<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>hasan herken Archives - Horoz Medya</title>
	<atom:link href="https://www.horozmedya.com/etiket/hasan-herken/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.horozmedya.com/etiket/hasan-herken/</link>
	<description>Haberin Adresi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 24 Feb 2023 13:49:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2022/05/cropped-horoz-32x32.png</url>
	<title>hasan herken Archives - Horoz Medya</title>
	<link>https://www.horozmedya.com/etiket/hasan-herken/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Prof. Dr. Hasan Herken depremin psikolojisini anlattı</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/prof-dr-hasan-herken-depremin-psikolojisini-anlatti/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/prof-dr-hasan-herken-depremin-psikolojisini-anlatti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Feb 2023 13:48:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[hasan herken]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=44463</guid>

					<description><![CDATA[<p>-Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz, Prof. Dr. Hasan Herken kimdir? Öğretim üyesiyim 30 yıldır bu işi yapıyorum. Denizliliyim eğitim hayatıma Denizli’de başladım Konya’da devam ettim, Antep’te de öğretim üyeliği yaptım. Sonrasında da memleketime dönmeye karar verdim. Burada psikiyatri hastanesinin kuruluşunda görev aldım. Şimdi ise muayenemde hizmet vermeye çalışıyorum. İlgi alanım özellikle Psikofarmakoloji, travma, biyolojik psikiyatri. Psikiyatrik [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/prof-dr-hasan-herken-depremin-psikolojisini-anlatti/">Prof. Dr. Hasan Herken depremin psikolojisini anlattı</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>-Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz, Prof. Dr. Hasan Herken kimdir?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Öğretim üyesiyim 30 yıldır bu işi yapıyorum. Denizliliyim eğitim hayatıma Denizli’de başladım Konya’da devam ettim, Antep’te de öğretim üyeliği yaptım. Sonrasında da memleketime dönmeye karar verdim. Burada psikiyatri hastanesinin kuruluşunda görev aldım. Şimdi ise muayenemde hizmet vermeye çalışıyorum. İlgi alanım özellikle Psikofarmakoloji, travma, biyolojik psikiyatri. Psikiyatrik bozuklukların genetiği üzerine yoğunlaştım. Özellikle dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu, tedaviye dirençli şizofreni, bipolar bozukluk, depresyon alanlarında daha çok çalıştım diye bilirim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sosyal, toplumsal olaylara farklı bir gözle de bakmaya çalışıyorum. Alışıla gelmişin dışında, bir politikacının bir siyasetçinin gözüyle değil vatandaş gözüyle değil. Biraz da sosyolojik bir bakış açısıyla toplumsal ve siyasal olayların psikolojik yönleriyle, sosyal psikolojik yönleriyle ilgileniyorum. Son dönemde yaşanan olaylara da birçok insandan farklı değerlendiriyorum.&nbsp; Sıra dışı diyebilirim. Tamamen doğru diyemem ama bana göre doğru. Sıra dışı olan şeyler daha çok dikkatimi çekiyor çünkü sıradan ve ortalama olan hiçbir şey bir toplumu, medeniyeti ya da insanı geliştirmiyor onlar akıntıya tabi. Herkes gibi düşünmek kolaycılık oluyor sıra dışı düşünmek, farklı düşünmek farklı düşündüğünü ifade edebilmek, farklı düşününce alacağın tepkileri göğüsleye bilmek belki kendin olmanın bir ölçüsü. Ben insanların ortalama şeyler yapmak için dünyaya geldiğini düşünmüyorum.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="678" src="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2023/02/ASC_0139-1024x678.jpg" alt="" class="wp-image-44464" srcset="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2023/02/ASC_0139-1024x678.jpg 1024w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2023/02/ASC_0139-300x199.jpg 300w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2023/02/ASC_0139-768x509.jpg 768w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2023/02/ASC_0139-1536x1017.jpg 1536w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2023/02/ASC_0139-2048x1356.jpg 2048w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>FARKLI TEPKİ VEREBİLİRLER</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>-Röportajda toplumsal olana değineceğiz ama öncelikle size şunu sormak istiyorum, insanlar ibadetten adalete her şeyi sorguluyorlar oradaki insanların şuan psikolojisi nasıl, ne hissediyorlar?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Tabi evre evre depremin ilk anı, ilk 24 saati, ilk üç günü, bir hafta, ilk bir ay, ilk üç ay, 3 yıl… Her dönemde farklı farklı davrana bilirler. İlk anda depremin şokuyla genellikle ne yaptığını bilememe, olayları anlayamama, karayamama… İlk anda belki hayatta kalmanın sevinci, yakınlarını kaybetmenin hüznü gibi duygular içerisinde olabilirler. Kişiden kişiye farklılıklar gösterebilirler. Bir kısmı ilk anda beklenenin çok ötesinde iyimser olabilir sanıldığının aksine. Bir kısmı ortalamanın çok altında kötümser olabilir belki olayı ilk defa yaşadı. Yaş grubuna da bağlı 40-50 yaş tepkileri farklılıklar gösterebilir. Bir grup hızlıca toparlanır eski haline geleceğini umar, gereğinden fala iyimser olabilir. Kendini unutup diğer insanlara yardım etmeyi umabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir grup sadece kendini düşünüp kendi geleceği ile ilgili kaygılar güdebilir. Bir kısmı yardım eden tarafı seçer bir kısmı yardım edilen tarafa geçebilir. Yardım etmeyi seçen kişilikler travmadan daha az etkilendiklerini söyleyebiliriz en azından ilk anda. Ama orada gördükleri çok daha sonra post dramatik stres bozukluğu olarak dönebilir. Ama yardım almayı seçenler, yardım bekleyenler daha çok post dramatik stres bozukluğu yaşarlar. Çözümü kendilerinden değil dışardan beklerler. Ailesinden toplumdan, devletten, tanrıdan beklerler. Bu grubun genel anlamda travmayı atlatması daha zor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Yani iki tarafta ruhsal sorun yaşayabilir ama başkalarına yardım etmeye çalışanların daha az etkilene bileceğini söylüyorsunuz.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü yardım etmenin hazzıyla, kendi olumlu tarafını beslediği için daha sağlıklı atlatabilir ama diğer taraf hiç yardım etmediği için olumlu hiçbir taraf görmemeye, olumsuza yönelmeye meyillidir. Yardım ederken olumlu tablolar birinci kısmı daha motive edebilir. Kendinin yaşadığı travmayı bir nebze de olsa unutturabilir. Kendi yasını erteleye bilir. Olayların sıcaklığı geçtikten sonra kendi travmasını kendi yasını tutmaya başlayabilir.&nbsp; Her halükarda yaşar ama diğer grup kadar şiddetli değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>-Peki, bu yas süreci ne kadar?</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ortalama 2 ay.&nbsp; Burada toplumun tamamın etkilendi bir durum söz konusu. Depremi yaşamamış insanlar bile görerek etkileniyorlar. Depremden dolayı herkesin morali bozuk, ağlamaklı. Yani deprem hiçbir akrabasını etkilememiş ama televizyonu açıyor deprem. Oradaki kötü şeyleri görüyorlar özelikle kadınlar, ev hanımları, emekliler sürekli o yayınlanın etkisi altındalar onlar daha şiddetli yaşıyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“İNSAN OLARAK YAPMASI GEREKENLERİ YAPMALARINI TAVSİYE EDERİM”</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>-Peki, onlara ne önerirsiniz?</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Yapabilecekleri her yardımı yapabilirler ama o yayınları sürekli izlemelerini tavsiye etmem. İnsan olarak yapması gerekenleri yapmalarını tavsiye ederim. Çoğunu rahatlatır, tedavi edicidir. Ellerinde bir imkan var ve o imkanlara ihtiyacı olan insanlar var. Onlara elindekini maksimum miktarda vermesinin kendi ruh sağlığına faydası olduğunu düşünüyorum. Hatta kendini zorlayacak kadar. Hatta kendi elindekini verecek kadar bu kendi ruh sağlıkları için de çok etkili.&nbsp; Verdiği halde sabah akşam o yayınları izlemesi yararlı değildir hatta zararlıdır diyebilirim.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“O YAYINLAR SÜREKLİ İZLENMESİN”</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>-Yani izlenilen şeyin bir etki doğurması lazım.</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İlk başta izledi, harekete geçti, elinden gelenin fazlasını yaptıysa o yayınları sürekli izlemesin.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>TELKİN KİŞİYE GÖRE YAPILMALI</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>-Denizli’ye de geldiler. Biz de depremzede olabiliriz ya da yakını olabiliriz bu insanlarla karşılaştığımızda telkin ederken nasıl bir yol izlemeliyiz. Sosyal medyada görmüştüm. Depremzede bir ‘kadına bebeğin belki ileride günahkâr olacaktı o yüzden yanına aldı Allah’ gibi yanlış telkinde bulunmuşlar.</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Depremzedeler kendi travmalarıyla buraya geldiler ve Denizli’de deprem bölgesi diyerek telaşlanıyorlar. Depreme gece yakalandıkları için geceleri uyuyamıyorlar.&nbsp; Küçük bir sallantıda muazzam tepkiler veriyorlar.&nbsp; Burada telkin yaparken kişiye göre yapılması lazım. Terzi dikimi olması lazım. Konfeksiyon dikim olmaz. O cümle başka bir zaman söylense belki faydalı olabilir. Travmasını atlatmıştır, üzüntüsünü yaşamıştır. Bu tür bir telkin ileride günah işleyecekti değil de o kişinin inancına uygun bir telkin yararlı olabilir. İnşallah iyi yere gidersen arkadaş olarak oda orda yanında olacak denebilir.&nbsp; İkincisi bir insan depremde şöyle diyebilir, tanrı bunu bana günahlarımın bir kefareti olarak verdi diye bilir. Bütün inanç sistemleri bu tür doğal afetler sonucu kendini muhasebeye çekmeyi telkin eder, kötü bir şey de değil ama bunu başkasının adına yapamazsınız. ‘Senin günahlarında dolayı bu geldi’ iyi de bunu söylersem ben söylerim. Sen söyleyemezsin sen söylediğinde travmatize etmiş olursun. İnsanları tanrıya yaklaştırmaya çalışırken uzaklaştırır. Zaten adam çoluğunu çocuğunu kaybetmiş, sakat kalmış, kaybı çok olmuş bu senin günahlarından dolayı oldu diyerek ikinci bir travma yaratıyorsun.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;“KENDİMİZİ GERÇEKLEŞTİRME ADINA ADIM ATMIŞ OLURUZ”</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>-Hasan Bey ihtiyaç hiyerarşisinin en altında temel ihtiyaçların giderilmesi var…</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Mesela depremde de böyle oldu. Hemen psikolojik yardım yapılmaya çalışıldı oradaki insanların temel ihtiyaçlarının giderilmesi lazım. Barınma, güvenlik, yiyecek, ısınma gibi ihtiyaçlar karşılandıktan sonra insanlara psikolojik yardım konuşulur. İlk anda temel ihtiyaçların giderilmesi lazım sonrasında psikolojik yardımı konuşabiliriz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>-İhtiyaç hiyerarşinin en tepesinde kendini gerçekleştirme var. Toplum olarak da temel ihtiyaçlarımız giderilmediği sürece kendini gerçekleştirme mümkün olmuyor. Siz ne düşünüyorsunuz?</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Kendisi için değil de bir başkası için, depremi yaşayanlar için yardım da buluna biliyorsak. Kendimizi gerçekleştirme adına adım atmış oluruz. Kendimizi zora sokacak kadar bir yardımı kast ediyorum. Ciddi ve cebimizi zora sokacak miktarlarda yardım ettiğimizde kendimizi gerçekleştirmek adına bir şeyler yapmış oluruz. Aslında yardım yapan yardımı kendine yapar. Yardımın asıl faydası yardımı yapanadır yapılana değil. İnsanlık görevin, bunu yaptığında o adamın sadece temel ihtiyacını karşılıyorsun. Sen ise kendini gerçekleştirme adına mesafe kat ediyorsun sana faydası senin yardımından daha fazla. Kendim için ailem için değil de bir başkası için yaptığım yardım insani noktada beni daha üst noktalara taşıyor kendini gerçekleştirme hatta kendini aşma konusunda bir yerlere götürüyor yapacağın yardım. Ve bundan dolayı yardım yaptığımız insanlardan minnet beklemek yerine onlara teşekkür etmeliyiz bize bu fırsatı verdikleri için.&nbsp; Hatta tanrıya teşekkür etmeliyiz, o insanlara teşekkür etmeliyiz yardımımızı kabul ettikleri için.&nbsp; Bu sadece deprem için değil diğer yardımlar için de. Bizim kültürümüzde var bu. En ihtiyacımız olmayan şeyi de sorarsanız kibir, ayrıştırma, bölme, hiddet siyasetin kullandığı dil yani birleştirici değil ayrıştırıcı. Sahiplenici ve bütünleştirici değil aşağılayan. Bu ortadan nasıl siyasi olarak istifade edebilirim düşüncesi bizi millet olmaktan ayıracak.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>OKULLAR DERHAL AÇILMALI</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>-Sosyalleşmenin bu dönemde önemli olduğunu düşüyor musunuz? Mesela okulların kapatılması doğru bir karar mıydı sosyalleşme bağlamında?</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Kesinlikle yanlış. Okullar hemen açılmalı, çocuklar normal hayatlarına dönemliler. Bu hatadan hemen dönmeliler. Tatil beldelerin de yığınla otel var otellerin parası ödenmeli orada konaklamaları sağlanmalı. Öğrenci yurtları zaten ailenin kalmasına uygun değil ki. Hatta eğitimi bile uzatmak lazım o felaketin içine çocuklar gitmesin diye o ortamda tekrar tekrar travmatize olmasınlar diye. Anaokulu, kreş de dahil çocuklar hemen okul hayatının içine çekilmeli, o travma kronikleşir. Kesinlikle o yanlıştan dönülmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>GÜN DOĞDUKÇA UMUT VARDIR</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>-Bizzat depremden etkilenen tanıdıklarım var ve her şeyden umutsuzlar.</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Güneş doğduğu sürece umut vardır. Her gün riskleriyle ve fırsatlarıyla yeniden yaratılır. Her gün insana yeni bir hediyedir. Her zorlukta kendini gerçekleştirmek üzere bir fırsattır. Kurban edebiyatına girmemek lazım.&nbsp; Hayata edilgen olarak değil etken olarak bakmak lazım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Travmada anlatırken söylediğimiz gibi hep yardım edilmesi gerekenmiş gibi davrananlar travmaya daha çok maruz kalıyorlar ve bununla baş etmeye çalışıyor ya da ruhsal, fiziksel hastalık çekiyorlar. Kurban edebiyatına hazır olanların, umutsuz olanların karanlığa küfretmektense mum yakması lazım.&nbsp; Herkes bir mum yakarsa aydınlık olur.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>-Dünyayı değiştirecektim günü kurtarsam kâfi diyenler bile var…</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünyayı değiştirmek çok büyük bir iddiadır önce kendimi değiştireceğim denmeli. Sonra çevremi etkiyeceğim mümkünse onları değiştirebileceğim. İnsanların 3 alanı vardır kontrol alanı, etki alanı, ilgi alanı. İnsan belki mümkünse kendini kontrol edebilir. Etki alanı kendi ve çevresidir. Başarır başaramaz bilemem ama ilgi alanı tüm dünyadır. Tüm dünyayı değiştireceğim diyorsa ilgi alanını kontrol alanı zannediyordur başaramaman mukadderdir.&nbsp; Ancak senin elinde olan kontrol alanıdır buna eşin ve çocukların bile dahil değildir. Depremde bile mahallenin depremiyle değil önce kendini kurtarıp sonra komşunu sonra bir başkasını kurtarmak gerekiyor. Dürüst olmaya da fedakâr olmaya da kendinden başlayacaksın.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aslıhan Kılıçelli</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/prof-dr-hasan-herken-depremin-psikolojisini-anlatti/">Prof. Dr. Hasan Herken depremin psikolojisini anlattı</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/prof-dr-hasan-herken-depremin-psikolojisini-anlatti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>PROF. DR. HERKEN: ŞİDDETİN NEDENLERİ BİRBİRİNE BAĞLANTILIDIR</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/prof-dr-herken-siddetin-nedenleri-birbirine-baglantilidir/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/prof-dr-herken-siddetin-nedenleri-birbirine-baglantilidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2023 10:22:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bülten]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[hasan herken]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Hasan Herken]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=41310</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sosyolojik süreç olarak toplumlarda aile, aşiret, klan, ardından millet olma, ulus olma gibi bilicin oluştuğunu dile getiren Prof. Dr. Hasan Herken, “İnsanlık ufkuna yükselmek bir süreç ister. İnsan olma, insanlığa hizmet etme gibi dinamiklerle yaşanılıyor. Ve bunun her alana yansıması oluyor. Ekonomik hayatta önce ben. “En az çalışayım, en çok kazanayım” anlayışından uzaklaşmak gerekiyor. İnsanlar [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/prof-dr-herken-siddetin-nedenleri-birbirine-baglantilidir/">PROF. DR. HERKEN: ŞİDDETİN NEDENLERİ BİRBİRİNE BAĞLANTILIDIR</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Sosyolojik süreç olarak toplumlarda aile, aşiret, klan, ardından millet olma, ulus olma gibi bilicin oluştuğunu dile getiren Prof. Dr. Hasan Herken, “İnsanlık ufkuna yükselmek bir süreç ister. İnsan olma, insanlığa hizmet etme gibi dinamiklerle yaşanılıyor. Ve bunun her alana yansıması oluyor. Ekonomik hayatta önce ben. “En az çalışayım, en çok kazanayım” anlayışından uzaklaşmak gerekiyor. İnsanlar hatta mümkünse hiç çalışmayayım, çok kazanayım, her şey benim için olsun, hatta mümkünse herkes çalışsın, herkes bana çalışsın gibi bir anlayış içinde olabiliyor. Medeniyet ben merkezinden çıkıp ötekini görebilme, ötekini anlayabilme, geleceği planlayabilme, geleceği planlayabilmek için başkasıyla da iletişim kurma onu da anlama, onun taleplerini anlamakla başlıyor. Yani tek başımıza dünyanın bütün sorunlarının üstesinden gelemeyiz. Aile olma, toplum olma, insanlık ailesinin bir parçası olma gibi ortak hedefler belirleniyor. Toplu yaşıyorsak o zaman ortak kurallara uymalıyız.” dedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“ŞİDDETİN NEDENLERİ BAĞLANTILIDIR”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şiddetin nedenlerinin birbirine bağlantılı olduğunu belirten Prof. Dr. Hasan Herken, “Türkiye&#8217;deki insanların yüzde 10’u yani yaklaşık 8 milyonu Danimarka ayarında zenginken, 50 milyon neredeyse yoksulluk ayarında yaşıyor. 20 milyon vatandaşta idare ediyor. Şimdi bu trafik şiddeti nedir diye sorduğunuzda, gelir dağılımından bağımsız eğitim düzeyinden bağımsız bir yorum yaptığımda eksik yapmış olurum. Olayları komple düşünmek gerekir. Bir insan ben 50 yıl çalışacağım. Emekli olduğumda yaşayacağım diye düşünüyorsa. Emekli fonlarını darmadağın ediyorlar orada hiç para birikmiyorsa bu insanlar niye emekli parası yatırsın. Yatırmasa ne yapacak? Emekli olamayacak yaşlılığında belki de sokakta yaşayacak. Yani insanlar kendilerini ekonomik olarak güvende hissetmiyorlar. Bu da şiddet olaylarını oluşturan etkenlerden biri oluyor. Her dünya görüşündeki insanların görüşünü alıp onun üzerinde çalışmalar yürütmemiz lazım” dedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;“TOPLUMUN DEĞİŞTİĞİNİ KABUL ETMELİYİZ”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Erkeklerin yırtıcı, kadınların da pasif olmaya zorlandığını söyleyen Prof. Dr. Hasan Herken, “Erkek çalışacak, ev geçindirecek gibi sorumluluklarla erkeklerin sırtlarına bir sürü yük bindiriliyor. Toplumumuzda böyle yetiştirme stili var. O zaman erkek ben bu kadar şeyi başaracaksam, birçok konuda hakkım var düşüncesine giriyor. Kadınlar üzerinde hakkım var diye düşünüyor. Çünkü babasının annesi ve kız kardeşleri üzerine tasarruf hakkı olduğunu görerek büyüyor bende aynısını yapacağım diyor. Ama üretim kalıpları, tüketim kalıpları ve toplum değişti. Aynısını yaşatamazsınız. Bugün yeni bir gün yeni şeyler yapmak lazım. Kadın eğitimli ise para kazanıyorsa evine ekmek getiriyorsa o zaman ona annenin babana itaat ettiği gibi annenin babanın sözünü dinlediği gibi dinlemesini beklerseniz yanlış yaparsınız.” şeklinde konuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“HERKES BİRBİRİNİ KABULLENMELİ”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hukuk olmayan hiçbir yerde sonuç alınamayacağını vurgulayan Herken, “Hukukun üstünlüğü sağlandıktan sonra kuvvetler ayrılığı sağlanacak. Ekonomik özgürlük olacak. Düşünce özgürlüğü olacak. Din hürriyeti olacak. Anayasada yazdığı gibi demokratik, laik, sosyal hukuk devleti olmadan kurtuluş yok. Çözüm Mevlana’nın sözünde yazıyor; “Yaradılanı severim, yaradandan ötürü” düşüncesi ile herkes birbirini kabullenecek.” diye ifade etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“KADIN VE ERKEK BİRBİRİNDEN ÜSTÜN DEĞİLDİR”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kadın ve erkeğin birbirinden üstün olmadığına dikkat çeken Herken sözlerini şöyle sürdürdü; “Bir erkek kendi kızına damadı bir şey yapsa öfkelenir ama kendi karısı başkasının kızıdır ona yapmadığını bırakmaz. Kendi annesine yapılanı, babası dâhil yaptığı yanlışlara çok kızar. Çocuğunun annesi olan eşine benzerini yapmaktan çekinmez hatta hakkı olduğunu düşünür. Ne kadın erkekten ne erkek kadından üstündür. Herkesin kendine ait görevleri vardır. Erkekte kadında kendi başına bir şeye benzemez. İkisi birlikte bir anlam ifade eder. Hukukun ekmek olduğunu anlayacağız. Duyusal ve kadına olan şiddet de, ekonomik ve sosyal sorunları da hukuk olmadan çözmemiz mümkün değildir.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Abdullah GÖNÜLTAŞ-ÖZEL HABER</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/prof-dr-herken-siddetin-nedenleri-birbirine-baglantilidir/">PROF. DR. HERKEN: ŞİDDETİN NEDENLERİ BİRBİRİNE BAĞLANTILIDIR</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/prof-dr-herken-siddetin-nedenleri-birbirine-baglantilidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ANTİDEPRESAN KULLANIMI YAYGINLAŞIYOR</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/antidepresan-kullanimi-yayginlasiyor/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/antidepresan-kullanimi-yayginlasiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Mar 2022 21:37:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bülten]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam ve Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[antidepresan]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[hasan herken]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=15336</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tedavi için uzmanlara başvuranlar kadar maddi kaynaklı sebeplerden ötürü hekimlere danışamamanın da yaygın olduğu biliniyor. Bu bilinen yaygın gerçek de dâhil edildiğinde Türkiye’deki antidepresan kullanım oranı iyice artıyor. “DEPRESYON HALİ ANLIK DUYGU DURUMU DEĞİLDİR” Depresyon tanısının hekimler tarafından birçok hastaya koyulması ile birlikte antidepresan kullanımı da tüm dünyada yaygınlaştı. Uzun süren duygu durumunda depresyon tanısına [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/antidepresan-kullanimi-yayginlasiyor/">ANTİDEPRESAN KULLANIMI YAYGINLAŞIYOR</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Tedavi için uzmanlara başvuranlar kadar maddi kaynaklı sebeplerden ötürü hekimlere danışamamanın da yaygın olduğu biliniyor. Bu bilinen yaygın gerçek de dâhil edildiğinde Türkiye’deki antidepresan kullanım oranı iyice artıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>“DEPRESYON HALİ ANLIK DUYGU DURUMU DEĞİLDİR”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Depresyon tanısının hekimler tarafından birçok hastaya koyulması ile birlikte antidepresan kullanımı da tüm dünyada yaygınlaştı. Uzun süren duygu durumunda depresyon tanısına varılabileceğinin altını çizen Prof. Dr. Hasan Herken, antidepresan kullanımı ile ilgili şunları söyledi: “insanların anladığı ile psikiyatri uzmanların anladığı depresyon arasında fark var. İnsanlar gelip geçen duygu durumlarını depresyon zannediyorlar. Aynı duygu halinin en az 15 gün sürmesi gerekir. Geçici olan, gün içinde gelip geçen duygu hallerinde depresyondan bahsedilemez. Gün içinde olan anlık duygu halleriyle hekimler depresyon tanısı adı altında incelemezler. Yaşanan duygu halinin anlık değil de tüm gün sürmesi gerekir. Bu belirtilerin var olduğu hastalara depresyon tanısı koyabiliriz.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>DEPRESYON, POPÜLER KÜLTÜRÜN BİR PARÇASI OLABİLİR Mİ?</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>‘Depresyondayım’ kelimesinin ağızlarda bu kadar yaygın olmasının aslında biraz da popüler kültürün ittirmesine bağlı olduğunu dile getiren Herken : “insanların sürekli depresyondayım demesi ağızlarında alışkanlık haline getirmeleri aslında popüler kültürün ittirmesi. Antidepresanların her şeye çare imiş gibi sunulması da aslında büyük bir yanılgı. Bu yüzden de bu tür ilaçlar gereğinden fazla kullanılıyor olabilir. Olayın diğer bir tarafı da aslında bu grup ilaçların fazladan kullanımının vereceği zarar kullanılmamış olmasından daha kötüdür. O yüzden hekim kontrolünde dozunda olan her tanı hayat kurtarır. Popüler kültürün dayatmasıyla yapılan yanlış müdahaleler ve yanlış ilaç kullanımı değil.” dedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>GENÇLER DAHA FAZLA ANTİDEPRESAN KULLANIYOR</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Antidepresan kullanımında yaş ve cinsiyete göre kıyaslama yapan Prof. Dr. Hasan Herken, genç nüfusun daha fazla antidepresan kullandığını belirtti. Herken : “ Antidepresan kullanımında da cinsiyet belirtirsek kadınlar, yaş olarak kıyaslama yaparsak da gençler daha ağırlıklı diyebiliriz. Gençler geleceğe dair umutlarını yitirmek üzereler. Z kuşağının antidepresan kullanma oranı eskiye göre fazla. Bugün çocuklar sınavlarda başarılı olsalar bile mülakatta eleneceklerini düşündükleri için aşırı bir kaygı ve endişe içindeler. Bu kaygıdan ötürü çalışmayı da bırakıyorlar. Ebeveynlerin de çocuklarını ikna etmesi zorlaştı. Çok fazla kuşak çatışması yaşanıyor. Hem ebeveynler hem de çocuklar bu durumdan olumsuz etkileniyorlar. Ekonomik problemlerde depresyonun diğer bir etki ayağı. Bugün açlığı kıtlığı konuşuyoruz. Artık bir gencin ev, araba alması hayal gibi bir şey. 90&#8217;ların gerisine döndük hatta daha kötü bir durumdayız. Güvenlik sorun, barınma sorun, adalet sorun. Gençler bunları yaşayıp görünce iyice endişeli bir ruh haline sahip oluyorlar. Bu da antidepresan ilaçlarına yönelmelerine sebep oluyor.” diyerek genç nüfusun neden antidepresana başvurduklarını açıkladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>“TÜRKİYE’DE ANTİDEPRESAN İLAÇLARI ÇOK UCUZ”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Prof. Dr. Hasan Herken, “Türkiye’de antidepresan ilaçlarının çok ucuz olduğuna vurgu yaptı. Hekim onayı olmadan reçetesiz alınamayan bu ilaç grupların Türkiye’de satın alım gücünün daha ucuz olduğuna dikkat çeken Herken: “Amerika birleşik devletlerinde sigorta kurumları psikiyatri doktorların ilaç yazmasını destekliyorlar. Sebebi ise psikoterapiler çok pahalı. İlaç kullanımı terapilere göre maliyet olarak çok daha ucuza geliyor. Bu yüzden ilaç kullanımı daha yaygın .” dedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>“DOKTORLARIN MAAŞI POLİTİKA KONUSU OLMAMALI”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Son zamanlarda gündemde olan doktorların maaş konusuna da değinen Prof. Dr. Hasan Herken: “Devlet hastanelerinden randevu almak çok zor. Alınan randevu tarihleri çok uzak. Devlette çalışan doktor olmak da çok zor. Çünkü hastanızı beş dakikada tanı koyup tedavi edilmesi bekleniyor sizden. Ama bunun mümkün olamayacağını herkes biliyor. Âmâ yine de doktorlar iyi niyetli olarak o kısacık zaman diliminde tanıyabildikleri kadarıyla hastaya ilaç yazıyorlar. Bu pencereden bakarsak da yine ilaç kullanımını artıran diğer bir etkeni daha yakalamış oluyoruz. Beş dakika içine sıkıştırılmış bir doktor hasta ilişkisi ne kadar sağlıklı olabilir? Yine de doktorlarımız hastanın durumunun daha da kötüye gitmemesi için hiç kullanmamaktansa o hastalara ilaç tedavisine başlıyorlar. Bu tamamen doktorunun insanlığa hizmet etmesiyle alakalıdır aslında. Çünkü ilaç başlanmayan hasta ya intihar ederse? Ondan sonraki hukuki ve vicdani süreç daha ağır olur. Bu anlamda devlet hastanelerinde çalışan doktorların yükümlülükleri çok ağırdır. Buna nazaran aldıkları maaş da göze batmamalıdır. Hele hele politika konusu hiç olmamalıdır. Orada tartışılması illa gündem olması gereken bir konu olacaksa bu insan hayatı olmalıdır” diyerek sitemi etti.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" data-id="15343" src="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2022/03/DSC_2577.jpg" alt="" class="wp-image-15343" /></figure>
</figure>



<p class="wp-block-paragraph">Fatma Haytan / özel haber</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/antidepresan-kullanimi-yayginlasiyor/">ANTİDEPRESAN KULLANIMI YAYGINLAŞIYOR</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/antidepresan-kullanimi-yayginlasiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
