Denizli 33°C
09 Ağustos 2020 - Pazar
Yazar hakkında | Tüm köşe yazıları
Gülnaz Didin

TOPLUMDAKİ BESLENME SORUNLARININ NEDENLERİ

Toplumda beslenme yetersizliği sorunlarının oluşmasındaki nedenleri birkaç genel başlık altında toplayabiliriz:

  1. Besin üretimi, dağıtımı ve teknolojisinde yetersizlik ve düzensizlikler,
  2. Satın alma gücünün yetersizliği ve dengesizliği,
  3. Kültürel etmenler ve eğitim yetersizliği,
  4. Ailen üye sayısının fazla olması,
  5. Çevre koşullarının sağlık kurallarına uygun olmayışı.

Yetersiz beslenme nedenlerinin başında toplumdaki insanlara yetecek kadar besin bulunmayışı gelir. Besin yetersizliğinin nedenleri arasında toplumun nüfusunun toprağına oranla çok olması, tarım ve hayvancılık veriminde düşüklük, üretilen besinlerin dağılımındaki düzensizlikler ve çok bulunan yerdeki besinlerin az bulunan yerlerde kullanılmasında esas olan teknolojinin yetersizliği başta gelir.

Ülkemizde ise özellikle hayvansal yiyeceklerin üretimi yetersizdir. Kesime hazır hayvan sayısı çok olmasına karşın, bir hayvandan sağlanan et ve süt miktarı çok yetersizdir. Son yıllarda ise kesime hazır hayvan sayısı da azalmıştır. Bunun nedenleri; meraların azaltılmış olması, hayvancılıkta teknik bilgilerin yetersizliği, hayvan hastalıklarındaki artışlar, hayvan yeminin fiyatının yüksek olması ve hatalı hayvancılık politikalarıdır.

Özellikle iyi kaliteli besinlerin tüketim düzeyi eğitim düzeyi ile yakından ilintilidir. Halk çoğunluğunun gelir düzeyi düşüktür. Kaliteli besinlerin fiyatı ise her geçen gün biraz daha yükselmektedir. Bu durumda düşük gelirli üretici gruplar hayvansal ürün satarak diğer gereksinimlerini karşılama yoluna gitmekte, üretici olmayanlar da yeterli gelirleri olmadığı için iyi kalite besinleri satın alamamaktadırlar.

Ailede birey sayısı arttıkça bireye düşen gelir daha da azalmaktadır. Böylece kalabalık ailelerde besin temini daha da güçleşmektedir. Ülkemizde gelir dağılımı dengesizliği önemli bir sorundur. Ailede birey sayısı yaklaşık 5’tir. Çoğu ailelerde tek kişi ailenin geçiminden sorumludur. En yüksek gelirli %20 aile, ulusal gelirin %56’sına sahipken, en düşük gelirli %20 aileye ancak %4’ü düşmektedir. Tüm ailelerin %60’ı asgari ücretin altında gelire sahiptir. Gelir dağılımındaki dengesizlik gittikçe artmaktadır.

Asgari ücret düzeyinde gelire sahip ailelerin net gelirlerinin tümü 5 kişiyi yeterli ve dengeli beslemeye yetmemektedir. Konut, giysi gibi harcamalarda olunca bu durumdaki aileler yeterli ve dengeli beslenme yerine ucuz besinlerle arın doyurma yoluna gitmektedir. Diğer yandan, gereksinimlerinin çok üstünde, aşırı beslenen kişiler de aldıklarını harcayamadıklarından şişmanlamakta ve bunun sonucu olarak çeşitli kronik dejeneratif hastalıklar oluşmaktadır.

Özellikle çocuklardaki yetersiz beslenme sorunlarının nedenlerinin başında, ailelerin beslenme bilgilerinde yoksun olması gelir. Evde yeteri kadar değişik türde besin bulunmasına karşın, bunları beslenme ilkelerine göre kullanamayan aileler çoktur. Değişik besinlerin vücut çalışmasındaki değerleri bilinmediğinden bir türden çok alınarak israf yapılmakta, diğeri ise satın alınamamaktadır. Çocuklardaki beslenme yetersizliğindeki nedenlerinden biride gerçek olmayan inanışlar yüzünden küçük çocuklara yumurta, yoğurt gibi besinlerin verilmeyip şekerli besinlerle beslenme alışkanlığıdır. Bunun yanında anne sütü alan çocuğa yoğurt verilirse midesi bozulur düşüncesi tamamiyle yanlıştır. Küçük çocuklara su verilmemesi, ateşli hastalıklarda yoğurt, meyve suları, et gibi besinlerin verilmeyerek hastalığın kötüleşmesi beslenme bilgisi eksikliği ve yanlış inanışlar yüzündendir. Büyümekte olan çocukların besin gereksinimleri bilinemediğinden çoğu hastalığın beslenme yetersizliğinden oluştuğu da dikkatten kaçmaktadır.

Gülnaz Didin diğer köşe yazıları
 1  2  ›  ›› 
Şuan 1 sayfadasınız, toplam 2 sayfa var.
Bu kategoride 19 adet içerik var.

Bu yazıları okudunuz mu ?
AKM Basın Yayın A.Ş | 2016 - Tüm hakları Saklıdır. | Şanlısoy Web