Denizli 12°C
16 Şubat 2019 - Cumartesi
Yazar hakkında | Tüm köşe yazıları
Nilüfer Bekçi

ZERO LİMİT

NİLÜFER’in KÖŞESİ                                                                                                      

ZERO LİMİT

Geçtiğimiz günlerde “Zero Limit” adlı bir kitap okudum. Yazarı  Joe Vitale, bir zamanlar evsizmiş  şimdi ise sayısız kitabın yazarı bir milyoner, bir pazarlama gurusu ve bir internet yıldızı. Bu başarısını neski bir Hawai yöntemi olan ho’oponopono’ya borçlu.

Vitale, bu yöntemi keşfettikten sonra, araştırmaları sırasında Hawai’de bir akıl hastanesinde bir koğuş dolusu hastayı profosyonel anlamda hiç görmeden tedavi, etmeyi başarmış, bunun için sadece bu yöntemi kullanmış bir doktor olan İhaleakala Hew Len’in izini bulmuş ve kendisiyle bağlantı kurmuş. Öyle bir koğuş ki, tamamı azılı katillerden, hırsızlardan hatta tacizcilerden oluşuyormuş. Koğuşta çalışan personel hastalara yaklaşmaktan korkuyormuş ve sık sık rapor alıyorlarmış ve çok sık personel değişiyormuş. Dr.Hew Len geldikten bir süre sonra hastaların saldırgan davranışları belirgin bir şekilde azalmış, personel rapor almayı ve işi bırakma talebinde bulunmayı bırakmış. Zamanla tüm hastalar iyileşerek taburcu olmuş ve koğuş boşalmış.

Vitale, Dr. Hew Len’den yöntem hakkında bilgi aldıktan sonra seminerlerine katılmış hatta onunla birlikte toplantılar düzenlemiş. Yöntemin olağanüstü başarısını keşfedince de bu kitabı yazmaya karar vermiş. Yazarken Dr. Hew Len’den yardım almış. Kitap okuyucusuna gerçekten de bambaşka bir dünyanın kapılarını açıyor. İçeriğinde buy yöntemle hayatı değişen insanların hikayeleri de var.

Ho’oponopono “doğrusunu yap” ya da “bir hatayı düzelt” demek. Eski Hawaililere göre, hatalar geçmişin acı veren anılarıyla zehirlenen düşünceler yüzünden ortaya çıkar. Ho’oponopono, dengesizliğe ve hastalığa neden olan bu acı verici düşüncelerin ya da hataları enerjisini ortadan kaldırmanın bir yolu, bir affetme, tövbe ve değişim süreciymiş.

 Bu yönteme göre ne yaşıyorsanız, ne görüyor ve duyuyorsanız bundan yüzde yüz siz sorumlusunuz. Dolayısıyla yanlış bir şeyler oluyorsa bunları düzeltmek de yüzde yüz sizin elinizde ve sorumluluğunuzdadır.  Yaşamınızı yaratmada yüzde yüz sorumlu olduğunuzu hissediyorsanız sorunlardan ve hastalıklardan kurtulabilirsiniz. Tek yapmanız gereken, içinizdeki yanlışları düzeltmek için Sevgi’yi talep etmektir. Yaratıcıya, “Özür dilerim. İçimde sorun olarak kendini gösteren ne olup bitiyorsa lütfen beni affet” dediğinizde Sevgi’nin sorumluluğu, içinizde kendini sorun olarak ortaya çıkaran yanlışları düzeltmek olur.

 Dr. Len’e göre aradığımız ve deneyimlediğimiz her şey içimizdedir. Herhangi bir şeyi değiştirmek istiyorsak bunu içimizde yapmalıyı, dışımızda değil. Asıl konu, mutlak sorumluluktur. Suçlanacak kimse yok. Hepsi bizimle ilgili. Dr. Len, seminerlerinde buna yönelik itirazlarla karşılaşıyor. Katılımcılar kendisine tıpkı sizin şu anda düşündüğünüz gibi hiç tanımadıkları birinin tecavüze uğramasından, bir yerde olan trafik kazasından ya da dünyanın uzak bir köşesinde çıkan savaştan nasıl sorumlu tutulacaklarını soruyorlar. Len’in yanıtı şöyle” Ne zaman bir sorununuz olsa sizin de orada olduğunuzu hiç fark ettiniz mi? Bu her şeyden yüzde yüz sorumlu olmakla ilgili. Hiç istisnasız. Beğenmediğiniz bir şeyle ilgili sizi sıkıntıdan kurtaran bir kaçış noktası yok. Hepsinden siz sorumlusunuz. Ben Tanrı’ya her gün “seni seviyorum, özür dilerim, beni affet, teşekkür ederim” diyorum. Ben dünyada olanlarla ilgili kendi payıma düşeni yapıyorum. Akıl hastanesinde çalıştığı zaman onların bir hatıra ile hareket ettiklerini anlamıştı. Onlara yardım etmek için hatırayı ortadan kaldırmalıydı. Bunu yapmanın tek yolu arınmak, hiçbir hatıranın olmadığı sıfır noktasına gelmekti.Bunun için tanrıya sürekli “seni seviyorum”, “özür dilerim”, “beni affet” ve “teşekkür ederim” diyordu. Hastaların sıfır konumuna gelmesi içinm gereken şey buydu.Dr. Len bunu kendi içinde yaparken hastalar iyileşiyordu. Dr. Len, “ seni seviyorum” cümlesinde her şeyi değiştiren üç element olduğunu söylüyor. Minnettarlık, hürmet ve dönüşüm. Bir şeyi sevdiğinizde o şey değişir.  Her şey düşünceyle başlar ve en yüce iyileştirici sevgidir.

 Dr. Len’e göre insanlar söylediklerinden çok hissettiklerini elde ederler. Dua eden pek çok kişi duyulduğuna ya da yardım edileceğine inanmaz.Pek çok insan umutsuzluk konumunda iken dua eder, yani ne hissediyorlarsa onu kendilerine çekerler.

 Zihin bilinçaltı zihin, bilinçli zihin ve süper bilinçli zihin den oluşur. Bilinçli zihnin bir seçimi vardır: Ya sürekli bir arınma başlatacak ya da hatıraların sürekli olarak tekrar etmesine izin verecektir.

 Konu üzerinde düşünmekte ve kitabı okumakta fayda var. Gerçekten de çevremizde olup biten her şeyde dolaylı da olsa sorumluluğumuz yok mu? Kötülükleri görmezden gelerek, tepkisiz kalarak devamına yol açmıyor muyuz?

Ya da şöyle sorayım hiç sevmediğimiz birini tanımaya çalıştığımızda hatta kendimizi onun yerine koyabildiğimizde sevmeye başlamıyor muyuz? Sevginin gücü her şeyi iyileştirmeye yeter diyorsanız ,dünyayı daha güzel, daha yaşanası bir yer haline getirmekte katkınız olabileceğine inanıyorsanız Zero Limit’i okumanızı öneririm.

 Sevgiyle kalın.

Nilüfer Bekçi diğer köşe yazıları
SEVGİLİLER GÜNÜ2019-02-14 10:22:58
DİŞ TEMİZLİĞİ2019-01-24 05:54:05
DENEME TAHTASI2019-01-17 09:47:56
ŞİDDET2019-01-10 08:57:12
ATMAN2019-01-03 09:39:25
YENİ BİR YIL2018-12-26 09:02:40
NAMIK KEMAL2018-12-21 09:34:58
OKUMAK2018-12-13 05:54:01
Psikolojik Ehliyet2018-12-06 11:51:55
 1  2  3  4  ›  ›› 
Şuan 1 sayfadasınız, toplam 4 sayfa var.
Bu kategoride 39 adet içerik var.

Bu yazıları okudunuz mu ?
Horoz İlçeler Gazetecilik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. | 2016 - Tüm hakları Saklıdır. | Şanlısoy Web