<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ağrı Archives - Horoz Medya</title>
	<atom:link href="https://www.horozmedya.com/etiket/agri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.horozmedya.com/etiket/agri/</link>
	<description>Haberin Adresi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 15 Feb 2025 22:22:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2022/05/cropped-horoz-32x32.png</url>
	<title>ağrı Archives - Horoz Medya</title>
	<link>https://www.horozmedya.com/etiket/agri/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>KRONİK BACAK AĞRISI DİKKATE ALINMALI</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/kronik-bacak-agrisi-dikkate-alinmali/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/kronik-bacak-agrisi-dikkate-alinmali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Sep 2023 07:27:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[bacak]]></category>
		<category><![CDATA[kronik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=50482</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. İhsan Alur, gelecekte toplumu bekleyen tehlike olarak görülen kronik bacak ağrısı hakkında açıklamalarda bulundu. Periferik Arter Hastalığı (PAH) hakkında görüşlerini bildiren Opr. Dr. İhsan Alur, “Ateroskleroz (damar kireçlenmesi ya da sertleşmesi) nedeniyle alt ekstremitelere (bacaklar) kan taşıyan atardamarlarda (arterlerde) daralma (stenoz) veya tıkanma (oklüzyon) ile seyreden, hatta ölümle sonuçlanan [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/kronik-bacak-agrisi-dikkate-alinmali/">KRONİK BACAK AĞRISI DİKKATE ALINMALI</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. İhsan Alur, gelecekte toplumu bekleyen tehlike olarak görülen kronik bacak ağrısı hakkında açıklamalarda bulundu. Periferik Arter Hastalığı (PAH) hakkında görüşlerini bildiren Opr. Dr. İhsan Alur, “Ateroskleroz (damar kireçlenmesi ya da sertleşmesi) nedeniyle alt ekstremitelere (bacaklar) kan taşıyan atardamarlarda (arterlerde) daralma (stenoz) veya tıkanma (oklüzyon) ile seyreden, hatta ölümle sonuçlanan ciddi bir ‘’damar’’ hastalığıdır. İnsan ömründe beklenen yaşam süresi artışıyla paralel olarak sıklığı giderek artan bu hastalığın, Dünya’da otuz milyondan fazla insanı etkilediği düşünülmektedir. Ege Bölgesi’nde yapılan bir çalışmada genel nüfusta bu hastalığın prevalansı yüzde 19.7 olarak bulunmuştur. Yani kabaca her beş yetişkin bireyden biri (1/5 oranında) günün birinde bu hastalığa yakalanma riski taşımaktadır. 65 yaşına kadar risk faktörü olan kişiler, olmayanlara göre 2.4 kat, altmış beş yaşından sonra 4 kattan daha fazla sıklıkta PAH’a yakalanma riskine sahiptirler. Erkeklerde PAH prevalansı yüzde 25.8, kadınlarda yüzde 17.2’dir. Bu durumda erkeklerin kadınlara oranla daha çok risk altındadır” dedi.</p>



<p>Opr. Dr. İhsan Alur, PAH için tanımlanmış risk faktörlerinin erkek cinsiyet, ileri yaş özellikle 65 yaş ve üstü, sigara veya tütün kullanımı, hiperlipidemi (kanda yağ seviyesi yüksekliği), hipertansiyon (yüksek tansiyon), diyabetes mellitus (şeker hastalığı) ve Metabolik sendrom (sendrom x) PAH olduğunu dile getirdi. Dr. İhsan Alur Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği Metabolik Sendrom Çalışma Grubu’nun 2009’da yayınlanan Metabolik Sendrom Kılavuzu’nda; Metabolik sendrom, insülin direnciyle başlayan abdominal obezite (göbek çevresi yağlanması), glukoz intoleransı (halk arasında gizli şeker olarak bilinen bu tanım, bireyin kan şekerinin normal kan şekeri ile diabetik kan şekeri arasındaki değerlerde bulunduğunda kullanılan bir değerlendirmedir) veya diabetes mellitus, dislipidemi, hipertansiyon ve koroner arter hastalığı (KAH) gibi sistemik bozuklukların birbirine eklendiği ölümcül bir endokrinopati olduğunu, Metabolik sendrom ayrıca insülin direnci sendromu, sendrom X, polimetabolik sendrom, ölümcül dörtlü ve uygarlık sendromu gibi farklı terimlerle de tanımlanmakta olduğunu belirtti.</p>



<p>Kalp Damar Cerrahisi uzmanı Opr. Dr. İhsan Alur Ülkemizde Batı Avrupa ülkeleri ile karşılaştırıldığında sigara/tütün kullanımının yaygınlaşması, aşırı kilo (obezite), şeker ve yüksek tansiyon hastalıklarında görülen artışın önemli sorunlar olarak karşımıza çıkmakta olduğunu belirtti. İhsan Alur, sigaranın bırakılması, kan şekerinin, kan yağlarının kontrol altına alınması, spor yapılması, kilo verilmesi ve hareketli bir yaşam tarzı geliştirilmesi konusunda uyarılarda bulundu.</p>



<p>&#8220;BACAĞA YETERİ KADAR KAN GİTMEMESİNE BAĞLI GELİŞİR&#8221;</p>



<p>Hastalığın damar tıkanıklığına neden olduğunu da belirten Dr. İhsan Alur, “Türkiye’nin genç nüfusa sahip olmasına rağmen, yukarıda bahsettiğimiz nedenlerden dolayı aterosklerotik damar hastalığının (PAH) yaygınlaşması ve bu hastalığa yürümekle oluşan bacak ağrısı (kladikasyo), ayaklarda ve bacaklarda iyileşmeyen yaralar, ayak ya da bacak kaybı, hatta hastanın hayatını kaybetmesi gibi komplikasyonlar giderek artan oranlarda karşımıza çıkmaktadır. Bacak ağrısı, yürüme esnasında damar tıkanıklığından dolayı bacağa yeteri kadar kan gitmemesine bağlı gelişir. Kladikasyo bulgusu hastanın yaşam kalitesini olumsuz etkileyen tatsız can sıkıcı bir durumdur. Bu nedenle, bu hastalığa karşı uyanık olmamız, sigara/tütün kullanımı, hiperlipidemi (kanda yağ seviyesi yüksekliği), hipertansiyon (yüksek tansiyon), diyabetes mellitus (şeker hastalığı) ve Metabolik sendroma karşı önlem alınması gerekiyor” dedi. HABER MERKEZİ</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/kronik-bacak-agrisi-dikkate-alinmali/">KRONİK BACAK AĞRISI DİKKATE ALINMALI</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/kronik-bacak-agrisi-dikkate-alinmali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KİREÇLENMESİ OLAN HASTALAR İÇİN 9 ÖNERİ</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/kireclenmesi-olan-hastalar-icin-9-oneri/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/kireclenmesi-olan-hastalar-icin-9-oneri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Sep 2023 06:48:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[kireçlenme]]></category>
		<category><![CDATA[romatizma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=50419</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tam anlamıyla tedavisi mümkün olmayan, kişiye yaşamı boyunca eşlik eden romatizmal hastalıklar özellikle yol açtıkları hareket kısıtlılığı nedeniyle hayat standardını düşürüyor. Hastalığın ileri aşamalarında hastalar zorunlu ihtiyaçlarını bile zorlukla yerine getirebiliyor. Romatizmanın yol açtığı olumsuz etkilerle olabildiğince geç karşılaşmanın yolu ise yaşam alışkanlıklarını değiştirmekten geçiyor. Prof. Dr. Erdal Gilgil, romatizma hastalarına önerilerde bulundu. “KİREÇLENME DE [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/kireclenmesi-olan-hastalar-icin-9-oneri/">KİREÇLENMESİ OLAN HASTALAR İÇİN 9 ÖNERİ</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Tam anlamıyla tedavisi mümkün olmayan, kişiye yaşamı boyunca eşlik eden romatizmal hastalıklar özellikle yol açtıkları hareket kısıtlılığı nedeniyle hayat standardını düşürüyor. Hastalığın ileri aşamalarında hastalar zorunlu ihtiyaçlarını bile zorlukla yerine getirebiliyor. Romatizmanın yol açtığı olumsuz etkilerle olabildiğince geç karşılaşmanın yolu ise yaşam alışkanlıklarını değiştirmekten geçiyor. Prof. Dr. Erdal Gilgil, romatizma hastalarına önerilerde bulundu.</p>



<p>“KİREÇLENME DE ROMATİZMAL BİR HASTALIKTIR”</p>



<p>Kaslar, kemikler, eklemler ve bu yapıları birleştiren bağlarda ağrı ve hareket kısıtlılığına, bazen de şişlik ve şekil bozukluğuna neden olan hastalıklara genel olarak romatizma denildiğini belirten Prof. Dr. Erdal Gilgil, “Romatizmal hastalık her yaş, cinsiyet ve ırktan insanda gelişebilir. Birkaç farklı romatizmal hastalık şekli vardır ve bazı insanlar bazılarına diğerlerinden daha duyarlıdır. Hastalığa genetik ve çevre faktörleri, cinsiyet ve yaşın etkili olduğu bilinmektedir. Romatizmal hastalıklar genel olarak iltihabi olanlar ve olmayanlar olarak sınıflandırılabilir. Halk arasında bilinen, kireçlenme olarak isimlendirilen artroz hastalığı iltihabi olmayan romatizmadır” dedi.</p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img fetchpriority="high" decoding="async" src="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2023/09/20230918aw032836-0-1024x1021.jpg" alt="" class="wp-image-50420" style="width:471px;height:470px" width="471" height="470" srcset="https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2023/09/20230918aw032836-0-1024x1021.jpg 1024w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2023/09/20230918aw032836-0-300x300.jpg 300w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2023/09/20230918aw032836-0-150x150.jpg 150w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2023/09/20230918aw032836-0-768x766.jpg 768w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2023/09/20230918aw032836-0-1536x1532.jpg 1536w, https://www.horozmedya.com/wp-content/uploads/2023/09/20230918aw032836-0.jpg 1600w" sizes="(max-width: 471px) 100vw, 471px" /></figure>



<p>“KİREÇLENMEDE İLK BELİRTİ; AĞRI”</p>



<p>Kireçlenme kalça, diz, ayak bileği, omuz gibi büyük eklemlerin yanı sıra el parmakları gibi küçük eklemlerde de olabileceğine işaret eden Gilgil, “Kadınlarda erkeklere göre daha fazladır. Hastalığın asıl nedeni eklem kıkırdağının zamanla incelmesi, aşınması ve sonunda yırtılmasıdır. Kireçlenmede hastalar öncelikle ağrıdan yakınırlar. Ağrı başlangıçta uzun aktiviteler sonrası başlar, dinlenince ve basit ağrı kesicilerle geçer. Zamanla ağrı daha kısa aktivitelerle başlar ve daha uzun sürer. Daha da ilerleyince ağrı sürekli bir hal alır ve hiçbir ilaç ile kontrol edilemez. Ağrıyla birlikte eklemlerde tutukluk oluşur ve hastaların hayat standardı düşmeye başlar. Kireçlenme ilerledikçe hastalar zorunlu ihtiyaçlarını bile güçlükle giderirler” ifadelerini kullandı.</p>



<p>9 ÖNERİ</p>



<p>Son olarak romatizma hastalarına önerilerde bulundu Gilgil, şunları söyledi: “Hastaların ideal kilolarına inmesi, ekleme binen yükleri azalttığından hem hastalığın ilerlemesini azaltır hem de uygulanan tedavi yöntemlerinin etkinliğini ve süresini arttırır. Eklem kireçlenmesinden korunmak için eklemleri zorlayıcı egzersizlerden kaçınmak gerekir. Bu rahatsızlıkta düşük yoğunluklu egzersiz, yürüyüş, yüzme ve bisiklet gibi aktiviteler önerilirken, ağırlık kullanılarak yapılan sporlar ve uzun mesafe koşuları önerilmez. Su, eklemlere binen yükü azalttığı için yüzme ve yürüyüş en uygun sporlardandır. Egzersiz düzenli olarak yapılmalıdır. Ağrılı durumlarda eklemler baston, dizlik ya da korse kullanılmalı ve eklem üzerine binen yük azaltılmalıdır. Eklem bölgesinde ısı artışı olduğu dönemlerde sıcak uygulamalardan kaçınılarak lokal soğuk uygulamaları yapılmalıdır. Kronik dönemde ise sıcak su torbaları, sıcak havlular faydalıdır. Diz kireçlenmesini önlemek için, çömelme ve diz çökmeden kaçınmalı, bele binen yükü azaltmak için ağırlık kaldırmaktan kaçınılmalıdır; öne eğilen hareketler yapılmamalı, oturuş şekline dikkat edilmeli, el ve omuz kireçlenmesini engellemek için mümkün olduğu kadar titreşimli alet kullanılmamalı, ağırlık tek elle taşınmamalıdır. Ayrıca omuz artrozu olan hastalar baş üstü aktiviteleri uzun süre yapmamalıdır. Kireçlenmeden korunmak için hafif ve ortopedik tabanlı ayakkabılar giyilmeli, düz ve yüksek topuklu ayakkabı kullanılmamalıdır. Katı yağlardan kaçınılmalı, zeytinyağının ve sebzelerin ağırlıkta olduğu Akdeniz diyetine geçilmelidir. Omega-3’ten zengin yağlı balıklar sıkça tüketilmeli, ancak bu yüksek dozda Omega-3 içeren ilaçların kullanılması gerektiği anlamına gelmez. D vitamini alımı ihmal edilmemelidir.” HABER MERKEZİ</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/kireclenmesi-olan-hastalar-icin-9-oneri/">KİREÇLENMESİ OLAN HASTALAR İÇİN 9 ÖNERİ</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/kireclenmesi-olan-hastalar-icin-9-oneri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ENSEDE AĞRI SİNÜZİT BELİRTİSİ OLABİLİR!</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/ensede-agri-sinuzit-belirtisi-olabilir/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/ensede-agri-sinuzit-belirtisi-olabilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Oct 2022 09:43:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[sinüzit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=33754</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Sinüzit, yüz kemiklerinin arasına yerleşmiş içi hava dolu boşlukların – sinüslerin-&#160; iltihabı demektir. Sıklıkla soğuk algınlığı sonrasında gelişir. Alın, ense veya yüzde görülen baş ağrılarına yol açabilir. Koyu yeşil renkli geniz akıntısı, burun tıkanıklığı, koku ve tat alma bozukluğu eşlik edebilir. Çocuklarda ihtiyaç olmadığı sürece film çektirmeyi önermiyoruz. Elbette küçük çocuklar baş ağrısını doğrudan söyleyemezler [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/ensede-agri-sinuzit-belirtisi-olabilir/">ENSEDE AĞRI SİNÜZİT BELİRTİSİ OLABİLİR!</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;Sinüzit, yüz kemiklerinin arasına yerleşmiş içi hava dolu boşlukların – sinüslerin-&nbsp; iltihabı demektir. Sıklıkla soğuk algınlığı sonrasında gelişir. Alın, ense veya yüzde görülen baş ağrılarına yol açabilir. Koyu yeşil renkli geniz akıntısı, burun tıkanıklığı, koku ve tat alma bozukluğu eşlik edebilir. Çocuklarda ihtiyaç olmadığı sürece film çektirmeyi önermiyoruz. Elbette küçük çocuklar baş ağrısını doğrudan söyleyemezler ama davranışlarıyla bunu gösterebilirler. Başını tutma, yanaklarını ovalama, saçını çekme gibi alışık olmadığınız mizaç değişikliklerini anne babaların dikkate almaları gerekir. Geniz akıntısını sıklıkla yuttukları için bulantı kusma olabilir, kötü bir ağız kokusu da çoğu zaman mevcuttur. Sık sık sinüzit geçiriyorsanız burun içinde mutlaka anatomik bir problem vardır. Kemik eğriliği, burun eti büyümesi, polipler sinüzit oluşumunu kolaylaştırır. Alerjisi olanlar ve sigara tiryakileri de risk altındadır. Tabii bunların dışında başka sebepler de olabilir, o zaman spesifik olarak araştırmak gerekebilir kişiyi. Sinüzite diş implantları da neden olabiliyor. Son yıllarda diş implantların yaygınlaşmasıyla beraber diş kökenli sinüzite daha sık rastlamaya başladık. Üst çeneye implant takılırken sinüs duvarı zedelenebilinir, enfeksiyona meyilli hale gelebilir sinüs boşluğu, şayet bu durumun farkına varılmazsa kişi tekrarlayan sinüzit atakları geçirebilir. Aslında siz kendiniz bile sinüzit tanısını koyabilirsiniz. 10 günden fazla süren burun akıntınız, baş ağrınız varsa sinüzit olduğunuzu düşünebilirsiniz. Ama doğru tedavi için mutlaka Kulak Burun Boğaz Hastalıkları uzmanına gitmeniz gerekir. Burun ve sinüsleri açılı endoskoplarla değerlendirmek oldukça mühim. Unutmayın ki, yetersiz tedaviler kronik sinüzite yol açabiliyor, bu durumda cerrahi şart oluyor. Tedavi için öncelikle antibiyotik tedavisi uyguluyoruz. Ayrıca burun içindeki ödemi ve akıntıyı azaltacak ilaçları da verebiliyoruz, burun içindeki akıntının düzenli temizlenmesi önemli. Sigara dumanından uzak durmak iyileşme süresini kısaltır.İlaç tedavisinden fayda görmeyen ve 12 haftadan uzun süren sinüzit cerrahi müdahaleyi gerektirir. Burun içinde deviasyon, polip ya da konka şişmesi gibi yapısal sorunlarda aynı seansta mutlaka halledilmelidir.</p>



<p>Op.Dr.Bahadır Baykal, &#8221;Genellikle genel anestezi altında zaman zaman da lokal anestezi ile&nbsp; endoskopik sinüzit ameliyatını yapıyoruz. Sinüslerin burna açılan kanallarını tıkayan polipler ve diğer yapısal sorunlar düzeltilerek doğal genişlik sağlanmaktadır. Balon gibi şişirilen bir kateter yardımı ile de ameliyat yapılmaktadır. Uygun vakalarda oldukça yüz güldürücüdür. Hastalar genellikle aynı gün taburcu edilmektedir. İşe dönüş süresi 2-7 gün arasında değişir. Yetersiz tedavinin en önemli komplikasyonu gözle ilgilidir. İltihap göz küresine yayılırsa göz çevresinde ağrı, kızarıklık, şişlik oluşur, eğer bu durum atlanırsa körlüğe kadar gidebilir. Acil ameliyat gerekebilir. Menenjit de ölümcül olabilen bir komplikasyondur. Günümüzde en sık görülen kafa içi komplikasyon ise beyin zarı altında iltihap oluşmasıdır.&#8221; dedi. HABER MERKEZİ</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/ensede-agri-sinuzit-belirtisi-olabilir/">ENSEDE AĞRI SİNÜZİT BELİRTİSİ OLABİLİR!</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/ensede-agri-sinuzit-belirtisi-olabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DENİZLİ’DEN AĞRI’YA GİDEN OTOMOBİL ERZURUM’DA KAZA YAPTI: 1 ÖLÜ 3 YARALI</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/denizliden-agriya-giden-otomobil-erzurumda-kaza-yapti-1-olu-3-yarali/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/denizliden-agriya-giden-otomobil-erzurumda-kaza-yapti-1-olu-3-yarali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Aug 2022 06:55:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[3.Sayfa]]></category>
		<category><![CDATA[Asayiş]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[denizli]]></category>
		<category><![CDATA[Erzurum]]></category>
		<category><![CDATA[otomobil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=27571</guid>

					<description><![CDATA[<p>Edinilen bilgilere göre; Denizli’den Ağrıya seyir halinde olan 20 ZR 017 plakalı araç Erzurum-Pasinler karayolunda sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu takla attı. Dehşet verici kaza sonucu araç sürücüsü hayatını kaybederken araçta bulunan diğer vatandaşlardan birisi ağır üç kişide yaralandı. Olay yerine gelen sağlık ekipleri ilk müdahale ardından yaralı şahısları hastaneye kaldırdı. Polis ekipleri ise olay [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/denizliden-agriya-giden-otomobil-erzurumda-kaza-yapti-1-olu-3-yarali/">DENİZLİ’DEN AĞRI’YA GİDEN OTOMOBİL ERZURUM’DA KAZA YAPTI: 1 ÖLÜ 3 YARALI</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Edinilen bilgilere göre; Denizli’den Ağrıya seyir halinde olan 20 ZR 017 plakalı araç Erzurum-Pasinler karayolunda sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu takla attı. Dehşet verici kaza sonucu araç sürücüsü hayatını kaybederken araçta bulunan diğer vatandaşlardan birisi ağır üç kişide yaralandı. Olay yerine gelen sağlık ekipleri ilk müdahale ardından yaralı şahısları hastaneye kaldırdı. Polis ekipleri ise olay yerinde incelemelerde bulundu.<br>HABER MERKEZİ</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/denizliden-agriya-giden-otomobil-erzurumda-kaza-yapti-1-olu-3-yarali/">DENİZLİ’DEN AĞRI’YA GİDEN OTOMOBİL ERZURUM’DA KAZA YAPTI: 1 ÖLÜ 3 YARALI</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/denizliden-agriya-giden-otomobil-erzurumda-kaza-yapti-1-olu-3-yarali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BU BELİRTİLER MİGRENİN HABERCİSİ OLABİLİR</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/bu-belirtiler-migrenin-habercisi-olabilir/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/bu-belirtiler-migrenin-habercisi-olabilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Jun 2022 08:42:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Anıl Tuncer]]></category>
		<category><![CDATA[migren]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=24962</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzm. Dr. Anıl Tuncer, “Migren, tipik olarak ataklarla seyreden kronik nörolojik bir hastalıktır. Migren, çoğunlukla ergenlik döneminde başlar ve 35-39 yaş aralığından itibaren migrenin görülme sıklığında bir azalma meydana gelir. Ataklar sırasında ağrı, ortalama 1-1,5 saatte maksimum şiddete ulaşır. Tedavisiz bir migren atağının, 72 saate kadar sürebildiği bilinmektedir. Migren tanısı, klinik muayene ve öykü alınarak [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/bu-belirtiler-migrenin-habercisi-olabilir/">BU BELİRTİLER MİGRENİN HABERCİSİ OLABİLİR</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Uzm. Dr. Anıl Tuncer, “Migren, tipik olarak ataklarla seyreden kronik nörolojik bir hastalıktır. Migren, çoğunlukla ergenlik döneminde başlar ve 35-39 yaş aralığından itibaren migrenin görülme sıklığında bir azalma meydana gelir. Ataklar sırasında ağrı, ortalama 1-1,5 saatte maksimum şiddete ulaşır. Tedavisiz bir migren atağının, 72 saate kadar sürebildiği bilinmektedir. Migren tanısı, klinik muayene ve öykü alınarak nöroloji uzmanı tarafından konulur” şeklinde konuştu.</p>



<p>AĞRILARIN ÖZELLİKLERİ NELERDİR?</p>



<p>Migren sırasında görülen ağrıların özelliklerinden söz eden Nöroloji Uzmanı Dr. Anıl Tuncer, “Migrende ağrı, sıklıkla zonklayıcıdır, genellikle tek taraflıdır ve taraf değiştirebilir. Işığa, sese ve kokulara karşı duyarlılık görülebilir. Bulantı ve bazen kusma atakları eşlik edebilir. Baş hareketleri, öne eğilme, ağrıyı şiddetlendirebilirken, uyumak hafifletebilir. Atak sırasında iştahsızlık, sinirlilik, stres ve uykusuzluk gibi belirtiler de görülebilir. Ağrıdan önce ve bazen de ağrı sırasında AURA olarak adlandırdığımız bazı belirtiler görebiliriz. Görsel belirtiler; ışık çakması, nesneleri farklı boyut ve şekillerde görme, görme alanı kaybıdır. Duyusal belirtiler; el ve ağızda uyuşma, iğnelenmelerdir. Ayrıca; baş dönmesi, dengesizlik, konuşma bozukluğu ve kulakta çınlama görülebilmektedir” açıklamasında bulundu.</p>



<p>MİGREN TEDAVİSİ NASIL OLMALIDIR?</p>



<p>Migren tedavisinin, ilaç dışı ve ilaçlı tedavi yöntemi olarak iki grupta ele alındığını ifade eden Uzm. Dr. Anıl Tuncer şöyle devam etti; “İlaç dışı tedavi yöntemi, hastaların tetikleyici faktörlerden (açlık, uykusuzluk, keskin kokular, parlak ışıklar, stres, yüksek rakım, hava değişikliği, bazı gıdalar gibi) uzak kalması ve yaşam değişikliği temeline dayanır. Bu sebeple hastaların, kendi ağrı tetikleyicilerini belirlemeleri ve bunlardan kaçınmaları önem taşımaktadır. İlaç tedavisi; akut atak tedavisi ve önleyici tedavi olarak iki gruba ayrılır. Atak sıklığı ve ağrılı gün sayısı fazla olan, atak tedavisine rağmen günlük aktivitelerin bozulduğu ve atakların devam ettiği hastalara önleyici tedavi uygulanır. Verilen ilaçlar düzenli olarak, yeterli dozda uygulanmalıdır. Tedavi süresi altı ay sürmekte ve nöroloji uzmanı tarafından rutin takip gerekmektedir.” HABER MERKEZİ</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/bu-belirtiler-migrenin-habercisi-olabilir/">BU BELİRTİLER MİGRENİN HABERCİSİ OLABİLİR</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/bu-belirtiler-migrenin-habercisi-olabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“AĞRI PİLİ AMELİYATIYLA AĞRI KONTROL ALTINA ALINABİLİR”</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/agri-pili-ameliyatiyla-agri-kontrol-altina-alinabilir/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/agri-pili-ameliyatiyla-agri-kontrol-altina-alinabilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Jun 2022 06:31:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet tönge]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=23142</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Tönge, ağrı pili olarak bilinen spinal kord stimülasyonuna ilişkin bilgiler verdi. Dr. Öğr. Üyesi Tönge, ağrının günümüzde önemli bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çekerek, “Vücudumuzun genetik ve yapısal bazı özellikleri, maruz kaldığı çevresel etmenler, yaşam tarzı, geçirilmiş kazalar, enfeksiyonlar, sistemik hastalıklar gibi pek çok durum ağrı ile kendini gösterebilir. Günümüzde gelişen [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/agri-pili-ameliyatiyla-agri-kontrol-altina-alinabilir/">“AĞRI PİLİ AMELİYATIYLA AĞRI KONTROL ALTINA ALINABİLİR”</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Tönge, ağrı pili olarak bilinen spinal kord stimülasyonuna ilişkin bilgiler verdi. Dr. Öğr. Üyesi Tönge, ağrının günümüzde önemli bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çekerek, “Vücudumuzun genetik ve yapısal bazı özellikleri, maruz kaldığı çevresel etmenler, yaşam tarzı, geçirilmiş kazalar, enfeksiyonlar, sistemik hastalıklar gibi pek çok durum ağrı ile kendini gösterebilir. Günümüzde gelişen ilaç endüstrisi sayesinde farklı ağrı tiplerinde ağrı kesici özelliği olan çeşitli ilaçlar kullanılır. Ancak özellikle nöropatik ağrı ve dirençli ağrı durumlarında ilaçlar yetersiz kalabilir veya uzun dönem kullanımda bağımlılık gelişimi, diğer organ ve sistemlere olan yan etkiler gibi istenmeyen etkilere yol açabilir. Böyle durumlarda ağrının cerrahi tedavi yöntemleri ile kontrol altına alınması mümkün olabilir” diye konuştu.</p>



<p>&#8220;BU HASTALIKLARDA TEDAVİ BAŞARISI YÜKSEK&#8221;</p>



<p>Diğer ağrı kesici yöntemlerin yetersiz kaldığı veya yan etkilerinden dolayı etkin kullanılamadığı durumlarda devreye ağrı pili ameliyatının girdiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Tönge, şöyle devam etti: &#8220;Daha önce bel ya da boyun fıtığı veya omurilik daralması/kayması gibi nedenlerle çeşitli ameliyatlar geçirilmesine rağmen devam eden ısrarcı nöropatik kol veya bacak ağrılarında ağrı pili tercih edilebilir. Ayrıca kompleks bölgesel ağrı sendromu gibi şiddetli ağrı ile karakterize bazı hastalıklarda, dolaşım bozukluğuna bağlı gelişen uzuv ağrılarında, dirençli ve kronik kalp krizi ağrılarında da ağrı pili kullanılabilir. Diyabet gibi hastalıklarda gelişebilen dirençli nöropatik ağrılarda, omurilik felci, travmatik sinir hasarı veya uzuv kaybı sonrası geçmeyen dirençli ağrılarda ve zona gibi hastalıklar sonrasında kalıcı hale gelen ağrılarda ağrı pili ile tedavi edilebilir. Hastalarda ağrı pili ameliyatı tercih edilirken, ağrıya neden olan altta yatan hastalığın başka cerrahi veya tıbbi yöntemlerle giderilememesi ve diğer tedavilere yeterli yanıt verememesi gerekir. Bu yüzden tüm hastalar Beyin Cerrahı, Fizik Tedavi Uzmanı, Anesteziyoloji Uzmanı ve Psikiyatri uzmanı tarafından oluşturulan bir kurul tarafından değerlendirilerek tedaviye uygunluk açısından incelenir. Gerektiğinde nöroloji, ortopedi gibi diğer branşların da görüşlerine başvurulur. İyi seçilmiş hastalarda uzun dönem iyi sonuçlar alınabilir&#8221;.</p>



<p>&#8220;HASTAYLA KONUŞARAK ELEKTRİK AKIMI TEST EDİLİR&#8221;</p>



<p>Dr. Öğr. Üyesi Tönge, iki aşamalı olarak yapılan ağrı pili ameliyatının uygulanma şekline ilişkin şu bilgileri verdi: &#8220;İlk aşama olan test stimülasyonunda ağrının seviyesine göre omuriliğin farklı seviyesinden omurilik zarının üzerine ince kablo şeklinde veya bir plaka şeklinde elektrot yerleştirilir. Eğer ince bir kablo yerleştirilmesine karar verildiyse bu işlem lokal anestezi ile bir iğne yardımıyla yapılabilir. Bu esnada hasta ile konuşarak elektrottan uygulanan elektrik akımının ağrılı bölgelerine ulaşıp ulaşmadığı test edilir. Plaka şeklindeki elektrotun yerleştirilmesi ise genel anestezi altında yapılır ve küçük bir cerrahi kesik ile omurganın arka tarafına bir kemik pencere açılarak gerçekleştirilir. Bunda hasta anestezi altında olduğu için test işlemi hasta uyandıktan sonra gerçekleştirilir. Test stimülasyonu işleminde hastanın vücudundan dışarı çıkan kablo uçlarına geçici bir pil yerleştirilerek birkaç gün ile birkaç hafta arasında değişen sürede farklı karakterde elektrik akımları uygulanarak hastanın ağrısındaki değişiklikler gözlenir. Hastanın yeterli fayda gördüğü kesinleşirse, ikinci aşamaya geçilir. İkinci aşamada hastanın omurilik zarı üzerine yerleştirilmiş olan elektrotlar cilt altına gizlenerek küçük bir pil ile bağlanarak sistem tamamen dışarıyla kapalı hale getirilir. Daha sonraki süreçte dışarından özel bir kumanda yardımıyla aralıklı olarak ayarlamalar yapılır. Günümüzde bu ameliyatta kullanılan piller 4-5 yılda bir değiştirilebilen veya dışarıdan şarj edilmek suretiyle daha uzun yıllar değiştirilmeden kullanılabilen şekillerde mevcut&#8221;. </p>



<p>HABER MERKEZİ</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/agri-pili-ameliyatiyla-agri-kontrol-altina-alinabilir/">“AĞRI PİLİ AMELİYATIYLA AĞRI KONTROL ALTINA ALINABİLİR”</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/agri-pili-ameliyatiyla-agri-kontrol-altina-alinabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GÖZÜ ANDIRAN MAĞARA İLGİ GÖRDÜ</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/gozu-andiran-magara-ilgi-gordu/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/gozu-andiran-magara-ilgi-gordu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 May 2022 11:06:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam ve Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[dambat köyü]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[mağara]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=20460</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ağrı&#8217;nın merkeze bağlı Dambat köyünde bulunan ve bir çift gözü andıran mağara, uzun geçen kış mevsiminin ardından baharın gelmesiyle birlikte doğa gezisi yapmak ve güzel havanın tadını çıkarmak isteyen vatandaşların ilgisini çekti. Aşağıdan bakıldığında insan yüzünü andırdığını düşündükleri mağarada fotoğraf çeken doğaseverler, bölgenin görülmeye değer olduğunu vurguladı. Doğa gezisine katılan vatandaşlardan Muhammed Doğan, “Uzun zaman [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/gozu-andiran-magara-ilgi-gordu/">GÖZÜ ANDIRAN MAĞARA İLGİ GÖRDÜ</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ağrı&#8217;nın merkeze bağlı Dambat köyünde bulunan ve bir çift gözü andıran mağara, uzun geçen kış mevsiminin ardından baharın gelmesiyle birlikte doğa gezisi yapmak ve güzel havanın tadını çıkarmak isteyen vatandaşların ilgisini çekti. Aşağıdan bakıldığında insan yüzünü andırdığını düşündükleri mağarada fotoğraf çeken doğaseverler, bölgenin görülmeye değer olduğunu vurguladı.</p>



<p>Doğa gezisine katılan vatandaşlardan Muhammed Doğan, “Uzun zaman sonra karlarımız eridi, havalar güzelleşti. Çıkıp bir gezelim dedik. Ağrı&#8217;nın da güzel yerleri var. Dambat köyünde böyle bir mağaraya denk geldik. Burada fotoğraf çektik. Mağara bizim ilgimizi çok çekti. Aşağıdan baktığımız zaman bir insan yüzü ve gözü gibi görünüyor. Kışın çok gelmek istiyoruz. Ama fazla kar yağdığı için buralara pek gelemiyoruz. Ama kışın o kadar güzel oluyor ki bu dağ tamamen buz tutuyor. Bu sene kış çok uzun sürdü. Havalar güzelleşince biz de çıktık geziyoruz&#8221; diye konuştu.</p>



<p>İHA</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/gozu-andiran-magara-ilgi-gordu/">GÖZÜ ANDIRAN MAĞARA İLGİ GÖRDÜ</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/gozu-andiran-magara-ilgi-gordu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EL KİREÇLENMESİNDE EN ÖNEMLİ RİSK FAKTÖRLERİ OBEZİTE VE YAŞ</title>
		<link>https://www.horozmedya.com/el-kireclenmesinde-en-onemli-risk-faktorleri-obezite-ve-yas/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/el-kireclenmesinde-en-onemli-risk-faktorleri-obezite-ve-yas/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Feb 2022 22:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[ajans]]></category>
		<category><![CDATA[denizli]]></category>
		<category><![CDATA[denizlihaber]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[eklem]]></category>
		<category><![CDATA[fonksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[haber]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[media]]></category>
		<category><![CDATA[social]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=11019</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk arasında el kireçlenmesi olarak bilinen el osteoartriti, neden olduğu şiddetli ağrılarla yaşam kalitesini olumsuz etkileyen bir hastalık. Yrd. Doç. Dr. Pembe Hare Yiğitoğlu Çeto, ilk etapta ağrıların, eklemi kullandıkça arttığına vurgu yapsa da ileri safhalarda eklem kullanılmasa bile ağrıların şiddetlendiğini söyledi. Yrd. Doç. Dr. Pembe Hare Yiğitoğlu Çeto, hastaların uzun süren hareketsizlik sonrası tutukluk [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/el-kireclenmesinde-en-onemli-risk-faktorleri-obezite-ve-yas/">EL KİREÇLENMESİNDE EN ÖNEMLİ RİSK FAKTÖRLERİ OBEZİTE VE YAŞ</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Halk arasında el kireçlenmesi olarak bilinen el osteoartriti, neden olduğu şiddetli ağrılarla yaşam kalitesini olumsuz etkileyen bir hastalık. Yrd. Doç. Dr. Pembe Hare Yiğitoğlu Çeto, ilk etapta ağrıların, eklemi kullandıkça arttığına vurgu yapsa da ileri safhalarda eklem kullanılmasa bile ağrıların şiddetlendiğini söyledi. Yrd. Doç. Dr. Pembe Hare Yiğitoğlu Çeto, hastaların uzun süren hareketsizlik sonrası tutukluk hissettiğini ve harekete başlamakta zorlandığını belirtti. El osteoartritinin, Nodal Generalize Osteoartrit ve Erozif Osteoartrit olarak iki farklı tipi olduğunu söyleyen Pembe Hare Yiğitoğlu Çeto, bu osteoartlerin hastalarda belirgin şikayetler ile eklemlerde kalıcı değişikliklere neden olduğunu ifade etti.</p>



<p><br><strong>KADINLARDA NODAL GENERALİZE OSTEOARTRİT DAHA SIK GÖRÜLÜYOR</strong></p>



<p><br>Ailesel geçiş özelliği bulunan Nodal Generalize Osteoartrit kadınlarda daha sık görülüyor. El eklemlerini tutan bu osteoartritte, hastalığa neden olan nodüller ise erken yaşta ortaya çıkıyor. Yrd. Doç. Dr. Pembe Hare Yiğitoğlu Çeto, “Nodal Generalize Osteoartritte çok sayıda eklem tutulması görülür. Hastalarda el ile birlikte daha sonra diz veya kalça osteoartriti de sıkça görülüyor. Hastalar, ağrılarını ilk olarak elde hissederler. Parmaklarda, bir ya da birkaç eklemde ağrı, şişlik ve tutukluk hissi oluşur. Osteoartritte nodüller oluşmasına rağmen el fonksiyonları olumsuz etkilenmez” ifadesini kullandı.</p>



<p><br><strong>EROZİF OSTEOARTRİT 40 &#8211; 50 YAŞ ARASINDAKİ KADINLARDA ANİ GELİŞİYOR</strong></p>



<p><br>Erozif osteoartritin ise 40-50 yaş arasındaki kadınlarda sık görüldüğünü söyleyen Yrd. Doç. Dr. Pembe Hare Yiğitoğlu Çeto, diğer osteoartrit formlarına göre daha erken yaşlarda bulgu verdiğini belirtti. Erozif osteoartritin ani başladığını söyleyen Yrd. Doç. Dr. Pembe Hare Yiğitoğlu Çeto, şikayetlerin çok ağrılı olduğunu, eklemde şişlik, kızarıklık, sıcaklık artışı şeklinde görüldüğünü belirterek, “Erozif osteoartrit aynı anda birçok eklemi etkiler, genellikle her iki elde simetrik tutulum olur. Bu nedenle elleri tutan romatizmal bir hastalık olan Romatoid Artrit ile sıklıkla karışır. Ağrılı süreç yıllarca sürebilir fakat en sonunda hastanın şikayetleri geriler. Hastalığın ileri evrelerinde her ne kadar eklemler ağrısız olsa da fonksiyon kaybı görülür ve son durum kötüdür” dedi.</p>



<p><br><strong>OBEZİTE VE YAŞ, EL OSTEOARTRİTİNDE EN ÖNEMLİ RİSK FAKTÖRÜ</strong></p>



<p><br>El osteoartritinde en önemli risk faktörünün yaş olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Pembe Hare Yiğitoğlu Çeto, 60-70 yaş arasındaki kadınların yüzde 75&#8217;inde görüntüleme yöntemi ile DİF eklemlerinde osteoartritin saptandığını, genetik geçişin önemli rol oynadığı kadınlarda, erkeklere göre daha sık görüldüğünü ve daha çok eklemleri tuttuğunu söyleyerek kalıtsal geçişle ilgili “Özellikle Heberden nodullerinin kalıtsal geçiş özelliği çok belirgindir. Obezitenin bazı eklemlerde sadece yüklenme gibi mekanik nedenlerle değil, metabolik nedenlerle de osteoartrite neden olduğu saptanmıştır. El ve parmak eklemleri de buna örnektir. Obezitenin el osteoartriti için risk faktörü olması çok dikkat çekicidir” dedi.</p>



<p><br><strong>EL OSTEOARTRİTİ OLAN HASTALARDA EKLEMLERİ KORUMAYA YÖNELİK EĞİTİMLER ÖNEM TAŞIYOR</strong></p>



<p><br>El Osteoartritinde tedavinin kişiye özel olarak planlandığını da aktaran Yrd. Doç. Dr. Pembe Hare Yiğitoğlu Çeto, tedavi düzenlenirken ilaç tedavisi ile birlikte farmakolojik olmayan yaklaşımların da tedavi planına dahil edildiğini belirtti. Hastalara eklemlerin nasıl korunacağı ile ilgili eğitim verilmesi gerektiğini söyleyen Yrd. Doç. Dr. Pembe Hare Yiğitoğlu Çeto, hastalığa ilişkin egzersizler yapılabileceğini, eklemlerde deformiteyi önleyen ve düzelten ortezler ile gerekli olan durumlarda fizik tedavi ajanları kullanılabileceğini ifade etti. </p>



<p>Editör : Abdullah Gönültaş HABER MERKEZİ</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/el-kireclenmesinde-en-onemli-risk-faktorleri-obezite-ve-yas/">EL KİREÇLENMESİNDE EN ÖNEMLİ RİSK FAKTÖRLERİ OBEZİTE VE YAŞ</a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/el-kireclenmesinde-en-onemli-risk-faktorleri-obezite-ve-yas/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>UZUN SÜREN ADET AĞRILARINA DİKKAT! </title>
		<link>https://www.horozmedya.com/uzun-suren-adet-agrilarina-dikkat/</link>
					<comments>https://www.horozmedya.com/uzun-suren-adet-agrilarina-dikkat/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[yönetici]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Dec 2021 14:09:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[adet]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[rahim]]></category>
		<category><![CDATA[regl]]></category>
		<category><![CDATA[yumurtalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.horozmedya.com/?p=4938</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rahim, yumurtalıklar, vajina, anüs, kalın bağırsakların alt kısımları, mesane ve alt idrar yollarının bulunduğu ve karnın en alt bölümü olarak bilinen pelvik bölgede yaşanan ağrılar, en çok kadınları etkiliyor. Her 10 kadından 1’inin mücadele ettiği pelvik ağrılar ile ilgili açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Erkut Attar, “6 aydan uzun süren adet ağrılarına dikkat etmek gerekiyor. Basit [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/uzun-suren-adet-agrilarina-dikkat/">UZUN SÜREN ADET AĞRILARINA DİKKAT! </a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Rahim, yumurtalıklar, vajina, anüs, kalın bağırsakların alt kısımları, mesane ve alt idrar yollarının bulunduğu ve karnın en alt bölümü olarak bilinen pelvik bölgede yaşanan ağrılar, en çok kadınları etkiliyor. Her 10 kadından 1’inin mücadele ettiği pelvik ağrılar ile ilgili açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Erkut Attar, “6 aydan uzun süren adet ağrılarına dikkat etmek gerekiyor. Basit bir adet ağrısı ilerde kadınların kısırlıkla uğraşmasına neden oluyor. Ağrıların farklı nedenleri olabilir ancak tüm bunlara depresyon, anksiyete, stres de eklenebiliyor” dedi.</p>



<p><br><strong>PELVİK AĞRININ YÜZDE 70 NEDENİ ÇİKOLATA KİSTİ</strong></p>



<p><br>Pelvik ağrıların altta yatan birçok nedeni olduğuna dikkat çeken Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Attar, sözlerine şöyle devam etti: “Pelvik ağrının yüzde 70’inin nedeni özellikle kadınlarda halk arasında çikolata kisti olarak bilinen endometriozistir. Bir kadının 6 ay boyunca sürekli ağrı hissetmesi halinde biz adet ağrılarını da kronik pelvik ağrı olarak nitelendiriyoruz. Bunun yanı sıra, huzursuz bağırsak sendromu, ağrılı mesane sendromu da pelvik ağrıya neden olabilir. Tüm bunlar hastayı huzursuz eden hastalıklardır. Depresyon, anksiyete, huzursuzluk, stres de bunlara ilave oluyor.” </p>



<p><br><strong>ADET AĞRILARI ‘KADER’ OLARAK GÖRÜLMEMELİ </strong></p>



<p><br>Adet ağrıları için halk arasında yanlış algılar olduğunu, ‘ileride geçecek, doğumla geçecek’ gibi söylemlerin yanlış olduğunu belirten Prof. Dr. Attar, “Adet ağrıları kader gibi görülüyor ve tüm yaşamlarını etkiliyor. Adet ağrılarının arkasında endometriozis gibi ciddi hastalıklar olabiliyor. Endometriozis tedavi edilmediği takdirde kısırlığa da yol açabiliyor. Sonuçta basit bir adet ağrısı gibi görünen durum buzdağının görünen yüzü oluyor ve ilerde kadınların infertilite sorunu ile uğraşmasına neden olabiliyor. Bununla birlikte gündelik yaşamını, iş ve akademik yaşamını da etkileyebilecek boyutlara ulaşabiliyor.” ifadelerini kullandı. </p>



<p><br><strong>ADET DÖNEMİNİN DIŞINDAKİ AĞRILARDA DA BEKLEMEYİN</strong></p>



<p><br>Prof. Dr. Erkut Attar, adet döneminin dışında gelişen ağrıların da ciddi olduğunu ve beklemenin doğru olmadığını dile getirerek, “Ağrının şiddeti de çok önemli. Adet ağrıları ve kronik kasık ağrıları ayrı şeylerdir ama bir arada da görülebilirler.Rahimde anomaliler de buna neden olabilir. Dolayısıyla ayırıcı tanı için mutlaka bir hekime başvurmak gerekir” diye konuştu.</p>



<p><br><strong> PELVİK AĞRI HASTALARINA ÇOK ZOR TANI KONUYOR</strong></p>



<p><br>Pelvik ağrı yaşayan hastalarda zor tanı konulduğunu ifade eden Kadın Hastalıkları ve Doğum ABD Başkanı Prof. Dr. Erkut Attar, “Tedavi edilmediğinde ağrı beyin tarafından öğreniliyor ve bu durumda tedavi de zorlaşabiliyor. Ancak hastalık tanısı başlangıç aşamasında konursa doğum kontrol hapları ve hormon tedavileriyle çok daha kolay tedavi edilebiliyor. Ancak kronikleşen ve ağrının merkezi sinir sistemi tarafından öğrenildiği durumlarda tedavi çok daha zorlaşıyor. Bu hastaları multidisipliner olarak, ekip halinde tedavi ediyoruz.Merkezi sinir sistemi ağrıyı öğrendikten sonra 1. basamak ağrı tedavileri genellikle yetersiz kaldığını hatırlatan Prof. Dr. Erkut Attar, “Ek tedavi ve ilaçlar vermek zorunda kalıyoruz. Tedavinin süresi ve maliyeti artabilir. Buna ek olarak başka ağrı sendromları, psikolojik sorunlar ve uyku bozuklukları durumu daha da ağırlaştırır” dedi. </p>



<p><br><strong>YALNIZCA HASTAYI DEĞİL, ÜLKE EKONOMİSİNİ DE ETKİLİYOR</strong></p>



<p><br>Pelvik ağrı hastalarının ekonomik anlamda tek başına etkilenmediğini, ülke ekonomisini de etkileyen bir durum olduğunun altını çizen Kadın Hastalıkları Doğum Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Erkut Attar, “Öncelikle ağrı nedeniyle hastalar gündelik yaşantılarını devam ettirmekte zorlanıyor. Bu nedenle işlerine gidemiyor. Sonuçta önemli bir işgücü kaybı ortaya çıkıyor. Bunun yanında doğru tanı konmadığı için zaman kaybediliyor. Tüm bunlar da ekonomik kayıplara neden oluyor. Çağdaş ülkelerde bu hastalıklar için büyük fonlar ayrılıyor” ifadelerini kullandı. </p>



<p>Editör : Abdullah GÖNÜLTAŞ / HABER MERKEZİ  </p>
<p>The post <a href="https://www.horozmedya.com/uzun-suren-adet-agrilarina-dikkat/">UZUN SÜREN ADET AĞRILARINA DİKKAT! </a> appeared first on <a href="https://www.horozmedya.com">Horoz Medya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.horozmedya.com/uzun-suren-adet-agrilarina-dikkat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
