<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>depresyon Archives - Horoz Medya</title>
	<atom:link href="https://www.horozmedya.com/etiket/depresyon/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.horozmedya.com/etiket/depresyon/</link>
	<description>Haberin Adresi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 05 Mar 2025 18:04:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>

<image>
	<url>https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2022/05/cropped-horoz-32x32.png</url>
	<title>depresyon Archives - Horoz Medya</title>
	<link>https://www.horozmedya.com/etiket/depresyon/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>HER MUTSUZLUK DEPRESYON MUDUR ?</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/her-mutsuzluk-depresyon-mudur-2/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/her-mutsuzluk-depresyon-mudur-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[horozmedya]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Mar 2025 18:59:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon ile mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon tedavi yöntemleri]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[depresyonla başa çıkma]]></category>
		<category><![CDATA[moral bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[mutsuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[profesyonel destek]]></category>
		<category><![CDATA[PSİKOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[PSİKOTERAPİ]]></category>
		<category><![CDATA[ruh sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[üzüntü]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam kalitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=99877</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzman Klinik Psikolog Yunus Emre Yıldız konu hakkında önemli bilgiler verdi.Günlük yaşamda herkes zaman zaman mutsuzluk hissedebilir. İş hayatındaki stres, ilişkilerde yaşanan sorunlar, beklenmedik kayıplar ya da hayal kırıklıkları, insanın moralini bozabilir ve geçici üzüntüye sebep olabilir. Ancak bu duygu durumu her zaman depresyon anlamına gelmez. Peki, mutsuzluk ve depresyon arasındaki farklar nelerdir? Ne zaman [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/her-mutsuzluk-depresyon-mudur-2/">HER MUTSUZLUK DEPRESYON MUDUR ?</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="postie-post">
<p data-start="0" data-end="492">Uzman Klinik Psikolog Yunus Emre Yıldız konu hakkında önemli bilgiler verdi.<br data-start="109" data-end="112" />Günlük yaşamda herkes zaman zaman mutsuzluk hissedebilir. İş hayatındaki stres, ilişkilerde yaşanan sorunlar, beklenmedik kayıplar ya da hayal kırıklıkları, insanın moralini bozabilir ve geçici üzüntüye sebep olabilir. Ancak bu duygu durumu her zaman depresyon anlamına gelmez. Peki, mutsuzluk ve depresyon arasındaki farklar nelerdir? Ne zaman profesyonel destek almak gerekir?</p>
<p data-start="494" data-end="1219">Mutsuzluk Nedir?<br data-start="510" data-end="513" />Mutsuzluk, belirli bir olay ya da durum karşısında hissedilen, genellikle geçici olan bir duygudur. İnsanlar hayal kırıklığına uğradıklarında, başarısız olduklarında, sevdikleriyle tartıştıklarında ya da kötü bir haber aldıklarında kendilerini mutsuz hissedebilirler. Bu, doğrudan yaşanan olayla bağlantılı bir duygudur ve genellikle zamanla azalır.<br data-start="862" data-end="865" />Mutsuzluk hissi, yaşamın doğal bir parçasıdır ve psikolojik dayanıklılığın gelişmesi açısından önemlidir. Kişi zamanla mutsuzlukla başa çıkmayı öğrenebilir, destek alarak ya da kendi başına bu süreci yönetebilir. Ancak mutsuzluk hissi uzun süre devam ediyorsa ve kişinin günlük hayatını olumsuz etkiliyorsa, altında yatan daha derin bir sorun olabilir.</p>
<p data-start="1221" data-end="2051">Depresyon ve Mutsuzluk Arasındaki Farklar<br data-start="1262" data-end="1265" />Depresyon, sadece üzüntü veya mutsuzluk hissinden ibaret değildir. Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre depresyon, kişinin ruh halini, düşüncelerini, davranışlarını ve fiziksel sağlığını olumsuz etkileyen ciddi bir ruhsal bozukluktur. Depresyon teşhisi konulabilmesi için belirtilerin en az iki hafta boyunca devam etmesi ve kişinin günlük işlevselliğini önemli ölçüde etkilemesi gerekmektedir.<br data-start="1656" data-end="1659" />Depresyonun belirtileri şunlardır:<br data-start="1693" data-end="1696" />• Sürekli üzüntü, umutsuzluk ve boşluk hissi<br data-start="1740" data-end="1743" />• Enerji kaybı ve sürekli yorgunluk<br data-start="1778" data-end="1781" />• Uyku düzeninde bozukluklar (çok uyuma ya da uyuyamama)<br data-start="1837" data-end="1840" />• İştah değişiklikleri ve kilo kaybı ya da alımı<br data-start="1888" data-end="1891" />• Hayattan zevk alamama, ilgi kaybı<br data-start="1926" data-end="1929" />• Konsantrasyon zorluğu ve karar vermede güçlük<br data-start="1976" data-end="1979" />• Değersizlik ve suçluluk duyguları<br data-start="2014" data-end="2017" />• Ölüm ya da intihar düşünceleri</p>
<p data-start="2053" data-end="2686">Depresyondaki kişiler, genellikle mutsuz hisseden insanlardan farklı olarak, hiçbir şey yapmaya istek duymayabilirler. En sevdikleri aktiviteler bile onları mutlu etmez. Ayrıca depresyonun fiziksel belirtileri de olabilir; baş ağrıları, mide sorunları ve kas ağrıları gibi bedensel şikayetler sıkça görülür. Mutsuzluk ise daha kısa sürelidir ve belirli bir nedene bağlıdır. İnsanlar moral bozukluğu yaşadıklarında, destekleyici bir ortamda veya olumlu olaylar yaşandığında bu duygudan sıyrılabilirler. Ancak depresyon, dış faktörlerden bağımsız olarak uzun süre devam eder ve kişinin kendisini çıkmazda hissetmesine neden olabilir.</p>
<p data-start="2688" data-end="3272">Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?<br data-start="2725" data-end="2728" />Bir kişinin depresyonda olup olmadığını anlamak için belirtilerin süresi ve şiddeti önemlidir. Eğer mutsuzluk hali birkaç hafta boyunca devam ediyorsa, kişinin iş, okul veya sosyal hayatını olumsuz etkiliyorsa ve günlük yaşamda işlev kaybına neden oluyorsa, bir uzmana danışmak önemlidir. Özellikle şu durumlarda profesyonel destek alınması önerilir:<br data-start="3078" data-end="3081" />• Sürekli umutsuz ve çaresiz hissetmek<br data-start="3119" data-end="3122" />• Günlük aktiviteleri sürdürmekte zorlanmak<br data-start="3165" data-end="3168" />• Uyku ve iştah düzeninde belirgin değişiklikler yaşamak<br data-start="3224" data-end="3227" />• Kendine zarar verme düşüncelerinin olması</p>
<p data-start="3274" data-end="3576">Depresyon, psikoterapi, ilaç tedavisi ya da her ikisinin birlikte uygulanmasıyla tedavi edilebilir. Bilişsel davranışçı terapi (BDT) gibi terapi yöntemleri, kişinin olumsuz düşüncelerini tanımasını ve bunlarla başa çıkmasını sağlarken, ilaç tedavisi beyin kimyasındaki dengesizlikleri düzenleyebilir.</p>
<p data-start="3578" data-end="4082" data-is-last-node="" data-is-only-node="">Uzman Klinik Psikolog Yunus Emre Yıldız, &#8220;Sonuç olarak, her mutsuzluk depresyon değildir, ancak uzun süren ve kişinin hayat kalitesini bozan bir ruh hali ciddiye alınmalıdır. Geçici üzüntüler ve moral bozuklukları zamanla düzelirken, depresyon profesyonel destek gerektiren bir durumdur. Eğer kendinizde ya da bir yakınınızda depresyon belirtileri gözlemliyorsanız, bir ruh sağlığı uzmanına danışmak önemli bir adımdır. Unutmayın, erken müdahale depresyonun tedavisinde büyük bir fark yaratabilir.&#8221; dedi.</p>
<div class="postie-attachments"><a href="https://www.horozmedya.com/?attachment_id=99878"><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-99878" src="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/03/IMG-20240702-WA0000-1.jpg" alt="" width="885px" height="1024px" srcset="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/03/IMG-20240702-WA0000-1.jpg 885w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/03/IMG-20240702-WA0000-1-768x889.jpg 768w" sizes="(max-width: 885px) 100vw, 885px" /></a><br />
<a href="https://www.horozmedya.com/?attachment_id=99879"><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-99879" src="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/03/emotionally-upset-woman-1.jpg" alt="" width="1104px" height="736px" srcset="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/03/emotionally-upset-woman-1.jpg 1104w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/03/emotionally-upset-woman-1-768x512.jpg 768w" sizes="(max-width: 1104px) 100vw, 1104px" /></a></div>
</div>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/her-mutsuzluk-depresyon-mudur-2/">HER MUTSUZLUK DEPRESYON MUDUR ?</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/her-mutsuzluk-depresyon-mudur-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HER MUTSUZLUK DEPRESYON MUDUR ?</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/her-mutsuzluk-depresyon-mudur/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/her-mutsuzluk-depresyon-mudur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[horozmedya]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Mar 2025 19:30:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam ve Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[bilişsel davranışçı terapi]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[mental sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[mutsuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik dayanıklılık]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik destek]]></category>
		<category><![CDATA[psikoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[ruh hali]]></category>
		<category><![CDATA[ruh sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[stres yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[uzman psikolog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=99253</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzman Klinik Psikolog Yunus Emre Yıldız konu hakkında önemli bilgiler verdi. Günlük yaşamda herkes zaman zaman mutsuzluk hissedebilir. İş hayatındaki stres, ilişkilerde yaşanan sorunlar, beklenmedik kayıplar ya da hayal kırıklıkları, insanın moralini bozabilir ve geçici üzüntüye sebep olabilir. Ancak bu duygu durumu her zaman depresyon anlamına gelmez. Peki, mutsuzluk ve depresyon arasındaki farklar nelerdir? Ne [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/her-mutsuzluk-depresyon-mudur/">HER MUTSUZLUK DEPRESYON MUDUR ?</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div></div>
<div>
<p data-start="38" data-end="116">Uzman Klinik Psikolog Yunus Emre Yıldız konu hakkında önemli bilgiler verdi.</p>
<p data-start="118" data-end="498">Günlük yaşamda herkes zaman zaman mutsuzluk hissedebilir. İş hayatındaki stres, ilişkilerde yaşanan sorunlar, beklenmedik kayıplar ya da hayal kırıklıkları, insanın moralini bozabilir ve geçici üzüntüye sebep olabilir. Ancak bu duygu durumu her zaman depresyon anlamına gelmez. Peki, mutsuzluk ve depresyon arasındaki farklar nelerdir? Ne zaman profesyonel destek almak gerekir?</p>
<h3 data-start="500" data-end="526"><strong data-start="504" data-end="524">Mutsuzluk Nedir?</strong></h3>
<p data-start="527" data-end="878">Mutsuzluk, belirli bir olay ya da durum karşısında hissedilen, genellikle geçici olan bir duygudur. İnsanlar hayal kırıklığına uğradıklarında, başarısız olduklarında, sevdikleriyle tartıştıklarında ya da kötü bir haber aldıklarında kendilerini mutsuz hissedebilirler. Bu, doğrudan yaşanan olayla bağlantılı bir duygudur ve genellikle zamanla azalır.</p>
<p data-start="880" data-end="1234">Mutsuzluk hissi, yaşamın doğal bir parçasıdır ve psikolojik dayanıklılığın gelişmesi açısından önemlidir. Kişi zamanla mutsuzlukla başa çıkmayı öğrenebilir, destek alarak ya da kendi başına bu süreci yönetebilir. Ancak mutsuzluk hissi uzun süre devam ediyorsa ve kişinin günlük hayatını olumsuz etkiliyorsa, altında yatan daha derin bir sorun olabilir.</p>
<h3 data-start="1236" data-end="1287"><strong data-start="1240" data-end="1285">Depresyon ve Mutsuzluk Arasındaki Farklar</strong></h3>
<p data-start="1288" data-end="1681">Depresyon, sadece üzüntü veya mutsuzluk hissinden ibaret değildir. Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre depresyon, kişinin ruh halini, düşüncelerini, davranışlarını ve fiziksel sağlığını olumsuz etkileyen ciddi bir ruhsal bozukluktur. Depresyon teşhisi konulabilmesi için belirtilerin en az iki hafta boyunca devam etmesi ve kişinin günlük işlevselliğini önemli ölçüde etkilemesi gerekmektedir.</p>
<p data-start="1683" data-end="1723"><strong data-start="1683" data-end="1721">Depresyonun belirtileri şunlardır:</strong></p>
<ul data-start="1724" data-end="2079">
<li data-start="1724" data-end="1770">Sürekli üzüntü, umutsuzluk ve boşluk hissi</li>
<li data-start="1771" data-end="1808">Enerji kaybı ve sürekli yorgunluk</li>
<li data-start="1809" data-end="1867">Uyku düzeninde bozukluklar (çok uyuma ya da uyuyamama)</li>
<li data-start="1868" data-end="1918">İştah değişiklikleri ve kilo kaybı ya da alımı</li>
<li data-start="1919" data-end="1956">Hayattan zevk alamama, ilgi kaybı</li>
<li data-start="1957" data-end="2006">Konsantrasyon zorluğu ve karar vermede güçlük</li>
<li data-start="2007" data-end="2044">Değersizlik ve suçluluk duyguları</li>
<li data-start="2045" data-end="2079">Ölüm ya da intihar düşünceleri</li>
</ul>
<p data-start="2081" data-end="2390">Depresyondaki kişiler, genellikle mutsuz hisseden insanlardan farklı olarak, hiçbir şey yapmaya istek duymayabilirler. En sevdikleri aktiviteler bile onları mutlu etmez. Ayrıca depresyonun fiziksel belirtileri de olabilir; baş ağrıları, mide sorunları ve kas ağrıları gibi bedensel şikayetler sıkça görülür.</p>
<p data-start="2392" data-end="2717">Mutsuzluk ise daha kısa sürelidir ve belirli bir nedene bağlıdır. İnsanlar moral bozukluğu yaşadıklarında, destekleyici bir ortamda veya olumlu olaylar yaşandığında bu duygudan sıyrılabilirler. Ancak depresyon, dış faktörlerden bağımsız olarak uzun süre devam eder ve kişinin kendisini çıkmazda hissetmesine neden olabilir.</p>
<h3 data-start="2719" data-end="2766"><strong data-start="2723" data-end="2764">Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?</strong></h3>
<p data-start="2767" data-end="3057">Bir kişinin depresyonda olup olmadığını anlamak için belirtilerin süresi ve şiddeti önemlidir. Eğer mutsuzluk hali birkaç hafta boyunca devam ediyorsa, kişinin iş, okul veya sosyal hayatını olumsuz etkiliyorsa ve günlük yaşamda işlev kaybına neden oluyorsa, bir uzmana danışmak önemlidir.</p>
<p data-start="3059" data-end="3122">Özellikle şu durumlarda profesyonel destek alınması önerilir:</p>
<ul data-start="3123" data-end="3314">
<li data-start="3123" data-end="3163">Sürekli umutsuz ve çaresiz hissetmek</li>
<li data-start="3164" data-end="3209">Günlük aktiviteleri sürdürmekte zorlanmak</li>
<li data-start="3210" data-end="3268">Uyku ve iştah düzeninde belirgin değişiklikler yaşamak</li>
<li data-start="3269" data-end="3314">Kendine zarar verme düşüncelerinin olması</li>
</ul>
<p data-start="3316" data-end="3618">Depresyon, psikoterapi, ilaç tedavisi ya da her ikisinin birlikte uygulanmasıyla tedavi edilebilir. Bilişsel davranışçı terapi (BDT) gibi terapi yöntemleri, kişinin olumsuz düşüncelerini tanımasını ve bunlarla başa çıkmasını sağlarken, ilaç tedavisi beyin kimyasındaki dengesizlikleri düzenleyebilir.</p>
<p data-start="3620" data-end="4124" data-is-last-node="" data-is-only-node="">Uzman Klinik Psikolog Yunus Emre Yıldız, &#8220;Sonuç olarak, her mutsuzluk depresyon değildir, ancak uzun süren ve kişinin hayat kalitesini bozan bir ruh hali ciddiye alınmalıdır. Geçici üzüntüler ve moral bozuklukları zamanla düzelirken, depresyon profesyonel destek gerektiren bir durumdur. Eğer kendinizde ya da bir yakınınızda depresyon belirtileri gözlemliyorsanız, bir ruh sağlığı uzmanına danışmak önemli bir adımdır. Unutmayın, erken müdahale depresyonun tedavisinde büyük bir fark yaratabilir.&#8221; dedi.</p>
</div>
<div></div>
<div class="postie-post">
<div class="postie-attachments"><a href="https://www.horozmedya.com/?attachment_id=99254"><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-99254" src="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/03/IMG-20240702-WA0000.jpg" alt="" width="885px" height="1024px" srcset="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/03/IMG-20240702-WA0000.jpg 885w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/03/IMG-20240702-WA0000-768x889.jpg 768w" sizes="(max-width: 885px) 100vw, 885px" /></a><br />
<a href="https://www.horozmedya.com/?attachment_id=99255"><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-99255" src="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/03/emotionally-upset-woman.jpg" alt="" width="1104px" height="736px" srcset="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/03/emotionally-upset-woman.jpg 1104w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/03/emotionally-upset-woman-768x512.jpg 768w" sizes="(max-width: 1104px) 100vw, 1104px" /></a></div>
</div>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/her-mutsuzluk-depresyon-mudur/">HER MUTSUZLUK DEPRESYON MUDUR ?</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/her-mutsuzluk-depresyon-mudur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BOŞANMA ÇOCUĞA NASIL ANLATILMALIDIR ?</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/bosanma-cocuga-nasil-anlatilmalidir-2/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/bosanma-cocuga-nasil-anlatilmalidir-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[horozmedya]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Feb 2025 13:20:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anne Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[aile terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[anne baba ilişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma süreci]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk hakları]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveyn rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveynlik]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik destek]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı aile yapısı]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=94162</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzman Klinik Psikolog Müjde Yahşi konu ile ilgili bilgiler verdi. Hangi çocuk yoktur ki anne babasıyla mutlu mesut yaşamak istemesin? Bir evde bitmek bilmeyen kavgalar varsa, evin tadı tuzu kalmamışsa, evde huzur kaçmışsa, anne bir tarafta baba bir tarafa küs şekilde yaşamaya başlamışsa hele bir de şiddet varsa o evdeki çocuğun sağlıklı büyüyebilmesi neredeyse imkansızdır. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/bosanma-cocuga-nasil-anlatilmalidir-2/">BOŞANMA ÇOCUĞA NASIL ANLATILMALIDIR ?</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="postie-post">
<strong>Uzman Klinik Psikolog Müjde Yahşi konu ile ilgili bilgiler verdi.</strong></div>
<div class="postie-post">
Hangi çocuk yoktur ki anne babasıyla mutlu mesut yaşamak istemesin? Bir evde bitmek bilmeyen kavgalar varsa, evin tadı tuzu kalmamışsa, evde huzur kaçmışsa, anne bir tarafta baba bir tarafa küs şekilde yaşamaya başlamışsa hele bir de şiddet varsa o evdeki çocuğun sağlıklı büyüyebilmesi neredeyse imkansızdır. Bu yüzden çocuk için böylesi bir evliliği sürdürmek demek çocuğun daha fazla travma yaşamasına neden olmak demektir. Dolayısıyla boşanma kararı, gerektiği durumlarda doğru bir seçenek olacaktır. Ancak boşanma süreci ne kadar sağlıklı yürütülmeye çalışılırsa çalışılsın bu süreçte çocuk kalıcı yaralar alır. O nedenle bu yaraların çocuğu derinden acıtmaması için bu karar çocuğa oldukça dikkatli açıklanmalıdır.</div>
<div class="postie-post">
Bu süreçte dikkat edilmesi gereken ilk konu; boşanma kararını çocuğa anne ve babanın birlikte açıklaması ve bu açıklamaların kesinlikle birbirlerini suçlayıcı üslupta olmamasıdır.Bir diğer dikkat edilmesi gereken konu ise; boşanma kararının çocukta travmatik etkiler oluşturmaması için, ebeveynlerin çocuğa bunun açıklamasını yaparken nasıl anlatacaklarını çok iyi bilmeleridir.</div>
<div class="postie-post">
Özellikle 8 yaş altı çocuklarda boşanma kararını somutlaştırarak anlatılmalıdır. Çünkü çocuklar için boşanma ölüm gibi, kurban kesimi gibi, depremler gibi soyut bir kavramdır yani çocuğun 5 duyu organıyla hissedemediği bir kavramdır dolayısıyla boşanmayı anlatırken ebeveynler oyuncaklardan yardım alabilirler ve çocuğa şu şekilde anlatabilirler; “Bu oyuncak anneni temsil etsin yani annen olsun, bu oyuncak da babanı temsil etsin baban olsun, bu oyuncak da seni temsil etsin yani sen ol. Daha sen doğmamışken annen ve baban birbirlerini çok sevdi ve evlendi sonra Allah’tan bebek istediler ve dünyaya sen geldin. Sen de tatlı mı tatlı bir bebektin.</div>
<div></div>
<div class="postie-post">Biz seni çok sevdik ve birlikte çok eğlendik. Hepimiz bu evde yaşamaya devam ettik. Ama daha sonra babanla anlaşamamaya başladık. Bir aradayken hep kavga ediyorduk ve kavga ettiğimiz için mutsuz oluyorduk. Bu nedenle ayrılmaya karar verdik. Bundan sonra biz annen ve baban ayrı evde yaşayacağız ve senin bir değil 2 tane evin olacak. Sen de istediğin zaman annenin kaldığı evde, istediğin zaman da babanın kaldığı evde kalabileceksin.</div>
<div></div>
<div class="postie-post">Annen ve baban seni sevmeye devam edecek çünkü ayrılmamızın sebebi kesinlikle sen değilsin, sen çok iyi bir çocuksun.” Şeklinde anlatıldığında hem çocuk görerek, dokunarak ve işiterek durumu idrak eder hem de suçluluk hissine kapılmaz çünkü özellikle 3 ila 6 yaş arasındaki çocuklar boşanmanın sorumlusu kendisi olduğunu sanırlar. Ebeveynlerin oyuncaklarla olan bu anlatımı bir kaç defa daha anlatmaları ve çocuğun merak ettiği sorulara cevap vermeleri de onun bu kararı daha kolay kabul etmesi açısından önemlidir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, her çocuğun bilişsel gelişimi farklıdır. Normalde 12 yaşın altındaki çocuklara oyuncaklarla bu anlatılabilir fakat çocuk 8 yaşından büyükse ve soyut kavram becerisi gelişmişse oyuncaklarla anlatılmasına gerek yoktur.</div>
<div class="postie-post">
Bilişsel gelişimin bir bileşeni olan soyut kavram becerisinin gelişimi de çocuktan çocuğa farklılık gösterir. Ebeveynler çocuklarının soyut kavram becerisinin ne kadar geliştiğini çocuklarının bir espriyi anlayıp anlayamamalarından ya da ince espriler yapabilmelerinden, bir atasözünün ne anlam ifade ettiğini algılayabilmelerinden ve çocuklarıyla bir fikir hakkında tartışabilmelerinden anlayabilirler.Boşanma, çocuğu derinden etkiler dolayısıyla çocuğun psikolojik problemler yaşaması da yüksek ihtimaldir. Psikolojik problemlerden en çok rastladığımız depresif duygudurum ve içe çekilmedir. Çocuk boşanma sürecinde kendini mutsuz, isteksiz ve karamsar hissedebilir, sosyalleşmeden kaçınabilir, değersizlik düşüncelerine kapılabilir ve kendini suçlama eğilimleri gösterebilir.</div>
<div></div>
<div class="postie-post">Boşanmanın üzerinden 2 yıl geçmiş olmasına rağmen çocuklarda en sık karşılaşılan problemler ise öfke ve stres ile bahsetmede güçlük ve dürtüsellliktir.<br />
Cinsiyetin de boşanmanın etkileri üzerinde farkedilir rolü vardır. Dolayısıyla boşanmadan kız çocuğa göre erkek çocuk daha çok etkilenir. Bunun nedenleri arasında başta, kız çocuğunun doğası gereği duygularını dışa aktarması, erkek çocuğuna nispeten daha kolay olmasıdır. Bu da kız çocuğunun çevresinden daha çok psikolojik destek almasını sağlar ve böylelikle bu süreci erkek çocuğuna göre kız çocuk daha kolay atlatabilir. İkinci nedense, küçük yaş grubu velayetinin anne tarafına verilmesi ile erkek çocuk baba rolünden yoksun büyür, bu durum erkek çocuğunun kimlik gelişimini olumsuz etkileyebilir.<br />
Bazen şiddetli geçimsizliğe rağmen eşler çocukları için boşanmak istemeyebilir ancak evliliğin sürdürülmesi kararının alınması da boşanma gibi ciddi bir karardır.</div>
<div></div>
<div class="postie-post">Çocuğuna değer veren her anne ve baba, kendi aralarındaki ilişkiye de değer vermelidir. Anne baba ilişkisi ne kadar güçlüyse, çocuk da o evde o kadar sağlıklı yetişir. Çünkü bir çocuğa yapılabilecek en büyük iyilik, anne ve babasının birbirine iyi davranması, birbirlerini sevmesi, birbirine saygı göstermesi ve birbiriyle olan mutluluğudur. Anne ve baba arasında yaşanan tüm duygular, çocuğun duygularını da oluşturur. Mutlu bir baba, anneye iyi davranır, mutlu bir anne de, çocuğuna iyi davranır, mutlu çocuk da anne ve babasına iyi davranır yani çocuk sağlıklı gelişim göstererek davranış problemleri göstermez. Çocuk için evliliği sürdürmek isteyen eşler, geçimsizliği sürdürmek yerine problemlerinizi çözmeye çalışmamalılar. Mutsuz bir evliliği sürdürmek o evdeki herkesi mutsuz eder. O nedenle aralarındaki problemleri çözemeyen eşler muhakkak aile terapistine başvurmalı ve ellerinden gelen gayreti gösterdikten sonra çocuklarının sağlıklı büyüyebilmesi için en doğru kararı vermeliler.</div>
<div class="postie-post">
<strong>Çocuklarının boşanma sürecinden en az yara almasını isteyen ebeveynler şunları unutmamalılar;</strong><br />
Eşler boşanmış olsa da ebeveynlerin anne babalık rollerinin devam eder.</div>
<div class="postie-post">
Ebeveynler çocuklarına olan yaklaşımlarında eski eşini ve onun ailesini kötülememeliler. Çünkü hiçbir çocuk anne ya da babası hakkında kötü söz duymak istemez. Duyduğu her kötü söz, çocukta değersizlik hissi oluşturur. Anne ya da babasından birbirlerini kötüleyen sözler işiten çocuk, büyük bir güvensizlik hisseder. Kime güveneceğini şaşıran çocuk ne kendine ne de başkasına güvenemez.</div>
<div class="postie-post">
Eşlerin yaşadıkları olumsuz duyguların çocuğa yansıtılması çocuğun da bu olumsuz yaşantıdan fazlasıyla etkilenmesine neden olur. Yaşananlar eşlerin arasındadır, çocukla eş arasında değildir. Özellikle “Annen olacak kadına söyle ya da baban olacak adama söyle”diyerek olumsuz söylemlerle çocuk araç haline gelmemelidir.</div>
<div class="postie-post">
Boşanma sebebinin çocuk olmadığın ebeveynler çocuğa muhakkak anlatmalılar zira çocuk kendini boşanma sebebi olarak görmesin.</div>
<div class="postie-post">
Boşanma kararına kesin şekilde karar verilmeden önce asla çocuğa bu karar açıklanmamalıdır. Boşanma kararı kesinse çocuğun yaşına uygun şekilde açıklanmalı ve ebeveyn olarak birlikte açıklanmalıdır.</div>
<div class="postie-post">
Eşler ebeveynlik ilişkilerini ölçülü tutmalılar. Nasıl ki eşlerin birbirlerini suçlayıcı konuşması, birbirleri ile hiç görüşmemesi, aralarındaki inatlaşmaların ve kavgaların devam etmesi çocuğun ruh sağlığının bozulmasına sebep olur; eşlerin hiç ayrılmamış gibi çok samimi olmaları, çok sık görüşmeleri ya da beraber tatile gitmeleri gibi durumları da çocukta kafa karışıklığına sebep olur. Bu durumda çocuk anne babasının yeniden evlenmeleri beklentisi ile sürekli hayal kırıklığı yaşar, anne babasının yeni evliliklerini kabullenemez ve yuva kurma ile ilgili olumsuz duygu ve düşünceler biriktirir.</div>
<div class="postie-post">
Tüm bunlar çocuğun ruh sağlığı gelişimi için çok önemlidir. Şu da unutulmamalıdır ki çocuğun olumsuz yaşantılarından sadece çocuğun ruh sağlığı etkilenmez, beden sağlığı da etkilenir. Yani çocuk boşanma sürecinde her koşulda travma yaşayabilir ancak ebeveynlerin görevi çocuklarını yaşanabilecek en ufak bir travma ihtimalinden koruyabilmektir.</div>
<div class="postie-post">
Son olarak boşanma sürecinin olumsuz etkilerinden korunmak isteyen ebeveynler, çocuk ve aile terapistine başvurmayı asla ihmal etmemeleri gerekir.</div>
<div></div>
<div></div>
<div class="postie-post">
<div class="postie-attachments"><a href="https://www.horozmedya.com/?attachment_id=94163"><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-94163" src="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/02/bosanma-11.jpg" alt="" width="1536px" height="1024px" srcset="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/02/bosanma-11.jpg 1536w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/02/bosanma-11-768x512.jpg 768w" sizes="(max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /></a><br />
<a href="https://www.horozmedya.com/?attachment_id=94164" data-wplink-edit="true"><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-94164" src="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/02/PHOTO-2020-01-11-12-48-51-17.jpg" alt="" width="384px" height="512px" /></a></div>
</div>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/bosanma-cocuga-nasil-anlatilmalidir-2/">BOŞANMA ÇOCUĞA NASIL ANLATILMALIDIR ?</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/bosanma-cocuga-nasil-anlatilmalidir-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KÖTÜ UYKU DÜZENİ HASTALIKLARA DAVETİYE ÇIKARIYOR</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/kotu-uyku-duzeni-hastaliklara-davetiye-cikariyor/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/kotu-uyku-duzeni-hastaliklara-davetiye-cikariyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Feb 2025 21:53:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[anksiyete]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[kardiyovasküler]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[Uzm. Dr. Gamze Ergil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=2650</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzm. Dr. Gamze Ergil, stresin uyku sağlığına etkileri konusunda açıklamalarda bulundu. Uzm. Dr. Gamze Ergil, &#8220;Günlük rutinimizde büyük yer kaplayan uyku, bedenin dengesi için oldukça önemli bir rol oynuyor. Yetişkin bir birey zamanının ortalama üçte birini uykuda geçiriyor. Uyku vücuttaki birçok dokuyu ve sistemi doğrudan etkileyen karmaşık ve dinamik bir yapıya sahiptir. Öğrenme süreçlerinde ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/kotu-uyku-duzeni-hastaliklara-davetiye-cikariyor/">KÖTÜ UYKU DÜZENİ HASTALIKLARA DAVETİYE ÇIKARIYOR</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Uzm. Dr. Gamze Ergil, stresin uyku sağlığına etkileri konusunda açıklamalarda bulundu. Uzm. Dr. Gamze Ergil, &#8220;Günlük rutinimizde büyük yer kaplayan uyku, bedenin dengesi için oldukça önemli bir rol oynuyor. Yetişkin bir birey zamanının ortalama üçte birini uykuda geçiriyor. Uyku vücuttaki birçok dokuyu ve sistemi doğrudan etkileyen karmaşık ve dinamik bir yapıya sahiptir. Öğrenme süreçlerinde ve yeni hatıraların oluşmasında katkısı olan aktif bir süreçtir. Doğru zamanda, yeterli uykunun alınmamasının ileride hipertansiyon, kardiyovasküler hastalıklar, diyabet, obezite gibi fizyolojik rahatsızlıkların yanı sıra konsantre olamama, sinirlilik, anksiyete ve depresyon gibi ruhsal sorunlara yol açabiliyor&#8221; ifadelerini kullandı.</p>



<p><strong>&#8220;GÜNLÜK HAYATIMIZ, RÜYALARIMIZI ETKİLİYOR&#8221;</strong></p>



<p>Psikanalize göre rüyaların; bastırılan duyguların, arzuların ve temel korkuların bilinçdışını yansıtan sembollerle dışa vurulması olarak ele alındığını hatırlatan Dr. Ergil, “Gün içinde yaşadığımız şeyler rüyalarda birebir ortaya çıkmasa da, uykumuzun ve rüyalarımızın içeriğinin, günlük yaşantımızdan etkilendiğini ve onunla şekillendiğini söyleyebiliriz. Rüyalar uykunun her döneminde ortaya çıkabilir ancak en çok REM uykusu denilen derin uyku ve hızlı göz hareketlerinin gözlendiği evrede ortaya çıkar. Her gece yaklaşık 2 saatlik zaman aralığında rüya görüyor olsak bile sabah kalktığımızda çoğunu hatırlamayız. Tam olarak işlevi bilinmese de rüyaların duygularımızı işlememeye, eski ve yeni yaşantılar arasında bağlantı kurmaya ve belleğe yardımcı olduğu düşünülmektedir. REM yoksunluğu oluşturulan bireylerde ertesi gün daha fazla kaygı, sinirlilik, tahammülsüzlük ve dikkat toplama güçlüğü olduğu gözlemlenmiş, yeni bilgileri öğrenme ve hatırlama güçlüğü bildirilmiştir&#8221; dedi.</p>



<p><strong>&#8220;RÜYA TÜRÜ, UYKU KALİTESİNİ BELİRLİYOR&#8221;</strong></p>



<p>Rüyaların ana kaynaklarından birinin hatıralar olduğunu ve stresli kişilerin sıkıntı verici rüyalar görebileceğini belirten Uzm. Dr. Ergil, rüyaların uyku kalitesine olan olumsuz etkilerini şu sözlerle açıkladı: “Stres ve anksiyete, uyarılmışlık düzeyini artırdığı için uyku-uyanıklık döngüsünde bozulmaya neden olabilir. Günlük hayatımızda yaşadığımız işle ilgili bir sorun, akut stres oluşturabilen bir tartışma ya da istismar, travma gibi kronik stres kaynaklarının hepsi uykuya dalmada güçlük, uykuda bölünme, kabuslar, özellikle yavaş dalga uyku süresinde azalma ve tüm uykunun kalitesinde bozulması gibi sorunlara yol açabilir. Bu nedenle depresyon uyku kalitesinin bozulduğu ruhsal rahatsızlıklardan biridir. Travma sonrası stres bozukluğunda gece sık uyanmalar, kabuslar, uyku sırasında beden hareketlerinde anomaliler ve uykudan uyandıran panik ataklar görülebilir&#8221;. Doğru zamanda, yeterli uykunun alınmamasının birçok hastalığa davetiye çıkarabileceğini vurgulayan Dr. Ergil, &#8220;Düzensiz uyku nedeniyle görülebilecek fizyolojik ve psikolojik hastalıkları şöyle sıralayabiliriz; hipertansiyon, kardiyovasküler hastalıklar, diyabet, obezite, konsantre olamama, sinirlilik, anksiyete, depresyon&#8221; dedi.</p>



<p>Editör: Abdullah GÖNÜLTAŞ / HABER MERKEZİ</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/kotu-uyku-duzeni-hastaliklara-davetiye-cikariyor/">KÖTÜ UYKU DÜZENİ HASTALIKLARA DAVETİYE ÇIKARIYOR</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/kotu-uyku-duzeni-hastaliklara-davetiye-cikariyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KENDİNİ CEZALANDIRMAK</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/kendini-cezalandirmak/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/kendini-cezalandirmak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nilüfer BEKCİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 Jan 2024 15:02:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[hata yapmak]]></category>
		<category><![CDATA[iç huzur]]></category>
		<category><![CDATA[kendini affetmek]]></category>
		<category><![CDATA[kendini cezalandırmak]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[öz şefkat]]></category>
		<category><![CDATA[özgüven]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[psikoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[suçluluk duygusu]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>
		<category><![CDATA[vicdan azabı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=78861</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz günlerde yeni bir dizi izlemeye başladım. Dizinin ana karakteri rahim kanseri ile mücadele etmekte olan genç bir kadın. Dizi ilerledikçe kadının hamile kalmış olduğunu, ama kendini anneliğe hazır hissetmediği için kürtaj yaptırmaya gittiğini, eşinin son anda durumu öğrenerek ona engel olduğunu öğreniyorsunuz.&#160; Karı koca eve dönüş yolunda bunun kavgasını yaparlarken bir kaza geçiriyorlar ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/kendini-cezalandirmak/">KENDİNİ CEZALANDIRMAK</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Geçtiğimiz günlerde yeni bir dizi izlemeye başladım. Dizinin ana karakteri rahim kanseri ile mücadele etmekte olan genç bir kadın. Dizi ilerledikçe kadının hamile kalmış olduğunu, ama kendini anneliğe hazır hissetmediği için kürtaj yaptırmaya gittiğini, eşinin son anda durumu öğrenerek ona engel olduğunu öğreniyorsunuz.&nbsp; Karı koca eve dönüş yolunda bunun kavgasını yaparlarken bir kaza geçiriyorlar ve kadın o anda bebeğini düşürüyor. Sonrasında bundan kendini sorumlu tutuyor. Çocuğu istemediği için bu kazayı geçirdiğine, onu öldürdüğüne inanıyor. Bu düşüncesine o kadar sıkıntı tutunuyor ki bu onu günün birinde kansere yakalandığında rahimi ile işlediği suçun gene rahiminden olarak cezalandırıldığı inancına getiriyor. Bir yandan tedavi olmaya çalışırken diğer yandan manevi huzur peşinde gezen, arayış içinde ve mutsuz bir kadın haline geliyor. Bu arayış ise onu tamamen yabancısı olduğu bir dünyaya, belki de çok büyük bir yanlışın içine götürüyor.</p>



<p>Bu izlediklerim beni insanların kendini cezalandırması üzerine uzun süre düşündürdü.</p>



<p>Hepimiz hatalar yaparız. Bu hatalar sonucu kendimize ya da çevremize kendimize zarar verebiliriz; istemeden de olsa. Zaten önemli olan bilerek, isteyerek zarar vermemektir. Eğer bu yönde kendimizden eminsek, kendi kendimizi cezalandırmamıza da gerek kalmaz. Ama gene de bazen farkında olarak, bazen da bilmeden yaparız bunu. Bu da bizi psikolojik ve psikosomatik hastalıklara götürür.</p>



<p>Bunda en büyük motivasyonumuz ailemizin, sevdiklerimizin ya da başka birilerinin yaşadığı olumsuzlukların, bazen de dönüştükleri insanın bizim hatamız yüzünden olduğudur. Onlara karşı suç işlediğimizdir. Çocuğumuz bizim yüzümüzden sinirli ya da başarısız olmuştur, eşimiz bizim yaşattığımız travma yüzümüzden işinden ayrılmıştır, annemiz bizim yüzümüzden hasta olmuştur vs.</p>



<p>Aslında o kadar da güçlü olmadığımızı bir görebilsek… Kimsenin kimseyi şekillendiremeyeceği gibi kimsenin tek başına büyük olaylara sebep olamayacağını anlayabilsek…</p>



<p>Hata insana mahsustur. Hata yapa yapa öğreniriz, büyürüz, gelişiriz, olgunlaşırız. Hayat yolunda düşe kalka ilerleriz. Önemli olan hatalarımızdan ders çıkarmak, bir daha aynı hataya düşmemektir. Bunun için çabalamaktır. Ve tabii bu tecrübemizi paylaşmak, başkalarının da aynı hatayı yapmasına engel olmaya çalışmaktır.</p>



<p>Kendimizi cezalandırmak kimseye yarar sağlamayacağı gibi yaptığımız hatayı da telafi etmez. Ne verdiği hasarı tamir eder ne de kaybettirdiklerini geri getirir. Bu nedenle kendimize acı çektirmek yerine yaptığımız şeyi olgunlukla kabul edip ve tabii ki sorumluluğunu üstlenerek ileriye bakmak, yapabiliyorsak telafi etmek hem kendimiz hem de çevremiz için çok daha faydalıdır.</p>



<p>Herkes yaşadığı olaylardan farklı şekillerde etkilenir. Dolayısıyla biz maddi ya da bir zarar vermiş olabiliriz ama tek bu zararla insanların bazı şekilleri almasına, yaşamlarındaki tercihleri bazı yönlerde yapmasına, bazı yolları seçmesine sebep olamayız. Etkimiz olmaz demiyorum. Ama tek başına değil.</p>



<p>Önemli olan kendimizle barışık olmak, yanlışıyla, doğrusuyla kendimizi sevmek, kabul etmektir. Kendini sevmeyen insan kimseyi sevemez, mutlu da olamaz.</p>



<p>Hata yapmanın suç olmadığını, yapılması gerekenin ceza vermek değil ders çıkarmak ve sorumluluk almak olduğunu ve hataların doğruyu öğrenmek için bir fırsat olduğunu unutmazsak çok daha mutlu oluruz.&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/kendini-cezalandirmak/">KENDİNİ CEZALANDIRMAK</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/kendini-cezalandirmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>PSİKİYATRİ UZMANI UYARDI: MEVSİMSEL DEPRESYON HAYATINIZI KÂBUSA ÇEVİRMESİN</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/psikiyatri-uzmani-uyardi-mevsimsel-depresyon-hayatinizi-kabusa-cevirmesin/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/psikiyatri-uzmani-uyardi-mevsimsel-depresyon-hayatinizi-kabusa-cevirmesin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Sep 2023 08:47:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[mevsim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=50573</guid>

					<description><![CDATA[<p>Psikiyatri Uzm. Dr. Aysu Yakın Olgun, mevsimsel depresyon hakkında açıklamalarda bulundu. Mevsim dönümlerinin birçok psikiyatrik bozuklukta şikâyetlerin artmasına ya da ataklara sebep olabileceğini söyleyen Uzm. Dr. Olgun, “Bu değişiklikler en belirgin olarak duygudurum bozukluklarında görülür. Başta majör depresyon olmak üzere, yineleyen depresif ataklar, bipolar duygulanım bozukluğu ve diğer duygudurum bozuklukları tanısı alan hastalar mevsim geçişlerinde [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/psikiyatri-uzmani-uyardi-mevsimsel-depresyon-hayatinizi-kabusa-cevirmesin/">PSİKİYATRİ UZMANI UYARDI: MEVSİMSEL DEPRESYON HAYATINIZI KÂBUSA ÇEVİRMESİN</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Psikiyatri Uzm. Dr. Aysu Yakın Olgun, mevsimsel depresyon hakkında açıklamalarda bulundu. Mevsim dönümlerinin birçok psikiyatrik bozuklukta şikâyetlerin artmasına ya da ataklara sebep olabileceğini söyleyen Uzm. Dr. Olgun, “Bu değişiklikler en belirgin olarak duygudurum bozukluklarında görülür. Başta majör depresyon olmak üzere, yineleyen depresif ataklar, bipolar duygulanım bozukluğu ve diğer duygudurum bozuklukları tanısı alan hastalar mevsim geçişlerinde şikâyetlerinde artış hissedebilirler. Bazen de yalnız yaz mevsiminin bitişiyle başlayan, 4-5 ay kadar süren depresyon belirtileri yaşanabilir. Kış hüznü de denilen bu durumun gün ışığı saatlerinin azalmasından kaynaklandığı düşünülmektedir. Dolayısıyla, bu kişilerde ilkbahara kadar sürebilen depresyon belirtileri ortaya çıkabilir. Nadiren tam tersi de söz konusu olabilir” diye konuştu.</p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img fetchpriority="high" decoding="async" src="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2023/09/20230922aw036186-0-954x1024.jpg" alt="" class="wp-image-50574" style="width:416px;height:447px" width="416" height="447" srcset="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2023/09/20230922aw036186-0-954x1024.jpg 954w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2023/09/20230922aw036186-0-279x300.jpg 279w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2023/09/20230922aw036186-0-768x824.jpg 768w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2023/09/20230922aw036186-0.jpg 1158w" sizes="(max-width: 416px) 100vw, 416px" /></figure>



<p>“UYKU SORUNLARI GÖRÜLEBİLİR”</p>



<p>Belirtilerin şiddetine göre işlevsellik ve günlük aktivitelerin de etkilenebileceğini dile getiren Uzm. Dr. Olgun, “Bu şiddetli olduğunda, mevsimsel depresyon, sonbahar depresyonu, kış hüznü gibi isimlerle nitelendirilen bir tür duygudurum bozukluğundan söz ederiz. Mevsimsel depresyonda, majör depresyon bulgularını görürüz. Bunlar; günün önemli bir bölümünde çökkün hissetmek, aktivitelerden keyif almamak, iştah ve kilo değişiklikleri, uyku sorunları, halsizlik ve tedirginlik, enerjisizlik, umutsuzluk ya da değersizlik hisleri, konsantrasyon bozukluğu, ölüm düşüncelerine sahip olmaktır” şeklinde konuştu.</p>



<p>MEVSİMSEL DEPRESYON BELİRTİLERİ</p>



<p>Mevsimsel depresyonda görülebilecek belirtilere değinen Uzm. Dr. Olgun, “Sonbahar depresyonunda aşırı uyku, aşırı yeme ve kilo artışı, sosyal anlamda içe çekilme gibi durumlarda da değişiklikler gözlemlenebilir. Tedavisinde psikoterapi yaklaşımlarının ve ilaçların etkili olduğu bilinmektedir. Bu belirtilere sahipseniz, mutlaka bir uzmandan yardım almalısınız” ifadelerini kullandı. HABER MERKEZİ</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/psikiyatri-uzmani-uyardi-mevsimsel-depresyon-hayatinizi-kabusa-cevirmesin/">PSİKİYATRİ UZMANI UYARDI: MEVSİMSEL DEPRESYON HAYATINIZI KÂBUSA ÇEVİRMESİN</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/psikiyatri-uzmani-uyardi-mevsimsel-depresyon-hayatinizi-kabusa-cevirmesin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>FARK EDİLMESİ ZOR RUHSAL SORUN: &#8221;MASKELİ DEPRESYON &#8221;</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/fark-edilmesi-zor-ruhsal-sorun-maskeli-depresyon/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/fark-edilmesi-zor-ruhsal-sorun-maskeli-depresyon/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Jun 2022 08:37:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[DSÖ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=24959</guid>

					<description><![CDATA[<p>Psikolojik sağlığın bozulması kişinin günlük hayatını, sosyal çevresini, iş yapış şeklini etkilemesinin yanında bedensel sağlığını doğrudan etkilediği bilim dünyası tarafından kabul edilmiştir. Psikolojik rahatsızlıklar arasında en yaygın olarak karşılaştığımız rahatsızlıklardan birisi depresyondur. Depresyon kişinin mutlu olma ve hayattan zevk alma yetisini geçici olarak kaybettiği, duygudurumu, düşünceleri, bedenini ve zihnini hastalandıran bir psikiyatrik bozukluktur. Depresyon en [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/fark-edilmesi-zor-ruhsal-sorun-maskeli-depresyon/">FARK EDİLMESİ ZOR RUHSAL SORUN: &#8221;MASKELİ DEPRESYON &#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Psikolojik sağlığın bozulması kişinin günlük hayatını, sosyal çevresini, iş yapış şeklini etkilemesinin yanında bedensel sağlığını doğrudan etkilediği bilim dünyası tarafından kabul edilmiştir. Psikolojik rahatsızlıklar arasında en yaygın olarak karşılaştığımız rahatsızlıklardan birisi depresyondur. Depresyon kişinin mutlu olma ve hayattan zevk alma yetisini geçici olarak kaybettiği, duygudurumu, düşünceleri, bedenini ve zihnini hastalandıran bir psikiyatrik bozukluktur. Depresyon en yalın haliyle ruhsal çökkünlüktür. Dünya Sağlık Örgütünün verilerine göre depresyon 40 yaş altında görülen en büyük sağlık problemi olarak kayıtlara geçmiştir. Yaşam boyu her dört kişiden birinde gözükmektedir.Klasik depresyon belirtilerine baktığımızda hayattan zevk alamama,iştahta değişiklikler, kararsızlık, değersizlik düşüncesi, uyku bozuklukları, konsantrasyon bozukluğu, unutkanlık, motivasyon bozukluğu, devamlı suçluluk hissi, karamsarlık, geçmişte yaşananlara takılmak, cinsel işlev bozuklukları ile görülmektedir.Depresyon kendi içerisinde major depresyon, distimik depresyon, psikotik depresyon, atipik depresyon, mevsimsel depresyon,premenstrüel depresyon gibi birçok alt başlık barındırır.&nbsp; Bu alt başıklardan birisi olan maskeli depresyon veya diğer bir adıyla örtülü depresyon ile klinik gözlemimizde sık sık karşılaşmaktayız.</p>



<p>Maskeli depresyondaki kişilerin en büyük ortak özellikleri duygularını tam olarak ifade etmekte zorlanmalarıdır. İfade edilemeyen duygular bir süre sonra bedensel belirtiler ile kendini gösterir. Klasik depresyon ile maskeli depresyon yani gülümseyerek geçirilen depresyon süreci arasında en büyük fark bedensel ağrıların daha çok olmasıdır. Kişiler genellikle kronik ağrı (baş, boyun, sırt, eklem ağrısı), uyku,mide ve bağırsak sorunları, cinsel sorunlar, dermatolojik problemler, alkol ve madde bağımlılığı gibi sorunlar yaşamaktadır. Ağrılar, sızılar ve uyuşmalar üzerine başvurulan hastanelerdeki test tahlilleri sonuçsuz çıkmaktadır.Gülümseyerek geçirilen depresyon sürecindeki kişi sorunlarını halı altına süpürerek farkında olmadan yaşamaktadır.Sosyal ortamlarında ilk başta gayet uyumlu gülümseyerek var olurken bir süre sonra bu maskeyi takmak zor gelecektir. Kişi duygularını reddedikçe beden konuşmaya başlayacaktır.Bedenin bu konuşması uyku bozuklukları ve iştah dengesizliği ile olacaktır.Uyku bozuklukları çok az ve kalitesiz uyku olduğu gibi çok fazla uyuma olarak da görülmektedir. Diğer en büyük belirtisi ise iştahın çok artması veya çok azalmasıdır.</p>



<p>Unutulmamalıdır ki maskeli depresyon sürecinde kişinin iç dünyası kan ağlasada kişi bir damla gözyaşı dökemeyebilir ya da bir olay karşısında gülse bile&nbsp; mutluluk duygusunu yaşayamaz. Bir süre sonra kalabalıklar içinde yalnız kalacaktır. Sizlerde depresyon belirtileri yaşıyorsanız veya ağrı, uyku sorunları,dermatolojik sorunlar (alerji, döküntüler vb), cinsel sorunlar gibi şikayetlerinize fiziksel bir köken saptanılamıyorsa yaşadığınız sorunu psikolojik kökenli olabileceğini kabul edip bir yardım almanız sağlığınız için iyi olacaktır. HABER MERKEZİ</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/fark-edilmesi-zor-ruhsal-sorun-maskeli-depresyon/">FARK EDİLMESİ ZOR RUHSAL SORUN: &#8221;MASKELİ DEPRESYON &#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/fark-edilmesi-zor-ruhsal-sorun-maskeli-depresyon/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ANTİDEPRESAN KULLANIMI YAYGINLAŞIYOR</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/antidepresan-kullanimi-yayginlasiyor/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/antidepresan-kullanimi-yayginlasiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Mar 2022 21:37:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bülten]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam ve Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[antidepresan]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[hasan herken]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=15336</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tedavi için uzmanlara başvuranlar kadar maddi kaynaklı sebeplerden ötürü hekimlere danışamamanın da yaygın olduğu biliniyor. Bu bilinen yaygın gerçek de dâhil edildiğinde Türkiye’deki antidepresan kullanım oranı iyice artıyor. “DEPRESYON HALİ ANLIK DUYGU DURUMU DEĞİLDİR” Depresyon tanısının hekimler tarafından birçok hastaya koyulması ile birlikte antidepresan kullanımı da tüm dünyada yaygınlaştı. Uzun süren duygu durumunda depresyon tanısına [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/antidepresan-kullanimi-yayginlasiyor/">ANTİDEPRESAN KULLANIMI YAYGINLAŞIYOR</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Tedavi için uzmanlara başvuranlar kadar maddi kaynaklı sebeplerden ötürü hekimlere danışamamanın da yaygın olduğu biliniyor. Bu bilinen yaygın gerçek de dâhil edildiğinde Türkiye’deki antidepresan kullanım oranı iyice artıyor.</p>



<p><br>“DEPRESYON HALİ ANLIK DUYGU DURUMU DEĞİLDİR”</p>



<p><br>Depresyon tanısının hekimler tarafından birçok hastaya koyulması ile birlikte antidepresan kullanımı da tüm dünyada yaygınlaştı. Uzun süren duygu durumunda depresyon tanısına varılabileceğinin altını çizen Prof. Dr. Hasan Herken, antidepresan kullanımı ile ilgili şunları söyledi: “insanların anladığı ile psikiyatri uzmanların anladığı depresyon arasında fark var. İnsanlar gelip geçen duygu durumlarını depresyon zannediyorlar. Aynı duygu halinin en az 15 gün sürmesi gerekir. Geçici olan, gün içinde gelip geçen duygu hallerinde depresyondan bahsedilemez. Gün içinde olan anlık duygu halleriyle hekimler depresyon tanısı adı altında incelemezler. Yaşanan duygu halinin anlık değil de tüm gün sürmesi gerekir. Bu belirtilerin var olduğu hastalara depresyon tanısı koyabiliriz.”</p>



<p><br>DEPRESYON, POPÜLER KÜLTÜRÜN BİR PARÇASI OLABİLİR Mİ?</p>



<p><br>‘Depresyondayım’ kelimesinin ağızlarda bu kadar yaygın olmasının aslında biraz da popüler kültürün ittirmesine bağlı olduğunu dile getiren Herken : “insanların sürekli depresyondayım demesi ağızlarında alışkanlık haline getirmeleri aslında popüler kültürün ittirmesi. Antidepresanların her şeye çare imiş gibi sunulması da aslında büyük bir yanılgı. Bu yüzden de bu tür ilaçlar gereğinden fazla kullanılıyor olabilir. Olayın diğer bir tarafı da aslında bu grup ilaçların fazladan kullanımının vereceği zarar kullanılmamış olmasından daha kötüdür. O yüzden hekim kontrolünde dozunda olan her tanı hayat kurtarır. Popüler kültürün dayatmasıyla yapılan yanlış müdahaleler ve yanlış ilaç kullanımı değil.” dedi.</p>



<p><br>GENÇLER DAHA FAZLA ANTİDEPRESAN KULLANIYOR</p>



<p><br>Antidepresan kullanımında yaş ve cinsiyete göre kıyaslama yapan Prof. Dr. Hasan Herken, genç nüfusun daha fazla antidepresan kullandığını belirtti. Herken : “ Antidepresan kullanımında da cinsiyet belirtirsek kadınlar, yaş olarak kıyaslama yaparsak da gençler daha ağırlıklı diyebiliriz. Gençler geleceğe dair umutlarını yitirmek üzereler. Z kuşağının antidepresan kullanma oranı eskiye göre fazla. Bugün çocuklar sınavlarda başarılı olsalar bile mülakatta eleneceklerini düşündükleri için aşırı bir kaygı ve endişe içindeler. Bu kaygıdan ötürü çalışmayı da bırakıyorlar. Ebeveynlerin de çocuklarını ikna etmesi zorlaştı. Çok fazla kuşak çatışması yaşanıyor. Hem ebeveynler hem de çocuklar bu durumdan olumsuz etkileniyorlar. Ekonomik problemlerde depresyonun diğer bir etki ayağı. Bugün açlığı kıtlığı konuşuyoruz. Artık bir gencin ev, araba alması hayal gibi bir şey. 90&#8217;ların gerisine döndük hatta daha kötü bir durumdayız. Güvenlik sorun, barınma sorun, adalet sorun. Gençler bunları yaşayıp görünce iyice endişeli bir ruh haline sahip oluyorlar. Bu da antidepresan ilaçlarına yönelmelerine sebep oluyor.” diyerek genç nüfusun neden antidepresana başvurduklarını açıkladı.</p>



<p><br>“TÜRKİYE’DE ANTİDEPRESAN İLAÇLARI ÇOK UCUZ”</p>



<p><br>Prof. Dr. Hasan Herken, “Türkiye’de antidepresan ilaçlarının çok ucuz olduğuna vurgu yaptı. Hekim onayı olmadan reçetesiz alınamayan bu ilaç grupların Türkiye’de satın alım gücünün daha ucuz olduğuna dikkat çeken Herken: “Amerika birleşik devletlerinde sigorta kurumları psikiyatri doktorların ilaç yazmasını destekliyorlar. Sebebi ise psikoterapiler çok pahalı. İlaç kullanımı terapilere göre maliyet olarak çok daha ucuza geliyor. Bu yüzden ilaç kullanımı daha yaygın .” dedi.</p>



<p><br>“DOKTORLARIN MAAŞI POLİTİKA KONUSU OLMAMALI”</p>



<p><br>Son zamanlarda gündemde olan doktorların maaş konusuna da değinen Prof. Dr. Hasan Herken: “Devlet hastanelerinden randevu almak çok zor. Alınan randevu tarihleri çok uzak. Devlette çalışan doktor olmak da çok zor. Çünkü hastanızı beş dakikada tanı koyup tedavi edilmesi bekleniyor sizden. Ama bunun mümkün olamayacağını herkes biliyor. Âmâ yine de doktorlar iyi niyetli olarak o kısacık zaman diliminde tanıyabildikleri kadarıyla hastaya ilaç yazıyorlar. Bu pencereden bakarsak da yine ilaç kullanımını artıran diğer bir etkeni daha yakalamış oluyoruz. Beş dakika içine sıkıştırılmış bir doktor hasta ilişkisi ne kadar sağlıklı olabilir? Yine de doktorlarımız hastanın durumunun daha da kötüye gitmemesi için hiç kullanmamaktansa o hastalara ilaç tedavisine başlıyorlar. Bu tamamen doktorunun insanlığa hizmet etmesiyle alakalıdır aslında. Çünkü ilaç başlanmayan hasta ya intihar ederse? Ondan sonraki hukuki ve vicdani süreç daha ağır olur. Bu anlamda devlet hastanelerinde çalışan doktorların yükümlülükleri çok ağırdır. Buna nazaran aldıkları maaş da göze batmamalıdır. Hele hele politika konusu hiç olmamalıdır. Orada tartışılması illa gündem olması gereken bir konu olacaksa bu insan hayatı olmalıdır” diyerek sitemi etti.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" data-id="15343" src="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2022/03/DSC_2577.jpg" alt="" class="wp-image-15343" /></figure>
</figure>



<p>Fatma Haytan / özel haber</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/antidepresan-kullanimi-yayginlasiyor/">ANTİDEPRESAN KULLANIMI YAYGINLAŞIYOR</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/antidepresan-kullanimi-yayginlasiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>D VİTAMİNİ EKSİKLİĞİ RUH SAĞLIĞINI ETKİLEYEBİLİR</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/d-vitamini-eksikligi-ruh-sagligini-etkileyebilir/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/d-vitamini-eksikligi-ruh-sagligini-etkileyebilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Mar 2022 21:55:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[D vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[kas ve iskelet sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[ruh sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin eksikliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=14960</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kas ve iskelet sistemi ağrıları, kalp rahatsızlıkları, uyku bozuklukları ile depresyon gibi birçok bedensel rahatsızlıkla ilişkili olduğu düşünülen D vitamini eksikliği, enerji düşüklüğü, odaklanmakta zorlanma gibi belirtiler ile kendini gösteriyor. Konunun uzmanı ise D vitaminin arttırılması için bilgilendirmelerde bulundu. D vitamini eksikliği, kas ve iskelet sistemi ağrıları, kalp rahatsızlıkları, uyku bozuklukları ve depresyon gibi birçok [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/d-vitamini-eksikligi-ruh-sagligini-etkileyebilir/">D VİTAMİNİ EKSİKLİĞİ RUH SAĞLIĞINI ETKİLEYEBİLİR</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kas ve iskelet sistemi ağrıları, kalp rahatsızlıkları, uyku bozuklukları ile depresyon gibi birçok bedensel rahatsızlıkla ilişkili olduğu düşünülen D vitamini eksikliği, enerji düşüklüğü, odaklanmakta zorlanma gibi belirtiler ile kendini gösteriyor. Konunun uzmanı ise D vitaminin arttırılması için bilgilendirmelerde bulundu.</p>



<p><br>D vitamini eksikliği, kas ve iskelet sistemi ağrıları, kalp rahatsızlıkları, uyku bozuklukları ve depresyon gibi birçok bedensel ve ruhsal rahatsızlık ile ilişkili olduğu düşünülen bir sorun. Depresyon, en az 2 hafta boyunca ve günün büyük bölümünde olan mutsuzluk, isteksizlik, hayattan zevk alamama, uyku ve iştah değişiklikleri, enerji düşüklüğü, odaklanmakta zorlanma gibi belirtiler ile kendini gösteriyor. Dr. Alime Burçin Şimşek ise depresyonun birçok etkene bağlı olabileceği gibi, vitamin eksikliklerinin de bu bozukluk üzerinde etkisi olduğunu ifade etti. D vitamininin arttırılması için bilgilendirmelerde bulunana Şimşek, vatandaşların güneşe çıkmalarını ve D vitamini içeren balıkların, süt ürünlerinin tüketilmesi gerektiğini ifade etti.</p>



<p><br>“D VİTAMİNİ EKSİKLİĞİ İLE KARŞI KARŞIYA OLABİLİRSİNİZ”</p>



<p><br>Psikiyatri Uzmanı Dr. Alime Burçin Şimşek, “Özellikle karlı, yağışlı ve kapalı havalarla geçen, güneşe hasret kaldığımız bu günlerde kendinizi her zamankinden daha yorgun, enerjisiz, isteksiz ve mutsuz hissediyorsanız D vitamini eksikliği ile karşı karşıya olabilirsiniz. Yapılan bilimsel çalışmalarda, depresyon hastalarının D vitamini düzeylerinin sağlıklı bireylere göre anlamlı düzeyde düşük olduğu görülürken, halk arasında mutluluk hormonu olarak da bilinen serotonin hormonunun kişilerin güneş ışığına maruz kalması durumunda yükseldiği de belirlenmiştir. Ülkemizde yapılan çalışmalarda ise yüzde 74&#8217;e varan oranlarda D vitamini eksikliği olduğu görülmekte, Ege Bölgesi&#8217;nde yaşayan yetişkinler üzerinde yapılan bir araştırmada bu oran erkeklerde yüzde 66 iken, kadınlarda yüzde 79 olarak ölçülmüştür” dedi.</p>



<p><br>“RUH VE BEDEN SAĞLIĞINI DESTEKLEMEK İÇİN D VİTAMİNİ EKSİKLİKLERİMİZİN GİDERİLMESİNE DİKKAT EDİLMELİ”</p>



<p><br>D vitamini eksikliklerinin giderilmesi için bilgilendirmelerde bulunan Şimşek, “Diğer vitaminlerin aksine, direkt beslenme yoluyla alınması daha zor olan D vitamini, güneş ışığı yoluyla yüzde 90 oranında sentezlenirken, güneş ışığı ile desteklenmemesi halinde ise tüketilen besinlerden ancak yüzde 10 oranında alınabiliyor. Doğal yollardan D vitaminini arttırmak için, D vitamini içeren yağlı balıklar, süt ürünleri ve yumurta gibi hayvansal gıdalar yeterli miktarda tüketilmeli. Doğal yollar dışında, dışardan D vitamini takviyesi alınması gereken durumlarda sağlık profesyonelleri tarafından uygulanan yapay ışık terapileri ve vitamin takviyeleri tedavide kullanılmakta. Elbette ki ruh sağlığımızın beden sağlığından ayrı düşünülemez. Yapılan çalışmalar D vitamini eksikliğini gidermenin korona virüs ile ilgili riskleri de azaltabileceğini bildiriyor. Hem kendimiz, hem de sevdiklerimizin ruh ve beden sağlığını desteklemek için D vitamini eksikliklerimizin giderilmesine dikkat edilmesi gerekiyor” diye konuştu. </p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-2 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1149" height="800" data-id="14962" src="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2022/03/21569_aw573104-03-ozel.jpg" alt="" class="wp-image-14962" srcset="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2022/03/21569_aw573104-03-ozel.jpg 1149w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2022/03/21569_aw573104-03-ozel-300x209.jpg 300w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2022/03/21569_aw573104-03-ozel-1024x713.jpg 1024w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2022/03/21569_aw573104-03-ozel-768x535.jpg 768w" sizes="(max-width: 1149px) 100vw, 1149px" /></figure>
</figure>



<p>Editör: Abdullah GÖNÜLTAŞ / HABER MERKEZİ</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/d-vitamini-eksikligi-ruh-sagligini-etkileyebilir/">D VİTAMİNİ EKSİKLİĞİ RUH SAĞLIĞINI ETKİLEYEBİLİR</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/d-vitamini-eksikligi-ruh-sagligini-etkileyebilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DİŞ GICIRDATMASINDAN KAYNAKLANIYOR OLABİLİR</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/dis-gicirdatmasindan-kaynaklaniyor-olabilir/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/dis-gicirdatmasindan-kaynaklaniyor-olabilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Feb 2022 23:37:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bülten]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[ağız]]></category>
		<category><![CDATA[alkol]]></category>
		<category><![CDATA[anksiyete]]></category>
		<category><![CDATA[BAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[BRUKSİZM]]></category>
		<category><![CDATA[ÇENE EKLEMİ]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[FİZYOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[TIKIRTI SESLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=11981</guid>

					<description><![CDATA[<p>Daha çok uyku halindeyken, dişlerin sıkılması veya gıcırdatılması ile medya gelen bruksizmin birçok nedeni bulunuyor. Uyku sırasında istemsiz olarak gelişen bu çene hareketi, kişinin gün içerisinde yaşamış olduğu stresten tutun da fizyolojik ve hatta alkol, sigara ve ilaç kullanımına bağlı olarak bile gelişebilir. Brusizm ortaya çıkardığı çene eklemi rahatsızlıklarıyla birlikte; ağız açmada kısıtlılık, kulak önünde [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/dis-gicirdatmasindan-kaynaklaniyor-olabilir/">DİŞ GICIRDATMASINDAN KAYNAKLANIYOR OLABİLİR</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Daha çok uyku halindeyken, dişlerin sıkılması veya gıcırdatılması ile medya gelen bruksizmin birçok nedeni bulunuyor. Uyku sırasında istemsiz olarak gelişen bu çene hareketi, kişinin gün içerisinde yaşamış olduğu stresten tutun da fizyolojik ve hatta alkol, sigara ve ilaç kullanımına bağlı olarak bile gelişebilir. Brusizm ortaya çıkardığı çene eklemi rahatsızlıklarıyla birlikte; ağız açmada kısıtlılık, kulak önünde hissedilen ağrı ve tıkırtı sesleri, anksiyete, stres, depresyon, kötü uyku ve ağız diş sağlığı kalitesinin düşmesi gibi pek çok olumsuz etkiye de sebep oluyor. Diş gıcırdatma tedavisinde diş hekimleri ve fizyoterapistlerden oluşan disiplinler arası profesyonel bir ekip ile tedavi sürecinin uygulandığını belirten İstanbul Gelişim Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Diş Hekimliği Bölümü Dr. Dt. Öğr. Üyesi Ayfer Atamer, &#8221;Bruksizm genellikle uyku sırasında gerçekleştiğinden dolayı hastaların bu durumun farkına varması zaman alabiliyor. Ancak kendilerinde aşağıdaki belirtileri gören hastalar mutlaka bir uzman hekimden yardım almalıdır.&#8221; dedi.</p>



<p>Hastanın bruksizm varlığını anlayabilmesini sağlayan başlıca belirtiler ise şunlar: Sabahları çene kaslarında ağrı hissedilmesi. Kulağın ön taraflarında ağrı ve tıkırtı seslerinin oluşması. Ağız açıklığında kısıtlılık ve çenenin takılma hissi. Artan kas aktivitesi nedeniyle yüz şeklinde değişiklik meydana gelmesi. Baş ve boyun ağrılarının oluşması. Baş dönmesinin olması. Dişlerde aşınma ve hassasiyetin olması. Bruksizm tedavisi, dişler üzerinde oluşan problemleri çözüme kavuştururken bir diğer yandan da hastanın dişlerini gıcırdatmasına sebep olan sorunlarını tespit etmesine yardımcı olur. Bu sebepten dolayı gerekirse bruksizm tedavisine ek olarak psikolojik destek almak da oldukça önemlidir. </p>



<p>EDİTÖR : ABDULLAH GÖNÜLTAŞ /HABER MERKEZİ</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/dis-gicirdatmasindan-kaynaklaniyor-olabilir/">DİŞ GICIRDATMASINDAN KAYNAKLANIYOR OLABİLİR</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/dis-gicirdatmasindan-kaynaklaniyor-olabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
