Denizli 16°C
04 Aralık 2020 - Cuma
Yazar hakkında | Tüm köşe yazıları
Nilüfer Bekçi

YAŞARKEN ÖLMEK

Anneniz, babanız, eşiniz, çok sevdiğiniz bir yakınınız bu acımasız hastalığın pençesinde olabilir. İşin kötüsü, başlangıçta ne kendisi ne de siz bunun farkındasınızdır. Çünkü aslında belirti vermeden yıllar önce başlamış ve sinsice ilerlemiştir. Siz şüphelenip yardım aldığınızda, tahribat çoktan ilerlemiştir bile. Geri dönüşü yoktur. İlaçlar durduramaz. Ameliyatı yoktur. Çünkü sinir hücrelerinin yenilenmesi mümkün değildir. Sadece bir nebze yavaşlatılabilir ve hastanın yaşadığı sürede yaşam kalitesini mümkün olduğu kadar uzatmaya çalışır.

Çoğunuzun anladığı gibi Alzheimer’den bahsediyorum.  Böyle bir hastanız varsa hayatınız gerçekten çok zorlaşır. En yakınınız, en sevdiğiniz, canınız ciğeriniz tanımadığınız birine dönüşür. Belki yıllardır onun yadırgadığınız davranışlarına maruz kalmışsınızdır. Belki ona yakıştıramadığınız, ondan beklemediğiniz sözler söylemiştir. Küçük unutkanlıkları sıklaşır ve büyür. Agresifleşir. Olayları büyütür. Kendi dünyasında yaşamaya başlar. Kendi bakış açısından başkasını kabul etmez. İnatlaşır. Bir süre sonra sizi ve kim olduğunu unutur. Bir süre sonra kendine ve çevresine zarar veren hareketler başlar. O çok sevdiğiniz insan yanınızda olmasına rağmen artık bir o kadar uzaktır. Sizi düşmanı gibi görebilir. Bakıcı tutarsınız, kaçırır. Bir yandan da hastalık, hücrelerini yemeğe devam eder. Motor becerileri azalıp kaybolur. Organları çalışmaz, ayakları yürümez hale gelir. Gözünüzün önünde yavaş yavaş ölüyordur. Ve buna seyirci kalmaktan başka bir şey gelmez elinizden. Aslında yaşarken de ölmüştür. Ne yaşadığının, ne de ölmekte olduğunun farkında değildir artık.

Yardım almanız, belki de bir bakım evine başvurmanız şarttır artık. Bizim örflerimiz yaşlı ve hastaların evlerinde, çocukları veya eşleri tarafından bakılmasını gerektirmektedir. Ama Alzheimer hastalarının bakımı gerçekten uzmanlık ister. Gerek fiziksel gerekse ruhsal bakımını hasta yakınlarının yapamaması aslında çok normaldir. Bu son derece yıpratıcı bir süreçtir. Özellikle bilinçli olmak ve sabır son derece önemlidir.

Nermin Bezmen’in “Unutkan Aşk” adlı romanı, masal gibi bir aşkı anlatan hikâyesinin çatısı altında,  Alzheimer hastalarını ve bu hastaların yakınlarının durumunu bütün detaylarıyla anlatıyor. Farkındalık oluşturmak veya farkındalığınızı arttırmak için okumanızı tavsiye ederim.

Entelektüel zekâyı arttıracak çalışmalar, hobiler,  yabancı dil öğrenmek, bol temiz hava almak, spor, düzgün beslenme özellikle Akdeniz tipi beslenmenin bu hastalığa yakalanmayı engelleyebileceği söyleniyor. Ama ne yazık ki var olan hastalığı bu önlemlerin hiç biri durduramıyor. Hastalığı neyin başlattığı, kimlerin risk grubunda olduğu bilinmiyor. Başka bir deyişle tanımlanmış bir risk grubu yok. Bilinen bir gerçek ise, bu hastalığa yakalanma yaşının giderek düşmeye başladığı.

Dilerim kimsenin başına gelmez ama garip davranışlardan ve basit görünen unutkanlıklardan şüphelenip bir uzmana danışmakta ve bu hastalık hakkında bolca bilgi edinmekte yarar var. Unutmayın, hepimizin başına gelebilir.

 

Nilüfer Bekçi diğer köşe yazıları
SESLER2020-12-03 09:39:03
AFFETMEK VE HOŞGÖRÜ2020-11-26 11:18:48
KENDİMİ ENGELLETMEM2020-11-12 10:47:43
DEPREM GERÇEĞİ2020-11-05 10:58:42
CUMHURİYET YOLUNDA2020-10-29 11:11:51
DOĞA VE DOĞAL2020-10-22 11:43:28
BAĞIMLILIK2020-10-15 10:12:48
KIRK YAMA 2020-10-08 09:40:18
CORONA SALGININDA YAZ2020-10-01 09:51:16
SORUMLULUK2020-07-02 06:39:47
 1  2  3  4  5  6  7  ...  12  13  ›  ›› 
Şuan 1 sayfadasınız, toplam 13 sayfa var.
Bu kategoride 121 adet içerik var.

Bu yazıları okudunuz mu ?
AKM Basın Yayın A.Ş | 2016 - Tüm hakları Saklıdır. | Şanlısoy Web