<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>psikolog Archives - Horoz Medya</title>
	<atom:link href="https://www.horozmedya.com/etiket/psikolog/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.horozmedya.com/etiket/psikolog/</link>
	<description>Haberin Adresi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 14 May 2022 09:04:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>

<image>
	<url>https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2022/05/cropped-horoz-32x32.png</url>
	<title>psikolog Archives - Horoz Medya</title>
	<link>https://www.horozmedya.com/etiket/psikolog/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>KLİNİK PSİKOLOG KILIÇ: &#8216;EVLİLİK NEDENİ, BOŞANMA NEDENİ İLE AYNI OLUYOR&#8217;</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/klinik-psikolog-kilic-evlilik-nedeni-bosanma-nedeni-ile-ayni-oluyor/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/klinik-psikolog-kilic-evlilik-nedeni-bosanma-nedeni-ile-ayni-oluyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 May 2022 09:04:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bülten]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[klinik]]></category>
		<category><![CDATA[psikolog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=20439</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Anla Beni! Ailede Kriz Yönetimi” konulu seminerde konuşan Kılıç, AKDEM üyelerinin merak ettiği soruları da yanıtladı. Kılıç, partnerlerin evlenme sebebinin zamanla ilişkiyi bitirme sebebine dönüştüğünün altını çizdi. Kılıç, “Kişiler evlenme nedenini gözden geçirsinler, çünkü evlilik nedeni boşanma nedeni ile aynı oluyor. Çok titiz bir kadın diye evleniyorsunuz, ardından bu sebepten dolayı ayrılıyorsunuz. Statüsünden dolayı evleniyorsunuz, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/klinik-psikolog-kilic-evlilik-nedeni-bosanma-nedeni-ile-ayni-oluyor/">KLİNİK PSİKOLOG KILIÇ: &#8216;EVLİLİK NEDENİ, BOŞANMA NEDENİ İLE AYNI OLUYOR&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>“Anla Beni! Ailede Kriz Yönetimi” konulu seminerde konuşan Kılıç, AKDEM üyelerinin merak ettiği soruları da yanıtladı. Kılıç, partnerlerin evlenme sebebinin zamanla ilişkiyi bitirme sebebine dönüştüğünün altını çizdi. Kılıç, “Kişiler evlenme nedenini gözden geçirsinler, çünkü evlilik nedeni boşanma nedeni ile aynı oluyor. Çok titiz bir kadın diye evleniyorsunuz, ardından bu sebepten dolayı ayrılıyorsunuz. Statüsünden dolayı evleniyorsunuz, işi dolayısıyla evine gelemediğinde ayrılıyorsunuz. Başlangıçta başınızı döndüren neden ilişki yolunda değişiyor. İlişki aslında kimyasal bir tepkimeye benzer. Ortaya çıkan tepkimeden korkabiliyoruz. Kuralları bazen esnetmeli ve değiştirmeliyiz. Her zaman titiz, düzenli, sosyal olmamak gibi. Kendimizin ve gücümüzün de limitli olduğunu bilmeliyiz” dedi.</p>



<p><br>&#8220;TÜİK verilerine göre ileri yaş boşanmalarında artış gözlemleniyor&#8221;</p>



<p><br>İleri yaş boşanmalarında artış yaşandığına değinen Kılıç, “Kadınlarda 40 yaşından sonra bir aydınlanma oluyor. &#8216;Ben neye sabrediyorum?&#8217; diyor. Bizim topraklarımızda emekliler genellikle kahvelerde ya da camilerin çay ocaklarında vakit geçiriyorlar. Çünkü o döneme kadar eşleriyle kurmadıkları ilişkiyi o saatten sonra kurmaya çalışıyorlar. Bir arada kaldıklarında stres ve uyum bozukluğu ortaya çıkıyor. TÜİK verilerine göre ileri yaş boşanmaları gözümüze çarpıyor. Kadınların kotası doluyor ve eşinin değişmesini beklemenin anlamsız olduğunun farkına varıyor. Yaşlı yalnızlığı dediğimiz bir yalnızlık var toplumumuzda” şeklinde konuştu.</p>



<p><br>“Çiftler ilişkilerde katlanmayı sabır ile karıştırıyor”</p>



<p><br>Şeyda Betül Kılıç, ruh sağlığının çok kıymetli olduğunu belirterek, öncelikle insanın kendisiyle ilişkisini düzenleyebilmesinin önemine değindi. Kılıç, çiftlerin birbirlerini değişecek diye beklemesinden ziyade olduğu gibi kabullenmesi gerektiğini belirterek sözlerini şöyle sonlandırdı:<br>“Biz bazen katlanmayı sabır zannediyoruz. Yıllarca bu insan değişsin diye beklenti içerisindeyiz. Değişecek diye beklemektense olduğu gibi kabul etmeniz gerekmektedir. Erkek kadın fark etmeden her birey güzel sözler duymaya ihtiyaç hisseder. Lütfen bu konuda dilinizi kısır alıştırmayın. İltifatı hepimiz hak ediyoruz. Toplumda sadakati artırmanın birinci kuralı paylaşımı arttırmaktır. İkincisi ise bazı beklentilerin karşılanamaz olduğunu kabul etmektir. Beklentilerimiz konusunda esnekleşeceğiz.”</p>



<p><br>İHA</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/klinik-psikolog-kilic-evlilik-nedeni-bosanma-nedeni-ile-ayni-oluyor/">KLİNİK PSİKOLOG KILIÇ: &#8216;EVLİLİK NEDENİ, BOŞANMA NEDENİ İLE AYNI OLUYOR&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/klinik-psikolog-kilic-evlilik-nedeni-bosanma-nedeni-ile-ayni-oluyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>UZMANINDAN 14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ’NDE ÇİFTLERE UYARI:</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/uzmanindan-14-subat-sevgililer-gununde-ciftlere-uyaribirbirinizi-degistirmeye-calistiginiz-bir-surec-ilerliyorsa-bir-uzmandan-destek-alin/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/uzmanindan-14-subat-sevgililer-gununde-ciftlere-uyaribirbirinizi-degistirmeye-calistiginiz-bir-surec-ilerliyorsa-bir-uzmandan-destek-alin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Feb 2022 12:00:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bülten]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam ve Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[14 şubat]]></category>
		<category><![CDATA[Ecrin Zeybek]]></category>
		<category><![CDATA[özel cerrahi hastanesi]]></category>
		<category><![CDATA[Özel Denizli Cerrahi Hastanesi]]></category>
		<category><![CDATA[Özel Denizli Cerrahi Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Ecrin Zeybek]]></category>
		<category><![CDATA[psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[sevgililer günü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=11700</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özel Denizli Cerrahi Hastanesi Uzman Klinik Psikoloğu Ecrin Zeybek, 14 Şubat Sevgililer Günü’nde ‘Evlilik ve İlişkiler’ üzerine çarpıcı açıklamalarda bulundu. Evliliği “Biz şuuru ile benlerle yaşayabilme becerisidir” diye nitelendiren Uzman Klinik Psikolog Ecrin Zeybek, “Evlilik, saygı duyarak değiştirmeden yaşayabilme, birbirini var olduğu gibi kabul etmektir. Temel kuralları vardır ve evrenseldir. Bu kuralları çiftlerin dışında kayınvalide, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/uzmanindan-14-subat-sevgililer-gununde-ciftlere-uyaribirbirinizi-degistirmeye-calistiginiz-bir-surec-ilerliyorsa-bir-uzmandan-destek-alin/">UZMANINDAN 14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ’NDE ÇİFTLERE UYARI:</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Özel Denizli Cerrahi Hastanesi Uzman Klinik Psikoloğu Ecrin Zeybek, 14 Şubat Sevgililer Günü’nde ‘Evlilik ve İlişkiler’ üzerine çarpıcı açıklamalarda bulundu.</p>



<p>Evliliği “Biz şuuru ile benlerle yaşayabilme becerisidir” diye nitelendiren Uzman Klinik Psikolog Ecrin Zeybek, “Evlilik, saygı duyarak değiştirmeden yaşayabilme, birbirini var olduğu gibi kabul etmektir. Temel kuralları vardır ve evrenseldir. Bu kuralları çiftlerin dışında kayınvalide, görümce, kültürel yapı belirliyorsa evlilikten sıkılıyoruz veya yoruluyoruz. İlişki, bir ötekiyle duygusal ve fiziksel anlamda ilişik olma halidir. İlişki dinamiğiyle evliliğin dinamiği zıttır. Genellikle ilişkideki ve evliliklerdeki problemler, temel gereksinim ve ihtiyaçların karşılanmamasından kaynaklıdır. Eğer bu gereklilikler karşılanmıyorsa çiftler kendilerini sorunun kucağında bulur. Hayatımızın her döneminde olduğu gibi ilişkilerde de olmazsa olmazlar mevcuttur. Bunlardan biri veya birkaçı olmadığında ilişkiler problem yaşar” dedi.</p>



<p><strong>“Aşkın misyonu küçük sorunları tolere eder”</strong></p>



<p><br>İlişkilerin sürdürülmesinde aşk, sevgi ve romantizmin payına vurgu yapan Ecrin Zeybek, “Bazılarına göre aşkın tanımı ona şarkılar söylemek, pahalı hediyeler, lüks mekanlardır. Aslında aşktan bahsederken, ona tutunma sebebinden bahsederiz. Ona evet deme sebebi, ilişkinin devam etme sebebi, hayatında neden onun olduğunun sebebidir. Bazen bu tutunma sebebi dürüstlük, çekicilik, masumiyet, yakışıklılık veya güzellik veya daha birçok sebep olabilir. Bunlar kişiden kişiye fark gösterir. Aşkın misyonu küçük sorunları tolere eder. ‘Çok sıkıldım, bana göre değilmiş, büyüsünü kaybetti’ gibi söylemler aslında aşkı bir nevi kaybetmektir. Sevgi bir ötekine her istediğini almak, kendinden ödün veren fedakarlıklar, her dediğinde tamam demek değildir. Sevgi aslında varlığı değerli kılmak ve o olduğu için sevmektir. Romantizm, beklenenlerin dışına çıkabilmektir. Farklı hissettirmektir. Bazen bir tavırla, eşyayla, üslupla bu gerçekleşir. Çoğu zaman hep aynı şeyleri yapmaktan, rutinden sıkılırız. Örneğin her gün aynı yemeği yemiyoruz. Aynı çorbayı bile her gün içsek farklı baharatlarla renklendiriyoruz. Bu nedenle evlilik veya ilişkilerde canlılığı, dinamizmi ayakta tutmak önemli. Bazen evin eşyalarının yerini değiştirmek, yemek masasında farklı sandalyede oturmak veya misafir yemek takımlarında yemek yemek bile ilişkinin dinamizmini değiştirir” diye konuştu.</p>



<p><strong>İlişkilerde kaliteli zaman – doğru iletişim</strong></p>



<p><br>İlişkilerin kaliteli zaman geçirilerek ve doğru bir iletişim yakalayacak sağlamlaştırılabileceğinin altını çizen Uzman Klinik Psikolog Ecrin Zeybek, şöyle konuştu:<br>“Kaliteli zaman geçirmek, aynı şeye odaklanma becerisidir. Ne olduğunun da önemi yoktur. Film olabilir, bir konuyu konuşmak olabilir. Bu noktada önemli olan şey farklı şeylerle ilgilenmemektir. Örneğin film izlerken birinin uyuması veya telefona bakması kaliteli zaman olmaz. Aksi taktirde bu durum bir tarafı değersiz hissettirir. Kaliteli zaman dediğimiz olgu sürekli vakit geçirmek, 7/24 birlikte olmak değildir. Araştırmalara göre çiftlerin birbirlerine ayırdığı yarım saat yeterli olacaktır. Doğru iletişim, ilişkilerinizi güçlendirebilir. ‘Konuşamıyoruz, beni anlamıyor, konuşmaların çoğu tartışmayla bitiyor’ gibi söylemler iletişimde büyük eksiğimizin olduğunun göstergesidir. Şüphecilik ve belirsizlikler ilişkilere büyük zarar verebilir. Sadakat ve güven sadece 3. kişiler değildir. Tüm her şeyiyle güvenmek, telefonunu karıştırmadan, gittiği yerleri, kimlerle olduğunu sorgulamadan, içimizden acabalar geçmeden ‘Sana güveniyorum’ diyebilmek aşkı güçlendirir. Saygı, varlığa saygı duymaktır. Para, amaç değil fakat araçtır. Eksikliği ilişkilerde problem çıkartır”</p>



<p>Cinselliğin de hayatın olmazsa olmazlarından olduğuna dikkat çeken Psikolog Ecrin Zeybek, çiftlere şu hatırlatmaları yaptı:</p>



<p>“İlişkinin dinamikleri olduğu gibi cinselliğinde dinamikleri mevcut. Öpüşebilmek, konuşabilmek, dokunabilmek, sevişebilmek, odaklanabilmek, arınabilmek gibi. İlişkiler ve evlilikler tabi ki her zaman mükemmel olamaz. İlişkiye başlandığında çoğumuz bazı durumları tolere ederiz. Örneğin ‘Öfkeli ama beni çok seviyor’ veya ‘Bu durumdan rahatsız oluyorum fakat göremezden gelebilirim’ şeklinde. Sonrasında evlendiğimizde bu tolere ettiğimiz durumları artık edememeye ve ‘Yoruldum bunun değişmemesini istiyorum’ şeklinde tartışmalar yaşarız. Fakat birini değiştirmeye çalışmak, en zor olanıdır. O yüzden var olduğu gibi kabul etmek önemlidir. Çiftler sorun noktasında aynı noktada buluşabiliyor olması önemlidir. Bu noktada evliliğinizde sürekli tartışma hali, değersizlik duygusu veya birbirinizi değiştirmeye çalıştığınız bir süreç ilerliyorsa; bir uzman desteği alarak çift terapisine başvurmanızı öneririm”</p>



<p>Editör :Abdullah GÖNÜLTAŞ / HABER MERKEZİ</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/uzmanindan-14-subat-sevgililer-gununde-ciftlere-uyaribirbirinizi-degistirmeye-calistiginiz-bir-surec-ilerliyorsa-bir-uzmandan-destek-alin/">UZMANINDAN 14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ’NDE ÇİFTLERE UYARI:</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/uzmanindan-14-subat-sevgililer-gununde-ciftlere-uyaribirbirinizi-degistirmeye-calistiginiz-bir-surec-ilerliyorsa-bir-uzmandan-destek-alin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DEPRESYON ÇAĞIMIZIN VEBASI</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/depresyon-cagimizin-vebasi/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/depresyon-cagimizin-vebasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Feb 2022 21:06:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek kaygısı]]></category>
		<category><![CDATA[gündelik]]></category>
		<category><![CDATA[psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[veba]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=11328</guid>

					<description><![CDATA[<p>Depresyon çağımızın vebası olarak saysak herhalde yanılmıyor oluruz. Çünkü yediden yetmişe herkesin neredeyse tanımını bilse de bilmese de depresyondayım demesinden tanık olabiliyoruz. Tanımla yola çıkarsak bireyin içindeki bulunduğu buhran nedeniyle hayatının her alanında sekteye istemeyerek bir yaşam felsefesi haline getirmesidir. Depresyon çoğu zaman ciddi görülmeyen, pek çok farklı alanda kendisini gösteren duygu durumudur. Depresyon; gündelik [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/depresyon-cagimizin-vebasi/">DEPRESYON ÇAĞIMIZIN VEBASI</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Depresyon çağımızın vebası olarak saysak herhalde yanılmıyor oluruz. Çünkü yediden yetmişe herkesin neredeyse tanımını bilse de bilmese de depresyondayım demesinden tanık olabiliyoruz. Tanımla yola çıkarsak bireyin içindeki bulunduğu buhran nedeniyle hayatının her alanında sekteye istemeyerek bir yaşam felsefesi haline getirmesidir. Depresyon çoğu zaman ciddi görülmeyen, pek çok farklı alanda kendisini gösteren duygu durumudur. Depresyon; gündelik yaşamda yapacağımız pek çok şeyi gerçekleştirmemizi engelleyen bir süreçtir. Ani öfke patlamaları, duygusal geçiş ve iştahsızlık veya çok iştah gibi değişimler söz konusudur. Depresyon yaş sınırı geçenlerde okudum bir kitap da 7 yaşa kadar düştüğünü görünce de bir şaşkınlık yaşanmıyor değil. Aslında depresyonu tetikleyen etmenler arasında örnek vermek yanlış olmaz ekonomik buhran, gelecek kaygısı, duygusal ve aile çatışmaları, kimlik bunalımı gibi etmenler söz konusudur Bireyin ait olamama duygusu da cabasıdır şu an toplumumuzda bu gibi etmenler oldukça karşımıza çıkıyor biz çok aktivite yapacağız ancak akşam ne yazık ki çabuk oluyor! Anlık duygu durumları ile birlikte yapacak olduğumuz çoğu işler yarım kalıyor öyle değil mi? Arkadaşlarımızla görüşmek çoğu zaman bize işkence bile olabiliyor kalabalıklar arası yoğun bir gürültü yaşıyoruz özellikle zihnimizde sürekli bir ses susmuyor, susturmaya bile bazen uğraşmıyoruz bir oran belirtmek gerekirse.</p>



<p>Depresyon, kimlerde görülür?</p>



<p>Depresyon hemen hemen her yaş grubunda görülebilen bir duygu durum bozukluğudur. Yaşlılarda olduğu kadar çocuklarda ve ergenlerde de depresyonun görülebildiği ifade edilmektedir. Yapılan çalışmalarda Türkiye’de depresyon sıklığının erkeklerde yüzde 2,3, kadınlarda ise yüzde 5,4 olarak görüldüğü ifade edilmektedir. Kadınlarda depresyonun daha sık görülmesi ise erkeklerin kendilerini farklı şekilde ifade edecekleri alanların daha fazla olması olarak tanımlanır.</p>



<p>Nasıl kurtulabiliriz? Bir kurtuluşu var mıdır?</p>



<p>Elbette var , öncesinde sağ duyumuzu korumak için bir sakinleşmeye ve sizi telkin edecek bir aktiviteler yapmaya çalışın ya da çalışmaya çalışın ve isteyin başa geçene kadar zor ondan sonra sizin zaten alışkanlığınız oluyor bir durumdan kurtulmak yaşam evreni yaratmak için belki de bu bakış açısına ihtiyaç duyuyordunuz determinizm ilkesine bakarsak hiçbir durum nedensiz değildir belki de kendini bulman için kaybolman gerekiyordu Depresyondan kurtulmak için yapılması gereken en önemli şey, destek almaktır. Burada aile ve çevreye de rol verebiliriz desteği üzerinden çekmemelisin en güzel tedavi sevgidir, moraldir akabinde uzman psikologlardan destek alarak depresyondan kurtulmak mümkün olabilir. Bu sayede farklı tedavi yöntemleri ile depresyondan uzak kalmak ve tedavinin sağlanmasına katkıda bulunmak olası hale gelir. Bu noktada tedavinin sağlanması için iş birliği içinde olmak önemlidir. Birçok alanda kendini gönderen bu rahatsızlık insana bir konfor alanı yaratmamalı ve oradan çıkmak için gayret etmelidir. Kuşaklar arası depresyon? Harflerle kategori içine dahil etmemize sebep ararsak temelde ortadaki anlaşmazlığı gidermek için oluşturduğumuz bir alfabetik sıradır. Kuşaklar içinde ortak bir çıkarım neredeyse zordur ama varsayımlardan elde edebildiğimiz kadar anlamaya çalışırız bu da belki kısa da olsa bize çözüm getirebilir netice de her biri birey ve toplumda etkin rol oynar topluma hepsinin bir ruhu, akıllarda yüzlerce düşünce ve geçişsel duygu durumları var.</p>



<p>NAZLI CAN</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/depresyon-cagimizin-vebasi/">DEPRESYON ÇAĞIMIZIN VEBASI</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/depresyon-cagimizin-vebasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KANSERLE MÜCADELEDE STRESLE BAŞA ÇIKMA ÖNEMLİ!</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/kanserle-mucadelede-stresle-basa-cikma-onemli/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/kanserle-mucadelede-stresle-basa-cikma-onemli/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Feb 2022 21:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[çınar parlak]]></category>
		<category><![CDATA[kanser günü]]></category>
		<category><![CDATA[psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam kalitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yoğun stres]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=10766</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kansere olan farkındalığı artırmak ve kanserin tanı, erken tedavi ve engellenmesine teşvik için her yıl 4 Şubat Dünya Kanser Günü olarak anılıyor. Uluslararası Kanser Savaş Örgütü tarafından 2000 yılında ilan edilen bu özel günde bilinçlendirme yapılması hedefleniyor. Klinik Psikolog Selvinaz Çınar Parlak, 4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada kanser psikolojisine ilişkin değerlendirmede bulundu. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/kanserle-mucadelede-stresle-basa-cikma-onemli/">KANSERLE MÜCADELEDE STRESLE BAŞA ÇIKMA ÖNEMLİ!</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kansere olan farkındalığı artırmak ve kanserin tanı, erken tedavi ve engellenmesine teşvik için her yıl 4 Şubat Dünya Kanser Günü olarak anılıyor. Uluslararası Kanser Savaş Örgütü tarafından 2000 yılında ilan edilen bu özel günde bilinçlendirme yapılması hedefleniyor. Klinik Psikolog Selvinaz Çınar Parlak, 4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada kanser psikolojisine ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>



<p><br><strong>YOĞUN STRES, YAŞAM KALİTESİNİ AZALTIYOR</strong></p>



<p><br>Kanserle mücadelede moral ve psikolojik iyi oluşun önemini vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Selvinaz Çınar Parlak, “İnsanlar fiziksel, zihinsel ve duygusal olarak baskı altında olduklarında stres hissederler. Zaman zaman bir miktar psikolojik stres yaşamak normal olsa da yüksek düzeyde psikolojik stres yaşayan veya bunu uzun bir süre boyunca tekrarlayan kişiler sağlık sorunları (ruhsal veya fiziksel) geliştirebilirler. İnsanlar kanser hastalığına yakalandıklarında hastalık ve hastalığın getirdikleri ile baş edemediklerinde, özellikle gündelik rutinlerindeki değişimleri yönetemediklerinde yoğun stres yaşarlar. Stres yaşam kalitesini azaltan önemli bir etkendir.” dedi.</p>



<p><br><strong>PSİKOLOJİK DESTEK, TEDAVİ EKİNİN BİR PARÇASI HALİNE GELDİ</strong></p>



<p><br>Kanser hastalarının belli bir miktarda üzüntü ve kaygı yaşamalarının doğal bir sonuç olduğunu kaydeden Uzman Klinik Psikolog Selvinaz Çınar Parlak, “Ancak yoğun psikolojik stresin tedaviyi olumsuz yönde etkilediğine dair pek çok bilimsel kanıt vardır. Bu nedenle kanser tedavilerinde hastaların psikolojik stres düzeyi ve psikolojik iyi oluş hali de tedavi ekipleri tarafından ayrıca değerlendirilmektedir. Onkoloji tedavilerinde psikolojik desteğin önemi gün geçtikçe daha iyi anlaşılmaktadır ve pek çok onkoloji merkezinde psiko-onkologlar da tedavi ekinin bir parçası haline gelmiştir.” dedi.</p>



<p><br><strong>YOĞUN PSİKOLOJİK STRES TEDAVİYİ OLUMSUZ ETKİLEYEBİLİR</strong></p>



<p><br>Kişinin psikolojik stres altındayken kan basıncının arttığını ifade eden Selvinaz Çınar Parlak, “Stres altındayken kalp atış hızını artıran ve kan şekeri düzeylerini yükselten stres hormonları (epinefrin ve norepinefrin gibi) salgılar. Stres altındayken vücutta meydana gelen bu değişikler kişinin algılanan bir tehditten kaçmak için daha güçlü ve hızlı hareket etmesini sağlar. Araştırmalar yoğun ve uzun süreli (yani kronik) stres yaşayan kişilerin sindirim sorunları, doğurganlık sorunları, idrar sorunları yaşadığını, stresin bağışıklık sistemini zayıflattığını göstermiştir. Kronik stres yaşayan kişiler ayrıca grip veya soğuk algınlığı gibi viral enfeksiyonlara ve baş ağrısı, uyku sorunu, depresyon ve kaygıya daha yatkındır. Kanser tedavisinde uzun süreli psikolojik stres tedavi sonuçlarını olumsuz etkilemektedir.” uyarısında bulundu.</p>



<p><strong>YOĞUN STRES, ÇARESİZLİK VE UMUTSUZLUK GELİŞTİRİYOR</strong></p>



<p><br>Stresin kanser sonuçlarını doğrudan etkilediğine dair henüz güçlü bir kanıt olmamasına rağmen, bazı verilerin, yoğun psikolojik stres yaşayan hastaların çaresizlik veya umutsuzluk duygusu geliştirdiğini gösterdiğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Selvinaz Çınar Parlak, “Umutsuzluk, çaresizlik, depresyon ve yoğun kaygı yüksek ölüm oranları ile ilişkili bulunmuştur. Çaresiz veya umutsuz hisseden kişilerin hastalandıklarında tedavi aramamaları, yardımcı olabilecek tedavileri erken bırakmaları, tedavi kılavuzlarına uymamaları, önerilere uymayarak riskli davranışlarda bulunmaları ve sağlıklı bir yaşam tarzı sürdürmemeleri kanser hastalarında erken ölüm riskini arttırmaktadır.” dedi.</p>



<p><br><strong>HASTA YAKINLARININ DESTEĞİ ÇOK ÖNEMLİ</strong></p>



<p><br>Kanser hastalarına duygusal ve sosyal destek sağlamanın, yaşadıkları stresle başa çıkmalarında yardımcı olduğunu vurgulayan Selvinaz Çınar Parlak, “Hastalar için tedavi ve yan etkiler ile uğraşırken günlük rutinlerine devam edememeleri önemli bir stres kaynağıdır. Bu nedenle hastaların günlük yaşam rutinleri için yakınlarından pratik destek almaları, hastalığın yarattığı duygusal etkileri yakınları ile konuşup paylaşmaları, aile ve yakınların desteğine izin vermeleri önemlidir. Hasta yakınlarının ve tedavi ekibinin motivasyonel desteği depresyon, kaygı ve tedaviye bağlı oluşacak psikolojik semptomların düzeylerini azaltmaktadır.” diye konuştu.</p>



<p><strong>STRESLE BAŞA ÇIKMAK İÇİN BU ÖNERİLERE KULAK VERİN</strong></p>



<p><br>Uzman Klinik Psikolog Selvinaz Çınar Parlak, kanser hastalarının psikolojik stresle baş etmeleri için şu önerilerde bulundu: Gevşeme egzersizleri, Farkındalık temelli stres azaltma programları,Meditasyon-yoga, Psiko-onkolojik destek, Grup terapileri, Kanser eğitim programları, Egzersiz, Psikiyatrik destek, Kanser destek grupları, grup terapileri, Manevi destek-kişinin inancına yönelik. Uzman Klinik Psikolog Selvinaz Çınar Parlak, “Tüm kanser hastalarının tedavinin erken döneminde stres düzeyleri değerlendirilmelidir ve psikolojik iyi oluşlarının tedavinin önemli bir parçası olduğu göz önüne alınmalıdır. Tedavi süreçleri boyunca da psikolojik durum değerlendirmeleri tekrarlanmalıdır.” tavsiyesinde bulundu. Kanser tedavilerinde gelişen sağlık hizmetleri ile birlikte, kanserin klinik tedavilerinin sadece tıbbi tedavilere değil, aynı zamanda hastaların tedavileri sırasında ruh sağlığını geliştirmeye de odaklandığını ifade eden Parlak, şunları söyledi: “Bu nedenle, kanser hastalarında ve hayatta kalanlarda sosyal pozitif psikoloji, fiziksel ve zihinsel sağlıklarını ve sosyal işlevselliklerinin iyileşmesini teşvik etmek için dünya çapında çalışmalar yapılmaktadır.  Özellikle, COVID-19 pandemisi sırasında, kronik hastaların pozitif psikolojik kaynakları, bu küresel zorluk sırasında artan stresörler ve olumsuzluklarla birlikte Psiko-onkoloji giderek daha da önemli hale gelmektedir. Psiko-Onkoloji, kanserin iki ana psikolojik boyutunu ele almaktadır: hastalığın tüm aşamalarında kansere verilen psikolojik tepkiler ve hastalık sürecini etkileyebilecek psikolojik, davranışsal ve sosyal faktörler. Kanser hem bedeni hem de zihni etkiler. Kanser teşhisi, hastaların üçte birinden fazlasında anksiyete ve depresyona neden olmaktadır. Kanser hastalığı aynı zamanda aile üyelerinin hepsini etkilemekte ve aile işlevini bozmaktadır. Psiko-onkoloji sayesinde hastalar, tıbbi tedavinin streslerini, duygusal ihtiyaçlarını, ağrı, uykusuzluk, ilişkiler, bakım verme ve kanser teşhisi sırasında ve sonrasında hastaların ve ailelerinin karşılaşabileceği diğer sorunlarla nasıl başa çıkacaklarını öğrenmektedirler.”</p>



<p><strong>MORAL HASTALIĞIN SEYRİ ÜZERİNDE HANGİ ETKİLERİ OLUŞTURABİLİR?</strong></p>



<p>Uzman Klinik Psikolog Selvinaz Çınar Parlak, kanser hastalarının psikolojik esnekliği ve dayanıklılıkları teşhis aşamasından itibaren önemli olduğunu belirterek kanser hastalarının moral ve motivasyonunun sağlayacağı katkıları şöyle sıraladı: Kanser teşhisini kabullenmeyi ve başa çıkmayı kolaylaştırır. Kanserle ilgili tedavilere olumlu yanıtı arttırır. İş, sosyal yaşam ve ilişkiler dahil olmak üzere yaşam koşullarındaki değişikliklerle adaptasyonu kolaylaştırır. Hastalığın getirdiği psikolojik etkilerle daha iyi baş etmeyi sağlar. Kanser tedavisi ile ilgili fobilerin oluşmasını engeller.</p>



<p><br>Kanserden sonra hayata uyumu kolaylaştırır. Vücut imajı sorunlarını azaltır. Kanserin nüksetmesinden korkusu ile daha iyi baş etmeyi sağlar. Kanser tedavisi sırasında ve sonrasında yaşam kalitesini korumayı daha hızlı öğrenmeyi sağlar. Kanser ve/veya kanser tedavilerinin neden olduğu ağrıya daha dayanıklı olmayı sağlar. Palyatif bakım ile başa çıkmayı kolaylaştırır. Yaşam sonu sorunlarıyla başa çıkmada çözüm odaklı olmayı sağlar. Hastalığın getirdiği kayıplarla daha dayanıklı olmayı sağlar.</p>



<p><br>Editör: Abdullah GÖNÜLTAŞ / HABER MERKEZİ</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/kanserle-mucadelede-stresle-basa-cikma-onemli/">KANSERLE MÜCADELEDE STRESLE BAŞA ÇIKMA ÖNEMLİ!</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/kanserle-mucadelede-stresle-basa-cikma-onemli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÇOCUKLARDA DOKTOR KORKUSUNU YENMEK EBEVEYİNLERİN ELİNDE</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/cocuklarda-doktor-korkusunu-yenmek-ebeveyinlerin-elinde/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/cocuklarda-doktor-korkusunu-yenmek-ebeveyinlerin-elinde/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Jan 2022 08:57:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveyin]]></category>
		<category><![CDATA[gülşah özcan]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[Özel Denizli Cerrahi Hastanesi]]></category>
		<category><![CDATA[psikolog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=10041</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son zamanlarda okul çağı hastalıklarının artması ve soğuk havaların da etkisiyle çocuklar daha sık hastalanıyor. Çocukla için hiç de eğlenceli bir etkinlik olmayan hastaneye gitmek, çocuklarda ‘doktor korkusunu’ ortaya çıkarabiliyor. Sık hastalanan ya da kronik sağlık sorunları olan, hastaneye uzun süreli gitmiş çocuklarda da doktor korkusu yoğun bir şekilde görülüyor. Pek çok çocuk daha ‘’doktora [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/cocuklarda-doktor-korkusunu-yenmek-ebeveyinlerin-elinde/">ÇOCUKLARDA DOKTOR KORKUSUNU YENMEK EBEVEYİNLERİN ELİNDE</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Son zamanlarda okul çağı hastalıklarının artması ve soğuk havaların da etkisiyle çocuklar daha sık hastalanıyor. Çocukla için hiç de eğlenceli bir etkinlik olmayan hastaneye gitmek, çocuklarda ‘doktor korkusunu’ ortaya çıkarabiliyor. Sık hastalanan ya da kronik sağlık sorunları olan, hastaneye uzun süreli gitmiş çocuklarda da doktor korkusu yoğun bir şekilde görülüyor. Pek çok çocuk daha ‘’doktora gidiyoruz’’ cümlesini duyunca paniğe kapılıyor. Anne babanın endişe ve korkuları, doktora gitme işinin fazla büyütülmesi ve yetişkinlerin sıklıkla kötü hastalıklardan bahsetmesi çocuklara hoş olmayan bir deneyimle karşı karşıya olduklarının işaretini veriyor.</p>



<p>Doktora gitmenin korkutucu bir olaya dönüşmemesi için ailelerin kendi korkularını yenmesi, çocuğa karşı dürüst davranması ve onu bu sürece hazırlaması gerektiğini vurgulayan Özel Denizli Cerrahi Hastanesi Uzman Klinik Psikoloğu Gülşah Özcan, “Doğduğumuz andan itibaren bedensel ve ruh sağlığımızın yerinde olması, yaşamımızı devam ettirebilmemiz adına önem taşır. Herhangi bir sağlık şikayetimizde sağlık kuruluşlarına başvurmamız, yaşadığımız zorluklara çözüm aramamız, tedavi olmamız hem bedenen hem ruhsal açıdan daha kaliteli yaşam sürmemizi sağlar. Ancak çocuklar için yapılan tıbbi müdahaleler yetişkinlerde olduğu kadar kolay olmaz. Bu müdahaleler çocuklar için çoğu zaman yeni bir deneyim olmakla birlikte fiziksel acıya da sebep olabilir. Bu nedenle yapılacak müdahaleler öncesi çocuğu bu sürece hazırlamak, bilgilendirmek yaşanacak travmatik etkiyi önlemiş olacaktır” dedi.</p>



<p><strong>“Gezmeye gidiyoruz gibi doğru olmayan açıklamalar yapmayın”</strong></p>



<p><br>Çocuklarda doktor korkusunun önlenmesi için tavsiyelerde bulunan Uzman Klinik Psikolog Gülşah Özcan, “Çocuklara doktor ziyareti, iğne vurulmak ya da şurup içmek gibi herhangi bir uygulama öncesi yaşanacaklar hakkında bilgi verilmeli ve doktor muayenesinde yaşayabilecekleri süreç anlayacakları bir dille açık ve net şekilde anlatılmalıdır. Ebeveyn ve çocuk arasındaki güven ilişkisinin yıpranmaması adına doktor ziyaretine giderken ‘gezmeye gidiyoruz’ gibi doğru olmayan açıklamalar kesinlikle yapılmamalıdır. Doktor kontrolleri çocuk için kaygılandırıcı olsa da bilgi verilmeden doktor kontrolüne götürülen çocuklar sürece kendilerini hazırlamadıkları için daha kaygılı ve travmaya açık halde olurlar. Ayrıca yapılacak doktor ziyaretinde çocuğun yanında ebeveyninin olması hatta mümkünse kan alma, aşı gibi müdahalelerin olduğu durumlarda çocuğun ebeveynin kucağında, güvende hissedeceği yerde olması önemlidir. Çocuklara yapılacak işlemlerin ne işe yaradığını açıklamak, mecburi bir süreç olduğunu anlatmak ve çocukların bu konuda istedikleri soruyu sormalarına izin vermek, soruları yanıtlamakta gerekir. Bununla birlikte sağlık çalışanlarının şefkatli, gülümseyen, anlayışlı ve yapılacak olan müdahaleyi hastaya açıklayan tavrı da oluşacak kaygıyı azaltmakta yardımcı olacaktır&#8221; şeklinde konuştu.</p>



<p><strong>“Ağlayacak bir şey yok , ‘ağlama’, ‘acımadı’ gibi söylemlerde bulunmayın”</strong></p>



<p><br>Doktor ziyaretlerinde çocuğa moral vermenin ve kaygısını artıracak açıklamalar yapılmasının önemine değinen Gülşah Özcan, şu tavsiyelerde bulundu: “Bu süreçte en çok yapılan yanlışlardan biri de çocuğun canı yandığında ya da korktuğunda ‘ağlayacak bir şey yok’, ‘ağlama’, ‘acımadı’ gibi söylemlerde bulunmaktır. Çocuğun bu durumda korkusu bastırılmamalıdır. Bu duyguyu, kendini güvende hissedebileceği kişinin yanında, rahatlıkla yaşamalıdır. Duygusunun anlaşılmadığını düşünen çocuk daha fazla stres yaşayacaktır.</p>



<p><strong>“Çocukların oyunlarına doktorculuğu ekleyin”</strong></p>



<p><br>Ebeveynler tarafından yapılan bir yanlışın da çocuklara kurulan tehditvari cümleler olduğunu aktaran Uzman Klinik Psikolog Gülşah Özcan, “Çocuğun doktora gitme gibi bir durumu olmadığı halde, istenmeyen bir davranış sergilediğinde çocuğa ‘bak doktor amcaya söylerim’, ‘sana iğne yapar’ gibi tehditvari söylemlerde bulunmak oldukça yanlıştır. Bu tür söylemler çocukların zihninde doktor ya da herhangi bir sağlık çalışanına karşı olumsuz imaj oluşturur ve kaygılarının artmasına neden olur. Ameliyat sürecinde olan bir çocuğa ise yaşayacağı deneyim hakkında bilgilendirme yapmak, doktoru ve yanında bulunacak diğer sağlık çalışanları ile tanışma imkânı sağlamak kıymetlidir. Güvende olduğunu ve yanında olacağınıza dair bilgi vermekte bu süreçte önemlidir. Son olarak doktor kontrollerinden önce çocukların oyunlarına doktorculuğu eklemek, tıbbi malzeme oyuncaklarıyla oynamak, hasta veya doktor rolleriyle canlandırmalar yapmak, bununla ilgili hikayeler okumak çocuğunuzun yaşayacağı kaygıyı azaltacaktır ve sürece hazırlanmasına yardımcı olacaktır” dedi.</p>



<p>İHA</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/cocuklarda-doktor-korkusunu-yenmek-ebeveyinlerin-elinde/">ÇOCUKLARDA DOKTOR KORKUSUNU YENMEK EBEVEYİNLERİN ELİNDE</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/cocuklarda-doktor-korkusunu-yenmek-ebeveyinlerin-elinde/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
