<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>rutin Archives - Horoz Medya</title>
	<atom:link href="https://www.horozmedya.com/etiket/rutin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.horozmedya.com/etiket/rutin/</link>
	<description>Haberin Adresi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 19 Apr 2022 08:08:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2022/05/cropped-horoz-32x32.png</url>
	<title>rutin Archives - Horoz Medya</title>
	<link>https://www.horozmedya.com/etiket/rutin/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>ÇOCUKLARIN YÜZDE 40&#8217;INDA UYKU PROBLEMİ GÖRÜLÜYOR</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/cocuklarin-yuzde-40inda-uyku-problemi-goruluyor/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/cocuklarin-yuzde-40inda-uyku-problemi-goruluyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Apr 2022 08:08:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[rutin]]></category>
		<category><![CDATA[uyku problemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=18146</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocukların uyuma rutinlerinde değişiklik olsa da uyku ihtiyacının yeni doğan bebeklerde ortalama 18 saat, 1 yaşta 14 saat, 5 yaşta 12 saat, 6-7 yaşlarında 11, ergenliğin başlangıcında ise 9 saat olduğunu kaydeden Öğr. Gör. Zeynep Deniz Seven, uyku ihtiyacını yeterince karşılayamayan çocuklarda; davranış bozukluğu, hiperaktivite depresyon, kaygı, uykuya dalamama, kabus görme, aşırı kilo alma gibi [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/cocuklarin-yuzde-40inda-uyku-problemi-goruluyor/">ÇOCUKLARIN YÜZDE 40&#8217;INDA UYKU PROBLEMİ GÖRÜLÜYOR</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Çocukların uyuma rutinlerinde değişiklik olsa da uyku ihtiyacının yeni doğan bebeklerde ortalama 18 saat, 1 yaşta 14 saat, 5 yaşta 12 saat, 6-7 yaşlarında 11, ergenliğin başlangıcında ise 9 saat olduğunu kaydeden Öğr. Gör. Zeynep Deniz Seven, uyku ihtiyacını yeterince karşılayamayan çocuklarda; davranış bozukluğu, hiperaktivite depresyon, kaygı, uykuya dalamama, kabus görme, aşırı kilo alma gibi sorunların görüldüğünü belirtti. Çocukların yaklaşık olarak yüzde 40&#8217;nın uyku sorunu yaşadığını belirten Seven, bu problemle başa çıkmayı sağlayacak önemli tavsiyelerde bulundu. Bebeklerde uyku düzeninin en kritik konulardan biri olduğunu belirten Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Çocuk Gelişimi Program Başkanı Öğr. Gör. Zeynep Deniz Seven, “Gece uykusunun düzenli olması hem bebek hem de anne-babalar için rahatlatıcı bir faktördür. 1 yaş civarında gece iyi uyuyan çocuğun bile 5-8 kez uyanması normaldir. Bu durumu ileriki yıllarda normal uyku döngüsü geçişleri takip eder. Gece uyanmaları iyi ve kötü uyuyan çocukları ayırt etmek için önemli bir kriterdir. İyi uyuyanlar gece uyanırlar fakat herhangi bir müdahaleye gerek kalmaksızın tekrar uyurlar. Kötü uyuyanlar ise mutlaka bir müdahale sonucunda uyurlar. Burada bilinmesi gereken önemli bir konu bazı bebeklerin öz-rahatlatıcı nitelikte olmalarıdır. “Öz-rahatlatıcı” terimi bebeklerin herhangi bir yardım olmadan kendi kendilerine uykuya dönmelerini ifade eder. Bu tür bebekler uyandıklarında bir şeye sarılarak, parmağını emerek tekrar uyurlar. Genellikle ebeveynler bu bebeklerin gece uyanmadıklarını zannedebilirler” diye konuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>“Çocuklarda uyku sorunu gelişimlerini etkiliyor”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>İlk çocukluk dönemindeki çocukların her gece 11-13 saat kadar uyumasını öneren Seven, “Bu dönemde çoğu çocuk gece boyunca uyur ve gündüzleri de bir kere öğlen uykusuna yatar. Önemli olan çocuğun sadece uyuması değil aynı zamanda bölünmeyen bir uyku düzenine sahip olmasıdır. Aynı zamanda bazen bu dönemdeki çocukların uyuması, yatma zamanı rutini uzadığı için zor olmaktadır. Yapılan bir araştırma yatma zamanına karşı gösterilen direncin çocukta davranım sorunları ya da hiperaktivite ile ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Çocuklar Narkolepsi yani gün içinde çok miktarda uyuma, insomnia yani uykuya dalmada ya da uykuyu sürdürmede güçlük ve kabus görme gibi bir çok uyku problemi yaşayabilirler. Tahminlere göre çocukların yüzde 40&#8217;tan fazlası gelişimlerinin bir döneminde uyku problemi yaşamaktadır. Araştırmalar uyku problemi yaşamış çocukların yaşamayanlara göre daha fazla depresyon ve kaygı belirtileri gösterdiğini ortaya koymuştur. Başka bir çalışma 3 &#8211; 8 yaş aralığında uyku problemi yaşayan çocukların, ergenlik döneminde uyuşturucu kullanımı ve depresyon gibi sorunlar geliştirebildiklerini ortaya koymuştur. Yeni araştırmalar çocukluktaki kısa süreli uykunun aşırı kiloyla bağlantılı olduğunu da göstermiştir” şeklinde konuştu. Çocuklarda uyku sorunlarının başlıca nedenlerini sıralan Seven, sürekli kaygı, yaşanılan stresli olaylar, sürekli cezalandırma ve istismar, uygun olmayan uyku ortamları, kullanılan ilaçlar ve ağrılı durumlar çocuklardaki uyku problemlerinin başlıca nedenleri arasında gösterdi. Öncelikle bu gibi durumlarda bir uzmana başvurulması gerektiğini vurgulayan Seven, bebeklerde ve çocuklarda uyku ile ilgili şu önerilerde bulundu:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>“Çocuklarda uyku sorunları ile başa çıkmak için neler yapılabilir?</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Bebeğin psiko-sosyal durumuyla ilgili alınabilecek önlemler<br>Bebeklerle güvenli bir bağ oluşturmak önemlidir. Bu nedenle bebekler ve küçük çocuklar ebeveynleri tarafından fiziksel ve duygusal olarak rahatlatılmalıdırlar. Duygusal ve fiziksel olarak rahat olmayan bebeklerde uyku problemleri görülebilir. Özellikle 6 ve 9. aylar arasında bebekler dış çevrelerinin daha fazla farkına varırlar ve korku davranışları sergilemeye başlarlar. Bu dönem uyku alışkanlıkları için kritiktir. Korku durumlarında bebek anne ya da bakım veren tarafından rahatlatılmalıdır. Ceza alan çocuklar uyku problemleri gösterebilirler. Disiplin oluşturmak için sürekli ceza vermek uyku problemlerine neden olur. Ebeveynlerin çocuklarını terk etme veya aileden uzaklaştırma gibi tehditlerden kaçınmaları gerekir. Çocuk olumlu davranışlara cesaretlendirilmelidir. Özgüven eksikliği yaşayan çocuklarda kaygı arttığı için uyku problemi oluşabilir. Uyku ile ilgili korkularının olduğunu dile getiren çocuklar ebeveynleri tarafından dinlenmeli ve iyi anlaşılmalı, asla bu durum ile ilgili çocukla dalga geçilmemeli, küçük düşürülmemeli, çocuğa onu anladığı ve yanında olduğu mesajı verilmeli. Ebeveyn bu durumla ilgili gerekirse bir uzmandan destek almalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Uyku ortamı ile ilgili önlemler</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Bebeğin uyuduğu yatak çok yumuşak olmamalı orta sertlik tercih edilebilir. Bebeklerin uyuyacakları oda yeterince havalandırılmış olmalı. Özellikle bebekler yüzükoyun yatırılmamalıdır. Bu durum ayrıca ani bebek ölümlerinin de en önemli nedenleri arasındadır. Bebeğin odasında hoşa giden, rahatlatıcı, doğal içerikli ( lavanta yağı gibi) bir koku olabilir. Uyurken bebeğe eşlik edebilecek uygun bir uyku arkadaşı edinilebilir. ( peluş bir oyuncak, bir battaniye vs.) Rahatlatıcı hafif bir melodi dinletilebilir. Annesin kendi sesiyle söylediği içeriği güzel olan melodili sözler de olabilir. Çocuğun odasında fazlasıyla dikkat dağıtıcı uyaran olmaması, mümkün olduğunca uyarıcılardan arınık olması çocuğun daha rahat uykuya dalmasını sağlayabilir. Bebeğin uyuyacağı oda aşırı ışıktan arındırılmış olmalı. Ebeveyn çocuklarını video, TV vs. izledikleri ortamlarda uyutmamalı. Bazı ebeveynler bebeklerini kendileri TV izlerken ayaklarında sallayarak uyutmaktadır. Bu durum bebeklerin ya da çocukların uykuya dalma esnasında gördüklerinin ve duyduklarının uyku esnasında sürekli zihinlerini meşgul etmesini sağlayacak, rahat bir uyku uyumalarını engelleyecektir. Bazen bu durum çocukların gelişimlerini olumsuz etkileyebilir hatta çocuk için travmatik olabilmektedir. Günlük rutinler Gün içerisinde çocuğun yeterince hareket ettiğinden emin olunmasıyla birlikte, uyku öncesinde hareketli egzersizlerden kaçınılmalıdır. Uyku öncesi gerekirse rahatlatıcı masaj yapılabilir. Uyku öncesi banyo yaptırılması, çocuğu rahatlatarak uykuya geçişi kolaylaştırabilir. Bebek uyumadan hemen önce aşırı yedirilmemeli ya da aç olmamalıdır. Çocuğun gün boyunca susuz kalmadığından emin olunmalıdır. Bebeğin uyumadan önce her gün aynı günlük rutinlerin yapılması kaliteli uykuya katkı sağlar. Mesela banyo sonrası masaj, masaj sonrası kitap okuma, sonra uyku gibi. Ebeveyn uyku öncesi rahatlatıcı içeriklerin olduğu çocuğa uygun kitaplar okuyabilir. Özellikle içeriğinde bolca sevgi sözcüklerinin olduğu, çocuğun biricikliği üzerine olan kitaplar bakım veren ile bebek arasındaki bağlanmayı da olumlu etkileyecektir. Ebeveyn çocuğun uykusunun düzenli olmasına dikkat etmelidir. Çocuğun uyku düzenini ve rutinini bozacak aktivitelerden kaçınmalıdır. Ebeveynler bebeklerinin uyku düzenlerini oluşturmaya çalışırken sabırlı davranmalı kendileri de rahat olmalıdır. Nitekim yapılan çalışmalarda bebeklerde gece uykudan uyanma problemi, ebeveynlerin sürekli olarak uyku ile alakalı konularda bebekleriyle aşırı etkileşimlerine bağlı olduğu görülmüştür. Ebeveyn uyku düzeni oluştururken özellikle çocuğun bir vücut saati, uyku saati olduğunu göz ardı etmemeli, bu durum göz önüne alınarak yeni düzen oluşturulmaya çalışılmalıdır. Mesela gece saat 23.00&#8217;te uyuyan bir çocuğu saat 21.00&#8217;de uyutmak isteyen bir anne bunu aşama aşama yapmalıdır. Çünkü çocuğun vücut saati 23.00&#8217;e ayarlıdır ve bu ayarı hemen 21.00&#8217;e almak kolay olmayacaktır. Bu sebeple ilk gün 22.30&#8217;da, sonraki gün 22.00&#8217;de, sonraki gün 21.30&#8217;da, daha sonraki gün ise 21.00&#8217;de uyutarak kademeli bir geçiş sağlanmalıdır.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>İHA</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/cocuklarin-yuzde-40inda-uyku-problemi-goruluyor/">ÇOCUKLARIN YÜZDE 40&#8217;INDA UYKU PROBLEMİ GÖRÜLÜYOR</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/cocuklarin-yuzde-40inda-uyku-problemi-goruluyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8221;BAŞKASININ DERTLERİNİ DİNLEMEK BEYNİ GÜÇLENDİRİYOR&#8221;</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/baskasinin-dertlerini-dinlemek-beyni-guclendiriyor/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/baskasinin-dertlerini-dinlemek-beyni-guclendiriyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Jan 2022 12:02:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[dert]]></category>
		<category><![CDATA[fiziksel aktivite]]></category>
		<category><![CDATA[hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[rutin]]></category>
		<category><![CDATA[selen gür özmen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=9313</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pandemiyle birlikte bireysel aktiviteler artarken, bireyselliğin beyne etkisi ise uzun vaade de iyi sonuçlar getirmiyor. Uzmanlar, rutinlerin beynin bir tür düşmanı olarak tarif ederken, sorunlar karşısında kolay yolu seçmek de beyindeki sınırlı sayıda bulunan sinir hücrelerini daha az işe yarar hale gelmesine neden olduğunu belirtiyor. Rutinlerinden şaşmayan insanların daha fazla unutkanlık, bilişsel sorunlar, depresyon ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/baskasinin-dertlerini-dinlemek-beyni-guclendiriyor/">&#8221;BAŞKASININ DERTLERİNİ DİNLEMEK BEYNİ GÜÇLENDİRİYOR&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Pandemiyle birlikte bireysel aktiviteler artarken, bireyselliğin beyne etkisi ise uzun vaade de iyi sonuçlar getirmiyor. Uzmanlar, rutinlerin beynin bir tür düşmanı olarak tarif ederken, sorunlar karşısında kolay yolu seçmek de beyindeki sınırlı sayıda bulunan sinir hücrelerini daha az işe yarar hale gelmesine neden olduğunu belirtiyor. Rutinlerinden şaşmayan insanların daha fazla unutkanlık, bilişsel sorunlar, depresyon ve anksiyeteyle mücadele ettiğini ifade eden Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) Nöroloji Uzmanı ve Sinirbilimci Doç. Dr. Selen Gür Özmen, bir başkasının sorunlarını dinlemenin de beyne yararlı olduğunu söyleyerek, beyni geliştiren maddeleri sıraladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“Rutinler beynin düşmanı”</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Beynin rutinleri evrimsel olarak tercih ettiğini ifade eden Doç. Dr. Selen Gür Özmen, kişinin kendisini daha güvende hissedebilmesi için genelde kolay yolu seçebildiğini söyledi. Selen Gür Özmen, bu kolay yolun beyindeki sınırlı miktarda bulunan hücreleri daha az işe yarar hale getirdiğini ve beynin birbirleriyle bağlantı yollarını kapattığını söyleyerek, “Bu kayıpta, kişi ileride herhangi bir hasar durumuyla karşılaştığında, daha az bağlantıyla bu savaşa girmek zorunda kalıyor. Eğer biz rutinden çıkarak beyin hücreleri nöronlar arası sinaptik bağlantı yollarını arttırırsak, bu yolları ne kadar açar ve sürekli kullanmaya devam edersek, beyin için o kadar iyi olacaktır. İkincisi ise nasıl ki insan vücudu bir jimnastik altyapısı olduğunda herhangi bir başka spor dalıyla uğraşmaya çok daha müsaitse beyin de aynı şekildedir. Beynin jimnastik yaptığını ve daha fazla alt bağlantı oluşturduğunu düşünelim. Yani bu farklı bilişsel fonksiyonlarımızı farklı sentezlerde kullanmak, kısa uzun süreli hafızayı aktif tutmak, problem çözme yeteneğimizi geliştirmiş olmak ve bilişsel olarak esnek yapıyı muhafaza etmiş olmaktır. Farklı perspektiften bakmamızı sağlayan zihin teorisi dediğimiz bir durum var. Bunu farklı insanlarla sosyal entegrasyonlarla çalıştırarak sağlarız. Bunun dışında planlama, organize etme yeteneğimizi sürekli aktif tutmak önemlidir. Yani tüm bu bilişsel fonksiyonları süreklilik itibariyle çalıştırırsak, ileride beklenmedik rutini bozan bir durumla karşılaştığımızda çok daha fazla altyapıya sahip olup, çok daha kolay çözümler, bağlantılar kurabiliriz. Rutin bu anlamda iyi değil. Rutinden şaşmayan insanlarda daha fazla unutkanlık, bilişsel sorunlar, daha erken yaşta hayatta zorluklarla başa çıkamama, depresyona ve anksiyeteye daha meyilli olma gibi durumlar mevcut. Yani beynin daha fazla aktif kullanılması, hem psikolojik hem de nörolojik hastalıklardan uzak kalınmasına neden olmaktadır” dedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“Başkalarının sorunlarını dinlemek beynin işlevini arttırıyor”</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Bir başkasını dinlemenin bilişsel esneklik konusuyla ilgili olduğunun altını çizen Özmen, şunları söyledi; “Bilişsel olarak esnek olmak, farklı durumlar karşısında farklı çözümleri üretebilmeyi anlatır. Daha önce işe yarar bir çözüm artık işe yaramıyorsa yeni bir alternatif üretebilmeyi ya da başka bir konuda, problemde kullandığımız çözümü tamamen başka bir konu ve başka bir durum karşısında kullanılabilir hale getirmek olarak görebiliriz. Bütün bunları ve de bunları hızlı ve başkalarına ihtiyaç duymadan yapabilmek bilişsel esnekliktir. Bir de dış faktörlere adapte olabilmek, iş, okul, ev vb. gibi değişimler aynı zamanda eş ya da sevgili ayrılıkları insanın hayatındaki önemli değişimlerdir. Tüm bunlara adapte olabilmek, bilişsel esnekliktir, adapte olamamak da katılıktır. Sonuçta hayatta yaşamadığınız birçok alternatif bulunmakta. Bu alternatifleri başkalarının deneyimlerini dinleyerek, okuyarak, gözlemleyerek o deneyimleri yaşamadan da çözümlere ulaşma şansımız var. Daha önce başkasının anlattığı, yaşadığı bir çatışma veya problemde, alternatif yolların nasıl sonlara ulaştığının biz başkalarından dinler, öğrenir ve sindirirsek aynı problemle karşılaştığımızda, alternatif çözümlerin nelere yol açtığını daha önceden bildiğimiz için çok daha kolay doğru yolu seçme ve yönlenme şansımız olabilir”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fiziksel aktiviteler, hafızamızı güçlendiriyor</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Fiziksel aktiviteler ile zihinsel egzersiz arasında ciddi bir ilişki olduğunu dile getiren Özmen, uyku öncesi ve sakin olduğumuz zamanlarda öğrenmeye daha kapalı olunduğunu ve hareketli olunan anlarda ise üreticiliğin arttığını söyledi. Özmen son olarak şunları ifade etti; “Bir sempatik bir de parasempatik sinir sistemiz var. Sempatik sinir sistemimiz, savaş ya da kaç mekanizmasıdır. Yani bir savaş karşısında ya bununla savaşacağız ya koşarak kaçacağız ya da donup kalacağız. Parasempatik sinir sistemimiz ise sindir ve dinlen. Yani genelde yemek yedikten sonra sindirim hücrelerimizin, organlarımızın aktife olduğu sindirime başladığı süreçtir ve biz bunu bilinçsiz yapıyoruz. Bu otonom durumlardan sempatik sinir sistemi, hareketli bağlantılı durumlarda aktive olmaktadır. Yani egzersiz de bunlardan birisi. Egzersiz sırasında evrimsel olarak da sanki aslında bir tehlike varmış ve biz bu tehlike karşında savaşmaya ya da kaçmaya hazırlanıyormuşuz gibi ortam sağlıyor. Günümüz modern dünyamızda da egzersiz yaptığımızda da sempatik sinir sistemimiz daha aktive oluyor. Yani sanki bir hafif bir tehlikeyle karşılaşmışız gibi oluyoruz. Evrimsel olarak da otonom sisteminin bu aktivasyonu sırasında öğrenmeye daha açık hale geliyoruz. Bu bizim otomatik olarak zihnimizde gerçekleşen bir aktivite yani uykuya hazırlanıldığında ya da sindirime geçtiğiniz ya da sakin olduğunuz zamanlarda öğrenmeye çok açık değilizdir. Çünkü o dinlenme ve uykuya hazırlıktır. Öğrenmeye açık olduğumuz zamanlar, daha uyanık ve hafif tehlikelinin var olduğu durumlardır. O yüzden günlük fiziksel aktiviteler, vücuda ve iç organlara yararlarının yanı sıra zihinsel egzersiz anlamında da hafızamızın güçlendiği öğrenmeye meyilimizin arttığı ve bilinçsel fonksiyonlarımızın, dikkatimizin, tüm problem çözme yeteneklerimizin arttığı bir dönemdir. Ayrıca oluşturucu bir dönemdir. Fikirlerin, çözümlerin akla geldiği bir dönemdir. O yüzden fiziksel egzersizi aslında zihinsel egzersiz için de öneriyoruz”</p>



<p class="wp-block-paragraph">İHA</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/baskasinin-dertlerini-dinlemek-beyni-guclendiriyor/">&#8221;BAŞKASININ DERTLERİNİ DİNLEMEK BEYNİ GÜÇLENDİRİYOR&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/baskasinin-dertlerini-dinlemek-beyni-guclendiriyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
