Denizli 38°C
26 Ağustos 2019 - Pazartesi
Yazar hakkında | Tüm köşe yazıları
Nilüfer Bekçi

TÖRE

Geçen hafta bir süredir okumakta olduğum Kuma serisini bitirdim. Şehnaz&Gülşen’in Töre serisi içinde bulunan ve 3 kitaptan oluşan seri beni çok etkiledi. Daha önce Emanet Gelin kitaplarını da okumuştum.

Doğuda, bize ters gelen, anlamaya çalışmadan yargıladığımız, genelde de kadınların mağduriyetine sebep olan töreler var. İşte bu kitaplar empati kurmamızı sağlıyor. Yanlış anlaşılmasın onaylıyor değilim sadece maruz kalanların duygularını anladığımı söylüyorum. Gelin beraber bakalım törelere.

Eşinizin çocuğu olmuyor. Ama onca malı ve işi bırakacak bir çocuğunuz olması şart. Siz eşinizi çok seviyorsunuz ve üzerine gül koklamayı düşünmüyorsunuz bile. Aileniz fikrinizi sormadan eve ikinci bir eş getiriyor sizin için. Bu gelinden çocuk sahibi olmaya mecbur bırakılıyorsunuz. Tamamen aile ve çevre baskısı ile söyleneni yapıyorsunuz. Ruhen ve resmen olmasa da pratikte o da sizin karınız ve eşi olarak sizden talepleri var. Sayılmak, sevilmek istiyor. O ailede kendine bir alan istiyor. İlgi istiyor. Hepsinde de kadın olarak haklı. Şimdi neden gelmiş diye kızacaksınız ama o da baba zoruyla töre baskısıyla gönderilmiş. Karşı çıkma şansı yok. Siz eşinizle geçirdiğiniz zaman kadar onunla da geçirmek zorundasınız. Zamanla onu da tanıyor, aşık olmasanız bile hoşlandığınız yönlerini keşfetmeye, sevmeye başlıyorsunuz. İşte bu noktada büyük bir vicdan azabının pençesine düşüyorsunuz. Kumanızı sevdiğiniz için eşinize, onun istediği gibi sevemediğiniz, hayatını mahvettiğini için kumanıza karşı suçluluk duyuyorsunuz. Geri dönüşünüz yok. Çünkü adetlerinizde boşanma yok. Zaten ilk eşiniz de bu yüzden çekip gidememiş, kumasını kabul etmek zorunda bırakılmış. Birinin yanına gittiğinizde diğerinin ne kadar üzüldüğünü görüyor, biliyorsunuz.

 Kadınlara gelelim Allah kimseyi eşini başka bir kadınla paylaşmak zorunda bırakmasın. Bu buralarda bizim için hiç olmayacak bir şeydir ama ülkemizde bunu yaşamakta olan, yaşamak zorunda bırakılan çok sayıda kadın var. Bir düşünün, ikinci bir kadın da eşinize kocam diyor, eşiniz üç gün sizinle kalsa üç gün onunla kalıyor, size bir hediye alsa ona da alıyor, her şeyinize ortak. Ya da siz kumasınız, en kıymetli varlığınızı, çocuğunuzu başka bir kadınla paylaşıyorsunuz. Ona da anne diyor çocuğunuz.

Ne kadar zor değil mi? Evet bize saçma sapan geliyor ama bunu yaşayan kadınlar var.

 Berdel, kuma, emanet gelin hepsi kadınları meta olarak, üreme makinesi olarak, alınıp satılan bir mal, bir cinsel obje olarak gören sapkın bir zihniyetin sonucu. Benim sözüm bu gerçekleri yaşamak zorunda bırakılanlara değil,  zorla aynı adetleri dayatanlara, keyif için bu adetlerin arkasına sığınanlara.

Çocuk olmuyorsa evlat edinilebilir. Hem bir çocuğun hayatı kurtulur hem düzen bozulmaz. Berdel’in ise amacı kan davası çıkmasını önlemek ya da varsa bitmesini sağlamaktır ki kan davası baştan sona yanlıştır. Mazeretin kendisi kabahattir. Nice gencin hayatı bu yüzden kararmıştır.

Emanet Gelin ise bana sorarsanız tam bir acımasızlıktır. İnsan hiç yengesine karısı ya da kayınbiraderine kocası gözüyle bakabilir mi? Ama erkek kardeşiniz öldüyse onun karısını eş olarak almak zorundasınız.

Dileğim aşiret büyüklerinin töreler konusunda yumuşamaları. Birden olmayacağını biliyorum ama yavaş yavaş da olsa bu adetleri bırakmaları. Gençlerin de çok zor olsa da direnerek bu süreci hızlandırmaları.

Nilüfer Bekçi diğer köşe yazıları
CİĞERLERİMİZ2019-08-23 06:55:16
PASVAK2019-08-15 08:16:19
BAĞIŞ2019-08-08 10:41:02
VEFA2019-08-01 09:35:55
ARKADAŞ2019-07-25 10:26:48
TATLAR VE KOKULAR2019-07-18 11:15:06
TATLAR VE KOKULAR2019-07-18 11:15:03
ŞİİRİNİ AL DA GEL2019-07-11 09:09:01
HAYATIM YENİBAHAR2019-07-04 10:46:18
DOĞAL’A ÖZLEM2019-06-27 09:45:05
 1  2  3  4  5  6  7  ›  ›› 
Şuan 1 sayfadasınız, toplam 7 sayfa var.
Bu kategoride 67 adet içerik var.

Bu yazıları okudunuz mu ?
Horoz İlçeler Gazetecilik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. | 2016 - Tüm hakları Saklıdır. | Şanlısoy Web