<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>travma Archives - Horoz Medya</title>
	<atom:link href="https://www.horozmedya.com/etiket/travma/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.horozmedya.com/etiket/travma/</link>
	<description>Haberin Adresi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 24 Feb 2025 22:46:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2022/05/cropped-horoz-32x32.png</url>
	<title>travma Archives - Horoz Medya</title>
	<link>https://www.horozmedya.com/etiket/travma/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>DİZ KİREÇLENMESİNE YOL AÇAN 5 YANLIŞ</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/diz-kireclenmesine-yol-acan-5-yanlis/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/diz-kireclenmesine-yol-acan-5-yanlis/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[horozmedya]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 12:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam ve Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[diz kireçlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[diz sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[eklem dostu egzersizler]]></category>
		<category><![CDATA[eklem sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[hareketsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[kas güçlendirme]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[kilo kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[osteoartrit]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=96945</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Aybars Kıvrak önemli bilgiler verdi. Diz eklemi, vücudun en büyük ve en fazla yük taşıyan eklemlerinden biridir. Yaşlanma, genetik faktörler ve travmalar diz kireçlenmesine (osteoartrit) yol açabilirken, yanlış alışkanlıklar da bu süreci hızlandırabilir. Bu durum, hareket kabiliyetini kısıtlayan ve yaşam kalitesini düşüren ciddi bir rahatsızlıktır. İşte diz kireçlenmesini artıran [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/diz-kireclenmesine-yol-acan-5-yanlis/">DİZ KİREÇLENMESİNE YOL AÇAN 5 YANLIŞ</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div></div>
<div>
<p data-start="0" data-end="124"><em data-start="43" data-end="122">Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Aybars Kıvrak önemli bilgiler verdi.</em></p>
<p data-start="126" data-end="525">Diz eklemi, vücudun en büyük ve en fazla yük taşıyan eklemlerinden biridir. Yaşlanma, genetik faktörler ve travmalar diz kireçlenmesine (osteoartrit) yol açabilirken, yanlış alışkanlıklar da bu süreci hızlandırabilir. Bu durum, hareket kabiliyetini kısıtlayan ve yaşam kalitesini düşüren ciddi bir rahatsızlıktır. İşte diz kireçlenmesini artıran 5 yaygın yanlış ve bu yanlışlardan korunma yolları:</p>
<p data-start="527" data-end="1020"><strong data-start="527" data-end="547">1. Hareketsizlik</strong><br data-start="547" data-end="550" />Hareketsiz bir yaşam tarzı, diz eklemindeki kıkırdak dokunun beslenmesini olumsuz etkiler. Eklem sıvısının dolaşımı için düzenli egzersiz şarttır. Uzun süre oturmak ve fiziksel aktiviteden kaçınmak, kıkırdağın zamanla aşınmasına ve eklem sertliğine neden olur. Düzenli yürüyüş yapmak, yüzme gibi fazla efor gerektirmeyen egzersizler tercih etmek eklem sağlığını destekler. Ayrıca, eklem esnekliğini artıran germe hareketleri yapmak da kireçlenme açısından koruyucudur.</p>
<p data-start="1022" data-end="1659"><strong data-start="1022" data-end="1039">2. Aşırı Kilo</strong><br data-start="1039" data-end="1042" />Vücut ağırlığı arttıkça diz eklemlerine binen yük de artar. Yapılan araştırmalar, her fazla kilogramın diz eklemine yaklaşık 3-4 kat daha fazla baskı oluşturduğunu göstermektedir. Obezite, diz kireçlenmesini hızlandıran en önemli risk faktörlerinden biridir. Sağlıklı ve dengeli bir beslenme programı ile ideal kilonun korunması, diz eklemine binen yükü azaltarak osteoartrit gelişme riskini düşürür. Lif açısından zengin, antioksidan içeren besinler tüketmek ve işlenmiş gıdalardan kaçınmak eklem sağlığına olumlu katkı sağlar. Aşırı kilolu bireylerde kireçlenme sonrası diz protezi yapılma ihtimali daha fazladır.</p>
<p data-start="1661" data-end="2262"><strong data-start="1661" data-end="1697">3. Eklemlere Aşırı Yük Bindirmek</strong><br data-start="1697" data-end="1700" />Ağır yük taşımak, uzun süre diz çökmek veya uygun olmayan spor aktiviteleri yapmak diz eklemine zarar verir. Özellikle bilinçsiz yapılan egzersizler, eklem yapısını zorlayarak kireçlenmeyi hızlandırır. Diz sağlığını korumak için eklem dostu egzersizler tercih edilmelidir. Ağırlık kaldırırken doğru tekniklerin kullanılması, aşırı yüklenmenin önlenmesi ve uygun spor ekipmanlarının kullanımı önemlidir. Bunun yanı sıra, özellikle yaş ilerledikçe, eklemlere aşırı yük bindiren sporlardan kaçınılmalı ve eklem dostu, hafif tempolu egzersizler tercih edilmelidir.</p>
<p data-start="2264" data-end="2764"><strong data-start="2264" data-end="2305">4. Kas Zayıflığı ve Denge Problemleri</strong><br data-start="2305" data-end="2308" />Diz eklemine binen yükü dengelemek için çevresindeki kasların güçlü olması gerekir. Özellikle kuadriseps ve hamstring kaslarının zayıf olması, eklemde dengesiz yüklenmelere yol açarak kıkırdağın daha hızlı aşınmasına neden olur. Aynı zamanda, vücudun genel denge mekanizması bozulduğunda düşme ve travma riski artar, bu da eklem sağlığını olumsuz etkiler. Düzenli kas güçlendirme egzersizleri yapmak diz sağlığını korumanın en etkili yollarından biridir.</p>
<p data-start="2766" data-end="3344"><strong data-start="2766" data-end="2788">5. Sigara Tüketimi</strong><br data-start="2788" data-end="2791" />Sigara, eklem kıkırdağının beslenmesini bozan en önemli faktörlerden biridir. Nikotin ve diğer zararlı maddeler, eklemlerdeki kan dolaşımını azaltarak kıkırdak yapısının bozulmasına neden olur. Araştırmalar, sigara içen bireylerde osteoartrit gelişme riskinin daha yüksek olduğunu ortaya koymaktadır. Sigara kullanımının bırakılması, sadece diz eklemleri için değil, genel sağlık açısından da büyük fayda sağlar. Sigara içen bireylerin eklem sağlığını korumak için bu alışkanlığı terk etmeleri ve sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri yapmaları gerekir.</p>
<p data-start="3346" data-end="3859" data-is-last-node="" data-is-only-node="">Doç. Dr. Aybars Kıvrak, &#8220;Diz kireçlenmesini önlemek için düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı kiloda kalmak, eklem dostu hareketler tercih etmek, kasları güçlendirmek ve sigaradan uzak durmak büyük önem taşır. Bununla birlikte, diz sağlığını koruyabilmek için beslenme alışkanlıklarına dikkat edilmesi gerekir. Ayrıca dize aşırı yüklenmeden kaçınılması ve uygun spor aktivitelerinin seçilmesi gerekmektedir. Bu yanlışlardan kaçınarak diz sağlığınızı uzun yıllar koruyabilir, yaşam kalitenizi artırabilirsiniz.&#8221; dedi.</p>
</div>
<div></div>
<div class="postie-post">
<div class="postie-attachments"><a href="https://www.horozmedya.com/?attachment_id=96946"><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-96946" src="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/02/bacak-agrisi-11.jpg" alt="" width="1050px" height="699px" srcset="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/02/bacak-agrisi-11.jpg 1050w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/02/bacak-agrisi-11-768x511.jpg 768w" sizes="(max-width: 1050px) 100vw, 1050px" /></a><br />
<a href="https://www.horozmedya.com/?attachment_id=96947"><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-96947" src="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/02/DOC.Dr_.-Aybars-KIVRAK-2-37.png" alt="" width="1599px" height="1462px" srcset="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/02/DOC.Dr_.-Aybars-KIVRAK-2-37.png 1599w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/02/DOC.Dr_.-Aybars-KIVRAK-2-37-768x702.png 768w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/02/DOC.Dr_.-Aybars-KIVRAK-2-37-1536x1404.png 1536w" sizes="(max-width: 1599px) 100vw, 1599px" /></a></div>
</div>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/diz-kireclenmesine-yol-acan-5-yanlis/">DİZ KİREÇLENMESİNE YOL AÇAN 5 YANLIŞ</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/diz-kireclenmesine-yol-acan-5-yanlis/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BOŞANMA ÇOCUĞA NASIL ANLATILMALIDIR ?</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/bosanma-cocuga-nasil-anlatilmalidir-2/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/bosanma-cocuga-nasil-anlatilmalidir-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[horozmedya]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Feb 2025 13:20:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anne Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[aile terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[anne baba ilişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma süreci]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk hakları]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveyn rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveynlik]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik destek]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı aile yapısı]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=94162</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzman Klinik Psikolog Müjde Yahşi konu ile ilgili bilgiler verdi. Hangi çocuk yoktur ki anne babasıyla mutlu mesut yaşamak istemesin? Bir evde bitmek bilmeyen kavgalar varsa, evin tadı tuzu kalmamışsa, evde huzur kaçmışsa, anne bir tarafta baba bir tarafa küs şekilde yaşamaya başlamışsa hele bir de şiddet varsa o evdeki çocuğun sağlıklı büyüyebilmesi neredeyse imkansızdır. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/bosanma-cocuga-nasil-anlatilmalidir-2/">BOŞANMA ÇOCUĞA NASIL ANLATILMALIDIR ?</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="postie-post">
<strong>Uzman Klinik Psikolog Müjde Yahşi konu ile ilgili bilgiler verdi.</strong></div>
<div class="postie-post">
Hangi çocuk yoktur ki anne babasıyla mutlu mesut yaşamak istemesin? Bir evde bitmek bilmeyen kavgalar varsa, evin tadı tuzu kalmamışsa, evde huzur kaçmışsa, anne bir tarafta baba bir tarafa küs şekilde yaşamaya başlamışsa hele bir de şiddet varsa o evdeki çocuğun sağlıklı büyüyebilmesi neredeyse imkansızdır. Bu yüzden çocuk için böylesi bir evliliği sürdürmek demek çocuğun daha fazla travma yaşamasına neden olmak demektir. Dolayısıyla boşanma kararı, gerektiği durumlarda doğru bir seçenek olacaktır. Ancak boşanma süreci ne kadar sağlıklı yürütülmeye çalışılırsa çalışılsın bu süreçte çocuk kalıcı yaralar alır. O nedenle bu yaraların çocuğu derinden acıtmaması için bu karar çocuğa oldukça dikkatli açıklanmalıdır.</div>
<div class="postie-post">
Bu süreçte dikkat edilmesi gereken ilk konu; boşanma kararını çocuğa anne ve babanın birlikte açıklaması ve bu açıklamaların kesinlikle birbirlerini suçlayıcı üslupta olmamasıdır.Bir diğer dikkat edilmesi gereken konu ise; boşanma kararının çocukta travmatik etkiler oluşturmaması için, ebeveynlerin çocuğa bunun açıklamasını yaparken nasıl anlatacaklarını çok iyi bilmeleridir.</div>
<div class="postie-post">
Özellikle 8 yaş altı çocuklarda boşanma kararını somutlaştırarak anlatılmalıdır. Çünkü çocuklar için boşanma ölüm gibi, kurban kesimi gibi, depremler gibi soyut bir kavramdır yani çocuğun 5 duyu organıyla hissedemediği bir kavramdır dolayısıyla boşanmayı anlatırken ebeveynler oyuncaklardan yardım alabilirler ve çocuğa şu şekilde anlatabilirler; “Bu oyuncak anneni temsil etsin yani annen olsun, bu oyuncak da babanı temsil etsin baban olsun, bu oyuncak da seni temsil etsin yani sen ol. Daha sen doğmamışken annen ve baban birbirlerini çok sevdi ve evlendi sonra Allah’tan bebek istediler ve dünyaya sen geldin. Sen de tatlı mı tatlı bir bebektin.</div>
<div></div>
<div class="postie-post">Biz seni çok sevdik ve birlikte çok eğlendik. Hepimiz bu evde yaşamaya devam ettik. Ama daha sonra babanla anlaşamamaya başladık. Bir aradayken hep kavga ediyorduk ve kavga ettiğimiz için mutsuz oluyorduk. Bu nedenle ayrılmaya karar verdik. Bundan sonra biz annen ve baban ayrı evde yaşayacağız ve senin bir değil 2 tane evin olacak. Sen de istediğin zaman annenin kaldığı evde, istediğin zaman da babanın kaldığı evde kalabileceksin.</div>
<div></div>
<div class="postie-post">Annen ve baban seni sevmeye devam edecek çünkü ayrılmamızın sebebi kesinlikle sen değilsin, sen çok iyi bir çocuksun.” Şeklinde anlatıldığında hem çocuk görerek, dokunarak ve işiterek durumu idrak eder hem de suçluluk hissine kapılmaz çünkü özellikle 3 ila 6 yaş arasındaki çocuklar boşanmanın sorumlusu kendisi olduğunu sanırlar. Ebeveynlerin oyuncaklarla olan bu anlatımı bir kaç defa daha anlatmaları ve çocuğun merak ettiği sorulara cevap vermeleri de onun bu kararı daha kolay kabul etmesi açısından önemlidir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, her çocuğun bilişsel gelişimi farklıdır. Normalde 12 yaşın altındaki çocuklara oyuncaklarla bu anlatılabilir fakat çocuk 8 yaşından büyükse ve soyut kavram becerisi gelişmişse oyuncaklarla anlatılmasına gerek yoktur.</div>
<div class="postie-post">
Bilişsel gelişimin bir bileşeni olan soyut kavram becerisinin gelişimi de çocuktan çocuğa farklılık gösterir. Ebeveynler çocuklarının soyut kavram becerisinin ne kadar geliştiğini çocuklarının bir espriyi anlayıp anlayamamalarından ya da ince espriler yapabilmelerinden, bir atasözünün ne anlam ifade ettiğini algılayabilmelerinden ve çocuklarıyla bir fikir hakkında tartışabilmelerinden anlayabilirler.Boşanma, çocuğu derinden etkiler dolayısıyla çocuğun psikolojik problemler yaşaması da yüksek ihtimaldir. Psikolojik problemlerden en çok rastladığımız depresif duygudurum ve içe çekilmedir. Çocuk boşanma sürecinde kendini mutsuz, isteksiz ve karamsar hissedebilir, sosyalleşmeden kaçınabilir, değersizlik düşüncelerine kapılabilir ve kendini suçlama eğilimleri gösterebilir.</div>
<div></div>
<div class="postie-post">Boşanmanın üzerinden 2 yıl geçmiş olmasına rağmen çocuklarda en sık karşılaşılan problemler ise öfke ve stres ile bahsetmede güçlük ve dürtüsellliktir.<br />
Cinsiyetin de boşanmanın etkileri üzerinde farkedilir rolü vardır. Dolayısıyla boşanmadan kız çocuğa göre erkek çocuk daha çok etkilenir. Bunun nedenleri arasında başta, kız çocuğunun doğası gereği duygularını dışa aktarması, erkek çocuğuna nispeten daha kolay olmasıdır. Bu da kız çocuğunun çevresinden daha çok psikolojik destek almasını sağlar ve böylelikle bu süreci erkek çocuğuna göre kız çocuk daha kolay atlatabilir. İkinci nedense, küçük yaş grubu velayetinin anne tarafına verilmesi ile erkek çocuk baba rolünden yoksun büyür, bu durum erkek çocuğunun kimlik gelişimini olumsuz etkileyebilir.<br />
Bazen şiddetli geçimsizliğe rağmen eşler çocukları için boşanmak istemeyebilir ancak evliliğin sürdürülmesi kararının alınması da boşanma gibi ciddi bir karardır.</div>
<div></div>
<div class="postie-post">Çocuğuna değer veren her anne ve baba, kendi aralarındaki ilişkiye de değer vermelidir. Anne baba ilişkisi ne kadar güçlüyse, çocuk da o evde o kadar sağlıklı yetişir. Çünkü bir çocuğa yapılabilecek en büyük iyilik, anne ve babasının birbirine iyi davranması, birbirlerini sevmesi, birbirine saygı göstermesi ve birbiriyle olan mutluluğudur. Anne ve baba arasında yaşanan tüm duygular, çocuğun duygularını da oluşturur. Mutlu bir baba, anneye iyi davranır, mutlu bir anne de, çocuğuna iyi davranır, mutlu çocuk da anne ve babasına iyi davranır yani çocuk sağlıklı gelişim göstererek davranış problemleri göstermez. Çocuk için evliliği sürdürmek isteyen eşler, geçimsizliği sürdürmek yerine problemlerinizi çözmeye çalışmamalılar. Mutsuz bir evliliği sürdürmek o evdeki herkesi mutsuz eder. O nedenle aralarındaki problemleri çözemeyen eşler muhakkak aile terapistine başvurmalı ve ellerinden gelen gayreti gösterdikten sonra çocuklarının sağlıklı büyüyebilmesi için en doğru kararı vermeliler.</div>
<div class="postie-post">
<strong>Çocuklarının boşanma sürecinden en az yara almasını isteyen ebeveynler şunları unutmamalılar;</strong><br />
Eşler boşanmış olsa da ebeveynlerin anne babalık rollerinin devam eder.</div>
<div class="postie-post">
Ebeveynler çocuklarına olan yaklaşımlarında eski eşini ve onun ailesini kötülememeliler. Çünkü hiçbir çocuk anne ya da babası hakkında kötü söz duymak istemez. Duyduğu her kötü söz, çocukta değersizlik hissi oluşturur. Anne ya da babasından birbirlerini kötüleyen sözler işiten çocuk, büyük bir güvensizlik hisseder. Kime güveneceğini şaşıran çocuk ne kendine ne de başkasına güvenemez.</div>
<div class="postie-post">
Eşlerin yaşadıkları olumsuz duyguların çocuğa yansıtılması çocuğun da bu olumsuz yaşantıdan fazlasıyla etkilenmesine neden olur. Yaşananlar eşlerin arasındadır, çocukla eş arasında değildir. Özellikle “Annen olacak kadına söyle ya da baban olacak adama söyle”diyerek olumsuz söylemlerle çocuk araç haline gelmemelidir.</div>
<div class="postie-post">
Boşanma sebebinin çocuk olmadığın ebeveynler çocuğa muhakkak anlatmalılar zira çocuk kendini boşanma sebebi olarak görmesin.</div>
<div class="postie-post">
Boşanma kararına kesin şekilde karar verilmeden önce asla çocuğa bu karar açıklanmamalıdır. Boşanma kararı kesinse çocuğun yaşına uygun şekilde açıklanmalı ve ebeveyn olarak birlikte açıklanmalıdır.</div>
<div class="postie-post">
Eşler ebeveynlik ilişkilerini ölçülü tutmalılar. Nasıl ki eşlerin birbirlerini suçlayıcı konuşması, birbirleri ile hiç görüşmemesi, aralarındaki inatlaşmaların ve kavgaların devam etmesi çocuğun ruh sağlığının bozulmasına sebep olur; eşlerin hiç ayrılmamış gibi çok samimi olmaları, çok sık görüşmeleri ya da beraber tatile gitmeleri gibi durumları da çocukta kafa karışıklığına sebep olur. Bu durumda çocuk anne babasının yeniden evlenmeleri beklentisi ile sürekli hayal kırıklığı yaşar, anne babasının yeni evliliklerini kabullenemez ve yuva kurma ile ilgili olumsuz duygu ve düşünceler biriktirir.</div>
<div class="postie-post">
Tüm bunlar çocuğun ruh sağlığı gelişimi için çok önemlidir. Şu da unutulmamalıdır ki çocuğun olumsuz yaşantılarından sadece çocuğun ruh sağlığı etkilenmez, beden sağlığı da etkilenir. Yani çocuk boşanma sürecinde her koşulda travma yaşayabilir ancak ebeveynlerin görevi çocuklarını yaşanabilecek en ufak bir travma ihtimalinden koruyabilmektir.</div>
<div class="postie-post">
Son olarak boşanma sürecinin olumsuz etkilerinden korunmak isteyen ebeveynler, çocuk ve aile terapistine başvurmayı asla ihmal etmemeleri gerekir.</div>
<div></div>
<div></div>
<div class="postie-post">
<div class="postie-attachments"><a href="https://www.horozmedya.com/?attachment_id=94163"><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-94163" src="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/02/bosanma-11.jpg" alt="" width="1536px" height="1024px" srcset="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/02/bosanma-11.jpg 1536w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/02/bosanma-11-768x512.jpg 768w" sizes="(max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /></a><br />
<a href="https://www.horozmedya.com/?attachment_id=94164" data-wplink-edit="true"><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-94164" src="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/02/PHOTO-2020-01-11-12-48-51-17.jpg" alt="" width="384px" height="512px" /></a></div>
</div>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/bosanma-cocuga-nasil-anlatilmalidir-2/">BOŞANMA ÇOCUĞA NASIL ANLATILMALIDIR ?</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/bosanma-cocuga-nasil-anlatilmalidir-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KENDİNİ CEZALANDIRMAK</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/kendini-cezalandirmak/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/kendini-cezalandirmak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nilüfer BEKCİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 Jan 2024 15:02:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[hata yapmak]]></category>
		<category><![CDATA[iç huzur]]></category>
		<category><![CDATA[kendini affetmek]]></category>
		<category><![CDATA[kendini cezalandırmak]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[öz şefkat]]></category>
		<category><![CDATA[özgüven]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[psikoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[suçluluk duygusu]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>
		<category><![CDATA[vicdan azabı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=78861</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz günlerde yeni bir dizi izlemeye başladım. Dizinin ana karakteri rahim kanseri ile mücadele etmekte olan genç bir kadın. Dizi ilerledikçe kadının hamile kalmış olduğunu, ama kendini anneliğe hazır hissetmediği için kürtaj yaptırmaya gittiğini, eşinin son anda durumu öğrenerek ona engel olduğunu öğreniyorsunuz.&#160; Karı koca eve dönüş yolunda bunun kavgasını yaparlarken bir kaza geçiriyorlar ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/kendini-cezalandirmak/">KENDİNİ CEZALANDIRMAK</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Geçtiğimiz günlerde yeni bir dizi izlemeye başladım. Dizinin ana karakteri rahim kanseri ile mücadele etmekte olan genç bir kadın. Dizi ilerledikçe kadının hamile kalmış olduğunu, ama kendini anneliğe hazır hissetmediği için kürtaj yaptırmaya gittiğini, eşinin son anda durumu öğrenerek ona engel olduğunu öğreniyorsunuz.&nbsp; Karı koca eve dönüş yolunda bunun kavgasını yaparlarken bir kaza geçiriyorlar ve kadın o anda bebeğini düşürüyor. Sonrasında bundan kendini sorumlu tutuyor. Çocuğu istemediği için bu kazayı geçirdiğine, onu öldürdüğüne inanıyor. Bu düşüncesine o kadar sıkıntı tutunuyor ki bu onu günün birinde kansere yakalandığında rahimi ile işlediği suçun gene rahiminden olarak cezalandırıldığı inancına getiriyor. Bir yandan tedavi olmaya çalışırken diğer yandan manevi huzur peşinde gezen, arayış içinde ve mutsuz bir kadın haline geliyor. Bu arayış ise onu tamamen yabancısı olduğu bir dünyaya, belki de çok büyük bir yanlışın içine götürüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu izlediklerim beni insanların kendini cezalandırması üzerine uzun süre düşündürdü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hepimiz hatalar yaparız. Bu hatalar sonucu kendimize ya da çevremize kendimize zarar verebiliriz; istemeden de olsa. Zaten önemli olan bilerek, isteyerek zarar vermemektir. Eğer bu yönde kendimizden eminsek, kendi kendimizi cezalandırmamıza da gerek kalmaz. Ama gene de bazen farkında olarak, bazen da bilmeden yaparız bunu. Bu da bizi psikolojik ve psikosomatik hastalıklara götürür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunda en büyük motivasyonumuz ailemizin, sevdiklerimizin ya da başka birilerinin yaşadığı olumsuzlukların, bazen de dönüştükleri insanın bizim hatamız yüzünden olduğudur. Onlara karşı suç işlediğimizdir. Çocuğumuz bizim yüzümüzden sinirli ya da başarısız olmuştur, eşimiz bizim yaşattığımız travma yüzümüzden işinden ayrılmıştır, annemiz bizim yüzümüzden hasta olmuştur vs.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aslında o kadar da güçlü olmadığımızı bir görebilsek… Kimsenin kimseyi şekillendiremeyeceği gibi kimsenin tek başına büyük olaylara sebep olamayacağını anlayabilsek…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hata insana mahsustur. Hata yapa yapa öğreniriz, büyürüz, gelişiriz, olgunlaşırız. Hayat yolunda düşe kalka ilerleriz. Önemli olan hatalarımızdan ders çıkarmak, bir daha aynı hataya düşmemektir. Bunun için çabalamaktır. Ve tabii bu tecrübemizi paylaşmak, başkalarının da aynı hatayı yapmasına engel olmaya çalışmaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kendimizi cezalandırmak kimseye yarar sağlamayacağı gibi yaptığımız hatayı da telafi etmez. Ne verdiği hasarı tamir eder ne de kaybettirdiklerini geri getirir. Bu nedenle kendimize acı çektirmek yerine yaptığımız şeyi olgunlukla kabul edip ve tabii ki sorumluluğunu üstlenerek ileriye bakmak, yapabiliyorsak telafi etmek hem kendimiz hem de çevremiz için çok daha faydalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Herkes yaşadığı olaylardan farklı şekillerde etkilenir. Dolayısıyla biz maddi ya da bir zarar vermiş olabiliriz ama tek bu zararla insanların bazı şekilleri almasına, yaşamlarındaki tercihleri bazı yönlerde yapmasına, bazı yolları seçmesine sebep olamayız. Etkimiz olmaz demiyorum. Ama tek başına değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Önemli olan kendimizle barışık olmak, yanlışıyla, doğrusuyla kendimizi sevmek, kabul etmektir. Kendini sevmeyen insan kimseyi sevemez, mutlu da olamaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hata yapmanın suç olmadığını, yapılması gerekenin ceza vermek değil ders çıkarmak ve sorumluluk almak olduğunu ve hataların doğruyu öğrenmek için bir fırsat olduğunu unutmazsak çok daha mutlu oluruz.&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/kendini-cezalandirmak/">KENDİNİ CEZALANDIRMAK</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/kendini-cezalandirmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GÜNEŞ YANIKLARINA DİKKAT!</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/gunes-yaniklarina-dikkat/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/gunes-yaniklarina-dikkat/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Jul 2022 08:27:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Öğr. Gör. Zeynep Cerit]]></category>
		<category><![CDATA[Güneş Çarpması]]></category>
		<category><![CDATA[Güneş Yanıkları]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=25324</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocukların sıcak yaz aylarında dışarıda geçirdiği zamanın artması ile güneş çarpması, yanık, isilik gibi rahatsızlıklar çok daha sık görülüyor. Aynı zamanda deniz ve havuzların kullanılması ile birlikte boğulma tehlikesine karşı da ebeveynlerin dikkatli olması gerekiyor. Dr. Öğretim Görevlisi Zeynep Cerit, çocuklarda yaz aylarında daha sık görülebilecek sağlık sorunları ile ilgili bilgiler verdi. Dr. Zeynep Cerit, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/gunes-yaniklarina-dikkat/">GÜNEŞ YANIKLARINA DİKKAT!</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Çocukların sıcak yaz aylarında dışarıda geçirdiği zamanın artması ile güneş çarpması, yanık, isilik gibi rahatsızlıklar çok daha sık görülüyor. Aynı zamanda deniz ve havuzların kullanılması ile birlikte boğulma tehlikesine karşı da ebeveynlerin dikkatli olması gerekiyor. Dr. Öğretim Görevlisi Zeynep Cerit, çocuklarda yaz aylarında daha sık görülebilecek sağlık sorunları ile ilgili bilgiler verdi. Dr. Zeynep Cerit, “Koşup oynarken düşme ya da çarpmaya bağlı travmalar yaşanabilir. İshal, kusma atakları, böcek, sinek ısırıkları, arı, yılan ve akrep sokmaları yaz aylarında çocuklarda sık görülen durumlardır. Dışarıda vakit geçirmek, bahar tatilleri veya yaz tatilleri için ortak bir faaliyettir. Ancak güneş ışınlarına karşı koruma sağlamayı unutmamak gerekiyor. Çocuklar yetişkinlere göre daha hassas olduklarından özellikle çocukların güneş ışınlarından korunmaları gerekiyor” ifadesini kullandı. Yaz aylarının en sık karşılaşılan durumlarından güneş yanıklarının, diğer yanmalarda olduğu gibi ciltte kızarma, sıcaklık artışı ve acıya sebep olduğunu belirten Zeynep Cerit, şiddetli vakalarda, kabarma, ateş, titreme, baş ağrısı gibi durumların da görülebileceğini söyledi. Çocukların şemsiye altında veya gölgede tutmanın bile zaman zaman güneş ışınlarından korumaya yetmediğini vurgulayan Cerit, “Ultraviyole ışınları, özellikle bir yaşın altındaki bebeklerin cildini olumsuz şekilde etkiler. Tekrarlayan güneş yanıklarının ileride cilt kanserine neden olabildiği biliniyor. Güneş yanığında en iyi tedavi yöntemi korunmaktır” dedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“ÇOCUK GÜNEŞ KREMLERİ EN AZ OTUZ FAKTÖRLÜ OLMALI”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Koruyucu kremlerin sadece güneşten korunmak için değil sürekli olarak kullanılması gerektiğini söyleyen Cerit, bebeklere sıcak havalarda dışarıda gezdirilirken bile krem sürülmesi gerektiğini belirtti. Güneş ışınlarının gölgede bile çocuklara ve hassas ciltli bebeklere yansıyarak olumsuz etkilediğini söyleyen Cerit, güneş kremlerinin en az otuz koruma faktörlü olması gerektiğini ve aynı zamanda kullanılan kremlerin içerisinde katkı maddesinin bulunmaması gerektiğini vurguladı. Güneş kreminin etkili olması için otuz dakikada bir yenilenmesini öneren Cerit, “Bir bebek güneş yanığı olursa, etkilenen bölgeye soğuk kompres uygulayın. Buzu direk olarak cilde temas ettirmemeye özen gösterin” dedi. Güneş kremi kullanımına dair uyarılarda da bulunan Cerit, “Uygulamadan önce, alerjik reaksiyon için çocuğunuzun sırtındaki küçük bir alanda güneş koruyucuyu test edin. Göz kapaklarına sürmekten kaçının, kremi göz çevresine dikkatlice uygulayın. Yeterli güneş kremi uyguladığınızdan emin olun. Her bir saatte bir güneş koruyucu uygulayın veya yüzdükten ya da terledikten sonra tekrarlayın. Çocuğunuzda kızarma, ağrı veya ateşle sonuçlanan güneş yanıkları varsa mutlaka çocuk doktorunuza başvurun.” Diye konuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yaz aylarında gözlük, şapka, şemsiye ve pamuklu ince giysilerin kullanılmasını da öneren Cerit şöyle devam etti: “Bebeğinizi bir ağacın, şemsiyenin veya bebek arabasının gölgesinin altına taşıyın. Güneş yanığını önlemek için boynu gölgeleyen kenarlı şapkaları kullanın. Kolları ve bacakları kaplayan hafif, pamuklu kıyafetler giydirin.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çocukların güneşten tamamen mahrum bırakılmaması gerektiğini de söyleyen Cerit, D vitamininin birçok hastalıkta etkili bir koruyucu olduğunu ve güneş koruyucuları kullanmadan önce çocukların en azından kol ve bacakların 15-20 dakika güneş ışınları ile direk temas ettirilmesi gerektiğini belirtti. Zararlı ultraviyole ışınlarına maruz kalmaya karşı ilk ve en iyi savunma yönteminin güneşten korunmak olduğunu söyleyen Cerit, mümkün olduğunca gölgede kalınması ve özellikle güneş ışınlarının dik olduğu saatler olan sabah on bir ile akşam dört arasında güneşe çıkmamaya özen gösterilmesi gerektiğini belirtti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">DENİZ VE HAVUZLARDA YUTULAN MİKROPLU SULAR İSHALE YOL AÇABİLİR</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özellikle yaz mevsiminde çocuklarda sık görülen sağlık sorunlarından birinin de ishal olduğunu söyleyen Cerit, üç aydan büyük bebek ve çocuklar için 24 saatte üçten fazla sulu ve fazla miktarda dışkılamanın ishal olarak tanımlandığını belirtti. Üç aydan küçük bebeklerde ishal tanımının günde altı veya yedi defadan fazla bezden taşacak kadar bol ve sulu dışkı olduğunu söyleyen Cerit şöyle devam etti: “Sıcak havalarda ishal en fazla beş yaşın altındaki çocukları etkiliyor. İshalin çocuklarda yaz mevsiminde artış göstermesinin birkaç nedeni vardır. Bunların en önemlisinin sıcak havalarda enfeksiyonu oluşturan virüs ile bakterilerin besinlerde kolay ve hızlı bir şekilde üreyebilmeleridir. İshale neden olan bir başka önemli etken ise hijyenik olmayan içme sularının içerdikleri mikroplardır. Bunların yanı sıra çocukların deniz ve havuzlarda yuttukları mikroplu sularda ishale yol açabilir.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">İSHAL TEDAVİSİNDE SU KAYBININ ÖNLENMESİ ÖNEMLİ</p>



<p class="wp-block-paragraph">İshalin tedavisinde su kaybının önlenmesinin önemli olduğunu söyleyen Cerit, ishal olan çocuklara sıvı olarak su, ayran ve taze sıkılmış meyve suyu verilmesi gerektiğini belirtti. İshal olan çocuklara bu dönemde bolca anne sütünün verilmesi gerektiğini söyleyen Cerit, hastalık süresince muz, şeftali, katı besinlerden yağsız makarna, pirinç pilavı ve haşlanmış patates tüketilmesi gerektiğini belirtti. Hazır meyve suları, şeker ve çikolata gibi besinlerin ishal döneminde tüketilmemesi gereken besinler arasında yer aldığını söyleyen Cerit, yaz aylarında ishale karşı alınması gereken birçok önlem olduğunu belirtti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İSHALDEN KORUNMANIN YOLU HİJYEN</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yaz aylarında yaşanacak ishal hastalığına karşı alınması gereken önlemler hakkında bilgi veren Cerit, kirli deniz ve havuz suları ishale neden olabildiğinden tatil yerlerinin hijyen ve temizliğine dikkat edilmesi gerektiğini belirtti. El temizliğinin çok önemli olduğunu söyleyen Cerit, ambalajlı ürünlerin tüketilmesi gerektiğini ve açık büfelerde sunulan yiyeceklere dikkat edilmesi gerektiğini belirtti. İçme sularının ve yiyeceklerin yıkandığı suların temiz olmasına da özen gösterilmesi gerektiğini söyleyen Cerit, buzlu içecekler içerisinde konulan buzların yapıldığı suların temiz olmama olasılığından dolayı içeceklerin içerisine buz konulmadan tüketilmesi gerektiğini belirtti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">BURUN KANAMALARI SIKLAŞABİLİR</p>



<p class="wp-block-paragraph">Burun kanaması ve böcek ısırıklarının ciltte neden olduğu yaraların da çocuklarda görülen yaz sorunların olduğunu hatırlatan Cerit, burun kanaması yaşayan çocukların başlarının geriye doğru atılmaması gerektiğini hatırlatarak burnu kanayan çocukların kafasının öne doğru eğilmesi ve burun kökünün bastırılması gerektiğini belirtti. İsilik yaşanması durumunda isiliğe yönelik olarak her gün ılık suyla banyo yapılması ve pamuklu ince kıyafetlerin giydirilmesi gerektiğini de söyleyen Cerit, yaz aylarında sinek ve böcek sokma olaylarının sık yaşandığını hatırlattı. Kapalı ortamlarda kimyasal madde içeren sinek ve böcek öldürücülerin kullanılmasının çocuklara zarar verdiğini söyleyen Cerit, bu yüzden özellikle bebekleri sineklerden korumak için odanın içerisine ya da vücuda sürülen kimyasallar yerine doğal koruyucuların yada cibinliklerin kullanılması gerektiğini söyledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“HAVUZ YERİNE DENİZİ TERCİH EDİN”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Havuz yerine denizin tercih edilmesinin daha sağlıklı olabileceğini de belirten Zeynep Cerit, havuzların daha çok bakteri ve virüsün yaşaması için elverişli ortamlar olduğunu bu nedenle cilt, kulak enfeksiyonları, hepatit A ve göz hastalıklarının sıkça neden olabileceğini söyledi. Havuz yerine denizin tercih edilmesi ile bu tür enfeksiyonların riskini azaltmanın mümkün olduğunu söyleyen Cerit, havuzun tercih edilmesi durumunda havuz kenarında çıplak ayakla dolaşılmaması, kulaklara tıkaç konması ve havuz öncesi ve sonrası duş alınması gerektiği uyarılarında bulundu. HABER MERKEZİ</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/gunes-yaniklarina-dikkat/">GÜNEŞ YANIKLARINA DİKKAT!</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/gunes-yaniklarina-dikkat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DİŞ KAYBININ EN YAYGIN 4 NEDENİ</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/dis-kaybinin-en-yaygin-4-nedeni/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/dis-kaybinin-en-yaygin-4-nedeni/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 Apr 2022 08:25:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[diş hekimi]]></category>
		<category><![CDATA[diş kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[periodontitis]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=18602</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diş hekiminizin ve ailenizin size her zaman günde iki kez diş fırçalamanızı ve her gün diş ipi kullanmanızı söylemelerinin bir nedeni vardır. Bu, dişlerinizi sağlıklı tutmanıza yardımcı olur. Ağız bakım rutininizi aksattığınızda, diş sağlığınız etkilenir. Diş yüzeylerinde önce bir bakteri plağı ve bunun sonucunda gingivitis denen diş eti iltihabı oluşur. Eğer bu durumu önemsemezseniz diş [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/dis-kaybinin-en-yaygin-4-nedeni/">DİŞ KAYBININ EN YAYGIN 4 NEDENİ</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Diş hekiminizin ve ailenizin size her zaman günde iki kez diş fırçalamanızı ve her gün diş ipi kullanmanızı söylemelerinin bir nedeni vardır. Bu, dişlerinizi sağlıklı tutmanıza yardımcı olur. Ağız bakım rutininizi aksattığınızda, diş sağlığınız etkilenir. Diş yüzeylerinde önce bir bakteri plağı ve bunun sonucunda gingivitis denen diş eti iltihabı oluşur. Eğer bu durumu önemsemezseniz diş eti iltihabı altındaki kemiğe geçer ve periodontitis oluşur. Dişleri tutan kemiğin iltihabı olan periodontitis zaman içinde geri dönüşümsüz olarak kemiğin erimesine sebep olur. Ve dişleriniz sallanmaya başlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>TRAVMA DİŞ KAYBETMENİZE NEDEN OLABİLİR</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>İnsanlar bazen kazalarda veya temas içeren sporları yaparken dişleri zarar görebilir veya kırılabilir. Ancak yaralanma her zaman hemen belli olmaz. Bazen travma kökte göremediğiniz bir yerde etkisini gösterebilir. Ve daha sonra bu bölgede enfeksiyon gelişir. Bu diş kökü çevresinde kist oluşumuna neden olabilir. Ağız travması yaşadığınızda, bariz bir yaralanma görmeseniz bile diş hekimine görünmeniz önemlidir. Hatta bu kontrol travma aldığınız bölgeden 6 ay sonra çekilecek bir röntgen ile de kontrol edilmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>KÖTÜ BESLENME DİŞ KAYBINA NEDEN OLABİLİR</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Temel besinlerden yoksun bir diyet tüm bağışıklık sisteminizi etkiler. Zayıf bağışıklık sistemine sahip kişiler, daha önce bahsettiğimiz periodontal hastalık riski altındadır ve diş kaybı riskinizi artırır. Bol meyve, sebze ve kalsiyum açısından zengin besinler içeren dengeli bir beslenmeye özen gösterilmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>DİŞ HEKİMİNE DÜZENSİZ ZİYARETLER DİŞ KAYBINA NEDEN OLABİLİR</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Altı ayda bir diş hekimini ziyaret ettiğinizde, sadece temizlik için değil diş hekiminizin dişlerinizi incelemesine ve farkında olmanız gereken olası sorunlara dikkat çekmesine olanak tanır. Örneğin, küçük bir çürüğünüz varsa, diş hekiminiz erken teşhis ile çürük oluşumunu tedavi edebilir. Veya diş hekiminiz, diş eti hastalığının ilk aşamasın olan gingivitis belirtilerini fark ederek sizi uyarabilir. Erken aşamada tedavi edildiğinde periodontal hastalıktan korunabilirsiniz. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Editör : Abdullah GÖNÜLTAŞ / HABER MERKEZİ</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/dis-kaybinin-en-yaygin-4-nedeni/">DİŞ KAYBININ EN YAYGIN 4 NEDENİ</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/dis-kaybinin-en-yaygin-4-nedeni/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BEYİN KANAMASINDA EN BAŞTA TRAVMALAR GELİYOR</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/beyin-kanamasinda-en-basta-travmalar-geliyor/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/beyin-kanamasinda-en-basta-travmalar-geliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Mar 2022 09:09:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[bayram çınar]]></category>
		<category><![CDATA[beyin kanaması]]></category>
		<category><![CDATA[beyin ve sinir cerrahı]]></category>
		<category><![CDATA[Özel Denizli Tekden Hastanesi]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=14945</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özel Denizli Tekden Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahlarından Prof. Dr. Bayram Çırak, her yıl dünyada en az 1 milyon insanın ölümüne sebep olan beyin kanamasının tedavisi ve sebepleri hakkında açıklamalarda bulundu. Özel Denizli Tekden Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahlarından Prof. Dr. Bayram Çırak, her yıl dünyada en az 1 milyon insanın ölümüne sebep olan beyin [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/beyin-kanamasinda-en-basta-travmalar-geliyor/">BEYİN KANAMASINDA EN BAŞTA TRAVMALAR GELİYOR</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Özel Denizli Tekden Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahlarından Prof. Dr. Bayram Çırak, her yıl dünyada en az 1 milyon insanın ölümüne sebep olan beyin kanamasının tedavisi ve sebepleri hakkında açıklamalarda bulundu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özel Denizli Tekden Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahlarından Prof. Dr. Bayram Çırak, her yıl dünyada en az 1 milyon insanın ölümüne sebep olan beyin kanamasının, en başta travmalar daha sonrasında hipertansiyon, beyin damar bozuklukları olmak üzere daha az sıklıkta da başka hastalıklar olan ilaç, madde, alkol kullanımı gibi sebeplere bağlı olabileceğini söyledi. Dıştan bir etken ile travmatik, aniden olan kanamaların ise spontane (kendiliğinden) olduğundan bahseden Özel Denizli Tekden Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahlarından Prof. Dr. Bayram Çırak, “Beyin kanamasının çeşitleri, birincil olarak Subaraknoid, beyin suyunun dolaştığı boşluklarda olandır. 2’nci olarak Subdural ise beyin ile beyin zarı arasında olan. 3’üncüsü Epidural’dir beyin zarı ile kafatası arasında gelişen bir durumdur. 4’üncüsü olan İntraserebral, beyin dokusu içinedir” şeklinde bilgilendirmelerde bulundu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“BEYİN KANAMASI ŞÜPHESİNDE ACİL YAPILACAK EN GÜZEL TETKİK BİLGİSAYARLI TOMOGRAFİDİR”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Kanamadan şüphelenilecek durumlardan da kısaca bahseden Prof. Dr. Bayram Çırak, “Kanamadan şüphelenilecek durumlardan ani ve oldukça şiddetli olan bir baş ağrısı en sık rastlanan belirtilerdendir. ‘Kafamın içinde bomba patladı sanki’ der hasta, bunlar yüksek tansiyon, damar bozukluğu, kan sulandırıcı ilaç kullanımı öyküsü olanlarda sık rastlanır. Ani oluşan bilinç değişikliği, şuur kaybı, konuşma bozukluğu, havale geçirme, gözlerde ve yüzde kayma, motor duyu değişiklikleri yani el, kol veya bacaklarda tutmama, güçsüzlük, dengesizlik, bulantı, kusma, ani başlayan unutkanlık, okuma-yazma bozukluğu şeklinde sıralayabiliriz. Beyin kanaması muayene bulguları ile her zaman tanı koymak mümkün olmayabilir. Bu nedenle acil yapılabilecek en güzel tetkik bilgisayarlı tomografidir (BT). İlk kanama tanısı BT ile yapılır. Ancak ayırıcı tanı gerekirse yani beyinde kanama yapacak herhangi bir damar bozukluğu anevrizma, baloncuk veya damar yumağı var mı diye bakılır. Kanamanın ayrıntılarını görüntülemek amacıyla ileri tetkikler gerekebilir. Bunlar arasında manyetik rezonans görüntüleme (MR), anjio ile beyin damarlarının görüntülenmesi önemlidir. Küçük çocuklarda özellikle bıngıldak kapanmadığı dönemde kafa ultrasonu hem tanı hem takipte oldukça yararlı ve hastaya zararı olmayan bir tetkiktir” şeklinde bilgi verdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“BEYİN KANAMASI ACİL TEDAVİ GEREKTİREN BİR DURUMDUR”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Beyin kanamasının sebebi veya kanamayı tetikleyen faktörlerden de bahseden Beyin ve Sinir Cerrahı Prof. Dr. Çırak, “Beyin kanamasını tetikleyen birçok faktör vardır. Bu faktörler, travmalar direk darbe ile kanama yapabileceği gibi beyin damarlarının duvarlarında hasar yapıp ilerde kanama yapacak problemler oluşturabilirler. Çağımızın hastalıklarından olan hipertansiyonda ileri yaş grubu hastalarda düzensiz ilaç kullanımı ve düzensiz tansiyon takibi de beyin kanamalarının ana sebeplerindendir. Beyin damarlarının doğuştan ya da sonradan oluşan anormallikleri, ki bunlar arasında anevrizma (baloncuk diye bilinir), beyin damarlarının malformasyonu denen damar yumakları, kanamaların önemli ve tedavi edilebilir sebeplerindendir. Tedavi edilmediğinde ölümcül sonuçları olmaktadır. Değişik genetik hastalıklarda beyin damarlarının bozulması ve kanamaya eğilim artmaktadır. Bu hastaların beyin kanamasının önlenmesi açısından da tedbir alınıp takibinin yapılması önemlidir. Mevcut hastalıklar nedeniyle kullanılan kan sulandırıcı diye tabir edilen bazı ilaçların da kontrolsüz veya düzensiz kontrollü kullanımı sonucu ciddi beyin kanamaları olmaktadır. Bu tür kanamalar genellikle intraserebral (beyin dokusu içine) denilen ciddi türde kanamalardır. Beyin kanaması acil tedavi gerektiren bir durumdur. Tedavide gecikme, Kanamanın olduğu bölgeye göre başta ölüm olmak üzere kalıcı felç, konuşma-zihinsel meleke bozukluğu gibi durumlara yol açabilir” dedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“KİMİ HASTALARDA AMELİYATSIZ TEDAVİ UYGULANIRKEN KİMİLERİNDE İSE CERRAHİ YA DA GİRİŞİMSEL TEDAVİLER UYGULANIR”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Beyin kanamasında tedavi yöntemlerinden de bahseden Özel Denizli Tekden Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahlarından Prof. Dr. Bayram Çırak, “Beyin kanamasında temel tedavi prensp, sinir hücrelerinin kansızlığa dolayısıyla oksijensizliğe karşı çok hassas hücreler olduğunu bilmekle başlar. Uzun süre kansız kalmak (oksijensiz) hüre ölümü ve buna bağlı fonksiyon kaybıyla sonuçlanır. Tedavide temel amaç hasarlı bölgeye en kısa sürede normal kan akışı ile oksijen ve beslenme maddelerini taşımak gerekir. Kanamanın yerine, sebebine ve boyutuna bağlı olarak değişiklik gösterir. Kimi hastalara ameliyatsız gözlem altında ilaç tedavisi daha uygunken kimi hastalara cerrahi veya girişimsel tedaviler (anjio ile yapılan kapalı ameliyatlar) gerekli olabilmektedir. Kanama sonrası ortaya çıkan problemlerin ne kadar kalıcı ya da ne kadar geçici olduğu her zaman tam olarak bilinemez. Vücudun içsel iyileşme mekanizmalarına dışarıdan ilaç ve rehabilitasyon desteği vererek bu sürece yardımcı olmak gerekir. Minimum sürede maksimum kazanç ve minimum hasar kalması için rehabilitasyon süreci çok önemlidir” şeklinde konuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“AĞIR İŞLERDE GÜVENLİK ÖNLEMLERİ ALMAK VE TRAVMALARDA KORUNMAK ÇOK ÖNEMLİ”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Son olarak beyin kanamasından korunmak için alınabilecek önlemlerden bahseden Prof. Dr. Bayram Çırak, “ Tansiyon hastaları sık sık tansiyon kontrolü yapmalı ve ilaçlarını düzenli almalıdır. Travmalardan korunmak-tedbir almak önemlidir: Araçlarda emniyet kemeri kullanmak, Motosiklet ve bisiklet kullanırken kask kullanmak, araçta yoldan, trafikten başka şeyle meşgul olmak (telefon-sigara-çocukv.b), alkollü araç kullanmaktan kaçınmak, inşaat sektöründe, spor müsabakalarında gerekli güvenlik önlemlerini almak gerekir. Sigara-alkol-madde kullanımı kanama riskini artırıcı faktörlerdendir. Hastalıkları için kan sulandırıcı tabir edilen ilaçları alanlar bunların düzenli kontrolünü yaptırmalıdır” diye konuştu. </p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1600" height="915" data-id="14947" src="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2022/03/AW573643_02.jpg" alt="" class="wp-image-14947" srcset="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2022/03/AW573643_02.jpg 1600w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2022/03/AW573643_02-300x172.jpg 300w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2022/03/AW573643_02-1024x586.jpg 1024w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2022/03/AW573643_02-768x439.jpg 768w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2022/03/AW573643_02-1536x878.jpg 1536w" sizes="(max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /></figure>
</figure>



<p class="wp-block-paragraph">Editör: Abdullah GÖNÜLTAŞ / HABER MERKEZİ</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/beyin-kanamasinda-en-basta-travmalar-geliyor/">BEYİN KANAMASINDA EN BAŞTA TRAVMALAR GELİYOR</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/beyin-kanamasinda-en-basta-travmalar-geliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
