Denizli 29°C
25 Mayıs 2020 - Pazartesi
Yazar hakkında | Tüm köşe yazıları
Saliha  Dervişoğulları

Sevgi ifade edebilmektir

Sevgiyi sözel ifade edebilmek istiyorsak tabi ki seçeceğimiz kelimeler de amacına uygun olmalıdır.   Konu, konuşma tarzımızdır. Kullanacağımız aynı cümle, söyleme şeklimize göre iki farklı anlama bile gelebilir. Sevgi dolu ve şefkatli bir tavırla “Seni seviyorum’’ dediğinizde, içten bir sevgiyi anlatırsınız.  ‘’Seni seviyorum” dediğinizde ne anlatırsınız? Gördüğünüz gibi, tek bir soru işareti ya da diğer bir deyişle, sesinizdeki soru tınısı söylediğiniz sözün anlamını olduğu gibi değiştirir. Bazen ağzımızdan çıkan kelimelerle ses tonumuz iki farklı mesaj verir. Çelişkili mesajlar veririz ve ne yazık ki eşimiz genellikle söylenen kelimeleri değil, sesimizin tonundaki mesajı algılar. Seviyorum kelimesini içten ve sevecen tatlı bir dil ile söylemeliyiz. Kendinizi eşinize doğru ifade edebilmek ve duygularınızı içten paylaşmak, sevgiyi iyi ifade edebilmektir. Mesela onun acısını anlamak ve buna çözüm aramak için kullanacağımız kelimeleri söylerken, yüksek ve sert bir ses tonu kullanırsak, eşimizin alacağı mesaj yargılama ve eleştiriye benzer. Konuşurken nasıl bir tavır izlediğimiz çok büyük önem taşımaktadır.

     ‘’Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır ‘’sözünü hatırlayın. Eşiniz öfkeden deliye döndüğünde ve size sert sözlerle geldiği zaman sevgiyle karşılık vermeyi seçerseniz, daha öfkeli ve daha yüksek bir sesle değil,  nazik ve anlayışlı, yumuşak bir ses tonuyla konuşabilirseniz an hissettiklerini size ifade etmesine izin verirsiniz. Acısını, öfkesini, yaşadıklarının üzerinde bırakmış olduğu etkiyi onunla paylaşabilirsiniz. Bunu yapabilmeniz için, yaşananlara onun açısından bakmanız, hissettiklerini iyi anlamanız ve anladığınızı şefkatli bir tavırla da ifade edebilmeniz gerekir. Eğer siz kendiniz bir yanlış yapmışsanız, bunun için ondan özür dilersiniz. Nice evliliklere tanık oluyoruz, özür dilemeyi bile düşünemeyenlerle dolu bir dünyada aynı çatı altında beraberliklerini sürdürmeye çalışan mutsuz kişiler dolu. Eğer davranışınızı yanlış anlayan oysa o zaman da gerçekte siz, ne yapmaya çalıştığınızı sakin bir şekilde ses tonunuzu yükseltmeden anlatmalısınız. Yapmaya çalıştığınız şey, kendinizi haklı çıkarmaya çalışmak değil, onunla anlaşmak ve uzlaşmak olmalıdır. Olgun bir sevgi budur; diğer bir deyişle güçlü, sağlam ve gelişmeye devam eden bir evlilik için gereken sevgi de bu olmalıdır.

        Sevgi hataların çetelesini tutmaz. Geçmişteki yanlışlıkları tekrar tekrar ortaya koymaz. İnanın ki Kimse mükemmel değildir. Hepimiz zaman zaman hatalar yaparız ve evliliğimizde her zaman en iyi veya en ideal olan şeyi yapamayabiliriz. Bazen istemeyerek eşimizi kıracak bir şey yapar ya da söyleriz.  Geçmişi silmek mümkün değildir ama yaptıklarımızın yanlışlığını kabullenebilir, özür dileyebilir ve elimizden geliyorsa telafi edebilir, daha doğru davranmaya çalışabiliriz. Aynı şekilde eşimiz bir hata yaptığında ve hatasını anlayıp özür dilediğinde, bize göstermesini istediğimiz anlayışı ona bizimde göstermemiz gerekir. Eğer göze göz, dişe diş mantığıyla hareket ederek yaptığının bedelini ödetmeye veya cezasını çektirmeye çalışırsak, kendimiz yargıç, o da bir mahkûm olur. Böyle bir ortamda ise yakınlıktan, içtenlikten ve sıcaklıktan söz edilemez. Eşimizi bağışlamak, aynı olumlu duyguların devam etmesini sağlar. Sevgi, bağışlamayı emreder. Eskiden olmuş şeyler yüzünden bugünlerini mahveden insanları gördükçe hem şaşıyor hem de üzülüyorum. Bu insanlar, dün yaşanan huzursuzlukları, bugüne taşımaktan vazgeçmiyor ve belki de muhteşem geçebilecek yeni bir günü daha berbat ediyorlar.

   İstediğimiz şey yakın bir ilişki kurmaksa, birbirimizin isteklerini bilmek zorundayız. Eğer istediğimiz şey, eşimizle birbirimizi sevmekse, eşimizin ne istediğini bilmemiz şarttır. Eşimizin hatasını kafasına kakmak yerine, ona şefkatle yaklaşmaktır ki sevgi bunu söyler. Bağışlamak, sevgi ifadesidir. ’Seni seviyorum, benim için değerlisin ve seni bağışlamayı seçiyorum. Hala canım yansa da sen benim eşimsin. Hatanın aramıza girmesini asla istemiyorum, sorunları birlikte aşacağız’ ’Tabi burada büyük af edilmez hatalardan asla bahsetmiyorum. Büyütülmeyecek sorunlardan ufak tefek olan kırıcı sözlerden bahsediyorum. İyi sözlerimiz, şefkatle ifade edilen onaylayıcı kellimelerdir. Bizler yetişkiniz ve eşimizle hayat ortağıyız. Diğer yandan, isteklerimizi ifade etme biçimimizde çok önemlidir. Eşimiz istediklerimizi talep gibi algılıyorsa, karşılıklı yakınlığımız ve sıcaklığımız ortadan kalkar; bu durumda, zaman içinde eşimizi kendimize yabancılaştırırız. İhtiyaçlarımızı ve isteklerimizi rica şekilde güzelce ifade edebilirsek, Karşımızdakine baskı yapmaz, yol gösteririz.

   Eşinizi asla parasız bırakmayın, evin ihtiyaçlarını genelde bayanlar daha iyi karşılar. Zorda kalmaları çocukların ve evin ihtiyaçlarını karşılamada zorluk çekmeleri onları çok üzeceğini unutmayın. Ben annemden hatırlıyorum babam işe giderken, eve harçlık bırakmazdı ve annem bize sezdirmeden gizlice ağlardı. Onun gözyaşları beni yüreğimde vururdu. Eşlerinizi çaresi bırakmayın ve ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için mutlaka eve harçlık bırakın. Şiddete asla başvurmayın, sizin çocuklarınızı dünyaya getiren eşlerinizi baş tacı edin. Onları anlayın ve şefkatli davranın ve asla unutmayın ki sizleri de doğuran kadınlardır. Doğum anı inanın ölümle burun buruna gelmek kadar, acı çekmekle eş değerde, bu acıyı yaşayarak dünyaya getirdiği çocuklar, eşler asla anneye el kaldırmamalı, sövmemeli ve kötü davranmamalıdır .’’cennet anaların ayakları altındadır ‘’ ayetini aklımızdan çıkarmayalım.

     Eşinizi dinlerken, başka bir şey yapmayın. Birlikte kaliteli zaman geçirin. Tüm dikkatiniz sevgili eşinize odaklanmak olduğunu aklınızda bulundurun. Eşinizle konuşurken göz göze olun ve ona bütün ilginizi verdiğinizi hissettirin. Onun duygularına kulak verin. Ne hissettiğini anlamaya çalışın. Söylediklerini ilgiyle, ve dikkatle dinlediğinizi ona gösterin ve asla eşinizin sözünü kesmeyin. Duygu ve düşüncelerini tam olarak anlayın. Unutulmamalıdır ki insan, başka bir insanla yakınlaşmak ve sevilmek ister. Evlilik, bu yakınlık ve sevgi ihtiyaçlarını sağlıklı yollardan karşılamak amacıyla tasarlanmıştır.

   Kişinin eşi tarafından sevildiğini hissetme ihtiyacı, evlilikle ilgili tüm isteklerin temelinde yatar. Sağlıklı evliliklerde sağlıklı çocuklar büyür. Çocuklar yeterince şefkat gördüğü takdirde, sorumluluk sahibi ve bilinçli bir yetişkin haline gelirler. Aksi halde onlarda duygusal ve sosyal açıdan gelişiminde çok geri kalacaklardır. Aile içinde bulamadıkları sevgiyi yanlış kanallardan, yanlış biçimlerde arayacaklardır. Bir arkadaşımın sözü aklıma geldi ‘’Çocuklarınız söylediklerinizi dinlemezler Sadece sizde gördüklerini uygularlar’’ Bence haklıydı, Çocuklar mutlu sevgi dolu ortamlarda saygı ile büyüdüklerin de, onların gelişimleri de mutlu, sevgi dolu ve sağlıklı olacaktır.

        Ailenize gerekli değeri verin ve çocuklarınızı sevgiyle büyütün. Sağlıklı toplum çekirdek aile eğitimi ile başlar. Hepiniz sevgi ile kalın hoşça kalın.

 

Saliha Dervişoğulları diğer köşe yazıları
DENGE HAYATI 2020-05-14 08:36:40
ANNE OLMAK 2020-05-09 12:09:02
HEDEFLERE VARMAK 2020-05-06 06:00:43
FASULYE TANELERİ 2020-05-04 06:46:52
TARIMIN ÖNEMİ 2020-04-28 07:15:34
YÜREKLİ ASLAN 2020-04-17 08:47:39
İSTEMEYİ BİLMEK2020-04-14 06:57:47
 1  2  3  4  5  6  7  ...  14  15  ›  ›› 
Şuan 1 sayfadasınız, toplam 15 sayfa var.
Bu kategoride 145 adet içerik var.

Bu yazıları okudunuz mu ?
AKM Basın Yayın A.Ş | 2016 - Tüm hakları Saklıdır. | Şanlısoy Web