<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>özgüven Archives - Horoz Medya</title>
	<atom:link href="https://www.horozmedya.com/etiket/ozguven/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.horozmedya.com/etiket/ozguven/</link>
	<description>Haberin Adresi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 24 Feb 2025 23:09:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>

<image>
	<url>https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2022/05/cropped-horoz-32x32.png</url>
	<title>özgüven Archives - Horoz Medya</title>
	<link>https://www.horozmedya.com/etiket/ozguven/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>HASSAS PSİKOLOJİYLE BAŞ ETME YÖNTEMLERİ</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/hassas-psikolojiyle-bas-etme-yontemleri/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/hassas-psikolojiyle-bas-etme-yontemleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[horozmedya]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Feb 2025 13:46:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[bireysel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Empati]]></category>
		<category><![CDATA[hassas psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[hassasiyetin avantajları]]></category>
		<category><![CDATA[insan ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[özgüven]]></category>
		<category><![CDATA[psikolog Yunus Emre Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik destek]]></category>
		<category><![CDATA[sanat terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[sezgiler]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[stres yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıcılık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=68718</guid>

					<description><![CDATA[<p>*Uzman Klinik Psikolog Yunus Emre Yıldız konu hakkında bilgiler verdi.* Günümüzde hassas insan psikolojisi, giderek daha fazla önem kazanan bir konu haline geldi. Yoğun stres, hızlı değişen yaşam koşulları ve toplumsal beklentiler, bireylerin duygusal dünyasını derinden etkiliyor. Peki, hassas bir psikolojiye sahip olmak bir dezavantaj mı, yoksa farkındalıkla yönetildiğinde bir güç kaynağı olabilir mi ? [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/hassas-psikolojiyle-bas-etme-yontemleri/">HASSAS PSİKOLOJİYLE BAŞ ETME YÖNTEMLERİ</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="postie-post">*Uzman Klinik Psikolog Yunus Emre Yıldız konu hakkında bilgiler verdi.*</div>
<div class="postie-post">Günümüzde hassas insan psikolojisi, giderek daha fazla önem kazanan bir konu haline geldi. Yoğun stres, hızlı değişen yaşam koşulları ve toplumsal beklentiler, bireylerin duygusal dünyasını derinden etkiliyor. Peki, hassas bir psikolojiye sahip olmak bir dezavantaj mı, yoksa farkındalıkla yönetildiğinde bir güç kaynağı olabilir mi ? Hassas bireyler, çevrelerinde olup bitenleri derinlemesine analiz eden, empati seviyesi yüksek ve duygularını yoğun yaşayan kişilerdir. Gürültülü ortamlar, yoğun eleştiriler veya ani değişimler onlar için daha zorlayıcı olabilir. Ancak bu özellikler, aynı zamanda yaratıcılığı ve sezgileri güçlendiren unsurlardır.</div>
<div class="postie-post">*Hassasiyetin Bilimsel Temeli* Psikologlar, hassas kişilik yapısının genetik ve çevresel faktörlerin birleşimiyle oluştuğunu belirtiyor. Yapılan araştırmalar, duyusal işleme hassasiyeti yüksek olan kişilerin beyinlerinde duygusal uyarıcılara karşı daha fazla aktivasyon olduğunu gösteriyor. Bu bireyler, küçük detayları fark etme konusunda oldukça başarılıdır. Ancak bu durum, zaman zaman aşırı düşünme ve kaygıya neden olabilir.</div>
<div class="postie-post">*Hassasiyetin Avantajları* Toplumda çoğu zaman ‘aşırı duygusallık’ olarak algılanan hassasiyet, aslında büyük bir avantaj sağlayabilir. Bu bireyler, insan ilişkilerinde daha anlayışlı, sanatsal yönleri güçlü ve detaylara daha fazla önem veren kişilerdir. Aynı zamanda başkalarının hislerini anlamada da oldukça başarılıdırlar. Birçok sanatçı, yazar ve düşünür hassas bir yapıya sahip olmuştur. Derin duygular hissedebilmek, yaratıcılığı besleyen önemli bir unsurdur. Bu nedenle hassasiyet, doğru yönetildiğinde bireye büyük katkılar sağlayabilir.</div>
<div class="postie-post">*Hassas Psikolojiyle Baş Etme Yöntemleri*</div>
<div></div>
<div class="postie-post">Hassas bireyler, çevresel faktörlerden daha fazla etkilendikleri için kendilerine iyi bakmaları önemlidir. İşte bazı öneriler: &#8211; Kendi sınırlarını belirlemek ve hayır diyebilmek &#8211; Stresi azaltan aktiviteler (yürüyüş, meditasyon, sanat terapisi vb.) &#8211; Olumsuz eleştirileri kişisel almamak ve özgüveni güçlendirmek &#8211; Destekleyici insanlarla vakit geçirmek &#8211; Kendi değerini başkalarının bakış açısından bağımsız olarak kabul etmek &#8211; Teknoloji ve sosyal medyanın olumsuz etkilerinden korunmak</div>
<div class="postie-post">*Toplumda Hassasiyete Daha Fazla Yer Açılmalı* Hassas bireyler, çoğu zaman yanlış anlaşılabilir veya ‘fazla hassas’ olmakla eleştirilebilirler. Ancak toplumda farklı kişilik yapılarının bir arada olması, sağlıklı bir denge oluşturur. Hassas kişilerin güçlü sezgileri ve empatik yaklaşımları, insan ilişkilerini güçlendirebilir. Bu yüzden bireylerin kendilerini olduğu gibi kabul etmesi ve toplumun da bu farklılıkları desteklemesi önemlidir.</div>
<div class="postie-post">Uzman Klinik Psikolog Yunus Emre Yıldız,&#8221;Sonuç olarak,hassas bir psikolojiye sahip olmak, kişinin dünyayı daha derin ve anlamlı şekilde algılamasına yardımcı olabilir. Önemli olan, bu özelliği bir dezavantaj olarak görmek yerine, onu bilinçli bir şekilde yönetmektir. Kendinizi anlamak ve duygularınıza değer vermek, yaşam kalitenizi artırmanın en önemli anahtarlarından biridir. Unutmayın, hassasiyet bir zayıflık değil, doğru kullanıldığında büyük bir güçtür.&#8221;dedi.</div>
<div class="postie-post">
<div class="postie-attachments"><a href="https://www.horozmedya.com/?attachment_id=68719"><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-68719" src="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG-20240702-WA0000.jpg" alt="" width="885px" height="1024px" srcset="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG-20240702-WA0000.jpg 885w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG-20240702-WA0000-768x889.jpg 768w" sizes="(max-width: 885px) 100vw, 885px" /></a><br />
<a href="https://www.horozmedya.com/?attachment_id=68720"><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-68720" src="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/02/fatiguedwoman.jpg" alt="" width="1000px" height="870px" srcset="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/02/fatiguedwoman.jpg 1000w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2025/02/fatiguedwoman-768x668.jpg 768w" sizes="(max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></a></div>
</div>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/hassas-psikolojiyle-bas-etme-yontemleri/">HASSAS PSİKOLOJİYLE BAŞ ETME YÖNTEMLERİ</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/hassas-psikolojiyle-bas-etme-yontemleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HAYIR DİYEBİLMEK</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/hayir-diyebilmek/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/hayir-diyebilmek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nilüfer BEKCİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jul 2024 20:45:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[bireysel özgürlük]]></category>
		<category><![CDATA[bireysel sınırlar]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal manipülasyon]]></category>
		<category><![CDATA[fedakarlık]]></category>
		<category><![CDATA[hayır diyebilmek]]></category>
		<category><![CDATA[hayır diyememek]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel haklar]]></category>
		<category><![CDATA[özgüven]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[ruh sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sınır koyma]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[toplum baskısı]]></category>
		<category><![CDATA[zihinsel sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=85954</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son günlerde çevremde çok duyduğum ve benim de tekrarladığım bir şikâyet; hayır diyememek. Buna rağmen kimseye yetememek, takdir görmemek. Hep diyoruz ki,” Her söyleneni yaparken sorun yok, kırk yılın başında bir tek şeye hayır dersem benden kötüsü yok” Siz de pek çok kez duymuş ya da bizzat hissetmişsinizdir. Peki, bunun suçlusu çevremizdeki insanlar mı yoksa [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/hayir-diyebilmek/">HAYIR DİYEBİLMEK</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="postie-post">
<p>Son günlerde çevremde çok duyduğum ve benim de tekrarladığım bir şikâyet; hayır diyememek. Buna rağmen kimseye yetememek, takdir görmemek. Hep diyoruz ki,” Her söyleneni yaparken sorun yok, kırk yılın başında bir tek şeye hayır dersem benden kötüsü yok” Siz de pek çok kez duymuş ya da bizzat hissetmişsinizdir.</p>
<p>Peki, bunun suçlusu çevremizdeki insanlar mı yoksa biz miyiz? Şöyle bir düşünelim; istemediği bir şeyi kesinlikle yapmayan, en baştan “hayır” diyen tanıdıklarınız mutlaka vardır.  Onlara ne oluyor hayır dediklerinde? Hiçbir şey değil mi? Belki biraz kızılıyor, belki güceniliyor ama unutuluyor ve o kişi şöyle etiketleniyor,” O istemediği şeyi asla yapmaz!” Etiketlenince ne oluyor? Ben söyleyeyim: Kimse hayır dediğinde ona ısrarcı olmuyor, ikna etmeye uğraşmıyor, onun yerine ikna edilme potansiyeli yüksek olduğu bilinen birine, mesela size yöneliyor ısrarlar.</p>
<p>Biz neden hayır diyemiyoruz? Bunun altında ne yatıyor? Bu aslında o kadar derin bir konu ki, sadece bunun üzerine yazılmış kitaplar bile var. Aynı zamanda kişisel sınırların çizilmesi ile ilgili kitaplar da yazılmış. Aslında ikisi birbiri ile sıkı sıkıya bağlı konular. Eğer istemediğiniz bir şey size dayatılıyor ya da emrivaki sonucu onu yapmak zorunda kalıyorsanız sınırınız ihlal edilmiş oluyor. Siz buna ilk seferinde itiraz etmez, rahatsızlığınızı dile getirmezseniz sonraki seferler için geçilebilecek bir gedik açmış oluyorsunuz ve bu gedik her ihlalde biraz daha büyüyor, sonunda sınır filan kalmıyor. Kimse sizin yorulabileceğinizi, kırılacağınızı, incineceğinizi, zorlanacağınızı düşünmüyor, çünkü siz şikâyet etmediniz.</p>
<p>Neden böyle yaptınız? Çünkü kırmak istemediniz, üzmek istemediniz, ama siz kırıldınız, siz üzüldünüz. Üstelik üzerinize vazife olmayan bir işi üstlendiğiniz için kimse size teşekkür bile etmedi. Hatta en küçük şikâyetinizde “Yapmasaydı, mecbur değildi” bile dediler, değil mi?</p>
<p>İnkâr etmeye hiç gerek yok, çoğumuz yaşıyoruz bunları. Baby Boomerlar, sonraki Sessiz Kuşak ve sonra biz X kuşağı aynı davranışı gösterdik, çünkü öyle öğretildi, öyle gördük. Neyse ki bizlerin yetiştirdiği Y ve Z kuşakları bu davranışı yansıtmıyor, neyi isteyip neyi istemediğini açık ve net bir şekilde söylüyorlar, arkalarına bakmıyorlar. Sanırım onlardan bu konuda ders almaya ihtiyacımız var.</p>
<p>Bizlere fedakârlığın bir erdem olduğu öğretildi. Her zaman ailemiz için, arkadaşlarımız için, vatanımız için, halkımız için, işimiz için fedakârlık yapmamız gerektiği okutulan kitaplarla, izlediğimiz Yeşilçam filimleri ile pompalandı. Bunun her zaman ödüllendirildiği gösterildi. Kimse bize bu yüce erdemin aleyhimize kullanılabileceğini öğretmedi. Kimse “gereksiz iyilik yapma, vazifen olur” demedi. Biz üzerimize ağır gelmeye başlayan bu yükü onlar da yüklenmesinler diye çocuklarımıza biraz daha bireysel düşünmeyi öğrettik. “benim dediğimi yap, yaptığımı yapma dedik” Ama onların dünyaya, hayata bakış açısı zaten bizimkinden çok farklı.</p>
<p>Aslında unutmamamız gereken tek bir gerçek var; başta ailemiz olmak üzere çevremize, ülkemize, dünyaya faydalı olmak için öncelikle ruhen ve bedenen sağlıklı olmaya ihtiyacımız var. Bunun için de gereksiz yere yük almamak, sorumluluğu paylaşmak, ihtiyacımız olduğu yerde yardım istemek, gurura kapılmadan “ ben bunu yapamam” diyebilmek ,”yapmak istemiyorum” ya da “bunu ben yapmak zorunda değilim” demekten utanmamak çok önemli. Bırakın biraz da kırılıversinler, biraz da üzülsünler.  Bugüne kadar hep siz kırıldınız, siz üzüldünüz. Ama kimse görmedi değil mi? Çünkü şikâyet etmediniz.</p>
<p>Artık Hayır deyin. Korkmayın, alışırlar. Bir iki gün hakkınızda konuşsalar, bir iki surat assalar ne olur? Bunu kaldıramam üzülürüm diyorsanız aynı şekilde devam edin. Ama inanın ne zaman tavrınızı net olarak ortaya koyarsanız o zaman gerçekten saygı görmeye başlayacaksınız.</p>
</div>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/hayir-diyebilmek/">HAYIR DİYEBİLMEK</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/hayir-diyebilmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KENDİNİ CEZALANDIRMAK</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/kendini-cezalandirmak/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/kendini-cezalandirmak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nilüfer BEKCİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 Jan 2024 15:02:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[hata yapmak]]></category>
		<category><![CDATA[iç huzur]]></category>
		<category><![CDATA[kendini affetmek]]></category>
		<category><![CDATA[kendini cezalandırmak]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[öz şefkat]]></category>
		<category><![CDATA[özgüven]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[psikoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[suçluluk duygusu]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>
		<category><![CDATA[vicdan azabı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=78861</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz günlerde yeni bir dizi izlemeye başladım. Dizinin ana karakteri rahim kanseri ile mücadele etmekte olan genç bir kadın. Dizi ilerledikçe kadının hamile kalmış olduğunu, ama kendini anneliğe hazır hissetmediği için kürtaj yaptırmaya gittiğini, eşinin son anda durumu öğrenerek ona engel olduğunu öğreniyorsunuz.&#160; Karı koca eve dönüş yolunda bunun kavgasını yaparlarken bir kaza geçiriyorlar ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/kendini-cezalandirmak/">KENDİNİ CEZALANDIRMAK</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Geçtiğimiz günlerde yeni bir dizi izlemeye başladım. Dizinin ana karakteri rahim kanseri ile mücadele etmekte olan genç bir kadın. Dizi ilerledikçe kadının hamile kalmış olduğunu, ama kendini anneliğe hazır hissetmediği için kürtaj yaptırmaya gittiğini, eşinin son anda durumu öğrenerek ona engel olduğunu öğreniyorsunuz.&nbsp; Karı koca eve dönüş yolunda bunun kavgasını yaparlarken bir kaza geçiriyorlar ve kadın o anda bebeğini düşürüyor. Sonrasında bundan kendini sorumlu tutuyor. Çocuğu istemediği için bu kazayı geçirdiğine, onu öldürdüğüne inanıyor. Bu düşüncesine o kadar sıkıntı tutunuyor ki bu onu günün birinde kansere yakalandığında rahimi ile işlediği suçun gene rahiminden olarak cezalandırıldığı inancına getiriyor. Bir yandan tedavi olmaya çalışırken diğer yandan manevi huzur peşinde gezen, arayış içinde ve mutsuz bir kadın haline geliyor. Bu arayış ise onu tamamen yabancısı olduğu bir dünyaya, belki de çok büyük bir yanlışın içine götürüyor.</p>



<p>Bu izlediklerim beni insanların kendini cezalandırması üzerine uzun süre düşündürdü.</p>



<p>Hepimiz hatalar yaparız. Bu hatalar sonucu kendimize ya da çevremize kendimize zarar verebiliriz; istemeden de olsa. Zaten önemli olan bilerek, isteyerek zarar vermemektir. Eğer bu yönde kendimizden eminsek, kendi kendimizi cezalandırmamıza da gerek kalmaz. Ama gene de bazen farkında olarak, bazen da bilmeden yaparız bunu. Bu da bizi psikolojik ve psikosomatik hastalıklara götürür.</p>



<p>Bunda en büyük motivasyonumuz ailemizin, sevdiklerimizin ya da başka birilerinin yaşadığı olumsuzlukların, bazen de dönüştükleri insanın bizim hatamız yüzünden olduğudur. Onlara karşı suç işlediğimizdir. Çocuğumuz bizim yüzümüzden sinirli ya da başarısız olmuştur, eşimiz bizim yaşattığımız travma yüzümüzden işinden ayrılmıştır, annemiz bizim yüzümüzden hasta olmuştur vs.</p>



<p>Aslında o kadar da güçlü olmadığımızı bir görebilsek… Kimsenin kimseyi şekillendiremeyeceği gibi kimsenin tek başına büyük olaylara sebep olamayacağını anlayabilsek…</p>



<p>Hata insana mahsustur. Hata yapa yapa öğreniriz, büyürüz, gelişiriz, olgunlaşırız. Hayat yolunda düşe kalka ilerleriz. Önemli olan hatalarımızdan ders çıkarmak, bir daha aynı hataya düşmemektir. Bunun için çabalamaktır. Ve tabii bu tecrübemizi paylaşmak, başkalarının da aynı hatayı yapmasına engel olmaya çalışmaktır.</p>



<p>Kendimizi cezalandırmak kimseye yarar sağlamayacağı gibi yaptığımız hatayı da telafi etmez. Ne verdiği hasarı tamir eder ne de kaybettirdiklerini geri getirir. Bu nedenle kendimize acı çektirmek yerine yaptığımız şeyi olgunlukla kabul edip ve tabii ki sorumluluğunu üstlenerek ileriye bakmak, yapabiliyorsak telafi etmek hem kendimiz hem de çevremiz için çok daha faydalıdır.</p>



<p>Herkes yaşadığı olaylardan farklı şekillerde etkilenir. Dolayısıyla biz maddi ya da bir zarar vermiş olabiliriz ama tek bu zararla insanların bazı şekilleri almasına, yaşamlarındaki tercihleri bazı yönlerde yapmasına, bazı yolları seçmesine sebep olamayız. Etkimiz olmaz demiyorum. Ama tek başına değil.</p>



<p>Önemli olan kendimizle barışık olmak, yanlışıyla, doğrusuyla kendimizi sevmek, kabul etmektir. Kendini sevmeyen insan kimseyi sevemez, mutlu da olamaz.</p>



<p>Hata yapmanın suç olmadığını, yapılması gerekenin ceza vermek değil ders çıkarmak ve sorumluluk almak olduğunu ve hataların doğruyu öğrenmek için bir fırsat olduğunu unutmazsak çok daha mutlu oluruz.&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/kendini-cezalandirmak/">KENDİNİ CEZALANDIRMAK</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/kendini-cezalandirmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AİT OLMAK</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/ait-olmak-2/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/ait-olmak-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nilüfer BEKCİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Nov 2023 19:17:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[aidiyet duygusu]]></category>
		<category><![CDATA[aile bağı]]></category>
		<category><![CDATA[ait olma]]></category>
		<category><![CDATA[arkadaş grupları]]></category>
		<category><![CDATA[bağlanma]]></category>
		<category><![CDATA[bireysel kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal barınma]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[kabul görmek]]></category>
		<category><![CDATA[kimlik oluşumu]]></category>
		<category><![CDATA[onaylanmak]]></category>
		<category><![CDATA[özgüven]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi ihtiyacı]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal gruplar]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal aidiyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=76506</guid>

					<description><![CDATA[<p>Barınma ihtiyacı sadece fiziksel barınma değildir. Duygusal olarak barınmaya da ihtiyaç duyarız. Yani sadece bir çatı dört duvar içinde olmak değil, sevdiklerimizin gönüllerinde de barınmak, kabul görmek, onaylanmak isteriz. Duygusal barınma ihtiyacı yalnızca insanlarda değil, hayvanlarda da vardır. Ait olmak; bir gruba, bir millete, bir ülkeye, bir aileye ait olmak, duygusal barınmayı beraberinde getirir. O [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/ait-olmak-2/">AİT OLMAK</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="postie-post">
<p>Barınma ihtiyacı sadece fiziksel barınma değildir. Duygusal olarak barınmaya da ihtiyaç duyarız. Yani sadece bir çatı dört duvar içinde olmak değil, sevdiklerimizin gönüllerinde de barınmak, kabul görmek, onaylanmak isteriz. Duygusal barınma ihtiyacı yalnızca insanlarda değil, hayvanlarda da vardır.</p>
<p>Ait olmak; bir gruba, bir millete, bir ülkeye, bir aileye ait olmak, duygusal barınmayı beraberinde getirir. O kadar önemlidir ki ait olmak, hiçbir aidiyet duygusu olmayan insan dalından düşmüş kuru bir yaprak gibi rüzgâr nereye götürürse oraya savrulur ve en sonunda ufalanıp yok olur.</p>
<p>Aidiyetin, bağlanma ve sevgi ihtiyaçlarının insan yaşamında çok büyük önem taşımaktadır.</p>
<p>Kabul görmeyi, sevilmeyi, onaylanmayı, dâhil olmayı beraberinde getirir ait olmak. İlkel çağlardan bu yana gelen birlik olma, gruplaşma ve lidere olan bağlılık gibi toplumsal durumların altında da ait olma ve onaylanma ihtiyacımızın karşılanması yatmaktadır.</p>
<p>Bireysel açıdan aidiyet ihtiyacının temelinde kimliğin oluşması vardır. Birey ne kadar bir gruba ait olursa, kendini o grup üzerinden tanımlaması ve özdeşleştirmesi kolay olacaktır. Bu aile olur, vatan olur, grup olur. Kişi aidiyet duyduğu grubu içselleştirdikçe, kendini o grup üzerinden tanımlamaya başlar.</p>
<p>Ait olma, bağlanma ve sevgi ihtiyaçlarının belirgin olarak ortaya çıktığı dönem <a href="https://buseyurtdas.com/cocuk-ve-ergen-terapisi">ergenlik</a> dönemidir. Bu dönemde bireyler kendi kimliğini bulma ve kimlik karmaşasından kaçma eğilimindedirler. Bu dönemde kabul görme, onaylanma ve ilgi ihtiyacı çok büyük önem taşımakta ve bireyin benliğinin oluşumuna katkı sağlamaktadır. Her birey önce ülkesine, sonra milletine, sonra varsa ailesine ait olarak doğar. Büyüdükçe bir okula, okul içinde bir sınıfa ve bir arkadaş grubuna ait olur. Giderek bu alanlar çoğalır. Ne kadar çok gruba aitseniz o kadar gelişir kendinize güveniniz</p>
<p>Ailesinden yeterli ilgi görmeyen, yalnız bırakılan çocuklar bu duyguyu dışarıda tatmin etme yoluna gider ve yanlış grupların içine  girebilirler. Aynı şekilde okulda veya dışarıda kabul görmeyen, arkadaş edinemeyen çocuklar da ait olma ihtiyacını yasadışı gruplarda, çete ve örgütler içinde tatmin yoluna gidebilirler.</p>
<p>Öyle büyük bir eksikliktir ki ait olmamak, bir gruptan kabul görüp ona ait olmak için her yolu denetir insana. Alkole de başlatır, uyuşturucuya da, suç da işletir, silah da kullandırır.</p>
<p>Ailesine, topluma, okulda ve arkadaş çevresinde bir gruba ait olan ve olduğunu hisseden, daha doğrusu hissettirilen bireyler ise özgüveni tam olan, umut dolu, mutlu bireylerdir. Dara düştüğünde arkasında duracak, yanlışı doğruyu gösterecek, hata yaptığında affedecek, doğru yaptığında sırtını sıvazlayacak, ağladığında omuz verecek birileri vardır onların hayatında. Her zaman güvenecekleri ve güvenen birileri vardır. Böylece onlar yanlış yönlere kaymazlar, kayacak gibi olsalar da çekilip çıkarılırlar.</p>
<p>Bu konuda en büyük görev ailelere ve öğretmenlere düşüyor. Küçük yaşlardan itibaren çocuklarımıza onu bir birey olarak ailenin, okulunun bir parçası olarak kabul gördüğünü hissettirmek, onu onayladığımızı göstermek, her alanda desteklemek, cesaret vermek, kendini tanımlamasını ve aidiyet duygusunu geliştirecektir. Aksine onlara dışlandıklarını hissettirecek her türlü eylemden kaçınılması hayati önem taşımaktadır.</p>
<p> </p>
<p> </p>
</div>


<p></p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/ait-olmak-2/">AİT OLMAK</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/ait-olmak-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
