<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>duygusal Archives - Horoz Medya</title>
	<atom:link href="https://www.horozmedya.com/etiket/duygusal/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.horozmedya.com/etiket/duygusal/</link>
	<description>Haberin Adresi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 29 Aug 2023 11:24:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2022/05/cropped-horoz-32x32.png</url>
	<title>duygusal Archives - Horoz Medya</title>
	<link>https://www.horozmedya.com/etiket/duygusal/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>UZMANINDAN AİLELERE UYARI: DUYGUSAL İÇERİKLİ VEDALARDAN KAÇINILMALI</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/uzmanindan-ailelere-uyari-duygusal-icerikli-vedalardan-kacinilmali/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/uzmanindan-ailelere-uyari-duygusal-icerikli-vedalardan-kacinilmali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Aug 2023 11:24:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[denizli]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[Pamukkale]]></category>
		<category><![CDATA[VEDA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=49834</guid>

					<description><![CDATA[<p>Okulların açılmasına sayılı günler kaldı. Uzmanlar ise çocukların okullarına adapte olabilmeleri için bazı önemli noktalara değindi. Çocuk Gelişimci ve Aile Danışmanı Yıldız Karakaya Güneştepe, anaokulu deneyimi yaşamamış çocukların ilkokula uyumunun zor olduğunu ifade ederek, “Hayatın ilk altı yılını kapsayan okul öncesi dönemde çocuk; sosyal, duygusal, zihinsel, fiziksel pek çok beceriyi öğrenme ve topluma uyum sağlama [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/uzmanindan-ailelere-uyari-duygusal-icerikli-vedalardan-kacinilmali/">UZMANINDAN AİLELERE UYARI: DUYGUSAL İÇERİKLİ VEDALARDAN KAÇINILMALI</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Okulların açılmasına sayılı günler kaldı. Uzmanlar ise çocukların okullarına adapte olabilmeleri için bazı önemli noktalara değindi. Çocuk Gelişimci ve Aile Danışmanı Yıldız Karakaya Güneştepe, anaokulu deneyimi yaşamamış çocukların ilkokula uyumunun zor olduğunu ifade ederek, “Hayatın ilk altı yılını kapsayan okul öncesi dönemde çocuk; sosyal, duygusal, zihinsel, fiziksel pek çok beceriyi öğrenme ve topluma uyum sağlama süreci içerisindedir. İlkokul dönemiyle birlikte çocuğun ilk altı yılda geliştirmiş olduğu hazır bulunuşluk onun okul sürecine uyumunu da etkileyecektir. Sağlıklı sosyal ilişkiler geliştirmemiş, anaokulu deneyimini yaşamamış, ebeveyn ilgisinden mahrum kalmış, fiziksel- ruhsal ihtiyaçları karşılanmamış çocukların ilkokula uyumları da oldukça zor olmaktadır. Bu yüzden ailelerin özellikle 0-6 yaş dönemine özellikle önem vermeleri gerekiyor” dedi.</p>



<p>“ARKADAŞLARIYLA İLİŞKİ GELİŞTİRMELERİNE MÜSAADE EDİLMELİDİR”</p>



<p>Bu yıl ilkokula başlayan çocuklar için uyum sürecinde ailelerin yapması gerekenleri sıralayan Çocuk Gelişimci ve Aile Danışmanı Yıldız Karakaya Güneştepe, şunları vurguladı; “Öncelikle anne ve babalar kendilerinin de bir uyum süreci içerisinde olduklarını ve ebeveyn kaygısının çocuğu da endişelendirdiğini unutmamalıdırlar. Ebeveynler sosyal-duygusal, dil gelişimi ve öğrenme açısından çocuklarının ilkokula hazır olup olmadığının analizini yapabilmeli, okula başlamadan önce mevcut beceri eksikliklerini gidermeye çalışmalıdırlar. Ebeveynlerinden sağlıklı ayrışamayan çocuklar uyum konusunda oldukça zorlandıklarından okul öncesi dönemde özellikle ikili arkadaşlık kurmalarına ve müdahale etmeden arkadaşlarıyla ilişki geliştirmelerine müsaade edilmelidir. Ebeveynlerin çocuğun okula gitmesi konusunda net ve kararlı olması bunu asla ödüle ya da cezaya çevirmemeleri çok önemlidir. Unutulmamalıdır ki okula her gidişinde bir hediye isteyen çocuk, okula uyum sağlama çabasında değil; hediye alma çabasındadır” diye konuştu.</p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img fetchpriority="high" decoding="async" src="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2023/08/20230828aw017752-0-1024x734.jpg" alt="" class="wp-image-49836" style="width:427px;height:306px" width="427" height="306" srcset="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2023/08/20230828aw017752-0-1024x734.jpg 1024w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2023/08/20230828aw017752-0-300x215.jpg 300w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2023/08/20230828aw017752-0-768x551.jpg 768w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2023/08/20230828aw017752-0-1536x1101.jpg 1536w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2023/08/20230828aw017752-0.jpg 1600w" sizes="(max-width: 427px) 100vw, 427px" /><figcaption class="wp-element-caption">ÇOCUK GELİŞİMCİ VE AİLE DANIŞMANI YILDIZ KARAKAYA GÜNEŞTEPE, EĞİTİM HAYATINA YENİ BAŞLAYAN ÇOCUKLARIN OKULA UYUMLARININ ARTIRILMASI İÇİN TAVSİYELERDE BULUNDU. (ONUR ERDEN/SİVAS-İHA)</figcaption></figure>



<p>“OKULA BAŞLAYAN ÇOCUKLARIN KAYGI DUYMASI OLDUKÇA NORMALDİR&#8221;</p>



<p>Okula başlayan çocukların kaygı duymalarının oldukça normal olduğunu belirten Güneştepe, “ Okula başlayan çocukların kaygı duyması oldukça normaldir. Böyle zamanlarda ebeveynler aynı kaygıyı okula başladıklarında kendilerinin de yaşadıklarını ancak sonra öğretmenlerini ve arkadaşlarını zamanla çok sevdiklerinden bahsederek kaygılanmalarının normal olduğunu anlatmaları gerekir. Mümkünse çocukların okul günü gelmeden; okulu, sınıfları, tuvalet ve kantin gibi alanları önceden ebeveynleriyle gezmeleri uyum süreci açısından önemlidir. Eğer çocuk okula başladıktan sonra bir ay boyunca sürekli kaygı yaşıyor, okula gitmek istemiyorsa bir uzmandan yardım almakta fayda vardır. Çocuğu okula göndermekle ya da okul çıkışı çocuğu okulda bırakmayla ilgili tehditler çocuğun okulu bir ceza aracı gibi görmesine neden olacaktır. Çocuk okula bırakıldığında uzun süreli duygusal içerikli vedalardan kaçınılmalı, çocuk okuldan gelir gelmez (özellikle kaygılı çocuklarda) ona ‘‘okul nasıldı?’’ gibi sorular sorulmamalıdır. Okuldan dönen çocukla en güzel etkileşim yolu ona sımsıkı sarılmak ve rutin hayata devam etmektir. Sürekli okulla ilgili soru soran ebeveynin kaygısı ister istemez çocuğa da yansıyacağından okul saatleri dışında çocuk sormadığı müddetçe okuldan bahsetmemek en doğru olandır. Son olarak; yeni eğitim döneminin heyecanını yaşarken, çocuğun var olan diğer ihtiyaçlarını da örneğin, oyun, eğlence, sosyal yaşam gibi en temel ihtiyaçlarını unutmamakta fayda var” şeklinde konuştu. İHA</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/uzmanindan-ailelere-uyari-duygusal-icerikli-vedalardan-kacinilmali/">UZMANINDAN AİLELERE UYARI: DUYGUSAL İÇERİKLİ VEDALARDAN KAÇINILMALI</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/uzmanindan-ailelere-uyari-duygusal-icerikli-vedalardan-kacinilmali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;KRONİK AĞRI SENDROMU PSİKOLOJİNİZİ DE ETKİLEYEBİLİR&#8217;</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/kronik-agri-sendromu-psikolojinizi-de-etkileyebilir/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/kronik-agri-sendromu-psikolojinizi-de-etkileyebilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Feb 2022 00:16:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bülten]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[bulgu]]></category>
		<category><![CDATA[ÇARE]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kronik]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[SENDROM]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=12302</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. Haci Ahmet Alıcı, kronik ağrıların tedavisine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Alıcı, ağrının uyarıcı bir bulgu olduğunu belirterek, “İster baş ağrısı olsun ister karın ağrısı isterse vücudumuzun başka yerinden kaynaklanan ağrılar olsun hepimiz hayatımızın herhangi bir döneminde mutlaka ağrı çekeriz. Ağrı çekmek insanın doğasında vardır. Aslında ağrı uyarıcı bir bulgudur. Vücudumuzda bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/kronik-agri-sendromu-psikolojinizi-de-etkileyebilir/">&#8216;KRONİK AĞRI SENDROMU PSİKOLOJİNİZİ DE ETKİLEYEBİLİR&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Prof. Dr. Haci Ahmet Alıcı, kronik ağrıların tedavisine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Alıcı, ağrının uyarıcı bir bulgu olduğunu belirterek, “İster baş ağrısı olsun ister karın ağrısı isterse vücudumuzun başka yerinden kaynaklanan ağrılar olsun hepimiz hayatımızın herhangi bir döneminde mutlaka ağrı çekeriz. Ağrı çekmek insanın doğasında vardır. Aslında ağrı uyarıcı bir bulgudur. Vücudumuzda bir şeylerin yanlış gittiğini gösteren bir sinyaldir. Yani ağrı bizim dostumuzdur. Bizi çare aramak amacıyla doktora yönlendirir. Biz ağrıyı gerçek ya da ihtimal bir doku hasarıyla ilgili insanın geçmişteki tüm deneyimlerini de kapsayan hoş olmayan duyusal ve duygusal bir deneyim olarak tanımlıyoruz. Ağrılarımızın çoğu geçicidir. Ağrıya sebep olan hastalığı çözdüğümüz zaman ağrı kendiliğinden veya ağrı kesici kullandığımızda veya çeşitli davranışlarla geçer ve bir daha başlamaz. Biz bu tür ağrıyı akut ağrı olarak adlandırıyoruz. Aynı ağrı geçmez devam ederse veya tekrarlarsa ve devam süresi 3 ay gibi bir süreyi geçerse ağrının kronikleşmesinden bahsederiz” dedi.</p>



<p>“KRONİK AĞRI ÇOK BOYUTLU BİR SENDROMDUR”</p>



<p>Kronik ağrının 3-6 aydan daha uzun süren ve uzun süreli tedavi gerektiren, kişiye özel ve çok boyutlu yaşantısı olan, duyusal, duygusal, davranışsal ve bilişsel bileşenleri içeren ağrı olarak tanımlandığına dikkati çeken Prof. Dr. Alıcı, “Ağrının başlamasından sonra devam eden kronikleşme sürecinde ağrının koruyucu uyarıcı sınırlayıcı etkisi bir yere kadardır. Kronikleşme sürecinde ağrı tedavisi için kişi büyük bir umutla çareler arar. Bireysel gayretler gösterir. Bu gayretler ve çareler arayışında ağrının geçeceğine dair bir umut vardır. Umudun ve bireysel gayretlerin tükendiği yerde ağrı kronikleşmeye başlamıştır artık. Akut ağrı döneminde tehdide hızlı bir şekilde tepki vermemizi sağlayan kaygı tarzında olan bireyin psikolojisi, ağrının devam etmesi sonucunda kronik ağrının psikolojik bileşeni olan depresyona döner. Artık ağrının çok boyutlu, çok disiplinli bir şekilde incelenip tedavi edilmesini gerektiren, ağrının başlı başına bir hastalık olarak kabul edildiği nokta olan kronik ağrı hastalığı/sendromu ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla kronik ağrı artık bir bulgu olarak karşımıza çıkmaz. Artık çok boyutlu bir sendromdur. Kronik ağrıda sadece ağrı yoktur. Birlikte ağrıyı uzun süre yaşamış ve iyileşme adına umutlarını kaybetmiş, çaresiz, huzursuz, sabrı ve dayanma gücü tükenmiş, ağrı hakkında kendine has tecrübeler edinmiş kısaca duygusal, psikolojik, fiziksel ve ruhsal olarak etkilenmiş bir hasta vardır artık. Bu nedenle ağrı tedavisinin etkili ve başarılı olması için daha karmaşık bir program şeklinde yürütülmesi gerekir” şeklinde konuştu.</p>



<p>“PSİKİYATRİK BELİRTİLERİ ARTIRABİLİR”</p>



<p>Prof. Dr. Alıcı, kronik ağrıda hastaların fiziksel ve psikolojik olarak stresli ve sürekli rahatsızlık hissettiğini ifade ederek, “Bu durum hastada ve sevdiklerinde öfke ve hayal kırıklığına yol açabilir. Tedavide kronik ağrının fiziksel boyutları düşünülürken, ağrınızın tetiklenmesinin ve şiddetinin azaltılması için psikoterapi açısından da ağrının zihinsel ve duygusal yönlerini yönetmemiz gerekir. Böyle bir durumda kronik ağrı, bir bulgu olmaktan çıkıp artık bir sendrom haline gelmiştir ve psikiyatrik belirti birlikteliği oldukça fazladır. Karşımıza somatoform veya depresif bozukluğun bir belirtisi olarak çıkabileceği gibi bazen de fiziksel bir bozukluk olarak kişinin ruhsal dünyasında bozulmalara yol açabilmektedir. İnsanların yetiştikleri toplumun sosyal ve kültürel özelliklerine ve bireyin kişilik özelliklerine çocukluktaki yaşadığı bastırılmış ihmal edilmişlik özelliklerine göre ağrının psikolojik algılanması değişebilir. Dolayısıyla kronik ağrı ile birlikte olan psikolojik rahatsızlıklarımız depresyon, uyku bozuklukları, anksiyete bozuklukları, psikojenik ağrı bozukluğu, somatik semptom bozukluğu, konversiyon bozukluğu ve temaruz/yapay bozukluk şeklinde ortaya çıkabilir” diye konuştu.</p>



<p>“TEDAVİDE MULTİDİSİPLİNER YAKLAŞIM ŞART”</p>



<p>Kronik ağrılı hastaya tedavi yaklaşımının nasıl olması gerektiğini Prof. Dr. Alıcı, şu şekilde açıkladı: “Kronik ağrılı hastanın tanı ve değerlendirmesinde olduğu gibi tedavisine de her zaman altın standart olarak kabul edilen multidisipliner bir şekilde yaklaşılmalıdır. Koordineli bir yaklaşımla, çoklu tedavileri içeren kapsamlı iyileştirme hizmeti alan kronik ağrılı hastalarda, multidispliner yaklaşımın faydası bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Bu altın standart yaklaşımda kronik ağrıya eşlik eden psikolojik etmenler mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Ağrı uzmanı tarafından kronik ağrının değerlendirilmesi ve tanısı konduktan sonra ağrı fiziksel olarak tedavi edilirken aynı zamanda psikolojik etmenlerin de tedavi edilmesi için hasta mutlaka psikoterapi için yönlendirilmelidir. Psikoterapi, kronik ağrı için verilen farmakolojik tedavi ve girişimsel işlemle birlikte aynı anda yapılmalıdır. Burada ağrı için verilecek ilaçlar basamak tedavisi ile uygulanmalıdır. İlk önce aspirin, naproksen ve ibuprofen gibi opioid olmayan ilaçlar daha sonra kuvvet derecelerine göre morfin benzeri ilaçları kullanılmalıdır. Hastaların beklentisi göz önüne alınmalıdır. Ancak bu beklenti ağrının tamamen ortadan kaldırılması olmasa bile azaltılması, fiziksel işlevselliğin düzeltilmesi, duygu durum ve uyku bozukluklarının düzenlenmesi, aktif başa çıkma becerilerinin geliştirilmesi ve işe geri dönüşü içerir.”</p>



<p>“AİLE FERTLERİ DE TEDAVİYE DAHİL EDİLMELİ”</p>



<p>Prof. Dr. Alıcı, en önemli temel yaklaşımın hastanın ağrısını kontrol edebileceği gerçeğini anlatmak olduğunu belirterek, “Psikoterapist tarafından hastaya bilişsel-davranışçı tedaviye erken dönemde başlanılmalıdır. Uygulanabilecek tedaviler, grup terapisi, psikososyal tedavi yöntemleri ve davranışsal yöntemler ve çeşitli psikotrop ilaçlardır. Bilişsel-davranışsal terapide olumsuz düşünceler ve ümitsizlik ortadan kaldırılır ve başa çıkma teknikleri öğretilir. Davranışsal yöntemlerde hastalara diyafram solunumu, progresif kas gevşetme, otojenik gevşeme, resim hayal etme ve düşünceyle gevşeme gibi çeşitli gevşeme stratejileri öğretilir. Ağrı ile ilgili duygusal semptomlar bilişsel-davranışçı grup terapisi ile hastaların ortak bazı problemleri çözülebilir. Kronik ağrı aile fertlerinin hepsini etkilediğinden tedavi programına dahil edilmelidir. Psikososyal tedavi yöntemleri hastanın sosyal ortamının düzenlenmesi, sosyal destek grupları oluşturulması, stresle baş etme yollarının gösterilmesi, uğraşı terapileri, ağrı konusunda hasta eğitimi ve egzersiz tedavisidir. Kronik ağrı tedavisinde psikotrop ilaçlardan antidepresanlar santral ve nöropatik ağrının değişik tiplerinde etkin olabilirler. 6-8 haftalık tedaviye rağmen yanıt alınamadığında ilave ilaç kullanmak gerekli olabilir. Pregabalin ve gabapentin gibi antikonvulzanlar da analjezik etkileri nedeniyle kullanılabilirler. Sonuç olarak; kronik ağrı tedavisinde multidisipliner tedavi yaklaşımı ile daha önce tedaviye dirençli kabul edilen hastaların bile ortalama olarak yarıya yakın kısmında önemli düzelmeler ortaya çıkartılabilmektedir. Multidisipliner tedavi ekibi içinde algolog, psikiyatrist, psikolog, nörolog, fizik tedavi uzmanı ve gerekli durumlarda ilgili diğer bilim dallarından uzmanlar bulunmalıdır. Psikiyatrist ve psikoloğun tedaviye katılması ve hastanın psikolojik durumunun tespiti; tedavi maliyetlerini, süresini, başarısını ve hastanın ve hastanın ailesinin yaşam kalitesini arttırıcı etki yapabilmektedir” ifadelerini kullandı. </p>



<p>EDİTÖR : ABDULLAH GÖNÜLTAŞ /HABER MERKEZİ</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/kronik-agri-sendromu-psikolojinizi-de-etkileyebilir/">&#8216;KRONİK AĞRI SENDROMU PSİKOLOJİNİZİ DE ETKİLEYEBİLİR&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/kronik-agri-sendromu-psikolojinizi-de-etkileyebilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DEPRESYON ÇAĞIMIZIN VEBASI</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/depresyon-cagimizin-vebasi/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/depresyon-cagimizin-vebasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Feb 2022 21:06:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek kaygısı]]></category>
		<category><![CDATA[gündelik]]></category>
		<category><![CDATA[psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[veba]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=11328</guid>

					<description><![CDATA[<p>Depresyon çağımızın vebası olarak saysak herhalde yanılmıyor oluruz. Çünkü yediden yetmişe herkesin neredeyse tanımını bilse de bilmese de depresyondayım demesinden tanık olabiliyoruz. Tanımla yola çıkarsak bireyin içindeki bulunduğu buhran nedeniyle hayatının her alanında sekteye istemeyerek bir yaşam felsefesi haline getirmesidir. Depresyon çoğu zaman ciddi görülmeyen, pek çok farklı alanda kendisini gösteren duygu durumudur. Depresyon; gündelik [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/depresyon-cagimizin-vebasi/">DEPRESYON ÇAĞIMIZIN VEBASI</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Depresyon çağımızın vebası olarak saysak herhalde yanılmıyor oluruz. Çünkü yediden yetmişe herkesin neredeyse tanımını bilse de bilmese de depresyondayım demesinden tanık olabiliyoruz. Tanımla yola çıkarsak bireyin içindeki bulunduğu buhran nedeniyle hayatının her alanında sekteye istemeyerek bir yaşam felsefesi haline getirmesidir. Depresyon çoğu zaman ciddi görülmeyen, pek çok farklı alanda kendisini gösteren duygu durumudur. Depresyon; gündelik yaşamda yapacağımız pek çok şeyi gerçekleştirmemizi engelleyen bir süreçtir. Ani öfke patlamaları, duygusal geçiş ve iştahsızlık veya çok iştah gibi değişimler söz konusudur. Depresyon yaş sınırı geçenlerde okudum bir kitap da 7 yaşa kadar düştüğünü görünce de bir şaşkınlık yaşanmıyor değil. Aslında depresyonu tetikleyen etmenler arasında örnek vermek yanlış olmaz ekonomik buhran, gelecek kaygısı, duygusal ve aile çatışmaları, kimlik bunalımı gibi etmenler söz konusudur Bireyin ait olamama duygusu da cabasıdır şu an toplumumuzda bu gibi etmenler oldukça karşımıza çıkıyor biz çok aktivite yapacağız ancak akşam ne yazık ki çabuk oluyor! Anlık duygu durumları ile birlikte yapacak olduğumuz çoğu işler yarım kalıyor öyle değil mi? Arkadaşlarımızla görüşmek çoğu zaman bize işkence bile olabiliyor kalabalıklar arası yoğun bir gürültü yaşıyoruz özellikle zihnimizde sürekli bir ses susmuyor, susturmaya bile bazen uğraşmıyoruz bir oran belirtmek gerekirse.</p>



<p>Depresyon, kimlerde görülür?</p>



<p>Depresyon hemen hemen her yaş grubunda görülebilen bir duygu durum bozukluğudur. Yaşlılarda olduğu kadar çocuklarda ve ergenlerde de depresyonun görülebildiği ifade edilmektedir. Yapılan çalışmalarda Türkiye’de depresyon sıklığının erkeklerde yüzde 2,3, kadınlarda ise yüzde 5,4 olarak görüldüğü ifade edilmektedir. Kadınlarda depresyonun daha sık görülmesi ise erkeklerin kendilerini farklı şekilde ifade edecekleri alanların daha fazla olması olarak tanımlanır.</p>



<p>Nasıl kurtulabiliriz? Bir kurtuluşu var mıdır?</p>



<p>Elbette var , öncesinde sağ duyumuzu korumak için bir sakinleşmeye ve sizi telkin edecek bir aktiviteler yapmaya çalışın ya da çalışmaya çalışın ve isteyin başa geçene kadar zor ondan sonra sizin zaten alışkanlığınız oluyor bir durumdan kurtulmak yaşam evreni yaratmak için belki de bu bakış açısına ihtiyaç duyuyordunuz determinizm ilkesine bakarsak hiçbir durum nedensiz değildir belki de kendini bulman için kaybolman gerekiyordu Depresyondan kurtulmak için yapılması gereken en önemli şey, destek almaktır. Burada aile ve çevreye de rol verebiliriz desteği üzerinden çekmemelisin en güzel tedavi sevgidir, moraldir akabinde uzman psikologlardan destek alarak depresyondan kurtulmak mümkün olabilir. Bu sayede farklı tedavi yöntemleri ile depresyondan uzak kalmak ve tedavinin sağlanmasına katkıda bulunmak olası hale gelir. Bu noktada tedavinin sağlanması için iş birliği içinde olmak önemlidir. Birçok alanda kendini gönderen bu rahatsızlık insana bir konfor alanı yaratmamalı ve oradan çıkmak için gayret etmelidir. Kuşaklar arası depresyon? Harflerle kategori içine dahil etmemize sebep ararsak temelde ortadaki anlaşmazlığı gidermek için oluşturduğumuz bir alfabetik sıradır. Kuşaklar içinde ortak bir çıkarım neredeyse zordur ama varsayımlardan elde edebildiğimiz kadar anlamaya çalışırız bu da belki kısa da olsa bize çözüm getirebilir netice de her biri birey ve toplumda etkin rol oynar topluma hepsinin bir ruhu, akıllarda yüzlerce düşünce ve geçişsel duygu durumları var.</p>



<p>NAZLI CAN</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/depresyon-cagimizin-vebasi/">DEPRESYON ÇAĞIMIZIN VEBASI</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/depresyon-cagimizin-vebasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
