<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>alerjik Archives - Horoz Medya</title>
	<atom:link href="https://www.horozmedya.com/etiket/alerjik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.horozmedya.com/etiket/alerjik/</link>
	<description>Haberin Adresi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 20 Feb 2025 20:22:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>

<image>
	<url>https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2022/05/cropped-horoz-32x32.png</url>
	<title>alerjik Archives - Horoz Medya</title>
	<link>https://www.horozmedya.com/etiket/alerjik/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>HASSAS VE ALERJİK CİLTLERE MEVSİM GEÇİŞLERİNDE DİKKAT</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/hassas-ve-alerjik-ciltlere-mevsim-gecislerinde-dikkat/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/hassas-ve-alerjik-ciltlere-mevsim-gecislerinde-dikkat/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Apr 2022 10:32:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[alerjik]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[hassas]]></category>
		<category><![CDATA[mevsim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=18487</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hava şartlarından doğrudan ve ilk etkilenen organ olan cilde yaz ve kış dönemleri mevsim geçişlerinde dengeyi ayarlamak için daha dikkat etmek gerektiğini ifade eden İstanbul Arel Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşe Serap Karadağ, “Yaz aylarında güneşin deri üzerinde yoğun etkileri görülür. Kızarıklık, kuruluk, lekelenme, kırışıklıkta artış [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/hassas-ve-alerjik-ciltlere-mevsim-gecislerinde-dikkat/">HASSAS VE ALERJİK CİLTLERE MEVSİM GEÇİŞLERİNDE DİKKAT</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Hava şartlarından doğrudan ve ilk etkilenen organ olan cilde yaz ve kış dönemleri mevsim geçişlerinde dengeyi ayarlamak için daha dikkat etmek gerektiğini ifade eden İstanbul Arel Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşe Serap Karadağ, “Yaz aylarında güneşin deri üzerinde yoğun etkileri görülür. Kızarıklık, kuruluk, lekelenme, kırışıklıkta artış ve kaşıntı en sık karşılaştığımız sorunlardır. Özellikle lekeye yatkın, rozaseli, hassas ve alerjik ciltler için yaz mevsimine geçişlerde ve güneşin yoğun olduğu dönemlerde özel dikkat gerekmektedir. UV&#8217;ye yoğun maruziyet sonrası yaz aylarının başlarında derinin dış tabakasında kalınlaşma ve iç tabakalarında kolajen ve elastik liflerde incelme meydana gelmekte ve korunmayan ciltlerde yıllar içinde deri yaşlanması hızlanmaktadır.” dedi.</p>



<p><br>“ÖZELLİKLE ROZASE VE MELAZMA HASTALARIMIZIN DAHA DİKKATLİ OLMASI GEREKMEKTEDİR”</p>



<p><br>Karadağ, “Yaz aylarında maruz kaldığımız güneş ve ısı nedeniyle özellikle rozase (gül hastalığı) ve leke (melazma) hastalarımızın daha dikkatli olması gerekmektedir. Aşırı sıcak ve soğuk maruziyeti hassas ve kızarık ciltlerde şikâyetlerde artış yapmaktadır. Havaların ısınmasıyla birlikte güneşten iyi korunmak gerekmektedir. Yaz aylarına geçişte soğuk olan hava aniden ısınmaya başlamakta, bu durum kuru ciltleri rahatlatmakta ve egzama sıklığı azalmaktadır.” ifadelerini kullandı.</p>



<p><br>“YAZ &#8211; KIŞ CİLDİMİZİ GÜNEŞTEN KORUMAK OLMAZSA OLMAZLARIMIZDIR”</p>



<p><br>Hassas, alerjiye ve kızarıklığa yakın ve kuru ciltler mevsim geçişlerinden daha fazla etkilenmekte olduğunu söyleyerek devam eden Karadağ, “Cilt bakımında önemli olan sade bir rutin oluşturmak ve bu rutine devam edebilmektir. Deride rutinimizin başlıca basamakları temizlemek, nemlendirmek ve güneşten korumaktır. 30&#8217;lu yaşlardan sonra antiaging etkisi olan retinollü ürünler, AHA/BHA denilen asitler rutine eklenmelidir. Bu standart bakım cilt C vitamini, hyaluronik asit ve niasinamid gibi serumlarla desteklenebilir. Ama olmazsa olmazlarımız günde 2 kez temizleme, nemlendirme ve yaz-kış güneşten korumadır” şeklinde konuştu. Prof. Dr. Ayşe Serap Karadağ, güneşten koruyucuların sadece yazın değil ultraviyole (UV) indeksi takip edilerek her mevsim kullanılması gerektiğini vurguladı. UV İndeksi (UVI), güneşin yaydığı ve dünyanın atmosferine nüfuz eden ve güneş yanığına yol açan UV radyasyonu ölçen uluslararası standart ölçektir. UV ışınları karlı ve açık havalarda da cildi etkilemektedir. Cep telefonlarındaki hava durumu aplikasyonlarından UVI kontrol edilebilir.</p>



<p><br>UVI DEĞERİNİN REFERANS ARALIĞI NE OLMALIDIR</p>



<p>Karadağ, UVI değeri ne kadar yüksekse güneş ışınlarının cilde ve gözlere vereceği zararın da o kadar büyük olduğunu ve hasarın daha kısa zamanda gerçekleşeceğini belirterek, “UVI 2&#8217;nin altındaysa UV&#8217;nin zarar vermesi beklenmez. UVI 2-8 arasındaysa güneşten çok iyi korunarak dışarı çıkılmalıdır. UVI 8&#8217;in üzerindeyse mümkünse dışarı çıkılmamalıdır” açıklamalarında bulundu.</p>



<p>“TAMAMEN KORUYAN GÜNEŞ KREMİ YOKTUR”</p>



<p><br>Güneşten koruyucu kremlerde 30 faktör üzerinde olmasının genellikle yeterli olduğunu belirten Karadağ, “30 faktörün güneşten koruyucu özelliği yüzde 95 ise 50 faktörün koruyuculuğu yüzde 97&#8217;dir. Yüzde 100 koruyan bir güneşten koruyucu olmasa da 30 faktörden sonrasında koruma oranları çok değişmemektedir. Çok açık tenli olanlar veya güneş hassasiyeti ile seyreden hastalığı olanlarda 50 faktör koruma olması önemlidir. Karadağ, “Tamamen koruyan bir güneş kremi yoktur. Güneşten koruyucuya ilaveten şapka, gözlük ve giysi ile güneşten korunmalıdır ” ifadelerinde bulundu.</p>



<p><br>Güneşin UVA, UVB ve görünür ışıklarının insan derisini etkilediğini söyleyen Karadağ, “UVB başlıca güneş yanıklarından ve deri tümörlerinden sorumluyken UVA deri yaşlanması ve lekelenmelerden sorumludur. Lekelerin artmasında UVA&#8217;nın yanı sıra görünür ışık da katkıda bulunmaktadır. Görünür ışığın en büyük kaynağı gün ışığı olsa da elektronik araçlar, televizyon, bilgisayar ekranı ve LED lambalar da görünür ışık yaymaktadır. Bu nedenle lekeye yatkın ciltlerde evde de güneşten koruyucu sürülmelidir. Lekeli hastalarda güneşten koruyucu geniş spektrumlu olmalı ve titanyum, demir oksit ve çinko oksit içeren tinted (renkli) formlar tercih edilmelidir” dedi. Güneşten koruyucu olarak kimyasal veya fiziksel filtreler kullanıldığını aktaran Karadağ,” Faktör sayısının artması çok zararlı olmasa da faktörü artırmak için daha fazla kimyasal kullanılmakta ve bu da deride gereksiz kimyasal maruziyetine neden olabilmektedir. Fiziksel filtreler ile kimyasal maruziyeti daha azdır, deri direkt olarak UV ışınlarını yansıtır ve UV&#8217;nin vücuda girmesi engellenir. Gebelerde ve küçük çocuklarda fiziksel filtreler tercih edilmelidir” diye konuştu.</p>



<p><br>“SABUNLARIN PH&#8217;SI DERİYE UYGUN OLMAYIP DERİYİ DAHA FAZLA KURUTUR”</p>



<p><br>Cildi korumak için rutin önerilerde bulunan Karadağ, “Cilt tipinize uygun nemlendiricileri kullanın. Özellikle soğuk havalarda cilt kuruluğu artmakta nemlenmeyen ciltlerde egzama gelişimi kolaylaşmakta, cilt kuruyup kaşıntılı hale gelmektedir. Yağlı ciltlerde de yağsız (komedojenik olmayan) gözenekleri tıkamayan nemlendiriciler kullanıp derinin bariyeri korunmalıdır. Kuruyan yağlı cilt daha çok yağlanarak bariyerini korumaya çalışmaktadır.” dedi. Cilde uygun, deri pH&#8217;sı ile uyumlu temizleyicilerle cildimizi temizlememizi vurgulayan Karadağ, “Sabunların pH&#8217;sı deriye uygun olmayıp deriyi daha fazla kurutur. Deri pH&#8217;sı 4.5-5.5, sabunlarınki ise 8.5-9 arasındadır, bu yüksek pH derinin asidik yapısını bozarak doğal mikrobiyom dengesini de bozmaktadır. Kuru ciltler sabunla daha fazla kuruyarak egzema gelişimi kolaylaşmaktadır. Yağlı ciltlerde de sabunlar cildi çok kurutarak bariyer tabakasını bozmakta ve deri daha fazla yağlanmaktadır. Bu nedenle deri tipine uygun dermatolojik olarak test edilmiş sabun içermeyen dermokozmetik temizleyiciler tercih edilmelidir” ifadelerini kullandı.</p>



<p><br>Prof. Dr. Ayşe Serap Karadağ, günlük rutinin bir parçası olan güneşten koruyucu kremlerin, geçiş dönemlerinde cildimizin en önemli kalkanlarından biri olduğunu söyleyerek devam etti; “Normal ciltlerde normal güneşten koruyucular kullanılabilirken hassas- kuru-yağlı-pigmentli ciltlerde deri tipine uygun koruyucu seçilmelidir.” Karadağ, son olarak, mevsim geçişlerinde hastaların günlük rutinlerine ilaveten bazı uygulamalar yapılarak cildin kalitesinin artırılmakta ve cildin sorununa göre rahatlatıcı işlemler yapılabileceğini söyleyerek, “Özellikle kuru ve nemsiz ciltlerde uygulanan nem aşısı, gençlik aşısı dediğimiz mezoterapi uygulamaları ve kişinin kendi kanından elde ettiğimiz PRP (plateletten zengin plazma) işlemleri ile cilt kalitesi artırılabilmekte ve kolajen uyarımı yapılmaktadır. Yağlı ciltlerde uyguladığımız karbon peeling uygulaması ile yağlanma giderilmekte, sivilceler ve izleri azalmakta, ayrıca cilt tonu eşitlemesi ve gözenek sıkılaştırması yapılabilmektedir. Yine altın iğne ve lazer uygulamalarımız da ciltte kolajen uyarımı yapan, gözenekleri sıkılaştıran ve cilt gençleştiren en başarılı uygulamalardandır. Bu uygulamalardan fraksiyonel lazer ve kimyasal peeling gibi daha yoğun uygulamaların güneşli olmayan mevsimlerde yapıldığını da belirtmekte fayda var” dedi. </p>



<p>Editör: Abdullah GÖNÜLTAŞ / HABER MERKEZİ</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/hassas-ve-alerjik-ciltlere-mevsim-gecislerinde-dikkat/">HASSAS VE ALERJİK CİLTLERE MEVSİM GEÇİŞLERİNDE DİKKAT</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/hassas-ve-alerjik-ciltlere-mevsim-gecislerinde-dikkat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ALERJİK NEZLESİ OLAN SÜRÜCÜLERİN DİKKATİNE!</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/alerjik-nezlesi-olan-suruculerin-dikkatine-2/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/alerjik-nezlesi-olan-suruculerin-dikkatine-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Mar 2022 21:57:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[alerjik]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk alerji]]></category>
		<category><![CDATA[nezle]]></category>
		<category><![CDATA[sürücü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=16053</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bahar aylarında, alerjik riniti olan bireylerde astım, sinüzit gibi hastalıklar daha fazla nükseder, odak ve dikkat dağınıklığı artar. Alerjisi olan hastaların yol hakimiyetini kaybedip trafik kazalarına karışma riski çok olup neredeyse ölümcül boyutlara ulaşmaktadır. Çocuk Alerji, Göğüs Hastalıkları Uzmanı ve Alerji Astım Derneği Başkanı Prof. Dr. Ahmet Akçay; alerjik rinitin, oldukça yaygın alerjik bir hastalık olduğunu, dikkat ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/alerjik-nezlesi-olan-suruculerin-dikkatine-2/">ALERJİK NEZLESİ OLAN SÜRÜCÜLERİN DİKKATİNE!</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bahar aylarında, alerjik riniti olan bireylerde astım, sinüzit gibi hastalıklar daha fazla nükseder, odak ve dikkat dağınıklığı artar. Alerjisi olan hastaların yol hakimiyetini kaybedip trafik kazalarına karışma riski çok olup neredeyse ölümcül boyutlara ulaşmaktadır. Çocuk Alerji, Göğüs Hastalıkları Uzmanı ve Alerji Astım Derneği Başkanı Prof. Dr. Ahmet Akçay; alerjik rinitin, oldukça yaygın alerjik bir hastalık olduğunu, dikkat ve hafızayla bağlantılarının bulunduğu konusunda bilgiler verdi. </p>



<p><br> TRAFİKTE ALERJİK RİNİT TERÖRÜ!</p>



<p><br>Alerjik rinitin kontrol altına alınmasının yanında doğru ilaç tedavisinin önemini vurgulayan Prof. Dr. Akçay; tedavide kullanılan antihistaminik adı verilen ilaçların, sersemliğe neden olduğunu, araba sürmenin, yola odaklanmak gibi bireyin dikkatini toplaması gereken durumlarda, trafik kazalarına yol açan çeşitli problemler yarattığını söyledi. Son senelerde geliştirilen antihistaminiklerin sersemlik etkisinin en az düzeye indirgendiğini ancak sersemliğe neden olan eski tip antihistaminiklerin reçetesiz şekilde hala sıklıkla kullanıldığına dikkat çekti. Soğuk algınlığında alınan ilaçların içeriğinde sersemliğe sebep olan antihistaminik maddesi bulunur. Trafik kazalarında alerjisi olan hastaların bilhassa ilaç alerjisi olanları bekleyen tehlike ise trafik kazası sonucunda bilinci kapanan hastaya müdahale esnasında alerjisi olduğu bir ilacın verilmesidir. Hekim tarafından alerjisi olduğu bir ilacın kullanılabilme ihtimali olduğundan, ilaç alerjisi olan kişilerin, bu ilaçların bir listesini yanında bulundurmaları gerekir.</p>



<p><br> ALERJİK RİNİT CAN ALIYOR!</p>



<p><br>500 kişiden 65’inin alerjik rinit sebebiyle sürüş esnasında ciddi derecede rahatsızlık çektiğini ve araç sürmekten kaçındığını belirten Prof. Dr. Akçay bunun sebebini şöyle açıkladı: “Hapşırma sırasında oluşan sarsılma sürüş kontrolünün bozulmasına neden olur. Alerjik nezle burun tıkanıklığı, arka arkaya defalarca hapşırma, burun akıntısı ve kaşıntısını içeren bir hastalık olmakla beraber kuvvetli bir hapşırma esnasında vücudun sarsılmasıyla gözlerin kapanması sonucunda sürücünün yol hakimiyeti kaybolur. Alerjik rinit ile alakalı sorunlar içerisinde göz şikayetler; gözlerde kaşıntı, kızarıklık, sulanma ve bazen de şişme şeklinde kendisini görünür kılabilir. Çeşitli alerjik rinit türleri tedavi edilmediğinde veya tedavide kullanılan ilaçların yan etkisi sebebiyle trafik kazalarının doğmasına zemin hazırlar.’</p>



<p><br> ALERJİK RİNİT HASTANIN HAYAT KALİTESİNİ BOZAR!</p>



<p><br>Prof. Dr. Akçay; “Alerjik rinit hastanın gündelik işlerini yapmasını ve sosyalliğini engeller. Hastanın günlük yaşantısını kısıtladığı gibi özellikle gece oluşan alerjik rinit semptomları hastanın uyku düzenini ve kalitesini bozar. Bu durum hastanın konsantrasyon ve dikkat düzeyine ciddi ölçüde zarar verir, performansını aşağı çeker, sürüş esnasında oluşabilecek yol kazalarına davetiye çıkarır” dedi.</p>



<p><br> TRAFİKTE ALERJİK RİNİTİN ÖNÜNE GEÇİN!</p>



<p><br>Önceden antihistaminik bir ilaç alınabilir fakat bu ilaçlar belirtilerin oluşmasını önleme noktasında yetersiz kalacaktır.  Bir antihistaminik kullanılacaksa bile bunun sersemliğe neden olmayan yeni nesil bir antihistaminik olmasına özen gösterilmelidir. Aşı tedavisi gibi daha etkili ve kesin tedavi yöntemi uygun bireylerde uygulanmalıdır. Taşıtın havalandırma sistemi, dışarıda bulunan polen dolu havayı hastanın en hassas olduğu gözlerine ve burnuna doğru püskürtür, bu sebeple kapatılmalıdır. En iyi seçenek arabanın bir polen filtresine sahip olmasıdır. Bu filtreler mikro partiküllerin arabanın içine nüfuz etmesini önlemektedir. </p>



<p>Editör: Abdullah GÖNÜLTAŞ / HABER MERKEZİ</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/alerjik-nezlesi-olan-suruculerin-dikkatine-2/">ALERJİK NEZLESİ OLAN SÜRÜCÜLERİN DİKKATİNE!</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/alerjik-nezlesi-olan-suruculerin-dikkatine-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SİNÜZİTE KARŞI  KRİTİK KURAL!</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/sinuzite-karsi-kritik-kural/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/sinuzite-karsi-kritik-kural/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Dec 2021 13:59:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[alerjik]]></category>
		<category><![CDATA[BURUN]]></category>
		<category><![CDATA[sinüs]]></category>
		<category><![CDATA[sinüzit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=6074</guid>

					<description><![CDATA[<p>Burun ve sinüslerdeki mukozalar solunum sistemini koruyan mukus üretiyorlar. Bunun yanı sıra burun içinde ve sinüslerde, havadan gelen partikülleri, bakterileri ve akıntıları genize doğru süpüren silyalar mevcut. Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar, sigaranın burun içindeki mukoza ve silya yapılarına zarar vererek enfeksiyona meyil hazırladığı uyarısında bulunarak, “Silyaların fonksiyonu bozulduğunda sinüslerin içinde [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/sinuzite-karsi-kritik-kural/">SİNÜZİTE KARŞI  KRİTİK KURAL!</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Burun ve sinüslerdeki mukozalar solunum sistemini koruyan mukus üretiyorlar. Bunun yanı sıra burun içinde ve sinüslerde, havadan gelen partikülleri, bakterileri ve akıntıları genize doğru süpüren silyalar mevcut. Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar, sigaranın burun içindeki mukoza ve silya yapılarına zarar vererek enfeksiyona meyil hazırladığı uyarısında bulunarak, “Silyaların fonksiyonu bozulduğunda sinüslerin içinde mukuslar birikiyor. Virüslerin bu mukusların içinde çoğalmalarıyla da&nbsp; sinüzit oluşuyor. Bu nedenle sigara kullanmamalı ve sigara dumanına maruz kalmaktan da mümkün olduğunca kaçınmalısınız” diyor.</p>



<p><strong>ALERJİK ETKENLERDEN UZAK DURUN</strong></p>



<p>Sinüzit alerji zemininde de gelişebiliyor. Alerji nedeniyle burun mukozası ve sinüs ağızlarında ödem oluşuyor, aynı zamanda mukus sekresyonu artıyor. Bunun sonucunda sinüslerin drenajı bozuluyor, artan mukusla da virüs ve bakterilerin çoğalabileceği ortam oluşuyor. Dolayısıyla hapşırma, gözlerde sulanma ve öksürük gibi yakınmalarda; alerjik ajanların tespit edilmesi için hekiminize başvurun. Alerji testiyle birlikte belirlenen alerjik etkenlerden korunmak için gerekli önlemleri almayı ihmal etmeyin. Örneğin alerjik reaksiyon gösterdiğiniz besinler varsa, bunları günlük diyetinizden çıkarın. Evinizde ve yatak odanızda toz tutabilecek peluş oyuncaklar, uzun tüylü halı ve battaniyeler, kitap ve objeler gibi materyalleri mümkün olduğunda azaltın ve var olanları da kapalı dolaplara kaldırın. Ev tozunu almak için etkili elektrik süpürgesi veya hava temizleyicisi kullanmanız da önemli. Bunların yanı sıra düzenli toz almalı, zemin temizliği yapmalı ve yatak örtülerini sık sık yıkamalısınız.</p>



<p><strong>UYKUNUZ DÜZENLİ OLSUN</strong></p>



<p>Üst solunum yolu enfeksiyonuna bağlı gelişen sinüzitten korunmada güçlü bir bağışıklık sistemi son derece önemli bir role sahip. Bağışıklık sisteminizi güçlendirmek için almanız gereken en önemli önlemlerin başında ise uyku düzeni ve kalitesi geliyor. Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar, yetişkinlerde günlük uyku süresinin 7-9 saat olması gerektiğini belirterek, önerilerini şöyle sıralıyor: “En verimli uyku saatleri 23.00-03.00 zaman aralığında oluyor. Uyku düzenini sağlamak için her gün aynı saatte yatıp kalkmaya özen gösterin. Yatma saatinden önce kafeinli içecekler tüketmemeli, yemek yememelisiniz. Mutlaka bir şeyler yiyip içmek istiyorsanız; rahatlatıcı etkisi nedeniyle ılık süt içilebilir veya yoğurt tüketebilirsiniz. Yatağa rahat kıyafetlerle yatmalı ve odanın karanlık olmasını sağlamalısınız. Gün içerisinde düzenli egzersiz yapmanız da kaliteli uykuya yardımcı olacaktır” &nbsp;</p>



<p><strong>KİŞİSEL HİJYENE DİKKAT!</strong></p>



<p>Sinüzite en sık yol açan neden virüs ve bakteriler olduğu için kişisel hijyeninize dikkat etmeyi, ellerinizi sık sık yıkamayı ihmal etmeyin. Kişisel hijyen hastalık yapıcı mikropların vücudunuza bulaşmalarını ve çevreye yayılmalarını önleyecektir. Doğru el temizliği için ellerinizi su ve sabunla en az 20 saniye boyunca, akan suyun altında yıkayın. Ellerinizi temizlendikten sonra mutlaka kurutun ve ortak kullanım alanlarında mümkünse havlu yerine kağıt havlu kullanın.</p>



<p><strong>AŞI OLMANIZ ÇOK ÖNEMLİ!</strong></p>



<p>Kış mevsiminde kapalı alanlarda daha fazla zaman geçiriyor ve birbirimize yakın mesafede bulunuyoruz. Bunun sonucunda öksürük ve hapşırıkla yayılan virüslerin solunum yoluyla bulaşma riskleri artıyor. Ayrıca sık havalandırılmayan kapalı mekanlarda enfeksiyona yol açan virüsler daha kolay yayılıyorlar. Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar, grip aşısının viral enfeksiyonlardan korunmada önemli bir rol üstlendiğini belirterek, “Viral enfeksiyon zemininde gelişen sinüzit riskini azaltmak için influenza ve Covid-19 aşılarını yaptırmayı ihmal etmeyin” diyor.</p>



<p><strong>KIYAFET SEÇİMİNİZ DOĞRU OLSUN</strong></p>



<p>Soğuk algınlığı sonucu gelişebilecek sinüzitten korunmak için mevsim koşullarına uygun giyinerek vücut ısınızı koruyun. Soğuk havalarda bere, atkı ve eldiven kullanmanız, vücut ısınızı korumanızda faydalı olacaktır.” </p>



<p>Editör : Abdullah GÖNÜLTAŞ / HABER MERKEZİ</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/sinuzite-karsi-kritik-kural/">SİNÜZİTE KARŞI  KRİTİK KURAL!</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/sinuzite-karsi-kritik-kural/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
