFF 1. Lig de sırasını almış durumda. İşimiz zor mu zor ama imkânsız diye bir şey yoktur. Bu maçtan sonra gelecek arada hoca ve oyuncular da birbirine alışmış olacak. Herhangi bir sorun olmadığı takdirde sakat oyuncularımız da sahaya inecek ve Keçiören maçına tam takım olarak hazır olacağız. Şuanda 2. Sırada olan takımla işimiz daha zor olacak. Bunun ön görüsüne dayanarak gelecek olan ara bizim için çok önemli en altta olan takımımızın çok savaş vermesi gerekecek. Şuan da eminim ki en az bizler kadar alınan kötü sonuçlar sonrasında futbolcular bizim kadar üzülüyorlar. Bolu deplasmanı sonrası Ömer Şişmanoğlu ve Muhammet Gönülaçar’ın kale arkasında taraftarlarla konuşmalarını izledik. Herkes çok üzgün. Hepsi kazanmak istiyor. Futbolcular artık kazanıp taraftarlarını sevindirmek istiyorlar.

Devamını Oku

BİRBİRİMİZDEN FARKLIYIZ

BİRBİRİMİZDEN FARKLIYIZ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Merhabalar… Bugün sizlere biz kadınlar ve siz erkeklerin farklılıklarından bahsedeceğim. Evet, bu yıllardır süregelen bir kanun haline geldi. Biz kadınlar erkekler gibi değiliz. Hiçbir şeyimiz sizinle aynı değil. Hormonlar, menopoz, andropoz, kromozomlarımız bile birbirinden farklı. Biz beyaz görüyorken siz siyah görüyorsunuz. Aynı dili konuşamıyoruz. Daha sonra kadın karşı geliyor oluyor ve erkeğin dediği her neyse o uygulanıyor. En basitinden salı günü en sevdiğiniz sanatçının konseri varken eşinizin tuttuğu takımın maçı varsa o maç evde kalınıp izleniyor. Aslında bunun tekrarı oluyor, beraber güzel vakit geçirip konserde eğlenmek varken adam koltukta maç izlerken uyuyup kalıyor kadın ise konsere gidememenin verdiği hüzünle odasında uyuyup kalıyor.

Sabah olduğundan iki asık surat kalkıp işlerine gidiyor. Ama o konsere gidilseydi sabah olduğunda kadın eşine güzel bir kahvaltı hazırlayıp daha sonra el ele evlerinden çıkıp akşamına ne yapacaklarının planlarını kuruyor olsalar her şey daha farklı olabilirdi. Bakış açımızı ve buna bağlı olarak davranışlarımız etkileyen çok faktör vardır. Önceliklerimiz, eğitimimiz, beklentilerimiz, kültürümüz, ön yargılarımız aslında kadın ve erkeği ayıran ana maddeler bunlardır.  En önemli faktör bence ön yargıdır. Karşımızdakinin en ufak beğenmediğimiz bir şeyini gördüğümüzde artık o kişi bizim için yoktur.

Aslında doğruyu savunuyordur, olmasını gerekeni aktarıyordur ama biz kere taraf belledik ya artık o ne derse desin onu dinlemeyiz. Ataerkil bir toplumdan geliyoruz. Yetiştirme tarzından kaynaklı bir durum da önemli bir faktör. Kadınlar öndeki dönemlerde hor görüldü. Erkek yapmaz dediler, erkek el sürmez dediler, erkektir kadın işi yapmaz dediler. Sonra evlerinde erkekler ne gördüyse ilişkilerinde de bunu gündeme getirdiler. Evliliklerde sorun oluşturdu. Yukarı da bahsettiğim gibi yetiştirme tarzı her şeye önemli bir faktör olarak parmak basıyor. Kültür de bundan kaynaklı. Oysaki evlerinde küçükken annelerine kız kardeşlerine yardım eden bir erkek yetiştirilmiş olsaydı. Ne kadınlar küçümsenirdi, ne kadınlar bir şey istediğinde erkek karşı gelirdi. Ne saçma sapan boşanma sebepleri olurdu. Z kuşağı diyerek küçümsüyorlar. Aslında Z kuşağı herkesten daha akıllı. Ne yapması gerektiğini bilen aklı başında bireyler. Eski dönemlerdeki gibi evlilik kötüye gidince çocuk yapın evliliğinizi kurtarın aklında yetişen bireyler değil.

Önce kendi hayatlarını kurtarıp, sonra iyi bir evlat, iyi bir eş, iyi bir anne, iyi bir baba olmak için uğraşan bireyler bunlar. Bu dünyada hele ki Türkiye şartlarında çocuk yapmak için çocuk yapan bireyler değil. Onların geleceklerini bekarken hiç evlenmeden düşünen bireyler. Z kuşağını küçümseme onları önemsememe sebepleri aslında karşı gelme denilen unsur. Her konuda araştırma yapıp bilgi edindikleri için doğruyu savunuyorlar. Neyse bu konu uzar gider, anlattıkça anlatılır. Z kuşağından ümitliyiz. Geleceğin evliliklerinden, geleceğin anne babalarından ümitliyiz.

Devamını Oku

ÇOCUK İSTİSMARI!

ÇOCUK İSTİSMARI!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Sizlere bugün çocuklarımızdan bahsetmek istiyorum. Cennet kokulu ufacık çocuklardan. Bu ülkenin her yerinden cinsel istismar, aile içi cinsel istismar, kadına ve çocuğa tecavüz haberleri yükseliyor. Normal bir şey mi sizce bu? Ne kadar umurunda oluyor insanların 3 gün konuşuluyor 5 gün konuşuluyor sonra ne oluyor hiçbir şey. Bu zihniyet nasıl bir şey daha yeni doğmuş bebeğe nasıl dokunabilirsin, ergenlik çağındaki bir gence nasıl bu şekilde yaklaşabilirsin. Evet sen sapık zihniyetli sana ceza verilmiyor. Ama o bebekler, çocuklar, gençler hayatlarının sonuna kadar bu acıyla yaşıyorlar.

Sizler yüzünden suratında utançla sanki suç kendindeymiş gibi hayatını sürdürmeye çalışıyor. Başaramazsa da bunu intihara teşebbüs ediyor. Adil bir şey mi sizce bu mantık sığar mı aklı başında olan biri bunu yapabilir mi? Ne kadar laf edersek edelim hiçbir şey değişmiyor. Sokaklarda direnen insanlar bağıra çağıra çocukların hakkını savunmaya çalışıyor.

O insanlar bunu yapıyor diye bazen onları da durdurmaya çalışıyorlar. Gazeteler, siteler, sosyal mecralarda bunların paylaşımı yapılıyor ve yayın yasağı geliyor. Biz bu çocukları nasıl savunacağız. Okulda öğretmen acaba farklı bir gözle bakar mı? Park da biri laf eder mi 3 yaşındaki 5 yaşındaki çocuklarımıza etek, şort giydirmeye korkar haline geliyoruz. En basit örneği ekmek almaya yollayamıyoruz. Kapımızın önüne oyun oynamaya çıkartamıyoruz. Sonra eve kapanıp internet bağımlısı oldu diye kızıyoruz çocuklarımıza. Bu suç kimin buna nasıl bir çözüm bulunacak gerçekten çok merak ediyorum. Evlenme çağına gelen insanlar yeni evliler çocuklarının olmasına sıcak yaklaşmıyor.

Bu dünyaya mı evlat getireceğim korku içinde mi yetiştireceğim başına ne zaman bir şey gelecek korkusu içinde kalıyorlar. Çocuk istismarının önüne geçmek için en ağır ceza verilmeli. Okullarda bunlarla ilgili ders saati olmalı. Kız çocuklarının erken yaşta evlendirilmesi yasaklanmalı. Evlerimizde de aynı şekilde. Çocuklarımıza saygı göstermeyi bilmeliyiz. Küçük yaşlarda onlara bu bilgileri aşılamalıyız. Çocuklarınıza her zaman inanın. Özel bölgelerinin nereler olduğunu doğru isimleriyle tanımlayın.

Evde, özel alanlara saygı gösterin, ondan da aynısını bekleyin. Odalarına girerken kapılarını çalarak girmeye özen gösterin. Çocukları, akraba bile olsa birini öpmeye, sarılmaya zorlamayın. Unutmayın çocuk susmaz, susturulur. Eğer size anlatamıyorsa ve onun bir sorunu olduğunu hissediyorsanız. Doktorlardan destek almayı ihmal etmeyin. Unutmayın ki aile de sevgi görmeyen bir çocuk dışarıyı merak eder ve herkese inanma eğiliminde bulunur. Umarım bu sorunlar bir gün son bulur.

Devamını Oku

ASLINDA İKİ BASİT KELİME HAYATIMIZI YÖNLENDİRİYOR

ASLINDA İKİ BASİT KELİME HAYATIMIZI YÖNLENDİRİYOR
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Merhabalar kalemle ilk tanışmışlığım değil ama ilk alışmışlığım. Bugün sizlere hayır diyememek üzerine düşüncelerimi belirtmek istiyorum. Her şeye evet diyoruz peki neden hayır diyemiyoruz? Aslında biz insanların en büyük problemi hayır diyememek. Bir şeyi istemiyorsak içimizden gelmiyorsa hayır demeyi bilmeliyiz. Onlar kim ki onu kırmayayım bununla aramda bir sorun olmasın diye herkesin her istediği olmak zorunda değil. Hür irademizle kendi fikirlerimizi dile getirmemiz gerekir. Karşımızdakini de kırmadan kibar bir şekilde reddetmeyi bilmeliyiz. Sanki her şeyi onaylayan insanlar her şeye evet diyen insanlar sözlerinin dediklerinin arkasında mı duruyor. Hayır demeyi bilirsek karşımızda ki insanı da ümitlendirmemiş oluruz ve herkes kendi yolunda ilerlemeye devam eder. Kimse kimsenin kuklası değil kimse kimseyi yönlendiremez. Aslında bu basit iki kelime hayatımıza yön veren kelimeler ona göre yön çizmemizi gösteren iki kelime. Eğer bir çocuk bir oyuncak istiyorsa ve bunu alamayacak durumdaysak onu alırız diye kandırmak yerine ümitlendirmek yerine durumu anlayabileceği şekilde ifade etmeliyiz. Biri bizden bir şey istediğinde dediği şeyi yapmak istemiyorsak bunu istemiyorum diyerek başka bir fikrimiz varsa bunu da söyleyebiliriz. Stres de yaratmamış oluruz kendimiz için. Hayır diyememek bazı insanlarda zayıflıktır. Bazı insanlar her şeye önce hayır derler ondan sonra dinlerler. Aslında bu tip insanların hayır demesi, ‘Bana bir zaman tanı’ anlamına gelir. Bu insanlar iletişimde çok hata da yaparlar. Yanlış anlaşılırlar. İnsanlar ondan kaçarlar. Aslında bir bakımdan da hayır diyememenin arkasında eleştirilme korkusu var. Acaba o ne der bu ne der ? Biz insanlar eleştiriye açık değiliz ve korkuyoruz bundan. Altta kalma korkusu olduğun ortamda dışlanma korkusu herkes bizi sevsin bize saygı duysun bizimle ilgilensin istiyoruz. Bunun için de konu her ne olursa olsun evet demeyi alışkanlık haline getirmiş birer varlığız. Ergenlik döneminde arkadaşlık aileden daha önemli bir unsurdur. Arkadaş ortamında ikram edilen bir şeye hayır diyemiyor gençlerimiz bunlar kötü alışkanlıklarda olabiliyor sırf o grubun içinde dışlanmamak için evet diyor ve bu alışkanlığa devam ediyor. Yanlışlara hayır diyemeyen bir çocuk, evde bunları rahatlıkla konuşamayan, öğrenemeyen bir çocuk dışarıda sahte mutluluğun olduğu bir ortamda madde kullanımının yanlış olduğunu söyleyemez ve karşı çıkıp hayır diyemez. Hayır demeyi öğrenin aksi takdirde zorla dediğiniz evet özgüveninizi yıkacaktır. Her şeye olur dediğiniz de dünyanın en sevecen insanı olmazsınız. En yorgun ve en stresli insanı olursunuz. Gerektiği yerde çekinmeden hayır demesini bilen insan geçmişte dediği evetlerin pişmanlığını yaşayan kişidir. Senin aklından geçeni kimse bilemez önceden hayır cevabını aldıysan evet cevabı için risk al. Ümitlenme beklemek yerine bilmek seni rahatlatacaktır. Hayır diyememenin altında korkular vardır. Sevilmeme korkusu, kaybetme korkusu, reddedilme korkusu. Hayır diyemenlerin beyninde kaygılar oluşur. Hayır dersem beni sevmeye devam eder mi? Nasıl hayır diyeceğim? Hayır demek beni bencil yapar mı? Ya birini üzersem ya da kırarsam? Bırakın onlar bizi düşünsün herkesin kendi hayatı kendi düşünceleri. Biraz da bize saygı duysunlar. Biraz da bizim düşüncelerimizi önemsesinler. Hayat bu ölümlü dünya herkes kendi düşüncelerini dile getirmeli fikirlerini söylemeli bırakın birazda biz ne diyoruz diye baksınlar. Umarım biraz olsun kendi istediklerimizi dile getirebiliriz. İstemediğimiz şeylere hayır demeyi öğrenebiliriz. Herkes kendi özgür iradesiyle hayatını devam ettirebilir…

NURŞAH SANCAK

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.