<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>hamilelik Archives - Horoz Medya</title>
	<atom:link href="https://www.horozmedya.com/etiket/hamilelik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.horozmedya.com/etiket/hamilelik/</link>
	<description>Haberin Adresi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 20 Feb 2025 21:47:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>

<image>
	<url>https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2022/05/cropped-horoz-32x32.png</url>
	<title>hamilelik Archives - Horoz Medya</title>
	<link>https://www.horozmedya.com/etiket/hamilelik/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>HAMİLELİK DÖNEMİNDE ÖĞÜN SAYISINI BEŞE ÇIKARIN</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/hamilelik-doneminde-ogun-sayisini-bese-cikarin/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/hamilelik-doneminde-ogun-sayisini-bese-cikarin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Mar 2022 21:01:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[gebe]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hastalıkları ve doğum uzmanı]]></category>
		<category><![CDATA[özlen emekçi özay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=13505</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ciddi beslenme bozukluğuna sahip olan kadınların çocuklarının sağlık problemleri yaşadığını belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Uzmanı Doç. Dr. Özlen Emekçi Özay, hamilelik sürecinde temel besin kaynakları olan karbonhidrat, protein, yağ ve vitamin gereksinimlerinin vücutta arttığını, buna bağlı olarak kalori miktarında da artış görüldüğünü ifade ederek şunları söyledi: “Gebe olan ile olmayan kadınlar arasındaki [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/hamilelik-doneminde-ogun-sayisini-bese-cikarin/">HAMİLELİK DÖNEMİNDE ÖĞÜN SAYISINI BEŞE ÇIKARIN</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ciddi beslenme bozukluğuna sahip olan kadınların çocuklarının sağlık problemleri yaşadığını belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Uzmanı Doç. Dr. Özlen Emekçi Özay, hamilelik sürecinde temel besin kaynakları olan karbonhidrat, protein, yağ ve vitamin gereksinimlerinin vücutta arttığını, buna bağlı olarak kalori miktarında da artış görüldüğünü ifade ederek şunları söyledi:</p>



<p><br>“Gebe olan ile olmayan kadınlar arasındaki kalori gereksinim farkı sadece 300 kaloridir ve bu her öğünde 1-2 kaşık fazla yenilerek karşılanabilecek bir farktır. Önemli olan fazla miktarda yemek ve kilo almak değil, gerekli olan maddeleri dengeli ve yeterli miktarda almaktır. Anne adayı yeterli beslenerek ortalama 11-13 kilo almalıdır. Gebelikte kilo takibi yapılmalıdır. İlk üç ayda ortalama yarım kilo ile bir kilo, sonraki dönemlerde ise ayda ortalama 1,5 kilogram- 2 kilogram alınması normaldir.”</p>



<p><br>ÖĞÜN SAYISINI ARTIRIN</p>



<p><br>Hamilelik döneminde beslenme düzeninde değişiklik yapılması gerektiğini söylenen Doç. Dr. Özlen Emekçi Özay, normal zamanlarda uygulanan günde üç öğünün hamilelik döneminde artırılarak beşe çıkarılması gerektiğini belirtti. Özlen Emekçi Özay, bu dönemde anne adaylarının öğün sayısını artırarak erken dönemde yaşanabilecek bulantı ve kusmaların önüne geçebileceğini, midede yanma ve şişkinlik problemlerini de önleyebileceklerini söyledi.</p>



<p><br>FAST FOOD TÜKETMEYİN</p>



<p><br>Fast food yeme düzeninin genel olarak besin değerinden yoksun ve yüksek kalorili bir yeme şekli olduğunu söyleyen Özay, fast food yeme düzeninin yüksek oranda katkı maddesi içerdiğinden dolayı özellikle hamilelik döneminde önerilmediğini belirtti. Gebelikte kalorinin üç nedenden dolayı gerekli olduğunu söyleyen Özay, bu üç nedeni gebeliğe bağlı yeni dokuların yapımı, bu dokuların idame ettirilmesi ve vücudun hareketi olarak belirtti.</p>



<p><br>ÖZAY ŞÖYLE DEVAM ETTİ:</p>



<p><br>“Gebe bir kadın gebe olmayana göre günde yaklaşık fazladan 300 kaloriye ihtiyaç duyar. Bu durum fazla beslenmenin değil dengeli beslenmenin önemini açıkça ortaya koymaktadır. Gebelikteki kalori tüketimi ilk 3 ayda en az düzeydeyken bu dönemden sonra hızlı bir artış gösterir. İkinci 3 ayda bu kaloriler başlıca plansenta ve embriyo gelişimini karşılarken, son 3 ayda ise temel olarak bebeğin büyümesine harcanır. Normal sağlıklı bir kadında tüm gebelik boyunca önerilen kalori artışı 11 &#8211; 13 kg&#8217;dir. Bu 11 kilonun 6 kilosu anneye, 5 kilosu ise bebeğe ve ona ait oluşumlara aittir.”</p>



<p><br>AŞIRI KARBONHİDRAT TÜKETİMİ ANNENİN AŞIRI KİLO ALMASINA NEDEN OLUR</p>



<p><br>Vücudun kalori ihtiyacını karşılayan üç temel enerji kaynağının protein, yağlar ve karbonhidratlar olduğunu söyleyen Özay şöyle devam etti: “Eğer karbonhidratlar yetersiz alınırsa vücudunuz enerji sağlamak için proteinler ve yağları yakmaya başlar. Böyle bir durumda iki sonuç ortaya çıkabilir. Birincisi bebeğinizin beyin ve sinir sistemi gelişimini sağlayacak yeterli protein olmaz, ikincisi ise ketonlar ortaya çıkar. Ketonlar yağ metabolizmasının ürünü olan asitlerdir ve bebeğin asit baz dengesini bozarak beyin gelişimini olumsuz yönde etkileyebilir. Bu nedenle hamilelikte karbonhidrattan fakir diyet önerilmez. Pirinç, un, bulgur gibi kompleks karbonhidrat kaynakları anne için enerji kaynağı olmanın yanı sıra, B grup vitaminleri ve çinko, selenyum, krom, magnezyum gibi eser elementleri bol miktarda içerir. Karbonhidratlar fazla miktarda ise bebek açısından ekstra bir yarar sağlamadıkları gibi sadece anne adayının aşırı kilo almasına neden olurlar.”</p>



<p><br>GÜNDE 60-80 GRAM PROTEİN TÜKETİN</p>



<p><br>Amino asit denilen yapılardan oluşan proteinlerin vücuttaki hücrelerin temel yapı taşını oluşturduğunu söyleyen Özay, doğada toplam 20 çeşit amino asit bulunduğunu, bir kısmının vücuttaki diğer maddelerden üretilebilirken, esansiyel amino asit denilen amino asitlerin ise vücutta üretilemediğini, bu yüzden mutlaka besin yolu ile dışarıdan alınması gerektiğini belirtti. Özay, proteinlerin saç telinden tırnağa kadar vücuttaki tüm hücrelerin yapı taşı olup, beyin ve sinir sisteminin gelişimi için de yaşamsal öneme sahip olduğunu vurgulayarak, hamile kadınların günde 60 -80 gram protein tüketmelerini önerdi.</p>



<p><br>GÜNDE 1 VEYA 2 BARDAK SÜT İÇİN</p>



<p><br>Hamile bir kadının bebeğinin güçlü kemiklere, dişlere ve ihtiyaç duyduğu kalsiyum ve diğer elementlere sahip olabilmesi için günde en az bir veya iki bardak süt içmesi gerektiğini söyleyen Özay, gaz ve hazımsızlık nedeni ile süt içilemeyen durumlarda bunun yerine peynir ya da yoğurt tüketilebileceğini belirtirken, kalsiyum alımının yetersiz kalması durumunda dışarıdan verilecek ilaçlar ile destek sağlanabileceğini ifade etti.</p>



<p><br>MARGARİN VE AYÇİÇEĞİ YAĞI YERİNE ZEYTİNYAĞI TÜKETİN</p>



<p><br>Et, balık, kümes hayvanları, yumurta ve kuru baklagillerin vitamin ve mineraller yanında protein de sağladığını söyleyen Özay, gebe kadında ve bebeğinde doku gelişimi ve yeni doku oluşumu için proteinin önemli olduğunu belirtti. Bu tür gıdalardan günde en az üç öğün alınması gerektiğini söyleyen Özay, baklagillerin protein değerini artırmak için peynir, süt ya da etle birlikte yenilebileceğini belirtti. Hamilelik durumunda vücudun yağ içeren besin ihtiyacında değişiklik olmadığını vurgulayan Özay, günlük alınan kalorilerin yüzde 30&#8217;unun yağlardan gelecek şekilde beslenilmesi gerektiğini sözlerine ekledi. Özay, aynı zamanda margarin, ayçiçeği yağı gibi satüre yağlardan uzak durularak zeytinyağının kullanılmasını önerdi.</p>



<p><br>VİTAMİN TAKVİYELERİ NE ZAMAN KULLANILMALI</p>



<p><br>Hamile kadınlara pek çok vitamin ve mineral içeren ilaçların verilmesinin rutin bir olay olduğunu söyleyen Özay, bu ilaçların gerekliliğinin de halen tartışılan bir durum olduğunu belirtti. Dengeli ve doğru beslenen hamile bir kadına dışarıdan vitamin desteğinin gerekmediğini, vitamin ve mineraller almanın en doğru yolunun doğal gıdalar tüketmekten geçtiğini belirten Özay, hamilelerin düzgün beslendiği takdirde medikal desteğe ihtiyaç duymayacağını ifade ederek şunları söyledi:</p>



<p><br>“Folik asit ve demir, medikal destekle ilgili istisna bir durumdadır. Folik asit bebeğin beyin ve sinir sistemi gelişimi için kilit öneme sahip olduğundan hamile kalmadan üç ay önce alınmaya başlaması gerekir. Gebelikte artmış demir gereksinimi doğal yollardan karşılanmaz. Bu nedenle özellikle gebeliğin ikinci yarısından sonra dışarıdan verilen demir ilaçları ile destek yapılır. Türk toplumunda demir eksikliği anemisi çok sık görüldüğünden, gebeliğin başında yapılan kan sayımında anemi saptanması durumunda gebeliğin en başından itibaren desteğe başlanabilir. Gebelikte demir kullanımının bir başka önemi de kansızlık olmasa dahi hem anne adayının hem de bebeğin demir depolarını yeterli şekilde doldurmak için gerekli olmasıdır.”</p>



<p><br>HAMİLELİK DÖNEMİNİN EN ÖNEMLİ BESİN MADDESİ: SU</p>



<p><br>Suyun hamilelikte alınmasına özen gösterilmesi gereken en önemli besin maddesi olduğunu söyleyen Özay, geçmişte gebelik sırasında tuz tüketiminin kısıtlanmasının gerektiği savunulurken, günümüzde bunun gerekli olmadığı, normal miktarda gıdalar ile alınan tuzun yeterli olduğu ve kısıtlamaya gidilmemesi gerektiğini savunan düşünceler olduğunu belirtti. Hamile bir kadının günde 2 gram tuz alması gerektiğini söyleyen Özay, yetersiz ya da aşırı tuz alımının anne adayının sıvı elektrolit dengesini olumsuz şekilde etkilediğini ifade etti.</p>



<p>Editör: Abdullah GÖNÜLTAŞ / HABER MERKEZİ</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/hamilelik-doneminde-ogun-sayisini-bese-cikarin/">HAMİLELİK DÖNEMİNDE ÖĞÜN SAYISINI BEŞE ÇIKARIN</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/hamilelik-doneminde-ogun-sayisini-bese-cikarin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>UZUN SÜRE AYAKTA DURMAK HEMOROİDE NEDEN OLABİLİR</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/uzun-sure-ayakta-durmak-hemoroide-neden-olabilir/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/uzun-sure-ayakta-durmak-hemoroide-neden-olabilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Mar 2022 21:06:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[ertuğrul yaltı]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[hemorid]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=13235</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hemoroide yol açan nedenlerin başında kabızlığın geldiğini anımsatan Acıbadem Bodrum Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Ertuğrul Yaltı, “Hastalar beslenme ve tuvalet alışkanlıklarını değiştirerek şikayetlerini azaltabilir. Örneğin bol lifli yemeli. Ayrıca kendi ev dışında tuvalete gidemeyenler bu alışkanlığını değiştirmeli” diye konuştu. Hemoroid hastalarının genellikle doktora geç başvurduklarını belirterek, “Bunun temelde 2 nedeni var, birincisi hastalığın mahrem [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/uzun-sure-ayakta-durmak-hemoroide-neden-olabilir/">UZUN SÜRE AYAKTA DURMAK HEMOROİDE NEDEN OLABİLİR</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Hemoroide yol açan nedenlerin başında kabızlığın geldiğini anımsatan Acıbadem Bodrum Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Ertuğrul Yaltı, “Hastalar beslenme ve tuvalet alışkanlıklarını değiştirerek şikayetlerini azaltabilir. Örneğin bol lifli yemeli. Ayrıca kendi ev dışında tuvalete gidemeyenler bu alışkanlığını değiştirmeli” diye konuştu. Hemoroid hastalarının genellikle doktora geç başvurduklarını belirterek, “Bunun temelde 2 nedeni var, birincisi hastalığın mahrem yerde olması, ikincisi ise tedavisinin çok ağrılı olduğu yönünde doğru olmayan genel bir kanı olması. Biraz da bu nedenle hastalar genellikle ya çevrelerinden duydukları ya da eczacının önerdiği ilaçları kullanırlar” dedi.</p>



<p><br><strong>“UZUN SÜRE AYAKTA DURMAK HEMOROIDE NEDENI OLABILIR”</strong></p>



<p><br>Hemoroide yol açan nedenlerin başında kabızlığı sayan Dr. Yaltı, diğer etmenleri şöyle sıraladı: “Uzun süre ayakta duranlarda, ağır yük kaldırmak zorunda kalınan işlerde çalışanlarda ve spor amaçlı ağır yük kaldıranlarda da yatkınlık olabilir. Karın içi basıncını arttıran durumlar risk faktörü olarak kabul edilir, çünkü karın içi basıncının artması kan dolaşımını yavaşlatır, kan dolaşımın yavaşlaması hemoroidler içinde kan birikmesine ve şişmesine neden olur. Kabızlık, uzun süre tuvalette oturmak, bazı insanlar tuvalette gazete kitap okuyorlar, ağır kaldırmak, uzun süre ayakta durmak en önemli risk faktörleridir.”</p>



<p><br><strong>“ANNE ADAYLARI KABIZLIK SORUNUNU ÇÖZMELI”</strong></p>



<p><br>Hamileliğin de yine önemli bir risk faktörü olduğuna değinen Dr. Yaltı, “Bebek karın içinde büyüdükçe hem karın içi basınç artar hem de bebeğin kendisi toplar damarların üzerine baskı uygular, bu durum hemoroide yatkınlığı arttırır buna bir de kabızlık eklenirse hemoroidler çok büyür ve hamileliği çok zahmetli bir hale getirir. Bazı durumlarda dışarı çıkan hemoroidler içeri girmez ve çok ağrılı bir tablo oluşur. Kabızlığı olan kadınlar bebek sahibi olmayı düşünüyorlarsa, onlara öncelikle kabızlık sorunlarını çözmelerini öneririm” diye konuştu. Dr. Yaltı, hemoroid hastalığında ailesel geçiş saptanmadığını, fakat aynı ailenin bir kaç ferdinde hemoroid görülebildiğini; bunun da aile içindeki beslenme ve tuvalet alışkanlığıyla yakından ilgili olduğuna dikkat çekti ve “Örneğin aile üyeleri lifli gıdaları az tüketiyorsa kabızlık ve buna bağlı hemoroid gelişebilir, yine kendi evleri dışında tuvalete gidemeyen kişilerde de kabızlık ve hemoroid gelişir” dedi.</p>



<p><br><strong>“EZBERE ILAÇ KULLANMAYIN”</strong></p>



<p><br>Anal bölgede ağrı, şişlik veya kanama yakınmaları olan kişilerin mutlaka doktora başvurması gerektiğine vurgu yapan Dr. Yaltı “Ezbere ilaç kullanmak veya doktor dışındaki kişilerden tavsiye almak doğru bir yaklaşım değildir, çünkü hemoroidle karışabilecek hastalıklar vardır. Anal fissür (anüste yırtık), apse, kanser en sık karışabilecek durumlardır ve bunların tedavileri tamamen farklıdır. Hemoroid kanserleşmez, kansere dönüşmez fakat bu iki hastalık beraber olabilir veya hemoroidi olan birinde sonradan kanser gelişebilir. Klinik bulguları birbirine çok benzeyen bu iki hastalığı muayene etmeden ayırt etmek çok zordur. Bu nedenle yakınması olan hastalar mutlaka doktora müracaat etmeli, ilaç kullanmaları gerekiyorsa doktor reçetesiyle ilaç kullanmalı” diye konuştu.</p>



<p><br><strong>“DIŞARIDA TUVALETE GITMEYE ALIŞMALI”</strong></p>



<p><br>Dr. Yaltı hemorodin en önemli nedeninin kabızlık olduğunu anımsatarak hastaların beslenme düzenine şu sözlerle dikkat çekti: “Bol lifli gıdayla beslenmek önemli, özellikle de yeşil yapraklı bitkiler; günde en az 2 litre su içmek; muz, badem, yoğurt gibi kabızlık yapan gıdalardan ve baharatlardan uzak durmak gerekir.” Hastaların tuvalet alışkanlığına da değinen Dr. Yaltı, “Hastaların tuvalette uzun süre oturmamaları gerekir, tuvalet ihtiyacını ertelemeliler, dışarıda tuvalete gidemeyenler bu kötü alışkanlıktan kurtulmalı, en azından çocuklarını bu alışkanlığı aşılamalılar, düzenli ve ağır olmayan sporlar yapmalılar, aktif yaşamı benimsemeliler” diye konuştu.</p>



<p><br><strong>NASIL TEDAVI EDILIR?</strong></p>



<p><br>Tedavi yolunda esas olanın “hemoroidlerin büyümesini önleyecek bir yaşam biçimini” benimsemek olduğunu söyleyen Dr. Yaltı bunun mümkün olmadığı durumlarda hemoroidlerin büyüyüp, anüsten dışarı çıktığını, kanadığını ve bazen ağrı yaptığını dile getirdi. Dr. Yaltı, erken evre hemoroid hastalarına yaşam biçimini değiştirmeyi ve ağızdan alınan haplar, fitiller ve kremler gibi ilaç tedavisi önererek “Fitil ve krem tedavisi genellikle bir hafta sürer başlangıçta bu tedaviler yeterli olur, fakat ilaç tedavileri tek başına kalıcı bir iyilik sağlamaz, zamanla hemoroidler büyür, yakınma sıklığı artar ve ilaç tedavileri yeterli gelmez, kişinin yaşam konforu çok bozulur. Bu durumda ameliyattan önce uygulanabilecek tedavi seçenekleri gündeme gelir “ lastik bantla bağlama” , “hemoroid arterinin bağlanması -HAL” “skleroterapi” gibi. Bu tedaviler genellikle erken evrelerde uygulanır hemoroidlerin çok büyümemiş olması gerekir” dedi.</p>



<p><br><strong>“LAZERLE AMELIYAT YAPILIYOR”</strong></p>



<p><br>Dr. Yaltı, ameliyat dışı tedavilerden en etkili olanının, anestezi altında yapılan ve ağrısız kabul edilen “Laser” yöntemi olduğunu anlattı. Dr. Yaltı, laser yöntemiyle tedavide başarılı olunamazsa laser tedavisinin uygulanamadığı durumlarda hemoroidlerin büyüklüğüne ve dışarı sarkma derecelerine göre uygulanacak ameliyat yöntemleri hakkında şunları söyledi: “Hemoroidler çok büyümüş ve dışarı sarkmışsa ‘Longo&#8217; stapler tekniği; hemoroidler büyümüş fakat çok sakmamışsa “Ligasure” dediğimiz bir cihaz yardımı ile tedavi yapılır. Sıklıkla uyguladığımız teknikler bunlardır.”</p>



<p><br>Editör: Abdullah GÖNÜLTAŞ / HABER MERKEZİ</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/uzun-sure-ayakta-durmak-hemoroide-neden-olabilir/">UZUN SÜRE AYAKTA DURMAK HEMOROİDE NEDEN OLABİLİR</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/uzun-sure-ayakta-durmak-hemoroide-neden-olabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DÜŞÜK SPERM SAYISI HAMİLELİK ŞANSINI DÜŞÜRÜYOR!</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/dusuk-sperm-sayisi-hamilelik-sansini-dusuruyor/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/dusuk-sperm-sayisi-hamilelik-sansini-dusuruyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Feb 2022 21:02:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[düşük sprerm]]></category>
		<category><![CDATA[Erkek]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlık]]></category>
		<category><![CDATA[sperm]]></category>
		<category><![CDATA[yücel karaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=12697</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlıklı bir hamileliğin belirleyici kriterleri arasında yeterli sayıda sağlıklı sperm rezervinin bulunması gerekiyor. Erkeklerdeki kısırlık problemlerinin büyük çoğunluğunu oluşturan düşük sperm sayısı ise çiftlerin bebek sahibi olma kararlarını ertelenmesine neden oluyor. Çiftlerin, düşük sperm sayısı hakkında bilgi sahibi olmadığını bu yüzden karamsarlığa kapılarak tedavi olmayı ertelediklerini belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Yücel Karaman, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/dusuk-sperm-sayisi-hamilelik-sansini-dusuruyor/">DÜŞÜK SPERM SAYISI HAMİLELİK ŞANSINI DÜŞÜRÜYOR!</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sağlıklı bir hamileliğin belirleyici kriterleri arasında yeterli sayıda sağlıklı sperm rezervinin bulunması gerekiyor. Erkeklerdeki kısırlık problemlerinin büyük çoğunluğunu oluşturan düşük sperm sayısı ise çiftlerin bebek sahibi olma kararlarını ertelenmesine neden oluyor. Çiftlerin, düşük sperm sayısı hakkında bilgi sahibi olmadığını bu yüzden karamsarlığa kapılarak tedavi olmayı ertelediklerini belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Yücel Karaman, ‘’Erkeklerde sperm sayısının düşüklüğü spermiyogram testi ile belirlenir. Düşük sperm sayısı ise doğal yollarla gebe kalmayı zorlaştırır. Sperm sayısı ve hareketliliği kadar, sperm hücrelerinin yapısı da bu süreçte oldukça önemlidir. Dolayısıyla çocuk sahibi olamayan çiftlerin yüzde 25’inde erkeğe bağlı sperm bozukluklarına rastlanıyor’’ diye belirtti. Çocuk sahibi olmak isteyen çiflerin 3’de 1’in de düşük sperm sayısına rastlanıyor. Normal bir erkekte mili-litrede ortalama 15 milyon veya üzeri sperm hücresi bulunuyor, düşük sperm sayısından bahsedebilmek için ise bu rakamın 15 milyon sperm hücresinin altına düşmesi gerekiyor. Günümüzde giderek artan vakalar arasında yer alan düşük sperm sayısının sistemik hastalıklar, yaşam biçimi ve çevresel faktörlere bağlı olarak meydana geldiğini belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Yücel Karaman, sperm sayısını artırmada en etkin yolun, bilinen sebeplerin tedavi edilmesi ve kişilerin yaşam tarzını iyileştirmekten geçtiğini belirtti.</p>



<p><br><strong>DÜŞÜK SPERM SAYISI, HAMİLELİK İHTİMALİNİ DÜŞÜRÜYOR!</strong></p>



<p><br>Oligospermi olarak adlandırılan düşük sperm sayısının kişinin partnerinin yumurtalarını dölleme ihtimalini düşürdüğü için hamilelik şansını da büyük oranda etkiliyor. Bu kapsamda Prof. Dr. Yücel Karaman, “Spesifik belirtiler vermeyen bu durum aynı zamanda cinsel fonksiyonlarda problem olarak da kendini belli ediyor. Örneğin ,cinsel performansta düşüklük ya da erekte olmakta güçlük çekmek bu konuda erkeklere önemli ipuçları veriyor. Bunlara ek olarak testislerde şişlik ve acı, hormonlarda dengesizlik, vücuttaki kıl sayısındaki anormal azalmalar da düşük sperm sayısına işaret ediyor. Eğer kişi bu belirtileri yaşıyor ve bir seneden beri korumasız ilişki olmasına karşın hamilelik oluşmuyorsa, mutlaka uzman bir hekime başvurmalıdır” dedi.</p>



<p><br><strong>SPERM SAYISINI ARTIRMAK MÜMKÜN MÜ?</strong></p>



<p><br>Sperm üretiminin karmaşık bir süreç olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Yücel Karaman, “Spermin üretilmesi için hipotalamus ve hipofiz bezlerinin normal şekilde çalışması ve testislerin sağlıklı olması gerekir. Eğer bu süreç sağlıklı işlemezse sperm sayısı düşeceğinden partnerinin de hamile kalma olasılığı azalır. Ancak gelişen tedavi yöntemleri, sperm düşüklüğü yaşayan erkeklerin kolaylıkla çocuk sahibi olmasına imkân sağlıyor. Tüplerdeki sorun cerrahi operasyonla, enfeksiyonlar antibiyotikle, hormon dengesizlikleri hormon tedavisi ve medikal ilaçlarla çözülebiliyor. Tüm bunlara ek olarak yardımcı üretkenlik teknolojisi (ART) da kullanılabilir. Bu sürecin en sağlıklı şekilde ilerlemesi içinse erkeğe büyük bir rol düşüyor. Sigara tüketmemek, alkolü azaltmak, stresi yönetmek, fazla kilolardan kurtulmak, doğru beslenmek, toksinlerden uzak durmak sperm sayısının artmasında etkili oluyor” dedi. </p>



<p>Editör: Fatma Haytan HEPEKBİÇ / HABER MERKEZİ</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/dusuk-sperm-sayisi-hamilelik-sansini-dusuruyor/">DÜŞÜK SPERM SAYISI HAMİLELİK ŞANSINI DÜŞÜRÜYOR!</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/dusuk-sperm-sayisi-hamilelik-sansini-dusuruyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HAMİLELİKTE OMİCRON’A KARŞI ETKİLİ ÖNERİ!</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/hamilelikte-omicrona-karsi-etkili-oneri/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/hamilelikte-omicrona-karsi-etkili-oneri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Jan 2022 21:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın & Moda]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Covid-19]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[omicron]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=9707</guid>

					<description><![CDATA[<p>Covid-19’dan korunmada ilk ve en önemli tedbirimiz aşı olmak. Aşı en güçlü silahımız. Gebelerimizin bu konuda endişeli olduğunu görüyoruz ancak tıbben biliyoruz ki ülkemizde yapılan gerek inaktif aşılar gerekse mRNA aşıları gebelik yönünden bir sakınca teşkil etmiyor. Tüm dünya sağlık otoriteleri bu konuda hemfikir ki bu aşıların gerek bebek gerek anne üzerinde olumsuz etkisi saptanmamış. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/hamilelikte-omicrona-karsi-etkili-oneri/">HAMİLELİKTE OMİCRON’A KARŞI ETKİLİ ÖNERİ!</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Covid-19’dan korunmada ilk ve en önemli tedbirimiz aşı olmak. Aşı en güçlü silahımız. Gebelerimizin bu konuda endişeli olduğunu görüyoruz ancak tıbben biliyoruz ki ülkemizde yapılan gerek inaktif aşılar gerekse mRNA aşıları gebelik yönünden bir sakınca teşkil etmiyor. Tüm dünya sağlık otoriteleri bu konuda hemfikir ki bu aşıların gerek bebek gerek anne üzerinde olumsuz etkisi saptanmamış. Hatta 1-2 ay evveline kadar hakim olan “Gebeler 3. ay sonrası aşı yaptırabilir” söyleminin aksine tüm gebelik ve hatta gebelik hazırlık aşamasında yapılan aşıların dahi bir zararı olmadığı görüşü açıkça belirtilmiştir.</p>



<p><br><strong>TEMASTAN KAÇININ</strong></p>



<p><br>Omicron varyantının en önemli özelliği çok kısa süreli temaslarda bile kolaylıkla bulaşabilmesi. Bu yüzden hastalık şüphesi olan kişilerden uzak kalınması ve hastalık şüphesi olanların izolasyonu çok önemli. Omicron çok daha kısa sürede, çok daha hızlı bulaşabilen bir varyant olduğu için evimiz dışında güven kuşkumuzun olduğu alanlarda temas süremizi olabildiğince kısa tutmalıyız.</p>



<p><br><strong>MASKEYİ DOĞRU TAKIN</strong></p>



<p><br>Temastan kaçınmada bize en çok fayda sağlayacak unsur; doğru maske kullanımı. İki tarafın da maskeli olduğu durumlarda bulaş riskinin çok az olduğunu biliyoruz. Özellikle toplu taşıma alanları, alışveriş merkezleri vb. bulaş riskinin yüksek olduğu yerlerde maskenin kesinlikle çıkarılmamasına ve burnu tam kaplayacak şekilde doğru kullanılmasına çok dikkat etmeliyiz.</p>



<p><br><strong>ELLERİNİZİ SIK SIK YIKAYIN</strong></p>



<p><br>Bulaş riskini azaltan başka bir faktör ise el hijyeni. Ellerinizi gün içinde doğru teknikle ve sık sık yıkamaya, imkan olmadığı durumlarda kolonya ve el dezenfektanları kullanmaya özen gösterin.</p>



<p><br><strong>SOSYAL MESAFEYE DİKKAT EDİN</strong></p>



<p><br>Her gebemizin kendi sosyal mesafesini sağlaması ve kendini koruması, bulaş riskini azaltmada çok önemli. Her ne kadar psikolojik olarak bu durum hepimizi yorsa da gebelerin imkan dahilinde evde kalmaları ve eve de misafir kabul etmemelerinde fayda var. Çünkü bu süreçte en yakınımız bile risk oluşturabiliyor.</p>



<p><br><strong>SAĞLIKLI BESLENİN</strong></p>



<p><br>Pek çok hastalıkta olduğu gibi Covid-19 için de vücut direnci hastalıkla baş etmede çok önemli ve bu direncin sağlanmasında beslenmenin rolü yadsınamaz. Bu nedenle gebelerde protein, sebze ağırlıklı, bol sıvı içeren, katkısız bir beslenme modeli uygulanması çok önemli.</p>



<p><br><strong>DÜZENLİ EGZERSİZ YAPIN</strong></p>



<p><br>Düzenli yapılan egzersizin bağışıklık üzerinde de olumlu etkileri olduğunu biliyoruz. Bu nedenle her gebemize gebelik seyrinde buna engel bir hal yoksa temiz havada yürüyüş; uygun imkan varsa yüzme, yoga ve pilates egzersizlerini öneriyoruz.</p>



<p><strong>YETERLİ VE KALİTELİ UYUYUN</strong></p>



<p><br>Herkeste olduğu gibi gebelerimizde de düzenli ve sağlıklı uyku vücut direncinin korunmasında son derece önemli. Düzenli havalandırılmış, gürültüden uzak yatak odaları sağlıklı bir uykuyu kolaylaştıracak ve vücut direncimize katkı sağlayacaktır.</p>



<p><br><strong>STRESLE BAŞ ETMEYİ ÖĞRENİN</strong></p>



<p><br>Gebelik sürecinde hormonal olarak strese meyil artarken, pandemi sürecinde hasta olma endişesi stresin daha da yoğun yaşanmasına yol açıyor. Stres vücutta yıkıcı hormonları harekete geçiren ve dolayısıyla bağışıklık sistemini baskılayabilen bir durum. Bu nedenle düzenli egzersiz, müzik, yoga vb. aktivitelerle stresi olabildiğince azaltmaya çalışmak gerekir.</p>



<p><br><strong>EVDE HASTA VARSA İZOLASYON SAĞLANMALI</strong></p>



<p><br>Dr. Habibe Seyisoğlu “Tüm tedbirlere rağmen evde herhangi bir vaka tespitinde, Omicron varyantı çok daha hızlı bulaştığından hasta kişi mutlak izole edilmeli, ortak alanlarda mesafe ve maske kuralı uygulanmalı, evin çok iyi havalandırıldığından emin olunmalıdır” diyor. </p>



<p>Editör: Abdullah GÖNÜLTAŞ / HABER MERKEZİ</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/hamilelikte-omicrona-karsi-etkili-oneri/">HAMİLELİKTE OMİCRON’A KARŞI ETKİLİ ÖNERİ!</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/hamilelikte-omicrona-karsi-etkili-oneri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>COVID-19 AŞILARI HAKKINDA DOĞRU SANILAN YANLIŞLAR</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/covid-19-asilari-hakkinda-dogru-sanilan-yanlislar/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/covid-19-asilari-hakkinda-dogru-sanilan-yanlislar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Dec 2021 21:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[Covid-19]]></category>
		<category><![CDATA[emzirme]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=6852</guid>

					<description><![CDATA[<p>HATA: COVİD-19 AŞILARIMI YAPTIRDIM. VİRÜSTEN KORUNMAK İÇİN ÖNLEM ALMAM GEREKMİYOR! DOĞRUSU: Toplumdaki yaygın inanışın aksine, sadece aşılanarak Covid-19’dan korunmak mümkün değil. Prof. Dr. Çağrı Büke, aşı ve korunma yöntemlerini en ufak ödün vermeden uygulamak gerektiği uyarısında bulunarak, “Mevcut Covid-19 aşılarının hiçbiri, aşılanmış bir kişiye virüsün bulaşmasını tam olarak engelleyemiyor. Dolayısıyla virüsün bulaşmasının önlenmesinde doğru maskenin [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/covid-19-asilari-hakkinda-dogru-sanilan-yanlislar/">COVID-19 AŞILARI HAKKINDA DOĞRU SANILAN YANLIŞLAR</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>HATA: COVİD-19 AŞILARIMI YAPTIRDIM. VİRÜSTEN KORUNMAK İÇİN ÖNLEM ALMAM GEREKMİYOR!</p>



<p><br>DOĞRUSU: Toplumdaki yaygın inanışın aksine, sadece aşılanarak Covid-19’dan korunmak mümkün değil. Prof. Dr. Çağrı Büke, aşı ve korunma yöntemlerini en ufak ödün vermeden uygulamak gerektiği uyarısında bulunarak, “Mevcut Covid-19 aşılarının hiçbiri, aşılanmış bir kişiye virüsün bulaşmasını tam olarak engelleyemiyor. Dolayısıyla virüsün bulaşmasının önlenmesinde doğru maskenin doğru şekilde kullanılması, maskeyle birlikte kişiler arasında en az 2 metrelik mesafenin bırakılması çok önemli. Ayrıca gerektiği her durumda ve özellikle de elin ağza, buruna ve göze teması öncesinde el temizliğinin mutlaka sağlanması, mümkünse kapalı ortamlarda bulunulmaması, bulunmak durumunda kalındığında sürenin mümkün olduğunca azaltılması ve bu süre içerisinde özellikle de etkin maskelerin hiç çıkartılmadan kullanılması şart. Gereğinden fazla sayıda kişinin aynı kapalı ortamda bulunmamaları, ortamın uygun aralıklarla temiz hava ile havalandırılmasının sağlanması ve çevrenin temizlenmesi de Covid-19’dan korunmada alınması gereken diğer etkili önlemlerdir.”</p>



<p><br>HATA: COVİD-19 HASTALIĞINI GEÇİRDİM. YENİDEN AŞI OLMAMA İHTİYACIM YOK!</p>



<p><br>DOĞRUSU: Enfeksiyon ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Çağrı Büke, Covid-19 enfeksiyonunu geçiren hastalarda oluşan antikorların, enfeksiyonun şiddetine de bağlı olmak üzere, kişiden kişiye değişebildiğine dikkat çekerek, “Yapılan çalışmalarda hastalığı geçiren kişilere hastalığı geçirdikten sonra yapılan aşı uygulaması sonucu hem daha güçlü hem de daha uzun süreli koruyucu etkinliğin sağlanabildiği gösterildi. Dolayısıyla Covid-19 hastalığını geçiren hastalar dahi aşı olmaya mutlaka devam etmeliler” diyor.</p>



<p><br>HATA: HAMİLEYİM. COVİD-19 AŞISI YAPTIRMAK BEBEĞİME VE BANA ZARAR VEREBİLİR!</p>



<p><br>DOĞRUSU: Hamilelik Covid-19 açısından risk grubu olarak kabul ediliyor. Bunun nedeni ise hamilelikte Covid-19‘un ciddi ve ağır seyretmesi. Acil kullanım onayı alan aşılara yönelik yürütülen çalışmalarda; aşının hamilelikte ve hamileliğin hemen her döneminde ek bir zarar oluşturmadığı ve kullanımının güvenli olduğu ortaya kondu.</p>



<p><br>HATA: COVİD-19 AŞISI ANNE OLMAYI ÖNLEYEBİLİR!</p>



<p><br>DOĞRUSU: Yaygın inanışın aksine, üreme çağında olan kadınlarda Covid-19 aşılarının infertiliteye neden olduğuna yönelik hiçbir kanıt mevcut değil. Üstelik hamile kalmada önemli rol oynayan ve aşılarda olduğu iddia edilen sinsitin-1 adlı protein hiçbir Covid-19 aşısında yer almıyor. Dolayısıyla bu yapıya karşı antikor oluşmayacağı için Covid-19 aşıları kısırlığa yol açmıyor.</p>



<p><br>HATA: EMZİRME DÖNEMİNDEYİM. COVİD-19 AŞISI BEBEĞİME ZARAR VEREBİLİR!</p>



<p><br>DOĞRUSU: Prof. Dr. Çağrı Büke, mevcut Covid-19 aşılarının hiçbirinin canlı aşı olmadıklarını vurgulayarak, “Emzirme döneminde aşı uygulandığında anneden bebeğe virüsün, dolayısıyla hastalığın bulaşması mümkün değil. Bu nedenle Covid-19 aşısı emzirme sürecinde de annelere güvenle yapılabiliyor. Üstelik aşıyla oluşan antikorlar anne sütüyle bebeğe geçebiliyor ve yeni doğan bebeği belirli bir süre, ortalama altı ay süreyle, Covid-19 hastalığından koruyabiliyor” diyor.</p>



<p><br>HATA: COVİD-19 İÇİN 2 DOZ AŞI YETERLİ. ÜÇÜNCÜ DOZU YAPTIRMAYACAĞIM!</p>



<p><br>DOĞRUSU: Kasım 2021’in ortalarından bu yana tüm dünya yeni bir Covid-19 etkeni SARS-CoV2 varyantı ile karşı karşıya. Omikron olarak adlandırılan ve ilk defa Güney Afrika’da saptanan bu varyant, bundan önceki delta varyantından çok daha fazla sayıda mutasyona sahip. Bu mutasyonlar nedeniyle virüs, çok daha fazla bulaştırıcı özellik kazanıyor. Aynı zamanda hastalığın geçirilme oranını daha fazla yükseltiyor ya da etkin özellikteki aşıların iki dozu sonrasında oluşan antikorun etkisinden korunabiliyor. Bu iki durum hastalığın kısa sürede hızla yayılarak bugün için 90’dan fazla ülkede görülmesine ve görüldüğü ülkelerde 2-3 gün içerisinde vaka sayısının yaklaşık iki katına ulaşmasına neden oldu. Yapılan bilimsel çalışmalar yüksek etkinlikteki aşılar ile tam doz aşılanan kişilerde ortaya çıkan nötralizan antikorların omikron varyantına karşı koruyuculuğunun diğer varyantlara göre hem daha düşük hem de çok daha kısa zaman içerisinde koruyuculuğunun hızla azaldığını gösteriyor. Bu nedenle ikinci dozdan üç ay sonra üçüncü doz aşı öneriliyor. Yine çalışmalar üçüncü doz sonrası nötralizan antikor düzeylerinde 25 kat artış olduğunu ve koruyuculuğun yüzde 70’lere ulaşabildiğini gösteriyor.</p>



<p><br>HATA: COVİD-19 AŞILARININ CİDDİ YAN ETKİLERİ VAR!</p>



<p><br>DOĞRUSU: Aşılanma oranının istenilen düzeyde olmamasının önemli bir nedeni de; aşıların yan etkilerine yönelik yayılan hatalı bilgiler. Ülkemizde kullanılan Covid-19 aşıları yönünden irdeleyecek olursak; Sinovac firmasının CoronaVac aşısında sadece enjeksiyon yerinde ağrı ve kızarıklık gibi hafif yan etkiler gelişirken, anafilaksi gibi ciddi alerjik reaksiyonların son derece nadir olarak görüldüğü belirtiliyor.</p>



<p><br>Pfizer/BioNTech firmasının aşısı olan Comirnaty aşısında da genellikle halsizlik, baş ağrısı, kas ve eklem ağrısı, titreme, ateş bulantı, kusma, uykusuzluk ile enjeksiyon yerinde ağrı, kaşıntı ve kızarıklık görülüyor. Ürtiker, anjioödem, lenfodenopati (boyundaki lenflerin şişmesi) ve fasiyal paralizi (yüz felci) gibi yan etkilere ise çok nadir rastlanıyor. Bu sorunlar da en fazla bir hafta içerisinde tamamen geçiyor. Comirnaty aşısıyla geliştiği iddia edilen miyokardit (kalp kası iltihabı)/perikardit (kalp zarı iltihabı) ise milyonda 27 kişide görülmüş, daha çok genç erkeklerde ve ikinci doz aşıdan sonra ortaya çıkmış. Prof. Dr. Çağrı Büke, bu hastaların da tedaviyle tamamen iyileştiklerini belirterek, “Aşının bu çok nadir görülen yan etkisi insanları endişelendirirken öte yandan Covid-19 geçiren hastalarda ise yüz felci ile miyokardit ve perikardit gelişimi çok daha yüksek oranda görülüyor” diyor. Covid-19 hastalığı geçirenlerde kan pıhtılaşması riski yüksek oranda seyrederken, aşılarda ise bu risk çok düşük oluyor. Daha çok Johnson &amp; Johnson ve AstraZeneca aşılarında bildirilen bu yan etkilerin de milyonda bir gibi oldukça ender görüldüğü bildiriliyor.</p>



<p><br>HATA: COVİD-19 AŞILARI GENLERİMİZE ZARAR VERİYOR!</p>



<p><br>DOĞRUSU: Prof. Dr. Çağrı Büke, Pfizer-BioNTech aşısında bulunan mRNA materyalinin genlerimizi oluşturan DNA materyalinden farklı olduğuna ve genlerimize yerleşemediğine işaret ederek, “Yaygın inanışın aksine mRNA, insan DNA’sını içeren 46 kromozomun bulunduğu hücre çekirdeğinin içerisine giremez ve yerleşemez. Çünkü aşıyla vücuda giren mRN’nın tanımlanma işlemi yapılır yapılmaz, yani dakikalarla tanımlanabilecek sürede vücut tarafından ortadan kaldırılıyor. Dolayısıyla aşıların genlere zarar vermesi mümkün değil.” diyor. </p>



<p>Editör : Abdullah GÖNÜLTAŞ / HABER MERKEZİ</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/covid-19-asilari-hakkinda-dogru-sanilan-yanlislar/">COVID-19 AŞILARI HAKKINDA DOĞRU SANILAN YANLIŞLAR</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/covid-19-asilari-hakkinda-dogru-sanilan-yanlislar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DİŞ ETİ HASTALIĞI, ERKEN DOĞUM RİSKİNİ ARTIRABİLİR!</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/dis-eti-hastaligi-erken-dogum-riskini-artirabilir/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/dis-eti-hastaligi-erken-dogum-riskini-artirabilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Dec 2021 06:17:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[diş eti hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[erken doğum]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[melek altan köran]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=6323</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk arasında hamilelik döneminde dişlerin çürüdüğüne, diş kaybı yaşandığına dair yanlış bir inanış var. Bebeğin ihtiyacı olan kalsiyumu annenin kemiklerinden ve dişlerinden çektiğine yönelik inanışın da yanlış olduğunu ifade eden Dr. Melek Altan Köran, hamilelikte oluşan diş çürükleri hakkında şunları söylüyor: “Hamilelikte dişlerden kalsiyum çekilmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Ancak çürüklerde artış görülebilmesinin [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/dis-eti-hastaligi-erken-dogum-riskini-artirabilir/">DİŞ ETİ HASTALIĞI, ERKEN DOĞUM RİSKİNİ ARTIRABİLİR!</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Halk arasında hamilelik döneminde dişlerin çürüdüğüne, diş kaybı yaşandığına dair yanlış bir inanış var. Bebeğin ihtiyacı olan kalsiyumu annenin kemiklerinden ve dişlerinden çektiğine yönelik inanışın da yanlış olduğunu ifade eden Dr. Melek Altan Köran, hamilelikte oluşan diş çürükleri hakkında şunları söylüyor: “Hamilelikte dişlerden kalsiyum çekilmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Ancak çürüklerde artış görülebilmesinin de bazı nedenleri vardır. Hamilelik döneminde görülebilen ağız kuruluğuna ya da annenin diş eti hastalığına bağlı kanamalardan kaçınmak için dişlerini fırçalamayı aksatmasına bağlı olarak çürüklerde artış olabilir. Aynı zamanda özellikle gebeliğin ilk dönemlerinde görülebilen kusma ile ağızdaki asit düzeyinin artması da bu sürece katkıda bulunabilir.”</p>



<p><br><strong>RUTİN AĞIZ BAKIMI DİŞ ETLERİNİ KORUYOR</strong></p>



<p><br>Kadınların hamilelik sürecinde karşılaşabildiği diş eti sorunlarının başında “hamilelik gingivitisi” geliyor. Yükselen hormon seviyeleri, annenin bağışıklık sisteminin baskılanmış olması ve ağız florasındaki değişimlere bağlı olarak diş eti hastalıklarına yatkınlığın arttığını anlatan Dr. Melek Altan Köran, “Bu dönemde görülen ‘hamilelik gingivitisi’nde, diş eti hastalığının başlıca nedeni olan plağa karşı daha şiddetli bir diş eti reaksiyonu görülür. Hamilelik gingivitisi; diş etlerinde kızarıklık, şişlik, kanama ve diş eti büyümesiyle belirti veren bir diş eti hastalığıdır. İyi bir ağız hijyeninin sağlanması ile bu sorunun önüne geçilebilir. Gingivitis oluşmuş bir anne adayında diş yüzey temizliklerinin yapılması ve ağız bakım rutinlerinin oturtulması genellikle tedavi için yeterli olacaktır” diye bilgi veriyor.</p>



<p><br><strong>TEDAVİ İÇİN İDEAL DÖNEM, 3. VE 6. AYLAR ARASI</strong></p>



<p><br>Peki, hamilelik döneminde diş tedavisi nasıl planlanmalı? Zorunlu hallerde hangi işlemler, nasıl ve hamileliğin hangi döneminde yapılabilir? Genel yaklaşımın ertelenebilecek tedavilerin doğum sonrasına bırakılması yönünde olduğunu kaydeden Dr. Melek Altan Köran, bu soruları şöyle cevap veriyor: “Anne ve bebeğin sağlığını korumak için tedavilerde bazı kısıtlamalar olabiliyor. Ancak gerekli durumlarda da uygun müdahalelerle annenin ağız sağlığı korunabiliyor. Hamilelik döneminde diş tedavilerini yapmak için en uygun dönem hamileliğin 3. ve 6. ayları arasındaki dönemdir. Bu dönemde lokal anestezi ile dolgular, kanal tedavileri ve diş çekimleri yapılabilir. Gebelik döneminde görülebilecek dişeti hastalıklarının tedavisi için de gerekli olabilen diş yüzey temizlikleri gebeliğin herhangi bir döneminde yapılabilir. Bebeğin ve annenin sağlığı gözetilerek gerekli durumlarda diş tedavilerini destekleyici amaçla antibiyotik tedavisi uygulanabilir. Diş hekimi böyle bir durumda bebek için güvenli grupta olan ve tedavide etkili olabilecek antibiyotikler arasından seçim yapar. Ağız-diş sağlığı ile ilgili bir durumun tespiti amacıyla alınacak radyografiler de yine anneyi ve bebeği korumak amacıyla kurşun önlükler gibi koruyucu ekipmanlar kullanılarak alınabilir. Ancak her iki uygulama için de özellikle gebeliğin ilk üç ayında gereksiz uygulamalardan kaçınılmalıdır.”</p>



<p><br><strong>ÇOCUĞUN YEMEĞİNİ ÜFLEMEK BİLE BULAŞ NEDENİ</strong></p>



<p><br>Hamilelikte annenin diş sağlığının, doğrudan bebeğin diş sağlığı üzerinde bir etkisi olmadığını vurgulayan Dr. Melek Altan Köran, “Ancak doğum sonrası annelerdeki çürük yapıcı bakterilerin, çocuğun dişlenme döneminde, çocuğa geçişi söz konusu olabilir. Özellikle çocuğa verilecek kaşığa üflemek ya da kaşıktaki yemeğin sıcaklığına, tadına bakmak gibi doğrudan bulaşa neden olabilecek davranışlardan kaçınmak gerekir” sözleriyle önemli bir noktaya dikkat çekiyor. </p>



<p>Editör : Abdullah GÖNÜLTAŞ / HABER MERKEZİ</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/dis-eti-hastaligi-erken-dogum-riskini-artirabilir/">DİŞ ETİ HASTALIĞI, ERKEN DOĞUM RİSKİNİ ARTIRABİLİR!</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/dis-eti-hastaligi-erken-dogum-riskini-artirabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
