<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>rahman ve rahim olan Archives - Horoz Medya</title>
	<atom:link href="https://www.horozmedya.com/etiket/rahman-ve-rahim-olan-2/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.horozmedya.com/etiket/rahman-ve-rahim-olan-2/</link>
	<description>Haberin Adresi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 27 Sep 2022 06:57:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>

<image>
	<url>https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2022/05/cropped-horoz-32x32.png</url>
	<title>rahman ve rahim olan Archives - Horoz Medya</title>
	<link>https://www.horozmedya.com/etiket/rahman-ve-rahim-olan-2/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>TEVBE</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/tevbe/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/tevbe/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metin Alkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Sep 2022 06:57:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[rahman ve rahim olan]]></category>
		<category><![CDATA[tevbe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=32755</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla Benim sahibim senin gibi böyle öfkelenmez. Vaktiyle bütün gününü Cenâb-ı Hakka ibâdet ile geçiren birisi, zamanın hükümdarına methedilmişti. Onunla sohbet arkadaşı olması tavsiye edilmişti. Hükümdar, methini işittiği o dostunu sarayına çağırtarak kendisiyle sohbet arkadaşı olmasını ricâ etti. Bu zât hükümdara şöyle cevap verdi: &#8211; Ey hükümdar, bu isteğin güzel! [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/tevbe/">TEVBE</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla Benim sahibim senin gibi böyle öfkelenmez. Vaktiyle bütün gününü Cenâb-ı Hakka ibâdet ile geçiren birisi, zamanın hükümdarına methedilmişti. Onunla sohbet arkadaşı olması tavsiye edilmişti. Hükümdar, methini işittiği o dostunu sarayına çağırtarak kendisiyle sohbet arkadaşı olmasını ricâ etti. Bu zât hükümdara şöyle cevap verdi: &#8211; Ey hükümdar, bu isteğin güzel! Ancak olur ya, yanlış bir iş yapsam beni affeder misin? Yoksa hemen cezâlandırır mısın? &#8211; Ne gibi bir yanlışın olabilir? &#8211; Meselâ bir gün sarayına geldiğinde beni istemediğin bir işi yaparken görsen ne yaparsın? Onun bu sözüne şiddetle öfkelenen hükümdar: &#8211; Bana böyle şeyler söylemeğe nasıl cüret edersin? diye bağırdı. Bunun üzerine dostu zât da şöyle dedi: &#8211; Benim kerîm bir Rabbim var. O derece kerîm, o derece cömert ki, aynı bir günde bende yetmiş günâh birden görse benim sahibim yine de öfkelenmez, beni kapısından kovmaz, ni&#8217;metinden mahrûm etmez. Böyle bir durumda ben O&#8217;nun kapısından nasıl ayrılayım da, henüz bir suç bile işlememişken bana öfkelenen birisinin kapısına geleyim? Ben henüz bir suç işlemeden bana böyle kızan birisi acaba suç işlemiş olduğum zaman ne yapar? Cenab-ı Hak, kullarını kendisine isyan ettiği zaman hemen günah yazmaz, onun tevbe etmesini pişman olmasını bekler. İnsan bir günâh işlediği vakit, sol omuzdaki meleğin âmiri durumundaki sevâbları yazan melek diğerine, &#8220;Bekle belki tevbe eder&#8221; diyerek günâhı hemen yazdırmaz. Cenâb-ı Hak çok merhametli olduğu için çeşitli vesîlelerle kişinin günâhını affeder. Yeter ki insan geç de olsa hatâsını anlayıp pişman olsun.</p>



<p>&nbsp;Allah’ü teâlâ Bekara sûresinde, “Şüphesiz ki, hem çok tevbe edenleri, hem de kötü alışkanlıklardan ve kötü ahlâktan temizlenenleri sever” buyurmaktadır. Tevbe edip hidâyet yoluna yönelenlere hareket tarzımız şöyle olmalıdır: 1) Onu sevmelidir. Çünkü tevbesini kabûl etmekle onu sevmiştir. 2) ALLAH&#8217; ın onu tevbesinde dâim eylemesi için kendisine duâ etmelidir. 3) Onu kendine örnek edinmelidir. 4) Onunla oturup sohbetlerde bulunmalı, ona yardım etmelidir. ALLAH-ü teâlâ, onun tevbesini kabûl etmekte kendisini dört şeyle şereflendirir: 1) Sanki hiç günâh işlememişcesine onu günâhlardan temizler, 2) Onu sever, 3) Üzerine şeytanı musallat etmez, kendisini ondan korur. 4) Dünya hayâtını terketmezden önce onu korkudan emîn kılar. ALLAH-ü teâlâ Fussilet sûresinde şöyle buyurmaktadır: &#8220;Rabbimiz Allahtır!&#8221; deyip de sonra istikamete gelenler, işte onların üzerine, &#8220;Korkmayın, tasalanmayın, va&#8217;d olunduğunuz Cennetle sevinin!&#8221; diye diye melekler inecektir.”</p>



<p>Kişinin tevbesi dört şeyde belli olur: 1) Dilini lüzûmsuz sözlerden, gıybetten, yalandan koruyorsa, 2) Kalbinde hiç bir kimseye ne hased, ne de düşmanlık beslemiyorsa, 3) Kötü kişilerden uzak duruyorsa, 4) Ölüme hazırlanarak geçmiş günâhlarına nedâmet duyuyor, onlara tevbe, istigfâr ediyor ve Rabbinin tâatına yöneliyorsa.</p>



<p>SİZ FARKINA VARMADINIZ!</p>



<p>&nbsp;Her Müslümanın, her gün en az bir kere, Ya Rabbi, bilerek veya bilmeyerek isyana, günaha, küfre sebep olan bir söz söyledim veya bir iş yaptım ise, pişman oldum. Beni affet! diyerek tevbe etse, ALLAH-ü teâlâya yalvarsa, muhakkak affolur. Cehenneme gitmekten kurtulur. Cehennemde yanmamak için, her gün muhakkak tevbe etmelidir. Bu tevbeden daha önemli bir vazife yoktur. Kul hakkı bulunan günahlara tevbe ederken, bu hakları ödemek ve terk edilmiş namazlar için tevbe ederken, bunları kaza etmek lazımdır Samîmî bir şekilde tevbekâr olanlar, Cehennemden geçtiklerini bile anlayamıyacaklardır. Cennete girdikleri zaman diyecekler ki: Rabbimiz bize, Cennete girmeden önce Cehenneme sokulacağımızı söylemişti. Onlara cevâben denir: “Siz oraya sokuldunuz. Fakat o sırada Cehennem sakin idi. Onun için farkına varamadınız” Allah CC selamı bereketi Rahmeti üzerinize olsun.</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/tevbe/">TEVBE</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/tevbe/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>RESULULLAH&#8217;IN KUBA HUTBESİ</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/resulullahin-kuba-hutbesi/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/resulullahin-kuba-hutbesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metin Alkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Sep 2022 06:06:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[PEYGAMBER]]></category>
		<category><![CDATA[rahman ve rahim olan]]></category>
		<category><![CDATA[resulullah]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=30683</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) Kuba’ya gelişinden bir müddet sonra 12 Rebiülevvel 622 Cuma günü beraberindeki kalabalıkla birlikte, develerle Medine’ye hareket etti. Resulullah (s.a.v.) yolda iken öğle vakti gelince Rânûnâ Vadisi’nde arka arkaya iki hutbe okuyarak Cuma Namazı’nı kıldırdı. Hz.Muhammed’in (s.a.v.) burada ilk hutbesini vermesi ve ilk Cuma [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/resulullahin-kuba-hutbesi/">RESULULLAH&#8217;IN KUBA HUTBESİ</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) Kuba’ya gelişinden bir müddet sonra 12 Rebiülevvel 622 Cuma günü beraberindeki kalabalıkla birlikte, develerle Medine’ye hareket etti. Resulullah (s.a.v.) yolda iken öğle vakti gelince Rânûnâ Vadisi’nde arka arkaya iki hutbe okuyarak Cuma Namazı’nı kıldırdı. Hz.Muhammed’in (s.a.v.) burada ilk hutbesini vermesi ve ilk Cuma Namazını kıldırmasının ardından her Cuma, Cuma Namazı için bir araya geldiler ve hutbelerle kendilerini hesaba çekme fırsatı buldular.Ayrıca Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) ilk Cuma Namazının kıldırıp ilk hutbesini verdiği Rânûnâ Vadisi mevkiinde bugün Cuma Mescidi yer almaktadır. Cuma Mescidi, yaşanan bu önemli tarihi olayı ve mübarek Cuma namazının önemini hatırlatan bir nişan olarak simgeleşmiştir.</p>



<p>Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın (s.a.v.) İlk Cuma Hutbeleri KUBA HUTBESİ “Ey insanlar! Ölmeden önce tövbe edin; fırsat elde iken sâlih ameller işlemeye bakın! Gizli-açık bolca sadaka vermek ve Allah’ı çok çok zikretmekle Rabbinizle aranızı düzeltin! Böyle yaparsanız, rızıklandırılır, yardım görür ve kaçırmış olduğunuz şeyleri elde edersiniz. Biliniz ki Allah, bu yılınızın bu ayında, bu yerde size kıyamete kadar «cuma na¬mazı»nı farz kılmıştır. Adil olsun-olmasın, başında bir imâm varken benim sağlığımda veya benden sonra her kim hafife alarak veya inkâr ederek bu namazı bırakırsa, onun iki yakası bir araya gelmesin! Ve Allah, onun işlerini başarıya ulaştırmasın! O kimsenin başka namazı yoktur; tövbe edenler müstesna… Çünkü kim tövbe ederse, Allah onun tövbesini kabul eder.” (İbn-i Mâce, İkâme, 78) “Ey insanlar! Sağlığınızda ahiretiniz için hazırlık yapınız!</p>



<p>Muhakkak her biriniz ölecek ve sürüsünü çobansız bırakacaktır. Sonra Allah, ona tercümansız ve vasıtasız olarak diyecek ki: «Benim Resulüm gelip de size emirlerimi bildirmedi mi? Ben sana mal-mülk verdim, pek çok iyiliklerde, ihsanlarda bulundum; sen kendin için ne getirdin?» Bu sual ile karşılaşan herkes, sağa-sola bakacak bir şey göremeyecek, önüne baktığı zaman cehennemi görecek… O halde uyanınız! Kim yarım hurma ile dahi ateşten korunmaya muktedirse, onu yapsın! Kim ki o yarım hurmayı bulamazsa, bari tatlı bir söz söyleyerek iyilik etmeye çalışsın! Çünkü bir iyiliğe on mislinden yedi yüz misline kadar sevap verilir. Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun!” (İbn-i Hişâm, I, 118-119, Beyhakî, Delâil, II, 524) 2. Hutbe “Allah’a hamd ederim ve O’ndan yardım dilerim. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allah’a sığınırız. Allah’ın hidayete erdirdiğini kimse saptıramaz; saptırdığını da kimse doğru yola iletemez. Şehadet ederim ki, Allah’tan başka ilah yoktur. O, birdir; ortağı yoktur. Sözlerin en güzeli Allah’ın kitabıdır. Allah, kimin kalbini Kur’an’la süsler ve onu küfürden sonra İslâm’a hidayet buyurur, o da Kur’an’ı başka sözlere tercih ederse, işte o kimse kurtuluşa ermiştir.</p>



<p>Doğrusu Allah’ın kitabı, sözlerin en güzeli ve en belîğidir. Allah’ın sevdiğini seviniz! Allah’ın Kelâmı’ndan ve O’nu zikretmekten usanmayınız. Allah’ın Kelâmı’ndan kalbinize darlık gelmesin! Çünkü Allah’ın Kelâmı, her şeyin üstününü ayırıp seçer. Amellerin hayırlısını, kulların seçkini olan peygamberleri, kıssaların en güzel ve ibretlilerini anlatır. Helal ve haramı açıklar. Siz ancak Allah’a ibadet ediniz ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayınız! O’ndan hakkı ile sakınınız! Yaptığınız iyi işleri diliniz te’yîd etsin! Allah’ın Kelâmı ile birbirinizi seviniz! Muhakkak biliniz ki Allah Teâlâ, ahdini bozanlara gazap eder. Allâh’ın selâmı üzerinize olsun!” (Beyhakî, Delâil, II, 524-525)</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/resulullahin-kuba-hutbesi/">RESULULLAH&#8217;IN KUBA HUTBESİ</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/resulullahin-kuba-hutbesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HAYATTA SABRETMEK</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/hayatta-sabretmek/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/hayatta-sabretmek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metin Alkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Feb 2022 21:07:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[ALLAH]]></category>
		<category><![CDATA[insanoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[rahman ve rahim olan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=12550</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rahman ve Rahim olan Allah&#8217;ın adıyla Bir ömürlük sabır. Mutluluk çok uzaktaymış gibi, insanoğlu yeryüzünde mutluluğu yakalamaya çalışıyor Sanki mutluluk kendi dışındaymış gibi, kendi içine yolculuğu bırakıp, dışa seyahat ediyor İnsanoğlunun böyle bir zannı var, böyle bir önyargısı var işte Bu yüzden düşerde kalkar, kalkarda düşer kimi zaman Yalana batar, hüzne batar, kahırla batar… Aranan [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/hayatta-sabretmek/">HAYATTA SABRETMEK</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Rahman ve Rahim olan Allah&#8217;ın adıyla Bir ömürlük sabır. Mutluluk çok uzaktaymış gibi, insanoğlu yeryüzünde mutluluğu yakalamaya çalışıyor Sanki mutluluk kendi dışındaymış gibi, kendi içine yolculuğu bırakıp, dışa seyahat ediyor İnsanoğlunun böyle bir zannı var, böyle bir önyargısı var işte Bu yüzden düşerde kalkar, kalkarda düşer kimi zaman Yalana batar, hüzne batar, kahırla batar… Aranan şey mutluluktur oysa İnsani ve insana ait bir duygu ve düşünce sentezidir Ne Kaf dağının arkasında, nede ütopik bir düzmecedir mutluluk Arayan kişinin aradığı şey, aslında tamda aramaya niyetlendiği yerdedir Tamda o merkezde ve sadece o merkezden yönetilir Ve insan bu amaç için neler yapmaz ki Nelere başvurup, nelerden medet dilenmez ki Bazen mutluluğu aradığı yer, kahır, hüzün, gam kazandıracaktır ona Ama gaflet kapamıştır gözünü Karanlıkta yönünü arayanlar gibi toslarda toslar cansız materyallere Ve tosladıkça ölecek, öldükçe yeniden dirilecektir Her düştüğünde binlerce kez ölecek, her doğrulduğunda binlerce kez hayat bulacaktır İşte ömür denen şu kısa zamanda, yaşanan çelişkiler yumağında, savrulur oradan oraya düşüncelerimiz Ama şunu biliriz ki tüm bu kargaşada, tüm bu hengâmede, hem ölür hem de diriliriz Bir bedenin içinde on binlerce ölüm yaşanırken, on binlerce hayat meydana gelmiyor mu? Mutluluklarımız ve sevinçlerimizin zıddında, mutsuzluklarımız ve acılarımız yok mu? Hep bir arada, hepsi şu beden ülkesinde meydana gelip birbirleriyle çarpışmıyorlar mı? Bu yüzdendir zikzaklarımız Çelişkilerimizdendir sapma, yoldan çıkma ve sonra kendini toparlayıp yeniden istikamet üzere yol almalarımız Evet, tüm bu çelişkilerin merkezinde nede çok acı çekiyoruz değil mi? Bazen boğazımıza kadar dolduğumuzu düşünüp, alınlarımızı nasılda secdeyle buluşturuyoruz Nasıl çıkış yolları arayıp, nasıl bulduğumuz çıkış yollarına güvenerek emin adımlarla yürümek zorunda kalıyoruz. İşte bir ömürlük kısa bir acı çekiyoruz aslında Bir ömürlük acılar, bir ömürlük yoksulluklar, bir ömürlük yanmalar, bir ömürlük kavrulmalar, bir ömürlük düşmeler, bir ömürlük doğrulmalar çekiyoruz Peki, bir ömürlük süreçte bizden bir ömürlük ne isteniyor sizce? İstenen şey tabiî ki bizim hem mutluluk kaynağımız, hem de ebedi kazanç kaynağımız olmalı Evet, istenen şey bir ömürlük sabırdır bizden Allah (cc) kitabı Kuran’ı keriminde bakın sabredenler hakkında ne diyor; “O (sabreden) kimseler ki kendilerine bir musibet (bela) geldiği zaman “Muhakkak biz Allah’ın (dünyada teslim olmuş kullarıyız) ve muhakkak biz (ölümden sonra ahirette dirilmekle) ona dönücüleriz” diyenlerdir”(Bakara 156) Evet, bir ömürlük musibet, bir ömürlük bela çekeceğiz belki Belki sürgünden sürgüne gönderecekler bizi Zindanlarda Hz Yusuf gibi tutsak kalacak ama her şeye rağmen, belalara ve musibetlere rağmen, bir ömrü sabır içinde geçireceğiz İşte bizim silahımız, işte müminin silahı, işte mutluluğun kaynağı “(Ya Muhammet sen )sabredenlere müjdele” (Bakara 155) Bir bir sevdiklerimiz, dünyadan ayrılıp ebedi âleme göç ediyor Gidenlerin hayatlarını az çok biliyorsak derin düşüncelere dalıyoruz Eğer o kişi acılar, sıkıntılar çekmişse, işte diyoruz işte, bir ömür acılarla boğuşulsa bile, Allah (cc) ölümü yarattı işte Bunu bilmek zorundayız Ölümü hatırdan çıkarmamak, en güzel nasihat olan ölümden payımıza düşen hisseyi almalıyız Sonra açılan nur pencerelerinden ebedi âlemimiz şekillenecek, ilahi müjde tecelli edecektir Eskiyor her şey Yıpranıp yok oluyor Hem yokluk çekiyor, hem varlığa gark oluyoruz Bir mevsim geliyor ağaçlar her şeylerinden (yapraklarından) sıyrılıyor, bir mevsim geliyor yeni yeni yapraklar filizleniyor Hem acı çekiyor, hem bunun tam zıddı şeyler yaşaya biliyoruz Tüm bu yaşanan süreçte sabırla bir ömür geçirmemiz isteniyor Her şeye rağmen bir ömürlük sabır bekleniyor Evet, her şeye rağmen sabır… “(Ya Muhammet sen) sabredenlere müjdele” Sabırlı kuş, bütün kuşlardan daha iyi uçar MEVLANA Allah CC selamı bereketi Rahmeti üzerinize olsun.</p>



<p>METİN ALKAN</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/hayatta-sabretmek/">HAYATTA SABRETMEK</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/hayatta-sabretmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DİNİMİZ İSLAMDA TAKVA</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/dinimiz-islamda-takva/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/dinimiz-islamda-takva/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metin Alkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Feb 2022 21:24:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[rahman ve rahim olan]]></category>
		<category><![CDATA[takva]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=12226</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rahman ve Rahim olan Allah&#8217;ın adıyla Mekruh veya haram olanlara düşme korkusu ile bazı mubahlardan vazgeçmekle. Tirmizi hasen olduğunu söylediği bir hadiste Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem: “Kul, gerçekte bir fenalık olmasına rağmen fenalık sayılmayan işleri terk etmedikçe muttakilerden olmaya ulaşamaz.” Buyurmuştur. Ebu Derda Radıyallahu anh, şöyle der; “Takvanın tamama ermesi, kulun Allah’dan bir zerreye bile [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/dinimiz-islamda-takva/">DİNİMİZ İSLAMDA TAKVA</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Rahman ve Rahim olan Allah&#8217;ın adıyla Mekruh veya haram olanlara düşme korkusu ile bazı mubahlardan vazgeçmekle. Tirmizi hasen olduğunu söylediği bir hadiste Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem: “Kul, gerçekte bir fenalık olmasına rağmen fenalık sayılmayan işleri terk etmedikçe muttakilerden olmaya ulaşamaz.” Buyurmuştur. Ebu Derda Radıyallahu anh, şöyle der; “Takvanın tamama ermesi, kulun Allah’dan bir zerreye bile dikkat edeceği üzere sakınmasıdır hatta, haram olacağı korkusu ile helal işlerin de çoğunu terk eder.” Hasan Basri Rahimehullah şöyle demiştir: “Haram korkusu ile çoğu helali de terk ettikleri sürece takva, müttakilerledir.” İmam es-Sevri de şunları söyler: “Müttaki (sakınan-korunan) olarak isimlendirilmişlerdir, bunun sebebi de çoğunlukla sakınılmayan şeylerden sakınmalarındandır. Onlar adet üzere insanların çoğunun sakınıp kaçınmadıklarından, sakınırlar.” Hukemadan Bazıları şöyle demiştir: “Takva üzere olmakta zorlanıyorsan, faize bulaşmışsındır; Takva üzere olmakta zorlanıyorsan, bir kadın gördün ve bakışını kaçırmadın; Takva üzere olmakta zorlanıyorsan, cahillikle bir fitneye karıştın.” Pratikte, takva menzilesine ulaşabilmek için Allah korkusu ile şüpheli şeyleri ve bazı mubah olan işleri terk etmeliyiz. Örneğin, bazı piknik yerleri ve mesirelere gitmek mubah olsa da bir hataya düşme korkusuyla bazen terk etmek böyledir. Belki, bazı kıyafetleri giymek mubah olabilir fakat bunları sünnete tabi olmak ve takvanın semeresine ulaşabilmek için terk etmelidir. Bugün kadın ve erkek için tesettürün farklı türleri olabilir, kimisi kot pantolon giyer, kimi dar pardösü, kimi uzun gömlek ve pantolon veya renkli örtüler veya sade çarşaf giyebilir fakat takva mertebesine ulaşmayı seçen sünnete uygun örtünür, yüzünü de kapar. Murakabe (kendini denetleme) Nebi Sallallahu Aleyhi Vesellem, Yemen’e gönderirken Muaz’a şöyle vasiyet eder: “Ey Muaz! Her nerede olursan ol Allah’dan sakın, bir fenalık yaparsan ardından öyle bir iyilik yap ki, o iyilik fenalığı silsin ve de insanlara güzel ahlak ile muamelede bulun..” Şeyhu’l-İslam İbn Teymiye rahimehullah “Her nerede olursan ol Allah’dan sakın” hadisi hakkında şöyle söyler: “Allah ve Resulü’nün vasiyetlerinden akıl eden için bundan daha faydalı olanı bilmiyorum ki, Allah Teala: “ve, sizden önce kendilerine kitap verdiklerimize ve size de Allah’dan sakınmanızı vasiyet etmişizdir” Buyurur.” Ve ayrıca seninle, Rabbin Allah Teala arasında kalan bir takım gizli Salih amellerin olmalı ki, takva mertebesine ulaşasın. Şu dua da sadık ve müdavim olmalısın Allah’ın Habercisi Sallallahu Aleyhi Vesellem şöyle dua etmiştir: “Allahım! Nefislerimize takvasını ver ve onu arındır. Sen arındıranların en hayırlısısın, onun Velisi de sensin Mevlası da (sahibi ve efendisi de sensin)” Ve Nebi Sallallahu Aleyhi Vesellem duasında şunları istemiştir: “Allahım! Senden, hidayet, takva, iffet ve (çokluğu, azda bulan bir) zenginlik dilerim.” Yolculuk duasında da: “Allahım! Bu yolculuğumuzda iyilik ve takva, amelden de razı olduğunu isterim..” şeklinde dua etmiştir. Takva ehli, büyük günahlara düşmez ve küçüklerde de ısrar etmezler, bir günaha düşmeye dursunlar ki, hemen ondan tevbeye koşarlar: “Takvaya erenler var ya, onlara şeytan tarafından bir vesvese dokunduğunda (Allah&#8217;ın emir ve yasaklarını) hatırlayıp hemen gerçeği görürler.” (A’raf, 201) İşte onlar derhal, tevbeye koşarlar, işledikleri günahtan dönüp Allah’a yönelirler. Bu yüzden işlediğin bir günahtan ve kınanmadan, Allah’a yönelip mağfiret ve affını isteyene dek rahat bulmamalısın. “Çünkü Allah, sakınanlar ve güzel amel edenlerle beraberdir.” (Nahl, 128) Affetmek ve bağışlamak: Allahu Teala şöyle buyurur: “Affetmeniz, takvaya daha yakındır.” Muttakiler, iç huzur ehlidir. Onlar insanları affederler, çünkü onların amelleri Affı seven bir Rabb iledir. İşte onlar Rabbanilerdir. Sözde ve amelde doğruluğu ararlar: Allahu Teala Kur’an-ı Kerimde şöyle buyurur: “İşte, doğruluk getiren ve onu tasdik eden, onlar müttakilerdir.” Burada doğruluk getiren Muhammed Sallallahu Aleyhi Vesellem, O’nu tasdik edenin de Ebu Bekr Sıddık Radıyallahu Anh olduğu söylenmiştir. “İşte onlar doğru olanlar ve işte onlar muttakilerdir (sakınanlardır.)” Bu ayette, muttakilerin, doğrular olacağına açık bir beyan vardır, onlar biçim değiştirmezler, ne sözlerinde ne duruşlarında yalan nedir bilmezler. Aksine her şeyde doğruluk onların düsturudur. Allah’ın şiarlarını yüceltmek: “İşte böyle; her kim Allah’ın şiarlarını yüceltirse, şüphesiz bu kalplerin takvasındandır.” (Hac, 32) Bu yüceltmek, ibadetlerde olur, namazın ilk vaktinde kılınmasında ve oruç tutarken sadece yeme, içme ve şehvetten geri durmakla değil azalarla birlikte, kalbin de oruç tutmasıyla olur. İşte ibadetleri böyle yüceltenleri; Allah, takva ile rızıklandırır. Adalet ve insaf: “..Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın. Adalet yapın. O, takvaya daha yakındır…” (Maide, 8) Onlar, zulüm bilmezler. Söz konusu Allah için adaleti ayakta tutmaksa hiçbir akraba veya aracıya tevessül etmezler. Her şeyde adaleti gözetirler. Rablerinin sıfatı olan Adalet ile, ahlaklanırlar ki, öncelikle Allahu Teala Nefsi Celali için zulmü haram saymıştır. Ve insanlar arasında da haram kılmıştır.! Salihler, sıdk ehli muttakilerin yanında olmak: Allahu Teala şöyle buyurur: “Ey İman edenler.! Allah’tan sakının ve doğrularla (sadıklarla) beraber olun.!” Hayırlı arkadaşlıkların olması kesinlikle şarttır. İnsanın takva menzilesini gerçekleştirmesi ve bunda sebat edebilmesi için iman kardeşliğine ihtiyacı vardır. Hep birlikte iyilik ve takva üzere yardımlaşmalıyız. Allah Teala: “İyilik ve takva üzere yardımlaşın.” Buyurmuştur.“ …Bu dünyada güzel davranışlarda bulunanlara güzellik vardır; ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. Takva sahiplerinin yurdu ne güzeldir.” (Nahl, 30). Allah CC selamı bereketi Rahmeti üzerinize olsun</p>



<p>METİN ALKAN</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/dinimiz-islamda-takva/">DİNİMİZ İSLAMDA TAKVA</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/dinimiz-islamda-takva/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TEFEKKÜR</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/tefekkur/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/tefekkur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metin Alkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Feb 2022 21:52:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[fekere]]></category>
		<category><![CDATA[rahman ve rahim olan]]></category>
		<category><![CDATA[tefekkür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=11197</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rahman ve Rahim olan Allah&#8217;ın adıyla Herhangi bir mesele hakkında düşünme, zihni yorma, derin düşünme ve işin şuuruna varma. Tefekkere fiili, üç harfli olan “fekere” fiilinden türemiştir. Fekere kök fiili ve ondan türemiş olan tefekkere, efkere, fekkere ve iftekere fiilleri aynı anlamdadırlar. Tefekkürün zıddı, fikirsizlik ve düşüncesizlik demektir. Tefekkür, insana mahsus bir özelliktir. İnsan, tefekkür [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/tefekkur/">TEFEKKÜR</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Rahman ve Rahim olan Allah&#8217;ın adıyla Herhangi bir mesele hakkında düşünme, zihni yorma, derin düşünme ve işin şuuruna varma. Tefekkere fiili, üç harfli olan “fekere” fiilinden türemiştir. Fekere kök fiili ve ondan türemiş olan tefekkere, efkere, fekkere ve iftekere fiilleri aynı anlamdadırlar. Tefekkürün zıddı, fikirsizlik ve düşüncesizlik demektir. Tefekkür, insana mahsus bir özelliktir. İnsan, tefekkür sayesinde diğer varlıklardan ayrılır ve üstün olur. Tefekkür ancak kalpte tasavvuru mümkün olan şeyler hakkında yapılabilir. Onun için, ALLAH’ın yarattığı varlıklar hakkında tefekkür mümkündür. Fakat ALLAH’ın zatı hakkındaki tefekkür mümkün değildir. Çünkü ALLAH hiç bir şekilde suret olarak vasıflandırılamaz ve şekil olarak hayal edilemez (el-İsfahânî, el-Müfredât, İstanbul 1986, 57 . Hz. Muhammed (s.a.s)’e en çok etki eden ayetlerden biri, tefekkürle ilgilidir. İki kişi Hz. Âîşe (r.a)’ı ziyaret etmişler. Onlardan biri, “Hz. Muhammed (s.a.s)’de gördüğünüz etkileyici bir şeyi bize anlatır mısınız?” deyince, Hz. Âîşe (r.an) şöyle demiştir: “Resulullah (s.a.s) bir gece kalktı, abdest alıp namaz kıldı. Namazda çok ağladı. Gözlerinden akan yaşlar sakallarını ve secde esnasında yerleri ıslattı. Sabah ezanı için gelen Hz. Bilâl (r.a): “Ya Resulullah (s.a.s)! Geçmiş ve gelecek bütün günahlarınız affedildiği halde, sizi ağlatan nedir?” deyince, o: “Bu gece Yüce ALLAH bir ayet indirdi. Beni bu ayet ağlatmaktadır” dedi ve ayeti okudu: “Göklerin ve yerin yaratılışında, gecenin ve gündüzün gidip gelişinde elbette aklıselim sahipleri için ibret verici deliller vardır” (Âl-i İmrân, 3/190). Ondan sonra Resulullah (s.a.s): “Bu ayeti okuyup da üzerinde tefekkürde bulunmayan, düşünmeyen kişilere yazıklar olsun” dedi. Bu ayette, tefekküre davet edilen akıl sahiplerinin durumunu açıklayan bir sonraki ayetin meâli de şöyledir: “Onlar ayakta, oturarak ve yanları üzerine yatarken ALLAH’ı anarlar, gözlerin ve yerin yaratılışı üzerinde tefekkür ederler (düşünürler). Rabbimiz (derler), bunu boş yere yaratmadın, sen yücesin, bizi ateş azabından koru!..” (Âl-i İmrân, 3/191). İbn Abbas (r.a)’ın naklettiğine göre, bazı insanlar ALLAH’ın zatı hakkında düşünmek istediler. Bunun üzerine Hz. Muhammed (s.a.s) bu hususta şu açıklamada bulundu: “ALLAH’ın yarattıkları hakkında düşünün. ALLAH’ın zatını düşünmeyin. ALLAH’ın şahsı hakkında düşünmeye güç yetiremezsiniz” Lokman (a.s) yalnız başına tenha bir yerde oturup tefekkürde bulunurdu. Kendisine: “Niye yalnız oturuyorsun? İnsanlarla oturup sohbette bulunsan, daha iyi olmaz mı?” diye sormuşlar. Lokman (a.s) şu cevabı vermiştir: “Uzun süre yalnız kalmak, tefekküre daha müsaittir. Uzun süre tefekkürde bulunmak da, insanı cennetin yoluna sevkeder” Ömer b. Abdülaziz tefekkür hakkında şöyle demiştir: “Yüce ALLAH’ın nimetlerini düşünmek, en faziletli ibâdetlerdendir”. İmâm Şafiî de: “Herhangi bir konuda hüküm çıkarırken, tefekkürden faydalanın” diyerek, tefekkürün usûl ilmindeki önemine işâret buyurmuştur (Gazzâli, İhya, Beyrut, t.y. IV, 423 vd.) Tefekkürün neticesinde insan geniş bir ilme sahip olur. İnsanın ilmi artınca da, kalbinin hali değişir. Onun neticesinde de, insanın hali ve hareketleri değişir. Görülüyor ki insanın bilgisinin artması ve davranışlarının düzelmesi, tefekkürle başlar. Onun için Yüce ALLAH Kur’an’da çeşitli hususları dile getirdikten sonra “… Şüphesiz bunda tefekkür eden (düşünen) insanlar için ibretler vardır” (en-Nahl, 16/11) demektedir. İnsanları tefekküre davet eden bu ifade Kur’an’da beş yerde daha geçmektedir (er-Ra’d, 13/3; en-Nahl, 16/69; er-Rûm, 30/21; ezZumer, 39/42; el-Casiye, 45/13). Tefekkürle aynı kökten meydana gelen kelimeler, Kur’an’da onsekiz yerde geçmektedir. Kur’an’da birçok ayette, akıl erdiren, düşünen, bilen insanlar için ibretler vardır denmekte ve tefekkür anlamını ifâde eden pek çok kelime kullanılmaktadır. Olumlu tefekkür olduğu gibi, olumsuz tefekkür de vardır. Doğru olmayan tefekkürün neticesi de doğru olmaz. Ancak salim kalbe sahip olan insanların tefekkürü sağlıklı olabilir. İslam dininin istediği tefekkür, hiç şüphesiz sağlıklı olanıdır. İnsanları bu olumlu tefekküre davet eden bazı ayetlerin meâli şöyledir: “O’dur ki arzı uzattı, orada sabit dağlar ve ırmaklar var etti. Orada bütün meyvelerden iki çift yarattı. Geceyi gündüzün üzerine örtüyor. Şüphesiz bunda tefekkür eden (düşünen) bir toplum için ayetler vardır” (er-Ra’d, 13/3) “O’dur ki, sizin için gökten bir su indirdi. İçecekleriniz ondandır ve hayvanları otlattığınız ağaçlar, bitkiler ondan sulanıp filizlenmektedir. Onunla size ekin, zeytin, hurma, üzümler ve her çeşit meyvelerden bitirmektedir. Şüphesiz bunda, tefekkür eden (düşünen) bir toplum için (yaratıcının varlığına, kudretine ve hikmetine) işaret vardır” (en-Nahl, 16/10,11). “Biz bu Kur’an’ı bir dağa indirseydik, ALLAH’ın korkusundan onu, baş eğmiş, parça parça olmuş görürdün. Bu misalleri, tefekkür etsinler diye insanlara veriyoruz” (el-Haşr, 59/21) İslâm’ın bu kadar önem verdiği olumlu tefekkür, insanı taklitçilikten kurtarmaktadır. Meselâ, “dünya hayatı geçicidir; ahiret hayatı ise ebedidir. Ebedi olan şeyi geçici olan şeyden üstün tutmak daha iyidir” şeklindeki bir nasihatı dinleyip ahiret için çalışan insan, başkasını taklit ederek kendisini iyi yola sevketmiş olur. Fakat tefekkürün yani derin bir düşüncenin neticesinde bu kanaata varan ve ona göre bilinçli hareket eden kişi, her zaman için daha kârlı çıkar. Bilerek kötü şeyden korunmuş ve iyiyi tercih etmiş olur. Aynı zamanda başkalarını taklit etmekten kurtulur; kendisi başkalarına yol gösterir. Allah CC selamı bereketi Rahmeti üzerinize olsun.</p>



<p>METİN ALKAN</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/tefekkur/">TEFEKKÜR</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/tefekkur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ANA BABA RIZASI ALLAH CC NIN RIZASI</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/ana-baba-rizasi-allah-cc-nin-rizasi/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/ana-baba-rizasi-allah-cc-nin-rizasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metin Alkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Feb 2022 07:09:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[ana baba]]></category>
		<category><![CDATA[ana baba rızası]]></category>
		<category><![CDATA[cenab-ı hak]]></category>
		<category><![CDATA[rahman ve rahim olan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=10961</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rahman ve Rahim olan Allah&#8217;ın adıyla Cenab–ı Hak, kendisine ibadetten sonra ikinci derecede anne ve babasına hürmetkâr davranılmasını emrediyor. Yavruları için hiçbir fedakârlığı esirgemeyen anne ve babasına karşı gereken teşekkürü yerine getirmeyen bir kimseden diğer insanlara saygı göstermesi de beklenemez. Efendimiz (sas), “Allah’ın rızası, anne ve babanın rızasındadır. Allah’ın gadabı anne ve babanın gadabındadır.”(Tirmîzî, Birr, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/ana-baba-rizasi-allah-cc-nin-rizasi/">ANA BABA RIZASI ALLAH CC NIN RIZASI</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Rahman ve Rahim olan Allah&#8217;ın adıyla Cenab–ı Hak, kendisine ibadetten sonra ikinci derecede anne ve babasına hürmetkâr davranılmasını emrediyor. Yavruları için hiçbir fedakârlığı esirgemeyen anne ve babasına karşı gereken teşekkürü yerine getirmeyen bir kimseden diğer insanlara saygı göstermesi de beklenemez. Efendimiz (sas), “Allah’ın rızası, anne ve babanın rızasındadır. Allah’ın gadabı anne ve babanın gadabındadır.”(Tirmîzî, Birr, 3.) buyurarak çok önemli bir noktaya dikkat çekiyor. Cenab–ı Hak, Nisa Suresi 36’ıncı ayette anne– baba hakkının yerini kendi hakkından sonraya koyuyor ki, bu evlatlar için yeterince açıklayıcı olsa gerek: “Allah’a ibadet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anaya–babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolda kalmışa, ellerinizin altında bulunanlara iyi davranın. Şüphesiz Allah, kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez.” Bir kişinin size yaptığı en küçük bir iyiliğe teşekkürle karşılık vermeniz, onun iyilikleri artırmasını sağlayacaktır. Zor giden işin bir safhasında edilen içten bir teşekkür, işin daha iyi gitmesi için, dinî yönden de hukuki yönden de cezası olmayan güzel bir ‘rüşvet’ (!) gibidir. Teşekkür iyilikleri artırır. Hiç karşılık vermediğimiz bir iyilik daha sonra aynı şartlar altında tekrar yapılmayacaktır. Nimetin artırılması şükre, yani teşekküre bağlanmıştır. Zira Allah teala bir ayette “Eğer şükrederseniz, Ben nimetlerimi daha da artırırım…” (İbrahim, 14/7) buyurmaktadır. Allah, şükredene nimet ve ihsanlarını artırdığı gibi, insanlar da teşekkürle karşılık verene farklı yaklaşmaktadır. Nankör kelimesinin kullanıldığı insanlar nimetleri göremeyen insanlardır. İnsanın vazifesi, Efendimiz&#8217;in bir hadisinde de ifade edildiği gibi, musibet yönünden kendinden daha fazla sıkıntısı olana bakmak ve şükretmektir. Refah ve zenginlik yönünden de şükredebilmek için kendinden daha zor durumda olanlara bakmak insana Allah’ın kendisine olan nimetlerini kavrama adına engin bir ufuk açacaktır. Hiçbir evlât, babasının hakkını ödeyemez. Şayet onu köle olarak bulur ve satın alıp âzâd ederse, babalık hakkını (ancak o zaman) ödemiş olur.” Bu sebeple, Allah rızâsı için herhangi bir hayır ve iyilik yapılacaksa, evvelâ aç ana-babanın düşünülmesi îcâb eder. Sonra da en yakından uzağa doğru diğer insanlar… Âyet-i kerîmede şöyle buyrulur: “…Maldan harcadığınız şey, ebeveyn, yakınlar, yetimler, fakirler ve yolcular için olmalıdır. Şüphesiz Allah, yapacağınız her hayrı bilir.” (Bakara, 215) Anne-babaya ‘Öff’ bile deme! Çocuklar, ana-babalarına karşı hürmet, itaat ve gerekli hizmetlerle yükümlürürler.</p>



<p><br>Eğer farklı yerlerde ya da şehirlerde yaşıyorlarsa, ana-babalarını ziyâret edip gönüllerini almalı, duâlarını istemelidirler. Onlara hizmet etmek, güzel söz söyleyip ikramda bulunmak, bilhassa yaşlandıkları zaman evlâtların en büyük vefâ borcudur. Yüce Rabbimiz, onlara karşı en ufak bir memnûniyetsizlik göstermeye bile müsâade etmemiştir. Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyrulur: “Eğer ikisinden biri veya her ikisi, senin yanında iken ihtiyarlayacak olursa, onlara karşı öf bile deme, onları azarlama. İkisine de hep tatlı söz söyle. En iyi davranman gerekenler? Annen, annen, annen, baban… Ebû Hüreyre şöyle anlatır: “Bir şahıs, Rasûlullah’a gelerek: Kendisine en iyi davranmam gereken kimdir? diye sordu. Rasûlullah: Annen! diye buyurdu. O sahâbî: Ondan sonra kimdir? diye sordu. Efendimiz: Annen! diye buyurdu. Sahâbî tekrar: Ondan sonra kim gelir? diye sordu. Allah Rasûlü yine: Annen! diye buyurdu. Sahâbî tekrar: Sonra kim gelir? diye bir daha sorunca, Peygamberimiz bu kez Baban! cevâbını verdi.” (Buhârî, Edeb, 2) Anne-baba cennete girme vesilesi. Anne babaya hizmette bulunmak, çok fazîletli bir amel-i sâlihtir. Bu fırsatı değerlendiremeyenler, büyük bir kayıp içindedirler. Nitekim Peygamberimiz (sas), önemli bir îkaz ve ihtarda bulunmuştur: “Anne ve babasına veya onlardan sadece birine yaşlılık günlerinde yetişip de cennete giremeyen kimse perişan olsun, perişan olsun, perişan olsun!” (Müslim, Birr, 9, 10) Anne-babaya itaatsizlik günahtır. Nüfey bin Hâris şöyle rivâyet eder: Rasûlullah birgün: Büyük günahların en ağırını size haber vereyim mi? diye üç defâ sordu. Biz de: Evet, Yâ Rasûlallâh! dedik. Peygamberimiz: Allâh’a şirk koşmak, ana-babaya itaatsizlik etmek! buyurduktan sonra, yaslandığı yerden doğrulup oturdu ve; İyi dinleyin, bir de yalan söylemek ve yalancı şâhitlik yapmak! buyurdu. Allah CC selamı bereketi Rahmeti üzerinize olsun…</p>



<p>METİN ALKAN</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/ana-baba-rizasi-allah-cc-nin-rizasi/">ANA BABA RIZASI ALLAH CC NIN RIZASI</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/ana-baba-rizasi-allah-cc-nin-rizasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İBADETLER ALEMLERİN RABBİ ALLAH&#8217;INDIR</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/ibadetler-alemlerin-rabbi-allahindir-2/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/ibadetler-alemlerin-rabbi-allahindir-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metin Alkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Jan 2022 21:10:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[ALLAH]]></category>
		<category><![CDATA[ibadet]]></category>
		<category><![CDATA[rahman ve rahim olan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=9968</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rahman ve Rahim olan Allah&#8217;ın adıyla Allah&#8217;ın Dinine Yardım Etmek Günümüz toplumunda çok yaygın bir düşünce hâkimdir. “Din, kişiyle Allah arasındadır” ve “herkes inançlarını dört duvar arasında yaşamalıdır”. İnançların dışa dönük yaşanması ve yaygınlaştırılmaya çalışılması gereksiz, gösteriş amaçlı bir eylem olarak görülür ve bir kısım insan tarafından kınanır. Elbette çıkar ve gösteriş amacıyla dini konuları [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/ibadetler-alemlerin-rabbi-allahindir-2/">İBADETLER ALEMLERİN RABBİ ALLAH&#8217;INDIR</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Rahman ve Rahim olan Allah&#8217;ın adıyla Allah&#8217;ın Dinine Yardım Etmek Günümüz toplumunda çok yaygın bir düşünce hâkimdir. “Din, kişiyle Allah arasındadır” ve “herkes inançlarını dört duvar arasında yaşamalıdır”. İnançların dışa dönük yaşanması ve yaygınlaştırılmaya çalışılması gereksiz, gösteriş amaçlı bir eylem olarak görülür ve bir kısım insan tarafından kınanır. Elbette çıkar ve gösteriş amacıyla dini konuları istismar eden insanlar her toplumda mevcuttur. Ancak hiçbir çıkar gözetmeksizin yalnızca Allah’ın sevgi ve rızasını kazanmak amacıyla O’nun dinine yardım eden samimi kişileri ayırt edebilmek gerekir. Allah yolunda samimi mücadele eden kişiler, gerekirse canlarını ve mallarını hiç düşünmeden bu uğurda harcarlar. Ayetlere tam iman ettikleri için, İslam’a ve Müslümanlara yardım ederek mallarının veya canlarının eksilmesinden korkmazlar. Çünkü Allah ayetlerinde, dinine yardım edene yardım edeceğini ve ayaklarını sağlamlaştıracağını vaat eder. Ey iman edenler, eğer siz Allah’a (Allah adına İslama ve Müslümanlara) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve sizin ayaklarınızı sağlamlaştırır. (Muhammed Suresi, 7) Bir Müslüman’ın en önemli görevlerinden biri, çevresindeki insanlara Kuran ahlakını anlatmak ve onları Allah’a iman etmeye teşvik etmektir. Kuran’da Müslümanların insanları uyarmalarıyla ilgili çok açık ve kesin hükümler vardır. Bunlardan bir tanesi Müddesir Suresi’nin 1. ve 2. ayetlerinde bildirilmiştir: &#8220;Ey bürünüp örtünen, kalk (ve) bundan böyle uyar.&#8221; (Müddessir Suresi, 1- 2) Allah Şuara Suresi’nin 214. ayetinde “(Öncelikle) En yakın hısımlarını (aşiretini) uyar.” buyurmuştur. Bir başka ayette ise yarattığı tüm nimetleri durmaksızın anlatmamızı emretmiştir. “Rabbinin nimetini durmaksızın anlat.” (Duha Suresi, 11) Samimi bir Müslüman, Kuran’da Rabbinin emrettiği tüm ayetleri titizlikle yerine getirmeye gücü yettiğince gayret eder. Sadece namaz kılıp oruç tutarak, yaptığı kadarını yeterli bulup tebliğ ayetlerinden kendini müstağni görmez. Rabbinin nimetini anlatacak fırsatı olup da insanların tepkilerinden çekinerek bu ibadeti yerine getirmeyen kişi, eline geçen ecir fırsatını kaçırmış olur. Oysa Allah insanların değil, yalnızca Kendi rızasının gözetilmesini emreder. İslam dininin yaygınlaşması için çaba sarf etmeyen insanlarla, hayatlarını Allah yoluna adayan, 24 saatlerini bu uğurda kullanan insanlar elbette Allah katında eşit değildir. Allah, mallarıyla ve canlarıyla cihat edenleri oturanlara göre üstün kılmıştır. Mü’minlerden, özür olmaksızın oturanlar ile, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler eşit değildir. Allah, mallarıyla ve canlarıyla cihad edenleri oturanlara göre derece olarak üstün kılmıştır.</p>



<p><br>Tümüne güzelliği (cenneti) va’detmiştir; ancak Allah, cihad edenleri oturanlara göre büyük bir ecirle üstün kılmıştır. (Nisa Suresi, 95) Müslüman’ın en birinci mesleği mümin olmaktır. Mümin olmanın tüm gereklerini yerine getirirken, aynı zamanda çevrelerindeki kişileri de teşvik etmekle sorumludurlar. Kuran’da, inananların tüm hayatlarını tebliğ, yani dinlerini anlatmak üzerine bina etmeleri gerektiği bildirilir. İman edenler işlerini, yerleşim yerlerini, yaşam biçimlerini bu sorumluluklarına göre düzenlerler. Bir Müslüman için, Allah’ın varlığı ve gücünün tüm insanlar tarafından bilinmesi, insanların sonsuz cehennemden haberdar edilerek dünyadaki amellerinden sorguya çekileceklerinin hatırlatılması, kendi eğlencesi ve rahatından çok daha önemlidir. İyi insan olmanın yeterli olduğunu düşünen pek çok insanın gaflet uykusundan uyanması ve din ahlakını yaşamadıkları takdirde nasıl bir sonun kendilerini beklediğini öğrenmeleri konusunda ellerinden gelen çabayı gösterirler. Allah’ın müminlere olan bu emri bir ayette şöyle ifade edilmiştir: &#8220;İş(in) hükme bağlanıp biteceği, hasret gününe karşı onları uyar; onlar bir gaflet içindedirler ve onlar inanmıyorlar.&#8221; (Meryem Suresi, 39) Müslümanlar çok önemli olan tebliğ ibadetini yerine getirirken yine ayetler ışığında hareket ederek yumuşak ve güzel sözle insanları İslam’a davet ederler. Allah’tan bir rahmet dolayısıyla, onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın onlar çevrenden dağılır giderlerdi… (Ali İmran Suresi, 159) Asla “Dinde zorlama (ve baskı) yoktur…” (Bakara Suresi, 256) Unutmamak gerekir ki tebliğ yapılan kişi, şayet kaderinde iman etmek varsa Allah’ın izni ve dilemesi ile imanı tercih eder. İnsanlar iman etmiyor diye üzüntü duymak mümine yakışan bir tavır olmaz. Allah merhamet edenlerin en merhametlisidir. Bir ayetinde Rabbimiz, peygamber efendimiz (sav)’i bu konuda şöyle uyarmıştır: Şimdi onlar bu söze (Kur’an’a) inanmayacak olurlarsa Sen, onların peşi sıra esef ederek kendini kahredeceksin (öyle mi)? (Kehf Suresi, 6) Müslümanlar, hiçbir konuda kendilerini yeterli görmeden, bir saat sonra ölecekmiş gibi ahiretleri için var güçleriyle çalışmalı ve bunu kendilerine görev edinmelidirler. Amaca giden araçlara dua mahiyetinde sarılarak, Allah’a kul olmanın bütün gereklerini eksiksiz yerine getirip, ahirette Rablerinin yüzünü ve hoşnutluğunu kazanmak için yaşamlarını, ölümlerini, kısacası her şeylerini Allah’a adayarak yaşamalıdırlar. De ki: &#8220;Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, dirimim ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah’ındır.&#8221; (En’** Suresi, 162). Allah CC selamı bereketi Rahmeti üzerinize olsun.</p>



<p>METİN ALKAN</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/ibadetler-alemlerin-rabbi-allahindir-2/">İBADETLER ALEMLERİN RABBİ ALLAH&#8217;INDIR</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/ibadetler-alemlerin-rabbi-allahindir-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
