<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>insanoğlu Archives - Horoz Medya</title>
	<atom:link href="https://www.horozmedya.com/etiket/insanoglu-2/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.horozmedya.com/etiket/insanoglu-2/</link>
	<description>Haberin Adresi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 30 Mar 2022 12:20:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2022/05/cropped-horoz-32x32.png</url>
	<title>insanoğlu Archives - Horoz Medya</title>
	<link>https://www.horozmedya.com/etiket/insanoglu-2/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>AYNI SON</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/ayni-son/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/ayni-son/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Semih BİLGİÇ]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Mar 2022 21:19:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[insanoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[suç]]></category>
		<category><![CDATA[vahş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=16085</guid>

					<description><![CDATA[<p>Canım insanoğlu, bindiği dalı keser. Sonra da yakınır durur, suç tamamen kendisindeyken.Dünyayı çok hoyratça kullanmanın bedelini en ağır biçimde ödüyoruz. Çevreyi kirletmek, diğer canlıları yok etmek, doğal ortama uygun olmayan yaşamımız bizi uçurumun kenarına sürükledi.Bugün yaşadığımız ve gelecekte yaşayacağımız bütün kötü olayların tohumu dünden atıldı. İnsanların geçmemesi gereken sınırları patavatsızca geçmeleri (vahşi hayvanları yemek), birçok [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/ayni-son/">AYNI SON</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Canım insanoğlu, bindiği dalı keser. Sonra da yakınır durur, suç tamamen kendisindeyken.<br>Dünyayı çok hoyratça kullanmanın bedelini en ağır biçimde ödüyoruz. Çevreyi kirletmek, diğer canlıları yok etmek, doğal ortama uygun olmayan yaşamımız bizi uçurumun kenarına sürükledi.<br>Bugün yaşadığımız ve gelecekte yaşayacağımız bütün kötü olayların tohumu dünden atıldı. İnsanların geçmemesi gereken sınırları patavatsızca geçmeleri (vahşi hayvanları yemek), birçok tehlikeyi karşımıza çıkardı ve bu değişmezse ne yazık ki yarınlar da aynı olacak.<br>Göz göre göre geliyorum diyen tehlikeleri hiç önemsemeyen davranışların bedelini ödüyoruz ve ödeyeceğiz. Her hatamızın sonucunda karşılaşacağımız korkunç tablolara hazır olalım.<br>Buzulların erimesi sonucunda nelerle karşılaşacağımızı bilim insanları dile getiriyor. Bu, o kadar uzak bir zamanda değil, yakın bir zamanda olacak. Dengelerin bozulması elbette çok sarsıcıdır. Bazı sorunlar parayla çözülmez. Kızılderili sözü ne güzel anlatır bunu: &#8216;Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde beyaz adam, paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.&#8217;<br>Ama korkarım çok geç olacak. Geride yaşamın sürdürülebilirliği kalmayacak yeryüzünde. Teknolojiyle birçok sorunu halledebileceğini düşünen insan, yapay gıdalar üretmeye başladı. O kadar ki yapay insan bile yapacaklar. Ancak doğal olanı yok eden beyin, sonunda yalnızlaşacak. Kendi türünün sonunu getirirken kendi sonunu da getirecek. Kızılderili sözünü şöyle tamamlasam günümüz için, &#8216;İnsan nüfusunu azaltırken kendisinin de insan olduğunu anladığında beyaz adam için çok geç olacak.&#8217;<br>Bilim, tehlikeli sularda yol alıyor, ne yazık ki. Alfred Nobel, dinamiti insanlığın yararına olsun diye yapmıştı. Sonunda kötüye kullanıldığını görünce çok üzüldü. Vasiyetinde insanlığa hizmet edenleri ödüllendirmek için Nobel vakfını kurdu.<br>Her şey insana ve doğaya saygılı olduğu ölçüde değerlidir. Dünyayı yok edebilecek her çalışma felakettir. Laboratuvarlarda üretilenlerin herhangi bir nedenle yayılması, korkunç bir sona yol açar. Dünyadan başka dünya bulmayı hesaplayanlar, bunu başaramazlarsa aynı sonu yaşayacak herkes.</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/ayni-son/">AYNI SON</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/ayni-son/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HAYATTA SABRETMEK</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/hayatta-sabretmek/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/hayatta-sabretmek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metin Alkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Feb 2022 21:07:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[ALLAH]]></category>
		<category><![CDATA[insanoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[rahman ve rahim olan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=12550</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rahman ve Rahim olan Allah&#8217;ın adıyla Bir ömürlük sabır. Mutluluk çok uzaktaymış gibi, insanoğlu yeryüzünde mutluluğu yakalamaya çalışıyor Sanki mutluluk kendi dışındaymış gibi, kendi içine yolculuğu bırakıp, dışa seyahat ediyor İnsanoğlunun böyle bir zannı var, böyle bir önyargısı var işte Bu yüzden düşerde kalkar, kalkarda düşer kimi zaman Yalana batar, hüzne batar, kahırla batar… Aranan [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/hayatta-sabretmek/">HAYATTA SABRETMEK</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Rahman ve Rahim olan Allah&#8217;ın adıyla Bir ömürlük sabır. Mutluluk çok uzaktaymış gibi, insanoğlu yeryüzünde mutluluğu yakalamaya çalışıyor Sanki mutluluk kendi dışındaymış gibi, kendi içine yolculuğu bırakıp, dışa seyahat ediyor İnsanoğlunun böyle bir zannı var, böyle bir önyargısı var işte Bu yüzden düşerde kalkar, kalkarda düşer kimi zaman Yalana batar, hüzne batar, kahırla batar… Aranan şey mutluluktur oysa İnsani ve insana ait bir duygu ve düşünce sentezidir Ne Kaf dağının arkasında, nede ütopik bir düzmecedir mutluluk Arayan kişinin aradığı şey, aslında tamda aramaya niyetlendiği yerdedir Tamda o merkezde ve sadece o merkezden yönetilir Ve insan bu amaç için neler yapmaz ki Nelere başvurup, nelerden medet dilenmez ki Bazen mutluluğu aradığı yer, kahır, hüzün, gam kazandıracaktır ona Ama gaflet kapamıştır gözünü Karanlıkta yönünü arayanlar gibi toslarda toslar cansız materyallere Ve tosladıkça ölecek, öldükçe yeniden dirilecektir Her düştüğünde binlerce kez ölecek, her doğrulduğunda binlerce kez hayat bulacaktır İşte ömür denen şu kısa zamanda, yaşanan çelişkiler yumağında, savrulur oradan oraya düşüncelerimiz Ama şunu biliriz ki tüm bu kargaşada, tüm bu hengâmede, hem ölür hem de diriliriz Bir bedenin içinde on binlerce ölüm yaşanırken, on binlerce hayat meydana gelmiyor mu? Mutluluklarımız ve sevinçlerimizin zıddında, mutsuzluklarımız ve acılarımız yok mu? Hep bir arada, hepsi şu beden ülkesinde meydana gelip birbirleriyle çarpışmıyorlar mı? Bu yüzdendir zikzaklarımız Çelişkilerimizdendir sapma, yoldan çıkma ve sonra kendini toparlayıp yeniden istikamet üzere yol almalarımız Evet, tüm bu çelişkilerin merkezinde nede çok acı çekiyoruz değil mi? Bazen boğazımıza kadar dolduğumuzu düşünüp, alınlarımızı nasılda secdeyle buluşturuyoruz Nasıl çıkış yolları arayıp, nasıl bulduğumuz çıkış yollarına güvenerek emin adımlarla yürümek zorunda kalıyoruz. İşte bir ömürlük kısa bir acı çekiyoruz aslında Bir ömürlük acılar, bir ömürlük yoksulluklar, bir ömürlük yanmalar, bir ömürlük kavrulmalar, bir ömürlük düşmeler, bir ömürlük doğrulmalar çekiyoruz Peki, bir ömürlük süreçte bizden bir ömürlük ne isteniyor sizce? İstenen şey tabiî ki bizim hem mutluluk kaynağımız, hem de ebedi kazanç kaynağımız olmalı Evet, istenen şey bir ömürlük sabırdır bizden Allah (cc) kitabı Kuran’ı keriminde bakın sabredenler hakkında ne diyor; “O (sabreden) kimseler ki kendilerine bir musibet (bela) geldiği zaman “Muhakkak biz Allah’ın (dünyada teslim olmuş kullarıyız) ve muhakkak biz (ölümden sonra ahirette dirilmekle) ona dönücüleriz” diyenlerdir”(Bakara 156) Evet, bir ömürlük musibet, bir ömürlük bela çekeceğiz belki Belki sürgünden sürgüne gönderecekler bizi Zindanlarda Hz Yusuf gibi tutsak kalacak ama her şeye rağmen, belalara ve musibetlere rağmen, bir ömrü sabır içinde geçireceğiz İşte bizim silahımız, işte müminin silahı, işte mutluluğun kaynağı “(Ya Muhammet sen )sabredenlere müjdele” (Bakara 155) Bir bir sevdiklerimiz, dünyadan ayrılıp ebedi âleme göç ediyor Gidenlerin hayatlarını az çok biliyorsak derin düşüncelere dalıyoruz Eğer o kişi acılar, sıkıntılar çekmişse, işte diyoruz işte, bir ömür acılarla boğuşulsa bile, Allah (cc) ölümü yarattı işte Bunu bilmek zorundayız Ölümü hatırdan çıkarmamak, en güzel nasihat olan ölümden payımıza düşen hisseyi almalıyız Sonra açılan nur pencerelerinden ebedi âlemimiz şekillenecek, ilahi müjde tecelli edecektir Eskiyor her şey Yıpranıp yok oluyor Hem yokluk çekiyor, hem varlığa gark oluyoruz Bir mevsim geliyor ağaçlar her şeylerinden (yapraklarından) sıyrılıyor, bir mevsim geliyor yeni yeni yapraklar filizleniyor Hem acı çekiyor, hem bunun tam zıddı şeyler yaşaya biliyoruz Tüm bu yaşanan süreçte sabırla bir ömür geçirmemiz isteniyor Her şeye rağmen bir ömürlük sabır bekleniyor Evet, her şeye rağmen sabır… “(Ya Muhammet sen) sabredenlere müjdele” Sabırlı kuş, bütün kuşlardan daha iyi uçar MEVLANA Allah CC selamı bereketi Rahmeti üzerinize olsun.</p>



<p class="wp-block-paragraph">METİN ALKAN</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/hayatta-sabretmek/">HAYATTA SABRETMEK</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/hayatta-sabretmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ŞÜKRETMEYİ BİLMEK</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/sukretmeyi-bilmek/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/sukretmeyi-bilmek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kadir YATAĞAN]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Dec 2021 07:25:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[denizli]]></category>
		<category><![CDATA[denizlihaber]]></category>
		<category><![CDATA[insanoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[şükretmek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=3884</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doyumsuzluğun had safhaya ulaştığı bir çağda yaşıyoruz. Günümüz insanı, neredeyse şükretmeyi unuttu. Manevi sıkıntılarımızın kaynağını, yetinmeme duygusu oluşturmakta. Hep daha fazlaya, daha iyiye, daha güzele şartlanmışlık içersindeyiz.Aza kanaat etmeyen çoğu bulamazmış. İnsan oğlu, kendinde var olanların ve yaşadığı hayat içerisinde elde ettiklerinin kıymetini bilmeli. Sahip olduklarına şükrederek, insanlık erdemini zedelemeyen yeni kazançlar peşinde koşulabilir. Mutluluğun [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/sukretmeyi-bilmek/">ŞÜKRETMEYİ BİLMEK</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Doyumsuzluğun had safhaya ulaştığı bir çağda yaşıyoruz. Günümüz insanı, neredeyse şükretmeyi unuttu. Manevi sıkıntılarımızın kaynağını, yetinmeme duygusu oluşturmakta. Hep daha fazlaya, daha iyiye, daha güzele şartlanmışlık içersindeyiz.<br>Aza kanaat etmeyen çoğu bulamazmış. İnsan oğlu, kendinde var olanların ve yaşadığı hayat içerisinde elde ettiklerinin kıymetini bilmeli. Sahip olduklarına şükrederek, insanlık erdemini zedelemeyen yeni kazançlar peşinde koşulabilir. Mutluluğun sırrı da bu olsa gerek…<br>Zaman, kesintisiz akan bir nehre benzetilebilir. Canlı cansız hiçbir varlık, zamanın aşındırmasına karşı koyamaz. Değişimden kaçınmaya çalışmak, akıntıya kürek çekmek misali boşunadır. Hal böyle olunca, değişime direnmek yerine değişimi kabullenmek ve olumsuzluklarını azaltmaya çalışmak daha akılcı olacaktır.<br>Şükretme, bugüne aittir. Yarınlar içinse yeni hedefler gözlenmelidir. İnsanlığın gelişimi de, bugününü dününden daha kazançlı yapabilmeye bağlıdır. Yaşanılan hayat içersinde, hep yeni umutlar beşinde koşmalı, hep yeni ufukları gözlemeliyiz. İnsanı hayata bağlayan umutlardır. Gerçekleşen her umut sonrası, yeni umutlar doğar. Gerçekleştiremediğimiz umutlarsa; bizi hayata küstürmemeli, aksine daha gerçekçi ve daha deneyimli olarak belirlenen yeni umutlara yöneltmelidir. Bugün gerçekleştiremediklerimizin yarınlarımızda da gerçekleşmeyeceği düşüncesi bizi hayata yenik düşürür. Oysa hayat, bir hazinedir ve durmaksızın koşmayı gerektirecek zenginliklerle doludur.<br>Zirve, ulaşıldığı anda zirve olmaktan çıkar. Çünkü zirve üstü yeni zirveler vardır ve bu gerçek, ancak belirlenen zirveye çıkıldığında fark edilir. Hedeflenen zirvede bir müddet dinlenmek, hem yorgunluğu atmaya hem de yeni zirvelere hazırlanma yönüyle faydalıdır. İnsan hayatı da, zirve yolculuğu benzeri hep yeni gelişmelere açıktır. Dün, dünde kalmıştır; bugünse yaşanılmaktadır. Yarınlarınsa ne olacağı belirsizdir. İnsan oğlu, zaman yolculuğunda olumlu olumsuz etkenlere karşı hazırlıklı olmalıdır. Zira, kader mefhumunun bizi hangi bilinmezlere sürükleyeceği meçhuldür…<br>İnsan, mutlaka iyi şeylere layıktır ve her insan, insanca yaşayabilmelidir. Güzel yaşamak, sadece birilerinin tekelinde değildir. Mutsuz çoğunlukların kuşattığı bir ortamda, bir kısım insanın mutluluk çığlıkları uzlaşmaz nefretlere yol açabilir. Hiç kimse, kendi yaşantısını diğer insanların üstünde görmemeli ve görkemli hayatının yapısını birilerinin mağduriyeti üzerine kurmamalıdır. Şüphesiz tamahkar değil kanaatkar olabilmek, erdemli yaşamanın temelidir. Toplum huzurunun sağlanmasında, insan oğlunun düzeyli ve onurlu yaşamasının katkısı büyüktür.<br>Gören insan, acı çeker. Bu acının kaynağını, başkalarının sıkıntılarını fark etmek ve onlara yeterince yardımcı olamamak düşüncesi oluşturur. Haline şükretmek, bu noktada yeterli değildir. Başkalarının acılarını paylaşabilmek, onlara yapılabilecek yardımlarda bulunmak gerekir. Seçkin insanın tavrı, bu olmalıdır. Çünkü imtiyazlı yaşamanın çerçevesini, bütün insanlara sevgiyle yaklaşabilmek ve dünya nimetlerini kardeşçe paylaşabilmek oluşturur.<br>Sahip olduğumuz şeylerin geçici bir süre bize ait olduğunu unutmamalıyız. Kendimizin kime ait olduğunu da belirlemek ve bu aitliğe uygun yaşayıp, yaşamadığımızı sorgulamak gerekir. Çağlar öncesinin büyük ozanı Yunus Emre’nin söylediği gibi :”Mal sahibi mülk sahibi/Hani bunun ilk sahibi/Mal da yalan mülk de yalan/ Var biraz da sen oyalan” Bütün okuyucularımıza sağlıklı ve gönül ferahlığı içinde yaşıyor olmanın bile şükretmeye değer olduğunu unutmamaları ve yarınlarına umutla bakmaları dileğiyle…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şükretmeyi bilmek insana özgü<br>Kardeşlik hisleri toplumda örgü<br>Yaradan’ı bilmek kalplere sürgü<br>Onurlu hayata her zaman övgü…</p>



<p class="wp-block-paragraph">KADİR YATAĞAN </p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/sukretmeyi-bilmek/">ŞÜKRETMEYİ BİLMEK</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/sukretmeyi-bilmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
