<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>metin alkan Archives - Horoz Medya</title>
	<atom:link href="https://www.horozmedya.com/etiket/metin-alkan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.horozmedya.com/etiket/metin-alkan/</link>
	<description>Haberin Adresi</description>
	<lastBuildDate>Sun, 09 Feb 2025 21:40:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2022/05/cropped-horoz-32x32.png</url>
	<title>metin alkan Archives - Horoz Medya</title>
	<link>https://www.horozmedya.com/etiket/metin-alkan/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>MÜSLÜMAN VE MÜKELLEF</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/musluman-ve-mukellef/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/musluman-ve-mukellef/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metin Alkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Jan 2022 06:57:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[metin alkan]]></category>
		<category><![CDATA[mükellef]]></category>
		<category><![CDATA[müslüman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=8723</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla Ağaca dayanma çürür… İnsana güvenme ölür …aç ellerini rabbine seni bir tek o görür… Bugün yakın çevrenizdeki Müslümanlar için özel dua, tüm Müslümanlar için ise genel dua ettiniz mi? Bugün kaç Müslümanı ziyaret ettiniz? Kaç Müslümana nasihat ettiniz? Kaç Müslümandan nasihat istediniz? Bugün hasta ziyareti yaptınız mı ya da [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/musluman-ve-mukellef/">MÜSLÜMAN VE MÜKELLEF</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla Ağaca dayanma çürür… İnsana güvenme ölür …aç ellerini rabbine seni bir tek o görür… Bugün yakın çevrenizdeki Müslümanlar için özel dua, tüm Müslümanlar için ise genel dua ettiniz mi? Bugün kaç Müslümanı ziyaret ettiniz? Kaç Müslümana nasihat ettiniz? Kaç Müslümandan nasihat istediniz? Bugün hasta ziyareti yaptınız mı ya da cenaze için taziyede bulundunuz mu? Çevrenizde cenaze yada hasta yoksa; bir fakiri ziyaret ettiniz mi? Bugün bir yetimin başını okşayıp, onu sevindirdiniz mi? Bir muhtacı, sıkıntısından kurtardınız mı? Bugün bir kardeşinizin derdiyle ilgilenmek adına azmedip, derdiyle ilgilenmeye zaman ayırdınız mı? Bugün bir fakire veya miskine yemek yedirdiniz mi? Din kardeşinize hediye verdiniz mi? Bugün -size göre küçük ya da büyük- kaç kişiye sadaka verdiniz? Bugün kaç kişiye Allah için tebessüm ettiniz ve Allah rızası için güzel söz söylediniz? Bugün alırken verirken, dünya alışverişinde kaç kişiye kolaylık sağladınız? Ve kaç kişiyi sevindirdiniz? Bugün hayatın debdebesi içinde kaç kez Allah&#8217;ı dille zikrettiniz ya da Allah&#8217;ı sürekli hatırda tuttunuz mu? Ticarette ya da diğer rızık kazanma yollarında kaç kişiye yardımcı oldunuz? Kaç müşteri veya sizden hizmet alanın duasını kazandınız? Bugün nefsiniz galeyana geldiğinde ve öfkelendiğinizde kaç kez Allah için sustunuz, Allah için bağışladınız? Bugün şahit olduğunuz kaç olayda, Allah için elinizden geldiği kadarıyla Müslümanca bir duruş sergilediniz? Bugün kaç kez dükkan yada tezgahınızdan Allah rızası için ayrılıp, Allah yolunda yürüdünüz; Sırat-ı Müstakim&#8217;i adımladınız? Bugün kaç kez tanıdığım bir Müslümana maddi ve manevi bir konuda ve ne kadar yardımcı olabilirim diye iç aleminizde muhasebe yaptınız?</p>



<p><br>Bugün Allah için ne yaptık? Ya da -Allah korusun- amel defterimize hangi günahı yazdırdık? Müslüman, her günü hayırlarını artırmak için fırsat olarak görür. Salih amellerini artırır ve çokça tevbe eder. Her gün sayısız ibadetimiz olması gerekirken; &#8220;bugün Allah için ne yaptın?&#8221; sorusuna cevap vermekte zorlanırsak ahirette halimiz nice olur? Bugün nefsimizi muhasebe etmezsek; yarın huzur-u mahşerde Allah&#8217;a nasıl hesap vereceğiz? &#8220;Hesaba çekilmeden önce, nefislerinizi hesaba çekiniz&#8221; ilkesini, kendimize prensip edinmeliyiz. Bugün biz, halimizden memnun değilsek; ahirette n&#8217;apacağız? Bu nedenle nefislerimizi Allah&#8217;ın vahyine tabi kılmalıyız. Bazıları, şeytana aldanarak ibadet etmenin önemli olmadığını, önemli olanın kalp olduğunu söyleyerek avunurlar! İbadet etmek önemli olmasaydı, Allah bizlere ibadeti emreder miydi? Kaldı ki, cennete girmenin şartlarından biri de salih ameldir… Salih amellerde gevşek davranan Müslümanlar cehennem azabı görecekler ve cezalarını çektikten sonra cennete girebileceklerdir! Yine de biz, Allah&#8217;ın affını umuyoruz. Allah&#8217;ın affını umabilecek kimselerin ise, Allah&#8217;a asla şirk koşmaksızın huzûr-u İlâhi&#8217;ye gidenler olduğunu da unutmayalım, unutturmayalım! Şeytanın en büyük çabası insanlığa bu gerçeği unutturmaktır! &#8220;Benim kalbim temiz&#8221; diyenler bilsin ki; kalbi temiz olan kişi, Allah&#8217;a iman eder ve imanının gereği olarak diğer ibadetleri de işler. İbadet etmeyenin kalbi temiz değildir! Öyle olsaydı; Allah, bu kalbi temiz insanları neden azaplandırsın ki? Onları mükâfatlandırması gerekirdi? Bilâkis Allah, sahih bir akide ile iman etseler bile kullarını ibadetlerden hesaba çekmektedir. Dilediklerini ise, iman sahibi oldukları halde cezalandırmaktadır! Hatta şunu söylememiz gerekir ki, ibadetlerden sorumlu olan kimse, mükellef olan Müslümandır. Kişiye, Müslüman, akıllı ve reşid olmadıkça &#8220;mükellef&#8221; denmez ve kendisi için mahkeme-i kübrâ&#8217;da terazi kurulmaz ve amellerinden sorgu sual edilmez. Onlar iman etmedikleri için, ebedi azaba müstahak olacaklardır. </p>



<p>Allah CC selamı bereketi Rahmeti üzerinize olsun…</p>



<p>METİN ALKAN</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/musluman-ve-mukellef/">MÜSLÜMAN VE MÜKELLEF</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/musluman-ve-mukellef/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EY GÖNÜL BİRAZ SABRET</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/ey-gonul-biraz-sabret/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/ey-gonul-biraz-sabret/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metin Alkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Dec 2021 13:26:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[ey gönül]]></category>
		<category><![CDATA[metin alkan]]></category>
		<category><![CDATA[rahim]]></category>
		<category><![CDATA[sabır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=6710</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rahman ve Rahim olan Allah&#8217;ın adıyla Sabret gönül…yol çok uzun değil.. Az kaldı… Ey gönül; Hayat süprizlerle doludur. Kimi zaman saadeti kaybetmenin hasretiyle kavrulurken, kimi zamanda ummadığın bir saadetin tebessümüyle sürur bulursun. Çektiğin ıztırablar elemler tarifsiz kederlere sabretmenin ateşiyle pişer, bir zaman sonra o ateşte lezzet bulursun. Bu yüzden ey gönül ateşten korkma. Sabrın sineleri [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/ey-gonul-biraz-sabret/">EY GÖNÜL BİRAZ SABRET</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Rahman ve Rahim olan Allah&#8217;ın adıyla Sabret gönül…yol çok uzun değil.. Az kaldı… Ey gönül; Hayat süprizlerle doludur. Kimi zaman saadeti kaybetmenin hasretiyle kavrulurken, kimi zamanda ummadığın bir saadetin tebessümüyle sürur bulursun. Çektiğin ıztırablar elemler tarifsiz kederlere sabretmenin ateşiyle pişer, bir zaman sonra o ateşte lezzet bulursun. Bu yüzden ey gönül ateşten korkma. Sabrın sineleri yakan o lahuti ateşte piş ki lezzet bulasın. İşte ey gönül çoğu bela ve musibetlerin değişmez kaderimiz olması, bütün çabalarımıza rağmen açlığın fakirliğin korku ve endişelerin içinde sabra mahkum edilişimiz hep bundan. Güneş yakacak, meyveler sabırla olgunlaşacak. </p>



<p>Tohum toprağın derinliklerinde sabra nahkum ; sen dünya denen şu çileler, elemler, ayrılıklar, hasretler yurdunda…Tohum, bir müddet toprağın karanlıklarında kalmaya tahammül edecek. Çürüyecek, çürürken canını toprağa katarken sabredecek, sabrın acısına katlanacak, sonra filiz verecek hasretini çektiği gün ışığına kavuşacak. Yapraklarıyla gözleri okşarken gölgesinde canlar ferahlık bulacak, meyveleriyle ziyafetler sunacak. SENDE ÖYLE OL GÖNÜL… Sen de korkunun endişenin elemlerin zindanında kalmaya tahammül et. Acılara katlanmanın nice nimetlere hasret yaşamanın ateşinde pişecek, lezzet bulacaksın. Hayat bulmak, hayat vermek için…Ey gönül, acılara sabret. Çünkü onlar seni kahretmek için değil; sınamak, terbiye etmek, kemale erdirmek için gelirler. Hem de geçicidirler, ebediyyen bil ki hiçbir gece ebedi değildir,her karanlığın sonunda bir fecir saklı. </p>



<p>Alemlerin Rabbine, kalbin sahibine kulak ver. Sabrı öğren, gayesini anla. Kulak ver o sese : &#8220;Biz sizi biraz korku biraz açlık ve mallardan, canlardan biraz eksiltmekle deneriz. Sabredenleri müjdele&#8221; Bakara155 &#8221; Şimdi sabret. O müjdeyle can bul. Sus ve dinle EY GÖNÜL… Bil ki hayat seni her zaman bahar serinliğinde karşılamaz. Kimi zaman kurak bir yaz, kimi zaman kara bir kış olur. İncinirsin acı çekersin, dişlerini sıkarsın, gözlerin yaşarır. Ne olur gözlerin yaşarsa da dilin ancak Rabbinin razı olduğu sözü söylesin. Bu yaşlara katlanmayı bil ey gönül, varacağın menzil hatırına. Bilirim şu dünyada bütün kederler sana doğru gelip sende karar kılmak isterler. Sanki hep sen de barınmak ister. Düşün ey gönlüm onları sana yönelteni düşün…bu kudsi çileleri bir misafir olarak ağırla Müminlerin o sözüne bütün ruhunla katıl: &#8220;Onlar ki ..Onlara bir musibet isabet ettiğinde şöyle derler.. Biz Allah&#8217;a aidiz ve elbette sonunda Ona döneceğiz &#8220;Bakara 156&#8221; Eğer iman eder salih ameller işer, bunlarda sabır ve sebat gösterirsen; senin de sabrının sonu asla hüsran olmayacaktır. Rabbinin şu vaadi haktır: &#8220;Asra yemin olsun ki insan hüsrandadır. Ancak iman edip salih ameller işleyenler.</p>



<p><br>Birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna.. &#8221; Asr suresi&#8221; Kainat sana gıpta ediyor biliyormusun. Sen muhabbet şarabından bir yudum içtikçe, alemler kendinden geçiyor. O muhabbeti muhafaza etmeye sabret gönül. Dikkatle bakarsan görürsün ki şükrün sinesinde bile sabır saklıdır. Sabrın zıddı da aceledir. Acelenin meyvesi ise üzüntüdür. Öyleyse çabalarının mükafatını beklerken ne olur acele etme. Sabrın özündeki tevekkülü gör her şeyin sahibine dayanmayı öğren. EVET, SABIR ACIDIR EY GÖNÜL… Bunu en iyi bilen de sensin. Gelecekten ümidi olmayan bir yürek bu acıya tahammül edemez. Hangi ümit diye sorma. Bütün ümitler İMANINDA saklı. İmanın var demek ki ümidin var. Şimdi sus gönlüm ve sabret… Sen ki narin kanatlı bir kelebeksin. İlahi takdirin imtihanını minicik gövdende bulmuşsun. İlahi mukadderatın göklerinden gelen kaza oklarına hedefsin. Göklerin ve yerin yüklenmekten sakındığı EMANET omuzlarında. Bazen belin bükülecek dizlerin dermansız kalacak. Ama sakın sabrın tükenmesin ey gönül, ruhunu ebediyete taşıyorsun. Sabret gönül…şurada karşı kıyıya ne kaldı?bu dünya zindanına muvakkaten mahkumsun, şükret ki müebbeden değil… Allah CC selamı bereketi Rahmeti üzerinize olsun .</p>



<p>METİN ALKAN</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/ey-gonul-biraz-sabret/">EY GÖNÜL BİRAZ SABRET</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/ey-gonul-biraz-sabret/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ALLAH CC HUZURUNDA</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/allah-cc-huzurunda/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/allah-cc-huzurunda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metin Alkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Dec 2021 13:08:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[ALLAH]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[metin alkan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=6023</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rahman ve Rahim olan Allah&#8217;ın adıyla Bizler Rabbimizin büyüklüğünü takdir edemeyen bir toplum olduk. Gün geçtikçe İslami değerlere verdiğimiz önem azalıyor. Artık umursamaz hale geliyoruz. Sanki Rabbimiz ile olan bağımız sıradanlaşıyor ve hatta daha aşağılaşıyor. Hepimizin nafakasını kazanmak için çalıştığı bir işi vardır. Başımızda bir yönetici, patron veya müdür bulunur. Eğer o iş yerinin kıstaslarına [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/allah-cc-huzurunda/">ALLAH CC HUZURUNDA</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Rahman ve Rahim olan Allah&#8217;ın adıyla Bizler Rabbimizin büyüklüğünü takdir edemeyen bir toplum olduk. Gün geçtikçe İslami değerlere verdiğimiz önem azalıyor. Artık umursamaz hale geliyoruz. Sanki Rabbimiz ile olan bağımız sıradanlaşıyor ve hatta daha aşağılaşıyor. Hepimizin nafakasını kazanmak için çalıştığı bir işi vardır. Başımızda bir yönetici, patron veya müdür bulunur. Eğer o iş yerinin kıstaslarına uyulmaz, müdür veya patrona terbiyesizlik atfedilecek bir hal veya hareket olur ise kapı gösterilir ve işe son verilir. Bu kriterlerin başında giyim ve kuşam gelir. Patron, elemanlarının jilet gibi giyinmesini ister. Çalışanlarda mecburen buna uymak zorundadır. Çünkü işten atılma korkusu vardır. Resmi işlerimizi halletmek için, bir toplantı ve merasime katılmak içinde çok güzel giyinir, dikkatleri üzerimize çekeriz. Sevdiğimiz bir insan ile buluşmak için ise bir kenara koyduğumuz, her zaman giymediğimiz en güzel elbiselerimizi giyeriz. Bu, ona verdiğimiz değerden kaynaklanır. Gelin görün ki biz nankör insanoğlu bütün bu ortamlarda giyim ve kuşamımıza dikkat ederken, her yönden bizi kuşatan Rabbimiz ile buluşma anında yani namazda aynı ehemmiyeti gösteremiyoruz.<br>Önünde el pençe divan durduğumuz patronu yaratan ve onun da rızkını veren, resmiyet makamının en zirvesi, sevgililerin sevgilisi, her anımızı ve nefesimizi, varlığımızı borçlu olduğumuz yaradanımıza karşı hiç bu kadar sorumluluk hissetmiyoruz. Bunun en bariz örneğini sabah ve cuma namazlarında yaşıyoruz. Cuma günleri mahalle camilerinde dikkatimizi çeken en önemli bir hususlardan biridir bu. Eşofman ve pijama ile namaz kılmak… Bir Müslüman nasıl olur da namaza, hele hele camiye eşofman ile gelir, pijama ile saf tutar? Bu nasıl bir gafilliktir! Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Cuma gününü Müslümanların bayramı olarak ilan etmiştir. Kendisi haftanın her Cuma günü boy abdesti almış, güzel kokular sürünmüş, en güzel elbisesini giyinmiş ve ümmetine de böyle yapmalarını tavsiye etmiştir. İmam-ı Azam Efendimizin de en güzel elbiselerini namaz için kullandığını biliyoruz. Demek ki biz Müslümanlar, Rabbimize, pijamamızı çıkaracak kadar dahi önem vermiyoruz. Yani bu tablo bize bunu gösteriyor. Bu çok acı bir durum. Bu bizim bilinçsizliğimizden, cahilliğimizden, bu cahillik de imamlarımızın sükutundan kaynaklanıyor. Burada en büyük görev cami imamlarına düşüyor.<br>Cami imamları, eskiden pijama ile gelenleri, köpek oturuşu ile oturanları uyarır, hutbe esnasında konuşanları ikaz eder ve konuşmamalarını telkin ederdi. Şimdilerde yok böyle bir imam. &#8220;Camiye gelsin de nasıl gelirse gelsin&#8221; diyor imamlarımız. Tamam camiye gelsinde edebi ile gelsin. Komşunun evine misafirliğe mi geliyor. Kaldı ki bir ziyaret esnasında bile üst başa gösterilen önem namazda gösterilmiyor. İmamlarımız cumaya gelen cemaati tatlı bir üslup ile kırmadan incitmeden uyarmalı, Cuma gününün faziletini ve namazlara verilmesi gereken önemi anlatmalıdır. Özellikle, Rabbimizin huzurunda takınılması gereken edepler üzerinde vurgu yapılmalıdır. Resulullah Efendimiz şöyle buyuruyor: &#8220;Kim kendisinin Allah katındaki değerini bilmek isterse, Allah&#8217;ın, kendi katındaki değerine baksın&#8221; yani kendisinin Allah&#8217;a ne kadar saygı ve sevgi gösterdiğine baksın. Allah CC selamı bereketi Rahmeti üzerinize olsun.</p>



<p>METİN ALKAN</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/allah-cc-huzurunda/">ALLAH CC HUZURUNDA</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/allah-cc-huzurunda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İSLAMDA EDEP</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/islamda-edep/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/islamda-edep/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metin Alkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Dec 2021 14:04:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[edep]]></category>
		<category><![CDATA[metin alkan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=5829</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rahman ve Rahim olan Allah&#8217;ın adıyla Edep, güzel terbiye, iyi alışkanlıklarla birlikte, utanılacak hata ve ayıplardan korunmaktır. İnsan zekasının kapısı olan edep, inanan kimsenin eskimez giysisi, en değerli süsü, mağlup olmaz silahıdır. Edep ve güzel ahlak inanca kuvvet ve parlaklık kazandırıp kötülüklerden korur. İnsan ilişkilerinin şekillenmesinde önemli bir özellik olan edep, kişinin kendisini ve çevresindekilerini [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/islamda-edep/">İSLAMDA EDEP</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Rahman ve Rahim olan Allah&#8217;ın adıyla Edep, güzel terbiye, iyi alışkanlıklarla birlikte, utanılacak hata ve ayıplardan korunmaktır. İnsan zekasının kapısı olan edep, inanan kimsenin eskimez giysisi, en değerli süsü, mağlup olmaz silahıdır. Edep ve güzel ahlak inanca kuvvet ve parlaklık kazandırıp kötülüklerden korur. İnsan ilişkilerinin şekillenmesinde önemli bir özellik olan edep, kişinin kendisini ve çevresindekilerini sevmesi herkese layık olduğu ölçüde değer vermesidir. Edep, başkaların kul köle olup onları üstün görmemek olduğu gibi, kendisini de abartılı gösterip insanları hor görmemektir. İslam bilginlerinden bazıları edebi şöyle tanımlar: İmam Kuşeyri: &#8220;Edep, bir insanda iyi ve güzel huyların tamamının meydana geldiğinin görülmesidir.&#8221; Mevlana: &#8220;Eğer adem oğlunun edebi yoksa adem değildir. İnsan ile hayvan arasındaki fark edeptir. Göz gezdir ve Allah&#8217;ın kelamına &#8220;Kur&#8217;an&#8217;a&#8221; ayet ayet tamamına bak, Kur&#8217;anın anlamı edeptir.&#8221; </p>



<p>&#8220;Eğer şeytanı ayaklarınızın altında görmek istiyorsanız gözünüzü açın ve biliniz ki şeytanın katili edeptir.&#8221; Hasan Basri: &#8220;Edep, dinin gerçeklerini bilmedeki ince anlayış, dünyanın geçici ve aldatıcı zevklerine aldanmadan Allah&#8217; ı hatırlatan bilgiler edinmek için yapılan eğitimdir.&#8221; İbnul Kayyim El Cevzi: &#8220;Kişi kendisini ve sevdiklerini ateşten korumak istiyor ise edebi öğrensin, edebi öğretsin.&#8221; Sehl B. Abdullah: &#8220;Edep ihlas ve kulluk ile azgın nefsi uslandırmaktır.&#8221; İmam Suhreverdi: &#8220;İlim ve bilginin yüceliği edep ile anlaşılır. Davranışlar, ilim ve irfan ile kabul görür ve insan, güzel edep ve ahlakı ile dünya ve ukba muradına ulaşır.&#8221;</p>



<p><br>İmam Gazali: &#8220;Ahlakın en mükemmeli, edebin en üstünü, Din&#8217;de edeptir. Dinde yücelmek, Allah&#8217;ın emirlerine itaat edip, peygamberimizin edeplerini bilmek ve uymak ile mümkündür.&#8221; Lokman Hekim kendisine edebin anlamını soranlara: &#8220;Ben edebi edepsizlerden öğrendim.&#8221; Bu ve benzeri pek çok tanımdan da anlaşılacağı gibi edep, insanlar için iyilikler ve güzelliklerin kaynağı olan davranış biçimidir. Kişi bu davranış kalıpları ile kendisine, ailesine ve çevresindeki insanlara daha olumlu katkılarda bulunur, gerçek kimliğini yansıtmış olur. İnsanın ailesiyle, toplumu ile ve rabbi ile olan diyaloglarında bu özellikleri yansıtan davranışlar sergilemesi önemli bir meziyet ve fazilettir. Kişinin kendisine, aile bireylerine, iş arkadaşlarına, toplumdaki diğer insanlara karşı sorumluluk duyması, karşılaştığında onları selamlaması, güler yüz göstermesi, içtenlikle iletişim kurması, sohbet etmesi, yardımda bulunması, paylaşması, değer vermesi kusur ve ayıpları ile uğraşmaması, gerektiğinde teşekkür etmesi belli başlı edep kurallarından bir kaçıdır. İnsanın bütün kusurlarını örten edep ne güzel bir örtüdür. Kişinin edebi altından daha değerlidir. Ramazan ayı, tüm insanlığı fenalıklardan koruyan sabır, bereket, mağfiret, rahmet ve edep ayıdır. Bu ayda yapılan duaların, kılınan namazların, alınan ve verilen her nefesin, yutulan her lokmanın, helal kazancın önemi hatırlatılmalıdır. Bu ayın çocuklara çok iyi tanıtılması ve onlarla paylaşılması gerekir. Sınıfların ve evlerin Ramazan&#8217;dan önce süslenmesi yaşanan güzelliklerdendir.</p>



<p><br>İbadet ayı olan Ramazan&#8217;da öğretmenlerin ödevleri azaltması, öğrencilerle birlikte oruç tutması, teravih namazına gitmesi, öğrenci iftarlarında bulunması, önemli şahsiyetleri ve mekanları ziyaret etmesi, ramazan hediyeleri dağıtması önemli bir özelliktir. İradelerin ve sabrın sınandığı mübarek ramazan ayında ve okulların öğretime başladığı şu günlerde eğitimciler okullarda, aileler evlerde, niyaz kapısında sürekli dua eden, takva ve edep ile donanan özellikler taşımalıdır. Bu konuda her eğitimci ve anne baba kendini yeterli görmeyip inanarak, araştırarak, birikimlerine yeni beceri, ve yetenekler ekleyerek kendini yenileyerek çağdaş, güncel, farklı öğretim metotları ile donanarak okullarda ve evlerde farklı etkinlikler sunmalıdır. Özellikle çocukların gelişim düzeyleri göz önünde bulundurularak her fırsatta örnek ahlak ve edep ile ilgili model davranışlar sergilemeli. Edep timsali örnek şahsiyetleri tanıtmalı, güzel davranış kalıplarını sergilemeli. Uzmanlardan ve güvenilir kaynaklardan yardım almalı . Edebin İlkeleri: Ululuk, büyüklük, izzet ve şeref parada, sözde ve yaşta değil, ancak edep ve kemaldedir. Bu nedenle &#8220;kişinin edebi, altınından daha hayırlıdır&#8221; denmiştir. </p>



<p>Edebin temel ilkelerini şöyle sıralayabiliriz: Her türlü şüphe ve tereddütten uzaklaşarak sağlam ve kesin bir inanca sahip olmak, Rabbine, peygamberine, kitabına ve tüm manevi değerlerine karşı sorumluluklarını bilmek, öğrenmek, araştırmak, öğrenmede istekli ve gayretli olmak, bilgisizlikten arınmak, Temiz bir niyetle sahip olduğu inancın gereklerini yerine getirmek, söz ve davranışlarında doğruluktan ayrılmamak, İbadetleri efendimizin yaptıkları gibi, huzur ve huşu ile yapmaya çaba göstermek, Bilgi ile dost olmak, ahlaksız bilginin felaketlerini ve sonuçlarını kavramak, Bilge insanların meclislerinde oturmak, onları sevmek, hürmet etmek, destek olmak, dualarını almak, Söz ve davranışları ile tutarlı olmak, böyle olmayan kimselerden uzaklaşmak, Yaptığı tüm davranışların temelinde sadece Allah&#8217;ın rızasını aramak, O&#8217;nun rızasını kazanmak, ödülü O&#8217;ndan beklemek, O&#8217;nun buyruklarına göre hareket etmek, Öğrendiklerini uygulamada, yerine getirmede, sorumluluklar taşımak, Ne iş yaparsa yapsın edebin, kişisel gelişimine olan katkılarını belli aralıklarla sorgulamak, Nefsine, ailesine, diğer insanlara ve rabbine karşı edep kurallarını noksansız yerine getirmek, İşinde, davranışlarında sözlerinde her zaman edepli tavırlar sergilemede sürekliliğini sürdürmek, Edepte ve ahlakta örnek şahsiyetleri ve hayat hikâyelerini yakından bilmek, onların izinden gitmek… </p>



<p>Bilge insan sayısı çok olan bir kültürden geliyoruz. Yüzyıllar öncesi yaşayan, seslerini bize duyuran, bilgileri, yetenekleri, yaşam hikâyeleri, ahlak ve edepleri ile karanlıklarımızı aydınlatıp ışık saçan, güzelliklerimizi sevgi çiçekleri ile süsleyen, düşünceleri ile huzurumuzun, mutluluğumuzun kaynağı olan örnek modellerimizin sayısı oldukça çoktur.</p>



<p>Metin ALKAN</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/islamda-edep/">İSLAMDA EDEP</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/islamda-edep/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CENNETİN ÖZELLİKLERİ CENNETİN AĞAÇLARI NE KADAR BÜYÜKTÜR?</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/cennetin-ozellikleri-cennetin-agaclari-ne-kadar-buyuktur/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/cennetin-ozellikleri-cennetin-agaclari-ne-kadar-buyuktur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metin Alkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Dec 2021 14:22:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[cennet]]></category>
		<category><![CDATA[cennet köşkleri]]></category>
		<category><![CDATA[cennetin özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[metin alkan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=5672</guid>

					<description><![CDATA[<p>2524-Ebû Saîd el Hudrî (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cennet’te öyle bir ağaç vardır ki binitli bir kişi onun gölgesinde yüz yıl yürür sonuna varamaz. Rasûlullah (s.a.v.) şöyle devam etti: İşte “Uzayıp giden gölgeler…”budur. (Vakıa sûresi: 30) (Müslim, Cennet: 1) Tirmizî: Ebû Saîd’in rivâyeti olarak bu hadis hasen garibtir. 2525- Ebû Hüreyre (r.a.)’den [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/cennetin-ozellikleri-cennetin-agaclari-ne-kadar-buyuktur/">CENNETİN ÖZELLİKLERİ CENNETİN AĞAÇLARI NE KADAR BÜYÜKTÜR?</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>2524-Ebû Saîd el Hudrî (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cennet’te öyle bir ağaç vardır ki binitli bir kişi onun gölgesinde yüz yıl yürür sonuna varamaz. Rasûlullah (s.a.v.) şöyle devam etti: İşte “Uzayıp giden gölgeler…”budur. (Vakıa sûresi: 30) (Müslim, Cennet: 1) Tirmizî: Ebû Saîd’in rivâyeti olarak bu hadis hasen garibtir. 2525- Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cennet’te gövdesi altından olmayan hiçbir ağaç yoktur.” (Tirmizî rivâyet etmiştir.) Tirmizî: Ebû Hüreyre hadisi olarak bu hasen garibtir.</p>



<p><br>2526- Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ey Allah’ın Rasûlü! dedik. Bize ne oluyor ki senin yanındayken kalplerimiz yumuşuyor dünyayı istemiyor ahiret ehlinden olmaya çalışıyoruz. Fakat senin yanından çıkıp ailelerimiz arasına karışıp çocuklarımızın kokusunu aldığımızda kendimizi değişmiş buluyoruz. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Siz her vakit benim yanımdan çıktığınız şekilde olsaydınız melekler sizi evlerinizde ziyaret ederlerdi ve sizler hiç günah işlememiş olsanız, Allah günah işleyen ve onların günahını affedeceği bir toplum yaratırdı. Ebû Hüreyre diyor ki: Ey Allah’ın Rasûlü! yaratıklar neden yaratılmışlardır? Rasûlullah (s.a.v.), “Sudan” buyurdu. Cennetin binası neden yapılmıştır diye sordum, “Bir kerpici altından, bir kerpici gümüşten, harcı keskin kokulu misk, çakılları inci ve yakut, toprağı za’feran oraya girenler nimetler içersinde refah bulur, sıkıntı çekmezler. Ebedî olurlar, giydikleri eskimez gençlikleri yok olmaz.” Sonra şöyle devam etti: “Üç kişi var ki, duaları geri çevrilmez: Adaletli devlet idarecisi, iftar etmek üzere olan oruçlu ve mazlum… Allah mazlum kimsenin duasını bulutların üzerine kaldırır ve göklerin kapısını ona açar. Büyük ve güçlü olan Rab: “Bir süre sonra bile olsa izzetim hakkı için sana mutlaka yardım edeceğim.” (Müslim, Tevbe: 27; Dârimî, Rıkak: 17) Tirmizî: Bu hadisin senedi pek sağlam değildir. Bence bu hadis muttasıl da değildir. Bu hadis başka bir isnad ile Ebû Müdle ve Ebû Hüreyre’den de rivâyet edilmiştir.</p>



<p><br><strong>CENNET KÖŞKLERİNİN ÖZELLİKLERI NELERDİR?</strong></p>



<p><br>2527-Ali (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cennet’te öyle köşkler vardır ki; dışarıdan içerisi içeriden de dışarısı gözükür bir bedevi kalkıp şöyle dedi: O köşkler kimler içindir? Rasûlullah (s.a.v.) de şöyle buyurdu: “O köşkler; güzel söz söyleyen, yemek yediren, oru¬ca devam eden ve insanlar uykuda iken geceleri namaz kılanlar içindir.” (Müsned: 1268) Tirmizî: Bu hadis garibtir. Bazı hadisçiler Abdurrahman b. İshâk hafızası yönünden tenkid etmişlerdir kendisi Küfelidir. Abdurrahman b. İshâk el Kureşî ise Medîneli olup berikinden daha sağlamdır.<br>2528-Abdullah b. Kays (r.a.)’den rivayete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: “Cennetin içerisinde iki Cennet daha vardır ki kapları ve her şeyi gümüştendir bir başka iki Cennet daha vardır ki onunda kapları ve her türlü eşyası altındadır. Adn Cennetinde Cennetlikler ile Rableri arasında görebilmelerine engel büyüklük perdesi vardır.” Aynı sened ile Rasûlullah (s.a.v.)’in şöyle buyurduğu da rivâyet edilmiştir: “Cennet’te içi boş inciden yapılmış büyüklüğü altmış mil olan bir çadır vardır ki her bir tarafında huriler bulunur ve birbirlerini görmezler oraya giren mü’min onları bir bir dolaşır.” (Buhârî, Bed-il Halk: 8; Müslim, Cennet: 9) Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Ebû Imrân el Cevnî&#8217;nin ismi, Abdülmelik b. Habîb’tir. Ebû Bekir b. Musa’ya gelince, Ahmed b. Hanbel, “adı bilinme¬mektedir!” diyor. Ebû Musa el Eş’arî’nin adı Abdullah bin Kays’tır. Ebû Mâlik el Eş’arî’nin ismi Sa’d b. Tarık b. Eşyem’dir.</p>



<p><br><strong>CENNET’TE DE DERECELENDİRMELER VAR MIDIR?</strong></p>



<p><br>2529-Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Cennet’te yüz derece vardır her iki derece arasındaki mesafe yüz yıldır.” (Tirmizî rivâyet etmiştir.) Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. 2530-Muâz b. Cebel (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Kim, Ramazan orucunu tutar, namazlarını kılar, Ka’be’yi hacceder -zekatı söyledi mi söylemedi mi hatırlamıyorum- doğduğu ülkede kalsa da Allah yolunda hicret etse de Allah onu mutlaka bağışlayacaktır.” Muâz: “Bunu Müslümanlara aktarayım mı?” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Bırak insanları! Kulluk yapmakta yarış edip çalışsınlar çünkü Cennet’te yüz derece vardır. Her bir derece arasındaki mesafe gökle yer arası kadardır. Cennetlerin en güzel ve yüksek dereceli olanı Firdevs Cenneti olup; Rahman’ın arşı bunun üzerindedir. Cennetlerin bütün nehirleri buradan fışkırır. Allah’tan Cenneti isteyeceğinizde Firdevs Cennetini isteyiniz.” (Müsned: 21073) Tirmizî: Bu hadis bu şekilde Hişâm b. Sa’d’den, Zeyd b. Eslem’den Atâ b. Yesâr’dan, Ubâde b. Sâmit’den de rivâyet edilmektedir. Atâ, Muâz b. Cebel’e yetişemeyen bir kişidir. Muâz’ın ölümü öncedir ve O Ömer’in halifeliği döneminde vefat etmiştir. 2531-Ubâde b. Sâmit (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cennet’te yüz derece vardır; Her iki derece arasındaki mesafe gökle yeryüzü arası kadardır. Firdevs derece olarak en üstünü olup Cennetin dört ırmağı buradan fışkırır. Arş’ta bunun üstünde bulunur. Allah’tan Cennet istediğinizde Firdevsi isteyiniz.”</p>



<p>Metin ALKAN</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/cennetin-ozellikleri-cennetin-agaclari-ne-kadar-buyuktur/">CENNETİN ÖZELLİKLERİ CENNETİN AĞAÇLARI NE KADAR BÜYÜKTÜR?</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/cennetin-ozellikleri-cennetin-agaclari-ne-kadar-buyuktur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CENNET-İ ALA KAPILARI KATLARI</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/cennet-i-ala-kapilari-katlari/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/cennet-i-ala-kapilari-katlari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metin Alkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Dec 2021 14:49:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[cennet-i ala]]></category>
		<category><![CDATA[metin alkan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=5153</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla Bu hadislerden bazıları şöyledir: &#8220;Cennette yüz derece vardır. Her bir derecenin diğer derece ile arası, sema ile arz arası kadar geniştir. Firdevs bunların en yukarıda olanıdır. Cennetin dört nehri buradan çıkar. Bunun üstünde Arş vardır. Allah&#8217;tan cennet istediğiniz vakit Firdevs&#8217;i isteyin.&#8221; &#8220;Gümüşten iki cennet vardır. Kapları ve içinde bulunan [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/cennet-i-ala-kapilari-katlari/">CENNET-İ ALA KAPILARI KATLARI</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla Bu hadislerden bazıları şöyledir: &#8220;Cennette yüz derece vardır. Her bir derecenin diğer derece ile arası, sema ile arz arası kadar geniştir. Firdevs bunların en yukarıda olanıdır. Cennetin dört nehri buradan çıkar. Bunun üstünde Arş vardır. Allah&#8217;tan cennet istediğiniz vakit Firdevs&#8217;i isteyin.&#8221; &#8220;Gümüşten iki cennet vardır. Kapları ve içinde bulunan diğer şeyleri de gümüştendir. Altından iki cennet vardır, kapları ve içlerinde bulunan diğer eşyaları da hep altındandır. Adn cennetinde, cennetliklerle Rablerini görmeleri arasında Allah&#8217;ın veçhindeki rıdâu&#8217;l-kibriyadan (büyüklük perdesinden) başka bir şey yoktur.&#8221;</p>



<p><br>Cennet, Allah’ın sayısız nimetleriyle doludur. Bu manayı ifade eden değişik sıfatları vardır: 1. Cennet’ün – Naîm : Nîmetler bahçesi, 2. Cennet-i Adn : Daimî kalınacak bahçe, 3. Cennet’ül &#8211; Me’vâ : Barınılacak bahçe, 4. Cennetu’l-Firdevs : Bahçe, 5. Dâr’ul – Huld : Daimî kalınacak yer, 6. Dâr’ul – Karar : İkamet olunacak yer, 7. Dâr’us – Selâm : Emniyet ve selâmet yeri. 8. İlliyyûn : Yücelerin yücesi. İbn Abbâs (r.a.)&#8217;dan gelen bir rivayette, Cennetin yedi tabakası olduğu haber verilmektedir. Bunlar, “Firdevs, Adn Cennet&#8217;i, Nâim Cennet&#8217;i, Daru&#8217;l-Huld, Me&#8217;va Cennet&#8217;i, Daru&#8217;s-Selâm ve İlliyyûn&#8217;dur.” Bu tabakalardan her birinde, müminlerin yaptıkları iyi işler karşılığında girecekleri veya yükselecekleri derece veya mertebeler vardır. “İlliyyûn” ifadesi cennetin bir adı olup bu rivayette geçmektedir. Bir de Cennetin sekiz adet de kapısı vardır. Bunlardan her mü’min ameline göre girecektir. Bu da her cennetin ayrı ayrı sekiz kapısı olarak mı, yoksa her kapıdan bir cennete mi girilecek tam net değildir. Bazıları cennetin yedi tabaka olduğu ve bunlara sekiz kapıdan girileceği şeklinde de anlamıştır. 1. Tövbe kapısı 2. Namaz kapısı 3. Oruç kapısı 4. Zekât kapısı 5. Sadaka kapısı 6. Hac ve Umre kapısı 7. Cihat kapısı 8. Sıla-i Rahim kapısı Kur’an-ı Kerimde çokça zikredilen cennetler şunlardır: 1-Cennetü&#8217;n-Nâim: “Beni Cennetü&#8217;n-Nâim&#8217;in varislerinden kıl.”</p>



<p><br>Onların mükâfâtı Rableri katında And Cennetleridir ki onların altlarından nehirler akar, orada onlar ebedî kalıcıdırlar, Allah onlardan razı olmuştur, onlar da ondan razı olmuşlardır. Bu Rabb&#8217;inden korkanlar içindir.” 3-Cennetü&#8217;l-Firdevs: “Şüphesiz, iman edip güzel amel işleyenler için barınak olarak Firdevs Cennetleri vardır.” 4-Cennetü&#8217;l-Me&#8217;vâ: “İman edip güzel amel işleyenlere gelince, onlar için Me&#8217;vâ Cennetleri vardır.” 5-Dârü&#8217;s-Selâm : “Allah Dârü&#8217;s-Selâm&#8217;a çağırıyor ve O, dilediği kimseleri dosdoğru bir yola hidâyet buyurur.” 6-Dârü&#8217;l-Huld: “O Rab ki, fazlından bizi durulacak yurda kondurdu.” 7-Daru’l Karar: “Dünya hayatı geçici bir eğlencedir ahiret ise gerçekten kalınacak bir yurttur.” 8-İlluyyûn: İlliyyun da İbn-i Abbas’ın (ra) rivayet ettiği hadisde cennet ismi olarak anılmaktadır. Bu Kur’anda amellerin kaydedildiği bir kitap olarak tefsir edilse de devamındaki ayette “Allah’a yakın olanların bulunduğu bir mevki olarak” vasfedilmiştir ki bu da Cennetlerden biridir. Her ne kadar Cennet&#8217;in tabakalarını sekiz ile sınırlandırmışsa da, ayetlerden anlaşıldığına göre, Cennet&#8217;in birçok tabakası vardır. Burada İbn Abbas’ın haber verdiği ve ayetlerde adları geçen Cennet tabakaları, Cennet&#8217;in en yüksek tabakalarıdır. Çünkü bu tabakalarda da birçok tabaka vardır. Nitekim Allah Teâlâ&#8217;nın “Nâim Cennetleri” veya &#8220;Firdevs Cennetleri&#8221; şeklindeki çoğul ifade eden ayetleri buna delildir. Ayrıca bu “Cennette yüz derece vardır” hadisine de uygundur. Yine Ümmü Hârise Hadisinde bu gerçek Hz. Peygamberin dilinden ifade olunmuştur. Ümmü Harise Bedir&#8217;de şehit olan çocuğu hakkında Hz. Peygamber&#8217;den bilgi almak üzere gelmiş ve ona Rasûlullah bir çok Cennet olduğunu belirterek, çocuğunun da &#8220;Firdevs-i Â&#8217;lâ&#8217;da&#8221; olduğunu söylemek suretiyle teselli etmiştir. Allah CC selamı bereketi Rahmeti üzerinize olsun.</p>



<p>Metin ALKAN</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/cennet-i-ala-kapilari-katlari/">CENNET-İ ALA KAPILARI KATLARI</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/cennet-i-ala-kapilari-katlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CEBRAİL A.S. MIN BÜYÜKLÜĞÜ</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/cebrail-a-s-min-buyuklugu/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/cebrail-a-s-min-buyuklugu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metin Alkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Dec 2021 15:05:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[cebrail]]></category>
		<category><![CDATA[denizli]]></category>
		<category><![CDATA[denizlihaber]]></category>
		<category><![CDATA[metin alkan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=4697</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rahman ve Rahim olan Allah&#8217;ın adıylaPeygamber Efendimiz (s.a.v) Cebrail (as) a sordu:Ey Cebrail!Hiç 7 kat semadan yeryüzüne korku ve dehşet içinde hızlıca indin mi?Cebrail :Evet Ya Muhammed 3 kez dediğin şekilde indiğim oldu.Bunun üzerine Peygamber Efendimiz(sav) sordu :Nasıl oldu anlat?Birincisi dedi Cebrail (as) ;H.Z.İbrahim ateşe atılırken Allah (cc) bana dedi ki :Sor bakalım İbrahim’in bizden [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/cebrail-a-s-min-buyuklugu/">CEBRAİL A.S. MIN BÜYÜKLÜĞÜ</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Rahman ve Rahim olan Allah&#8217;ın adıyla<br>Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cebrail (as) a sordu:<br>Ey Cebrail!<br>Hiç 7 kat semadan yeryüzüne korku ve dehşet içinde hızlıca indin mi?<br>Cebrail :<br>Evet Ya Muhammed 3 kez dediğin şekilde indiğim oldu.<br>Bunun üzerine Peygamber Efendimiz(sav) sordu :<br>Nasıl oldu anlat?<br>Birincisi dedi Cebrail (as) ;<br>H.Z.İbrahim ateşe atılırken Allah (cc) bana dedi ki :<br>Sor bakalım İbrahim’in bizden bi dileği var mıdır?<br>O sırada ibrahim ateşe atılmış şekilde hav ada ilerliyordu.<br>(o zaman mancılık yöntemiyle ateşe atmışlardı İbrahim Peygamberi)<br>Cebrail :<br>Hemen süratle indim yeryüzüne ve İbrahim e sordum;<br>Var mıdır Rabbinden istediğin birşey?<br>İbrahim peygamber cevapladı:<br>Çekil çekil!<br>Rabbim’den geldiyse başım üstüne.<br>Bunun üzerine Yaradan emretti.<br>Ateşe serin ol!<br>Yere yumuşak ol! dedi<br>Peygamber Efendimiz(sav)<br>Ya ikincisi diye sordu Cebrail(as)’e.<br>Cebrail (as) :<br>Yine İbrahim oğlu İsmail’i kurban edeceğinde bıçağın keskin yerini değil nsırt tarafını İsmail’in boğazına sürtüyordu kesmek için tam farkına vardı ve bıçağı ters çevirip İsmail’in boğazına değdireceği sıra Rabbim emretti; Yetiş Cebrail al şu iki koçu İbrahim bunları kurban etsin dedi.<br>İşte o sırada çok korktum yetişemeyeceğim diye ama şükürler olsun yetiştim.<br>Peygamber Efendimiz(sav) sordu :<br>Ya üçüncüsü Cebrail onu da anlat.<br>Cebrail (as) :<br>Ya Rasulallah onu ne sen sor ne ben söyleyeyim.<br>Rabbime en yakın olduğum yerdeydim.<br>Kendi mekanımda ve 7 kat semanın en tepesi denebilir.<br>Sen Uhud savaşındaydın ve savaş sırasında darbe aldın.<br>Darbe alınca miğferinin demiri yanağına battı.<br>Ashab geldi yanına ve sana olan terbiyesinden dolayı o demiri eliyle değil<br>de ağzıyla yanağından hafifçe çekti çıkardı.<br>İşte tam o sırada yanağından süzülen bir damla kan yere düştü düşecek.<br>Alemlerin Rabbi şöyle dedi:<br>Yetiş Ey Cebrail!<br>Eğer Resulümün kanı yere düşerse andolsun ki yerde ve gökte bir tek<br>canlı bırakmam.<br>Cebrail (as):<br>İşte o anda tüm gücümle yeryüzüne Uhud’a yöneldim.<br>O kadar hızla indim ki yanağından süzülen kan tam yere damlamak üzereyken yetiştim ve kanadımın üzerine düşürdüm. Hamd olsun Rabbime…Tunalım . Allah CC selamı bereketi Rahmeti üzerinize olsun.</p>



<p>Metin ALKAN</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/cebrail-a-s-min-buyuklugu/">CEBRAİL A.S. MIN BÜYÜKLÜĞÜ</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/cebrail-a-s-min-buyuklugu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İSLAMDA; KARABORSA (İHTİKAR) HARAMDIR. KAZANCI DA HARAMDIR</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/islamda-karaborsa-ihtikar-haramdir-kazanci-da-haramdir/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/islamda-karaborsa-ihtikar-haramdir-kazanci-da-haramdir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metin Alkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Dec 2021 06:45:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[denizli]]></category>
		<category><![CDATA[denizlihaber]]></category>
		<category><![CDATA[haram]]></category>
		<category><![CDATA[horoz haber]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[karaborsa]]></category>
		<category><![CDATA[metin alkan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=4478</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla Hz. Ömer (R.a) anlatıyor: &#8220;Resulullah (S.a.v) buyurdular ki: &#8220;Malını satışa arzeden rızka erer, muhtekir (pahalanması için satmayıp bekleten)de lanete uğrar.&#8221; Hz. Ömer (R.a) anlatıyor: &#8220;Resullullah (S.a.v)&#8217;ı işittim, buyurdular ki: &#8220;Müslümanlara bir gıda maddesinde ihtikarda bulunanı Allah Teala hazretleri cüzzam ve iflasa mahkum eder.&#8221; İslam Toplumunda Karaborsa (İhtikar) Haramdır. Karaborsa, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/islamda-karaborsa-ihtikar-haramdir-kazanci-da-haramdir/">İSLAMDA; KARABORSA (İHTİKAR) HARAMDIR. KAZANCI DA HARAMDIR</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla Hz. Ömer (R.a) anlatıyor: &#8220;Resulullah (S.a.v) buyurdular ki: &#8220;Malını satışa arzeden rızka erer, muhtekir (pahalanması için satmayıp bekleten)de lanete uğrar.&#8221; Hz. Ömer (R.a) anlatıyor: &#8220;Resullullah (S.a.v)&#8217;ı işittim, buyurdular ki: &#8220;Müslümanlara bir gıda maddesinde ihtikarda bulunanı Allah Teala hazretleri cüzzam ve iflasa mahkum eder.&#8221; İslam Toplumunda Karaborsa (İhtikar) Haramdır. Karaborsa, bir malın fiyatının artması için piyasadan çekilmesi, stok edilmesi, satılmaması ve fiyatı artınca satılmasıdır. Ticarette normal kâr helâldir. Fakat, ticaretin gayesi her ne pahasına olursa olsun kâr, hele aşırı kâr elde etmek değildir. İslâm&#8217;ın haram kıldığı aşırı kâr yollarından biri de karaborsadır. Karaborsanın insanlara pek çok zararı vardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz: Piyasada sun&#8217;î darlık meydana getirmek, tüketimi sun&#8217;î olarak artırmak, bu vesîleyle enflasyonu yükseltmek, fazla fiyatla tüketicinin mağdur edilmesi, alıcı-satıcı arasındaki itimat, iyi niyet, sevgi ve saygının ortadan kalkması… Birkaç kişinin aşırı para kazanması için buna başvurması, günah sayılmıştır.</p>



<p><br>Satın Alın Peygamberimiz karaborsacıyı şöyle tehdid eder. &#8220;Pazara mal getiren rızıklandırılmış; ihtikar (stok ve karaborsa) yapan lânetlenmiştir.&#8221; (İbn-i Mâce, Ticaret, 6). İhtikâr dînen haramdır. Bazı müctehidler ihtikarın sadece insan ve hayvan yiyeceklerinde olduğunu kabul etmişlerdir. Yukarıda geçen hadîste ise genel bir ifade vardır; yani insanın bütün ihtiyaçlarını içine almaktadır. Buna göre yiyecek maddesi dışında kalan diğer ihtiyaç maddeleri de, karaborsacılığın sınırı içine girmektedir. Çiftçinin ürettiği malı bekletmesi ise ihtikar değildir. Çiftçi emeğini değerlendirmek için bekletebilir. Fakat o mala aşırı bir ihtiyaç duyulursa piyasaya sürmesi daha iyidir. İslam’ın mübadeleye getirdiği esaslardan birisi de ekonomik ifade ile karaborsa diyebileceğimiz ihtikâr veya spekülasyondur. İhtikâr yapmak Peygamber’in hadisleriyle haram kılınmıştır. Bu, malı daha yüksek bir fiyatla satmak için piyasaya sürmeyip depolarda stok yaparak değerinin üstünde satmak suretiyle aşırı kazanç sağlamak amacıyla yapılan hileli bir işlemdir. Başka bir deyişle ihtikâr, fiyatların yükselmesini bekleyerek halkın muhtaç olduğu malları satmayıp depolarda istif edip saklamaktır.[1 Mustafa Çağırıcı, İslam Üzerine Düşünceler, s. 57; Kamil Miras, Tecrid, VI, 448; E. İ. Kureşi, a.g.e., s. 84.]</p>



<p><br>Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır: “Her kim yiyecek maddelerini kırk gece saklarsa Allah ondan, o da Allah’tan uzak kalır.”[2 Ahmed İbn Hanbel, Müsned, II, 33.] Muaz b. Cebel der ki, Allah Resulüne ihtikârın mahiyetini sordum. “Kişi ucuzluk olunca üzülür, pahalılık olunca sevinir. Karaborsacı ne kötü bir insandır ki, Allah fiyatları ucuzlatırsa üzülür, pahalılaştırırsa sevinir” buyurdu.[3 Heysemi, Mecmeu’z-Zevaid, IV, 101; Tecrid, IV, 449.] “Malı piyasaya sürüp satan kazanır, saklayıp stok eden ise lanetlenir.”[4 İbn Mace, Ticaret, 6, 12.] “Kim fiyatların yükselmesini ümit ederek Müslümanlara ihtikâr yaparsa hata etmiştir.”[5 Müslim, Musakat, 130, 139; Ebu Davud, Büyu, 47; Heysemi, a.g.e., IV, 101.] Faiz nasıl haksız bir kazanç ise ihtikâr da haksız bir kazançtır. Aslında ihtikar, özellikleri itibariyle faize benzemektedir. Çünkü bekletilen mala hiçbir ilave yapılmadığı halde sadece zamanın geçmesiyle fiyatı yükselmektedir. Zaten spekülasyon Arap Yarımadasında geniş çapta faizle beraber yaygın bir durumdaydı. Gerek yiyecek maddelerinde ve gerekse diğer mallarda dünyanın çeşitli yerlerinde zaman zaman meydana gelen sıkıntılarda yüksek kar peşinde koşan ihtikârcıların önemli rolü vardır. Kureyşi, eserinde ihtikâr-karaborsa ile ilgili olarak şunları söylemektedir: Bugün zaruri eşya fiyatlarında meydana gelen aşırı yükselmeler, diğer sebepler yanında, gayri meşru kar peşinde koşmaktan ileri gelmektedir. 1943 yılında Bengal’de meydana gelen erzak sıkıntısı daha ziyade ihtikârcılar tarafından meydana getirilmiştir.[6 Enver İkbal Kureşi, a.g.e., s. 84.] Karun, Musa’nın vatandaşlarından biriydi; onlara (mali açıdan) zulmetti [7 Kasas 28/76.] ayetinin tefsirinde Elmalılı, Firavun’un, siyasi zulüm ve istibdadın sembolü (alemi), Karun’un ise mali istibdat ve ihtikarın sembolü olduğunu ifade ettikten sonra, Karun kıssasının muhtekir bir kapitalist kıssası olduğunu söylemektedir.[8 Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dini, V, 3755. 268 Nisa 4/29. 269 Ahmed b. Hanbel, Müsned V, 72. 270 Kasani, Bedayi, V, 129.] Netice olarak İslam dini faizi haksız kazanç saydığı gibi karaborsa adı verilen ihtikârı da bir haksızlık kabul ederek yasaklamıştır. Öyleyse karaborsa ve spekülasyondan para kazanmak haramdır. Allah CC selamı üzerinize olsun…</p>



<p>Metin ALKAN</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/islamda-karaborsa-ihtikar-haramdir-kazanci-da-haramdir/">İSLAMDA; KARABORSA (İHTİKAR) HARAMDIR. KAZANCI DA HARAMDIR</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/islamda-karaborsa-ihtikar-haramdir-kazanci-da-haramdir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TEVBE ETMEK</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/tevbe-etmek/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/tevbe-etmek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metin Alkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Dec 2021 06:42:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[denizli]]></category>
		<category><![CDATA[denizlihaber]]></category>
		<category><![CDATA[horoz haber]]></category>
		<category><![CDATA[ibadet]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[metin alkan]]></category>
		<category><![CDATA[tevbe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=4298</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla Benim sahibim senin gibi böyle öfkelenmez. Vaktiyle bütün gününü Cenâb-ı Hakka ibâdet ile geçiren birisi, zamanın hükümdarına methedilmişti. Onunla sohbet arkadaşı olması tavsiye edilmişti. Hükümdar, methini işittiği o dostunu sarayına çağırtarak kendisiyle sohbet arkadaşı olmasını ricâ etti. Bu zât hükümdara şöyle cevap verdi: &#8211; Ey hükümdar, bu isteğin güzel! [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/tevbe-etmek/">TEVBE ETMEK</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla Benim sahibim senin gibi böyle öfkelenmez. Vaktiyle bütün gününü Cenâb-ı Hakka ibâdet ile geçiren birisi, zamanın hükümdarına methedilmişti. Onunla sohbet arkadaşı olması tavsiye edilmişti. Hükümdar, methini işittiği o dostunu sarayına çağırtarak kendisiyle sohbet arkadaşı olmasını ricâ etti. Bu zât hükümdara şöyle cevap verdi: &#8211; Ey hükümdar, bu isteğin güzel! Ancak olur ya, yanlış bir iş yapsam beni affeder misin? Yoksa hemen cezâlandırır mısın? &#8211; Ne gibi bir yanlışın olabilir? &#8211; Meselâ bir gün sarayına geldiğinde beni istemediğin bir işi yaparken görsen ne yaparsın? Onun bu sözüne şiddetle öfkelenen hükümdar: &#8211; Bana böyle şeyler söylemeğe nasıl cüret edersin? diye bağırdı. Bunun üzerine dostu zât da şöyle dedi: &#8211; Benim kerîm bir Rabbim var. O derece kerîm, o derece cömert ki, aynı bir günde bende yetmiş günâh birden görse benim sahibim yine de öfkelenmez, beni kapısından kovmaz, ni&#8217;metinden mahrûm etmez. Böyle bir durumda ben O&#8217;nun kapısından nasıl ayrılayım da, henüz bir suç bile işlememişken bana öfkelenen birisinin kapısına geleyim? Ben henüz bir suç işlemeden bana böyle kızan birisi acaba suç işlemiş olduğum zaman ne yapar? Cenab-ı Hak, kullarını kendisine isyan ettiği zaman hemen günah yazmaz, onun tevbe etmesini pişman olmasını bekler.<br>İnsan bir günâh işlediği vakit, sol omuzdaki meleğin âmiri durumundaki sevâbları yazan melek diğerine, &#8220;Bekle belki tevbe eder&#8221; diyerek günâhı hemen yazdırmaz. Cenâb-ı Hak çok merhametli olduğu için çeşitli vesîlelerle kişinin günâhını affeder. Yeter ki insan geç de olsa hatâsını anlayıp pişman olsun. Allah’ü teâlâ Bekara sûresinde, “Şüphesiz ki , hem çok tevbe edenleri, hem de kötü alışkanlıklardan ve kötü ahlâktan temizlenenleri sever” buyurmaktadır. Tevbe edip hidâyet yoluna yönelenlere hareket tarzımız şöyle olmalıdır: 1) Onu sevmelidir. Çünkü tevbesini kabûl etmekle onu sevmiştir. 2)ALLAH&#8217; ın onu tevbesinde dâim eylemesi için kendisine duâ etmelidir. 3) Onu kendine örnek edinmelidir. 4) Onunla oturup sohbetlerde bulunmalı, ona yardım etmelidir. ALLAH-ü teâlâ, onun tevbesini kabûl etmekte kendisini dört şeyle şereflendirir: 1) Sanki hiç günâh işlememişcesine onu günâhlardan temizler, 2) Onu sever, 3) Üzerine şeytanı musallat etmez, kendisini ondan korur. 4) Dünya hayâtını terketmezden önce onu korkudan emîn kılar. ALLAH-ü teâlâ Fussilet sûresinde şöyle buyurmaktadır: &#8220;Rabbimiz Allahtır!&#8221; deyip de sonra istikamete gelenler, işte onların üzerine, &#8220;Korkmayın, tasalanmayın, va&#8217;d olunduğunuz Cennetle sevinin!&#8221; diye diye melekler inecektir.” Kişinin tevbesi dört şeyde belli olur: 1) Dilini lüzûmsuz sözlerden, gıybetten, yalandan koruyorsa, 2) Kalbinde hiç bir kimseye ne hased, ne de düşmanlık beslemiyorsa, 3) Kötü kişilerden uzak duruyorsa, 4) Ölüme hazırlanarak geçmiş günâhlarına nedâmet duyuyor, onlara tevbe, istigfâr.<br>Her müslümanın, her gün en az bir kere, Ya Rabbi, bilerek veya bilmeyerek isyana, günaha, küfre sebep olan bir söz söyledim veya bir iş yaptım ise, pişman oldum. Beni affet! diyerek tevbe etse, ALLAH-ü teâlâya yalvarsa, muhakkak affolur. Cehenneme gitmekten kurtulur. Cehennemde yanmamak için, her gün muhakkak tevbe etmelidir. Bu tevbeden daha önemli bir vazife yoktur. Kul hakkı bulunan günahlara tevbe ederken, bu hakları ödemek ve terk edilmiş namazlar için tevbe ederken, bunları kaza etmek lazımdır. Samîmî bir şekilde tevbekâr olanlar, Cehennemden geçtiklerini bile anlayamayacaklardır. Cennete girdikleri zaman diyecekler ki: Rabbimiz bize, Cennete girmeden önce Cehenneme sokulacağımızı söylemişti. Onlara cevâben denir: “Siz oraya sokuldunuz. Fakat o sırada Cehennem sakin idi. Onun için farkına varamadınız” Allah CC selamı bereketi Rahmeti üzerinize olsun.</p>



<p>Metin ALKAN</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/tevbe-etmek/">TEVBE ETMEK</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/tevbe-etmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
