Denizli 21°C
22 Mart 2019 - Cuma
Yazar hakkında | Tüm köşe yazıları
Nilüfer Bekçi

OKUMAK

Çocukken Ankara Bahçelievler’de oturuyorduk. Meşhur 3. Caddede  Anı Kitabevi adında,emekli öğretmen bir amcanın işlettiği küçük bir kitap- kırtasiye dükkanı vardı. Bana kitap okumayı sevdiren kişi odur. Her hafta harçlığımı alır almaz koşar kitap alırdım oradan ve hevesle, merakla okurdum. Kitap okumak beni bambaşka dünyalara götürür, hiç karşılaşmadığım insanlarla tanıştırırdı. Annem ve babam bütün paramı kitaplara yatırmama hiç ses çıkarmazlardı. Bunun ne kadar karlı bir yatırım olacağını biliyorlardı. Şimdi sorun anneme, “kitap yetiştiremezdim” der. Eşime sorun, bugün için aynı şeyi söyler. Yıllar içinde kitap sevgim artarak devam etti. Öyle ki sevdiğim yazarların her çıkan kitabını mutlaka okumak isterim. Kitap okuyan birini gördüğümde ne okuduğunu çok merak eder, kapağını görebilmek için şekilden şekle girerim. Eğer benim okuduğum bir kitapsa rahatlarım. Okumadığım, bilmediğim bir kitapsa çok merak eder, bir şekilde edinip kendim de okumak isterim.Kitap okumadan geçen günü yaşanmamış sayarım zaten gururla söylüyorum, böyle bir günüm hiç olmadı. Ne kadar yorgun olursam olayım yatağa girdiğimde 10- 15 dakikamı olsun okumaya ayırırım. Zamanla bu tutkum beni kitap yazmaya kadar götürdü. Bir yıl önce Kuzey Tacı isimli ilk romanım yayınlandı. Şu anda ikinciyi yazıyorum.

Kitap okumak ufkunuzu genişletir. Bilgi dağarcığınızı arttırır. Kelime haznenizi geliştirir. Anlama ve anlatma kabiliyetinizi büyütür. Görmediğiniz, duymadığınız yerlerde gezdiriri sizi, tanımadığınız kültürleri öğretir, hayal gücünüzü geliştirir. Dünyayı ve insanları tanımanıza ve anlamanıza yardımcı olur, adalet duygunuzu geliştirir. Kısacası iyi insan olmanızı sağlar.Sizi düşünmeye yönlendirir.Gezmek ve okumak kadar genel kültürünüze katkısı olan bir şey daha yoktur. Allah’ın ilk emri “oku” dur.

Şimdi çocukların ve gençlerin başına bela olan sınavlarda en çok zorlanılan matematik var ya, okuduğunu anlamadan yapılabilmesi mümkün değildir. Hele yeni sınav sisteminde değiştirilen ve tamamen yoruma dayanan soruları, okuma alışkanlığı olmayan bir öğrencinin çözebilmesi  gerçekten çok zordur.

 Bütün bunlara rağmen Türkiye’de okuma yazma oranı çok düşük. Dünya sıralamasında 86. Sırada. Okuma oranı neredeyse binde bir. Araştırmalara göre Fransa’da kişi başına yıllık okunan kitap sayısı 7, Japonya’da 25 iken Türkiye’de 1 kitap başına 12bin 89 kişi düşüyor. Hinditanda haftada okumaya ayrılan süre 10 saat 42 dakika iken Türkiye’de 5 dakika 54 saniye. Buna karşın televizyon izlemeye günlük 6, internette gezinmeye 3 saat süre harcanıyor. Bu araştırmada okuma süresine internet de dahil edilmiş. Sadece kitap baz alınınca sonuç daha da kötü çıkıyor. Türkiye bu konuda yoksul Afrika ülkeleriyle aynı kategoride.Kitap, ihtiyaç listelerinde 235. Sırada yer alıyor. Dünyada kitap için kişi başına harcanan para ortalama 1,3 dolarken, Türkiye’de çeyrek dolar.Durum ne kadar vahim değil mi? Oysa ki Türkiye’de basılan kitap sayısı artmış, Türkiye, 2 milyar 100 milyon doları aşan hacmiyle dünya sıralamasında 11'inci en büyük kitap cirosuna sahip ülke. Ancak, bu üretimin önemli bir kısmı, devletin okullarda ücretsiz olarak dağıttığı eğitimle ilgili kitaplar. Sınavlara hazırlık kitapları ve yardımcı kitaplar da bu kategoride önemli yer tutuyor. Verilere göre, eğitimle ilgili yayınların oranı yüzde 63. Yetişkin inceleme, araştırma kitaplarının payı yüzde 15. Bunu, yüzde 8’le çocuk ve gençlik kitapları, yüzde 7’yle inanç kitapları takip ediyor. Yetişkin edebiyat ve sanat kitaplarının oranı ise, yüzde 4. Şu son cümle, ülkemizde ne kadar az kitap okunduğunu anlatmaya yetiyor.

Şimdi bana insanların yiyecek ekmeğini almaya parası yok, kitap nasıl alsın da okusun klişesini söylemeden önce aşağıdaki verilere bir göz atın  lütfen  

Türkiye'de 2018 yılı itibarı ile 1 milli, 1146 halk,564 üniversite ve 26 bin 415 örgün ve yaygın eğitim kurumunda olmak üzere toplamda 28 bin 126 kütüphane faaliyet gösteriyor. Türkiye'de 80 milyonu aşkın vatandaş yaşamaktadır. 30 bine yakın da kütüphane faaliyet göstermektedir. Peki bu kütüphanelerin kaç üyesi bulunmaktadır? 2018 yılında Milli Kütüphanelerin 26 bin 478, halk kütüphanelerinin 2 milyon 201 bin 39 ve üniversite kütüphanelerinin ise 3 milyon 814 bin 500 üyesi bulunmaktadır.  2018 yılında Milli Kütüphanedeki kitap sayısı 1 milyon 410 bin 489 adet olarak tespit edilmiştir. Halk Kütüphanelerindeki kitap sayısı ise 19 milyon 993 bin 613, Üniversite kütüphanelerindeki kitap sayısı i 16 milyon 385 bin 532, devlet ve özel okullar ile özel kurs kütüphanelerindeki kitap sayısı ise 26 milyon 707 bin 127 olarak tespit edilmiştir.

 Daha anlaşılır olması açısından Türkiye’de toplam 30 bine yakın kütüphanede okunmayı bekleyen 64 milyon496 bin761 kitap var. Peki okuyucular nerede? Üyeleri toplarsak 4milyon 61bin 117 kişi. 80 milyon nüfuslu bir ülkede ne kadar da az değil mi? Oysa ki bu kurumlar bir vatandaşın rahatça gidip kitap okuyabilmesi ve ödünç alabilmesi için oradalar. Bunun dışında çok ucuza ikinci el kitap satan, kitap değiş tokuşu yapan sahaflar var. Dönüşümlü kitap okuyabileceğiniz kitap kulüpleri var. Kitap okumaya ve okutmaya gönül vermiş insanlar var, seve seve ödünç kitap verirler. Bunları bırakın, ülkemiz sigara içme oranında yüzde 33le dünyada 11. Sırada. Yani 26 milyon 400 bin kişi sigara içiyor. Bu kişiler sigaraya ayda ortalama 400 lira para harcıyor. Sırf bu kötü ve sağlığa zararlı alışkanlıklarını bırakıp kitap okumaya kanalize olsalar ayda ortalama 15 kitap okuyabilirler. Okumamanın mazereti yok. Sadece tembelliğimizden okumuyoruz.

Kitap okumayan toplum asla gelişemez, ilerleyemez. Okumayan toplum geçmişini öğrenemez, dolayısıyla geleceğini öngöremez ve planlayamaz. Kitap okumayan düşünmeyi de beceremez. Okumayan, öğrenmeyen, düşünmeyen kişi ne söylenirse ona inanır. Böyle bir toplum çok rahat kandırılır, sömürülür. Bir zamanlar dünyaya hükmeden Osmanlı İmparatorluğu’nun geri kalma sebebi matbaanın ülkeye 200 yıl geç girmesi değil de nedir?

 Lütfen hem kendi kişisel gelişimimiz hem çocuklarımıza alışkanlık kazandırabilmemiz için kitap okuyalım. Kitap alamıyorsak bir kütüphaneye üye olalım. Her gün evimizde ailenin her bireyinin kitap okuduğu bir okuma saatimiz olsun. Çocuklara kitap hediye etmek yetmez.  Onların rol modeli anne babalarıdır. Bizler okumak yerine televizyon, telefon veya bilgisayarla vakit harcıyorsak onlardan da okumalarını bekleyemeyiz.

Okumak isteyen ama kitaba ulaşamayan çocukların ve yetişkinlerin olduğu yerleri takip edelim onlara kitap gönderelim.  Kütüphanemizde bulunan, bir daha okumayacağımız, saklamak istemediğimiz kitaplarımızı paylaşalım.

 Lütfen okumanın önemini kavrayalım ve öğretelim artık.

    

 

Nilüfer Bekçi diğer köşe yazıları
ŞANSLI MI? ŞANSSIZ MI?2019-03-15 11:35:56
KADINLAR GÜNÜ2019-03-07 11:43:53
HATIRLATMAK İSTEDİM2019-02-28 12:43:18
SEVGİLİLER GÜNÜ2019-02-14 10:22:58
DİŞ TEMİZLİĞİ2019-01-24 05:54:05
DENEME TAHTASI2019-01-17 09:47:56
ŞİDDET2019-01-10 08:57:12
 1  2  3  4  5  ›  ›› 
Şuan 1 sayfadasınız, toplam 5 sayfa var.
Bu kategoride 44 adet içerik var.

Bu yazıları okudunuz mu ?
Horoz İlçeler Gazetecilik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. | 2016 - Tüm hakları Saklıdır. | Şanlısoy Web