<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yüksek tansiyon Archives - Horoz Medya</title>
	<atom:link href="https://www.horozmedya.com/etiket/yuksek-tansiyon/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.horozmedya.com/etiket/yuksek-tansiyon/</link>
	<description>Haberin Adresi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Jun 2022 09:35:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>

<image>
	<url>https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2022/05/cropped-horoz-32x32.png</url>
	<title>yüksek tansiyon Archives - Horoz Medya</title>
	<link>https://www.horozmedya.com/etiket/yuksek-tansiyon/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>SICAK HAVALAR PSİKOLOJİNİZİ BOZABİLİR</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/sicak-havalar-psikolojinizi-bozabilir/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/sicak-havalar-psikolojinizi-bozabilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Jun 2022 09:35:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[halsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek tansiyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=22669</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yazın gelmesiyle birlikte artan hava sıcaklıkları nemle de birleştiğinde halsizlik, kalp çarpıntısı, ateş basması, yüksek tansiyon gibi istenmeyen sorunlara neden olabilir. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Anabilim Dalı Uzman Psikoloğu Tuğçe Denizgil Evre, sıcak havaların neden olduğu bu etkilerin insan psikolojisini de yakından etkilediğini söyledi. Hava sıcaklığındaki artışların en çok anksiyete bozukluklarına neden olduğunu söyleyen [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/sicak-havalar-psikolojinizi-bozabilir/">SICAK HAVALAR PSİKOLOJİNİZİ BOZABİLİR</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Yazın gelmesiyle birlikte artan hava sıcaklıkları nemle de birleştiğinde halsizlik, kalp çarpıntısı, ateş basması, yüksek tansiyon gibi istenmeyen sorunlara neden olabilir. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Anabilim Dalı Uzman Psikoloğu Tuğçe Denizgil Evre, sıcak havaların neden olduğu bu etkilerin insan psikolojisini de yakından etkilediğini söyledi. Hava sıcaklığındaki artışların en çok anksiyete bozukluklarına neden olduğunu söyleyen Tuğçe Denizgil Evre, nem oranındaki artışların da panik bozukluğu olanlar için huzursuzluk hissi oluşturduğunu, bu kişilerin atak geçirme sıklığının da artabildiğini belirtti. “Yaz ayları, çoğu kişi için rahatlama, deniz ya da tatil demek olsa da öfke denetleme sorunlarının da artış gösterdiği bir dönemdir” diyen Tuğçe Denizgil Evre, yapılan araştırmaların, birçok toplumsal olayın yaz dönemine ya da sıcak havalara denk geldiğini, suç işleme oranlarında ise yine bu dönemde artış yaşandığını gösterdiğini vurguladı. Birçok kişinin tatile çıktığı zaman alkol ya da madde kullanımını artırabileceğini kaydeden Tuğçe Denizgil Evre, tatil döneminin, bağımlı kişiler ya da tedavi süreci devam eden hastalar için alkol ya da maddeye kolay ulaşmak açısından oldukça riskli olabileceğini de söyledi.</p>



<p>SICAKLIKLARDAKİ ARTIŞ UYKU BOZUKLUKLARINA NEDEN OLABİLİR</p>



<p>Sıcak havaların neden olduğu problemlerin başında da uyku problemlerinin geldiğini söyleyen Tuğçe Denizgil Evre, yetersiz uykunun, bitkin ve yorgun hissetme ile tahammülsüzlüğü de beraberinde getirdiğini söyledi. “Yaz aylarında yaşanan önemli psikiyatrik yakınmalardan biri de uykusuzluktur” diyen Tuğçe Denizgil Evre şöyle devam etti; “Uykusuzluk, bipolar hastalığının, aşırı neşeli, hareketli seyreden manik dönemini tetikleyebilir. Ayrıca uykusuzluk gün içerisinde huzursuzluk, sinirlilik, tahammül edememe ve gerginliğe de yol açabiliyor. Bu da gerek duygusal, gerek sosyal, gerekse profesyonel ilişkilerde yıpranma ya da bozulmaya neden olabilir.”</p>



<p>SICAKLIKLARIN ETKİLERİNDEN KORUNMAK İÇİN ÖNERİLER</p>



<p>Tuğçe Denizgil Evre, yaz mevsiminde sıvı tüketiminin yeterince olmadığı zamanlarda aşırı terleme nedeniyle vücut elektrolit dengesinin bozulabileceğini, halsizlik, yorgunluk, iştah kaybı, isteksizlik hissi yanında çabuk öfkelenme gibi davranışların artabileceğini söyledi. Tuğçe Denizgil Evre, “Yaşanabilecek olumsuz etkileri en aza indirgemek amacıyla yaz aylarında sıvı tüketimine daha çok dikkat edilmesi gerekiyor. Sıcak havalarda tercih edilecek rahat kıyafetler, vücudu daha konforlu hissettirip, stresi azaltabilir. Hissedilen sıcağın etkilerini azaltmak ve uyum sağlamak öncelikli hedefimiz olmalıdır. Sürekli negatif otomatik düşüncelere odaklanmak, yaşanılan stresi artırdığından, kişiler için temel amaç stresi kontrol etmek olmalıdır. Ayrıca akşam saatlerinde keyif alınabilecek zamanlar oluşturmalı, gün içinde sıcaklardan dolayı yapılamayan aktiviteleri gerçekleştirerek rahatlamalısınız” önerilerinde bulundu. </p>



<p>HABER MERKEZİ</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/sicak-havalar-psikolojinizi-bozabilir/">SICAK HAVALAR PSİKOLOJİNİZİ BOZABİLİR</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/sicak-havalar-psikolojinizi-bozabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TÜRKİYE&#8217;DE HER DÖRT ÖLÜMDEN BİRİNİN NEDENİ: HİPERTANSİYON</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/turkiyede-her-dort-olumden-birinin-nedeni-hipertansiyon/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/turkiyede-her-dort-olumden-birinin-nedeni-hipertansiyon/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 May 2022 11:13:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[hipertansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek tansiyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=20922</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yüksek tansiyon veya tıptaki adıyla hipertansiyon, atar damarların içindeki kanın damar duvarına uygulamış olduğu anormal yüksek basınç durumudur. Özellikle birinci derece yakınlarında yüksek tansiyon bulunan aşırı kilolu, fiziksel olarak hareketsiz yaşam tarzına sahip, fazla tuz tüketen, aşırı alkol alan, stresli yaşam şekli olan kişiler ile şeker ya da böbrek hastalarında hipertansiyon görülme riskinin arttığını söyleyen [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/turkiyede-her-dort-olumden-birinin-nedeni-hipertansiyon/">TÜRKİYE&#8217;DE HER DÖRT ÖLÜMDEN BİRİNİN NEDENİ: HİPERTANSİYON</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Yüksek tansiyon veya tıptaki adıyla hipertansiyon, atar damarların içindeki kanın damar duvarına uygulamış olduğu anormal yüksek basınç durumudur. Özellikle birinci derece yakınlarında yüksek tansiyon bulunan aşırı kilolu, fiziksel olarak hareketsiz yaşam tarzına sahip, fazla tuz tüketen, aşırı alkol alan, stresli yaşam şekli olan kişiler ile şeker ya da böbrek hastalarında hipertansiyon görülme riskinin arttığını söyleyen Prof. Dr. Hamza Duygu, “Hipertansiyon tüm dünyadaki önlenebilir ölüm nedenleri arasında ilk sırada geliyor. Hipertansiyon felç, görme kaybı, kalp krizi, kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği ve tüm diğer atardamarlarda damar sertliğine yol açabilir. T.C Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen çalışması, Türkiye&#8217;de her dört ölümden birinin nedeninin hipertansiyon olduğunu ortaya koymuştur” dedi.</p>



<p><br>FELÇ, KALP YETERSİZLİĞİ VE KALP DAMARLARINDA SERTLİĞE NEDEN OLUYOR</p>



<p><br>Yapılan çalışmaların, yüksek tansiyonun felç gelişimini yedi kat, kalp yetersizliğinin gelişimini altı kat, kalp damarlarındaki damar sertliğinin gelişimini ise dört kat artırdığını gösterdiğini söyleyen Prof. Dr. Hamza Duygu, yüksek tansiyonun tüm hastalıklar için değiştirilebilir risk faktörlerinin başında geldiğini belirtti. Prof. Dr. Duygu, “Yüksek tansiyonlu hastalarda kan basıncını 1 &#8211; 2 mmHg düşürmek bile kalp damar hastalıklarından ölümlerde önemli azalma sağlamaktadır. Bir örnek vermek gerekirse, 5 yıllık tedavi ile küçük tansiyonun 5 &#8211; 6 mmHg&#8217;lık düşürülmesi felçleri yüzde 42, kalp damarlarındaki tıkanıklıklara bağlı olay gelişme ihtimalini de yüzde 16 oranında azaltmıştır” şeklinde konuştu.</p>



<p><br>TOPLUMUN YAKLAŞIK YÜZDE 32&#8217;Sİ HİPERTANSİYON HASTASI</p>



<p><br>Dünyadaki erişkin nüfusun yüzde 26&#8217;sının hipertansiyonu olduğunu söyleyen Prof. Dr. Hamza Duygu, bu oranın 2025 yılında yüzde 29&#8217;lara kadar ulaşacağına dair öngörü bulunduğunu ifade etti. Türkiye&#8217;de gerçekleştirilen çalışmalar, toplumun yaklaşık yüzde 32&#8217;sinde hipertansiyon hastalığı olduğunu gösteriyor. Bu oran kadınlarda yüzde 36 erkeklerde ise yüzde 27.5 dolaylarında. Hipertansiyon sıklığında yaşla birlikte artış eğilimi de görülüyor. Prof. Dr. Hamza Duygu konuyla ilgili: “35 &#8211; 64 yaş arasındaki kişilerde hipertansiyon görülme oranı yüzde 42, cinsiyet dağılımında ise erkeklerde yüzde 35 kadınlarda ise yüzde 50 oranında görülmektedir. 65 yaş üstü kişilerde ise hipertansiyon yüzde 75 oranında görülürken, cinsiyet dağılımına göre ise bu oranlar, 65 yaş üstü erkeklerde yüzde 67.2, kadınlarda ise yüzde 81.7&#8217;dir” ifadelerini kullandı.</p>



<p><br>HİPERTANSİYON TANISI</p>



<p><br>Hipertansiyon tanısı ile ilgili de bilgilendirmelerde bulunan Duygu, “Büyük tansiyonun 140 mmHg (14 cmHg) ve/veya küçük tansiyonun 90 mmHg (9 cmHg)&#8217;nın üzerinde olması hipertansiyon olarak tanımlanıyor. Tansiyon ölçümü yapılırken yarım saat öncesinde sigara, çay veya kahve içilmemesi, ölçümün sessiz sakin bir odada beş-on dakika kadar dinlenildikten sonra yapılması, uygun genişlik ve uzunluktaki bir tansiyon aleti ile (standart koşullarda kol çevresinin en az yüzde 80&#8217;ini saracak şekilde, 35 cm uzunluğunda ve 12-13 cm genişliğinde) ölçüm yapılması, kolun tamamıyla çıplak olması, tansiyon aletinin kalp seviyesinde tutulması, iki ölçüm arasında 1-2 dakika kadar süre bırakılması, ilk ölçümlerde her iki koldan alınması (hangisi daha yüksekse o ölçüm kabul edilir) ve yaşlı ile şeker hastalarında oturarak ve ayakta tansiyonun ölçülmesi gerekiyor. Ayrıca doğru tanı için en az iki kez ölçüm yapılması önem taşıyor.”</p>



<p><br>BELİRTİLERİ</p>



<p><br>Yüksek tansiyonlu hastaların yaklaşık yüzde 90-95&#8217;inde bir neden bulunamıyor. Hastaların ancak yüzde 5-10&#8217;unda böbrek rahatsızlığı, hormon hastalıkları, aort damarının doğuştan darlığı, ilaçlar ve uykuda solunum durması gibi birtakım hastalıklara bağlı olarak yüksek tansiyon gelişebiliyor. Prof. Dr. Hamza Duygu, “Bu tip yüksek tansiyon, klasik ilaç tedavisine daha az yanıt verdiğinden, esas olan altta yatan hastalığın teşhis ve tedavisidir. Altta yatan hastalık tedavi edildiğinde yüksek tansiyon gerileyebilmekte veya yüksek tansiyonun kontrol altına alınması kolaylaşabilmektedir. Komplikasyonsuz yüksek tansiyon çoğu kez belirti vermez. Belirti vermeden sinsi ilerlediği ve bazen ancak komplikasyona yol açtığında tanı konabildiğinden, yüksek tansiyona “sessiz katil” de denilmektedir. Yüksek tansiyonun belirtilerini; özellikle sabahları ense ve başın arka bölümünde hissedilen baş ağrısı, kulak çınlaması, baş dönmesi, sersemlik hissi, burun kanaması, konsantrasyon kaybı şeklinde özetleyebiliriz” dedi.</p>



<p><br>TEDAVİ YÖNTEMLERİ</p>



<p><br>Yüksek tansiyon tedavisi, yaşam tarzı değişiklikleri ve ilaç tedavisi şeklinde iki ana gruba ayrılıyor. Hipertansiyondan korunmak için yaşam tarzının değiştirilmesi gerekiyor. Sigara içmemek, ideal kiloyu korumak, fiziksel egzersiz, aşırı alkol ve tuz tüketiminden kaçınmak, meyve ve sebzeden zengin, kırmızı et ve doymuş yağlardan fakir yiyecekler tüketmek önem taşıyor. Prof. Dr. Hamza Duygu yaşam tarzı değişiklikleri ile ilgili şöyle devam etti; “Burada vurgulanması gereken en önemli faktörlerden biri olan aşırı tuz tüketimi, kan basıncını artıran önemli bir faktördür ve her on erişkinin üçünde hipertansiyon nedenidir. Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği tarafından 2008 yılında yapılan bir çalışmada, Türkiye&#8217;de günlük tuz tüketiminin diğer ülkelere oranla daha fazla olduğu saptanmıştır. Önerilen ortalama günlük tuz miktarı yaklaşık 6 gram iken, Türkiye&#8217;deki günlük tuz alımı ortalaması kişi başı 18 gramdır. Bir örnek vermek gerekirse tuz alımı yarıya indirilirse, tüm dünyada bir yıl içinde inme ve kalp krizinden yaklaşık 2.5 milyon insanın hayatı kurtarılabilecektir.” </p>



<p>Editör: Abdullah GÖNÜLTAŞ / HABER MERKEZİ</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/turkiyede-her-dort-olumden-birinin-nedeni-hipertansiyon/">TÜRKİYE&#8217;DE HER DÖRT ÖLÜMDEN BİRİNİN NEDENİ: HİPERTANSİYON</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/turkiyede-her-dort-olumden-birinin-nedeni-hipertansiyon/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
