<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>rahman ve rahim olan allahın adıyla Archives - Horoz Medya</title>
	<atom:link href="https://www.horozmedya.com/etiket/rahman-ve-rahim-olan-allahin-adiyla/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.horozmedya.com/etiket/rahman-ve-rahim-olan-allahin-adiyla/</link>
	<description>Haberin Adresi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 13 Aug 2022 06:17:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>

<image>
	<url>https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2022/05/cropped-horoz-32x32.png</url>
	<title>rahman ve rahim olan allahın adıyla Archives - Horoz Medya</title>
	<link>https://www.horozmedya.com/etiket/rahman-ve-rahim-olan-allahin-adiyla/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İSLAMDA AYIP: VE UYARAK KAZANDIRDIKLARI, KAYBETTİRDİKLERİ…</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/islamda-ayip-ve-uyarak-kazandirdiklari-kaybettirdikleri/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/islamda-ayip-ve-uyarak-kazandirdiklari-kaybettirdikleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Aug 2022 21:15:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[kusur]]></category>
		<category><![CDATA[leke]]></category>
		<category><![CDATA[rahman ve rahim olan allahın adıyla]]></category>
		<category><![CDATA[utanç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=28712</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla Eksiklik, leke, kusur, utanç veren söz ve davranış anlamına gelen ayıp, bir ahlâk terimi olarak İslâm toplumunun ortak ve objektif ahlâk kurallarına aykırı olan, başkaları tarafından kınanan tutum ve davranışlar demek- (l) Başka bir ifade ile ayıp; bir insanın, ahlâk, din veya daha genel anlamıyla kamusal ya da toplumsal [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/islamda-ayip-ve-uyarak-kazandirdiklari-kaybettirdikleri/">İSLAMDA AYIP: VE UYARAK KAZANDIRDIKLARI, KAYBETTİRDİKLERİ…</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla Eksiklik, leke, kusur, utanç veren söz ve davranış anlamına gelen ayıp, bir ahlâk terimi olarak İslâm toplumunun ortak ve objektif ahlâk kurallarına aykırı olan, başkaları tarafından kınanan tutum ve davranışlar demek- (l) Başka bir ifade ile ayıp; bir insanın, ahlâk, din veya daha genel anlamıyla kamusal ya da toplumsal değerlere ve anlayışa aykırı olarak sergilediği ve duyulmasını arzu etmediği davranış veya tutuma denir. Ayıp . olarak görülen bir davranış, genellikle, benimsenen ve yararına inanılan sosyal kuralların ihlâline yol açtığı için, hukukî bir yaptırımı bulunmasa bile ayıplama ve yerme diye adlandırılan dinî-sosyal yaptırımlarla karşılaşır ve bunlar o kimsede pişmanlık ve utanma duygularını doğurur ve kişinin bu kusurlarını düzeltmesine vesile olur. İnsan yaratılışı itibariyle doğru, isabetli davranışlar sergilemeye elverişli olduğu gibi zaman zaman isteyerek ya da istem dışı hata, kusur ve ayıp olarak nitelendirilebilecek türden davranışlar sergilemeye de müsaittir. İslâmî öğretide, haya ve edep duygusu, dinin vazgeçilmezi olan imân ile ilintilendirilmiş ve bu duygu mü’minin zineti kabul edilmiştir. Buna karşın haya ve edepten nasipsizlik ise, genelde İslâm, özelde imânı istenilen düzey ve derecede özümsememeye bağlanmıştır. Nitekim bu hususlar, Hz. Peygamber (s.a.s.)’in, “Haya İmândandır.” sözüyle temellendirilebilir. Dini, ideolojisi her ne olursa olsun ahlâkî ve İnsanî değer ve faziletlerin, dejenere olduğu, erdem ve faziletin özlemle arandığı çağımızda Hz. Peygamber’in bu sözünde anlamını bulan hayaya birey ve insanlık alemi olarak ne kadar da muhtacız. İlimde, siyasette, bireysel ve toplumsal hayatımızda haya duygusuna, ne derece muhtaç olduğumuzu insaf sahibi ve ahlakî değerler adına güzeli hedefleyen her insan kabullenecektir. Haya, insanı insan yapan değerlerin içselleştirilmesi başka bir deyimle öznelleştirilmesidir. Haya, vizyongönül, gönül-vizyon birliktelik ve diyalogunun dışa yansımasıdır. Şu kadar var ki, hayasızlığın toplumda yayılmasını isteyenler, o topluma karşı en büyük saygısızlığı işlemiş olurlar. Kur’an-ı Kerim de, “Müminler arasında hayasızlığın yayılmasını arzu edenlere, işte onlara, dünya ve ahirette can yakıcı azab vardır.” buyurulmaktadır. insanlara iftira etmek, onlara ahlâksızlık isnadında bulunmak da hayasızlığın bir başka türüdür. Bütün hak dinlerin temel hedefi, ahlâk ve erdemin öncelikli olduğu toplumsal bir yapı kurmak olmuştur. Nitekim Hz. Peygamber’in “Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim “‘hadisi de İslâm’ın ahlaklı bir toplum öngördüğünün belli başlı esaslarındandır. Ayrıca alemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Peygamber’in ahlâkına, Kur’an’da vurgu yapılması, onun ahlâkının ön plana çıkarılması, İslâm’ın bu konudaki anlayışına ışık tutacak ve yön verecek yegane argümanlardır.</p>



<p>Öyle ya, ahlâksızlığın, fıtratı bozulmamış toplumlarda kabul görmesi mümkün mü? Ahlâkı güzel kimseler, tarihi süreç içinde kendilerinden hep övgüyle söz edilen insanlar değil midir? Onları ölümsüzleştiren ve bu övgüye layık kılan ne fizikî yapılan ne zenginlikleri ne de bulundukları makam olmuştur. İnsan her ne kadar Allah’ın mükemmel bir biçimde yarattığı varlık olsa da zaman zaman bilerek ya da bilmeyerek hata, kusur ve ayıp olarak nitelendirilebilecek türden davranış ve tutumlar sergileyebilir. Ömür sürecinde hemen herkesin bu tür bir davranış veya tutum sergilemesi olağandır. Zaten Hz. Peygamber, “Bütün insanlar hata yapar, hata yapanların en hayırlısı ise hatasından dönendir&#8221;15’ sözüyle bu hususa dikkat çekmiştir. İslâm’da kişilerin sergilemiş olduğu bu tür menfi davranışların, araştırılması ve ifşa edilmesi değil, örtülmesi teşvik edilmiş, emredilmiştir. Hz. Peygamber (s.a.s.), “Bir kul bu dünyada başka bir kulun ayıbını örterse, kıyamet gününde Allah da onun ayıbını örter. (”6) buyurmuştur. Herkesin anasından, babasından ve bütün yakınlarından, dostlarından kaçacağı,7 her şeyin ayan beyan meydana çıkacağı o büyük günde her insanın ortaya çıkmasını hiç de istemediği ayıp ve kusurları olabilir. Eğer o gün ayıp ve kusurlarımızın kapanmasını arzu ediyorsak, bu- gün ayıplarının kapanmasını isteyen insanlar; yardımcı olmamız gerektiği bilinciyle hareket etmeliyiz. Sergileyeceğimiz davranışların dünyevî ve ahlâkî boyutu bir tarafa uhrevî boyutta da birtakım kazanımla elde edeceğimizi asla göz ardı etmemeliyiz. Şunu unutmayalım ki, o gün, bu tür kazanımlara ifade edemeyeceğimiz derecede muhtaç olacağız. Gerçek şu ki o gün bu günden kazanılır, bu günden kaybedilir. Ne kadar ayıp ve kusur örtebilirsek, o gün o kadar ayıp ve kusurumuzun örtüleceğini düşünmeliyiz. İnandığımı; kutsal değerler ekseninde ayıp ve kusurları ifşa etmenin değil örtmenin erdem olduğunu asla unutmamalıyız. Dinimiz İslâm, insanların ayıp ve kusurlarımı araştırılmasını, onların gizli hal ve özel hayatlarımı deşifre edilmesini yasaklamıştır. Buna karşın, dinimiz bir kimsenin ayıplarını, kusur ve hatalarını örtmeyi ahlâkî bir fazilet olarak telakki etmiştir. Şu kadar var ki örtülmesi istenilen ve Allah’ın da kıyamet gününde örteceği ayıp, kusur ve hatalar, kul hakkına taalluk etmeyen, zulüm ve haksızlık olmayan, söylenilmesi halinde kimseye fayda sağlamayan türden ayıp, hata vı kusurlardır. Bu tür günah, hata veya kusurlara muttali olanların bunları gizlenmesi dinen caiz değildir. Çünkü bu tür günah ve kusurların gizlenmesinde, başkalarının mağduriyeti söz konusudur. Dinimiz, hata, kusur veya kuralları ihlal eden kimselere öngörülen yaptırımların uygulanması esnasında; dahi, İslâm,’ın “rahmet ve insanın saygınlığı&#8221; prensiplerinin göz önünde bulundurulmasını önerir. Aktaracağımız şu olay bu gerçeği yansıtmaktadır. Hz. Peygamberin huzuruna şarap içmiş bir adam getirilmiş Resûlullah da gerekli cezanın tatbik edilmesini emi buyurmuştu.</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/islamda-ayip-ve-uyarak-kazandirdiklari-kaybettirdikleri/">İSLAMDA AYIP: VE UYARAK KAZANDIRDIKLARI, KAYBETTİRDİKLERİ…</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/islamda-ayip-ve-uyarak-kazandirdiklari-kaybettirdikleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Metin ALKAN</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/haya-utanma-ve-ar-duygusu/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/haya-utanma-ve-ar-duygusu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metin Alkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Feb 2022 21:17:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[ar duygusu]]></category>
		<category><![CDATA[haya]]></category>
		<category><![CDATA[rahman ve rahim olan allahın adıyla]]></category>
		<category><![CDATA[utanma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=11717</guid>

					<description><![CDATA[<p>HAYA (UTANMA VE AR DUYGUSU) Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla Bazı duygular vardır ki, günah ve ayıp sayılan şeyleri yapmamıza engel olur. Bunlardan birisi de sadece insanlara ait olan haya duygusudur. Haya, çekinmek ve utanmak demektir. Namusu muhafaza etmek ve haysiyetini korumaktır. Haya, hoşa gitmeyen şeylerin yahut ta terk edilmesi yapılmasından daha uygun olan [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/haya-utanma-ve-ar-duygusu/">Metin ALKAN</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>HAYA (UTANMA VE AR DUYGUSU)</strong></p>



<p>Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla Bazı duygular vardır ki, günah ve ayıp sayılan şeyleri yapmamıza engel olur. Bunlardan birisi de sadece insanlara ait olan haya duygusudur. Haya, çekinmek ve utanmak demektir. Namusu muhafaza etmek ve haysiyetini korumaktır. Haya, hoşa gitmeyen şeylerin yahut ta terk edilmesi yapılmasından daha uygun olan bir şeyin yapılması anında yüzünde beliren ince kızarma hali diye tarif edilmektedir. Utanma ve sıkılma anlamlarına da gelen haya, İslam ahlakında çok önemli bir yer tutmaktadır. Haya, kişinin her hususta haddini bilip, onu aşmaması şeklinde de tanımlanabilir. Gerek Allah’a gerekse insanlar karşı kendi konumunu muhafaza etmesi insanın faziletlerindendir. Dini anlamda haya, ar ve tekdiri mucip olan fenalıktan insanın son derece sıkılması demektir. Ragıbül İsfehani hayayı şöyle tarif eder: “Haya, fenalıklar karşısında nefsi tutmak ve kötülüğü terk etmektir.” Haya, imanın en mükemmel derecesidir. İnsanlığın zirvesi, hayatın süsü ve zinetidir. Bu sayede insanlık huzur ve ve rahata erer. Haya, insanın kuvvetli bir imana sahip olduğunu gösterir. Çünkü haya, ancak inanan insanın vasfıdır. İnanmamış bir insan, utanmanın semtine bile uğramamıştır. Utanmak insanların en güzel örneklerinden biridir. Aristo’ya sorarlar: &#8211; Kadınlarda en çok hoşa giden şey nedir? Aristo: &#8211; Utandığı zaman yüzünde meydana gelen kızartıdır, cevabını verir. Kadın… Çok garip bir mahluk. Garipliği elinden gelen varlık. Haya duygusu ile kızartamadığı yanağını boya ile kızartmakta… Utanmak, normal insan ölçüleri içinde yaşayan her millette, her zaman iyi görülmüş, tavsiye edilmiş, bu duygunun bulunmayışı büyük kusur sayılmıştır. İnsan; pek çok kötülüklerden, insanlardan utandığı için vazgeçer. İslam dini, insanın Allah’tan utanmasına değer verir. Peygamber Efendimiz , Mü’minleri Hak Teâla’dan utanmaya davet etmiş, imanın şubelerinden birinin de utanmak olduğunu bildirmiştir: Ebû Hureyre (ra), Efendimizin şöyle buyurduğunu naklediyor. “İmanın yetmiş yahut altmış bu kadar şubesi vardır, o şubelerin en üst derecesi olanı (La ilahe illallah) sözüdür. En aşağısı da yoldan gelip geçenlere eza verecek şeyleri gidermektir. Haya da imandan bir şubedir. [1] Hintlilerin bir atasözü vardır. Derler ki: &#8211; Bir gün mutlu olmak istersen, yeni bir elbise giyin, &#8211; Bir ay mesut olmaz isterseniz, bir dava kazanın, &#8211; Bir sene mesut olmak isterseniz, evlenin, &#8211; Bütün ömrünüzce mesut olmak arzusunda iseniz, namuslu olun. Hayası olmayanların mesut olduğu görülmemiştir. Napolyon’un kız kardeşi Altes, çıplak bir heykelini yaptırdığında nedimelerden bir sorar: &#8211; Aman Altes! Böyle çırılçıplak mı poz verdiniz? &#8211; Evet. Ne sakıncası var? Odam sımsıcaktı. [2] Rasulüllah şöyle buyuruyor: “Ebu Mesud Ukbe b. Amir el-Ensari el-Bedri (ra)’den rivayet edilmiştir. Efendimiz buyurdu ki: “İnsanların ilk nübüvvetten beri bütün Peygamberlerden duyduğu sözlerden biri; Utanmazsan dilediğini yap sözüdür.” [3] Utanmaya insandan her şey beklenir. Onun dini, imanı da olmadığına göre yapmayacağı kötülük kalmaz. Fakat unutulmamalıdır ki, insanın sadece ekmeğe, yemeğe değil, şerefe de hayaya da ihtiyacı vardır. Bir defa utanç damarı çatladıktan sonra insanın yapamayacağı hiçbir kötülük yoktur. Cemiyetin düzeninin bozulması, ahlaksızlığın alıp yürümesi, yeni yetişmekte olan nesle bol bol fuhuş örneği verilmesi gibi sayıya hesaba gelmeyen mahzurlar, utanç duygusunun ortadan kalkması sonunda meydana gelir. Ediplerden bir şöyle demiştir: “Açıkta işlemekten çekindiği işi yalnızken yapan adam, kendi şahsını değersiz saymış demektir.” [4] Bu söz gerçekten de değerlidir. Çünkü kendi şahsına değer vermeyen kimse yoktur. Ahlaksızlığın en son haddine varan kimseler bile çoğu zaman, insanlıktan, şeref ve haysiyetten, faziletten bahseder. Kendine değer vermeyene değer vermez. Hakaret edene hakaret eder. Edemezse içinde kin kalır. İmam-ı Azam hamama gider. Yıkanmakta iken çırılçıplak bir adam gelir. İmam-ı Azam onu görünce gözlerini yumar. Adam hayasızın biridir. Üstelik alay eder: &#8211; Ya İmam! Gözlerinin nurunu ne zaman aldılar? İmam-ı Azam bu münasebetsize şu cevabı verir: &#8211; Senin haya perden kaldırılırken. Haya perdesini kaldıranlar, alın damarını çatlatanlar, iffet örtüsünü yırtanlar insanlardan utanmazlar. Şair der ki: “Gecelerin sonundan korkmuyorsan. Her isteğine işle, utanmıyorsan. Dünyada ve yaşayışta hayır kalmaz. Hayayı ortadan kaldırırsan.” Hadis-i Şerifteki “Utanmazsan dilediğini yap” sözü (utanmadığı takdirde sana her şeyi yapmak mübahtır) manasına anlaşılmamalıdır. Çünkü bu şekilde bir anlayış hem Peygamber Efendimizin maksadına uygun düşmez, hem de normal anlayış çerçevesinin hududu aşılmış olur. Hadis-i Şerifi: 1) Utanmazsan dilediğini yap, ama sonunda cezasını da hesaba kat. Çünkü utanç duygusunu yitirmiş olmak, insanı sorumlu olmaktan kurtarmaz. Yapacağın hiçbir kötülük (utanç duygusunu yitirmişti) diyerek, cezasız bırakılmaz. 2) Utanmazsan dilediğini yap, çünkü insanı insan yapan utanç duygusudur. Bu duyguyu yitirdikten sonra senin önüne geçecek, yaptıklarının fena olduğunu vicdanına haykıracak bir kuvvet kalmamıştır. İyi kötü demeden her şeyin mübah olduğunu kabul edecek kadar arsız, hayvanlar kadar hissiz bir kimse olursun, şeklinde anlamak lazımdır. Ümmetin daima ALLAH’tan utanmasını arzu edilen Sevgili Peygamberimiz bir gün ashabına: &#8211; “ALLAH’tan gereği gibi utanınız” buyurmuştu. Hadisi rivayet eden Abdullah b. Mesud diyor ki: &#8211; Ya Rasulallah! Biz hamdolsun, ALLAH’tan gerçek anlamıyla utanıyoruz, dedik. Efendimiz şöyle buyurdu: &#8211; “Hayır, hakikat sizin anladığınız gibi değildir.</p>



<p>METİN ALKAN</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/haya-utanma-ve-ar-duygusu/">Metin ALKAN</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/haya-utanma-ve-ar-duygusu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
