<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yaşam Archives - Horoz Medya</title>
	<atom:link href="https://www.horozmedya.com/etiket/yasam/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.horozmedya.com/etiket/yasam/</link>
	<description>Haberin Adresi</description>
	<lastBuildDate>Sun, 23 Feb 2025 00:32:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>

<image>
	<url>https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2022/05/cropped-horoz-32x32.png</url>
	<title>yaşam Archives - Horoz Medya</title>
	<link>https://www.horozmedya.com/etiket/yasam/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>TERCİHLER</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/tercihler/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/tercihler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nilüfer BEKCİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Mar 2024 11:36:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim tercihleri]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[hayat kararları]]></category>
		<category><![CDATA[kararlar]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel sorumluluk]]></category>
		<category><![CDATA[seçim yapma]]></category>
		<category><![CDATA[seçimler]]></category>
		<category><![CDATA[sorumlu seçimler]]></category>
		<category><![CDATA[sorumluluk]]></category>
		<category><![CDATA[tercihler]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal etki]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam kalitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam tercihi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=82624</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayat seçimlerimizden ibarettir. Hayatımız boyunca ne çok defalar yapmak zorunda kalırız. Kararlar vermek, tercihler yapmak, seçmek, seçimler yapmak. Pek çok kez yol ayrımlarına geliriz ve bunların birini seçmek zorunda kalırız. Bazen bu yolların nereye çıkacağını az çok biliriz ama yol boyunca bizi nelerin beklediğini, önümüze çıkacak engelleri bilemeyiz. Seçimlerimiz, tercihlerimiz her zaman sadece bizleri değil, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/tercihler/">TERCİHLER</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="postie-post">
<p>Hayat seçimlerimizden ibarettir. Hayatımız boyunca ne çok defalar yapmak zorunda kalırız. Kararlar vermek, tercihler yapmak, seçmek, seçimler yapmak. Pek çok kez yol ayrımlarına geliriz ve bunların birini seçmek zorunda kalırız. Bazen bu yolların nereye çıkacağını az çok biliriz ama yol boyunca bizi nelerin beklediğini, önümüze çıkacak engelleri bilemeyiz.</p>
<p>Seçimlerimiz, tercihlerimiz her zaman sadece bizleri değil, bütün çevremizi, hatta tanımadığımız insanları, hatta bütün ülkeyi, bütün insanlığı etkiler. Bir öğrencinin üniversite tercihleri sadece onun tercih sıralaması değil, birçok kişinin hayatını etkileyecek hatta değiştirebilecek olasılıkların listesidir aslında. Orada edineceği arkadaşlar, oluşturacağı çevre, belki tanışacağı müstakbel eşi, doğabilecek çocukları, edineceği meslek nedeniyle etkileyeceği insanlar vb. pek çok kişinin hayatına dokunacaktır orada ve her olasılıkta farklı yerlerde, farklı kişilere.</p>
<p>Bu yüzden bir seçim yaparken bunun yol açabileceği bütün sonuçları, sadece kendimizi değil, başkalarını da nasıl etkileyeceğini düşünerek, o sorumluluğu bilerek karar vermek gerekir.</p>
<p>Kâzım Paşa Mustafa Kemal Paşa’nın yanında yer almak yerine onu tutuklamayı tercih etseydi 100. Yılını doldurmuş bir Türkiye Cumhuriyeti olmazdı örneğin. Ya da Atatürk kendini ateşe atıp savaşmak yerine Harbiye Nazırlığında bir paşa olarak İstanbul’da yaşamayı tercih etmiş olsaydı şimdi pek çoğumuz hayatta bile değildik.</p>
<p>Fleming bakteriyolog olmayı seçmeseydi penisilin belki de hiç bulunmayacak, insanlar en küçük enfeksiyondan öleceklerdi.</p>
<p>Wright Kardeşler ilk başarısızlıklarında bırakmayı seçselerdi hava taşımacılığı daha yıllar boyu bir hayal olarak kalacaktı.</p>
<p>Edison okuldan atıldığında evinin kilerinde kimya laboratuvarı kurup çalışmak yerine bir tamircinin yanında çalışmayı seçebilirdi. Ampul başka bir gün, başka biri tarafından mutlaka bulunurdu ama karanlıkta kalınan yıllar boyunca insanlık kim bilir hangi gelişmelerden mahrum kalacaktı.</p>
<p>Dünyada bütün olaylar olası pek çok sonuçlar doğurur. Önce ailesine ve ülkesine, sonra insanlığa ve dünyaya karşı sorumlu bir kişinin bütün bu olası sonuçları öngörerek değerlendirmesi ve seçimlerini ona göre yapması gerekir. . Örnek vermek gerekirse bu milletin gördüğü pek çok öğretmenden bahsedebilirim; bir büyük şehire tayin olabileceği halde çalıştığı köyü öğrencileri ortada kalmasın diye bırakmayan. </p>
<p>Dengeli beslenmeyi ve spor yapmayı seçerek kendi yaşam kalitemizi arttırır ve ömrümüzü uzatırken ailemize de daha faydalı olmayı ve daha uzun süre onlarla olmayı sağlamış oluruz. Sigara içmeyi tercih edersek gelmesi neredeyse kaçınılmaz olan bir akciğer hastalığını kabul etmişizdir.</p>
<p>Seçtiğimiz meslek, kurduğumuz iş, dünyaya getirdiğimiz ya da getirmediğimiz çocuk, yaşamaya karar verdiğimiz şehir ve daha birçok seçim bizim farkında bile olmadığımız insanları hatta başka canlıları etkiler.</p>
<p>Bir seçim yaparken öncelikle kendimizin ve ailemizin menfaatlerini düşünmemiz doğaldır. Ama bu menfaatler başkalarının zararına mal olacaksa bunu yapmaya hakkımız olamaz.</p>
<p>Diyeceğim o ki, tercihlerimizi yaparken hiç acele etmeden uzun uzun, enine boyuna düşünerek, kendi küçük çıkarlarımızı büyük kitlelerin geleceğinin önüne koymadan karar vermek gerekir.     </p>
</div>


<p></p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/tercihler/">TERCİHLER</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/tercihler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HAYATTA KALMAK MI YAŞAMAK MI</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/hayatta-kalmak-mi-yasamak-mi/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/hayatta-kalmak-mi-yasamak-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nilüfer BEKCİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Nov 2023 20:28:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[benlik]]></category>
		<category><![CDATA[bilinç]]></category>
		<category><![CDATA[bireysellik]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[hayatta kalmak]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[karar verme]]></category>
		<category><![CDATA[kendini bulmak]]></category>
		<category><![CDATA[kölelik]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[özgünlük]]></category>
		<category><![CDATA[özgür irade]]></category>
		<category><![CDATA[özgürlük]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal hayat]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=75964</guid>

					<description><![CDATA[<p>On İki Yıllık Esaret filmini izleyenler bilirler. Film Amerika’nın güneyinde, kölelik sisteminin devam ettiği yıllarda geçiyor. Kuzeyde ailesiyle birlikte özgür bir hayat yaşamakta olan siyahi müzisyen, köle tacirleri tarafından kaçırılıyor ve güneye götürülerek satılıyor. Diğer köleler, ona hayatta kalmak için itaat etmesi gerektiğini söylediklerinde beni çok etkileyen cevabını veriyor. “Ben hayatta kalmak istemiyorum. Yaşamak istiyorum” [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/hayatta-kalmak-mi-yasamak-mi/">HAYATTA KALMAK MI YAŞAMAK MI</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>On İki Yıllık Esaret filmini izleyenler bilirler. Film Amerika’nın güneyinde, kölelik sisteminin devam ettiği yıllarda geçiyor. Kuzeyde ailesiyle birlikte özgür bir hayat yaşamakta olan siyahi müzisyen, köle tacirleri tarafından kaçırılıyor ve güneye götürülerek satılıyor. Diğer köleler, ona hayatta kalmak için itaat etmesi gerektiğini söylediklerinde beni çok etkileyen cevabını veriyor.</p>



<p>“Ben hayatta kalmak istemiyorum. Yaşamak istiyorum”</p>



<p>Hayatta kalmak ve yaşamak, gerçekten de birbirinden farklı kavramlar. Peki, biz yaşıyor muyuz yoksa sadece hayatta mı kalıyoruz? Yaşadığımızın farkında mıyız yoksa manen çoktan öldük mü? Benjamin Franklin’in dediği gibi “Bazı insanlar 25’inde ölür, 75’inde gömülür”</p>



<p>Bu ne demek? Henüz gençken yaşamayı bırakmış, hayatın zevklerini tadamayan, sadece nefes alan, fiziksel ihtiyaçları için çalışan ve böylelikle ömrünü dolduran insanlar, hayatları sona erdiğinde zaten yıllar öncesinden ölüdürler.</p>



<p>Gerçekten yaşamak için önce özgür olmak gerek. Özgür olmayan bir insan gerçekten yaşamaz; sadece hayatta kalır. Kendi hayatına bile sahip değildir. Kararlarını kendi veremez. Kendi iradesini kullanamaz. Özgür iradeden söz edilemez.</p>



<p>Böyle bir hayatı yaşamak için ille de köle olmak gerekmez. Aile büyükleriniz, eşiniz hatta patronunuz da baskılarıyla size köle hayatı yaşatabilirler. Bunun farkında olmak ve özgürlüğü ele almak gerekir.</p>



<p>Özgürlük kesinlikle istediği zaman istediğini yapmak değildir. Başkalarının sınırının başladığı yerde bizim sınırımız da sonlanır. Kendi iradesine sahip olmak, kararlarını kendi başına verebilmektir özgürlük.</p>



<p>Gerçekten yaşamak için ikinci koşul, yaşadığının ve çevresinin, çevresinde olanların farkında olmaktır. İşe giderken o gün açmış olan bir çiçeği görebilmek, yürümeye yeni başlamış bir çocuğun adımlarına tebessüm edebilmek, sokakta, metroda göz göze geldiği insanlara bir gülümseme armağan etmek, asık bir suratla market alışverişini tamamlamak için acele etmek yerine görevlilerle ufak iltifatlarda bulunmak, köşede çiçek satan teyzeyle ya da pazarcılarla kısa sohbetler edebilmek, gönül almaktır farkında olmak. Her gün koridorları silen görevlinin, çaycının, kantincinin adını bilmek, sorunlarıyla ilgilenmektir.</p>



<p>Yaşamak, iş dışında bir uğraşa da sahip olmaktır. Ailesiyle birlikte kaliteli zaman geçirmeyi bilmek, onlara zaman ayırmaktır. Yeni çıkan kitapları bilmek, imkânları ölçüsünde etkinlik takip etmek, satın alamıyorsa da kütüphane ve kulüplerden ödünç alarak kitap okumak, sanatla ilgilenmektir.</p>



<p>Sosyal ortamlarda bulunmaktır yaşamak. Yakın arkadaşlar edinmektir. Onlarla hayatı paylaşmaktır.</p>



<p>Ama öncelikle özgür olmaktır yaşamak.</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/hayatta-kalmak-mi-yasamak-mi/">HAYATTA KALMAK MI YAŞAMAK MI</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/hayatta-kalmak-mi-yasamak-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SAĞLIKLI BİR BAĞIRSAK FLORASI YAŞAM SÜRESİNİ BİLE UZATABİLİYOR</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/saglikli-bir-bagirsak-florasi-yasam-suresini-bile-uzatabiliyor/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/saglikli-bir-bagirsak-florasi-yasam-suresini-bile-uzatabiliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Aug 2023 10:14:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak]]></category>
		<category><![CDATA[kolr]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[uzatıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=49303</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan sağlığı açısından bağırsak sağlığının büyük bir önem taşıdığını, bağırsak ile ilgili araştırmaların her geçen gün yeni sonuçlar ortaya çıkardığını belirten Beslenme ve Diyetetik Uzmanlarından Dyt. Deniz Pirçek, “Bağırsak florasını korumak sindirim, bağışıklık hatta ruh sağlığı üzerinde bile önemli rol oynamaktadır. Bağırsak, binden fazla türde milyarlarca bakteriye ev sahipliği yapar ve bağışıklık sistemimizin yaklaşık yüzde [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/saglikli-bir-bagirsak-florasi-yasam-suresini-bile-uzatabiliyor/">SAĞLIKLI BİR BAĞIRSAK FLORASI YAŞAM SÜRESİNİ BİLE UZATABİLİYOR</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İnsan sağlığı açısından bağırsak sağlığının büyük bir önem taşıdığını, bağırsak ile ilgili araştırmaların her geçen gün yeni sonuçlar ortaya çıkardığını belirten Beslenme ve Diyetetik Uzmanlarından Dyt. Deniz Pirçek, “Bağırsak florasını korumak sindirim, bağışıklık hatta ruh sağlığı üzerinde bile önemli rol oynamaktadır. Bağırsak, binden fazla türde milyarlarca bakteriye ev sahipliği yapar ve bağışıklık sistemimizin yaklaşık yüzde 80’i bağırsaklarda bulunur. Son zamanlarda yapılan birçok araştırma bağırsak florasında bulunan dost bakterilerin sayısının bağışıklık sistemini, sindirim sistemini ve psikolojik durumu pozitif yönde destekleyebileceğini göstermektedir. Bu nedenle bağırsak florasına zarar verebilecek yiyeceklerden uzak durmak gereklidir” dedi.</p>



<p>BAĞIRSAK FLORASINI NEDEN ÖNEMSEMELİYİZ</p>



<p>Bağırsak florasında zararlı bakteri artışı ve dost bakteri azalışına etki eden gıdaların başında işlenmiş gıdaların olduğunu belirten Dyt. Deniz Pirçek, “Gluten, früktoz şurubu ve endüstriyel yağların yer aldığı bu gıdalar bağırsak florasını tahrip edebilir. GDO’lu gıdaların tüketimi bağırsak mikrobiyatasında yer alan dost bakterilerin azalmasına neden olabilir. Alkol ve sigara kullanımı vitamin ve mineral atılımını arttırırken, içeriğindeki toksin ile bağırsak florasını tahrip edebilir. Tüm bunlara ek olarak bilinçsiz ve doktor önerisi olmadan antibiyotik ilaç kullanmak bağırsak florasını tahrip edebilir. Sağlıklı bir bağırsak florası, sindirim sistemimizin düzgün çalışmasına yardımcı olur. Ayrıca B12 ve K2 vitaminlerinin yanı sıra kısa zincirli yağ asitleri üreterek bağışıklık sistemimizi destekler. Bu yağ asitleri, iltihaplanma ve enfeksiyonlara karşı koruyan bağırsak astarının bütünlüğünü korumaya yardımcı olur. Sağlıklı bağırsaklara sahip olmak düşündüğünüzden daha önemlidir. Sağlıklı bir bağırsak florası yaşam süresini bile uzatabilir. Bağırsaklar bağışıklık hücrelerinin büyük bölümünü içerir. Ayrıca, bağırsak bakterileri üç temel B vitamini üretir: Biyotin, folik asit ve B12 vitamini. Bağırsakların durumu, bağışıklık sistemini ve genel sağlığı etkileyen besinlerin emilimini etkiler. İyi bakterilerle dengelenmiş bağırsaklar vücudu enfeksiyonlara, soğuk algınlığına ve çeşitli hastalıklara karşı etkili bir şekilde korur. Bağırsak florasında bir dengesizlik durumunda vücut hastalığa yol açan kötü bakterilerle savaşma yeteneğini kaybeder” dedi.</p>



<p>Dyt. Deniz Pirçek bağırsak florasına zararlı olanlar besinleri şu şekilde sıraladı: İşlenmiş gıdalar: Her ne kadar üzerinde organik ibaresi yer alsa da paketli gıdalar başta endüstriyel yağlar, früktoz şurubu ve glüten olmak üzere pek çok istenmeyen madde içermektedir. Sonuç olarak farkında olunmadan bağırsak florası tahrip edilmektedir.</p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img fetchpriority="high" decoding="async" src="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2023/08/20230812aw006709-0-682x1024.jpg" alt="" class="wp-image-49306" style="width:583px;height:876px" width="583" height="876" srcset="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2023/08/20230812aw006709-0-682x1024.jpg 682w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2023/08/20230812aw006709-0-200x300.jpg 200w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2023/08/20230812aw006709-0-768x1153.jpg 768w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2023/08/20230812aw006709-0-1023x1536.jpg 1023w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2023/08/20230812aw006709-0.jpg 1066w" sizes="(max-width: 583px) 100vw, 583px" /><figcaption class="wp-element-caption">DYT. DENİZ PİRÇEK (İHA/İSTANBUL-İHA)</figcaption></figure>



<p>Tahıllar: İçeriğindeki glüten ve lektin nedeniyle tahıllar da uzak durulması gereken gıdalardandır. GDO: Gıdaların üretiminde kullanılan glifosfat aynı zamanda antibakteriyel bir ajan olarak görev almakta ve vücuda GDO gıdalar alınması durumunda bağırsak florasındaki faydalı mikroorganizmalar yok etmektedir. Şeker: Bağırsak mikropları şekerli yiyecekleri oldukça sever. Bu da yine iyi bakterilerin bastırılmasına yol açar. Yararlı bakterilerin çalışamaz hale gelmesi bağırsak iltihabı ve nöroinflamasyona neden olur. Özellikle yüksek şeker tüketimi, kabızlığı artırabilir ve genel bağırsak fonksiyonunu kötü etkileyebilir. Şekerli ve yağlı beslenme bu noktada mutlaka kontrol altında tutulmalıdır. Fast food: Hazır gıdalar ve fast food kategorisinde yer alan yiyecekler bağırsak bakterilerindeki dengesizliklere neden olur. Bu durum gastrointestinal sorunlardan tip 2 diyabete hatta obeziteden kansere ve depresyon gibi hastalıklara kadar birçok hastalığa yol açabilir. Alkol: Vücuttan pek çok vitamin ve mineralin atılmasını şiddetlendiren alkol aynı zamanda toksin içermektedir. Bu nedenle de sindirim kanalı florasını tahrip etmektedir</p>



<p>Kronik stres: Streste vücut için toksik etkiye sahiptir. Stresle ilişkili kortizol, DHEA gibi hormonların metabolizmalarındaki bozukluk vücuttaki enfeksiyonu şiddetlendirmektedir. Az uyku: Günde 7-8 saatten az uyumak, kortizol düzeylerinin artmasına neden olmakta; vücudun parasempatik sinir sisteminden uzaklaşmasına yol açmaktadır. Bu durumda yine vücut enfeksiyona açık hale gelmektedir. Sigara: Sigara kullanımı vitamin ve mineral atılımını artırırken, içeriğindeki toksin ile bağırsak florasını tahrip edebilir. Klorlu su: Klor bakterilerinin olmadığı su içebilmek oldukça önemlidir. Fakat yüksek oranda klorlu su sadece sudaki bakterilerin ölmesine değil, bağırsaklardaki dost bakterilerin sayıca azalmasına neden olmaktadır. Bu doğrultuda temizliğinden emin olunan veya artırılan sular tercih edilmelidir. İHA</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/saglikli-bir-bagirsak-florasi-yasam-suresini-bile-uzatabiliyor/">SAĞLIKLI BİR BAĞIRSAK FLORASI YAŞAM SÜRESİNİ BİLE UZATABİLİYOR</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/saglikli-bir-bagirsak-florasi-yasam-suresini-bile-uzatabiliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AİLESİNDEN 3 KİŞİYİ KAYBEDEN SÜRÜCÜ ŞOKA GİRDİ</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/ailesinden-3-kisiyi-kaybeden-surucu-soka-girdi/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/ailesinden-3-kisiyi-kaybeden-surucu-soka-girdi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Nov 2022 08:27:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[3.Sayfa]]></category>
		<category><![CDATA[Asayiş]]></category>
		<category><![CDATA[acı kayıp]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=37388</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kaza, Tavas&#8217;ın Medet Mahallesi&#8217;nde saat 17.00 sularında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre; Denizli &#8211; Muğla karayolunun Muğla istikametine doğru seyir halinde olan Rasim Özkan (39) hakimiyetindeki 15 AFF 584 plakalı otomobil, kontrolden çıkması sonucu orta refüje çarptıktan sonra taklalar atıp karşı şeride geçti. Kazayı fark eden çevredeki diğer sürücüler yardıma koşarak ihbarda bulundu. İhbar üzerine [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/ailesinden-3-kisiyi-kaybeden-surucu-soka-girdi/">AİLESİNDEN 3 KİŞİYİ KAYBEDEN SÜRÜCÜ ŞOKA GİRDİ</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kaza, Tavas&#8217;ın Medet Mahallesi&#8217;nde saat 17.00 sularında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre; Denizli &#8211; Muğla karayolunun Muğla istikametine doğru seyir halinde olan Rasim Özkan (39) hakimiyetindeki 15 AFF 584 plakalı otomobil, kontrolden çıkması sonucu orta refüje çarptıktan sonra taklalar atıp karşı şeride geçti. Kazayı fark eden çevredeki diğer sürücüler yardıma koşarak ihbarda bulundu. İhbar üzerine bölgeye çok sayıda ekip sevk edildi. Olay yerine giden sağlık ekipleri, araçta sıkışan ve fırlayan yaralılara ilk müdahaleyi gerçekleştirdi. Yapılan incelemede sürücünün eşi Dilek Özkan (39), babası Şükrü Özkan (77), annesi Meryem Özkan’ın (77) hayatını kaybettiği belirlenirken, sürücü Rasim Özkan yaralı ve 6 yaşındaki Gülsima Özkan ise ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastaneden Pamukkale Üniversitesi Hastanesi’ne sevk edildi.</p>



<p>SÜRÜCÜ ŞOK GEÇİRDİ</p>



<p>Babanın hastaneye kaldırılmadan önce tedaviyi kabul etmediği sırada söylediği söz duyanların yüreğini burktu. Şok geçirdiği görülen baba, &#8220;Karım öldü&#8221; diyerek ağıt yaka yaka ambulansa alındı. Jandarma Olay yeri inceleme ekiplerinin bölgede yaptığı çalışmaların ardından, kazada hayatını kaybedenlerin cansız bedenleri otopsi için morga kaldırıldı. Öte yandan ailenin memleketleri Sivas&#8217;tan yaşadıkları Muğla&#8217;nın Datça ilçesine gitmekte oldukları öğrenildi. Kaza ile ilgili soruşturma başlatıldı. İHA</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/ailesinden-3-kisiyi-kaybeden-surucu-soka-girdi/">AİLESİNDEN 3 KİŞİYİ KAYBEDEN SÜRÜCÜ ŞOKA GİRDİ</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/ailesinden-3-kisiyi-kaybeden-surucu-soka-girdi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TÜP BEBEK TEDAVİSİ GÖREN VEYA DÜŞÜNENLER BUNLARA DİKKAT</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/tup-bebek-tedavisi-goren-veya-dusunenler-bunlara-dikkat/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/tup-bebek-tedavisi-goren-veya-dusunenler-bunlara-dikkat/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Jun 2022 08:37:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[KADINHASTALIĞI]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[TÜPBEBEK]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[YUMURTALIK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=24850</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir yıllık evlilik ve düzenli cinsel ilişkiye rağmen çocuğu olmayan çiftlerin hekime başvurması gerektiğini aktaran Özel Adatıp Hastanesi Üremeye Yardımcı Tedavi Merkezi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Bülent Duran, “Bir yıllık evliliğe ve düzenli cinsel ilişkiye rağmen çocuğu olmayan çiftlerde ‘İnfertilite&#8217; teşhisi koyarak, çocuğu olmama sorunu vardır demekteyiz. Bu hastalarımızın, Kadın Hastalıkları ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/tup-bebek-tedavisi-goren-veya-dusunenler-bunlara-dikkat/">TÜP BEBEK TEDAVİSİ GÖREN VEYA DÜŞÜNENLER BUNLARA DİKKAT</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bir yıllık evlilik ve düzenli cinsel ilişkiye rağmen çocuğu olmayan çiftlerin hekime başvurması gerektiğini aktaran Özel Adatıp Hastanesi Üremeye Yardımcı Tedavi Merkezi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Bülent Duran, “Bir yıllık evliliğe ve düzenli cinsel ilişkiye rağmen çocuğu olmayan çiftlerde ‘İnfertilite&#8217; teşhisi koyarak, çocuğu olmama sorunu vardır demekteyiz. Bu hastalarımızın, Kadın Hastalıkları ve Doğum branşının infetiliteyle uğraşan hekimlerine gitmeleri gerekmektedir” dedi. Duran, infertilite tedavisinde hem kadın hem de erkeğin aynı anda incelendiğini ve ona göre gerekli tedaviye başladıklarını söyledi.</p>



<p>Prof. Dr. Bülent Duran, erkekler için temel testin sperm tahlili yani spermiyogram olduğunu ifade ederek, “Spermiyogram testiyle erkekte herhangi bir sorun var mı diye bakıyoruz. Ardından kadın hastanın rahim filmi çekilerek tüplerinin açıklık durumu kontrol ediliyor. Peşi sıra hormon testleri ile hormonların durumunu ortaya çıkarıyoruz. Bu temel testlerin ardından tedavi aşamasına geçiyoruz” dedi. Hastaların spermiyogram testi, rahim filmi ve hormon testi sonucu normalse ve kadında düzenli yumurtlama varsa öncelikle basit ilaçlarla yumurtlama tedavisi yapıldığını söyleyen Prof. Dr. Bülent Duran, “Eğer spermiyogram testiniz, tüplerinizin durumu ve hormonlarınız normalse, yumurtlamanız da düzenli oluyorsa öncelikle basit ilaçlarla yumurtlama tedavisi veriyoruz. Bir veya iki kez bu tedaviye cevap vermeyen hastalarımızda ise aşılama tedavisine geçiyoruz. Yine bir veya iki kez aşılama yaptıktan sonra, çiftler hala çocuk sahibi olmamışsa o zaman tüp bebek uygulamasına geçiyoruz” diye konuştu.</p>



<p>Prof. Dr. Bülent Duran, tüp bebek uygulaması sırasında kadın hastanın adetinin ilk başında kendilerine gitmek durumunda olduğunu belirterek, “Bu aşamada yine yumurtlama tedavisi yapıyoruz. Aşılama tedavisinde ve normal yumurta geliştirme tedavisinde olduğu gibi ilaçlar kullanıyoruz. Yalnız tüp bebek tedavisinde kullandığımız ilaçların dozları aşılamaya göre çok daha yüksektir. Bu yüksek dozdaki ilaçlarla çok sayıda yumurta gelişmesini amaçlıyoruz. Hedef en ideal sayı olan 8 -10 civarında yumurta geliştirmektir. Yumurtalarımız 16 &#8211; 18 milimetre çapına eriştiğinde bu yumurtaları çatlatıyoruz. Çatlatma iğnesini verdikten 36 saat sonra ise yumurtaları topluyoruz. Yumurta toplama işlemi ameliyathanede ve anestezi eşliğinde yapılmaktadır. Toplama işlemini yaparken ultrason eşliğinde OPU dediğimiz iğneleri kullanarak hastanın yumurtalarını çok kısa sürede alıyoruz. Ardından embriyoloğumuz yumurtaları değerlendiriyor ve onları 4 &#8211; 6 saat beklettikten sonra mikro enjeksiyon yöntemi kullanarak, erkekten alınan spermle birleştiriyor. 24 saat sonra bölünme olup olmadığına bakıyoruz. Bölünen yumurtaları 3. ve 5. gün takip ediyoruz. Bu günlerde hastaya yine ameliyathanemizde transfer yapıyoruz. Amacımız tek embriyo transferi yapmak ancak hastanın yaşı 36 &#8211; 38&#8217;in üzerindeyse ve daha önceden başarısız denemeleri varsa o zaman birden fazla embriyo transferi de mümkün olabiliyor. Transferden sonra hastalarımızı Üremeye Yardımcı Tedavi Merkezimizin yatan hasta bölümüne alıyoruz. 6 saat kadar takibini yapıyoruz. Hastalarımıza daha başarılı bir uygulama yapabilmek adına ‘intralipid tedavisi&#8217; dediğimiz tedavileri de veriyoruz” şeklinde konuştu.</p>



<p>Üremeye Yardımcı Tedavi Merkezinde ‘çip&#8217; sistemi kullandıklarını vurgulayan Prof. Dr. Bülent Duran, “Böylece hastalar arasında asla bir yanılgı veya karışıklık olma ihtimali kalmıyor. Her hastanın kendine ait özel barkodları var. Bu barkod ve çip sistemiyle hastanın tanısı kesin olarak yapılıyor” ifadelerini kullandı. HABER MERKEZİ</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/tup-bebek-tedavisi-goren-veya-dusunenler-bunlara-dikkat/">TÜP BEBEK TEDAVİSİ GÖREN VEYA DÜŞÜNENLER BUNLARA DİKKAT</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/tup-bebek-tedavisi-goren-veya-dusunenler-bunlara-dikkat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GEÇMİŞE BAKIŞ ÖYKÜ TADINDA</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/gecmise-bakis-oyku-tadinda/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/gecmise-bakis-oyku-tadinda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emine Çoruk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Jun 2022 21:35:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[geçmiş]]></category>
		<category><![CDATA[NEFES]]></category>
		<category><![CDATA[öykü]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=23485</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yıllar yıllar önce Yaradanın bizlere verdiği nefesi özgürce kullandığımız, bunun bize verilmiş bir nimet olduğunun farkına varamadığımız zamanlardı. Oysa yaşam nefesle başlar ve nefesle sonlanır, var oluşumuzun başlama ve bitiş sebebidir. Bizler çoğu zaman nefesimiz kesilince ya da nefesini kaybedenleri görünceye kadar nefesin önemini ve değerini anlayamıyoruz. Doğuşumuzdan itibaren bizlere verilmiş sıradanlık gibi görüyoruz. Tıpkı [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/gecmise-bakis-oyku-tadinda/">GEÇMİŞE BAKIŞ ÖYKÜ TADINDA</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Yıllar yıllar önce Yaradanın bizlere verdiği nefesi özgürce kullandığımız, bunun bize verilmiş bir nimet olduğunun farkına varamadığımız zamanlardı. Oysa yaşam nefesle başlar ve nefesle sonlanır, var oluşumuzun başlama ve bitiş sebebidir. Bizler çoğu zaman nefesimiz kesilince ya da nefesini kaybedenleri görünceye kadar nefesin önemini ve değerini anlayamıyoruz. Doğuşumuzdan itibaren bizlere verilmiş sıradanlık gibi görüyoruz. Tıpkı günlük yaşantılarımızın paha biçilemez bir güzellik mucize olduğunun farkında olmadığımız gibi.</p>



<p>Korona, biz insanlara ödül mü yoksa ceza mıydı? Belki de bazılarımız için ödül bazılarımız için cezaydı. Bu bizim olaya nasıl baktığımızla ilgili.</p>



<p>Her sabah uyanıp yeni bir güne başlamak, günlük yaşam ihtiyaçlarımız, nefes almak kadar sıradandı. Düşünebiliyor musunuz, her sabah hiçbir endişe duymadan evden sevdiklerimizi işe gönderebiliyorduk, çocuklarımızı da okula. Temiz nefes almak ve sağlıklı yaşam için yürüyüşe çıkabiliyorduk. Oysa oksijen kaynağımız olan doğa yaşamımızı sonlandırabilecek bir tehdit unsuru olmuştu artık. Eldivensiz ve maskesiz çıkamaz olmuştuk dışarıya. Bu o kadar tuhaf bir duygu ki anlatımı, tarifi çok zor. Bu duygunun tanımı kelimelerde anlam bulmuyor maalesef. Gönül rahatlığıyla uğurladığımız sevdiklerimizi savaşa gönderir gibi endişe ve kaygı ile uğurlamak bizim için bilinmezlik artık. Dedim ya bazen ödül bazen ceza olarak dönüyor bize bu korona günleri. Sağlıkçılarımız, canını dişine takıp gece gündüz bizler için çalışan sevdiklerinden ayrılıp görevini canı pahasına bırakmayan onuru ile yapan canlar. Üzerlerinde korunaklı kıyafetleri, maskeleri, eldivenleri ile bir astronot edası ile görevinin başında. Onların nasıl zor bir görevin ve sorumluluğun içinde olduklarını hissedip ürperdiğimiz ve belki de korktuğumuz görüntüler hep gözlerimin önünde. Görevlerini ve sorumluluklarını onuruyla yapmaları, fazlasıyla takdir edilmeye değer. Mesela büyüklerimiz, onlara yaşlılarımız demek istemiyorum onun yerine yaş alanlarımız diyorum. Gençlik ve yaşlılık insanın ruhundadır bence. Bir anda bütün dikkatler onların üzerlerine çekildi. Sanki virüs onlardan bulaşıyormuş gibi yanlış bir algı ile görmek istemediğimiz vicdanımızı sızlatan bazı onur kırıcı görüntülere şahit olduk. Bu da bizim bütünlemeye kaldığımız yaşayan kültürlerimiz ile ilgili bir sınavımızdı. Koronadan önce seyahat edebilme özgürlüğümüz vardı. İstediğimiz zaman istediğimiz anda, ülkeleve şehirler arası seyahatler yapabiliyorduk. Ama bunun nasıl bir özgürlük ve lütuf olduğunu bilmiyorduk. Mesela canımız sıkıldığında bir arkadaşımızı arayıp ya davet ediyor ya da dışarıda bir yerlerde oturup çay kahve eşliğinde muhabbetler edip keyifli anlar geçirebiliyorduk, bunun bize verilmiş bir mucize olduğunu anlamadan.</p>



<p>Hiç berberlerin, kuaförlerin bizim hayatımızda ne kadar önemli yer teşkil ettiğini düşünmüş müydük? Ne kadar değerlilerdi bizim hayatımızda? Bunu saç sakal birbirine karışınca anladık, kendi öz bakımlarımızı kendimiz yapmaya başladığımız an. Herkes yapabildiği kadar kendi saçını sakalını kendisi kesmeye başladı ya da aile fertlerinden rica etti. Nasılda bağlıymışız birbirimize bir zincirin halkaları gibi, farkına varamadığımız şekilde, yaşamımızı sürdürebilmek ve yaşamın akışına uydurabilmek için. Anne karnındaki bir bebeğin göbek bağı ile anneye ekli olduğu gibi, bunu tam anlamıyla gördük ve hissettik.&nbsp; Bize tekrar şunu hatırlattı, yalnızlık Allah’a mahsustur insanlık daima birbirine muhtaçtır ve ihtiyacı vardır.</p>



<p>Tüm dünyaya sığamazken evlerimize sığdırdıklarımız, kendimize ve ailemize daha çok zamanlar ayırdığımız, dışarıya seyahat edemezken içimize seyahat ettiğimiz, değiştiğimiz, dönüştüğümüz bir acayip zamandı korona günleri. Neler yapmadık ki; balkonlarda şarkı söyleyenler, dans edenler, hayatında eline un hamur almayanların ekmek, pide yapma deneyimlemeleri, kendini keşfedenler, bekletilen kitapların okunması, arka arkaya iki üç film izleme zamanı bulmak… Daha önce de söylediğim gibi bazen ceza oldu bize bazen de ödül. Ceza gördüklerimizden ders almak, ödül gördüklerimizi hayatımıza katmak yaşam tarzı haline getirmek bizim kazancımız ve tercihimiz oldu. Ve inanıyorum ki birçok insan kendinde fark ettiği farklı yönlerini keşfettiği yeni yollara yelken açacak. Yaşam sonu belli olmayan bir senaryo gibi, seçtiklerimiz ve tercihlerimiz bizim yaşam yolundaki deneyimlerimiz, senaryonun sonunu belirleyecek ve yaşamdaki sınavlarımız olacak. Önemli olan neyin nasıl geldiği, olayın büyüklüğü veya küçüklüğü değil, bizim bunu nasıl karşıladığımız. Başımıza gelenleri, bize yaşatılan ve yapılanları yüreğimizde yumuşatıp hayata gülümseyerek ve pozitif bakabilmek. Her ne olursa olsun olanı, hayatın akışını olduğu gibi kabul ederek kabule geçmek ve şükredebilmek en büyük erdem ve başarı değil mi? Şimdilerde buna pollyannacılık dense de kendi adıma hep bir pollyanna bakışım vardır hayata. Mutlaka her şeyin bir çaresi vardır ve mutlu olmak için daima bir sebep bulunur derim kendime. Bunu basite indirgeyip pollyannacılık demek yerine derinleştirip tasavvuf demek daha uygun olmaz mı? bunu şimdilerde daha iyi anlıyoruz, mutlu olmak ve pozitif bakmak için ne kadar çok ve güzel sebeplerimiz varmış… Çocukça ve pozitif bakabildiğimiz, şükürlerimizin çok olduğu, güzelliklerle dolu günlerimiz olsun güzel insanlar…</p>



<p>Sevgiyle, hoşça ve güzelliklerle kalın…</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/gecmise-bakis-oyku-tadinda/">GEÇMİŞE BAKIŞ ÖYKÜ TADINDA</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/gecmise-bakis-oyku-tadinda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>12 SANTİMETRELİK MYOMDAN AMELİYATLA KURTULDU</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/12-santimetrelik-myomdan-ameliyatla-kurtuldu/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/12-santimetrelik-myomdan-ameliyatla-kurtuldu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jun 2022 08:51:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[denizli]]></category>
		<category><![CDATA[denizli devlet hastanesi]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=22227</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaşadığı bir takım şikayetler üzerine Denizli Devlet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniği’ne başvuran ve yapılan tetkikler sonucu rahimde 12 santimetrelik myomu olduğu belirlenen 38 yaşındaki Sema Karadeniz, yapılan başarılı ameliyat sonrası sağlığına kavuştu. 38 yaşındaki iki çocuk annesi Sema Karadeniz, kasık ağrısı, anormal ve uzun kanama süresi, halsizlik, idrar yaparken zorlanma, kabızlık şikayetleri ile [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/12-santimetrelik-myomdan-ameliyatla-kurtuldu/">12 SANTİMETRELİK MYOMDAN AMELİYATLA KURTULDU</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Yaşadığı bir takım şikayetler üzerine Denizli Devlet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniği’ne başvuran ve yapılan tetkikler sonucu rahimde 12 santimetrelik myomu olduğu belirlenen 38 yaşındaki Sema Karadeniz, yapılan başarılı ameliyat sonrası sağlığına kavuştu.</p>



<p>38 yaşındaki iki çocuk annesi Sema Karadeniz, kasık ağrısı, anormal ve uzun kanama süresi, halsizlik, idrar yaparken zorlanma, kabızlık şikayetleri ile Denizli Devlet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniği’ne başvurdu. Burada yapılan muayene ve tetkikler sonrasında rahminde 12 santimetrelik myom teşhis edilen Karadeniz’in ameliyat olmasına karar verildi ve Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr Erdal Bilen tarafından gerçekleştirilen başarılı myoma uteri nedenli rahim ameliyatı ile hasta sağlığına kavuşturuldu.</p>



<p>Hasta Karadeniz’in ablasının da 3 ay önce myoma uteri nedenli rahim ameliyatı olduğunu belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr Erdal Bilen, üreme çağındaki kadınların yüzde 20-25’inde görülebilen bu hastalık ile ilgili bilgi verdi. Bilen, “Myoma uteri, uterusun (rahim) en sık rastlanan selim (iyi huylu) tümörüdür. 40 yaş üstündeki kadınlarda belirti vermeyen myomlar yüzde 45-50 oranında görülür. Myomlar sıklıkla fizik muayenede saptanır, fakat ultrasonografinin yaygın olarak kullanılmaya başlanmasından sonra belirti vermeyen küçük myom nodülllerinin kolaylıkla saptanması myomların eskiden sanıldığından daha sıklıkta ve çok genç yaşlarda bile görüldüğünü ortaya koymuştur. Miyomların patogenezi tam olarak bilinmemekle birlikte genellikle uterusun düz kas hücresinden, myometrium içerisindeki damarların düz kas hücrelerinden ve embriyolojik artıklardan da köken alabilir. Üreme çağında görülmesi, en sık 40-45 yaşları arasında rastlanması, menopozdan sonra gerilemesi hatta kaybolması, gebelikte büyüme eğilimi olması, GnRH agonistleri kullanıldığında küçülmesi, myomun içinde estrojen resptörlerine hemen çevresindeki myometriumdan daha yoğun olarak rastlanması patogenezinde estrojenin bir rolü olduğunu göstermektedir. Miyomlar çapları 2-3 milimetreden 25-30 santimetreye kadar olacak şekilde değişik büyüklükte olabilirler. Tek bir tümör halinde olabildiği gibi çok sayıda da olabilirler. Kapsülleri yoktur ancak çevre myometriumuna yaptığı baskı sonucu yalancı bir kapsül oluştururlar. Dejenere olmadıkları zaman sert, dış yüzeyi düzgün, kesit yüzeyi beyaz gri renktedir” diye konuştu.</p>



<p>Myomlarda tedavinin myomun büyüklüğüne, belirtilerine ve komplikasyonlarına bağlı olarak planlandığını ifade eden Bilen, şöyle konuştu:<br>“Genel olarak belirti vermeyen olgularda myom büyüklüğü 10 santimetreden küçükse tedavi gerektirmez. Bazen belirti veren daha küçük myomlarda bile tedavi gerektirir.Tedavi edilmeyen olgularda 6 ayda bir izlenerek myomda muhtemel büyüme araştırılmalıdır. Tıbbi tedavide nonsteroid anti-enflamatuar ilaçlar, progesteronlar, GnRH analoglar kullanılıyor. Myomların asıl tedavisi cerrahidir. Kontrol altına alınamayan kanama, ağrı, bası belirtileri varsa, myomlar büyükse, menopoz sonrası büyümeye devam ediyorsa, kısırlığa sebep olarak görülüyorsa, ayırıcı tanıda adneksiyel bir kitle kesin olarak ayırt edilemiyorsa, saplı bir submüköz myom torsiyone olursa, submüköz myom vajene doğarsa, hızlı büyürse cerrahi tedavi gerekebilir”</p>



<p>HABER MERKEZİ</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/12-santimetrelik-myomdan-ameliyatla-kurtuldu/">12 SANTİMETRELİK MYOMDAN AMELİYATLA KURTULDU</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/12-santimetrelik-myomdan-ameliyatla-kurtuldu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ZAMAN</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/zaman/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/zaman/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emine Çoruk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Feb 2022 21:18:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[bellek]]></category>
		<category><![CDATA[sergi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[ZAMAN]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=12561</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tematik sergilerin üçüncü ve son ayağı olan &#8216;Zaman&#8217; adlı açık çağrılı serginin açılışı 19 Şubat 2022 saat 18.00&#8217;de Karantina Mekan’da yapıldı. Sergi, 19 Şubat- 4 Mart 2022 tarihleri arasında görülebilirSergilerin ilk ayağı olan Bellek’te Andrey Tarkovski’nin izini sürerken, ikinci sergi Yolda’da ise hakikati kesintisiz arayışında Krzysztof Kieslowski’nin yolculuğuna göndermeler yapılmıştı.Zaman’da son konuk ise Theodoros Angelopoulos…&#8220;Yaşamın kendisi [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/zaman/">ZAMAN</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Tematik sergilerin üçüncü ve son ayağı olan &#8216;Zaman&#8217; adlı açık çağrılı serginin açılışı 19 Şubat 2022 saat 18.00&#8217;de Karantina Mekan’da yapıldı. Sergi, 19 Şubat- 4 Mart 2022 tarihleri arasında görülebilirSergilerin ilk ayağı olan Bellek’te Andrey Tarkovski’nin izini sürerken, ikinci sergi Yolda’da ise hakikati kesintisiz arayışında Krzysztof Kieslowski’nin yolculuğuna göndermeler yapılmıştı.<br>Zaman’da son konuk ise Theodoros Angelopoulos…<br>&#8220;Yaşamın kendisi bir yolculuk. Ben tarihten etkilendim çünkü sarsıntıların, sivil savaşların, diktatörlüklerin olduğu bir dönemde yaşadım. Bu olaylar çocukluğumdan başlayarak beni değiştirdi. Tarih bir anlamda zamanda yolculuğa çıkmaktır da. Zaman kavramı birçok biçimde açıklanabilir. Zaman biziz.&#8221;<br>24 Ocak 2012‘de, &#8220;The Other Sea&#8221; adlı yeni filminin çekimi için yürürken, geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybeden Theodoros Angelopoulos, bir röportajında zaman ile ilgili yukarıdaki cümleleri kuruyordu.<br>&#8216;Zaman&#8217; sergisinde, Theo Angelopoulos’un sonsuzluğa uzanan yolculuğunda ona eşlik edilecek, sanatseverler Angelopoulos’un yoldaşı olacak…<br>Açık çağrıyla belirlenen 29 sanatçının 29 eseri sergilenirken, eş zamanlı olarak çıkarılacak yayın da açılışta izleyicilerle buluştu.<br>Karantina Mekân: Mithatpaşa, 211. Sk. 20/A, 35280 Konak/İzmir adresinde.<br>İzmir’de 2018 yılından bu yana No238 fotoğraf grubunun yürütücülüğünü belgesel fotoğrafçılar Serkan Çolak ve Sinan Kılıç’ın üstleniyor. Tematik Sergiler kuşağının üçüncüsü olduğundan bahseden Çolak, fotoğrafçılara yapılan açık çağrı sonucunda ön elemelerin ardından seçilen eserlerin sergilenerek sanat severlerin ziyaretine sunulduğunu belirtti. Sergiyi ziyaretimde eserlerin geçmiş, gelecek ve anda olduğunu, yani zamanda yolculuğun geçmişe duyulan özlem ile hüzünle yoğrulduğunu hissettim. Serginin temasının bana zamana yayılmış hüzün duygusu verdiğini söylediğimde bunun etkileşimden kaynaklı bilinçli tema olduğunu belirtti. Sanat severlere muhteşem bir fotoğraf görsel sunan sergi ziyaretçilerini bekliyor.<br>Sevgiyle, hoşça ve güzelliklerle kalın…</p>



<p>EMİNE ÇORUK</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/zaman/">ZAMAN</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/zaman/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DENİZLİ&#8217;DE GEÇEN YIL 285 BİN KİŞİYE AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI HİZMETİ VERİLDİ</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/denizlide-gecen-yil-285-bin-kisiye-agiz-ve-dis-sagligi-hizmeti-verildi/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/denizlide-gecen-yil-285-bin-kisiye-agiz-ve-dis-sagligi-hizmeti-verildi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Feb 2022 09:50:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[ağız ve diş sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[berna öztürk]]></category>
		<category><![CDATA[denizli]]></category>
		<category><![CDATA[HAYAT]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=12202</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlıklı bir yaşamın ağız ve diş sağlığıyla başladığını bu nedenle ağız ve diş sağlığını bozan faktörlerin genel vücut sağlığını da olumsuz etkilediğini söyleyen Uz. Dr. Berna Öztürk; “Ağız ve diş hastalıkları dünyada en sık görülen sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Yaşam kalitesi açısından önemli kayıplara yol açan ağız ve diş hastalıklarının şeker, kalp-damar, büyüme- gelişme [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/denizlide-gecen-yil-285-bin-kisiye-agiz-ve-dis-sagligi-hizmeti-verildi/">DENİZLİ&#8217;DE GEÇEN YIL 285 BİN KİŞİYE AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI HİZMETİ VERİLDİ</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sağlıklı bir yaşamın ağız ve diş sağlığıyla başladığını bu nedenle ağız ve diş sağlığını bozan faktörlerin genel vücut sağlığını da olumsuz etkilediğini söyleyen Uz. Dr. Berna Öztürk; “Ağız ve diş hastalıkları dünyada en sık görülen sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Yaşam kalitesi açısından önemli kayıplara yol açan ağız ve diş hastalıklarının şeker, kalp-damar, büyüme- gelişme geriliği erken doğum gibi birçok sağlık sorununun gelişmesinde rol oynadığı bilinmektedir. Düzenli diş hekimi kontrolleri ve koruyucu diş hekimliği uygulamalarının bir yaşam tarzı olarak kabul edilmesi ve yılda en az iki kez hekim muayenesine gelinmesi gerekmektedir. Ülkemizde diş hekimine genellikle hastalığın ilerlediği dönemlerde gelinmekte, buda dişte kalıcı hasara neden olmakta ve diş kaybına yol açmaktadır. Unutulmamalıdır ki diş ve diş eti hastalıkları rutin kontrollerle önlenebilir, kontrol edilebilir ve iyileştirilebilir” dedi.</p>



<p>Kamuda 10 uzman olmak üzere 135 diş tabibiyle Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi ve tüm ilçelerde hizmeti verdiklerini söyleyen Uz. Dr. Berna Öztürk; “ Koronavirüs vakalarının ülkemizde görülmesi ile birlikte alınan tedbirler kapsamında kısıtlı olarak hizmet veren ağız ve diş sağlığı hizmetleri, aşılama oranlarının artmasıyla birlikte 2021 yılının özellikle ikinci yarısından sonra tekrar ivme kazandı. Sağlık tesislerimizde gerekli tedbirlerinin de alınmasıyla birlikte normal hizmet sunmaya başlayan ağız ve diş sağlığı hastanemiz başta olmak üzere ilçe hastanelerimizin diş polikliniklerine 2021 yılında 285 bin müracaat yapıldı. Yine girişimsel işlemlere baktığımızda 41 bin 394 dolgu, 6 bin 298 kanal tedavisi, 30 bin 166 protez, 53 bin 879 da diş çekimi yapıldı” dedi.</p>



<p>Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi kadrosunda bulunan deneyimli diş tabipleri ve uzman hekimlerle birlikte özellikli sağlık hizmetlerinin verildiğine dikkat çeken İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk; “ Ağız ve Diş Sağlığı Hastanemizde diş hekimlerimizle birlikte 2 Çene Cerrahı, 4 Protez, 1 Pedodonti, 2 Periodontoloji, 1 de Konservatif Tedavi Uzmanımız görev yapmaktadır. Hastanemizde restoratif diş tedavileri, kanal tedavisi, ortodontik problemlerin teşhisinde sefalometrik analizler, sabit ve hareketli protez tedavileri, ileri diş eti rahatsızlıklarının cerrahi tedavisi, cerrahi çene kist operasyonları, çocuklarda erken süt dişi kaybına bağlı yer tutucu tedavileri, diş çekimi ve dolgu işlemleri yapılmaktadır. Ayrıca her Çarşamba ve Perşembe günleri poliklinik şartlarında sağlık durumu nedeniyle tedavisi yapılamayan fiziksel ve zihinsel engelli bireylere, diş hekimi koltuğunda işlem yapılamayacak kadar önemli nörolojik rahatsızlığı olanlara, yaşı çok küçük yada tedaviye uyum gösteremeyen çocuklara genel anestezi altında diş tedavileri uygulanmaktadır. Diş problemleriniz varsa mutlaka kontrollerinizi yaptırın” ifadelerini kullandı.</p>



<p>İHA</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/denizlide-gecen-yil-285-bin-kisiye-agiz-ve-dis-sagligi-hizmeti-verildi/">DENİZLİ&#8217;DE GEÇEN YIL 285 BİN KİŞİYE AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI HİZMETİ VERİLDİ</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/denizlide-gecen-yil-285-bin-kisiye-agiz-ve-dis-sagligi-hizmeti-verildi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;DİL BAĞI BEBEKLERDE CİDDİ GELİŞİM SORUNLARINA YOL AÇABİLİYOR&#8217;</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/dil-bagi-bebeklerde-ciddi-gelisim-sorunlarina-yol-acabiliyor/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/dil-bagi-bebeklerde-ciddi-gelisim-sorunlarina-yol-acabiliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Feb 2022 23:42:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anne Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Bülten]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[BİL]]></category>
		<category><![CDATA[CİDDİ]]></category>
		<category><![CDATA[ÇOVUK]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=12103</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuklarda beslenme zorlukları ve konuşma bozukluklarına neden olarak gelişimlerini olumsuz etkileyen dil bağı ile ilgili uyarıda bulunan Kulak Burun Boğaz Baş ve Boyun Cerrahisi Uzmanı Dr. Eda Tuna Yalçınozan, küçük bir operasyonla ciddi gelişim sorunları oluşturabilen dil bağından kurtulmanın mümkün olduğunu vurguladı. Dil bağının oluşumunu anlatan Dr. Eda Tuna Yalçınozan, “Anne karnında gelişen bebeğin, ilk [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/dil-bagi-bebeklerde-ciddi-gelisim-sorunlarina-yol-acabiliyor/">&#8216;DİL BAĞI BEBEKLERDE CİDDİ GELİŞİM SORUNLARINA YOL AÇABİLİYOR&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Çocuklarda beslenme zorlukları ve konuşma bozukluklarına neden olarak gelişimlerini olumsuz etkileyen dil bağı ile ilgili uyarıda bulunan Kulak Burun Boğaz Baş ve Boyun Cerrahisi Uzmanı Dr. Eda Tuna Yalçınozan, küçük bir operasyonla ciddi gelişim sorunları oluşturabilen dil bağından kurtulmanın mümkün olduğunu vurguladı. Dil bağının oluşumunu anlatan Dr. Eda Tuna Yalçınozan, “Anne karnında gelişen bebeğin, ilk oluşan organlarından biri dildir. Hamileliğin henüz dördüncü haftasında tomurcuklanmaya başlayan dil, üç bağımsız parça olarak oluşmaya başlar. Zaman içinde, oluşan bu bağımsız parçalar hızla büyüyerek orta hatta birleşir. Bu aşamada dil, ağız içinde henüz hareketli değildir ve ağız tabanına yapışık halde durur. Zaman içinde dil ağız tabanından serbestleşerek hareketli hale gelir. Ancak frenulum denen bir bağ ile ağız tabanına tutunmaya devam eder. İşte bu dönemde meydana gelen bozukluk sonucu dili ağız tabanına bağlayan doku ya tam olarak serbestleşemez ya da hücre çoğalmasıyla kalın bir hal alarak dilin hareket etmesini engeller. Ankiloglossi (dil bağı) olarak adlandırılan bu durum dilin kullanımını sınırlayarak fonksiyonlarını yerine getirmeyi zorlaştırır” dedi.</p>



<p>DİL BAĞI, BESLENMEDEN KONUŞMAYA PEK ÇOK SORUN OLUŞTURABİLİR</p>



<p>Dil bağının, dilin hareket açıklığını sınırladığını söyleyen Yalçınozan, “Çoğu kişide dil bağı sorun oluşturmaz ama bazı hastalarda dilin sınırlı hareketliliği nedeniyle, dil düşük konumdadır. Bu da üst ve alt çene kemiğinin gelişim bozukluklarına dahi neden olabilir. Bunun dışında dil bağı emzirmede başarısızlıktan memeyi reddetmeye, beslenme problemlerine, konuşmada artikülasyon bozukluklarına kadar değişen sorunlara yol açabilir. Dil bağı nedeniyle dilin sınırlı hareketliliği söz konusu ise konuşma sorunları ortaya çıkabilir. Seslendirmedeki zorluklar ünsüzler için belirgindir; “s, z, t, d, l, j” gibi sesler ve özellikle “r” harfi oluşturmak zordur” ifadesini kullanıyor.</p>



<p>HIZLI TEDAVİ MÜMKÜN</p>



<p>“Dil bağı tedavisinde en iyi yaklaşım hastanın şikayetlerine ve yol açtığı problemlere göre değerlendirme yapmak. Pek çok çocukta ankiloglossi belirtisizdir ve durum kendiliğinden düzelebilir” diyen Yalçınozan, “Dil bağı yeni doğan döneminde herhangi bir soruna yol açmıyorsa, gözlem en iyi tedavi seçeneğidir. Etkilenen bazı çocuklar, azalmış dil hareketliliklerini yeterince telafi etmeyi öğrenebilecekleri gibi bazıları ise sadece dil bağı cerrahi müdahalesinden fayda görebilir” ifadesini kullandı. Dil bağı olan hastaları tedavi etmeye karar vermeden önce, beslenme güçlükleri ve kilo alamama ile ortaya çıkabilecek diğer ayırıcı tanılara dikkat edilmesi gerektiğini söyleyen Yalçınozan, “Bebeklik ve çocukluk döneminde, hatta büyüme tamamlandıktan sonra bireylerin beslenme, konuşma ve hatta sosyal ortamda zorlanma öyküsü varsa cerrahi müdahale yapılmalıdır. Bu nedenle hastanın öyküsüne bağlı olarak her yaşta ameliyat düşünülebilir” diye konuştu.</p>



<p>Yalçınozan, dil bağının etkilerini ortadan tamamen kaldırmak için operasyon sonrası sürecin de önemine vurgu yaparak, “Kusurlu bir konuşma gözlenirse, ameliyat sonrası yara iyileşmesinin ardından konuşma değişikliği için bir konuşma terapistine başvurmak gerekir. Üst dudağı yalama, sert damağa dil ucu ile dokunma, yan yana hareketler gibi ameliyat sonrası dil kas egzersizleri, gelişmiş dil hareketleri için yararlıdır” ifadelerini kullandı. </p>



<p>EDİTÖR : ABDULLAH GÖNÜLTAŞ /HABER MERKEZİ</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/dil-bagi-bebeklerde-ciddi-gelisim-sorunlarina-yol-acabiliyor/">&#8216;DİL BAĞI BEBEKLERDE CİDDİ GELİŞİM SORUNLARINA YOL AÇABİLİYOR&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/dil-bagi-bebeklerde-ciddi-gelisim-sorunlarina-yol-acabiliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
