Denizli 35°C
25 Ağustos 2019 - Pazar
Yazar hakkında | Tüm köşe yazıları
İnci Elence İlter

"Cemalettin Çekmece" ile Tiyatro'ya dair

Merhaba sevgili Horoz okuyucuları umuyorum ki sevgi huzur dolu mutlu gönlünüzce bir haftaya başlamışsınızdır. Bu hafta yine Denizli'ye mükemmel bir konukla birlikte geldik. İzmir Devlet Tiyatro Oyuncusu Sayın "Cemalettin Çekmece" ile birlikte çok güzel çok samimi bir söyleşi yaptık ayrıca  bir çok kişinin merak ettiği konulara değindik öyle çok şey konuştuk ki söyleşimizin devamı cuma günü tekrar siz okuyucularımızla olacak.. 

 

Cemalettin Çekmece kimdir? 

 

Antakya doğumluyum gençliğim çocukluğum Antakya'da geçti ve daha sonra tiyatroya olan aşkımdan ötürü Antakya'dan uzaklaştım.. Çanakkale'de bir süre yaşadım. Çanakkale belediye Kent Tiyatrosu'nda çalıştım bir dönem orada amatör tiyatro yaptıktan sonra tekrar Antakya'ya döndüm orada arkadaşlarım Sanat Merkezi açtı onların  bünyesinde halk oyunları koro tiyatro gibi etkinliklere devam ettim ve lise öğenimimin bittiği dönemlerdi o zamanlar böyle yoğun bir şekilde geçti 1993 yılında konservatuvarı kazandım Konya Selçuk Devlet Konservatuvarı oradan mezun olduktan sonra Konya Devlet Tiyatrosu açıldı. Oraya girip kadrolu olarak 3 yıl boyunca Konya Devlet tiyatrosunda ve daha sonra 2000 yılında Trabzon Devlet Tiyatrosu'na tayin oldum 2005'ten beri İzmir Devlet Tiyatrosu'nda

oyunculuğa devam ediyorum. Ayrıca eşimde oyuncu sınıf arkadaşımdı 22 yıldır Devlet Tiyatrosu'nda Omuz Omuza oyunculuk yapıyoruz.Eşim Melek çekmece bir tane oğlumuz var 15 yaşında Ateş adında.. 

 

Tiyatroya'ya nasıl başladınız? 

 

Tiyatroya önce amatör olarak başladım amatör tiyatro çok değerli bir şey benim için,ilk okuldan sonra başladım çok içine kapanık bir çocuktum kendimi ifade etmeye başladım ve büyüdüğümde mutlu olacağım işin bu olduğunu düşünüyordum ve bir çok kişi yeteneğim olduğunu söyledi, motive ile yeteneğimi geliştirdim sonra konservatuar ve eğitim aldım. 

 

Tiyatro sizin için nedir? Tiyatro oyunu sonrası neler hissediyorsunuz? 

 

Tiyatro sadece kendinizi ifade etmek değildir bir sürü insanla ortak bir şey yaratıp ortak üretimden çıkan bir Dünya ortaya çıkıyor ve başka mutlu insanlar ve bunu başka insanlarla paylaşıyorsunuz bundan daha güzel ne olabilir ki bunu hissedince her zaman tiyatroda olmak zorundasın. 

 

İzmir Devlet Tiyatrosu'nda kaç oyun oynadınız ve hangi oyunlar bahseder misiniz bize? 

 

2005 yılından bu yana 15 oyunda oynadım. 

Bu sezon üç tane oyun oynayacağım iki oyunum iki yıldır iki sezon oynadı "Ermişler ya da Günahkarlar " 

Yazan: Anthony Horowıtz

Yönetmen: Barış Erdenk 

Bu oyunla çok güzel ödüller ve tepkiler aldık. 

" Hastalık Hastası " Yazan: Molier

Yönetmen: Vladlen Alexendrov

Aslında yeni bir oyun bu oyunda devam edecek 

 

Ve şimdi hazırlamakta oldugumuz 

 

"Kantocu " Yazan: Haldun Dormen

Yönetmen: Sabri Özmener

Aralık ayında prömiyer alaıcaz bütün halkımızı bekliyoruz..

 

Özel tiyatroyalar da oynadınız mı ? 

 

Evet bir kaç özel tiyatroda oyun yaptım. Ortak sahne diye bir Tiyatroda oynadım bir tane oyunum "Nazım Hikmet'in" Şeyh Bedrettin Destanıydı bu oyunda üç sezon sürdü ve çok güzel tepkiler aldım.

 

Bir Tiyatrocu oyunlara nasıl hazırlanıyor? 

 

Tabii şimdi bir oyuna hazırlanırken değişik süreçler var bunlardan birincisi oyunu alıp okuyorsun tabi bizim Devlet tiyatrosunda işleyiş biraz daha farklı sanat yönetmenimiz belirliyor oyunları repertuar kurulumuz var onların aracılığıyla ve sonra yönetmenler belirleniyor sanat yönetmeni ile yönetmen cast yapıyor kiminle oynayacağız onlar belirliyor. Ondan sonra bir ilk okuma provası başlıyor ilk okuma provasından herkes kendi rolünü okuyor sonra oyun tartışılıyor günümüzdeki yeri nedir ne değildir ilk etapta oradan başlanıyor hikaye, aynı dönemdeki başka yazarlarıda inceliyorsunuz bu aşamada kendi karakterinize geldiğinde öbür karakterlerin sizin hakkınızdaki düşüncelerin önemseyerek hareket ediyorsun tabii her karakter yaratırken kendimizden yola çıkıyorsunuz ben Cemal'den yani kendimden yola çıkıyorum ama yaşadıklarımız gözlemlediklerimiz hayattaki birikimlerimiz ve bilinç altına attığımız neyse o karakteri uydurabiliyorsan o zaman karakterin sağlıklı ve yani daha samimi daha içten daha doğru yorumlamanıza neden oluyor ciddi bir süreç Yani bu da yaklaşık her oyunun 5-6 hafta çalışılıyor Bu 5-6 hafta içinde her gece ve gündüz bunlarla yoğruluyorsunuz yani bizim eve iş getirmemek gibi bir şansımız yok maalesef 7/24 gündemimizde bu var yani karakter çıkana kadar böyle hayatta ki yaşamımızı ne kadar etkiliyor o kadar değil tabi ki oyun oynuyoruz sonuçta. Şimdi bir katili oynuyorsunuz tiyatroda dışarıda katil olarak dolaşma şansınız yok dolaşıyorsanız da o zaman ruhsal anlamda problemleriniz var demektir o zaman bir an önce tedaviye gidiyorsunuz, böyle durumları yaşayanlar varsa bile çok azdır,kostümü çıkardığınızda hepsi tiyatroda kalır zaten o karakterde o kostüm içinde kalır siz kendiniz tek kişi olarak neyseniz o kıyafetinizi giyersiniz oyun bitince . Benim budan önce ki oyunumda Ermişler ve Günahkarlar Psikodrama seansını anlatan bir oyun ve bu seansta bir seri katilin tedavisi yapılabilir mi gibi deneysel bir çalışma aslında oyundaki "Antonio" çok güzel yazmış oyunu gerçekten tam sinema filmi tadında de bizim yönetmende hiç boşluk bırakmamış karakterin dolu dolu çalışmasını sağlamış, orada seri katili oynuyorum hem başka bir doktoru oynuyorum 3 farklı karakter sahnede bir saat içinde 1 saat 10 dakika sürüyor oyun ve orada çok ciddi bir performans da var.Oyunu izleyen tanıdık arkadaşlarım seyirciler ile dışarıda karşılaştığımızda siz gerçekten o musunuz gerçekten o olabiliyor musunuz diye soruyorlar yani karakteri sahnede canlandırmak yaşatmak ve sonra dediğim gibi kostümü çıkardıktan sonra unutmak.O oyunun üzerine iki tane oyun çalışıyordum bir tanesi hastalık hastası "Argan" karakterin oynuyordum çok bilindik bir karakter o iki karakterin birbirine karışma şansı yok her biri farklı bir mecrada farklı bir frekansta atan "Moliere"gibi dünyanın bildiği bir karakter bir anlamda da oyuncu olarak her karakterde yeniden sınanıyoruz yeni bir sınava giriyor gibi oluyorsunuz en iyisini yapmak zorundasınız bu arada tabi ki çalıştığınız arkadaşlar yönetmenler yaratıcı ekip dediğimiz ekiple beraber omuz omuza bir iş çıkarıyoruz oyuncu öz hazırlığını yapar ama gerisi ekip işi ve ekip olarak haz almak oyun sonrasında bize en büyük ödül .

 

Sinema ve dizi lerde rol aldınız mı? 

 

 Evet son dönemlerde kısa filmler yapmaya başladım İzmir'de 5 / 6 üniversitede film tasarımı bölümleri var ve buradan yeni yönetmenler çıkıyor hazırladıkları tezlerin çoğu da festivallere giren kısa filmler bende kendimce destek veriyorum ama kendime de çok şey kattığıma inanıyorum onlarla birlikte bu da başka bir süreç, son dönemde son iki yıldır üç tane uzun metraj film yaptım Bunun biri Antakya'da yapıldı 25 gün sürdü "Aden" adında bir film, filmin yönetmeni "Barış Atay" geçen ay "Aden" filmi; 3000 film arasında ilk 15 filmle Ana  yarışmadaydı "Varşova Film" Festivali'nde dünya Prömiyerini yaptı İlk kez orada yayınlanıp gösterime sunuldu ve çok beğenildi ve Festivale hep beraber ekiple beraber katıldık çok özel bir film oldu bence umarım en kısa zamanda Türkiye'de gösterime de girer çok beğenileceğine inanıyorum. Onun dışında "Kromozom y" diye bir uzun metraj yaptık bunu bir koğuşta geçen bir film yöneten "Ali Rıza Gökçen" diye bir arkadaşımız genç yönetmen şimdi o kurgu aşamasında en kısa zamanda Festivallere gönderilmek üzere son hazırlıkları yapılıyor teknik çalışmalar var. "Sardunya" diye bir film yaptık oda "Çağıl Bocut'un" yönetmeliğinde, bir aile hikayesi kendi yazmış o Bakanlıktan destek almış bir senaryo aile filmi çok sıcak çok samimi olduğuna inanıyorum o da çok hoş olacak daha kurgu aşamasında en kısa zamanda göstermede girer diye düşünüyorum Dokuz Eylül Üniversitesi Film tasarım okuyan 8 arkadaşım bir araya gelip "Cevdet Anday'ın" İçerdekileri uzun metraj film olarak tasarladıkları filmde rol aldım belki seneye yine tekrar gündeme gelebilir gösterime girebilir bu da çok sıcak bir çalışma çok enerjik ve öğrencilerle yeni mezun olan arkadaşlarla yaptığımız için başka bir enerji ile yaptığımız bir kısa film. 

 

Sinema Filmler :

" Aden " Yönetmen: Barış Atay

" Kromozom y " Yönetmen: Ali Rıza Gökçen 

" Sardunya " Yönetmen: Çağıl Bocut

 

Devamı cuma günü sizlerle.. 

Sevgiler saygılar sağlıcakla kalın cuma günü görüşmek üzere. 

İnci Elence İlter 

 

İnci Elence İlter diğer köşe yazıları
 1  2  3  4  ›  ›› 
Şuan 1 sayfadasınız, toplam 4 sayfa var.
Bu kategoride 35 adet içerik var.

Bu yazıları okudunuz mu ?
Horoz İlçeler Gazetecilik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. | 2016 - Tüm hakları Saklıdır. | Şanlısoy Web