Denizli 23°C
23 Nisan 2019 - Salı
Yazar hakkında | Tüm köşe yazıları
Ümmü Gülsüm Talipoğlu

MODERN VE POSTMODERN PROBLEMLERİMİZ

Modern kelimesinin geçmişi M.Ö. V. yüzyıla kadar dayanmaktadır. Fakat bu terimin işlevsellik kazanması 18. yüzyılda gerçekleşmiştir. Aydınlanmayla birlikte modernlik daha da bir önem kazanmış ve asıl anlamını bulmuştur. Artık 19. yüzyılda modernizm hayatın içine tamamen girmiş, özellikle mimaride kendini net bir şekilde göstermiştir. Barok mimarisi yavaş yavaş yerini modern mimariye bırakmıştır. Daha sonra gündelik yaşam alışkanlıklarımızda, günlük kılık kıyafetlerde modernlik esintileri görülmeye başlanmıştır. Mahrem alanlara bile nüfuz eden modernizmden kaçış artık imkânsız hale gelmiştir. Meselenin iç yüzüne baktığımız zaman aslında modernizm, geçmişe bir başkaldırıdır. Bireyi özgürleştirip özgün düşünmeye teşvik eder. Aynı zamanda modernizm, devingen olmak değil devrimsel olma çabasındadır. Ama gelin görün ki, insanoğlu belli bir süre sonra modernizme de başkaldırır ve postmodernizm eleştirisini ortaya koyar. Önemli bir toplumbilimci olan Anthony Giddens, günümüzde de etkisini sürdüren postmodernizmi şu şekilde tanımlar: postmodernizm yiten kaybolan değerleri taşıyan, standartlaşmış yaşam biçimlerine eleştirel bir bakıştır. İçerisinde çoğulculuk eklektizm gibi özellikleri barındıran 1960 sonrasında ortaya çıkan fikir, ekonomi, sanat gibi birçok alanda modernizmden kopuşu ifade eden bir terimdir. Kural ve sınır tanımayan postmodernizm son dönemlerde mimaride de kendisini göstermiştir. Postmodern mimaride işlevsellikten ziyade biçimsellik ön planda tutulmaya başlanmıştır. Bunun yanı sıra postmodernizm daha çok tüketimi ön planda tutmuştur. Bireylerin yaş, cinsiyet ve etnik kökenlerine bakılmaksın tüketim, ortak bir imge haline getirilmiştir. Modern dönemde üreten insanlar postmodern dönemde artık üretmek yerine tüketmeye başlamışlardır. Tükettikçe daha çok tüketen insanoğlu artık kapitalizmin nesnesi haline gelmiş ve postmodernizm de bu durumun hayatımızın içine kalıcı bir şekilde yerleşmesine yardımcı olmuştur. Günümüzde de bu durum aynı şekilde devam etmektedir. Tükettiği şeyin işlevine bakmadan tüketen birey kendini psikolojik olarak rahatlatmakta toplumdaki statüsünün yükseldiğine inanmaktadır. Normal fiyata daha uygun ve daha ekonomik bir cep telefonu kullanmak varken çok daha yüksek fiyata ama iyi marka bir telefon kullanan insanoğlu ne yazık ki farkında olmadan postmodern dönemin içinde kapitalizme hizmet etmektedir. Kapitalizm, sadece telefon ile değil günlük kullandığımız çoğu eşyada, araç-gereçte ihtiyacımızın karşılanıp karşılanmadığı değil, o araç gerecin bireye toplumsal statü olarak ne kazandırdığına ya da psikolojik olarak kendilerini diğer insanlardan daha üst tabakada olduğuna inandırmaktadır. Postmodernizm toplumsal hayatı ve bireyin davranışını bu şekilde etkilemektedir. Bu sisteme karşı koyamayız ama daha az tüketip ihtiyacımız olan ile yetinirsek çarkları yavaşlatabiliriz.

Son olarak söylemek istediğim, değerli bilim insanı Prof. Dr. Cengiz Anık’ın Modern Düşüncenin Bunalımı ve Doğu isimli kitabından faydalanmanızı tavsiye ederim. Akademik bir lisanla yazılmış olan kitapta modernitenin bunalımları, modern fetişizim, modern dehümanizasyon ve modern decadence gibi kavramların özgün bir yaklaşımla anlatıldığını göreceksiniz.

 

 

Ümmü Gülsüm Talipoğlu diğer köşe yazıları
RUH AĞRISI2018-07-03 08:47:07
NASIL TOPLUM OLUNUR?2018-05-16 05:44:32
SEMPATİ ve EMPATİ2017-06-05 07:33:27
MERHABA2017-05-29 07:40:41

Bu yazıları okudunuz mu ?
Horoz İlçeler Gazetecilik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. | 2016 - Tüm hakları Saklıdır. | Şanlısoy Web