Denizli 26°C
27 Ekim 2020 - Salı
Yazar hakkında | Tüm köşe yazıları
Mesut Akdağ

Sürgünde Açan Çiçek

Bahar gelmiş, her yer çiçeklerle donanmış, ağaçlar açan yapraklarıyla ve çiçekleriyle hayata selam veriyor. Toprak, hayat fışkırırcasına ve tüm canlılığını ilan edercesine çimenlerle ve çeşit çeşit çiçeklerle donanmış. Renk renk, desen desen çiçekler, sere serpe ovanın tüm zeminine serilmişler. Rüzgarların neşeyle danslarına onlar da ayak uydurarak bir ritimde raks ediyorlar. Adeta doğadaki tüm renkler bir araya toplanmış bir renk cümbüşü ve düğünü içinde sanki bayram kutluyorlar. Ovanın hemen kenarına kurulmuş abide bir yapıt gibi duran dağ, kışın büründüğü heybetini, yüzüne aksetmiş soğukluğunu, sert mizacını yansıtan kupkuru haliyle asık suratını kaybetmiş ve ta en zirvedeki beyazlıklar başından giderek ihtiyarlığı gençliğe dönüşmüş, cıvıl cıvıl neşe dolu bir çehre ile tüm ovayı seyrediyor. Üstündeki kibir ve haşinliği atıp en içtenliğiyle ovaya can suyu bir dere sunuyor. Dere, kıvrım kıvrım akarken kenarındaki renk deltasını andıran zümrüt, yakut ve inciye bürünmüş çiçeklerle çevrelenmiş ve suyu da güneş ışıklarıyla parlayan dağın boynuna takılmış bir mücevher gerdanlık gibi ovadan baştan aşağı akıp gidiyor. Coşkulu ve neşeli akan derenin sevincine ortak olmak isteyen ağaçlar da derenin geçtiği yerlerde, aşığın sevgilisine arzı endam ettiği gibi dallarını eğiyorlar.

Büyük bir ressamın elinden çıkmış gibi bir tablo. İnsana huzur veren,  baktıkça bakasını getiren muhteşem bir manzara. Bu güzelliğe daha güzellik katan ovanın sahipleri olan hayvanlar ve kuşlar tabloyu tamamlıyor. Hayvanlar o rengarenk çiçekleri ve yeşilin her tonuna boyanmış çimenler ve otları ezmemek için narin narin yürüyorlar. Kuşların bir daldan bir dala konarken çıkardıkları cıvıltılar, arıların bir çiçekten bir çiçeğe gezerken ki vızıltıları, kelebeklerin kanat çırpmaları tablonun güzelliğine ve coşkusuna daha bir muhteşemlik ve seçkinlik katıyor.

 

Evet, bu haliyle ova büyük bir bilgi sahibi usta bir ressamın elinden çıkmış şaheser bir tuval görünümünde. Eşsiz ve Yüce Yaratıcı en ayrıntısına varıncaya kadar hiçbir şeyi ayırt etmeden baharla birlikte ovayı ve dağı yeniden hayat verip canlandırmış. Çiçekler renk atlası olması ile ovanın güzelliğini taçlandırıyorlar. O çiçekler içerisinde öylesi var ki ovanın en nadide ve eşsiz çiçeği. Sanki yedi rengi kendisi icad etmiş gibi renklere boyanmış. Renklerinin canlılığı ve güzelliği ile adeta bir cazibe merkezi olmuş, ovaya gelen tüm insan ve hayvanlar çiçeği görmeden onun güzelliğini temaşa etmeden gitmiyorlar. Bütün çiçeklerin en gözdesi, en güzeli, en kibar ve nazik görüntüsü, sanki ufak bir esintide kırılavecek, yıkılıverecek gibi narin incecik bir gövdesi var. Çiçek özü almak için ovaya gelen arılar onun özünü almak için birbirleriyle yarışırlar. Tüm bu sahip olduğu özelliklerine rağmen o kadar mütevazi, narin yapısına rağmen çok güçlü ve sağlam bir çiçek.

 

Her başlangıcın sonu, her gecenin sabahı olduğu ve her güzel şeyin bozulduğu gibi maalesef baharın da sonuna geliniyor. O güzelim ova yavaş yavaş yeşilliğini kaybetmeye başlıyor. Çimenler, otlar ve çiçekler sararıp solmaya başlıyor. Tabi, ovanın gözdesi ve çiçeklerin en güzeli ve güçlüsü olan çiçeğimiz de  bu solup gücünü kaybetme işinden ilk önce o nasibini alıyor. Çünkü köküne bir ağaç kurdu yuva yapmış. Çiçek ne kadar güçlü olsa da ağaç kurdu kökünü için için kemiriyor ve çiçeğin gücünün eritiyordu. Her türlü engellere ve tehditlere pabuç bırakmayan çiçeğimiz benzi solmuş, kuvvetini yitirmiş, yüzünü toprağa dönmüş, en ufak bir esintide kırılavecek hatta kökünden sökülecek hale gelmiş.

İşte insan da böyle değil mi? Çok güçlü, kuvvetli ve iktidar sahibi fakat içindeki düşmanı onu yere seriveriyor. Hem de hiç farkında olmadan hamlenin nereden geldiğini anlayamadan. Çiçeğin düşmanı ağaç kurdu, onu en güçlü yeri olan kökünü için için kemiriyor ve gücünden düşürüyor. Bizlerin ise hırs, haset, fitne, birbirimizi çekememezlik ve gıybet gibi kötü hasletler kalbimize yerleşerek kalbimizi için için kemirip birlik ve beraberliğimizi bozuyor ve bizi çeşitli belalar içerisine düşürüyor. Musibet gelince de tüm dostlar bizi terk ediyor. Aynı şekilde ovanın en güzel ve alımlı çiçeği solup güçten düşünce hiç bir hayvan ne arı ne de böcek ve kuş kendisine uğramaz olmuş.

Böylesine zor durumda kalmasına rağmen hiçbir zaman kederlenmemiş, üzülmemiş ve kimseye de darılmamış. Çünkü yeni baharla birlikte tekrar açıp o eski güzelliğine kavuşacak. Bu hal üzere günler gelip geçerken ovaya acımasız, gaddar bir rüzgar gelir. Önüne çıkanı, esintisine katıp ta uzaklara savuruyor. İyiden iyiye solmuş, bitkin ve kökü güçsüz olan bizim çiçeği de beraberinde alır götürür.

Zavallı çiçek ne kadar dirense de fayda etmiyor. Rüzgarın ağına düşmüş itaatkar bir köle gibi rüzgar nereye götürürse oraya gidiyor. Ovadan iyice uzaklaşırlar. Gide gide bir dağın yamacına gelirler. Çiçek son bir hamle yapar bir kayaya tutunur ve gücünü yitirmiş olan rüzgarın pençesinden kurtulur. Rüzgar elini eteğini çektikten sonra çiçek etrafına yorgun ve bitkin bir halde bakar ve görür ki büyük bir dağın yamacı, çorak, kuskuru bir arazi, ağaç ve çiçeği bırakın yeşili andıran bir ot bile yok. Toprak çoraklığa uygun olarak sert, hemen hemen irilikli ufaklı taşlarla örülü bir arazi görünümünde.

Çiçek ovada iken güçlü idi. Bu gücünü, içinde taşıdığı her hale iyimserliğinden ve umuttan alıyordu. Bu sebeple geldiği yer ne kadar kötü olursa olsun ve kendisi bitkin olmasına rağmen geleceğe ait umudunu kaybetmiyordu. Geleceğe dair hayaller kuruyordu. “Önümüzdeki sene tekrar bahar gelecek, burada ovada açtığı gibi açacak. Etrafında rengarenk çiçekler, otlar olacak, ağaçlar çıkarak gövde gösterisi yapacak.” İşte bu hülyaların eşliğinde gelecek baharda yeniden açmak üzere gözlerini kapattı. Biz buna kış uykusuna yattı diyelim. Bakalım gelecek baharda hayallerinde olduğu gibi umduğunu bulabilecek mi?

 

Mesut Akdağ diğer köşe yazıları
Bir Ayet, Dua ve…2020-09-01 09:41:32
ZAFERLER AYI 30 AĞUSTOS2020-08-29 12:21:02
Müslümanların Korkusu2020-08-20 10:21:29
Güneşe Yazı Yazmak2020-08-07 14:16:53
KURBANIN HATIRLATTIKLARI2020-07-30 06:10:56
Çay ve İnsan2020-07-26 10:01:16
 ‹  1  2  3  4  5  6  7  8  ›  ›› 
Şuan 3 sayfadasınız, toplam 8 sayfa var.
Bu kategoride 73 adet içerik var.

Bu yazıları okudunuz mu ?
AKM Basın Yayın A.Ş | 2016 - Tüm hakları Saklıdır. | Şanlısoy Web