<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Psikoloji Archives - Horoz Medya</title>
	<atom:link href="https://www.horozmedya.com/etiket/psikoloji/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.horozmedya.com/etiket/psikoloji/</link>
	<description>Haberin Adresi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 01 Mar 2025 18:33:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2022/05/cropped-horoz-32x32.png</url>
	<title>Psikoloji Archives - Horoz Medya</title>
	<link>https://www.horozmedya.com/etiket/psikoloji/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>HER MUTSUZLUK DEPRESYON MUDUR ?</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/her-mutsuzluk-depresyon-mudur/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/her-mutsuzluk-depresyon-mudur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[horozmedya]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Mar 2025 19:30:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam ve Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[bilişsel davranışçı terapi]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[mental sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[mutsuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik dayanıklılık]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik destek]]></category>
		<category><![CDATA[psikoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[ruh hali]]></category>
		<category><![CDATA[ruh sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[stres yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[uzman psikolog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=99253</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzman Klinik Psikolog Yunus Emre Yıldız konu hakkında önemli bilgiler verdi. Günlük yaşamda herkes zaman zaman mutsuzluk hissedebilir. İş hayatındaki stres, ilişkilerde yaşanan sorunlar, beklenmedik kayıplar ya da hayal kırıklıkları, insanın moralini bozabilir ve geçici üzüntüye sebep olabilir. Ancak bu duygu durumu her zaman depresyon anlamına gelmez. Peki, mutsuzluk ve depresyon arasındaki farklar nelerdir? Ne [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/her-mutsuzluk-depresyon-mudur/">HER MUTSUZLUK DEPRESYON MUDUR ?</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div></div>
<div>
<p data-start="38" data-end="116">Uzman Klinik Psikolog Yunus Emre Yıldız konu hakkında önemli bilgiler verdi.</p>
<p data-start="118" data-end="498">Günlük yaşamda herkes zaman zaman mutsuzluk hissedebilir. İş hayatındaki stres, ilişkilerde yaşanan sorunlar, beklenmedik kayıplar ya da hayal kırıklıkları, insanın moralini bozabilir ve geçici üzüntüye sebep olabilir. Ancak bu duygu durumu her zaman depresyon anlamına gelmez. Peki, mutsuzluk ve depresyon arasındaki farklar nelerdir? Ne zaman profesyonel destek almak gerekir?</p>
<h3 data-start="500" data-end="526"><strong data-start="504" data-end="524">Mutsuzluk Nedir?</strong></h3>
<p data-start="527" data-end="878">Mutsuzluk, belirli bir olay ya da durum karşısında hissedilen, genellikle geçici olan bir duygudur. İnsanlar hayal kırıklığına uğradıklarında, başarısız olduklarında, sevdikleriyle tartıştıklarında ya da kötü bir haber aldıklarında kendilerini mutsuz hissedebilirler. Bu, doğrudan yaşanan olayla bağlantılı bir duygudur ve genellikle zamanla azalır.</p>
<p data-start="880" data-end="1234">Mutsuzluk hissi, yaşamın doğal bir parçasıdır ve psikolojik dayanıklılığın gelişmesi açısından önemlidir. Kişi zamanla mutsuzlukla başa çıkmayı öğrenebilir, destek alarak ya da kendi başına bu süreci yönetebilir. Ancak mutsuzluk hissi uzun süre devam ediyorsa ve kişinin günlük hayatını olumsuz etkiliyorsa, altında yatan daha derin bir sorun olabilir.</p>
<h3 data-start="1236" data-end="1287"><strong data-start="1240" data-end="1285">Depresyon ve Mutsuzluk Arasındaki Farklar</strong></h3>
<p data-start="1288" data-end="1681">Depresyon, sadece üzüntü veya mutsuzluk hissinden ibaret değildir. Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre depresyon, kişinin ruh halini, düşüncelerini, davranışlarını ve fiziksel sağlığını olumsuz etkileyen ciddi bir ruhsal bozukluktur. Depresyon teşhisi konulabilmesi için belirtilerin en az iki hafta boyunca devam etmesi ve kişinin günlük işlevselliğini önemli ölçüde etkilemesi gerekmektedir.</p>
<p data-start="1683" data-end="1723"><strong data-start="1683" data-end="1721">Depresyonun belirtileri şunlardır:</strong></p>
<ul data-start="1724" data-end="2079">
<li data-start="1724" data-end="1770">Sürekli üzüntü, umutsuzluk ve boşluk hissi</li>
<li data-start="1771" data-end="1808">Enerji kaybı ve sürekli yorgunluk</li>
<li data-start="1809" data-end="1867">Uyku düzeninde bozukluklar (çok uyuma ya da uyuyamama)</li>
<li data-start="1868" data-end="1918">İştah değişiklikleri ve kilo kaybı ya da alımı</li>
<li data-start="1919" data-end="1956">Hayattan zevk alamama, ilgi kaybı</li>
<li data-start="1957" data-end="2006">Konsantrasyon zorluğu ve karar vermede güçlük</li>
<li data-start="2007" data-end="2044">Değersizlik ve suçluluk duyguları</li>
<li data-start="2045" data-end="2079">Ölüm ya da intihar düşünceleri</li>
</ul>
<p data-start="2081" data-end="2390">Depresyondaki kişiler, genellikle mutsuz hisseden insanlardan farklı olarak, hiçbir şey yapmaya istek duymayabilirler. En sevdikleri aktiviteler bile onları mutlu etmez. Ayrıca depresyonun fiziksel belirtileri de olabilir; baş ağrıları, mide sorunları ve kas ağrıları gibi bedensel şikayetler sıkça görülür.</p>
<p data-start="2392" data-end="2717">Mutsuzluk ise daha kısa sürelidir ve belirli bir nedene bağlıdır. İnsanlar moral bozukluğu yaşadıklarında, destekleyici bir ortamda veya olumlu olaylar yaşandığında bu duygudan sıyrılabilirler. Ancak depresyon, dış faktörlerden bağımsız olarak uzun süre devam eder ve kişinin kendisini çıkmazda hissetmesine neden olabilir.</p>
<h3 data-start="2719" data-end="2766"><strong data-start="2723" data-end="2764">Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?</strong></h3>
<p data-start="2767" data-end="3057">Bir kişinin depresyonda olup olmadığını anlamak için belirtilerin süresi ve şiddeti önemlidir. Eğer mutsuzluk hali birkaç hafta boyunca devam ediyorsa, kişinin iş, okul veya sosyal hayatını olumsuz etkiliyorsa ve günlük yaşamda işlev kaybına neden oluyorsa, bir uzmana danışmak önemlidir.</p>
<p data-start="3059" data-end="3122">Özellikle şu durumlarda profesyonel destek alınması önerilir:</p>
<ul data-start="3123" data-end="3314">
<li data-start="3123" data-end="3163">Sürekli umutsuz ve çaresiz hissetmek</li>
<li data-start="3164" data-end="3209">Günlük aktiviteleri sürdürmekte zorlanmak</li>
<li data-start="3210" data-end="3268">Uyku ve iştah düzeninde belirgin değişiklikler yaşamak</li>
<li data-start="3269" data-end="3314">Kendine zarar verme düşüncelerinin olması</li>
</ul>
<p data-start="3316" data-end="3618">Depresyon, psikoterapi, ilaç tedavisi ya da her ikisinin birlikte uygulanmasıyla tedavi edilebilir. Bilişsel davranışçı terapi (BDT) gibi terapi yöntemleri, kişinin olumsuz düşüncelerini tanımasını ve bunlarla başa çıkmasını sağlarken, ilaç tedavisi beyin kimyasındaki dengesizlikleri düzenleyebilir.</p>
<p data-start="3620" data-end="4124" data-is-last-node="" data-is-only-node="">Uzman Klinik Psikolog Yunus Emre Yıldız, &#8220;Sonuç olarak, her mutsuzluk depresyon değildir, ancak uzun süren ve kişinin hayat kalitesini bozan bir ruh hali ciddiye alınmalıdır. Geçici üzüntüler ve moral bozuklukları zamanla düzelirken, depresyon profesyonel destek gerektiren bir durumdur. Eğer kendinizde ya da bir yakınınızda depresyon belirtileri gözlemliyorsanız, bir ruh sağlığı uzmanına danışmak önemli bir adımdır. Unutmayın, erken müdahale depresyonun tedavisinde büyük bir fark yaratabilir.&#8221; dedi.</p>
</div>
<div></div>
<div class="postie-post">
<div class="postie-attachments"><a href="https://www.horozmedya.com/?attachment_id=99254"><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-99254" src="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/03/IMG-20240702-WA0000.jpg" alt="" width="885px" height="1024px" srcset="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/03/IMG-20240702-WA0000.jpg 885w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/03/IMG-20240702-WA0000-768x889.jpg 768w" sizes="(max-width: 885px) 100vw, 885px" /></a><br />
<a href="https://www.horozmedya.com/?attachment_id=99255"><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-99255" src="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/03/emotionally-upset-woman.jpg" alt="" width="1104px" height="736px" srcset="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/03/emotionally-upset-woman.jpg 1104w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/03/emotionally-upset-woman-768x512.jpg 768w" sizes="(max-width: 1104px) 100vw, 1104px" /></a></div>
</div>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/her-mutsuzluk-depresyon-mudur/">HER MUTSUZLUK DEPRESYON MUDUR ?</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/her-mutsuzluk-depresyon-mudur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SORUNLARINIZI TELEFONDA TARTIŞMAYIN !</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/sorunlarinizi-telefonda-tartismayin/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/sorunlarinizi-telefonda-tartismayin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[horozmedya]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Feb 2025 14:40:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bülten]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[çiftler]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal bağ]]></category>
		<category><![CDATA[Empati]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Kaan Üçyıldız]]></category>
		<category><![CDATA[öfke kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik danışmanlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[tartışma]]></category>
		<category><![CDATA[telefonla tartışma]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış anlaşılmalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=98747</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzman Klinik Psikolog Kaan Üçyıldız konu hakkında önemli bilgiler verdi. Evlilik veya duygusal ilişkilerde tartışmalar, her evlilikte ya da ilişkide görülen doğal bir durumdur. Ancak tartışmayı telefonda yapmamanızda fayda var. Tartışma sonrası da doğru adımlar atarak olayların büyümesini engellemek sizin elinizde. Tartışmalar ilişkinin bir parçası olsa da, telefonda tartışmanın daha da büyüyebileceği ve yanlış anlaşılmaların [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/sorunlarinizi-telefonda-tartismayin/">SORUNLARINIZI TELEFONDA TARTIŞMAYIN !</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div></div>
<div>
<p data-start="44" data-end="122"><strong data-start="44" data-end="120">Uzman Klinik Psikolog Kaan Üçyıldız konu hakkında önemli bilgiler verdi.</strong></p>
<p data-start="124" data-end="369">Evlilik veya duygusal ilişkilerde tartışmalar, her evlilikte ya da ilişkide görülen doğal bir durumdur. Ancak tartışmayı telefonda yapmamanızda fayda var. Tartışma sonrası da doğru adımlar atarak olayların büyümesini engellemek sizin elinizde.</p>
<p data-start="371" data-end="958">Tartışmalar ilişkinin bir parçası olsa da, telefonda tartışmanın daha da büyüyebileceği ve yanlış anlaşılmaların artabileceği bir gerçek. Yüz yüze iletişim, duyguları daha doğru bir şekilde ifade etmeye ve empati kurmaya yardımcı olur. Telefonla yapılan tartışmalar ise tonlama eksiklikleri, yanlış anlamalar ve anlık duygusal patlamalar gibi problemlere yol açabilir. Tartışmalar sonrası sakinleşmek, bir süre ara vermek ve daha sonra olgun bir şekilde konuşmak ilişkinin sağlıklı ilerlemesine katkı sağlar. Bu tür durumlarda sakin kalmak ve olumsuz duyguları kontrol etmek önemlidir.</p>
<p data-start="960" data-end="1221">Tartışmaların nerede ve nasıl yapıldığı, ilişkinin geleceği üzerinde büyük bir etkiye sahip olabilir. Son dönemlerde sıkça karşılaştığımız bir durum var: Telefon üzerinden yapılan tartışmalar, genellikle yanlış anlamalara ve daha büyük problemlere yol açıyor.</p>
<h3 data-start="1223" data-end="1285">“Keşke Demeseydim” Anlarının Başrolü: Telefon Tartışması</h3>
<p data-start="1287" data-end="1682">Hepimiz bir dönem mutlaka yaşamış olabiliriz: Öfkeyle ağzımızdan bir laf çıkar, sonra pişmanlık diz boyu. Telefonda bu anlar daha beter! Çünkü biriniz markette, öteki trafikte; ne sakin kafayla konuşacak zaman var ne de birbirinizi toparlayacak şans. Küçük bir “Niye böyle yaptın?” sorusu, beş dakikada “Sen zaten hep böylesin!” suçlamasına döner. Sonuç? Kırılan kalpler ve kapanan telefonlar.</p>
<h3 data-start="1684" data-end="1740">Sözler Havada Uçuşuyor, Ama Duygular Eksik Kalıyor</h3>
<p data-start="1742" data-end="2333">Telefonla iletişim, yüz yüze görüşmenin yerini tutamaz. Ses tonu yanlış algılanabilir, mesajın ardındaki niyet tam olarak anlaşılamayabilir ve en önemlisi, beden dili gibi duyguları tamamlayan unsurlar devre dışı kalır. Örneğin, partneriniz sinirle bir şey söylediğinde, bunu telefonda bir tehdit gibi algılayabilirsiniz; oysa yüz yüze olsanız, gözlerindeki yorgunluk veya üzüntüyü fark edip daha yapıcı bir tepki verebilirdiniz. Araştırmalar, metin veya ses temelli iletişimin, duygusal bağ kurma ve çatışmayı çözme konusunda yüz yüze iletişime kıyasla çok daha zayıf olduğunu gösteriyor.</p>
<h3 data-start="2335" data-end="2385">Küçük Bir Sorun, Büyük Bir Krize Dönüşebilir</h3>
<p data-start="2387" data-end="2854">Telefonda tartışırken, anlık öfkeyle söylenen sözler geri alınamaz ve genellikle kontrol edilemeyen bir sarmala dönüşebilir. “Beni hiç anlamıyorsun!” gibi masum bir cümle, yanlış bir tonda veya bağlamda, ilişkiyi zedeleyen bir suçlamaya evrilebilir. Üstelik, telefon görüşmeleri genellikle aceleye gelebiliyor; bir taraf iş arasında, diğer taraf yolda olabilir. Bu da, tartışmayı sağlıklı bir şekilde çözmek için gerekli olan dikkati ve özeni imkânsız hale getirir.</p>
<h3 data-start="2856" data-end="2879">Peki, Ne Yapmalı?</h3>
<p data-start="2881" data-end="3273">Tartışmalarınızı telefonda değil, uygun bir zaman ve ortamda yüz yüze yapmaya özen gösterin. Partnerinizle bir konuyu konuşmanız gerektiğini hissediyorsanız, “Bunu şimdi telefonda tartışmak yerine, eve geldiğinde sakince konuşsak nasıl olur?” gibi bir öneriyle durumu erteleyebilirsiniz. Bu, hem duygularınızı daha iyi ifade etmenize hem de karşınızdakini gerçekten anlamanıza olanak tanır.</p>
<p data-start="3275" data-end="3565">Tartışma sonrası da önemli. Öfke soğuduğunda, iki tarafın da sakinleşip birbirine adım atması, ilişkinin onarılması için kritik bir fırsat sunar. “O an sinirle söylediklerim için özür dilerim” ya da “Seni üzdüğüm için pişmanım” gibi basit ama samimi cümleler, köprüleri yeniden kurabilir.</p>
<p data-start="3567" data-end="3915" data-is-last-node="" data-is-only-node="">Uzman Klinik Psikolog Kaan Üçyıldız, “İlişkiler, emek ve anlayışla büyür. Telefonda yapılan tartışmalar ise bu emeği gölgede bırakabilir. Bir dahaki sefere telefon elinizdeyken öfkenize yenilmek üzere olduğunuzu hissederseniz, bir nefes alın ve yüz yüze konuşmayı bekleyin. Unutmayın, sağlıklı iletişim, sağlıklı bir ilişkinin temel taşıdır.” dedi.</p>
</div>
<div class="postie-post">
<div class="postie-attachments"><a href="https://www.horozmedya.com/?attachment_id=98748"><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-98748" src="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/02/bgrieak-8.png" alt="" width="900px" height="600px" srcset="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/02/bgrieak-8.png 900w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/02/bgrieak-8-768x512.png 768w" sizes="(max-width: 900px) 100vw, 900px" /></a><br />
<a href="https://www.horozmedya.com/?attachment_id=98749"><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-98749" src="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/02/UZM.PSK_.KAAN-BEY-3-42.jpg" alt="" width="493px" height="657px" /></a></div>
</div>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/sorunlarinizi-telefonda-tartismayin/">SORUNLARINIZI TELEFONDA TARTIŞMAYIN !</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/sorunlarinizi-telefonda-tartismayin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>PSİKOLOJİNİN COVİD-19&#8217;UN SEYRİNDE ÇOK BÜYÜK BİR ETKİSİ VAR</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/psikolojinin-covid-19un-seyrinde-cok-buyuk-bir-etkisi-var/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/psikolojinin-covid-19un-seyrinde-cok-buyuk-bir-etkisi-var/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Feb 2025 21:53:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Covid-19]]></category>
		<category><![CDATA[denizli]]></category>
		<category><![CDATA[denizli haber]]></category>
		<category><![CDATA[denizli horoz]]></category>
		<category><![CDATA[denizlihaber]]></category>
		<category><![CDATA[Enfeksiyon Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[horoz]]></category>
		<category><![CDATA[horoz gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[horoz haber]]></category>
		<category><![CDATA[horozgazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Cihangiroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=2603</guid>

					<description><![CDATA[<p> “Son zamanlarda yayınlanmış çalışmalarda da psikolojinin Covid-19 hastalığının seyrinde çok büyük bir etkisi olduğunu gösterdi. Biz de bunu görüyoruz. Panik olmayan, daha sakin ve selim bir şekilde tedavinin devamını sağlayan hastalarda, durumlarının daha iyiye gittiğini görüyoruz”</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/psikolojinin-covid-19un-seyrinde-cok-buyuk-bir-etkisi-var/">PSİKOLOJİNİN COVİD-19&#8217;UN SEYRİNDE ÇOK BÜYÜK BİR ETKİSİ VAR</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Psikolojinin, Covid-19’un seyrine çok büyük etki ettiğini belirten Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Cihangiroğlu, “Son zamanlarda yayınlanmış çalışmalarda da psikolojinin Covid-19 hastalığının seyrinde çok büyük bir etkisi olduğunu gösterdi. Biz de bunu görüyoruz. Panik olmayan, daha sakin ve selim bir şekilde tedavinin devamını sağlayan hastalarda, durumlarının daha iyiye gittiğini görüyoruz” dedi.</p>
<p>Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Cihangiroğlu, psikolojinin Covid-19 üzerindeki etkisi hakkında bilgi verdi.Aşının önemine değinen Uzman Dr. Mustafa Cihangiroğlu, “Covid-19 hastalığı açısından aşılamanın gerekliliğini tartışmanın bir anlamı yok. Şunu da bilmek lazım; aşılama bizim Covid-19 virüsüne karşı bir silahımız olmakla birlikte tedbirleri de elden bırakmamız lazım. Aşı, giriş kapısını zorlayan bir düşmanı tutması için arkadan bir destek gibidir. Ama tedbirleri elden bırakırsanız, yüzde 100 koruyuculuk sağlayacaktır, diye bir önlem sayılmaz. Eğer maruziyetiniz fazla olursa korona virüsünü kapmak söz konusu oluyor. Nitekim aşılanıp korona olan hastaları görüyoruz. Korona virüse yakalanan hastaların mutlaka 10 gün içinde rahatsızlığın ilerleyebileceğini düşünerek mutlaka kontrole gitmeleri gerekiyor. Moral bozmamak gerekiyor” diye konuştu.</p>
<p>Psikolojinin, Covid-19 hastalığının seyrine etki ettiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Mustafa Cihangiroğlu, “Son zamanlarda yayınlanmış çalışmalarda da psikolojinin Covid-19 hastalığının seyrinde çok büyük bir etkisi olduğunu gösterdi. Biz de bunu görüyoruz. Panik olmayan hastalar, kendini daha sakin ve selim bir şekilde tedavinin devamını sağlayan hastalarda durumlarının daha iyiye gittiğini görüyoruz. O yüzden yapmamız gereken şey, tedbir almak, aşımızı olmak, eğer korona olduysak da bir hafta ile 10 gün içinde mutlaka kontrol tahlillerini yaptırmak. Çünkü hastaların tedavilerinin sağlanması, kontrol altında olmalarına ve genel durumlarını iyi hissetmelerine bağlı” şeklinde konuştu.</p>
<p>İş işten geçmeden önce tedaviye başlamanın hayati önem taşıdığının altını çizen Cihangiroğlu, bu konuda hastaların internet, sosyal medya ya da eş dosttan değil de genel olarak mutlaka rutin kontrol anlamında kendilerini sağlık kuruluşlarına teslim etmelerini önerdi.</p>
<p>İHA</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/psikolojinin-covid-19un-seyrinde-cok-buyuk-bir-etkisi-var/">PSİKOLOJİNİN COVİD-19&#8217;UN SEYRİNDE ÇOK BÜYÜK BİR ETKİSİ VAR</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/psikolojinin-covid-19un-seyrinde-cok-buyuk-bir-etkisi-var/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HAYIR DİYEBİLMEK</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/hayir-diyebilmek/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/hayir-diyebilmek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nilüfer BEKCİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jul 2024 20:45:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[bireysel özgürlük]]></category>
		<category><![CDATA[bireysel sınırlar]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal manipülasyon]]></category>
		<category><![CDATA[fedakarlık]]></category>
		<category><![CDATA[hayır diyebilmek]]></category>
		<category><![CDATA[hayır diyememek]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel haklar]]></category>
		<category><![CDATA[özgüven]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[ruh sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sınır koyma]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[toplum baskısı]]></category>
		<category><![CDATA[zihinsel sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=85954</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son günlerde çevremde çok duyduğum ve benim de tekrarladığım bir şikâyet; hayır diyememek. Buna rağmen kimseye yetememek, takdir görmemek. Hep diyoruz ki,” Her söyleneni yaparken sorun yok, kırk yılın başında bir tek şeye hayır dersem benden kötüsü yok” Siz de pek çok kez duymuş ya da bizzat hissetmişsinizdir. Peki, bunun suçlusu çevremizdeki insanlar mı yoksa [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/hayir-diyebilmek/">HAYIR DİYEBİLMEK</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="postie-post">
<p>Son günlerde çevremde çok duyduğum ve benim de tekrarladığım bir şikâyet; hayır diyememek. Buna rağmen kimseye yetememek, takdir görmemek. Hep diyoruz ki,” Her söyleneni yaparken sorun yok, kırk yılın başında bir tek şeye hayır dersem benden kötüsü yok” Siz de pek çok kez duymuş ya da bizzat hissetmişsinizdir.</p>
<p>Peki, bunun suçlusu çevremizdeki insanlar mı yoksa biz miyiz? Şöyle bir düşünelim; istemediği bir şeyi kesinlikle yapmayan, en baştan “hayır” diyen tanıdıklarınız mutlaka vardır.  Onlara ne oluyor hayır dediklerinde? Hiçbir şey değil mi? Belki biraz kızılıyor, belki güceniliyor ama unutuluyor ve o kişi şöyle etiketleniyor,” O istemediği şeyi asla yapmaz!” Etiketlenince ne oluyor? Ben söyleyeyim: Kimse hayır dediğinde ona ısrarcı olmuyor, ikna etmeye uğraşmıyor, onun yerine ikna edilme potansiyeli yüksek olduğu bilinen birine, mesela size yöneliyor ısrarlar.</p>
<p>Biz neden hayır diyemiyoruz? Bunun altında ne yatıyor? Bu aslında o kadar derin bir konu ki, sadece bunun üzerine yazılmış kitaplar bile var. Aynı zamanda kişisel sınırların çizilmesi ile ilgili kitaplar da yazılmış. Aslında ikisi birbiri ile sıkı sıkıya bağlı konular. Eğer istemediğiniz bir şey size dayatılıyor ya da emrivaki sonucu onu yapmak zorunda kalıyorsanız sınırınız ihlal edilmiş oluyor. Siz buna ilk seferinde itiraz etmez, rahatsızlığınızı dile getirmezseniz sonraki seferler için geçilebilecek bir gedik açmış oluyorsunuz ve bu gedik her ihlalde biraz daha büyüyor, sonunda sınır filan kalmıyor. Kimse sizin yorulabileceğinizi, kırılacağınızı, incineceğinizi, zorlanacağınızı düşünmüyor, çünkü siz şikâyet etmediniz.</p>
<p>Neden böyle yaptınız? Çünkü kırmak istemediniz, üzmek istemediniz, ama siz kırıldınız, siz üzüldünüz. Üstelik üzerinize vazife olmayan bir işi üstlendiğiniz için kimse size teşekkür bile etmedi. Hatta en küçük şikâyetinizde “Yapmasaydı, mecbur değildi” bile dediler, değil mi?</p>
<p>İnkâr etmeye hiç gerek yok, çoğumuz yaşıyoruz bunları. Baby Boomerlar, sonraki Sessiz Kuşak ve sonra biz X kuşağı aynı davranışı gösterdik, çünkü öyle öğretildi, öyle gördük. Neyse ki bizlerin yetiştirdiği Y ve Z kuşakları bu davranışı yansıtmıyor, neyi isteyip neyi istemediğini açık ve net bir şekilde söylüyorlar, arkalarına bakmıyorlar. Sanırım onlardan bu konuda ders almaya ihtiyacımız var.</p>
<p>Bizlere fedakârlığın bir erdem olduğu öğretildi. Her zaman ailemiz için, arkadaşlarımız için, vatanımız için, halkımız için, işimiz için fedakârlık yapmamız gerektiği okutulan kitaplarla, izlediğimiz Yeşilçam filimleri ile pompalandı. Bunun her zaman ödüllendirildiği gösterildi. Kimse bize bu yüce erdemin aleyhimize kullanılabileceğini öğretmedi. Kimse “gereksiz iyilik yapma, vazifen olur” demedi. Biz üzerimize ağır gelmeye başlayan bu yükü onlar da yüklenmesinler diye çocuklarımıza biraz daha bireysel düşünmeyi öğrettik. “benim dediğimi yap, yaptığımı yapma dedik” Ama onların dünyaya, hayata bakış açısı zaten bizimkinden çok farklı.</p>
<p>Aslında unutmamamız gereken tek bir gerçek var; başta ailemiz olmak üzere çevremize, ülkemize, dünyaya faydalı olmak için öncelikle ruhen ve bedenen sağlıklı olmaya ihtiyacımız var. Bunun için de gereksiz yere yük almamak, sorumluluğu paylaşmak, ihtiyacımız olduğu yerde yardım istemek, gurura kapılmadan “ ben bunu yapamam” diyebilmek ,”yapmak istemiyorum” ya da “bunu ben yapmak zorunda değilim” demekten utanmamak çok önemli. Bırakın biraz da kırılıversinler, biraz da üzülsünler.  Bugüne kadar hep siz kırıldınız, siz üzüldünüz. Ama kimse görmedi değil mi? Çünkü şikâyet etmediniz.</p>
<p>Artık Hayır deyin. Korkmayın, alışırlar. Bir iki gün hakkınızda konuşsalar, bir iki surat assalar ne olur? Bunu kaldıramam üzülürüm diyorsanız aynı şekilde devam edin. Ama inanın ne zaman tavrınızı net olarak ortaya koyarsanız o zaman gerçekten saygı görmeye başlayacaksınız.</p>
</div>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/hayir-diyebilmek/">HAYIR DİYEBİLMEK</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/hayir-diyebilmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KENDİNİ CEZALANDIRMAK</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/kendini-cezalandirmak/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/kendini-cezalandirmak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nilüfer BEKCİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 Jan 2024 15:02:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[hata yapmak]]></category>
		<category><![CDATA[iç huzur]]></category>
		<category><![CDATA[kendini affetmek]]></category>
		<category><![CDATA[kendini cezalandırmak]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[öz şefkat]]></category>
		<category><![CDATA[özgüven]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[psikoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[suçluluk duygusu]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>
		<category><![CDATA[vicdan azabı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=78861</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz günlerde yeni bir dizi izlemeye başladım. Dizinin ana karakteri rahim kanseri ile mücadele etmekte olan genç bir kadın. Dizi ilerledikçe kadının hamile kalmış olduğunu, ama kendini anneliğe hazır hissetmediği için kürtaj yaptırmaya gittiğini, eşinin son anda durumu öğrenerek ona engel olduğunu öğreniyorsunuz.&#160; Karı koca eve dönüş yolunda bunun kavgasını yaparlarken bir kaza geçiriyorlar ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/kendini-cezalandirmak/">KENDİNİ CEZALANDIRMAK</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Geçtiğimiz günlerde yeni bir dizi izlemeye başladım. Dizinin ana karakteri rahim kanseri ile mücadele etmekte olan genç bir kadın. Dizi ilerledikçe kadının hamile kalmış olduğunu, ama kendini anneliğe hazır hissetmediği için kürtaj yaptırmaya gittiğini, eşinin son anda durumu öğrenerek ona engel olduğunu öğreniyorsunuz.&nbsp; Karı koca eve dönüş yolunda bunun kavgasını yaparlarken bir kaza geçiriyorlar ve kadın o anda bebeğini düşürüyor. Sonrasında bundan kendini sorumlu tutuyor. Çocuğu istemediği için bu kazayı geçirdiğine, onu öldürdüğüne inanıyor. Bu düşüncesine o kadar sıkıntı tutunuyor ki bu onu günün birinde kansere yakalandığında rahimi ile işlediği suçun gene rahiminden olarak cezalandırıldığı inancına getiriyor. Bir yandan tedavi olmaya çalışırken diğer yandan manevi huzur peşinde gezen, arayış içinde ve mutsuz bir kadın haline geliyor. Bu arayış ise onu tamamen yabancısı olduğu bir dünyaya, belki de çok büyük bir yanlışın içine götürüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu izlediklerim beni insanların kendini cezalandırması üzerine uzun süre düşündürdü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hepimiz hatalar yaparız. Bu hatalar sonucu kendimize ya da çevremize kendimize zarar verebiliriz; istemeden de olsa. Zaten önemli olan bilerek, isteyerek zarar vermemektir. Eğer bu yönde kendimizden eminsek, kendi kendimizi cezalandırmamıza da gerek kalmaz. Ama gene de bazen farkında olarak, bazen da bilmeden yaparız bunu. Bu da bizi psikolojik ve psikosomatik hastalıklara götürür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunda en büyük motivasyonumuz ailemizin, sevdiklerimizin ya da başka birilerinin yaşadığı olumsuzlukların, bazen de dönüştükleri insanın bizim hatamız yüzünden olduğudur. Onlara karşı suç işlediğimizdir. Çocuğumuz bizim yüzümüzden sinirli ya da başarısız olmuştur, eşimiz bizim yaşattığımız travma yüzümüzden işinden ayrılmıştır, annemiz bizim yüzümüzden hasta olmuştur vs.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aslında o kadar da güçlü olmadığımızı bir görebilsek… Kimsenin kimseyi şekillendiremeyeceği gibi kimsenin tek başına büyük olaylara sebep olamayacağını anlayabilsek…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hata insana mahsustur. Hata yapa yapa öğreniriz, büyürüz, gelişiriz, olgunlaşırız. Hayat yolunda düşe kalka ilerleriz. Önemli olan hatalarımızdan ders çıkarmak, bir daha aynı hataya düşmemektir. Bunun için çabalamaktır. Ve tabii bu tecrübemizi paylaşmak, başkalarının da aynı hatayı yapmasına engel olmaya çalışmaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kendimizi cezalandırmak kimseye yarar sağlamayacağı gibi yaptığımız hatayı da telafi etmez. Ne verdiği hasarı tamir eder ne de kaybettirdiklerini geri getirir. Bu nedenle kendimize acı çektirmek yerine yaptığımız şeyi olgunlukla kabul edip ve tabii ki sorumluluğunu üstlenerek ileriye bakmak, yapabiliyorsak telafi etmek hem kendimiz hem de çevremiz için çok daha faydalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Herkes yaşadığı olaylardan farklı şekillerde etkilenir. Dolayısıyla biz maddi ya da bir zarar vermiş olabiliriz ama tek bu zararla insanların bazı şekilleri almasına, yaşamlarındaki tercihleri bazı yönlerde yapmasına, bazı yolları seçmesine sebep olamayız. Etkimiz olmaz demiyorum. Ama tek başına değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Önemli olan kendimizle barışık olmak, yanlışıyla, doğrusuyla kendimizi sevmek, kabul etmektir. Kendini sevmeyen insan kimseyi sevemez, mutlu da olamaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hata yapmanın suç olmadığını, yapılması gerekenin ceza vermek değil ders çıkarmak ve sorumluluk almak olduğunu ve hataların doğruyu öğrenmek için bir fırsat olduğunu unutmazsak çok daha mutlu oluruz.&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/kendini-cezalandirmak/">KENDİNİ CEZALANDIRMAK</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/kendini-cezalandirmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÇOCUKLARDA UYUMUN İLACI “SAĞLIKLI İLETİŞİM”</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/cocuklarda-uyumun-ilaci-saglikli-iletisim/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/cocuklarda-uyumun-ilaci-saglikli-iletisim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Sep 2023 07:04:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[uyum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=50191</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocukların artık eskisi gibi okul önünde ağlayan çocuklar gibi değil, farklı tepkiler verebildiğini söyleyen Uzman Psikolog Arzu Hamurcu, “Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki artık okula uyum sürecinde yaşanan zorluklar eskisi gibi kapının önünde ağlayan çocuklar gibi değil. Artık çocukların çok farklı tepkileri var. Her çocuk özeldir ve her çocuk yaşına, karakterine ve cinsiyetine göre aslında birçok [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/cocuklarda-uyumun-ilaci-saglikli-iletisim/">ÇOCUKLARDA UYUMUN İLACI “SAĞLIKLI İLETİŞİM”</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Çocukların artık eskisi gibi okul önünde ağlayan çocuklar gibi değil, farklı tepkiler verebildiğini söyleyen Uzman Psikolog Arzu Hamurcu, “Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki artık okula uyum sürecinde yaşanan zorluklar eskisi gibi kapının önünde ağlayan çocuklar gibi değil. Artık çocukların çok farklı tepkileri var. Her çocuk özeldir ve her çocuk yaşına, karakterine ve cinsiyetine göre aslında birçok farklı ifadelerde bulunabilirler. Bu yüzden çocuğun öncelikle ne yaptığına dikkat etmek gerekiyor. Çocuk eğer okul saatleri içerisinde gerekli gereksiz mazeretler uydurmaya başlıyorsa ki aileler genelde bunu şikayet ediyor. Ya da şakayla karışık okula gitme isteğini ifade ediyorsa yani okula gitmek istemiyorsa, uyku saatlerinde problemler çıkarıyorsa koyduğunuz rutinlerde farklılıklar oluşturmaya çalışıyorsa, okul saatinden önce mide bulantısı karın ağrısı gibi şikayetlerde bulunmaya başlıyorsa evet çocuk okula uyum sürecinde sorun yaşıyor olabilir. Bunu öncelikle çok iyi anlamlandırmak ve duygularını ifade etmek gerekiyor çocuk için. Çünkü çocuğumuza bağırdığımızda, kızdığımızda ya da hayır okula gideceksin gibi konuştuğumuzda çocukta bu belirtiler daha yoğun görülebilir. O yüzden ebeveynlere tavsiyem öncelikle çocuğun anlaşılması. Ne için okula gitmek istemiyor? Ya da okula giderken yaşayacağı sorunun ne olacağını düşünüyor? Duygularını önemsenmeli ve empati yapılmalı. Empati için hep “Onun ayakkabılarını giymek” denir ama ben hep şunu söylüyorum artık ayağımız o kadar küçük değil. Hiçbir yetişkin onların ayakkabılarını bir daha giyemeyecek. O yüzden şu anki zekamızdan ve düşünce yapımızdan çok daha hassas düşünmeliyiz” dedi.</p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img fetchpriority="high" decoding="async" src="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2023/09/20230909aw026420-0-1024x576.jpg" alt="" class="wp-image-50193" style="width:628px;height:353px" width="628" height="353" srcset="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2023/09/20230909aw026420-0-1024x576.jpg 1024w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2023/09/20230909aw026420-0-300x169.jpg 300w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2023/09/20230909aw026420-0-768x432.jpg 768w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2023/09/20230909aw026420-0-1536x864.jpg 1536w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2023/09/20230909aw026420-0.jpg 1600w" sizes="(max-width: 628px) 100vw, 628px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">“ÇOCUKLA TÜM SORULARIN KONUŞULMASI GEREKİR”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Arzu Hamurcu, çocukla kafasındaki bütün soruların konuşulması gerektiğini söyleyerek, “Bir çocuğa ve bir çocuğun yapabileceğine, düşüncesine göre düşünülmeli. Çünkü bir çocuk anne ve babasından ayrılacağını düşündüğü için okula gitmek bile istemeyebilir. Orada güvenli bir ortam kurup kuramayacağını bilip bilmediği için gitmek istemeyebilir. Kimlerle ve nelerle karşılaşacağını bilmediği için gitmek istemeyebilir. Aynı şekilde orada bir ihtiyacı olduğunda kime söyleyeceğini bilmediği için gitmek istemeyebilir. O yüzden çocukla bunun okul açılmadan önce tamamen konuşulması gerekir. Tüm sorularına cevap verilmeli. Unutulmamalıdır ki bunları cevaplandıracak olan kişiler okuldaki kişilerden ziyade ebeveynlerdir. Çünkü çocuk bu soruları okuldaki insanlara güvenmeden soramayacak ama ebeveynlerine her türlü sorabilir. O yüzden çocuğun sorularını sorabileceği alan açıp onu dinleyerek tüm merakını ve ilgisini okula yönlendirerek aklındaki bütün sorular cevaplanmalı. Öncesinden gidilip okul gezilebilir, etrafında dolaşılabilir. Orada neler yapılabileceğini, gününün nasıl geçeceğini, hangi saatte girip çıkacağı belirtilmeli. Çocuğu sınırlandırarak bu plan uygulandığında çocuğun okula uyum sağlaması, okulda ne yapacağını bilmesi ölçüsünde doğru orantılıdır” ifadelerini kullandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“SAĞLIKLI İLETİŞİM HEM OKULA HEM EVE UYUMU İYİLEŞTİRİR”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çocukla kurulan sağlıklı iletişimin hem okula hem de eve uyum sürecini iyileştireceğini söyleyen Hamurcu, sözlerine şu şekilde devam etti; “Son olarak eklemeliyiz ki çocuğun sınırlandırıldığı ölçüde hayal dünyasını ifade edebildiğimiz ölçüde ayaklarını biraz daha yere basabildiği ölçüde uyum sağlama sürecinde de etkileri görülebilecek. Diyelim ki okul açıldı ve okul açılma sürecinde şunlara dikkat edilmeli. Gününün nasıl geçtiği sorulmamalı. Bunu özellikle altına basarak söylüyorum çünkü biz hep şunu düşünüyoruz, “Çocuğuma ben günün nasıl geçtiğini soruyorum. O da iyi işte” deyip cevap veriyor. Ebeveynlerden en çok duyduğumuz şikayet bu. Her gün aynı soruyu sorarak nasıl farklı cevap beklenir? Çocuğa günün nasıl geçtiği değil, resim dersinde ne çizdiği sorulabilir mesela. Hem kendisiyle daha çok ilgilenildiğini hissedecek hem de o gün söylenen şeyin akılda tutulduğunu hissedecek ve kendisiyle beraber sohbet edilmek istendiğini fark edecek. Resim dersinde ne çizdiğini büyük bir şevkle anlatacak. O yüzden detaylandırarak sorulduğunda çocukla aradaki iletişimin de ne kadar güçlendiği görülebilecek. Bu süreçte özellikle sınıf öğretmeniyle çok sık iletişimde olunmasını tavsiye ediyorum. Hem çocuk için orada haber alınabilecek bir insan olduğundan güvenli hissedecek hem de orada unutulmadığını düşünecek ve aynı zamanda haberdar olunabilecek çocuktan. Çocukla küçük zamanlar bile olsa sağlıklı bir şekilde iletişim kurulduğunda çocuğun hem okula hem de eve uyum sürecinin ne kadar iyileştiği görülebilir.” İHA</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/cocuklarda-uyumun-ilaci-saglikli-iletisim/">ÇOCUKLARDA UYUMUN İLACI “SAĞLIKLI İLETİŞİM”</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/cocuklarda-uyumun-ilaci-saglikli-iletisim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Hasan Herken depremin psikolojisini anlattı</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/prof-dr-hasan-herken-depremin-psikolojisini-anlatti/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/prof-dr-hasan-herken-depremin-psikolojisini-anlatti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Feb 2023 13:48:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[hasan herken]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=44463</guid>

					<description><![CDATA[<p>-Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz, Prof. Dr. Hasan Herken kimdir? Öğretim üyesiyim 30 yıldır bu işi yapıyorum. Denizliliyim eğitim hayatıma Denizli’de başladım Konya’da devam ettim, Antep’te de öğretim üyeliği yaptım. Sonrasında da memleketime dönmeye karar verdim. Burada psikiyatri hastanesinin kuruluşunda görev aldım. Şimdi ise muayenemde hizmet vermeye çalışıyorum. İlgi alanım özellikle Psikofarmakoloji, travma, biyolojik psikiyatri. Psikiyatrik [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/prof-dr-hasan-herken-depremin-psikolojisini-anlatti/">Prof. Dr. Hasan Herken depremin psikolojisini anlattı</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>-Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz, Prof. Dr. Hasan Herken kimdir?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Öğretim üyesiyim 30 yıldır bu işi yapıyorum. Denizliliyim eğitim hayatıma Denizli’de başladım Konya’da devam ettim, Antep’te de öğretim üyeliği yaptım. Sonrasında da memleketime dönmeye karar verdim. Burada psikiyatri hastanesinin kuruluşunda görev aldım. Şimdi ise muayenemde hizmet vermeye çalışıyorum. İlgi alanım özellikle Psikofarmakoloji, travma, biyolojik psikiyatri. Psikiyatrik bozuklukların genetiği üzerine yoğunlaştım. Özellikle dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu, tedaviye dirençli şizofreni, bipolar bozukluk, depresyon alanlarında daha çok çalıştım diye bilirim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sosyal, toplumsal olaylara farklı bir gözle de bakmaya çalışıyorum. Alışıla gelmişin dışında, bir politikacının bir siyasetçinin gözüyle değil vatandaş gözüyle değil. Biraz da sosyolojik bir bakış açısıyla toplumsal ve siyasal olayların psikolojik yönleriyle, sosyal psikolojik yönleriyle ilgileniyorum. Son dönemde yaşanan olaylara da birçok insandan farklı değerlendiriyorum.&nbsp; Sıra dışı diyebilirim. Tamamen doğru diyemem ama bana göre doğru. Sıra dışı olan şeyler daha çok dikkatimi çekiyor çünkü sıradan ve ortalama olan hiçbir şey bir toplumu, medeniyeti ya da insanı geliştirmiyor onlar akıntıya tabi. Herkes gibi düşünmek kolaycılık oluyor sıra dışı düşünmek, farklı düşünmek farklı düşündüğünü ifade edebilmek, farklı düşününce alacağın tepkileri göğüsleye bilmek belki kendin olmanın bir ölçüsü. Ben insanların ortalama şeyler yapmak için dünyaya geldiğini düşünmüyorum.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="678" src="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2023/02/ASC_0139-1024x678.jpg" alt="" class="wp-image-44464" srcset="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2023/02/ASC_0139-1024x678.jpg 1024w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2023/02/ASC_0139-300x199.jpg 300w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2023/02/ASC_0139-768x509.jpg 768w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2023/02/ASC_0139-1536x1017.jpg 1536w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2023/02/ASC_0139-2048x1356.jpg 2048w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>FARKLI TEPKİ VEREBİLİRLER</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>-Röportajda toplumsal olana değineceğiz ama öncelikle size şunu sormak istiyorum, insanlar ibadetten adalete her şeyi sorguluyorlar oradaki insanların şuan psikolojisi nasıl, ne hissediyorlar?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Tabi evre evre depremin ilk anı, ilk 24 saati, ilk üç günü, bir hafta, ilk bir ay, ilk üç ay, 3 yıl… Her dönemde farklı farklı davrana bilirler. İlk anda depremin şokuyla genellikle ne yaptığını bilememe, olayları anlayamama, karayamama… İlk anda belki hayatta kalmanın sevinci, yakınlarını kaybetmenin hüznü gibi duygular içerisinde olabilirler. Kişiden kişiye farklılıklar gösterebilirler. Bir kısmı ilk anda beklenenin çok ötesinde iyimser olabilir sanıldığının aksine. Bir kısmı ortalamanın çok altında kötümser olabilir belki olayı ilk defa yaşadı. Yaş grubuna da bağlı 40-50 yaş tepkileri farklılıklar gösterebilir. Bir grup hızlıca toparlanır eski haline geleceğini umar, gereğinden fala iyimser olabilir. Kendini unutup diğer insanlara yardım etmeyi umabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir grup sadece kendini düşünüp kendi geleceği ile ilgili kaygılar güdebilir. Bir kısmı yardım eden tarafı seçer bir kısmı yardım edilen tarafa geçebilir. Yardım etmeyi seçen kişilikler travmadan daha az etkilendiklerini söyleyebiliriz en azından ilk anda. Ama orada gördükleri çok daha sonra post dramatik stres bozukluğu olarak dönebilir. Ama yardım almayı seçenler, yardım bekleyenler daha çok post dramatik stres bozukluğu yaşarlar. Çözümü kendilerinden değil dışardan beklerler. Ailesinden toplumdan, devletten, tanrıdan beklerler. Bu grubun genel anlamda travmayı atlatması daha zor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Yani iki tarafta ruhsal sorun yaşayabilir ama başkalarına yardım etmeye çalışanların daha az etkilene bileceğini söylüyorsunuz.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü yardım etmenin hazzıyla, kendi olumlu tarafını beslediği için daha sağlıklı atlatabilir ama diğer taraf hiç yardım etmediği için olumlu hiçbir taraf görmemeye, olumsuza yönelmeye meyillidir. Yardım ederken olumlu tablolar birinci kısmı daha motive edebilir. Kendinin yaşadığı travmayı bir nebze de olsa unutturabilir. Kendi yasını erteleye bilir. Olayların sıcaklığı geçtikten sonra kendi travmasını kendi yasını tutmaya başlayabilir.&nbsp; Her halükarda yaşar ama diğer grup kadar şiddetli değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>-Peki, bu yas süreci ne kadar?</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ortalama 2 ay.&nbsp; Burada toplumun tamamın etkilendi bir durum söz konusu. Depremi yaşamamış insanlar bile görerek etkileniyorlar. Depremden dolayı herkesin morali bozuk, ağlamaklı. Yani deprem hiçbir akrabasını etkilememiş ama televizyonu açıyor deprem. Oradaki kötü şeyleri görüyorlar özelikle kadınlar, ev hanımları, emekliler sürekli o yayınlanın etkisi altındalar onlar daha şiddetli yaşıyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“İNSAN OLARAK YAPMASI GEREKENLERİ YAPMALARINI TAVSİYE EDERİM”</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>-Peki, onlara ne önerirsiniz?</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Yapabilecekleri her yardımı yapabilirler ama o yayınları sürekli izlemelerini tavsiye etmem. İnsan olarak yapması gerekenleri yapmalarını tavsiye ederim. Çoğunu rahatlatır, tedavi edicidir. Ellerinde bir imkan var ve o imkanlara ihtiyacı olan insanlar var. Onlara elindekini maksimum miktarda vermesinin kendi ruh sağlığına faydası olduğunu düşünüyorum. Hatta kendini zorlayacak kadar. Hatta kendi elindekini verecek kadar bu kendi ruh sağlıkları için de çok etkili.&nbsp; Verdiği halde sabah akşam o yayınları izlemesi yararlı değildir hatta zararlıdır diyebilirim.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“O YAYINLAR SÜREKLİ İZLENMESİN”</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>-Yani izlenilen şeyin bir etki doğurması lazım.</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İlk başta izledi, harekete geçti, elinden gelenin fazlasını yaptıysa o yayınları sürekli izlemesin.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>TELKİN KİŞİYE GÖRE YAPILMALI</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>-Denizli’ye de geldiler. Biz de depremzede olabiliriz ya da yakını olabiliriz bu insanlarla karşılaştığımızda telkin ederken nasıl bir yol izlemeliyiz. Sosyal medyada görmüştüm. Depremzede bir ‘kadına bebeğin belki ileride günahkâr olacaktı o yüzden yanına aldı Allah’ gibi yanlış telkinde bulunmuşlar.</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Depremzedeler kendi travmalarıyla buraya geldiler ve Denizli’de deprem bölgesi diyerek telaşlanıyorlar. Depreme gece yakalandıkları için geceleri uyuyamıyorlar.&nbsp; Küçük bir sallantıda muazzam tepkiler veriyorlar.&nbsp; Burada telkin yaparken kişiye göre yapılması lazım. Terzi dikimi olması lazım. Konfeksiyon dikim olmaz. O cümle başka bir zaman söylense belki faydalı olabilir. Travmasını atlatmıştır, üzüntüsünü yaşamıştır. Bu tür bir telkin ileride günah işleyecekti değil de o kişinin inancına uygun bir telkin yararlı olabilir. İnşallah iyi yere gidersen arkadaş olarak oda orda yanında olacak denebilir.&nbsp; İkincisi bir insan depremde şöyle diyebilir, tanrı bunu bana günahlarımın bir kefareti olarak verdi diye bilir. Bütün inanç sistemleri bu tür doğal afetler sonucu kendini muhasebeye çekmeyi telkin eder, kötü bir şey de değil ama bunu başkasının adına yapamazsınız. ‘Senin günahlarında dolayı bu geldi’ iyi de bunu söylersem ben söylerim. Sen söyleyemezsin sen söylediğinde travmatize etmiş olursun. İnsanları tanrıya yaklaştırmaya çalışırken uzaklaştırır. Zaten adam çoluğunu çocuğunu kaybetmiş, sakat kalmış, kaybı çok olmuş bu senin günahlarından dolayı oldu diyerek ikinci bir travma yaratıyorsun.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;“KENDİMİZİ GERÇEKLEŞTİRME ADINA ADIM ATMIŞ OLURUZ”</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>-Hasan Bey ihtiyaç hiyerarşisinin en altında temel ihtiyaçların giderilmesi var…</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Mesela depremde de böyle oldu. Hemen psikolojik yardım yapılmaya çalışıldı oradaki insanların temel ihtiyaçlarının giderilmesi lazım. Barınma, güvenlik, yiyecek, ısınma gibi ihtiyaçlar karşılandıktan sonra insanlara psikolojik yardım konuşulur. İlk anda temel ihtiyaçların giderilmesi lazım sonrasında psikolojik yardımı konuşabiliriz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>-İhtiyaç hiyerarşinin en tepesinde kendini gerçekleştirme var. Toplum olarak da temel ihtiyaçlarımız giderilmediği sürece kendini gerçekleştirme mümkün olmuyor. Siz ne düşünüyorsunuz?</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Kendisi için değil de bir başkası için, depremi yaşayanlar için yardım da buluna biliyorsak. Kendimizi gerçekleştirme adına adım atmış oluruz. Kendimizi zora sokacak kadar bir yardımı kast ediyorum. Ciddi ve cebimizi zora sokacak miktarlarda yardım ettiğimizde kendimizi gerçekleştirmek adına bir şeyler yapmış oluruz. Aslında yardım yapan yardımı kendine yapar. Yardımın asıl faydası yardımı yapanadır yapılana değil. İnsanlık görevin, bunu yaptığında o adamın sadece temel ihtiyacını karşılıyorsun. Sen ise kendini gerçekleştirme adına mesafe kat ediyorsun sana faydası senin yardımından daha fazla. Kendim için ailem için değil de bir başkası için yaptığım yardım insani noktada beni daha üst noktalara taşıyor kendini gerçekleştirme hatta kendini aşma konusunda bir yerlere götürüyor yapacağın yardım. Ve bundan dolayı yardım yaptığımız insanlardan minnet beklemek yerine onlara teşekkür etmeliyiz bize bu fırsatı verdikleri için.&nbsp; Hatta tanrıya teşekkür etmeliyiz, o insanlara teşekkür etmeliyiz yardımımızı kabul ettikleri için.&nbsp; Bu sadece deprem için değil diğer yardımlar için de. Bizim kültürümüzde var bu. En ihtiyacımız olmayan şeyi de sorarsanız kibir, ayrıştırma, bölme, hiddet siyasetin kullandığı dil yani birleştirici değil ayrıştırıcı. Sahiplenici ve bütünleştirici değil aşağılayan. Bu ortadan nasıl siyasi olarak istifade edebilirim düşüncesi bizi millet olmaktan ayıracak.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>OKULLAR DERHAL AÇILMALI</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>-Sosyalleşmenin bu dönemde önemli olduğunu düşüyor musunuz? Mesela okulların kapatılması doğru bir karar mıydı sosyalleşme bağlamında?</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Kesinlikle yanlış. Okullar hemen açılmalı, çocuklar normal hayatlarına dönemliler. Bu hatadan hemen dönmeliler. Tatil beldelerin de yığınla otel var otellerin parası ödenmeli orada konaklamaları sağlanmalı. Öğrenci yurtları zaten ailenin kalmasına uygun değil ki. Hatta eğitimi bile uzatmak lazım o felaketin içine çocuklar gitmesin diye o ortamda tekrar tekrar travmatize olmasınlar diye. Anaokulu, kreş de dahil çocuklar hemen okul hayatının içine çekilmeli, o travma kronikleşir. Kesinlikle o yanlıştan dönülmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>GÜN DOĞDUKÇA UMUT VARDIR</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>-Bizzat depremden etkilenen tanıdıklarım var ve her şeyden umutsuzlar.</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Güneş doğduğu sürece umut vardır. Her gün riskleriyle ve fırsatlarıyla yeniden yaratılır. Her gün insana yeni bir hediyedir. Her zorlukta kendini gerçekleştirmek üzere bir fırsattır. Kurban edebiyatına girmemek lazım.&nbsp; Hayata edilgen olarak değil etken olarak bakmak lazım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Travmada anlatırken söylediğimiz gibi hep yardım edilmesi gerekenmiş gibi davrananlar travmaya daha çok maruz kalıyorlar ve bununla baş etmeye çalışıyor ya da ruhsal, fiziksel hastalık çekiyorlar. Kurban edebiyatına hazır olanların, umutsuz olanların karanlığa küfretmektense mum yakması lazım.&nbsp; Herkes bir mum yakarsa aydınlık olur.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>-Dünyayı değiştirecektim günü kurtarsam kâfi diyenler bile var…</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünyayı değiştirmek çok büyük bir iddiadır önce kendimi değiştireceğim denmeli. Sonra çevremi etkiyeceğim mümkünse onları değiştirebileceğim. İnsanların 3 alanı vardır kontrol alanı, etki alanı, ilgi alanı. İnsan belki mümkünse kendini kontrol edebilir. Etki alanı kendi ve çevresidir. Başarır başaramaz bilemem ama ilgi alanı tüm dünyadır. Tüm dünyayı değiştireceğim diyorsa ilgi alanını kontrol alanı zannediyordur başaramaman mukadderdir.&nbsp; Ancak senin elinde olan kontrol alanıdır buna eşin ve çocukların bile dahil değildir. Depremde bile mahallenin depremiyle değil önce kendini kurtarıp sonra komşunu sonra bir başkasını kurtarmak gerekiyor. Dürüst olmaya da fedakâr olmaya da kendinden başlayacaksın.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aslıhan Kılıçelli</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/prof-dr-hasan-herken-depremin-psikolojisini-anlatti/">Prof. Dr. Hasan Herken depremin psikolojisini anlattı</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/prof-dr-hasan-herken-depremin-psikolojisini-anlatti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BİN KİŞİDEN OLUŞAN AFETZEDE DENİZLİ’DE                </title>
		<link>https://www.horozmedya.com/bin-kisiden-olusan-afetzede-denizlide/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/bin-kisiden-olusan-afetzede-denizlide/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2023 08:45:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bülten]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[UCİM]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=43278</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği Denizli İl Temsilciliği üyesi ve UCİM (Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği) ruh sağlığı uzmanı bir psikolojik danışmanın afet bölgesine gittiğini söyleyen Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği Denizli İl Temsilci Tuba Şen, “ Dernek üyesi bir meslektaşımız Adana’ya afetzedelere destek olmak için gitti. Her ilde bulunan Türk [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/bin-kisiden-olusan-afetzede-denizlide/">BİN KİŞİDEN OLUŞAN AFETZEDE DENİZLİ’DE                </a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği Denizli İl Temsilciliği üyesi ve UCİM (Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği) ruh sağlığı uzmanı bir psikolojik danışmanın afet bölgesine gittiğini söyleyen Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği Denizli İl Temsilci Tuba Şen, “ Dernek üyesi bir meslektaşımız Adana’ya afetzedelere destek olmak için gitti. Her ilde bulunan Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği il temsilcilerimiz, illerinde koordine olarak psikososyal destek ekiplerini kurdu. Bölgeye yakın olan temsilcilerimiz saha da aktif olarak görev yapmakta, biz de 40 kişilik psikososyal destek ekibimizle, AFAD koordinesinde, genel merkezimizin düzenleyeceği eğitimleri tamamladıktan destek istenirse gerekirse sahaya inmek için hazır bulunacağız ayrıca ilimizde bulunan afetzedelere psikolojik destek sağlayacağız ” şeklinde konuştu. Aslıhan Kılıçelli</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/bin-kisiden-olusan-afetzede-denizlide/">BİN KİŞİDEN OLUŞAN AFETZEDE DENİZLİ’DE                </a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/bin-kisiden-olusan-afetzede-denizlide/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SICAK HAVALAR PSİKOLOJİNİZİ BOZABİLİR</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/sicak-havalar-psikolojinizi-bozabilir/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/sicak-havalar-psikolojinizi-bozabilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Jun 2022 09:35:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[halsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek tansiyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=22669</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yazın gelmesiyle birlikte artan hava sıcaklıkları nemle de birleştiğinde halsizlik, kalp çarpıntısı, ateş basması, yüksek tansiyon gibi istenmeyen sorunlara neden olabilir. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Anabilim Dalı Uzman Psikoloğu Tuğçe Denizgil Evre, sıcak havaların neden olduğu bu etkilerin insan psikolojisini de yakından etkilediğini söyledi. Hava sıcaklığındaki artışların en çok anksiyete bozukluklarına neden olduğunu söyleyen [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/sicak-havalar-psikolojinizi-bozabilir/">SICAK HAVALAR PSİKOLOJİNİZİ BOZABİLİR</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Yazın gelmesiyle birlikte artan hava sıcaklıkları nemle de birleştiğinde halsizlik, kalp çarpıntısı, ateş basması, yüksek tansiyon gibi istenmeyen sorunlara neden olabilir. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Anabilim Dalı Uzman Psikoloğu Tuğçe Denizgil Evre, sıcak havaların neden olduğu bu etkilerin insan psikolojisini de yakından etkilediğini söyledi. Hava sıcaklığındaki artışların en çok anksiyete bozukluklarına neden olduğunu söyleyen Tuğçe Denizgil Evre, nem oranındaki artışların da panik bozukluğu olanlar için huzursuzluk hissi oluşturduğunu, bu kişilerin atak geçirme sıklığının da artabildiğini belirtti. “Yaz ayları, çoğu kişi için rahatlama, deniz ya da tatil demek olsa da öfke denetleme sorunlarının da artış gösterdiği bir dönemdir” diyen Tuğçe Denizgil Evre, yapılan araştırmaların, birçok toplumsal olayın yaz dönemine ya da sıcak havalara denk geldiğini, suç işleme oranlarında ise yine bu dönemde artış yaşandığını gösterdiğini vurguladı. Birçok kişinin tatile çıktığı zaman alkol ya da madde kullanımını artırabileceğini kaydeden Tuğçe Denizgil Evre, tatil döneminin, bağımlı kişiler ya da tedavi süreci devam eden hastalar için alkol ya da maddeye kolay ulaşmak açısından oldukça riskli olabileceğini de söyledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">SICAKLIKLARDAKİ ARTIŞ UYKU BOZUKLUKLARINA NEDEN OLABİLİR</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sıcak havaların neden olduğu problemlerin başında da uyku problemlerinin geldiğini söyleyen Tuğçe Denizgil Evre, yetersiz uykunun, bitkin ve yorgun hissetme ile tahammülsüzlüğü de beraberinde getirdiğini söyledi. “Yaz aylarında yaşanan önemli psikiyatrik yakınmalardan biri de uykusuzluktur” diyen Tuğçe Denizgil Evre şöyle devam etti; “Uykusuzluk, bipolar hastalığının, aşırı neşeli, hareketli seyreden manik dönemini tetikleyebilir. Ayrıca uykusuzluk gün içerisinde huzursuzluk, sinirlilik, tahammül edememe ve gerginliğe de yol açabiliyor. Bu da gerek duygusal, gerek sosyal, gerekse profesyonel ilişkilerde yıpranma ya da bozulmaya neden olabilir.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">SICAKLIKLARIN ETKİLERİNDEN KORUNMAK İÇİN ÖNERİLER</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tuğçe Denizgil Evre, yaz mevsiminde sıvı tüketiminin yeterince olmadığı zamanlarda aşırı terleme nedeniyle vücut elektrolit dengesinin bozulabileceğini, halsizlik, yorgunluk, iştah kaybı, isteksizlik hissi yanında çabuk öfkelenme gibi davranışların artabileceğini söyledi. Tuğçe Denizgil Evre, “Yaşanabilecek olumsuz etkileri en aza indirgemek amacıyla yaz aylarında sıvı tüketimine daha çok dikkat edilmesi gerekiyor. Sıcak havalarda tercih edilecek rahat kıyafetler, vücudu daha konforlu hissettirip, stresi azaltabilir. Hissedilen sıcağın etkilerini azaltmak ve uyum sağlamak öncelikli hedefimiz olmalıdır. Sürekli negatif otomatik düşüncelere odaklanmak, yaşanılan stresi artırdığından, kişiler için temel amaç stresi kontrol etmek olmalıdır. Ayrıca akşam saatlerinde keyif alınabilecek zamanlar oluşturmalı, gün içinde sıcaklardan dolayı yapılamayan aktiviteleri gerçekleştirerek rahatlamalısınız” önerilerinde bulundu. </p>



<p class="wp-block-paragraph">HABER MERKEZİ</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/sicak-havalar-psikolojinizi-bozabilir/">SICAK HAVALAR PSİKOLOJİNİZİ BOZABİLİR</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/sicak-havalar-psikolojinizi-bozabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MIZMIZ HASTALAR</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/mizmiz-hastalar/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/mizmiz-hastalar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nilüfer BEKCİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Apr 2022 21:42:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[cimer]]></category>
		<category><![CDATA[mızmız hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[sabim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=16932</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hepimizin hayatı boyunca yolu birçok kez doktor kapısına düşer. Kimimiz özel muayenehanelerde veya hastanelerde rahatça işini görürken kimimiz de devlet hastanelerinde az veya çok çile çekeriz. Bu çilenin hastanelerin yoğunluğundan olduğunu hepimiz biliyoruz. Ama maalesef bazı hastalar dışarıda beklerken yaşadığı gerilimin acısını doktorlardan çıkarıyorlar. Sözlü ya da bedensel şiddet olaylarını hepimiz biliyoruz.Ancak şiddet sadece bu [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/mizmiz-hastalar/">MIZMIZ HASTALAR</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Hepimizin hayatı boyunca yolu birçok kez doktor kapısına düşer. Kimimiz özel muayenehanelerde veya hastanelerde rahatça işini görürken kimimiz de devlet hastanelerinde az veya çok çile çekeriz. Bu çilenin hastanelerin yoğunluğundan olduğunu hepimiz biliyoruz. Ama maalesef bazı hastalar dışarıda beklerken yaşadığı gerilimin acısını doktorlardan çıkarıyorlar. Sözlü ya da bedensel şiddet olaylarını hepimiz biliyoruz.<br>Ancak şiddet sadece bu şekilde olmuyor. Psikolojik şiddet de en az fiziksel şiddet kadar insanın canını yakıyor. Mızmız, laftan anlamayan, sürekli naz ve kapris yapan, mızıldanıp duran hastalar hem hekimleri, hem de bazen refakatçilerini çileden çıkarıyor. Hekimler onca iş yükünün arasında SABİM ve CİMER’e gereksiz yere yapılan şikâyetlere savunma yazmakla uğraşıyor.<br>Öyle saçma şikâyet dilekçeleri görüyorum ki bazen. Cidden şaşırıyor ve üzülüyorum. Çoğu zaman hekimin de bir insan olduğu, makine olmadığı unutuluyor. Onun da hasta olabileceği düşünülmeden randevu saatinde kendi hekimi rahatsızlandığı için bir başka hekime yönlendirilen hasta tedavisi yapıldığı halde şikâyet edebiliyor.<br>Dışarıda beş dakikadan fazla beklediği için olay çıkaran hatta şikayette bulunan hasta, doktorunun yanında, gereksiz sorularla onu uzun süre meşgul ediyor, hem doktoru bunaltıyor hem de sıradaki hastanın bekleme süresini uzatıyor. Muayenesi beş dakikadan fazla sürmezse da bunu şikâyet ediyor.<br>Aslında bu muayene sürelerini hekimler kendileri belirlemiyorlar, sistem otomatik olarak randevu veriyor. Bir hekimin muayenesi idealde yirmi dakika ila yarım saattir. Bu sürede hasta hem detaylı bir muayeneden geçer hem de istediği sorulara cevap alma şansı bulur. Devlet hastanelerinde maalesef hekimlere bu süre tanınmıyor. Hastasıyla ilgilenirken dışarıdaki yoğunluk ve bekleyen hastaların arasındaki tartışmalar de hekimin hem dikkatini dağıtıyor, hem de strese girmesine neden oluyor.<br>Özellikle kamuda çalışan diş hekimlerimizin sabrı her gün sınanıyor. MHRS üzerinden randevu alan hastalar, sürelerinin beş dakika olduğunu ve bu randevunun sadece muayene için verildiğini bildikleri halde tedavilerinin hemen yapılması için ısrar ediyorlar. Sıradaki hastalar ise defalarca kapıyı açıp ne zaman içeri alınacaklarını soruyorlar.<br>Diş hekimi tedavileri ise uzun süre gerektirir ve dikkat ister. Tedavinin gerek dışarıdaki sabırsız hastalar tarafından gerekse koltuktaki hastanın nazı yüzünden sürekli kesintiye uğratılması doktoru bunaltıyor. Ve bütün bunlar yaşanırken hekimin son derce sakin olması bekleniyor. Kaşını çatsa şikâyete gidiliyor.<br>Peki, hekimin çalışma koşulları, özel hayatında neler yaşadığı, onun da sorunları olabileceği hiç düşünülüyor mu? Bu hastalar kapris yaparken o hekimin bir günde kendileri gibi kaç hastayla uğraşmak zorunda kaldığını düşünüyorlar mı?<br>Sadece hekimler değil, sağlık kurumlarında çalışan bütün personel bu duygusal şiddete maruz kalıyor, laftan anlamayan, şartları ve sınırları zorlayan, olmayacak şeyleri oldurmaya çalışan anlayışsız, kaprisli hasta veya hasta yakınlarına laf anlatmak için dil döküyorlar.<br>Bu insanlardan tek bir ricam var empati kursunlar, önce insan olduğu için sonra da sağlıkçı oldukları için bütün sağlık personeline ve tabii ki diğer hastalara saygı duysunlar.</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/mizmiz-hastalar/">MIZMIZ HASTALAR</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/mizmiz-hastalar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
