<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yaşam kalitesi Archives - Horoz Medya</title>
	<atom:link href="https://www.horozmedya.com/etiket/yasam-kalitesi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.horozmedya.com/etiket/yasam-kalitesi/</link>
	<description>Haberin Adresi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 05 Mar 2025 18:04:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>

<image>
	<url>https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2022/05/cropped-horoz-32x32.png</url>
	<title>yaşam kalitesi Archives - Horoz Medya</title>
	<link>https://www.horozmedya.com/etiket/yasam-kalitesi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>HER MUTSUZLUK DEPRESYON MUDUR ?</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/her-mutsuzluk-depresyon-mudur-2/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/her-mutsuzluk-depresyon-mudur-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[horozmedya]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Mar 2025 18:59:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon ile mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon tedavi yöntemleri]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[depresyonla başa çıkma]]></category>
		<category><![CDATA[moral bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[mutsuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[profesyonel destek]]></category>
		<category><![CDATA[PSİKOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[PSİKOTERAPİ]]></category>
		<category><![CDATA[ruh sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[üzüntü]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam kalitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=99877</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzman Klinik Psikolog Yunus Emre Yıldız konu hakkında önemli bilgiler verdi.Günlük yaşamda herkes zaman zaman mutsuzluk hissedebilir. İş hayatındaki stres, ilişkilerde yaşanan sorunlar, beklenmedik kayıplar ya da hayal kırıklıkları, insanın moralini bozabilir ve geçici üzüntüye sebep olabilir. Ancak bu duygu durumu her zaman depresyon anlamına gelmez. Peki, mutsuzluk ve depresyon arasındaki farklar nelerdir? Ne zaman [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/her-mutsuzluk-depresyon-mudur-2/">HER MUTSUZLUK DEPRESYON MUDUR ?</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="postie-post">
<p data-start="0" data-end="492">Uzman Klinik Psikolog Yunus Emre Yıldız konu hakkında önemli bilgiler verdi.<br data-start="109" data-end="112" />Günlük yaşamda herkes zaman zaman mutsuzluk hissedebilir. İş hayatındaki stres, ilişkilerde yaşanan sorunlar, beklenmedik kayıplar ya da hayal kırıklıkları, insanın moralini bozabilir ve geçici üzüntüye sebep olabilir. Ancak bu duygu durumu her zaman depresyon anlamına gelmez. Peki, mutsuzluk ve depresyon arasındaki farklar nelerdir? Ne zaman profesyonel destek almak gerekir?</p>
<p data-start="494" data-end="1219">Mutsuzluk Nedir?<br data-start="510" data-end="513" />Mutsuzluk, belirli bir olay ya da durum karşısında hissedilen, genellikle geçici olan bir duygudur. İnsanlar hayal kırıklığına uğradıklarında, başarısız olduklarında, sevdikleriyle tartıştıklarında ya da kötü bir haber aldıklarında kendilerini mutsuz hissedebilirler. Bu, doğrudan yaşanan olayla bağlantılı bir duygudur ve genellikle zamanla azalır.<br data-start="862" data-end="865" />Mutsuzluk hissi, yaşamın doğal bir parçasıdır ve psikolojik dayanıklılığın gelişmesi açısından önemlidir. Kişi zamanla mutsuzlukla başa çıkmayı öğrenebilir, destek alarak ya da kendi başına bu süreci yönetebilir. Ancak mutsuzluk hissi uzun süre devam ediyorsa ve kişinin günlük hayatını olumsuz etkiliyorsa, altında yatan daha derin bir sorun olabilir.</p>
<p data-start="1221" data-end="2051">Depresyon ve Mutsuzluk Arasındaki Farklar<br data-start="1262" data-end="1265" />Depresyon, sadece üzüntü veya mutsuzluk hissinden ibaret değildir. Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre depresyon, kişinin ruh halini, düşüncelerini, davranışlarını ve fiziksel sağlığını olumsuz etkileyen ciddi bir ruhsal bozukluktur. Depresyon teşhisi konulabilmesi için belirtilerin en az iki hafta boyunca devam etmesi ve kişinin günlük işlevselliğini önemli ölçüde etkilemesi gerekmektedir.<br data-start="1656" data-end="1659" />Depresyonun belirtileri şunlardır:<br data-start="1693" data-end="1696" />• Sürekli üzüntü, umutsuzluk ve boşluk hissi<br data-start="1740" data-end="1743" />• Enerji kaybı ve sürekli yorgunluk<br data-start="1778" data-end="1781" />• Uyku düzeninde bozukluklar (çok uyuma ya da uyuyamama)<br data-start="1837" data-end="1840" />• İştah değişiklikleri ve kilo kaybı ya da alımı<br data-start="1888" data-end="1891" />• Hayattan zevk alamama, ilgi kaybı<br data-start="1926" data-end="1929" />• Konsantrasyon zorluğu ve karar vermede güçlük<br data-start="1976" data-end="1979" />• Değersizlik ve suçluluk duyguları<br data-start="2014" data-end="2017" />• Ölüm ya da intihar düşünceleri</p>
<p data-start="2053" data-end="2686">Depresyondaki kişiler, genellikle mutsuz hisseden insanlardan farklı olarak, hiçbir şey yapmaya istek duymayabilirler. En sevdikleri aktiviteler bile onları mutlu etmez. Ayrıca depresyonun fiziksel belirtileri de olabilir; baş ağrıları, mide sorunları ve kas ağrıları gibi bedensel şikayetler sıkça görülür. Mutsuzluk ise daha kısa sürelidir ve belirli bir nedene bağlıdır. İnsanlar moral bozukluğu yaşadıklarında, destekleyici bir ortamda veya olumlu olaylar yaşandığında bu duygudan sıyrılabilirler. Ancak depresyon, dış faktörlerden bağımsız olarak uzun süre devam eder ve kişinin kendisini çıkmazda hissetmesine neden olabilir.</p>
<p data-start="2688" data-end="3272">Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?<br data-start="2725" data-end="2728" />Bir kişinin depresyonda olup olmadığını anlamak için belirtilerin süresi ve şiddeti önemlidir. Eğer mutsuzluk hali birkaç hafta boyunca devam ediyorsa, kişinin iş, okul veya sosyal hayatını olumsuz etkiliyorsa ve günlük yaşamda işlev kaybına neden oluyorsa, bir uzmana danışmak önemlidir. Özellikle şu durumlarda profesyonel destek alınması önerilir:<br data-start="3078" data-end="3081" />• Sürekli umutsuz ve çaresiz hissetmek<br data-start="3119" data-end="3122" />• Günlük aktiviteleri sürdürmekte zorlanmak<br data-start="3165" data-end="3168" />• Uyku ve iştah düzeninde belirgin değişiklikler yaşamak<br data-start="3224" data-end="3227" />• Kendine zarar verme düşüncelerinin olması</p>
<p data-start="3274" data-end="3576">Depresyon, psikoterapi, ilaç tedavisi ya da her ikisinin birlikte uygulanmasıyla tedavi edilebilir. Bilişsel davranışçı terapi (BDT) gibi terapi yöntemleri, kişinin olumsuz düşüncelerini tanımasını ve bunlarla başa çıkmasını sağlarken, ilaç tedavisi beyin kimyasındaki dengesizlikleri düzenleyebilir.</p>
<p data-start="3578" data-end="4082" data-is-last-node="" data-is-only-node="">Uzman Klinik Psikolog Yunus Emre Yıldız, &#8220;Sonuç olarak, her mutsuzluk depresyon değildir, ancak uzun süren ve kişinin hayat kalitesini bozan bir ruh hali ciddiye alınmalıdır. Geçici üzüntüler ve moral bozuklukları zamanla düzelirken, depresyon profesyonel destek gerektiren bir durumdur. Eğer kendinizde ya da bir yakınınızda depresyon belirtileri gözlemliyorsanız, bir ruh sağlığı uzmanına danışmak önemli bir adımdır. Unutmayın, erken müdahale depresyonun tedavisinde büyük bir fark yaratabilir.&#8221; dedi.</p>
<div class="postie-attachments"><a href="https://www.horozmedya.com/?attachment_id=99878"><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-99878" src="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/03/IMG-20240702-WA0000-1.jpg" alt="" width="885px" height="1024px" srcset="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/03/IMG-20240702-WA0000-1.jpg 885w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/03/IMG-20240702-WA0000-1-768x889.jpg 768w" sizes="(max-width: 885px) 100vw, 885px" /></a><br />
<a href="https://www.horozmedya.com/?attachment_id=99879"><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-99879" src="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/03/emotionally-upset-woman-1.jpg" alt="" width="1104px" height="736px" srcset="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/03/emotionally-upset-woman-1.jpg 1104w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/03/emotionally-upset-woman-1-768x512.jpg 768w" sizes="(max-width: 1104px) 100vw, 1104px" /></a></div>
</div>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/her-mutsuzluk-depresyon-mudur-2/">HER MUTSUZLUK DEPRESYON MUDUR ?</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/her-mutsuzluk-depresyon-mudur-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TERCİHLER</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/tercihler/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/tercihler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nilüfer BEKCİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Mar 2024 11:36:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim tercihleri]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[hayat kararları]]></category>
		<category><![CDATA[kararlar]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel sorumluluk]]></category>
		<category><![CDATA[seçim yapma]]></category>
		<category><![CDATA[seçimler]]></category>
		<category><![CDATA[sorumlu seçimler]]></category>
		<category><![CDATA[sorumluluk]]></category>
		<category><![CDATA[tercihler]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal etki]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam kalitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam tercihi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=82624</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayat seçimlerimizden ibarettir. Hayatımız boyunca ne çok defalar yapmak zorunda kalırız. Kararlar vermek, tercihler yapmak, seçmek, seçimler yapmak. Pek çok kez yol ayrımlarına geliriz ve bunların birini seçmek zorunda kalırız. Bazen bu yolların nereye çıkacağını az çok biliriz ama yol boyunca bizi nelerin beklediğini, önümüze çıkacak engelleri bilemeyiz. Seçimlerimiz, tercihlerimiz her zaman sadece bizleri değil, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/tercihler/">TERCİHLER</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="postie-post">
<p>Hayat seçimlerimizden ibarettir. Hayatımız boyunca ne çok defalar yapmak zorunda kalırız. Kararlar vermek, tercihler yapmak, seçmek, seçimler yapmak. Pek çok kez yol ayrımlarına geliriz ve bunların birini seçmek zorunda kalırız. Bazen bu yolların nereye çıkacağını az çok biliriz ama yol boyunca bizi nelerin beklediğini, önümüze çıkacak engelleri bilemeyiz.</p>
<p>Seçimlerimiz, tercihlerimiz her zaman sadece bizleri değil, bütün çevremizi, hatta tanımadığımız insanları, hatta bütün ülkeyi, bütün insanlığı etkiler. Bir öğrencinin üniversite tercihleri sadece onun tercih sıralaması değil, birçok kişinin hayatını etkileyecek hatta değiştirebilecek olasılıkların listesidir aslında. Orada edineceği arkadaşlar, oluşturacağı çevre, belki tanışacağı müstakbel eşi, doğabilecek çocukları, edineceği meslek nedeniyle etkileyeceği insanlar vb. pek çok kişinin hayatına dokunacaktır orada ve her olasılıkta farklı yerlerde, farklı kişilere.</p>
<p>Bu yüzden bir seçim yaparken bunun yol açabileceği bütün sonuçları, sadece kendimizi değil, başkalarını da nasıl etkileyeceğini düşünerek, o sorumluluğu bilerek karar vermek gerekir.</p>
<p>Kâzım Paşa Mustafa Kemal Paşa’nın yanında yer almak yerine onu tutuklamayı tercih etseydi 100. Yılını doldurmuş bir Türkiye Cumhuriyeti olmazdı örneğin. Ya da Atatürk kendini ateşe atıp savaşmak yerine Harbiye Nazırlığında bir paşa olarak İstanbul’da yaşamayı tercih etmiş olsaydı şimdi pek çoğumuz hayatta bile değildik.</p>
<p>Fleming bakteriyolog olmayı seçmeseydi penisilin belki de hiç bulunmayacak, insanlar en küçük enfeksiyondan öleceklerdi.</p>
<p>Wright Kardeşler ilk başarısızlıklarında bırakmayı seçselerdi hava taşımacılığı daha yıllar boyu bir hayal olarak kalacaktı.</p>
<p>Edison okuldan atıldığında evinin kilerinde kimya laboratuvarı kurup çalışmak yerine bir tamircinin yanında çalışmayı seçebilirdi. Ampul başka bir gün, başka biri tarafından mutlaka bulunurdu ama karanlıkta kalınan yıllar boyunca insanlık kim bilir hangi gelişmelerden mahrum kalacaktı.</p>
<p>Dünyada bütün olaylar olası pek çok sonuçlar doğurur. Önce ailesine ve ülkesine, sonra insanlığa ve dünyaya karşı sorumlu bir kişinin bütün bu olası sonuçları öngörerek değerlendirmesi ve seçimlerini ona göre yapması gerekir. . Örnek vermek gerekirse bu milletin gördüğü pek çok öğretmenden bahsedebilirim; bir büyük şehire tayin olabileceği halde çalıştığı köyü öğrencileri ortada kalmasın diye bırakmayan. </p>
<p>Dengeli beslenmeyi ve spor yapmayı seçerek kendi yaşam kalitemizi arttırır ve ömrümüzü uzatırken ailemize de daha faydalı olmayı ve daha uzun süre onlarla olmayı sağlamış oluruz. Sigara içmeyi tercih edersek gelmesi neredeyse kaçınılmaz olan bir akciğer hastalığını kabul etmişizdir.</p>
<p>Seçtiğimiz meslek, kurduğumuz iş, dünyaya getirdiğimiz ya da getirmediğimiz çocuk, yaşamaya karar verdiğimiz şehir ve daha birçok seçim bizim farkında bile olmadığımız insanları hatta başka canlıları etkiler.</p>
<p>Bir seçim yaparken öncelikle kendimizin ve ailemizin menfaatlerini düşünmemiz doğaldır. Ama bu menfaatler başkalarının zararına mal olacaksa bunu yapmaya hakkımız olamaz.</p>
<p>Diyeceğim o ki, tercihlerimizi yaparken hiç acele etmeden uzun uzun, enine boyuna düşünerek, kendi küçük çıkarlarımızı büyük kitlelerin geleceğinin önüne koymadan karar vermek gerekir.     </p>
</div>


<p></p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/tercihler/">TERCİHLER</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/tercihler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;MİGREN YÜZÜNDEN YAŞAM KALİTENİZ DÜŞEBİLİR&#8221;</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/migren-yuzunden-yasam-kaliteniz-dusebilir/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/migren-yuzunden-yasam-kaliteniz-dusebilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Apr 2022 12:35:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[baş ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[erdal dilekçi]]></category>
		<category><![CDATA[migren]]></category>
		<category><![CDATA[nöroloji]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam kalitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=18257</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doç. Dr. Erdal Dilekçi, migrene ilişkin bilgiler verdi. Baş ağrısı şikayetinin dünya genelinde insanlarda görülme oranının yüzde 16 oranında olduğunu belirten Doç. Dr. Erdal Dilekçi, “İnsanların yüzde 90&#8217;ından fazlası hayatlarının bir döneminde baş ağrısıyla karşılaşmaktadır. Baş ağrılarının büyük bir çoğunluğu primer baş ağrısı tipinde olup, bu grupta en sık görülenler migren ve gerilim tipi baş [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/migren-yuzunden-yasam-kaliteniz-dusebilir/">&#8220;MİGREN YÜZÜNDEN YAŞAM KALİTENİZ DÜŞEBİLİR&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Doç. Dr. Erdal Dilekçi, migrene ilişkin bilgiler verdi. Baş ağrısı şikayetinin dünya genelinde insanlarda görülme oranının yüzde 16 oranında olduğunu belirten Doç. Dr. Erdal Dilekçi, “İnsanların yüzde 90&#8217;ından fazlası hayatlarının bir döneminde baş ağrısıyla karşılaşmaktadır. Baş ağrılarının büyük bir çoğunluğu primer baş ağrısı tipinde olup, bu grupta en sık görülenler migren ve gerilim tipi baş ağrısıdır. Migrenin değişen aralıklarla ataklar halinde görülen baş ağrısı tipidir. Ağrı çoğu zaman ense, şakaklardan başlayarak göz çevresinde yoğunlaşan, zonklayıcı karakterdedir. Ataklar öncesinde veya atak anında bulantı, kusma, ses ve ışığa karşı hassasiyet görülebilir” dedi. Migren nedeninin net olarak bilinmediğini söyleyen Doç. Dr. Erdal Dilekçi, “Genetik geçiş konusunda özellikle ailesinde migren olan kişilerde daha sık görüldüğü gösterilmiştir. Bunun dışında kadınlarda sık görülmesi nedeniyle özellikle hormonlar ve buna bağlı beyin kimyasallarında yaşanan değişimlerin üzerinde durulmaktadır. Uyku bozuklukları, hormon içeren ilaç kullanımı, mayalı peynir ve şarap gibi mayalanmış alkollü içecek, işlenmiş gıdalarda kullanılan katkı maddeleri, kafeinli gıdalar, stres, yüksek eforlu fiziksel aktiviteler ile hava değişimleri migren ataklarını ortaya çıkaran çevresel etmenler olarak karşımıza çıkmaktadır&#8221; ifadelerini kullandı.</p>



<p>Doç. Dr. Erdal Dilekçi, migrenin belirtilerini şöyle anlattı: “Migren atakları sıklıkla 20&#8217;li yaşlarda başlamakla beraber her yaşta görülebilmektedir. Migren atağı prodrom, aura, baş ağrısı ve postdrom (atak sonrası) olarak dört evrede incelenirken kişilerde her atakta tüm evreler görülmeyebilir. Prodrom evresi; ataklardan 12-48 saat önce görülebilir. Boyun tutulması, esneme atakları, aşırı yeme isteği veya iştahsızlık, kabızlık, huzursuzluk, karamsarlık ve depresif bulguların olabildiği ruhsal rahatsızlıklar hastalar tarafından fark edilebilir. Aura: aurasız migren atakları daha sıktır. Yaklaşık 30 dakika süren aura dönemleri titreyen, parlak ışıklardan ibaret görsel aura ve elde, dilde uyuşma, karıncalanma ile karakterize duysal aura olarak tanımlanmaktadır. Ağrı: genellikle ense, kulak arkası veya şakaklardan başlayan, zonklayıcı, şiddetli ve basınç hissi ile karakterize ağrılardır. Ağrı hastaların çoğunluğunda tek taraflıdır. Ataklar 30 dakika ile tedavi edilmediğinde 72 saate kadar uzayabilir. Ataklar esnasında bulantı, kusma, koku, ses ve ışığa karşı hassasiyet ile burun akıntısı sıklıkla görülmektedir. Postdrom dönem: ağrının azalmasıyla beraber yorgunluk, bitkinlik ile karakterize dönemdir&#8221;.</p>



<p>Migrenin tanı ve tedavisi konusuna da değinen Doç. Dr. Erdal Dilekçi, “Klinik bulgular ile migren tanısı konmaktadır. Dört evrenin görüldüğü hastalarda tanı konması kolaydır. Laboratuvar ve görüntüleme tetkikleri ile baş ağrısına neden olan hastalıklar dışlanmaktadır. Tedavisini ise ilaç ve ilaç dışı tedaviler olmak üzere ikiye ayırıyoruz. İlaç tedavilerinde ağrı kesiciler, bulantı önleyen ilaçlar, ergot türevleri ve triptan grubu ilaçlar ağrı atakları esnasında kullanılmaktadır. Atakları giderek sıklaşan, ayda 2 den fazla atak geçiren hastalarda migren önleyici tedaviler başlanabilir. Bu amaçla beta blokerler, antidepresan grubu ilaçlar, epilepsi ilaçları, kalsiyum kanal blokerleri ile botox kullanılmaktadır. İlaç dışı tedavilerde özellikle hastanın öyküsünde atak meydana getiren gıdaların tespit edilmesi ve kişinin bunlardan uzak durması önerilmektedir. Gıdalar dışında atakları tetikleyen diğer faktörlerin (açlık, alkol-sigara tüketimi, koku, uyku düzensizliği gibi) eliminasyonu önemlidir. Hastaların diyet, uyku ve egzersiz programı düzenlenir. Tüm bu tedaviler ve önlemlere rağmen migren tedavisinde yetersiz kalınmaktadır” dedi.</p>



<p>Son yıllarda ülkemizde özellikle yaşam tarzı değişiklerinin yanı sıra uygulanan akupunktur, ozon terapi, nöral terapi, proloterapi, ağrı mezoterapisi ve kupa-hacamat gibi geleneksel ve tamamlayıcı tıp (GETAT) yöntemleri ile çok başarılı sonuçlar alındığını vurgulayan Doç. Dr. Dilekçi, “Bu yöntemler ile migren atağını tetikleyici ve neden olan faktörler (bozucu alanlar, kronik inflamasyon sonucu ortaya çıkan asidoz, kas iskelet sistemi kaynaklı tetik nokta ve kas spazmları gibi) tedavi edilmekle beraber bedenimizin kendini yenilemesine katkıda bulunurlar. Bu yöntemlerle ilgili başarılı sonuçların gösterildiği makaleler gün geçtikçe artmaktadır” dedi. </p>



<p>Editör: Abdullah GÖNÜLTAŞ / HABER MERKEZİ</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/migren-yuzunden-yasam-kaliteniz-dusebilir/">&#8220;MİGREN YÜZÜNDEN YAŞAM KALİTENİZ DÜŞEBİLİR&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/migren-yuzunden-yasam-kaliteniz-dusebilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;BEYİN PİLİ OPERASYONU GEÇİREN HASTALARIN YAŞAM KALİTELERİ ARTIYOR&#8217;</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/beyin-pili-operasyonu-geciren-hastalarin-yasam-kaliteleri-artiyor/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/beyin-pili-operasyonu-geciren-hastalarin-yasam-kaliteleri-artiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Feb 2022 21:41:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[atilla yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[beyin pili]]></category>
		<category><![CDATA[beyin ve sinir cerrahisi]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[operasyon]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam kalitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=11302</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Atilla Yılmaz; beyin pili operasyonuyla ilgili bilgi verdi. Halk arasında ‘Beyin Pili&#8217; olarak bilinen ‘Derin Beyin Stimülasyonu&#8217; ameliyatının yeni bir teknolojik girişim olarak bilinse de aslında ilk Beyin Pili ameliyatının 1987 yılında Fransa&#8217;nın Grenoble şehrinde gerçekleştirildiğini hatırlatan Doç. Dr. Yılmaz, “Ülkemizde titremeli felç olarak bilinen Parkinson hastalığında, titreme [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/beyin-pili-operasyonu-geciren-hastalarin-yasam-kaliteleri-artiyor/">&#8216;BEYİN PİLİ OPERASYONU GEÇİREN HASTALARIN YAŞAM KALİTELERİ ARTIYOR&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Atilla Yılmaz; beyin pili operasyonuyla ilgili bilgi verdi. Halk arasında ‘Beyin Pili&#8217; olarak bilinen ‘Derin Beyin Stimülasyonu&#8217; ameliyatının yeni bir teknolojik girişim olarak bilinse de aslında ilk Beyin Pili ameliyatının 1987 yılında Fransa&#8217;nın Grenoble şehrinde gerçekleştirildiğini hatırlatan Doç. Dr. Yılmaz, “Ülkemizde titremeli felç olarak bilinen Parkinson hastalığında, titreme hastalığı olarak bilinen Esansiyel Tremor hastalığında ve istemsiz kasılma hastalığı olarak bilinen Distoni hastalığında SGK güvencesi kapsamında başarıyla uygulanmaktadır. Ülkemiz dışında Obsesif Kompulsif Hastalık (takıntı hastalığı), Majör Depresyon (ağır depresyon) ve Epilepsi hastalığında (Sara hastalığı) FDA onayıyla ve güvenle kullanılmaktadır” dedi.</p>



<p>Doç. Dr. Yılmaz; beyin pili ameliyatının Parkinson hastalığının motor belirtilerine yönelik olarak en sık kullanılan cerrahi yöntem olduğunu belirterek, “Bu operasyonda beyinde bulunan iki bölgeden birine yüksek frekanslı elektriksel uyarım vermek amacı ile mikro elektrotlar yerleştirilir. Bu uyarım hastalarda eksik olan sinyali düzenler. Milimetrenin onda biri hassasiyetinde gerçekleştirilen bu işlem bölgesel uyuşturma yöntemi ile yapılmaktadır dolayısıyla hasta bu işlem sırasında uyanıktır ancak hiçbir şekilde acı hissetmez” diye konuştu.</p>



<p><strong>“TİTREME, DONMA VE YÜRÜYEMEME ŞİKAYETLERİNİZDEN KURTULMAK MÜMKÜN”</strong></p>



<p>Doç. Dr. Yılmaz, beyin pili ameliyatının başarısındaki en önemli faktörlerden birinin beyin ve sinir cerrahi ekibin tecrübesi ve bilgisi olsa da hasta seçiminin de başarılı bir cerrahi açısından bir o kadar önemli olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Bu sayede hastalarımız ameliyat sonrasında yıllardır şikayetçi oldukları titreme, donma, hareket edememe ve yürüyememe gibi şikayetlerinden kurtulmaktadır.” Tecrübeli ellerde oldukça yüz güldürücü sonuçlara sahip bu ameliyat sonrasında hastalarımızın pili aktive edilmekte ve bir kumanda aracılığı ile elektriksel parametreler ayarlanabilmektedir. Bu süreç boyunca hastalarımızın düzenli kontrollere gelmesi ve ilaç düzenlemelerinin gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Pilin ayarları gerçekleştirilirken bir yandan da kullandığı mevcut ilaçlarda azaltma sağlanmaktadır. Kanama ve enfeksiyon gibi gelişebilecek komplikasyonlar dikkatli bir değerlendirme ve titiz bir cerrahi ile oldukça düşük seviyelere (yüzde 1) çekilebilmektedir. Sadece MR cihazına girilirken pilin uzaktan kumanda aracılığı ile kapatılması gerekir.”</p>



<p>Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Atilla Yılmaz; &#8220;Başarılı bir Beyin Pili ameliyatından beklenen, Parkinson hastalarının şikayetlerinde yüzde 70&#8217;ten fazla düzelme sağlandığı belirmiştir. Titreme hastalığında bu oran yüzde 90&#8217;ların üzerine çıkabilmektedir. Birincil Distonilerde başarı oranı yüzde 60&#8217;larda iken ikincil Distonilerde bu başarı oranı ne yazık ki yüzde 40&#8217;lara düşebilmektedir&#8221; dedi. </p>



<p>Editör: Abdullah GÖNÜLTAŞ/ HABER MERKEZİ</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/beyin-pili-operasyonu-geciren-hastalarin-yasam-kaliteleri-artiyor/">&#8216;BEYİN PİLİ OPERASYONU GEÇİREN HASTALARIN YAŞAM KALİTELERİ ARTIYOR&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/beyin-pili-operasyonu-geciren-hastalarin-yasam-kaliteleri-artiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KANSERLE MÜCADELEDE STRESLE BAŞA ÇIKMA ÖNEMLİ!</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/kanserle-mucadelede-stresle-basa-cikma-onemli/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/kanserle-mucadelede-stresle-basa-cikma-onemli/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Feb 2022 21:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[çınar parlak]]></category>
		<category><![CDATA[kanser günü]]></category>
		<category><![CDATA[psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam kalitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yoğun stres]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=10766</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kansere olan farkındalığı artırmak ve kanserin tanı, erken tedavi ve engellenmesine teşvik için her yıl 4 Şubat Dünya Kanser Günü olarak anılıyor. Uluslararası Kanser Savaş Örgütü tarafından 2000 yılında ilan edilen bu özel günde bilinçlendirme yapılması hedefleniyor. Klinik Psikolog Selvinaz Çınar Parlak, 4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada kanser psikolojisine ilişkin değerlendirmede bulundu. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/kanserle-mucadelede-stresle-basa-cikma-onemli/">KANSERLE MÜCADELEDE STRESLE BAŞA ÇIKMA ÖNEMLİ!</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kansere olan farkındalığı artırmak ve kanserin tanı, erken tedavi ve engellenmesine teşvik için her yıl 4 Şubat Dünya Kanser Günü olarak anılıyor. Uluslararası Kanser Savaş Örgütü tarafından 2000 yılında ilan edilen bu özel günde bilinçlendirme yapılması hedefleniyor. Klinik Psikolog Selvinaz Çınar Parlak, 4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada kanser psikolojisine ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>



<p><br><strong>YOĞUN STRES, YAŞAM KALİTESİNİ AZALTIYOR</strong></p>



<p><br>Kanserle mücadelede moral ve psikolojik iyi oluşun önemini vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Selvinaz Çınar Parlak, “İnsanlar fiziksel, zihinsel ve duygusal olarak baskı altında olduklarında stres hissederler. Zaman zaman bir miktar psikolojik stres yaşamak normal olsa da yüksek düzeyde psikolojik stres yaşayan veya bunu uzun bir süre boyunca tekrarlayan kişiler sağlık sorunları (ruhsal veya fiziksel) geliştirebilirler. İnsanlar kanser hastalığına yakalandıklarında hastalık ve hastalığın getirdikleri ile baş edemediklerinde, özellikle gündelik rutinlerindeki değişimleri yönetemediklerinde yoğun stres yaşarlar. Stres yaşam kalitesini azaltan önemli bir etkendir.” dedi.</p>



<p><br><strong>PSİKOLOJİK DESTEK, TEDAVİ EKİNİN BİR PARÇASI HALİNE GELDİ</strong></p>



<p><br>Kanser hastalarının belli bir miktarda üzüntü ve kaygı yaşamalarının doğal bir sonuç olduğunu kaydeden Uzman Klinik Psikolog Selvinaz Çınar Parlak, “Ancak yoğun psikolojik stresin tedaviyi olumsuz yönde etkilediğine dair pek çok bilimsel kanıt vardır. Bu nedenle kanser tedavilerinde hastaların psikolojik stres düzeyi ve psikolojik iyi oluş hali de tedavi ekipleri tarafından ayrıca değerlendirilmektedir. Onkoloji tedavilerinde psikolojik desteğin önemi gün geçtikçe daha iyi anlaşılmaktadır ve pek çok onkoloji merkezinde psiko-onkologlar da tedavi ekinin bir parçası haline gelmiştir.” dedi.</p>



<p><br><strong>YOĞUN PSİKOLOJİK STRES TEDAVİYİ OLUMSUZ ETKİLEYEBİLİR</strong></p>



<p><br>Kişinin psikolojik stres altındayken kan basıncının arttığını ifade eden Selvinaz Çınar Parlak, “Stres altındayken kalp atış hızını artıran ve kan şekeri düzeylerini yükselten stres hormonları (epinefrin ve norepinefrin gibi) salgılar. Stres altındayken vücutta meydana gelen bu değişikler kişinin algılanan bir tehditten kaçmak için daha güçlü ve hızlı hareket etmesini sağlar. Araştırmalar yoğun ve uzun süreli (yani kronik) stres yaşayan kişilerin sindirim sorunları, doğurganlık sorunları, idrar sorunları yaşadığını, stresin bağışıklık sistemini zayıflattığını göstermiştir. Kronik stres yaşayan kişiler ayrıca grip veya soğuk algınlığı gibi viral enfeksiyonlara ve baş ağrısı, uyku sorunu, depresyon ve kaygıya daha yatkındır. Kanser tedavisinde uzun süreli psikolojik stres tedavi sonuçlarını olumsuz etkilemektedir.” uyarısında bulundu.</p>



<p><strong>YOĞUN STRES, ÇARESİZLİK VE UMUTSUZLUK GELİŞTİRİYOR</strong></p>



<p><br>Stresin kanser sonuçlarını doğrudan etkilediğine dair henüz güçlü bir kanıt olmamasına rağmen, bazı verilerin, yoğun psikolojik stres yaşayan hastaların çaresizlik veya umutsuzluk duygusu geliştirdiğini gösterdiğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Selvinaz Çınar Parlak, “Umutsuzluk, çaresizlik, depresyon ve yoğun kaygı yüksek ölüm oranları ile ilişkili bulunmuştur. Çaresiz veya umutsuz hisseden kişilerin hastalandıklarında tedavi aramamaları, yardımcı olabilecek tedavileri erken bırakmaları, tedavi kılavuzlarına uymamaları, önerilere uymayarak riskli davranışlarda bulunmaları ve sağlıklı bir yaşam tarzı sürdürmemeleri kanser hastalarında erken ölüm riskini arttırmaktadır.” dedi.</p>



<p><br><strong>HASTA YAKINLARININ DESTEĞİ ÇOK ÖNEMLİ</strong></p>



<p><br>Kanser hastalarına duygusal ve sosyal destek sağlamanın, yaşadıkları stresle başa çıkmalarında yardımcı olduğunu vurgulayan Selvinaz Çınar Parlak, “Hastalar için tedavi ve yan etkiler ile uğraşırken günlük rutinlerine devam edememeleri önemli bir stres kaynağıdır. Bu nedenle hastaların günlük yaşam rutinleri için yakınlarından pratik destek almaları, hastalığın yarattığı duygusal etkileri yakınları ile konuşup paylaşmaları, aile ve yakınların desteğine izin vermeleri önemlidir. Hasta yakınlarının ve tedavi ekibinin motivasyonel desteği depresyon, kaygı ve tedaviye bağlı oluşacak psikolojik semptomların düzeylerini azaltmaktadır.” diye konuştu.</p>



<p><strong>STRESLE BAŞA ÇIKMAK İÇİN BU ÖNERİLERE KULAK VERİN</strong></p>



<p><br>Uzman Klinik Psikolog Selvinaz Çınar Parlak, kanser hastalarının psikolojik stresle baş etmeleri için şu önerilerde bulundu: Gevşeme egzersizleri, Farkındalık temelli stres azaltma programları,Meditasyon-yoga, Psiko-onkolojik destek, Grup terapileri, Kanser eğitim programları, Egzersiz, Psikiyatrik destek, Kanser destek grupları, grup terapileri, Manevi destek-kişinin inancına yönelik. Uzman Klinik Psikolog Selvinaz Çınar Parlak, “Tüm kanser hastalarının tedavinin erken döneminde stres düzeyleri değerlendirilmelidir ve psikolojik iyi oluşlarının tedavinin önemli bir parçası olduğu göz önüne alınmalıdır. Tedavi süreçleri boyunca da psikolojik durum değerlendirmeleri tekrarlanmalıdır.” tavsiyesinde bulundu. Kanser tedavilerinde gelişen sağlık hizmetleri ile birlikte, kanserin klinik tedavilerinin sadece tıbbi tedavilere değil, aynı zamanda hastaların tedavileri sırasında ruh sağlığını geliştirmeye de odaklandığını ifade eden Parlak, şunları söyledi: “Bu nedenle, kanser hastalarında ve hayatta kalanlarda sosyal pozitif psikoloji, fiziksel ve zihinsel sağlıklarını ve sosyal işlevselliklerinin iyileşmesini teşvik etmek için dünya çapında çalışmalar yapılmaktadır.  Özellikle, COVID-19 pandemisi sırasında, kronik hastaların pozitif psikolojik kaynakları, bu küresel zorluk sırasında artan stresörler ve olumsuzluklarla birlikte Psiko-onkoloji giderek daha da önemli hale gelmektedir. Psiko-Onkoloji, kanserin iki ana psikolojik boyutunu ele almaktadır: hastalığın tüm aşamalarında kansere verilen psikolojik tepkiler ve hastalık sürecini etkileyebilecek psikolojik, davranışsal ve sosyal faktörler. Kanser hem bedeni hem de zihni etkiler. Kanser teşhisi, hastaların üçte birinden fazlasında anksiyete ve depresyona neden olmaktadır. Kanser hastalığı aynı zamanda aile üyelerinin hepsini etkilemekte ve aile işlevini bozmaktadır. Psiko-onkoloji sayesinde hastalar, tıbbi tedavinin streslerini, duygusal ihtiyaçlarını, ağrı, uykusuzluk, ilişkiler, bakım verme ve kanser teşhisi sırasında ve sonrasında hastaların ve ailelerinin karşılaşabileceği diğer sorunlarla nasıl başa çıkacaklarını öğrenmektedirler.”</p>



<p><strong>MORAL HASTALIĞIN SEYRİ ÜZERİNDE HANGİ ETKİLERİ OLUŞTURABİLİR?</strong></p>



<p>Uzman Klinik Psikolog Selvinaz Çınar Parlak, kanser hastalarının psikolojik esnekliği ve dayanıklılıkları teşhis aşamasından itibaren önemli olduğunu belirterek kanser hastalarının moral ve motivasyonunun sağlayacağı katkıları şöyle sıraladı: Kanser teşhisini kabullenmeyi ve başa çıkmayı kolaylaştırır. Kanserle ilgili tedavilere olumlu yanıtı arttırır. İş, sosyal yaşam ve ilişkiler dahil olmak üzere yaşam koşullarındaki değişikliklerle adaptasyonu kolaylaştırır. Hastalığın getirdiği psikolojik etkilerle daha iyi baş etmeyi sağlar. Kanser tedavisi ile ilgili fobilerin oluşmasını engeller.</p>



<p><br>Kanserden sonra hayata uyumu kolaylaştırır. Vücut imajı sorunlarını azaltır. Kanserin nüksetmesinden korkusu ile daha iyi baş etmeyi sağlar. Kanser tedavisi sırasında ve sonrasında yaşam kalitesini korumayı daha hızlı öğrenmeyi sağlar. Kanser ve/veya kanser tedavilerinin neden olduğu ağrıya daha dayanıklı olmayı sağlar. Palyatif bakım ile başa çıkmayı kolaylaştırır. Yaşam sonu sorunlarıyla başa çıkmada çözüm odaklı olmayı sağlar. Hastalığın getirdiği kayıplarla daha dayanıklı olmayı sağlar.</p>



<p><br>Editör: Abdullah GÖNÜLTAŞ / HABER MERKEZİ</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/kanserle-mucadelede-stresle-basa-cikma-onemli/">KANSERLE MÜCADELEDE STRESLE BAŞA ÇIKMA ÖNEMLİ!</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/kanserle-mucadelede-stresle-basa-cikma-onemli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
