<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>TEDAVİ Archives - Horoz Medya</title>
	<atom:link href="https://www.horozmedya.com/etiket/tedavi-2/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.horozmedya.com/etiket/tedavi-2/</link>
	<description>Haberin Adresi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 05 Dec 2023 12:32:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2022/05/cropped-horoz-32x32.png</url>
	<title>TEDAVİ Archives - Horoz Medya</title>
	<link>https://www.horozmedya.com/etiket/tedavi-2/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>ASTIM HASTALIĞINA DİKKAT!</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/astim-hastaligina-dikkat/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/astim-hastaligina-dikkat/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Dec 2023 12:31:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[ASTIM]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[TEDAVİ]]></category>
		<category><![CDATA[tekden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=53504</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tanıda hastanın şikayetleri, şikayetlerin başlangıç zamanı ve oluş şekli çok önemli olduğuna vurgu yapan Denizli Özel Tekden Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzm. Dr. Aslıhan Banu Er, “Şikayetlerin tümü bir hastada olabilmekle birlikte, sadece geçmeyen öksürük, sırt ve göğüs ağrısı ile kendini gösterebilir. Çoğunlukla şikayetlerin yoğun olduğu dönemlerde solunum sistemi muayenesi tanı koymada yüksek destek verse de, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/astim-hastaligina-dikkat/">ASTIM HASTALIĞINA DİKKAT!</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Tanıda hastanın şikayetleri, şikayetlerin başlangıç zamanı ve oluş şekli çok önemli olduğuna vurgu yapan Denizli Özel Tekden Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzm. Dr. Aslıhan Banu Er, “Şikayetlerin tümü bir hastada olabilmekle birlikte, sadece geçmeyen öksürük, sırt ve göğüs ağrısı ile kendini gösterebilir. Çoğunlukla şikayetlerin yoğun olduğu dönemlerde solunum sistemi muayenesi tanı koymada yüksek destek verse de, muayenenin normal olması astım olmadığı anlamına gelmemektedir” dedi.</p>



<p>Göğüs Hastalıkları Uzm. Dr. Aslıhan Banu Er, sözlerini şöyle sürdürdü; “Tanı koymada ilk yapılması gerekenler akciğer filmi ve solunum fonksiyon testidir. Solunum fonksiyon testleri hava yolu darlığının derecesini, ilaca verilen cevabı ve ilaç sonrası değişkenliğin saptanmasına yardımcı olur. Normal olması astım tanısını dışlamaz. Ama değişkenliğin saptanması direkt tanıyı koydurur. Genellikle irritanlar, tütün ürünleri, kimyasal ve parfüm içerikli ürün kullanımı, egzersiz, hava değişimi, solunum yolu infeksiyonları, duygu durumdaki ani değişiklikler veya duyarlı kişilerde allerjen maruziyeti yakınmaları başlatır. Ayrıca hastaların meslekleri, kilo durumu, kullandıkları ilaçlar, psikosoyal ve hormonal durumları ve aile öyküsü hastalıkla birebir ilişkili olabilmektedir. Eşlik eden rinit, nazal polip, egzema, reflü varlığı astımı tetikleyen faktörlerdendir. Allerjinin değerlendirilmesi, astım semptomlarına neden olan tetikleyici faktörlerinin tespit edilmesinde yardımcı olacaktır. Tedavi başlandıktan sonra astım tanısının doğrulanması güç olacağından tanısal tetkiklerin kontrol edici tedavi başlanmadan önce dökümante edilmesi gerekmektedir.</p>



<p>Hastaların şikayetleri ve klinik bulguları sıklıkla tedavili/tedavisiz kendiliğinden düzelerek uzun süre tekrarlamayabilir. Ancak yapılan çalışmalarda kontrol altında olmayan hastalarda, şikayet olmasa bile hava yolundaki inflamasyon olarak nitelendirdiğimiz hastalık devam etmektedir. Bu uzun süreli inflamasyon, hava yolu lümeninde bir takım geri dönüşümü olmayan değişikliklere ve darlıklara sebep olmaktadır. Bu nedenle şikayeti olan veya bir şekilde daha önce astım tanısı konup tedavi altında olmayan ve kontrolü yapılmayan hastaların, göğüs hastalıkları kliniğince değerlendirilmesi gereklidir. Kalıcı darlıklar oluşmadan erken dönemde müdahale etmek, hastaların yaşam kalitesini arttıracak, günlük yaşamda yaptıkları merdiven çıkma, spor gibi faaliyetleri rahat bir şekilde yapmasını sağlayacaktır.” HABER MERKEZİ</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/astim-hastaligina-dikkat/">ASTIM HASTALIĞINA DİKKAT!</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/astim-hastaligina-dikkat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“BEYİNCİK SARKMASINDA TAKİP VE TEDAVİ ÖNEMLİ”</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/beyincik-sarkmasinda-takip-ve-tedavi-onemli/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/beyincik-sarkmasinda-takip-ve-tedavi-onemli/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Oct 2023 07:57:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[BAŞ AĞRISI]]></category>
		<category><![CDATA[BEYİNCİK SARKMASI]]></category>
		<category><![CDATA[TEDAVİ]]></category>
		<category><![CDATA[TEŞHİS]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=51132</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. Ali Dalgıç, beyincik sarkması hakkında bilgi verdi. Hastalığının doğumsal gelişim süreciyle ilişkili olabileceğini belirten Prof. Dr. Dalgıç, beyincik sarkmasının hiçbir doğumsal anomali bulunmaksızın görülen tiplerinin de olduğunu belirtti. Beyincik sarkmasının, beyin omurilik sıvısının geçişinde aksamalara neden olabileceğini belirten Prof. Dr. Ali Dalgıç, yakınmalara neden olan süreci şöyle anlattı: “Kafatası boşluğu ve omurilik kanalı, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/beyincik-sarkmasinda-takip-ve-tedavi-onemli/">“BEYİNCİK SARKMASINDA TAKİP VE TEDAVİ ÖNEMLİ”</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Prof. Dr. Ali Dalgıç, beyincik sarkması hakkında bilgi verdi. Hastalığının doğumsal gelişim süreciyle ilişkili olabileceğini belirten Prof. Dr. Dalgıç, beyincik sarkmasının hiçbir doğumsal anomali bulunmaksızın görülen tiplerinin de olduğunu belirtti. Beyincik sarkmasının, beyin omurilik sıvısının geçişinde aksamalara neden olabileceğini belirten Prof. Dr. Ali Dalgıç, yakınmalara neden olan süreci şöyle anlattı: “Kafatası boşluğu ve omurilik kanalı, foramen magnum aracılığı ile birbirine bağlantılı boşluklardır. Beyin ve omurilik, bu boşlukların içinde bulunan beyin ve omurilik sıvısı içinde yüzmektedirler. Beyin-omurilik sıvısı, aralarındaki geçişi oluşturan foramen magnum içinden doğru sürekli bir döngü içindedir. Kafatasından omurilik kanalına sarkan beyincik tonsili beyin-omurilik sıvısının geçişinde aksamalara neden olabilir. Böylece birtakım yakınma ve bulgular gelişebilir.</p>



<p>“EN SIK GÖRÜLEN ŞİKAYET BAŞ AĞRISI”</p>



<p>Dalgıç, beyincik sarkmalarının bir çoğunun herhangi bir yakınmaya neden olmadığını, rastlantısal olarak radyolojik incelemelerde görülebildiğini belirtti. Ancak beyincik sarkmasının neden olduğu en sık görülen şikayetin baş ağrısı olduğunu belirten Dalgıç, &#8220;Birçok hastalığın baş ağrısına neden olduğu bilinmektedir. Bu yüzden, her baş ağrısı yakınması beyincik sarkması ile bağdaştırılmamalıdır. Baş ağrısına neden olabilecek diğer etkenler araştırılmalı, ayrıntılı öykü, muayene ve incelemeler ile ayırıcı tanı yapılmalıdır. Örneğin, hapşırma, öksürme veya ıkınma ile baş ağrısının artması, bu durumun hasta tarafından ’şimşek çakması, elektrik çarpması’ gibi tariflenmesi beyincik sarkması açısından kıymetli bir veridir&#8221; ifadelerini kullandı.</p>



<p>Prof. Dr. Ali Dalgıç, sarkmış beyinciğin beyin sapı ve omuriliğe baskı oluşturması nedeniyle duyu bozuklukları, uyku apnesi, yutma bozuklukları ve kuvvetsizliğe kadar değişen bulguların da görülebileceğini belirtti. Dalgıç, bu tarzda yakınması olan hastaların ayrıntılı bir şekilde muayene edilmesi gerektiğini vurguladı.</p>



<p>BEYİNCİK SARKMASINDA TAKİP VE TEDAVİ</p>



<p>Prof. Dr. Dalgıç, hiçbir şikayeti olmamasına rağmen, çekilen MR sonucunda beyincik sarkması görülen hastaların takibe alınmasının yeterli olduğunu belirtti. Baş ağrısı görülen hastalarda ise ağrının başlıca etkenlerinin araştırılması gerektiğini belirten Dalgıç, &#8220;Takip sürecini objektif hale getirmek üzere omuriliğe yönelik elektrofizyolojik incelemeler ve foramen magnum seviyesin beyin-omurilik sıvısının akım incelemesi yapılabilir&#8221; bilgisini paylaştı. Cerrahi operasyon konusunda da bilgi veren Dalgıç, &#8220;Beyin sapı omurilik basısına ilişkin bulgular, omurilik içinde kist oluşumu ve buna ilişkin bulgular saptanmış hastalarda ameliyat öncelikli tedavi yöntemi olmalıdır. Bunun için, beyincik tonsili ve omuriliğe yer kazandırmak üzere foramen magnum genişletilmektedir&#8221; açıklamasında bulundu. İHA</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/beyincik-sarkmasinda-takip-ve-tedavi-onemli/">“BEYİNCİK SARKMASINDA TAKİP VE TEDAVİ ÖNEMLİ”</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/beyincik-sarkmasinda-takip-ve-tedavi-onemli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HER AĞLAYAN BEBEK KOLİK DEĞİL</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/her-aglayan-bebek-kolik-degil/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/her-aglayan-bebek-kolik-degil/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Oct 2023 11:24:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[KOLİK]]></category>
		<category><![CDATA[TEDAVİ]]></category>
		<category><![CDATA[YENİ DOĞAN]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=51109</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. Cumhur Aydemir, yeni doğan döneminde kolik sebebiyle ağlama nöbetleri yaşayan bebeklerdeki duruma dikkat çekti. Her ağlayan bebeğin kolik olamayacağını bazen annesinin kucağında olma duygusu bile yaşayabildiğini söyleyen Aydemir, şöyle dedi: &#8220;Kolik yenidoğan döneminde başlayan, özellikle yaşamın ilk üç ayında bebeklerimizde durdurulamayan ve ağlama nöbetlerinin ortaya çıkması. Tabii kolik demek için her ağlayan bebeğe [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/her-aglayan-bebek-kolik-degil/">HER AĞLAYAN BEBEK KOLİK DEĞİL</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Prof. Dr. Cumhur Aydemir, yeni doğan döneminde kolik sebebiyle ağlama nöbetleri yaşayan bebeklerdeki duruma dikkat çekti. Her ağlayan bebeğin kolik olamayacağını bazen annesinin kucağında olma duygusu bile yaşayabildiğini söyleyen Aydemir, şöyle dedi: &#8220;Kolik yenidoğan döneminde başlayan, özellikle yaşamın ilk üç ayında bebeklerimizde durdurulamayan ve ağlama nöbetlerinin ortaya çıkması. Tabii kolik demek için her ağlayan bebeğe kolik demiyoruz. Belli kriterler gerekiyor. Yaşamın ilk beş ay içerisinde günlük üç saatten daha uzun süren, haftada üç günden daha uzun süren, ateş, kusma, ishal, döküntü gibi sistemik hastalıkların eşlik etmediği kucağa alma, emzirme, gezdirme gibi yöntemlerle durdurulamayan, annenin bebeği emzirmesine rağmen durdurulamayan ağlama nöbetlerini kolik olarak tanımlıyoruz.&#8221;</p>



<p>&#8220;KOLİK TEDAVİSİ ZOR BİR SÜREÇ&#8221;</p>



<p>İlk haftalarda geceleyin uykusuz kalma, beslenme sorunları veya sıklıkla sağlık kuruluşuna başvurma gibi süreçler yaşandığını söyleyen Cumhur Aydemir, &#8220;Aslında tedavide her zaman yanıt vermeyen bir durum. Çok sık bir durum. Yeni doğmuş bebeklerde yaşamın ilk iki haftasından sonra özellikle on on dört günden sonra sıklığı giderek artmakta. İlk üç ay içerisinde ortalama yüzde yirmi beş sıklıkta görülmekte. Yüzde onla yüzde kırk arasında farklı rakamlar mevcut. Ama tabii ki her ağlayan bebeğe kolik demediğimiz için bu oranlar değişmekte. Ülkeden ülkeye, bölgeden bölgeye değişmekte ve sık rastladığımız bir durum. Sık hastaneye başvur sebeplerinden biri. Tabii aileler için ilk haftalarda, ilk aylarda perişanlık oluşturabilen bir durum. Uykusuz geceler, beslenme sorunları, sürekli hastane başvuruları gibi şikayetlere neden olmakta&#8221; diye ifade etti.</p>



<p>&#8220;KANITLANMIŞ NET BİR TEDAVİSİ YOK&#8221;</p>



<p>Kolik yaşayan bebeklerde bazen reflü hastalığı, birtakım enfeksiyonlar gibi ikinci sebeplerle karşılaşılabildiğini söyleyen Aydemir şu ifadelere yer verdi: &#8220;Kolik dediğimiz durumu önce tanımlamak için bazı hastalıkların olmadığını bebekte muayeneyle ve bazı testlerle ortaya koymamız gerekiyor. Çoğu zaman tabii ki her hastada rutin test yapmıyoruz. Ama özellikle koliğin birtakım besin alerjileri, reflü hastalığı, travmalar, kulak enfeksiyonları, idrar yolu enfeksiyonu, özellikle bebeklerde bir takım diğer ikinci sebeplerle karışabildiğini biliyoruz. O yüzden öncelikle bunların olmadığını gösterip başka hiçbir neden bulamadığımız sebepsiz ağlamalarda aileye birtakım davranışsal yöntemlerle, şikayetlerini azaltmak için ve emzirmenin düzenlenmesi, gaz çıkarmanın sağlanması, bağırsak masajı, karın masajı, spinal masajı gibi uygulamalar, besin değişiklikleri bebeğin susturulması için kucakta sallama, yan yatırma, arabayla gezdirme, kundaklama gibi birtakım davranışsal yöntemler literatürde çalışılmış etkileri gösterilmiş. Ama medikal tedavi olarak da çok fazla çalışılmasına rağmen halen net bir tedavisi olmayan bir durum. Deniyoruz yaklaşık yüzde yetmiş seksen haftada bazı probiyotiklere yanıt aldığımızı biliyoruz ama o da her hastada iyi tedavi edilemeyebiliyor. Onun dışında davranışsal yöntemlerle birlikte birtakım bitkisel uygulamalar var. Ama bunlar da iyi, dikkatli kullanmak gerekiyor. Rutin şu dozda şu bitkisel ilacı kullan diyebileceğimiz aslında net kanıtlanmış tedavi yok. Çoğunlukla üç aya kadar aileyi rahatlatarak alttaki başka bir neden olmadığını ispatladığımız zaman bu durumun geçici olduğu, zamanla ağlama ataklarının azalacağı, üç aydan sonra şikayetlerin kaybolacağını söyleyerekten annenin stresini almak çünkü annedeki stres direkt olarak bebeğe yansıyor. Süt kanalıyla geçen o stres faktörü bebeğin emmesini de davranışlarında, ağlama ataklarını da etkileyebiliyor. Bebek bazen sadece annenin kucağında olmak için ağlayabiliyor. O yüzden ağlamanın nedenini ve diğer nedenleri ikinci sebepleri iyi değerlendirmek gerekir.&#8221; İHA</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/her-aglayan-bebek-kolik-degil/">HER AĞLAYAN BEBEK KOLİK DEĞİL</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/her-aglayan-bebek-kolik-degil/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>UZUN SÜREN BEL AĞRILARINA DİKKAT!</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/uzun-suren-bel-agrilarina-dikkat/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/uzun-suren-bel-agrilarina-dikkat/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Oct 2023 09:36:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[bEL AĞRISI]]></category>
		<category><![CDATA[OMURİLİK]]></category>
		<category><![CDATA[TEDAVİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=50885</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bel fıtığının korkulması gereken bir durum olmadığını belirten Op. Dr. Özdemir, doğru tedavi ile hastalıktan kurtulmanın mümkün olduğunu dile getirdi. Opr. Dr. Abdurrahman Özdemir, bel fıtığının belirtileri, nedenleri ve tedavi yöntemleri ile ilgili şu bilgiler vererek, “Omurgalar arasında yer alan kıkırdağın aşırı zorlama nedeniyle yerinden kayıp omurilik kanalı içine doğru uzanması sonucu, bacaklara gelen sinirlere [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/uzun-suren-bel-agrilarina-dikkat/">UZUN SÜREN BEL AĞRILARINA DİKKAT!</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bel fıtığının korkulması gereken bir durum olmadığını belirten Op. Dr. Özdemir, doğru tedavi ile hastalıktan kurtulmanın mümkün olduğunu dile getirdi. Opr. Dr. Abdurrahman Özdemir, bel fıtığının belirtileri, nedenleri ve tedavi yöntemleri ile ilgili şu bilgiler vererek, “Omurgalar arasında yer alan kıkırdağın aşırı zorlama nedeniyle yerinden kayıp omurilik kanalı içine doğru uzanması sonucu, bacaklara gelen sinirlere ve omuriliğe baskıyla ortaya çıkan bir durumdur. Fıtık etkilenen kas grubuna bağlı olarak; güçsüzlük, hissizlik, yanma, uyuşma, idrar tutamama ve büyük abdesti kaçırma gibi belirtiler verebilir. Her bel veya boyun ağrısı fıtık olmamakla birlikte bu ağrıları insanlar mutlaka hayatlarında birkaç kez yaşamaktadır ancak bunun araştırılması ve teşhisi çok önemlidir. Eğer fıtık hastayı hiçbir zaman tehdit etmeyip sadece belirli dönemlerde ağrılara sebep olacaksa, yılda 1-2 defa tutulma şeklinde görülecekse, bu dönemde ilaçlardan yararlanmak mümkündür. Başlangıç aşamasındaki bel fıtığının egzersiz, dinlenme ve ilaç gibi çok basit tedaviler ile kontrol altında tutulması mümkünken ilerlemiş bel fıtığı hem yol açtığı sağlık sorunları hem de yaşam kalitesi üzerindeki olumsuz etkisi ile mutlaka tedavi edilmelidir” dedi.</p>



<p></p>



<p></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="576" data-id="50886" src="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2023/10/belagrisinaneiyigelirjpg_735f-1024x576.jpg" alt="" class="wp-image-50886" srcset="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2023/10/belagrisinaneiyigelirjpg_735f-1024x576.jpg 1024w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2023/10/belagrisinaneiyigelirjpg_735f-300x169.jpg 300w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2023/10/belagrisinaneiyigelirjpg_735f-768x432.jpg 768w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2023/10/belagrisinaneiyigelirjpg_735f.jpg 1200w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>“HASTANIN ÖNCE DEĞERLENDİRİLMESİ GEREK”</p>



<p>Bel fıtığının ilerlemiş olup olmadığını anlamanın en kolay yönteminin bel fıtığı sorununun yaşam kalitesini düşürmeye başlaması olduğunu söyleyen Op. Dr. Özdemir, “Eğer bel fıtığı artık günlük hayatı olumsuz etkiliyor, bacağa yayılıyor, kişinin daha hareketlerini ciddi düzeyde kısıtlıyorsa, ağrılar ilaçlarla kontrol edilemiyorsa ilerlemeye başlamış demektir. İlerlemiş bel fıtığının en kısa sürede tedavi edilmesi kişinin hareket kabiliyetinin korunması ve tedavinin başarı oranının artması açısından büyük bir öneme sahiptir. Hastanın ameliyatına karar verilmeden önce, hastanın önce ciddi bir şekilde değerlendirilmesi gerekir. Fıtığın radyolojik görüntüsü, bulunduğu bölge gibi hususlar önem taşımaktadır. Belde çok büyük bir fıtık görüldüğünde eğer hiçbir bulgusu yoksa endişe duyulmaz. Fakat boyunda büyükçe bir fıtık görüldüğünde, hastanın hiçbir bulgusu olmasa da omurilik basısı net ise ameliyat önerilir. Çünkü hastanın ters bir hareketinde omuriliğe bası artarsa hastanın felç kalma riski bulunmaktadır. Bu nedenle erken teşhis ve tedavi hayati önem taşımaktadır” diye konuştu. İHA</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/uzun-suren-bel-agrilarina-dikkat/">UZUN SÜREN BEL AĞRILARINA DİKKAT!</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/uzun-suren-bel-agrilarina-dikkat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tedavi Edilmeyen Kasık Fıtığı Organlara Zarar Verebiliyor</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/tedavi-edilmeyen-kasik-fitigi-organlara-zarar-verebiliyor/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/tedavi-edilmeyen-kasik-fitigi-organlara-zarar-verebiliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Jun 2022 09:10:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[KASIK FITIK]]></category>
		<category><![CDATA[ÖZEL CERRAHİ]]></category>
		<category><![CDATA[TEDAVİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=24250</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özel Denizli Cerrahi Hastanesi’nin hekimlerinden Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Umut Faydacı, her yaşta görülebilen kasık fıtığı ile ilgili önemli bilgilendirmelerde bulundu. Kasık fıtığının tanısı ve tedavisi hakkında bilgi veren Op. Dr. Umut Faydacı, hastalığın daha çok kasık bölgesinde ağrı ve şişlik yaptığını ifade etti. Kasık fıtığının kadınlara oranla erkeklerde daha çok görüldüğü, hastalığın doğuştan [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/tedavi-edilmeyen-kasik-fitigi-organlara-zarar-verebiliyor/">Tedavi Edilmeyen Kasık Fıtığı Organlara Zarar Verebiliyor</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><a href="http://www.cerrahi.com.tr">Özel Denizli Cerrahi Hastanesi</a>’nin hekimlerinden Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Umut Faydacı, her yaşta görülebilen kasık fıtığı ile ilgili önemli bilgilendirmelerde bulundu. Kasık fıtığının tanısı ve tedavisi hakkında bilgi veren <a href="https://www.cerrahi.com.tr/umut-faydaci/71/372/">Op. Dr. Umut Faydacı</a>, hastalığın daha çok kasık bölgesinde ağrı ve şişlik yaptığını ifade etti. Kasık fıtığının kadınlara oranla erkeklerde daha çok görüldüğü, hastalığın doğuştan ve doğumdan sonra da kazanılmış ortaya çıkabildiğini belirten Dr. Faydacı, “Kasık fıtığı, her iki kasıkta, zayıf noktalardan çıkmaktadır. Karın içi fıtıklarını daha sık erkeklerde görüyoruz. Kasık bölgesinde şişlik ve ağrı olması fıtığın belirtisidir. Fıtık başlangıçta daha çok ağrı yapıyor ilerleyen dönemlerde kasıktaki defektin büyümesine bağlı olarak şişlik gelişmektedir. Karın içi basıncını arttıran her türlü durum kasık fıtığına neden olabilir. Zamanla kazanılmış fıtıklar ağır yük kaldırmakla da meydana gelmektedir. Tabi bunun yanında kronik kabızlıkla, kronik prostat hastalığı ile yani ıkınarak yapılan her işte fıtık oluşabilmektedir. Kronik akciğer hastalığında, öksürüğe bağlı sık kusanlarda ve hamilelerde karın içi basıncın artmasına bağlı olarak karşımıza çıkabilir. Kasık fıtığı ileri evrede bulunan kanser hastalarında karın bölgesinde şişliğe bağlı olarak görülebilmektedir.” dedi.</p>



<p><strong>“Kasık fıtığı yeni doğan bebeklerde bile birinci veya ikinci ayda tanı koyduğumuz zaman, hemen cerrahi müdahale öneriyoruz”</strong></p>



<p>Kasık fıtığının yeni doğan bebeklerde görülse dahi hemen ameliyat edilmesi gerektiğine dikkat çeken Dr. Faydacı, “Hasta polikliniğe geldiğinde, kasıkta şişlik ve ağrı şikayeti ile bize başvuruyor. Bizim için bu tür şikâyetlerde öncelikle muayene önemlidir. Genellikle muayenede biz bunun tanısını koyuyoruz. Küçük fıtıklarda veya kararsız kaldığımız durumlarda ultrason ve tomografi gibi görüntüleme yöntemlerine başvuruyoruz. Biz muayenede kasık fıtığını gördüğümüz zaman tedavi öneriyoruz. Kasık fıtığını yeni doğan bebeklerde bile tanı koyduğumuz zaman, hemen cerrahi tedavi öneriyoruz. Bağırsakların dışarı çıkıp kangren olmasını engellemek ve bağırsakların dolaşımının bozulmasını önlemek için cerrahi planlıyoruz. Hastayı ameliyata hazırlıyoruz. Bu ameliyat açık veya kapalı olarak laparoskopik yöntemlerle yapılabilmektedir” diye konuştu.</p>



<p><strong>“Kasık fıtığından dolayı bağırsaklar kangren olup, organların çürümesine sebep oluyor”</strong></p>



<p>Erken cerrahinin hayati öneme sahip olduğunu ve iyileşme sürecinde katkı sağladığını ifade eden Dr. Faydacı, “Açık ve kapalı (Laparoskopik) yöntemlerde yama kullanıldığında bu tekrarlama olasılığı binde 5’lere kadar düşüyor ama biz yama yapışana kadar 6 aylık bir süre zarfında hastada fıtığın tekrarlama riskini yükselten ve karın içi basıncını arttıran durumlardan kaçınmasını öneriyoruz. Hastanın ağır işe girmemesini, eğer kabızsa hemen tedavi olmasını, prostatı ve öksürüğü varsa tedavi olmasını öneriyoruz. Bu şekilde yama zaman içinde yapışarak ve o bölgeyi sertleştirerek tekrarlama ihtimali binde 5’e kadar düşüyor. Fıtığın en korkulan komplikasyonu bağırsakta kangren gelişmesidir. Kangren gelişince, bağırsak delindiği zaman karın içerisine bağırsağın içerisine bulaşarak hastayı zehirleyebiliyor. Fıtık görüldüğü yerde cerrahi olarak tedavi edilmelidir. Ameliyatın bekletilmesinin bir anlamı yok. Çünkü fıtık küçükken onarıldığında ameliyat sonrası ağrı riski daha az oluyor. Tekrarlama ihtimali daha düşük olasılıktadır. Fıtık ne kadar büyük olursa ameliyat sonrası ağrı ve kanama daha çok gözükmektedir. Onun için kasık fıtığının, erken zamanda tedavi etmemiz hastaların konforu açısından önem taşıyor” şeklinde konuştu.</p>



<p>İHA</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/tedavi-edilmeyen-kasik-fitigi-organlara-zarar-verebiliyor/">Tedavi Edilmeyen Kasık Fıtığı Organlara Zarar Verebiliyor</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/tedavi-edilmeyen-kasik-fitigi-organlara-zarar-verebiliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;BEL FITIĞINDAN AMELİYATSIZ KURTULMAK MÜMKÜN OLABİLİYOR&#8221;</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/bel-fitigindan-ameliyatsiz-kurtulmak-mumkun-olabiliyor/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/bel-fitigindan-ameliyatsiz-kurtulmak-mumkun-olabiliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Mar 2022 21:41:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyatsız]]></category>
		<category><![CDATA[bel fıtığı]]></category>
		<category><![CDATA[burak kınalı]]></category>
		<category><![CDATA[TEDAVİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=15386</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tedavide kullanılan yöntemlerden bahseden Dr. Öğr. Üyesi Burak Kınalı, bel fıtığı nokta atış enjeksiyon tedavisiyle birlikte bel fıtığı ameliyatına gerek kalmayabileceğini söyledi. Dr. Kınalı, tedavinin başarı oranının uygun hastalarda yüksek olduğunu kaydetti.Bel fıtığının sebeplerinden bahseden Dr. Kınalı, &#8220;Hareketsiz yaşam tarzı, yanlış oturma, ağır iş yükü, az su tüketimi, sigara ve aşırı stresli bir iş ortamına [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/bel-fitigindan-ameliyatsiz-kurtulmak-mumkun-olabiliyor/">&#8220;BEL FITIĞINDAN AMELİYATSIZ KURTULMAK MÜMKÜN OLABİLİYOR&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Tedavide kullanılan yöntemlerden bahseden Dr. Öğr. Üyesi Burak Kınalı, bel fıtığı nokta atış enjeksiyon tedavisiyle birlikte bel fıtığı ameliyatına gerek kalmayabileceğini söyledi. Dr. Kınalı, tedavinin başarı oranının uygun hastalarda yüksek olduğunu kaydetti.Bel fıtığının sebeplerinden bahseden Dr. Kınalı, &#8220;Hareketsiz yaşam tarzı, yanlış oturma, ağır iş yükü, az su tüketimi, sigara ve aşırı stresli bir iş ortamına sahip olmak tetikleyici durumlardır. Genelde bel ve bacak ağrısı olarak başlayan bel fıtığı ağrının; öksürmek, hapşırmak, ağır kaldırmak ile topuktan bele kadar yayılması ile kendini gösterir. Bel fıtığında, fıtığa bağlı sinir hasarı, idrar ve dışkı tutamama, ayaklarda yanma, batma ve üşüme gibi özel durumlar dışında ameliyat düşünülmemelidir. Enjeksiyon tedavisi tercih edilebilir. Bel fıtığı tedavisinde enjeksiyon tedavisiyle birlikte fizik tedavi uygulamaları, davranış tedavi, manuel terapi uygulamaları ve egzersiz ile çok daha kısa sürede sonuç almak mümkün olabilmektedir. Yapılan bazı çalışmalarda 3-6 aylık bir süre içerisinde fıtığın boyutlarında küçülme yani regresyon olduğu bile görülmüştür&#8221; ifadelerini kullandı.</p>



<p>Bel fıtığında nokta atışı tedavisini anlatan Dr. Öğr. Üyesi Kınalı, sözlerine şöyle devam etti: &#8220;Bel ağrılarının sebepleri omurlar arasındaki disk adı verilen yapının; zorlanma, ağır kaldırma, yanlış oturma gibi problemler yüzünden sinir kanallarına doğru çıkıntı yapmasıdır. Bel fıtığı enjeksiyon tedavisinde hasar gören ve ağrıya sebep olan sinir tespit edilir. Farklı şekillerde uygulanabilen enjeksiyon tedavisi, fıtık hangi seviyede ise doğrudan fıtık içine ya da bağlı olduğu sinir çevresine ince iğnelerle girilip tedavi edici ilaçlar enjekte edilir. Bel fıtığı tedavisinde en sık kullanılan ilaçlar steroid, ozon ve anestezik ilaçlardır. Uygulanan bu ilaçlar sinir ve fıtık etrafındaki iltihap, ödem ve yapışkanlıkları tedavi etmede kullanılır. Bel fıtığı enjeksiyon tedavisinde transforaminal epidural enjeksiyonlar şunlardır; transforaminal epidural enjeksiyonlar bel fıtığının çevresinde görülen iltihap ve ödemi tedavi etmek için yararlanılan bir uygulamadır. Transforaminal epidural enjeksiyonda sinir kökü basısına bağlı ağrı ortadan kaldırılır. Transforaminal epidural enjeksiyon yönteminde kullanılan ilacın dozu en düşük seviyededir. Transforaminal epidural enjeksiyon aynı zamanda başarı oranı, uygun hastalarda, en yüksek olan tedavidir&#8221;.Dr. Öğr. Üyesi Kınalı, enjeksiyon tedavisinin başarısız ameliyatlarda ve bir ayda üç kez kadar uygulanabildiğini belirterek, &#8220;Bel fıtığında enjeksiyon tedavisi başarısız bel ameliyatlarında, iltihap ve ödem oluşumunda, omurilik kanalı daralmasında ve faset eklem rahatsızlıklarında uygulanır. Bel fıtığı enjeksiyon tedavisi, uygulama yapıldıktan sonra hastaların genelinde ağrının tamamen kaybolmasını sağlar. </p>



<p>Hastanın halsizlik, kas güçsüzlüğü, uyuşukluk gibi rahatsızlıklarında iyileşme kaydedilir. Bel fıtığı enjeksiyon tedavisi ile düzelme sağlanamayan hastalar için tedavi birkaç ay içinde 3 kez uygulanabilir. Hasta ağrısının geçmesi ile iyileşme sağlandığını düşünüp günlük rutinine hemen dönmemeli istirahat etmelidir&#8221; dedi.Bel fıtığı nokta atışı tedavisinin bir yan etkisi olmadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Kınalı, tedavinin kimlere uygulanabileceğini şöyle açıkladı: &#8220;Bel fıtığı enjeksiyon tedavisi fıtık başlangıcı ve hatta ileri düzey fıtığı (patlamış, parça kopmuş ve kanalı daraltmış) olan hastalarda disk bölgesinde oluşan ödem ve iltihabı tedavi etmek, sinir kökü basısını azaltmak ve disk çevresindeki yangıyı ortadan kaldırmak amacıyla uygulanır. Tedavinin önemli bir yan etkisi olmaması sebebi ile kullanımı yaygındır. Hastanın erken dönemde ilaç tedavisi, fizik tedavi ve egzersize ek olarak enjeksiyon tedavisi tercih edilebilir. Böylelikle daha etkili bir sonuç alınabilmektedir&#8221;.Bel fıtığı tedavisinde epidural enjeksiyonların uygulama şekillerine göre 3 farklı yöntemle yapıldığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Kınalı, belin direkt sinir kanalına, kuyruk sokumuna ya da belin orta kısmına uygulamanın yapılabileceğini söyledi. Dr. Kınalı, &#8220;Bel fıtığı tedavisinde kuyruk sokumundan uygulanan epidural enjeksiyon, kuyruk sokumuna en yakın yerden kaudal blokaj utrasonografi ve ya radyolojik görüntüleme eşliğinde yapılmaktadır. Genel olarak tedaviyle elde edilen başarı oranı yüzde 60- 70 civarındadır. Bel ortasından yapılan epidural enjeksiyon, kanal daralması orta hat fıtıklarında kullanılan yöntemdir. Bel fıtığı tedavisinde direkt, sinir kanalına yapılan enjeksiyon epidural tedavilerde en etkili yöntem olarak kullanılır ve nokta atış tedavisi olarak da adlandırılabilmektedir&#8221; dedi.Dr. Öğr. Üyesi Burak Kınalı bel fıtığında epidural enjeksiyonun, floroskopi cihazıyla müdahale edilecek bölgenin görüntülenmesiyle yapıldığını kaydetti. Günümüz teknolojik aletleriyle işlemin riskinin neredeyse yok denecek kadar az olduğunu da belirten Dr. Öğr. Üyesi Kınalı, işlem süresinin 15-20 dakika sürdüğünü, 3-4 saatlik bir dinlenme süresinden sonra hastanın taburcu edilebileceğini aktardı. </p>



<p>Editör: Abdullah GÖNÜLTAŞ / HABER MERKEZİ</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/bel-fitigindan-ameliyatsiz-kurtulmak-mumkun-olabiliyor/">&#8220;BEL FITIĞINDAN AMELİYATSIZ KURTULMAK MÜMKÜN OLABİLİYOR&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/bel-fitigindan-ameliyatsiz-kurtulmak-mumkun-olabiliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
