Denizli 29°C
23 Eylül 2019 - Pazartesi
Yazar hakkında | Tüm köşe yazıları
İsmet   ARSLAN

TÜRK İNKİLABININ TEMEL TAŞI ( LAİKLİK)

  Türk Bağımsızlık savaşı yirminci yüzyılın ilk ve milli kurtuluş savaşıdır. Bu savaş haksızlığa uğrayan bütün milletlere, Afrika’nın batısında yer alan FAS’dan Asyanın güneyinde yer alan Endonezya’ya kadar esaretle düşmüş İslam âlemine, kurtuluş yolunu göstermiştir. Sömürgeciliğe ve güçlü emperyalist ülkelere karşı girişilen bu mücadelenin muzaffer komutanı M.KEMAL ATATÜRK’tür. Bu nedenle maceracı ve hayalci değildir. Akla ve bilimsel gerçeklere değer veren bir önderdir. Şunu iyi bilmemiz gerekirki; Türkiye Cumhuriyetinin kurtuluşuna önderlik eden büyük önder ATATÜRK daima aklın ve bilimin yolunda her zaman yürümüştür.<< Dünya’da her şey için, medeniyet için, hayat için, başarı için en hakiki mürşit ilimdir, fendir.>> demiştir.

             Atatürk Türkiye Cumhuriyetinin Laiklik anlayışını daha iyi anlamak için, Atatürk yolu olan akılcı, bilimci, gerçekçi yolunu bilmemiz gerekir. Laikliğin anlamını, tarih içindeki gelişmesini, Türk Milletini karanlıktan aydınlığa çıkaran büyük inkılâbın gerçekleşmesindeki payını açıklamak gerekir. Türkiye Cumhuriyetinin Laiklik anlayışının, hiçbir zaman, dinsizlik <> olmadığı içtenlikle bilmemiz gerekir. Teokratik devlet yapısına, << Fetva düzenine>> bağlılık ile dinin özünü teşkil eden inanç ve değerlere bağlılık arasındaki düşünceleri iyi bilmemiz gerekir. Devletin, hukukun, eğitimin, sosyal yapının ve kültürel hayatın Laikleşmesi, kaçınılmaz bir zorunluluktur. Laikliğin tersine çevrilmesi, imkânsız bir tarihi akım olarak geniş biçimde geliştiği bilmemiz gerekir. << Irmakları yokuş yukarı akıtmanın>> ve Türkiye’yi yeniden teokratik bir devlet düzenine götürmenin imkânsızlığını herkese ve herkesime geniş bir biçimde anlatılması gerekir.

            Atatürk’ün insan aklına, çağdaş bilime ve teknolojiye verdiği büyük değer, asker olarak, devlet kurucu olarak inkılâpçı olarak, düşünce adamı olarak bütün davranışlarının temel taşı, bütün konuşma ve yazılarının değişmeyen temel unsurudur.

              Atatürk’e göre tarihin en güçlü imparatorluklarından biri olan Osmanlı Devletinin, son yıllarda batı karşısında zayıf düşmesinin ve gerileyişinin sebepleri arasında en önemlisi şu idi; Olaylara akıl ve bilim gözü ile bakmamak, hurafelere doğmalara peşin yargılara saplamak; aklın ve bilimin önderliğin de hızla ilerleyen medeniyetin dışında kalmak, gerçeklerden kaçıp hayallere sığınmak çok yanlış bir yoldur.

                Atatürk’ü anlamak için, Atatürk’ün ülkesini hangi karanlıklardan kurtarıp, hangi aydınlığa doğru yükselttiğini iyice düşünmemiz gerekir.

                 Uygur Türkleri dünyada (MATBA’AYI ) ilk kullanan karimler arasındadır. Durum bu iken Osmanlı İmparatorluğunda Müslüman olmayan azınlıklar On beşinci yüzyıldan başlayarak matbaanın kırılması için her türlü zorluklara karşı mücadele verilmiş olduğunu görüyoruz. (15) yüzyıldan (18) yüzyıla kadar (300) yıl Osmanlı İmparatorluğu Matba’dan  ve icatlardan mahrun kalması kalkınmayı ve gelişmeyi geride kalmamız etkilemiştir. (1513) Atlantik denizinin ve Amerikan kıyılarının haritasını çizen Türk Denizcisi (PİRİREİS’in) torunları, nasıl olmuşsa da (19) yüzyılda Coğrafya devresinde harita kullanmanın (ŞERİATA) uygun olup, olmadığını tartışır hale gelmişlerdir. Batıdan çok önce (SEMERKAN’da) bilimsel astronomi çalışmaları yapan Türk bilginlerinin öğrencileri tarafından İSTANBUL’da kurulan (Rasathaneyi) kör taassup bir gecede yıktırmıştır. Değerli okurlar bütün bunlar incelendiğinde ATATÜRK’çülüğün temel unsurlarından birinin akılcı, bilimsel yaklaşım olduğu gerçekten anlaşılacaktır.

            Geçmişte olsun, bugün olsun İslam âlemi yalnız ekonomide değil, ilim ve teknolojide çok ileri olduğu parlak dönemler yaşanmıştır. Geçmişte İslam medeniyetinin parlak devirlerinde eski Yunan’cadan tercümeler yapılmış, antik çağın akılcılığına, felsefesine bir ölçüde kapılar açık tutulmuş olup, matematikte, astronomide, tıpta çeşitli ilim dallarında, çağın gerisinde değil, ilerisinde olan bir medeniyet’te gerekleştirilmiştir.

              Değerli okurlar; Rönesansa giden uyanışta, İslam dünyasının büyük katkısı vardır. İslam alemi, ortaçağda (Farabi, İbn-ur RÜŞT, İbni SİNA) gibi bilgiler yetiştirmiştir. Türk asıllı İslam bilgini İbni SİNA, Allahın inancı yanında dünya ve tabiat güzelliğine, bilgisine, imanın yanında akla yer veren bir bilgindir. Şunu unutmamamız gerekir-ki; Tıp alanında en eski eser olan, modern bilgiler elde edilinceye kadar batı’da İbni SİNA’nın eserleri temel kitap olarak kullanılmıştır. Doğu, yalnız << ALLAHIN BİRLİĞİ>> esasına dayanan büyük dinlerin beşiği değildir. Aynı zamanda Doğu Matematiği’nde ilk beşiği idi. Cebir, İslam âleminde gelişmiştir. İslam bilgilerinin ( Matematik, astronomi, kimya) alanında bilime önemli katkıları olmuştur. (Saati) keşfeden İslam âlemiydi. (Alkol, barut) gibi keşifler Doğu’da yapılmış ( çiçek aşısı) ilk önce Osmanlı Türkleri tarafından uygulanmıştı. Batı’da Rönesans ile yerini akla ve çağdaş bilime terk ederken, Doğu’da skolâstik düşüncenin zincirlerinden bir türlü kendisini kurtaramamıştır. Batı ortaçağın koyu karanlığında yaşarken, İslam bilgilerinin tuttukları meşale Hıristiyan batı’ya ışık vermiştir. Fakat ne yazık-ki İslam alemi, yavaş yavaş içine kapandığı taassubun, donmuş düşünce kalıplarının, skolastiğin, medrese eğitiminin eseri olmuştur.

              Değerli okurlar; Gerçekten İslam dini temelinde << akla>> değer verdiği halde, sonradan bir takım olumsuz etkiler, akımlar İslam âleminde, akılcı ve bilimsel düşünceyi geriletmişlerdir. Batı’da ise akıl ve bilimsel düşünceler hızla yayılmıştır. Batı’da gelişen çağdaş gelişmeler sonucunda (Bacan Galileo, Coparnik, Kepler, Descartes, Newton, Pasteur, Darwin)  gibi isimler yüzyıllar içerisinde yeni çığırlar açmışlardır.

               Laik devlet düzenine geçmeği sağlayan inkılâplarla Türk Milleti ( İslam dininden, bu dinin özünden) ayrılmamıştır. Sadece durgun geri kalmış bir medeniyetin kalıplarından kurtulup dünyanın bütün medeniyetleri ile ilişki kurmak imkânına kavuşmuştur. Akla ve bilime dayalı medeniyet evrensel medeniyettir.

                  Laik’lik bir ülkenin çimentosudur. Bu yoldan hiçbir zaman ayrılmayalım. Büyük önder ATATÜRK’ümüzün deyimiyle << Laik’lik adam olmaktır.>> Bunu hiçbir zaman unutmayalım.     

                                                                                                                                   

                                                                                                                             İsmet ARSLAN

İsmet ARSLAN diğer köşe yazıları
 1  2  3  ›  ›› 
Şuan 1 sayfadasınız, toplam 3 sayfa var.
Bu kategoride 23 adet içerik var.

Bu yazıları okudunuz mu ?
Horoz İlçeler Gazetecilik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. | 2016 - Tüm hakları Saklıdır. | Şanlısoy Web