Durdu KARADEMİR

Durdu KARADEMİR

26 Kasım 2022 Cumartesi

Dur Diyelim!

Dur Diyelim!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yüzyıllardır kadının toplum içindeki rolü ve konumu tartışılagelmiştir. Dünyanın birçok ülkesinde kadın, toplumda ikinci planda konumlandırılmıştır. Ev düzeni, çocuk bakımı gibi roller kadının görevleri arasında yer almıştır.  Tüm bunlarla birlikte kadın, şiddetle mücadele etmek zorunda bırakılarak, hakkı olan birçok konuya erişmede sorunlarla karşı karşıya kalmıştır. Birçok toplumsal öğretiler çerçevesinde eşinin isteklerinin dışında davranış sergileyen kadının şiddetle cezalandırılması normalleştirilmektedir. Eşinin istekleri doğrultusunda hareket etmesi beklenen kadın ‘makul kadın’ olarak adlandırılır. Kadının şiddete maruz bırakılması, eşinin ve aile büyüklerinin isteklerine göre davranış sergilemesi için bir araç olarak görülmektedir. Kadınları konu edinen ve toplumsal hayatta kullanılan atasözlerinde de kadını sınırlayan ifadelerle karşılaşmaktayız.  “Kızını dövmeyen dizini döver” “Kadının karnından sıpayı, sırtından sopayı eksik etmeyeceksin” “Kadının saçı uzun, aklı kısa olur” “Kadının kazdığı kuyudan su çıkmaz” gibi toplumun temeline yerleşmiş atasözleri sözlü kültürümüzde hala yerini koruyor. Zamanla teknolojik gelişmeler ve hukuksal işleyişte ortaya çıkan yeni yaptırımlar kadının var olma çabasını görünür kıldı. İnternet ağının yaygınlaşması, medyanın toplum üzerinde güçlü etkilerinin bulunması şiddet gören kadınların maruz kaldığı şiddet olaylarını duyurmasını sağladı. Kadının ve çocuğun eğitimi, sağlığı, gelişimi gibi konularda çalışma yürüten STK’lar, kurum ve kuruluşlar şiddetin yıkıcı sonuçlarına dikkat çekerek önleyici faktörlerin işleyişini sürdürmesi için çalışmalar yürütmektedir. Devlet destekli kuruluşlar kadının toplum içindeki rolünü, eğitim ve işgücüne katılımını belirleyerek, kamusal hayatta ve özel hayatında refah bir şekilde var olabilmesi adına adımlar atmaktadır. Hukuk sisteminde de kadına yönelik şiddet olaylarını caydırıcı uygulamalar devreye sokuluyor. Fakat yine de şiddet olaylarını her geçen gün yazılı ve görsel medyadan okuyor ve duyuyoruz. Bianet’in (https://bianet.org/bianet/bianet/133354-bianet-siddet-taciz-tecavuz-cetelesi-tutuyor) yaygın medyada yer alan “erkek şiddeti çetelesi” verilerine göre; 2022 yılının ilk 10 ayında 280 kadın öldürüldü. 675 kadın şiddete, 121 kadın tacize maruz kaldı. 440 kadın ise seks işçiliğine zorlandı. 204 kız ve erkek çocuğu istismara maruz bırakıldı. Görünen rakamların ardında kalan hayatlar ise darmadağın bir şekilde var olmaya devam etmek zorunda kalıyor.

Kadına yönelik şiddetin önlenebilmesi amacıyla gerçekleştirilen konferans, seminer ve sempozyumlarda elde edilen sonuçların vatandaşa anlatılamaması, şiddetin öldürücü sonuçlarının farkına varılmasının sağlanamaması sonucunda şiddet önleme çalışmaları sınırlı kalacaktır. Bu bağlamda her türlü şiddete yönelik önleyici tedbirlerini alınabilmesi amacıyla kurum ve kuruluşların iş birliğinde geniş çaplı bir eylem planı uygulamaya koyulmalıdır. Hep birlikte el ele vererek şiddete dur diyebiliriz. Yüzünde gülücükler açan kadınlarımızla mutlu bir dünya ümidiyle.

Devamını Oku

DUYGULARI MÜZİKLENDİRMEK

DUYGULARI MÜZİKLENDİRMEK
0

BEĞENDİM

ABONE OL

‘Müzik ruhun gıdasıdır’ sözü yerinde kullanılmış bir sözdür. Müzik, dünden bugüne zenginleşerek duyguların taşıyıcısı olmuştur. Ruhu besler, duyguları canlı tutar. Teknolojik gelişmelerle birlikte uygulamalar aracılığıyla istediğimiz müzikleri listeleyerek dinleyebiliyoruz. Bazı müzikler, ritimler ruhumuza iyi gelerek bizi olmak istediğimiz bir zamana ya da diyara götürebiliyor. İçinde duygularımızı yansıtan her anıyı barındırıyor. Dilimize takılan ritimler çevremizde yer alan insanlara da sıçrayarak iletişimi kuvvetlendiren bir araç haline geliyor. Duyguları yansıtan sözlere ve ritimlere sahip olan müziğin aslında ruhumuzun gıdası olduğunun uzun zamandır farkındayız. Üzgün, sinirli ya da mutlu olduğumuz zamanlarda hissedilenleri paylaşmak yerine müziği duygularımızın taşıyıcısı olarak kullanırız. Belki de müziğin ve sanatın bizleri kelimelerden daha fazla etkiliyor olması bu durumun başlıca sebeplerinden biridir.

Bazı müzikler bizi duygulandırarak anılarımızı canlı tutarken, eğlendiren, güldüren, birbirimize bağlayan bir yolculuk arkadaşına dönüşür. Kısaca hayat gibi. Gün içinde farklı duygular yaşadığımız gibi müzikte insanoğlunun ritmine ayak uyduruyor. Bazen hayattan ve yaşadıklarımızdan yorulduğumuzda bizi sakinleştirecek, ruhumuza iyi gelecek şarkılara sığınır kendimizi dış dünyaya bir süreliğine kapatırız. Müzik, meditasyon yaparak kendi ruhumuzu dinlendirdiğimiz değerli birkaç saatte dönüşür.

 Müziğin insanların duygularını yoğun bir şekilde yaşamasında önemli bir rolü olduğu yadsınamaz.  Bu durumu film sektörü keşfedeli uzun yıllar oldu. Filmlerde seyircilerin dikkatinin çekilmek istendiği sahnelerde etkili bir müzik kullanılarak o sahne filmin en etkili sahnelerinden biri haline getirilir. Bu sahnelerde izleyiciye verilmek istenen mesajlar kullanılan müziklerle benzer özellikler taşıyarak, sahnelerin izleyicilere daha etkili bir şekilde geçmesini sağlar. Müzik, filmlerin ve dizilerin popülerliğini etkileyen uçsuz bucaksız bir serüvendir.

Milli marşlar ülkelerin kültürünü yansıtan bir şekilde bestelenir. İstiklal Marşımız sözleri ve bestesi ile toplumu harekete geçirerek birleştirici bir güce dönüşür. Savaşlarda da müziğin etkileyici gücü kullanılmıştır. Devletler bestelediği marşlarla kendi askerlerini cesaretlendirirken düşmanı korkutma ve ürkütme anlayışı ile hareket etmiştir. Osmanlı İmparatorluğu gibi büyük ve heybetli bir ordu Mehter Marşı’nda kullanılan yüksek sesli davullar eşliğinde uzaktan kolaylıkla duyulması sağlanmış ve savaş meydanlarında düşmana gözdağı verilmiştir.

Müzik kendini sadece dinlettirmez, yaşadıklarımızdan ve deneyimlerimizden yola çıkarak kendimize güvendiğimiz yeni bir dünya kurmamızı sağlar. Doğanın eseri iken insanoğlu tarafından keşfedilerek eşsiz çalışmalar haline getirilmiştir. Yaprağın kıpırdamasında, esen rüzgârda, yağan yağmurda da yeni ritimler keşfedebiliriz. Doğanın ritmi, iç dünyamızı dinlememizi ve duygularımıza sarılarak bir yolculuğa çıkmamızı sağlar. İçinizdeki müzik hiçbir zaman susmasın ve susturulmasına da izin vermeyin. Yaşamın ritmini yakalayın ve mutlu senfoni orkestrasıyla yaşamınızı daha anlamlı bir hale getirin.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.