Denizli 13°C
16 Aralık 2018 - Pazar
Yazar hakkında | Tüm köşe yazıları
Nilüfer Bekçi

NE YAPMALI

Sevgili okuyucularım iki hafta önceki “Görgü” adlı yazım okurlarımın çok dikkatini çekti. Bu konuda aile içinde, toplumda ve okulda yapılması gerekenlere dair önerilerimi yazmamı istediler. Mesajlarla, e- postalarıyla bana ulaşan, ilgilenen tüm okuyucularıma teşekkür ederim.  Bu yazımı bu konuya ayırmak istiyorum.

Görgü kuralları çeşitli durumlarda uyulması gereken ayrıntılı formalitelerdir. Bu kurallar toplumsal kesimleri ve grupları birbirinden ayırma ve yaşamı kolaylaştırma, ilişkileri düzenleme işlevine sahiptir.

Yasal hiçbir yaptırımı olmayan görgü kuralları çiğnendiği zaman, uyumsuz sayılan bireyler toplum tarafından dışlanır. Genel görgü kurallarına uymamak hukuken suç sayılmaz.. Ancak, toplum genel görgü kurallarına uymayanlara; cahil, bencil, kaba, saygısız ve saire sıfatlarla tanımlar ve kınar.

Görgü kurallarına uymak diğer insanlara saygı göstermektir ve onların duygularına önem verdiğiniz mesajını göndermek demektir.  Toplum hayatının düzenlenmesinde etkili olan genel görgü kurallarına uyan kişileri; terbiyeli, saygılı, nazik ve saire şeklinde nitelemek mümkündür.

Bu kurallar toplumdaki uygarlık düzeyinin de göstergesidir. İnsanın bencil, kaba düşüncelerden sıyrılarak, başkalarına karşı davranışlarını bir düzene koyması, onun duyarlı ve nazik olmasını sağlar. Bu da insanların birbirleriyle olan ilişkilerinin sağlıklı ve tutarlı olmasına neden olur.

Her konuda olduğu gibi görgüde de eğitim ailede başlar. “Aile terbiyesi “diye bir kavram vardır ki, görgünün ta kendisidir. Ailede verilemeyen, eksik kalan kısımlar okulda tamamlanır, öğrenilmiş olanlar pekiştirilir. Aile büyüklerinin ve öğretmenlerin sadece söz ve uyarılarıyla değil, davranışlarıyla da öğretici olması, yani çocuklara örnek olması gerekir. En önemli kısımsa ailenin üstündedir çünkü çocuk yaşamının ilk 7 yılı dolmadan karakterinin %80 i oluşmuş olur.Gerçekten de bireyin hem kişilik hem de bilişsel özelliklerinin % 80 ‘i 7 yaşından önce tamamlanmış olmaktadır.Dolayısıyla bir çocuğa kazandırılacak ne varsa erken çocukluk olarak tanımlanan 0-6 yaşlar arasında değerlendirilmelidir.

Genlerimiz yoluyla belirlenmiş olan karakterlerimiz en geç 6-7 yaşına kadar büyük bir oranda şekillendikten sonra geri kalan ne varsa ailemiz ve çevremizden gördüklerimizle, öğrendiklerimizle oluşur. Okul öncesi dönem, çocuklarda taklit eğiliminin dikkat çektiği dönemdir. Çocuk ilerde kendisiyle özdeşleştireceği pek çok davranış biçimini bu yaşlarda, başkalarını taklit ederek öğrenir.Çocuk kendi davranışlarını ve bu davranışlara karşılık gelen tepkileri değerlendirerek,kişilik oluşumunda önemli adımlar atmaya başlar.Toplum içinde kim olduğunu,ondan kim olmasının beklendiğini,hangi davranışlarının kabul görüp hangilerinin reddedildiğini belirlemeye çalışır.Bu aşamalar sırasında kendi toplumsal kabul değerleri ve beğenileri oluşur.Bütün bu aşamalar aslında zincirleme olarak birbirini hem etkiler, hem de tetikler.Bir davranış bir diğerini getirir. Burada ailenin ve çocuğun içinde yaşadığı toplumun etkisi çok büyüktür. Dolayısıyla görgülü nesiller istiyorsak görgülü bir toplum olmak zorundayız.  Burada akla şu soru geliyor:  Ailede görgü yoksa çocuklar ne olacak? Buna verilecek iki cevap var: Birincisi okul tamamlayacak; ikincisi ise aileler eğitilecek.

Çok sık rastlarsınız aile sonradan zengin olmuştur ve bu zenginliğini her fırsatta dile getirir. Ama çocukları o zenginliğin içine doğmuşlardır ve gayet mütevazı ve görgülüdürler. Çünkü aileleri zengin olduktan sonra girdikleri ortamlarda görmüş, öğrenmiş, zorlama da olsa uygulamaya başlamışlardır. Çocuklar da bu davranışları görerek büyür. Ayrıca bu ailelerin çocuklarını gönderdikleri okullar da belli nitelikleri olan, her anlamda eğitime önem veren okullardır. Böylece görgü eğitiminin okul ayağı da tamamlanmış olur.

Peki, aileler nasıl eğitilecek? Koca koca insanları zorla bir sınıfa doldurup terbiye edemeyeceğimize göre medyanın gücünü kullanabiliriz. Kamu spotları, küçük skeçler, hatta televizyonlarda yayınlanmak üzere hazırlanmış tiyatro oyunları faydalı olabilir. Dizileri kullanabiliriz. Ayrıca dağıtılacak küçük broşürlerle de mesela sokağa tükürmenin neden yanlış olduğu anlatılabilir. Bunların yanında sokağa çöp atmanın, tükürmenin vb. davranışların son derece caydırıcı para cezaları olmalı. Ama kağıt üzerinde kalmamalı, mutlaka uygulanmalı. Toplumun herhangi bir ferdi bu tür davranışta bulunan birini uyarabilmeli. Ben seyir halindeki araçtan karayoluna kullanılmış bebek bezi fırlatıldığını bile gördüm. Bunlara tepkisiz kalınmamalı. Böyle bir şey gördüğümde arayabileceğim ve işlem yapacak bir mercii olmalı.

 Okullarda öğretmenler de kendi davranışlarına çok dikkat etmeli. Hatta her derslerinin 5 dakikasını görgü eğitimine ayırmalı. Bizim öğretmenlerimiz çok dikkat ederlerdi her davranışımıza. Yanlış bir şey gördüklerinde mutlaka uyarırlardı. Hatta bir öğretmenimiz burnunu karıştıran bir öğrenci gördüğünde sınıfa sırtını dönerdi. O zaman kağıt mendil ve peçeteler yaygın değildi. Ama hepimiz iki bez mendil taşımak zorundaydık. Biri burnumuz, biri elimizi yüzümüzü silmek için. Şimdi çocuklar biraz daha kendi haline bırakılıyor gibi geliyor bana.

Bundan başka, sınıflarda drama tekniği ile uygulamalı olarak selamlaşma, sofra adabı, topluluk içinde konuşma ve davranış eğitimi verilebilir, temizlik alışkanlıkları kazandırılabilir. Görgü eğitimi için açılmış özel kurslar var. Belediyeler de ücretsiz kurslar açabilir. Halk eğitim kursları açılabilir.Böylece aileler de eğitilmiş olur.Hatta uygulama fırsatı bulunabilecek kokteyl, yemek, piknik gibi etkinlikler düzenlenebilir. Bu tarz aile eğitimi çok önemlidir çünkü çocuklar ders ya da nasihatle ya da ödül- ceza yöntemiyle değil, örnek alarak, taklit ederek öğrenirler.

Unutmayalım ki:

Öğüt vermenin etkisi, uygulayarak göstermenin etkisinin yanında neredeyse geçersiz kalır.
 Çocuğunuza bazı kuralları öğretirken ve ondan bu kurallara uymasını beklerken aynı kurallara önce sizin uymanız ve bu davranışları kesinlikle onun yanında bozmamanız gerekir.
Yemekten sonra eşiniz size ‘Eline sağlık’ diyorsa, babayı taklit eden bir çocuk zaman içinde bu davranışı örnek alır.
Sokağa çöp atmamak, çevreyi kirletmemek, insanlara saygılı davranmak, arkadaşlarınızla ilişkilerinizde paylaşımcı olmak, çocuğunuzun dikkatle izlediği davranışlarınızdandır. Bunlarda gereken kuralları kendiniz hayata geçirmeden çocuğunuzun uygulamasını bekleyemezsiniz.

Son olarak size çocuğunuza öğretmeniz gereken görgü kurallarını birkaç başlık altında toplamak istiyorum

 Genel Kurallar

  • Hoşgörülü ve iyimser olmak
  • Eleştiriyi yerinde ve zamanında yapmak
  • Olgun bir kişiliğe sahip olmak, olgun davranmak (yaşına uygun olgunlukta olmak)
  • Giyime önem vermek, Giysinin mevki yer ve zamana uygun olmasına özen göstermek
  • Başkalarını rahatsız edici davranışlardan sakınmak
  • Ziyaretin kısa ve zamanlı olmasına özen göstermek
  • Oturuş ve kalkışlarda hareketlere özen göstermek
  • Gerektiğinde özür dilemesini bilmek
  • Özel konuşma yapanların yanına gitmemek
  • Verilen sözü tutmak
  • Uygun olmayan el ve sözlü şakalardan kaçınmak

2- Ziyaret, misafirlik, veda kurallaru

3-Hasta Ziyareti kuralları

4- Temizlik

5- Yemekte davranış kuralları

6- İş yeri görgü kuralları

7-Sosyal İletişlim kuralları

Uygar, nazik, görgülü, aydın bir topluma ulaşmak dileği ile

Nilüfer Bekçi diğer köşe yazıları
OKUMAK2018-12-13 05:54:01
Psikolojik Ehliyet2018-12-06 11:51:55
AFFETMEK2018-12-04 11:33:15
ZERO LİMİT2018-11-22 07:45:25
MUTLU ÇOCUKLUK2018-11-16 08:43:49
KÖPRÜLER ve DUVARLAR2018-11-08 14:02:03
GÖRGÜ2018-10-18 06:46:40
ÇOCUKLAR HEPİMİZİN2018-10-11 09:17:04
DOSTLARIMIZ (2. BÖLÜM)2018-10-06 05:37:36
 1  2  3  4  ›  ›› 
Şuan 1 sayfadasınız, toplam 4 sayfa var.
Bu kategoride 31 adet içerik var.

Bu yazıları okudunuz mu ?
Horoz İlçeler Gazetecilik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. | 2016 - Tüm hakları Saklıdır. | Şanlısoy Web