<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kilo Archives - Horoz Medya</title>
	<atom:link href="https://www.horozmedya.com/etiket/kilo/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.horozmedya.com/etiket/kilo/</link>
	<description>Haberin Adresi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 21 Feb 2025 11:51:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>

<image>
	<url>https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2022/05/cropped-horoz-32x32.png</url>
	<title>kilo Archives - Horoz Medya</title>
	<link>https://www.horozmedya.com/etiket/kilo/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>DİZ KİREÇLENMESİNE YOL AÇAN 5 YANLIŞ</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/diz-kireclenmesine-yol-acan-5-yanlis/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/diz-kireclenmesine-yol-acan-5-yanlis/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[horozmedya]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 12:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam ve Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[diz kireçlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[diz sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[eklem dostu egzersizler]]></category>
		<category><![CDATA[eklem sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[hareketsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[kas güçlendirme]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[kilo kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[osteoartrit]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=96945</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Aybars Kıvrak önemli bilgiler verdi. Diz eklemi, vücudun en büyük ve en fazla yük taşıyan eklemlerinden biridir. Yaşlanma, genetik faktörler ve travmalar diz kireçlenmesine (osteoartrit) yol açabilirken, yanlış alışkanlıklar da bu süreci hızlandırabilir. Bu durum, hareket kabiliyetini kısıtlayan ve yaşam kalitesini düşüren ciddi bir rahatsızlıktır. İşte diz kireçlenmesini artıran [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/diz-kireclenmesine-yol-acan-5-yanlis/">DİZ KİREÇLENMESİNE YOL AÇAN 5 YANLIŞ</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div></div>
<div>
<p data-start="0" data-end="124"><em data-start="43" data-end="122">Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Aybars Kıvrak önemli bilgiler verdi.</em></p>
<p data-start="126" data-end="525">Diz eklemi, vücudun en büyük ve en fazla yük taşıyan eklemlerinden biridir. Yaşlanma, genetik faktörler ve travmalar diz kireçlenmesine (osteoartrit) yol açabilirken, yanlış alışkanlıklar da bu süreci hızlandırabilir. Bu durum, hareket kabiliyetini kısıtlayan ve yaşam kalitesini düşüren ciddi bir rahatsızlıktır. İşte diz kireçlenmesini artıran 5 yaygın yanlış ve bu yanlışlardan korunma yolları:</p>
<p data-start="527" data-end="1020"><strong data-start="527" data-end="547">1. Hareketsizlik</strong><br data-start="547" data-end="550" />Hareketsiz bir yaşam tarzı, diz eklemindeki kıkırdak dokunun beslenmesini olumsuz etkiler. Eklem sıvısının dolaşımı için düzenli egzersiz şarttır. Uzun süre oturmak ve fiziksel aktiviteden kaçınmak, kıkırdağın zamanla aşınmasına ve eklem sertliğine neden olur. Düzenli yürüyüş yapmak, yüzme gibi fazla efor gerektirmeyen egzersizler tercih etmek eklem sağlığını destekler. Ayrıca, eklem esnekliğini artıran germe hareketleri yapmak da kireçlenme açısından koruyucudur.</p>
<p data-start="1022" data-end="1659"><strong data-start="1022" data-end="1039">2. Aşırı Kilo</strong><br data-start="1039" data-end="1042" />Vücut ağırlığı arttıkça diz eklemlerine binen yük de artar. Yapılan araştırmalar, her fazla kilogramın diz eklemine yaklaşık 3-4 kat daha fazla baskı oluşturduğunu göstermektedir. Obezite, diz kireçlenmesini hızlandıran en önemli risk faktörlerinden biridir. Sağlıklı ve dengeli bir beslenme programı ile ideal kilonun korunması, diz eklemine binen yükü azaltarak osteoartrit gelişme riskini düşürür. Lif açısından zengin, antioksidan içeren besinler tüketmek ve işlenmiş gıdalardan kaçınmak eklem sağlığına olumlu katkı sağlar. Aşırı kilolu bireylerde kireçlenme sonrası diz protezi yapılma ihtimali daha fazladır.</p>
<p data-start="1661" data-end="2262"><strong data-start="1661" data-end="1697">3. Eklemlere Aşırı Yük Bindirmek</strong><br data-start="1697" data-end="1700" />Ağır yük taşımak, uzun süre diz çökmek veya uygun olmayan spor aktiviteleri yapmak diz eklemine zarar verir. Özellikle bilinçsiz yapılan egzersizler, eklem yapısını zorlayarak kireçlenmeyi hızlandırır. Diz sağlığını korumak için eklem dostu egzersizler tercih edilmelidir. Ağırlık kaldırırken doğru tekniklerin kullanılması, aşırı yüklenmenin önlenmesi ve uygun spor ekipmanlarının kullanımı önemlidir. Bunun yanı sıra, özellikle yaş ilerledikçe, eklemlere aşırı yük bindiren sporlardan kaçınılmalı ve eklem dostu, hafif tempolu egzersizler tercih edilmelidir.</p>
<p data-start="2264" data-end="2764"><strong data-start="2264" data-end="2305">4. Kas Zayıflığı ve Denge Problemleri</strong><br data-start="2305" data-end="2308" />Diz eklemine binen yükü dengelemek için çevresindeki kasların güçlü olması gerekir. Özellikle kuadriseps ve hamstring kaslarının zayıf olması, eklemde dengesiz yüklenmelere yol açarak kıkırdağın daha hızlı aşınmasına neden olur. Aynı zamanda, vücudun genel denge mekanizması bozulduğunda düşme ve travma riski artar, bu da eklem sağlığını olumsuz etkiler. Düzenli kas güçlendirme egzersizleri yapmak diz sağlığını korumanın en etkili yollarından biridir.</p>
<p data-start="2766" data-end="3344"><strong data-start="2766" data-end="2788">5. Sigara Tüketimi</strong><br data-start="2788" data-end="2791" />Sigara, eklem kıkırdağının beslenmesini bozan en önemli faktörlerden biridir. Nikotin ve diğer zararlı maddeler, eklemlerdeki kan dolaşımını azaltarak kıkırdak yapısının bozulmasına neden olur. Araştırmalar, sigara içen bireylerde osteoartrit gelişme riskinin daha yüksek olduğunu ortaya koymaktadır. Sigara kullanımının bırakılması, sadece diz eklemleri için değil, genel sağlık açısından da büyük fayda sağlar. Sigara içen bireylerin eklem sağlığını korumak için bu alışkanlığı terk etmeleri ve sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri yapmaları gerekir.</p>
<p data-start="3346" data-end="3859" data-is-last-node="" data-is-only-node="">Doç. Dr. Aybars Kıvrak, &#8220;Diz kireçlenmesini önlemek için düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı kiloda kalmak, eklem dostu hareketler tercih etmek, kasları güçlendirmek ve sigaradan uzak durmak büyük önem taşır. Bununla birlikte, diz sağlığını koruyabilmek için beslenme alışkanlıklarına dikkat edilmesi gerekir. Ayrıca dize aşırı yüklenmeden kaçınılması ve uygun spor aktivitelerinin seçilmesi gerekmektedir. Bu yanlışlardan kaçınarak diz sağlığınızı uzun yıllar koruyabilir, yaşam kalitenizi artırabilirsiniz.&#8221; dedi.</p>
</div>
<div></div>
<div class="postie-post">
<div class="postie-attachments"><a href="https://www.horozmedya.com/?attachment_id=96946"><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-96946" src="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/02/bacak-agrisi-11.jpg" alt="" width="1050px" height="699px" srcset="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/02/bacak-agrisi-11.jpg 1050w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/02/bacak-agrisi-11-768x511.jpg 768w" sizes="(max-width: 1050px) 100vw, 1050px" /></a><br />
<a href="https://www.horozmedya.com/?attachment_id=96947"><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-96947" src="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/02/DOC.Dr_.-Aybars-KIVRAK-2-37.png" alt="" width="1599px" height="1462px" srcset="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/02/DOC.Dr_.-Aybars-KIVRAK-2-37.png 1599w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/02/DOC.Dr_.-Aybars-KIVRAK-2-37-768x702.png 768w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/02/DOC.Dr_.-Aybars-KIVRAK-2-37-1536x1404.png 1536w" sizes="(max-width: 1599px) 100vw, 1599px" /></a></div>
</div>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/diz-kireclenmesine-yol-acan-5-yanlis/">DİZ KİREÇLENMESİNE YOL AÇAN 5 YANLIŞ</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/diz-kireclenmesine-yol-acan-5-yanlis/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÖNÜMÜZDEKİ KIŞI KİLO ALMADAN GEÇİRİN</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/onumuzdeki-kisi-kilo-almadan-gecirin/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/onumuzdeki-kisi-kilo-almadan-gecirin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Sep 2023 08:45:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=50260</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış aylarında vücut ve metabolizma kendini koruma altına almıştır ve daha yavaş çalışmaya başlar. Kışın yeme ihtiyacı artan kişi çok fazla karbonhidratlı yiyecekler yeme ihtiyacı duyar. Terleme de çok az olduğundan dolayı metabolizma hızı minimumdur. Bu yüzden bu dönemde dikkat edilmezse kilo artışı kaçınılmaz hale gelir. Soğuk havalara karşı bağışıklık sistemi, hastalıklara (grip, soğuk algınlığı, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/onumuzdeki-kisi-kilo-almadan-gecirin/">ÖNÜMÜZDEKİ KIŞI KİLO ALMADAN GEÇİRİN</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kış aylarında vücut ve metabolizma kendini koruma altına almıştır ve daha yavaş çalışmaya başlar. Kışın yeme ihtiyacı artan kişi çok fazla karbonhidratlı yiyecekler yeme ihtiyacı duyar. Terleme de çok az olduğundan dolayı metabolizma hızı minimumdur. Bu yüzden bu dönemde dikkat edilmezse kilo artışı kaçınılmaz hale gelir. Soğuk havalara karşı bağışıklık sistemi, hastalıklara (grip, soğuk algınlığı, bronşit gibi) karşı kendini korumak için yağ yıkımını engeller. Bu durumda kış mevsimini sağlıklı geçirmek için bağışıklık sistemini biraz daha güçlendirmek gerekmektedir. Güçlü bir savunma mekanizmasının temelinde ise yeterli ve dengeli beslenme yer almaktadır. Kış aylarında metabolizmanın yavaşlamasına ek olarak fiziksel aktivitenin azalması da kilo artışına neden olmaktadır. Hormonal değişimlere bağlı olarak sindirim sisteminde kabızlık gibi problemler oluşabilir.</p>



<p>GÜNE SIKI BİR KAHVALTI İLE “MERHABA” DEYİN</p>



<p>Metabolizmanızı iyi çalışır duruma getirmek için mutlaka güne kahvaltı yaparak başlamanız gerekmektedir. İyi bir kahvaltı ile güne başlamak sizin hem direncinizi koruyacak hem kilo kontrolünde siz yardımcı olacak hem de metabolizma hızınızın yavaşlamasını engelleyecektir.</p>



<p>SUSAMADAN SU İÇİN</p>



<p>Yazın sıcaklar nedeniyle rahatlıkla içtiğimiz suyu kışın rahatlıkla tüketemeyiz. Su vücudumuzdaki bütün metabolik reaksiyonların temel direğidir. Kışın su kaybımız daha az olduğu için susama hissimiz azalır, ancak su ihtiyacımızı yine de karşılamamız gerekmektedir. Kışın metabolizmanızı çalıştırmak için susamasanız bile günde 2-2,5 ( 10-14 bardak) litre su tüketilmesi gerekmektedir.</p>



<p>YAĞI, ŞEKERİ AZALTIN</p>



<p>Kış yaklaştıkça, vücudumuz ısı değişikliğine uyum sağlayabilmek adına harcadığı enerjiyi düşürür. Azalan fiziksel aktiviteye paralel olarak yağ ve şeker tüketimi de kısıtlanmalıdır.</p>



<p>HAFTADA 2-3 KEZ BALIK YİYİN KALP VE KEMİK SAĞLIĞINIZI GARANTİYE ALIN</p>



<p>Kış mevsiminde güneş yüzünü daha az gösterdiğinden, D vitamini gereksinmesini karşılamakta sıkıntılar yaşanmaktadır. Bu nedenle havanın güneşli olduğu günlerde 20-25 dakika kadar güneş ışığından direkt olarak yararlanmaya (hafif tempolu yürüyüşler olabilir) ve haftada 2 &#8211; 3 kez balık yiyerek kalp sağlığınızı korumaya ve kemiklerimizin de güneşin eksikliğini (D vitamini yetersizliği) daha az hissetmesini sağlayabilirsiniz.” İHA</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/onumuzdeki-kisi-kilo-almadan-gecirin/">ÖNÜMÜZDEKİ KIŞI KİLO ALMADAN GEÇİRİN</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/onumuzdeki-kisi-kilo-almadan-gecirin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>5 ALTIN FORMÜL İLE KİLO VERİN</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/5-altin-formul-ile-kilo-verin/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/5-altin-formul-ile-kilo-verin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 May 2022 09:54:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[ısı]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=20711</guid>

					<description><![CDATA[<p>Fazla kilolar en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Tıbbi Beslenme Uzmanı Dr. Eyyüb Yılmaz, ideal kilo vermenin püf noktalarını 5 altın kuralla anlattı. Tıbbi beslenme yöntemleri ile pratik ve hızlı kilo vermenin bazı altın kuralları olduğunu ifade eden Yılmaz, &#8220;Kilo verme sürecinde öncelikle fizyolojinin akışına dikkat etmelisiniz. Kilo vermek istiyorsanız metabolizmayı hızlı çalıştıran mekanizmayı bilmeniz [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/5-altin-formul-ile-kilo-verin/">5 ALTIN FORMÜL İLE KİLO VERİN</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Fazla kilolar en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Tıbbi Beslenme Uzmanı Dr. Eyyüb Yılmaz, ideal kilo vermenin püf noktalarını 5 altın kuralla anlattı. Tıbbi beslenme yöntemleri ile pratik ve hızlı kilo vermenin bazı altın kuralları olduğunu ifade eden Yılmaz, &#8220;Kilo verme sürecinde öncelikle fizyolojinin akışına dikkat etmelisiniz. Kilo vermek istiyorsanız metabolizmayı hızlı çalıştıran mekanizmayı bilmeniz gerekmektedir. Peki metabolizmayı nasıl hızlandıralım? Fizyolojinin temel kurallarına uygun, hızlandırılmış, iyi ısıtılmış bir bedende kilo verme süreci hem keyifli hem de sürdürülebilir olacaktır. Bir fizyolojide ısıtıcı olarak kullanabileceğiniz temel besinlere odaklanmalısınız&#8221; dedi.</p>



<p><br>KİLO VERMEDE 5 PRATİK ÇÖZÜM</p>



<p><br>Yılmaz, &#8220;Vücudu ısıtmaya odaklanarak sürece başlamalısınız. Isıtıcı baharatlardan olan karabiber, zerdeçal, pul biber, zencefilin sebze çorbaları ve yemeklerinizde kullanımını artırmanız; bitkisel çaylardan adaçayı, yeşil çay, tarçın, kekik, papatya çaylarını tüketmeniz vücudunuzu ısıtarak kilo verme sürecinizi destekleyecek. Ayrıca günlük hayatınızda sıcak su içimi bile size bu konuda yardımcı olacaktır&#8221; diyerek kilo vermede bizlere yardımcı olacak önemli tüyolar da verdi.</p>



<p><br>KİLO VERME SÜRECİNDE YAĞLAR KORKUNUZ DEĞİL DESTEKÇİNİZDİR.</p>



<p><br>Kilo vermede yağların önemine değinen Yılmaz, &#8220;Yüksek kalori içerdiğinden dolayı hepimiz yağlardan uzak durmamız gerektiğini düşünürüz. Oysa çörek otu yağı kullanarak fizyolojimizi hızlandırır, ısıtır ve olası stres altında enfeksiyonlara meyilli olan bedenimizi korumaya alırız. Kapsül şeklinde kullanımı etkin kullanımını kolaylaştırır ve güvenlidir. Hindistan cevizi yağı kullanarak bağırsak bariyerinin onarımına destek olurken candidanın çoğalmasına engel oluruz. Yanlış diyet programları, vücut direncini düşürürken candidanın artışına da sebebiyet verir. Hindistan cevizi yağı candidaya karşı dengeleyici bir yağdır. Bir başka yardımcı yağ olan tereyağı ise bağırsakların emici hücre yapılarını onarır. Biyo yararlanımını arttırmak için pul biber ile beraber tüketilmelidir. Pul biber hızlandırıcı ve antioksidan bir rol oynayarak tereyağının sindirimin son aşamasına kadar taşır. Kilo vermede kayıplara odaklanmışken aynı zamanda yeni hücreler üretmeye devam ettiğimizi unutuyoruz. Yeni oluşacak hücrelerin, yıkılan hücrelerin atıklarından üretilmesini kim ister ki? Zeytinyağı (oksitlenmemiş, soğuk press) bu evrede yeni üretilecek olan hücrelerin zarlarında gençleştirici etki oluşturacaktır&#8221; ifadelerini kullandı.</p>



<p><br>YÜKSEK ÇÖZÜCÜ SULAR DEDİĞİMİZ ALKALİ İYONİZE SULAR İLE KİLO VERME SÜRECİNİZİ DAHA KALICI YAPMAK MÜMKÜN</p>



<p><br>&#8220;Burada etkili olan alkali sular bikarbonat veya limon ile yapılan sular değildir&#8221; diyen Yılmaz, &#8220;Tıbbi cihaz statüsünde üretilen iyonizer cihazlarla mümkün olabilir. Antioksidan su özelliğinde olduğu için direncinizin düşmesini de önler. Kabızlığı en iyi önleyen su grubunda yer aldığını da belirtirsem kilo kontrolüne ne kadar ciddi katkısı olduğunu anlaşılacaktır&#8221; ifadesini kullandı.</p>



<p><br>B GRUBU VİTAMİNLER/SİNİR SİSTEMİNİ ONARARAK KİLO VERME SÜRECİNİN YÖNETİLMESİ</p>



<p><br>Kilo verme süreçlerinin çoğunlukla yasaklarla donatıldığı için psikolojik olarak kişileri yıpratıp motivasyonu düşürdüğünü ifade eden Yılmaz son olarak şu bilgileri verdi: &#8220;İşte bu evrede sinir sistemi harabiyetini önleyici desteklere ihtiyaç olacaktır. Bunların başında B grubu vitaminlerince zengin olan atalık tohumlardan elde edilen ekmekleri (siyez, arpa, dinkel, karakılçık, kavulca) sınırlı miktarda kullanmak tavsiye edilen gerçekçi çözümlerden biridir. Bu sayede ekmeğe karşı hasretliği önlemiş ve programı sürdürebilir nitelikte oluşturmuş oluruz. Kabızlık sorununuz varsa kilo verme süreciniz sürekli tıkanacaktır. Bunun önüne geçmek için bağırsak hareketlerinizi hızlandıracak olan değerli besinlerden istifade etmelisiniz. Bunların başında keten tohumu içerdiği değerli omega yağları ve kaliteli protein sayesinde kilo programınızı sürdürebilir kılacaktır. Ekstra halsizlik ve yorgunluk yaşamanızın önüne geçecektir.<br>Bu süreçte tatlı krizleri yaşayabilirsiniz. Bu durumda kendinizi suçlamayın. Güvenilir tatlı kaynakları olarak kabul ettiğimiz hurma, incir, kayısı veya üzümden bir miktar alıp çiğneyerek ağzınızda eritin. Yarım bardak su ile yavaş yavaş yutun. Tatlı krizinizi güvenli bir şekilde yönetmiş olursunuz. Bu yeterli gelmese kavrulmamış çerezlerle kuru meyvenizi destekleyebilirsiniz. </p>



<p>Fatma HAYTAN</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/5-altin-formul-ile-kilo-verin/">5 ALTIN FORMÜL İLE KİLO VERİN</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/5-altin-formul-ile-kilo-verin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ORUCU KİLO VERMEK İÇİN TUTMAYIN</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/orucu-kilo-vermek-icin-tutmayin/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/orucu-kilo-vermek-icin-tutmayin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Apr 2022 21:58:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[denizli cerrahi hastanesi]]></category>
		<category><![CDATA[elif topuz ülkü]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[oruç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=16296</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan ayına sayılı günler kala oruç tutacaklar için doğru beslenme konusunda uyarılarda bulunan Özel Denizli Cerrahi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Topuz Ülkü, kilo verme amacı ile oruç tutmayı önermediklerini söyledi. İftar ve sahurda tüketebilecek besinlere değinen Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Topuz Ülkü, “Oruç döneminde kilo verenler kadar kilo alanları da görebiliyoruz. Diyetisyen [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/orucu-kilo-vermek-icin-tutmayin/">ORUCU KİLO VERMEK İÇİN TUTMAYIN</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ramazan ayına sayılı günler kala oruç tutacaklar için doğru beslenme konusunda uyarılarda bulunan Özel Denizli Cerrahi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Topuz Ülkü, kilo verme amacı ile oruç tutmayı önermediklerini söyledi. İftar ve sahurda tüketebilecek besinlere değinen Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Topuz Ülkü, “Oruç döneminde kilo verenler kadar kilo alanları da görebiliyoruz. Diyetisyen kontrollünde bu süreçte kilo verebilmek de mümkün ama sadece kilo vermek için oruç tutmayı önermiyoruz. Çünkü orucun amacı farklı. Mümkün olduğunca yani ekstra bir durum olmadığı sürece sahura kalkılmasını öneriyoruz. Sahura kalkılmadığı takdirde gece yiyip yatan grupta iftar ile sahur yemeği arasında çok kısa bir zaman dilimi oluşuyor. Bu da metabolizmayı olumsuz yönde etkiliyor. O yüzden muhakkak sahura kalkılması gerekiyor. İftar ile sahur arası ne kadar uzun olur ise metabolizma açısından o kadar iyi olacaktır” dedi.</p>



<p>“SAHURDA YAĞLI, SALÇALI, TUZLU, BAHARATLI BESİNLER TÜKETİLMEMELİ”</p>



<p>Sahurda özellikle tüketilmemesi gereken besinlerin kişiyi susatacak besinler olduğuna değinen Elif Topuz Ülkü, “Gün boyu bizi tok tutacak besinleri tercih etmemiz gerekiyor. Bunların başında protein grubu yer alıyor. Yumurta, peynir, tam buğday ekmeğiyle yapılmış kepekli bir tost, yulaf, yoğurt veya 1 kase taze meyvelerden yapılmış bir karışım tercih edilebilir. Bunların aksine susatacak grupta yer alan yağ giren kızartma, salçalı veya iftardan kalan yemeklerin tüketilmesini çok fazla tavsiye etmiyoruz. Özellikle baharat, acı ve tuzlu grubun tercih edilmemesi gerekiyor” dedi.</p>



<p>“SU TEK SEFERDE DEĞİL YUDUM YUDUM TÜKETİLMELİ”</p>



<p>Ramazan ayında su tüketiminin önemine de değinen Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Topuz, şu tavsiyelerde bulundu:“Sahurda en az yarım litre tüketilmeli. Tek seferde içildiğinde şişkinlik ve hazımsızlık yapacağından yudum yudum tüketilmesini öneriyoruz. İftarla birlikte yatana kadar 1 – 1,5 litrenin tamamlanmasını istiyoruz. Minimum 1,5 litre ama fiziksel aktivite gibi ekstra su tüketilmesinin artırılması gereken bazı durumlarda 2 ila 2,5 litrenin üzerine çıkılmasını tavsiye ediyoruz”</p>



<p>“RAHATSIZLIĞI OLANLAR ORUÇ ÖNCESİ MUTLAKA DOKTORUNA DANIŞMALI”</p>



<p>Başta şeker ve tansiyon olmak üzere metabolik hastalığı olanların oruç tutmaya başlamadan önce mutlaka doktoruna danışması gerektiğine dikkat çeken Elif Topuz Ülkü, iftar sofralarında dikkat edilmesi gerekenler hakkında şu uyarılarda bulundu: “İftara öncelikle iftariyeliklerle başlanması gerekiyor ve belki ardından bir çorba tüketimi olabilir ama ondan sonra mümkün olduğunca bir 10 dakika ara verilmesi gerekiyor. Bu süreçte şeker ve tansiyon dengesi sağlanmış olacaktır. Daha sonra bütün besin gruplarını içeren bir tabak düşünebiliriz. Kırmızı veya beyaz et yanında muhakkak bir haşlama veya zeytinyağlı sebze, ayran, yoğurt ya da cacık tüketilebilir. İftar soframızda salatanın da yer almasına özen göstermeliyiz. Belki bu salataya baklagil eklenerek içeriği zenginleştirilebilir. İftar sonrası tatlı tercihlerinizi şerbetli değil sütlü veya meyveli tatlıların tercih edilmesi gerektiğini ve porsiyon ölçüsüne dikkat edilmesi gerektiğini belirtti. </p>



<p>Editör : Fatma HAYTAN / HABER MERKEZİ</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/orucu-kilo-vermek-icin-tutmayin/">ORUCU KİLO VERMEK İÇİN TUTMAYIN</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/orucu-kilo-vermek-icin-tutmayin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;İNME REHABİLİTASYONU YAŞAM KALİTESİNİ OLUMLU ETKİLİYOR&#8217;</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/inme-rehabilitasyonu-yasam-kalitesini-olumlu-etkiliyor/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/inme-rehabilitasyonu-yasam-kalitesini-olumlu-etkiliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Mar 2022 21:04:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[emel atar]]></category>
		<category><![CDATA[inme rehabilitasyon]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[kolesterol]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=16160</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnmenin, dünya genelinde ilk, Türkiye&#8217;de ise üçüncü sakatlık nedeni arasında yer aldığının altını çizen Uzm. Dr. Emel Atar, “İlerleyen yaşla birlikte artan inme riskinde yaşam şekli önemli rol oynuyor. Diyabet, sigara kullanımı, yüksek kolesterol ve aşırı kilo inmeye neden oluyor. İnmeden korunmanın ilk şartı ise bilinçlenme ve farkındalık. Bu nedenle geçici görme bozukluğu, konuşmada zorluk, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/inme-rehabilitasyonu-yasam-kalitesini-olumlu-etkiliyor/">&#8216;İNME REHABİLİTASYONU YAŞAM KALİTESİNİ OLUMLU ETKİLİYOR&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İnmenin, dünya genelinde ilk, Türkiye&#8217;de ise üçüncü sakatlık nedeni arasında yer aldığının altını çizen Uzm. Dr. Emel Atar, “İlerleyen yaşla birlikte artan inme riskinde yaşam şekli önemli rol oynuyor. Diyabet, sigara kullanımı, yüksek kolesterol ve aşırı kilo inmeye neden oluyor. İnmeden korunmanın ilk şartı ise bilinçlenme ve farkındalık. Bu nedenle geçici görme bozukluğu, konuşmada zorluk, ellerde güç kaybı gibi belirtileri hafife almayın” dedi. Halk arasında inme olarak bilinen felç sonrası hastalara uygulanan rehabilitasyon tedavi sürecinin hastaların yaşam kalitesini olumlu yönde iyileştirdiğini belirten Uzm. Dr. Atar, “Rehabilitasyon yaşamın her yönünü içermeli, ekip çalışması, hedefe yönelik olmalıdır. Yalnızca egzersizi değil bununla birlikte öğrenme ve adaptasyonu da içerir, hasta ile birlikte ailenin tedavinin her aşamasında katılımı sağlanmalıdır. En kısa sürede kontrolü hastaya geri vermek esas hedeftir” şeklinde konuştu.</p>



<p><br>“İNME BIR HASTALIK DEĞIL, ASLINDA BIR SONUÇTUR”</p>



<p><br>İnme olgularının yaklaşık yüzde 90&#8217;ı hipertansiyon, diyabet, sigara gibi değiştirilebilir risk faktörlerine bağlı olarak oluştuğunu belirten Uzm. Dr. Atar, “İnme bir hastalık değil, aslında bir sonuçtur. Bu durum da esasında inmenin (felç) önlenebilir olduğunu göstermektedir. Beynin etkilenen bölgesine bağlı olarak vücut yarısında yüz, kol veya bacakta oluşan kuvvet ve his kaybıyla kendini gösteren nörolojik tablodur. Semptomların yarısında denge bozukluğu, yutma bozukluğu, konuşma bozukluğu olabilmektedir. Yüzde 80&#8217;inde hafif veya orta düzeyde sakatlık oluşabilir ve çeşitli derecelerde rehabilitasyona ihtiyaç duyulabilir” dedi. Rehabilitasyon sürecine uygunluğu olumlu etkileyen etmenlerinde altını çizen Uzm. Dr. Atar, ilgili etmenleri şöyle sıraladı: “Hastanın 55 yaşından daha genç olması, kronik hastalığının bulunmaması önceden felç geçirmemiş olması, idrar ve gaita tutabilmesi, his kaybı ve/veya his kusuru olmaması, hareket fonksiyonlarında erken gelişme, özellikle üst kolda, elde hareketlerin erken belirmesi, aile desteği, rehabilitasyona erken başvuru.”</p>



<p><br>“REHABILITASYON YAŞAMIN HER YÖNÜNÜ IÇERMELI, EKIP ÇALIŞMASI, HEDEFE YÖNELIK OLMALIDIR”</p>



<p><br>İnmenin akut döneminde medikal tedavilere odaklanılmış olmasına rağmen rehabilitasyon tedavilerine de hemen başlanılması gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Atar, “Mümkün olduğunca erken mobilizasyon esastır. Hayati tehlike atlatılır atlatılmaz hemen başlanmalıdır. Hastanın durumu stabil ise en kısa sürede yani ilk 24 &#8211; 48 saatte başlanmalıdır. Erken mobilizasyon ile bacaklarda oluşabilecek damar tıkanıklığı, reflü, bası yarası, eklem katılığı gibi durumların sıklığı azaltılabilir. Rehabilitasyon hasta ile birlikte yapılmalıdır. Yaşamın her yönünü içermeli, ekip çalışması, hedefe yönelik olmalıdır. Yalnızca egzersizi değil bununla birlikte öğrenme ve adaptasyonu da içerir. Hasta ile birlikte ailenin tedavinin her aşamasında katılımı sağlanmalıdır. En kısa sürede kontrolü hastaya geri vermek esas hedeftir” diye konuştu. Uzm. Dr. Atar, rehabilitasyon süreci ile amaçlarını hastanın fonksiyonel bağımsızlığını en üst düzeye çıkartmak, oluşan hareket ve duyu kaybının oluşturduğu engeli en aza indirmek, aile ve topluma entegre olmasını, yaşamdan kopmamasını sağlamak ve hastaya yeniden yaşamı sevdirmek ve yeterli bir hayat kazandırmak olduğunu belirtti.</p>



<p><br>“REHABILITASYON EKIBI ÇOK ÖNEMLI”</p>



<p><br>Rehabilitasyon ekibinin de bu süreçte çok önemli olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Atar, “Rehabilitasyon ekibi, fizik tedavi ve rehabilitasyon hekimi, fiztoterapist, iş uğraşı terapisti, ortez protez uzmanı, hasta ve ailesinden oluşmaktadır. Bu ekip ile birlikte rehabilitasyon süreci, hastanın fonksiyonel durumuna ve ihtiyacına göre planlanır. İnme rehabilitasyonu programının içinde temel olarak, eklem hareket açıklığı egzersizleri, germe egzersizleri, kas kuvvetlendirme egzersizleri, denge ve yürüme eğitimleri, ayna tedavileri, zorunlu kullanım tedavileri bulunur. Hasta en az 2 yıl takip edilmelidir” ifadelerini kullandı.</p>



<p><br>İNME TEDAVISINDE BOTULINUM TOKSIN TIP A UYGULAMASI</p>



<p><br>Uzm. Dr. Atar, sözlerini şöyle tamamladı: “İnmeli hastalarda engelliliğe neden olan kas katılığı tedavisinde botulinum toksin uygulamalarının kas katılığını azaltmada ve hareket genişliğini artırmada etkili ve güvenli olduğuna dair bilimsel çalışmalar vardır. Günümüzde botulinum toksin tip A enjeksiyonu uzun etkisinin geri dönüşümlü, kolay uygulanabilir ve güvenilirliğinin yüksek olması gibi avantajları ile inmeli hastalarda spastisite (kas katılığı) tedavisinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Botulinum toksini kas içi olarak uygulanır. Kas gevşemesi 48-72 saat içerisinde başlar ve 3-6 ay devam eder. Yan etkisi çok nadirdir.” </p>



<p>Editör: Abdullah GÖNÜLTAŞ / HABER MERKEZİ</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/inme-rehabilitasyonu-yasam-kalitesini-olumlu-etkiliyor/">&#8216;İNME REHABİLİTASYONU YAŞAM KALİTESİNİ OLUMLU ETKİLİYOR&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/inme-rehabilitasyonu-yasam-kalitesini-olumlu-etkiliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>UZMANLAR UYARDI: AŞIRI KİLO GEBELİĞE ENGEL</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/uzmanlar-uyardi-asiri-kilo-gebelige-engel/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/uzmanlar-uyardi-asiri-kilo-gebelige-engel/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Mar 2022 14:00:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[kadındiet]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=14477</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aşırı kilonun gebeliğe engel olabildiği için ilk önce kilodan başlanılması gerektiği önerisinde bulunan Op. Dr. Özel, “Kilo, hormonal dengeyi bozarak düzensiz adet görmeye ve dolayısıyla gebe kalmayı engelleyebiliyor. Dolayısıyla hiçbir tedaviye başlamadan önce mevcut kilosunun yüzde 10&#8217;unu verecek olursa kendinden gebe kalma şansı çok artmış oluyor. Diyetisyenden destek almasını mantıklı olacağını düşünüyorum. Sonuç itibariyle spor, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/uzmanlar-uyardi-asiri-kilo-gebelige-engel/">UZMANLAR UYARDI: AŞIRI KİLO GEBELİĞE ENGEL</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="768" src="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2022/03/83382_aw560656-03-ozel-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-14480" srcset="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2022/03/83382_aw560656-03-ozel-1024x768.jpg 1024w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2022/03/83382_aw560656-03-ozel-300x225.jpg 300w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2022/03/83382_aw560656-03-ozel-768x576.jpg 768w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2022/03/83382_aw560656-03-ozel.jpg 1067w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Aşırı kilonun gebeliğe engel olabildiği için ilk önce kilodan başlanılması gerektiği önerisinde bulunan Op. Dr. Özel, “Kilo, hormonal dengeyi bozarak düzensiz adet görmeye ve dolayısıyla gebe kalmayı engelleyebiliyor. Dolayısıyla hiçbir tedaviye başlamadan önce mevcut kilosunun yüzde 10&#8217;unu verecek olursa kendinden gebe kalma şansı çok artmış oluyor. Diyetisyenden destek almasını mantıklı olacağını düşünüyorum. Sonuç itibariyle spor, beslenme eşitlikleri özellikle son zamanlarda Türkiye&#8217;de ve dünyada fastfood karbonhidrat ağırlıklı beslenme, düzensiz beslenme gibi şeylerle aşırı kilo alma artmaya başladı. Beslenmesine dikkat ederek sporla birlikte ve diyetisyen desteğiyle beraber bu işi çok rahatlıkla çözebiliyorlar. Kiloyla beraber hormonal denge değişiyor. Hem yumurta kalitesini düşürüyor hem de yumurtaların gelişmesini engelliyor. İstediğimiz boyutta yumurta oluşamıyor. Adet düzensizlikleri başlıyor ve dolayısıyla gebe kalmayı engelliyor. Özellikle iri bebek olsun diye ailenin ha bire yeme, içme alışkanlıkları değişiyor. Bebeğim tombul olsun, bebeğim gelişsin diye önüne gelen her şeyi yiyorlar. Biz buna karşıyız. Normal koşullarda gebelik boyunca düzenli ve dengeli beslenme. Özelikle karbonhidrattan daha fakir protein ağırlıklı beslenmeyi tercih ediyoruz. Kilo arttıkça maalesef düşük riski artabiliyor” diye konuştu.Memorial Dicle Hastanesinde görevli Diyetisyen Berçem Gülçek ise, gebelik sürecinde özelikle planlanan gebeliklerde gebelik öncesi vitamin, mineral ve demir depolarının yeterli olabilmesi adına gebelikten üç ay kadar önce düzenli ve dengeli bir beslenme düzenine geçilmesini tercih ettiklerini kaydetti.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="768" src="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2022/03/4334_aw560656-02-ozel-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-14481" srcset="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2022/03/4334_aw560656-02-ozel-1024x768.jpg 1024w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2022/03/4334_aw560656-02-ozel-300x225.jpg 300w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2022/03/4334_aw560656-02-ozel-768x576.jpg 768w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2022/03/4334_aw560656-02-ozel.jpg 1067w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Bu süreçte anne adayının mutlaka bir uzman yardımıyla ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir beslenme düzeni oluşturması gerektiğini ifade eden Gülçek, sözlerini şöyle sürdürdü:“Beden kitle endeksimiz 30&#8217;un üzerinde olan anne adaylarımız için ideal kilo aralığına inebilmesi gebelik sürecinde oluşabilecek kardiyovasküler hastalık, hipertansiyon, gestasyonel diyabet risk faktörlerini oldukça indirgemekte. Oldu da planlanmadan oluşan bir gebelikle karşı karşıya kaldıysak eğer gebeliğin ilk üç aylık döneminde annemizin kilo kaybı yine bir uzman yardımı olmak şartıyla indirgenebilmekte. Bu konuda mutlaka annenin ihtiyaçlarını karşılanabileceği bebeğin büyüme ve gelişmesini sağlanabileceği şekilde oluşmuş bir beslenme planına ihtiyacımız var. Fazla kilosu olan annelerimiz için kilo kaybı ile ideal kilo aralığında olan annelerimiz için ise sabit kilo ile ilk üç aylık dönemin devam etmesine, ikinci üç aylık dönemde ise 1-1,5 kilo, son üç aylık dönemde ise aylık 2-2,5 kiloluk kilo artışını hedeflemekteyiz.”“Gerekenden fazla kilo artışı, bebeğin büyüme ve gelişimini engelleyici”</p>



<p><br>İlk üç aylık dönemde hedefin tamamen annenin gebeliği daha konforlu geçirebilmesi adına oluşturulacak bir beslenme olduğunu aktaran Gülçek, “İkinci üç aylık dönemde bebeğin artan vitamin ve mineral ihtiyaçlarını dikkate alarak oluşturulacak bir beslenme düzeni. Son üç aylık dönemde ise omega3, omega6 ihtiyaçlarının arttığını dikkate alarak oluşturulacak bir beslenme düzeniyle devam etmekteyiz. Sadece gebelik sürecinde değil, gebelik sonrasında öyle umuyoruz ki emzirme sürecinde annenin depolarının yeterli duruma gelebilmesini hedefliyoruz. Bu süreç içinde yine annemizden olabildiğince bizim belirlediğimiz bir beslenme düzeniyle devam etmesini, artı bir kilo almasını ne bebeğe, ne anneye bir katkı sağlamadığının farkında olmasını istiyoruz. Aksine olması gerekenden fazla kilo artışı, bebeğin büyüme ve gelişimine engelleyici, düşük ya da yüksek kilolu bir bebeğe veya prematüre bir doğuma neden olabileceğinin farkında olmalıyız ki, bu süreç sadece gebelik sürecindeki 9 aylık değil, sonrasındaki süreçte de bebeğin zihinsel gelişimine çok ciddi etkiler oluşturuyor” şeklinde konuştu. </p>



<p>Editör: Abdullah GÖNÜLTAŞ / HABER MERKEZİ</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/uzmanlar-uyardi-asiri-kilo-gebelige-engel/">UZMANLAR UYARDI: AŞIRI KİLO GEBELİĞE ENGEL</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/uzmanlar-uyardi-asiri-kilo-gebelige-engel/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;DİL BAĞI BEBEKLERDE CİDDİ GELİŞİM SORUNLARINA YOL AÇABİLİYOR&#8217;</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/dil-bagi-bebeklerde-ciddi-gelisim-sorunlarina-yol-acabiliyor/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/dil-bagi-bebeklerde-ciddi-gelisim-sorunlarina-yol-acabiliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Feb 2022 23:42:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anne Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Bülten]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[BİL]]></category>
		<category><![CDATA[CİDDİ]]></category>
		<category><![CDATA[ÇOVUK]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=12103</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuklarda beslenme zorlukları ve konuşma bozukluklarına neden olarak gelişimlerini olumsuz etkileyen dil bağı ile ilgili uyarıda bulunan Kulak Burun Boğaz Baş ve Boyun Cerrahisi Uzmanı Dr. Eda Tuna Yalçınozan, küçük bir operasyonla ciddi gelişim sorunları oluşturabilen dil bağından kurtulmanın mümkün olduğunu vurguladı. Dil bağının oluşumunu anlatan Dr. Eda Tuna Yalçınozan, “Anne karnında gelişen bebeğin, ilk [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/dil-bagi-bebeklerde-ciddi-gelisim-sorunlarina-yol-acabiliyor/">&#8216;DİL BAĞI BEBEKLERDE CİDDİ GELİŞİM SORUNLARINA YOL AÇABİLİYOR&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Çocuklarda beslenme zorlukları ve konuşma bozukluklarına neden olarak gelişimlerini olumsuz etkileyen dil bağı ile ilgili uyarıda bulunan Kulak Burun Boğaz Baş ve Boyun Cerrahisi Uzmanı Dr. Eda Tuna Yalçınozan, küçük bir operasyonla ciddi gelişim sorunları oluşturabilen dil bağından kurtulmanın mümkün olduğunu vurguladı. Dil bağının oluşumunu anlatan Dr. Eda Tuna Yalçınozan, “Anne karnında gelişen bebeğin, ilk oluşan organlarından biri dildir. Hamileliğin henüz dördüncü haftasında tomurcuklanmaya başlayan dil, üç bağımsız parça olarak oluşmaya başlar. Zaman içinde, oluşan bu bağımsız parçalar hızla büyüyerek orta hatta birleşir. Bu aşamada dil, ağız içinde henüz hareketli değildir ve ağız tabanına yapışık halde durur. Zaman içinde dil ağız tabanından serbestleşerek hareketli hale gelir. Ancak frenulum denen bir bağ ile ağız tabanına tutunmaya devam eder. İşte bu dönemde meydana gelen bozukluk sonucu dili ağız tabanına bağlayan doku ya tam olarak serbestleşemez ya da hücre çoğalmasıyla kalın bir hal alarak dilin hareket etmesini engeller. Ankiloglossi (dil bağı) olarak adlandırılan bu durum dilin kullanımını sınırlayarak fonksiyonlarını yerine getirmeyi zorlaştırır” dedi.</p>



<p>DİL BAĞI, BESLENMEDEN KONUŞMAYA PEK ÇOK SORUN OLUŞTURABİLİR</p>



<p>Dil bağının, dilin hareket açıklığını sınırladığını söyleyen Yalçınozan, “Çoğu kişide dil bağı sorun oluşturmaz ama bazı hastalarda dilin sınırlı hareketliliği nedeniyle, dil düşük konumdadır. Bu da üst ve alt çene kemiğinin gelişim bozukluklarına dahi neden olabilir. Bunun dışında dil bağı emzirmede başarısızlıktan memeyi reddetmeye, beslenme problemlerine, konuşmada artikülasyon bozukluklarına kadar değişen sorunlara yol açabilir. Dil bağı nedeniyle dilin sınırlı hareketliliği söz konusu ise konuşma sorunları ortaya çıkabilir. Seslendirmedeki zorluklar ünsüzler için belirgindir; “s, z, t, d, l, j” gibi sesler ve özellikle “r” harfi oluşturmak zordur” ifadesini kullanıyor.</p>



<p>HIZLI TEDAVİ MÜMKÜN</p>



<p>“Dil bağı tedavisinde en iyi yaklaşım hastanın şikayetlerine ve yol açtığı problemlere göre değerlendirme yapmak. Pek çok çocukta ankiloglossi belirtisizdir ve durum kendiliğinden düzelebilir” diyen Yalçınozan, “Dil bağı yeni doğan döneminde herhangi bir soruna yol açmıyorsa, gözlem en iyi tedavi seçeneğidir. Etkilenen bazı çocuklar, azalmış dil hareketliliklerini yeterince telafi etmeyi öğrenebilecekleri gibi bazıları ise sadece dil bağı cerrahi müdahalesinden fayda görebilir” ifadesini kullandı. Dil bağı olan hastaları tedavi etmeye karar vermeden önce, beslenme güçlükleri ve kilo alamama ile ortaya çıkabilecek diğer ayırıcı tanılara dikkat edilmesi gerektiğini söyleyen Yalçınozan, “Bebeklik ve çocukluk döneminde, hatta büyüme tamamlandıktan sonra bireylerin beslenme, konuşma ve hatta sosyal ortamda zorlanma öyküsü varsa cerrahi müdahale yapılmalıdır. Bu nedenle hastanın öyküsüne bağlı olarak her yaşta ameliyat düşünülebilir” diye konuştu.</p>



<p>Yalçınozan, dil bağının etkilerini ortadan tamamen kaldırmak için operasyon sonrası sürecin de önemine vurgu yaparak, “Kusurlu bir konuşma gözlenirse, ameliyat sonrası yara iyileşmesinin ardından konuşma değişikliği için bir konuşma terapistine başvurmak gerekir. Üst dudağı yalama, sert damağa dil ucu ile dokunma, yan yana hareketler gibi ameliyat sonrası dil kas egzersizleri, gelişmiş dil hareketleri için yararlıdır” ifadelerini kullandı. </p>



<p>EDİTÖR : ABDULLAH GÖNÜLTAŞ /HABER MERKEZİ</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/dil-bagi-bebeklerde-ciddi-gelisim-sorunlarina-yol-acabiliyor/">&#8216;DİL BAĞI BEBEKLERDE CİDDİ GELİŞİM SORUNLARINA YOL AÇABİLİYOR&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/dil-bagi-bebeklerde-ciddi-gelisim-sorunlarina-yol-acabiliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KİLO VERİLİRKEN YAPILAN 10 HATA</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/kilo-verilirken-yapilan-10-hata/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/kilo-verilirken-yapilan-10-hata/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Feb 2022 21:42:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[diyet]]></category>
		<category><![CDATA[diyetisyen]]></category>
		<category><![CDATA[kabızlık]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=11188</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birçok kişinin hayatının bir döneminde de olsa mutlaka diyet yapmış olabileceğini ifade eden Diyetisyen Tuğba Küçük, &#8220;Çabucak, hızla kilo vermek için kulaktan duyma programlar denenmektedir. Kilo verilmiş olsa da sonrasında daha fazlası alınmaktadır. Çoğu zaman hızlı kilo verme isteğiyle yanlış diyetler uygulanmaktadır. Fakat, bunlar zayıflamayı zorlaştırabilir. Sağlıklı beslenmeye ya da ne sıklıkla egzersiz yapıldığına bakılmaksızın [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/kilo-verilirken-yapilan-10-hata/">KİLO VERİLİRKEN YAPILAN 10 HATA</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Birçok kişinin hayatının bir döneminde de olsa mutlaka diyet yapmış olabileceğini ifade eden Diyetisyen Tuğba Küçük, &#8220;Çabucak, hızla kilo vermek için kulaktan duyma programlar denenmektedir. Kilo verilmiş olsa da sonrasında daha fazlası alınmaktadır. Çoğu zaman hızlı kilo verme isteğiyle yanlış diyetler uygulanmaktadır. Fakat, bunlar zayıflamayı zorlaştırabilir. Sağlıklı beslenmeye ya da ne sıklıkla egzersiz yapıldığına bakılmaksızın birçok insan diyet konusunda ne yazık ki aynı hataları yapar. Bu hatalar sadece diyet yapmaktan bıktıran ve uzaklaştıran hedefsiz uğraşlar olmanın dışında sağlığı bozarken, daha fazla kilo almaya da sebep olur&#8221; diye konuştu.</p>



<p><br>Diyetisyen Küçük, kilo vermeyi engelleyen 10 diyet hatasını ise şu şekilde sıraladı: &#8220;Her gün tartılmak çok yanlıştır. Zayıflama diyeti süresince demoralize edebilecek en önemli unsurdur. Gün içinde bile değişimler görülebilir. Ödem artışı, kabızlık, total kiloyu etkileyebildiği için tartıya çıkınca kilo almış olarak görülebilir. Bu durum özellikle kadınlarda daha çok değişkenlik gösterir. Adet dönemleri, yumurtlama dönemleri gibi çok daha yoğun değişen vücut dengelerinden sebep ne yazık ki ayda sadece 2 defa doğru tartı sonucunu elde etmek mümkün olabiliyor. İkincisi, sevdiğiniz yiyecekleri hayatınızdan çıkarmak da yapılan yanlışlardan biridir. Beslenmeye hayat boyu dikkat etmek gerekir. Ama ara sıra kendinizi de ödüllendirmek motivasyonunuzu tetikleyecektir. Yeterli ve dengeli beslenmeyi öğrendikten sonra en sevdiklerinizden de diyet döneminde tüketebilirsiniz. Daha sonra ise, yeterli miktarda su içmeyi ihmal etmemektir. Su besinlerin sindirilmesi, metabolik atıkların atılması, metabolizmanın hızlanması ve dolayısıyla kilo kaybı için elzemdir. Gün içinde içilen çay, kahve, meyve suyu veya bitki çayları suyun yerini tutmaz. Diyet yaparken, kalorinin normal ihtiyaçtan az olması istenen bir durumdur. Ancak unutulmamalı ki tüketilen gıdaların kalitesi ve içerikleri kaloriden çok daha önemlidir. Eğer kaloriyi az tüketmeye çalışırken, protein ihtiyacı göz önünde bulundurmazsa, kas kaybı yaşanabilir. Diyet programında bin 500 kalori hedefleyip 6 öğüne bölüp her öğün 250 kalori almaya çalışmak, hem kişiyi zora sokar hem de doğru bir uygulama şekli olmaktan çıkar. Diyette en sık yapılan hatalardan biri daha, ‘hep aynı gıdaları tüketirsem daha çok kilo verebilirim&#8217; düşüncesi. Bu kilonun yağ ağırlığı üzerinden değil kas kuvveti kaybına da yol açmasına sebep olabileceğinden doğru bir yaklaşım şekli değildir. Beslenme ne kadar renkli ve çeşitli olursa alınan vitamin ve mineral çeşitliliğinin yanı sıra, elzem aminoasit miktarının ve kompleks karbonhidratın vücuda sağlanması o denli mümkün olacak ve daha sağlıklı kilo kaybı sağlanacaktır. Yemek yeme süresi mümkün olduğu kadar uzatılmalıdır. Böylelikle hem daha az yemek yiyecek hem de sindirim enzimleri salgılanacaktır.</p>



<p><br>Hızlı yemek yendiğinde sindirim yavaşlamakta bu durum da kilo artışına sebep olmaktadır. Herkes bir an önce fazla kilolarından kurtulmak ister. Ama hızla verilen kilolar hızla geri alınabilir. Önemli olan kişiye, sağlıklı, yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığının kazandırılmasıdır. Sebzelerin su ve lif oranları yüksek olduğundan kalorisi düşüktür. Çiğ yenen kıvırcık, göbek, marul, nane, maydanoz, roka, biber, domates, salatalık serbest olarak tercih edilebilir. Nedense diyet yapan kişiler; meyveleri hep kalorisiz gibi düşünüp, sınırsız tüketebilecekleri sanmaktadır. Ancak karpuz, üzüm, incir vb. meyve değişimleri içeriğindeki fruktoz şekerinden kaynaklı sınırlı düzeyde tüketilmelidir. Kilo kaybı hedeflenirken, hedefe yaklaşmak kişinin motivasyonunu etkileyip daha çok kaçamak yapmasına sebep olup ve daha az harekete sebep olabiliyor. Ama unutmayın ki en zor giden kilo o son kalan 2-3 kilo oluyor ve en dikkat edilmesi gereken ve hareketi arttırmanız gereken dönem o dönem.&#8221; </p>



<p>Editör: Abdullah GÖNÜLTAŞ / NHABER MERKEZİ</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/kilo-verilirken-yapilan-10-hata/">KİLO VERİLİRKEN YAPILAN 10 HATA</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/kilo-verilirken-yapilan-10-hata/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
