Denizli 26°C
19 Haziran 2019 - Çarşamba
Yazar hakkında | Tüm köşe yazıları
Kadir Yatağan

MAZİDEN İZLER

Ne zaman yolum bir berber dükkânının önünden geçse; çocukluk günlerim aklıma gelir. Rahmetli babamın elimden tutup saçlarımı kestirmek için berbere götürüşü ve sonrası tatlı bir hatıra olarak, geçmiş zamanın iz düşümü şeklinde belleğime yansır.

            Ata mesleği olan berberlikle geçimini sürdüren köyümüzün yaşlı berberi Osman Amca’nın köy meydanındaki basık tavanlı, yaz kış sobası eksik olmayan dükkânının eşiğinden içeriye girer girmez heyecanla karışık bir korku sarardı beni… Yılların tecrübesiyle pişmiş ve yaşadıklarının yoğunluğu alnının kırışıklarına yansımış Osman amca; içimden geçenleri hissedercesine beni kucaklayarak bir yandan yanaklarımı okşar, bir yandan da: “Maşallah, delikanlı büyümüş.” diyerek beni rahatlatmaya çalışırdı. Korkuyordum, çünkü daha önceden berbere gelişimde üç numara saç kesimi esnasında makinenin tutukluk yapması ve bunun sonucu saçlarımı yolması, neredeyse bende bir berber fobisi oluşturuyordu. Bunun farkında olan babam, Osman Amca’ya: “Amcası, oğlumun canını acıtma. Makineyi yağlayıver de öyle kırp saçlarını…” sözleriyle bu rahatlamada pay sahibi olurdu.

Okula başladığım günlerde berbere artık kendim gitmeye başlamam, büyümemin göstergesiydi. Osman Amca’m köyümüzün tek berberi olmasından dolayı sabahın erken saatlerinden akşamın alaca karanlığına kadar çoğu zaman müşterisi eksik olmazdı. Özellikle düğün ve bayram günlerinde dükkânının önünde biriken insanlar, sıranın kendilerine gelmesini sabırla beklerlerdi. İşine o kadar bağlı bir insandı ki, yemek yemeye bile zaman bulamadığı vakitler olsa da bundan pek şikâyetçi olmazdı. Sanırım, hem işini zevk alarak yapması hem de müşterilerine hizmet etmeyi alışkanlık edinmesi ona manevi bir doyum sağlıyordu.       

            Osman Amca’nın berber dükkânında sıra beklediğim günler, ayrı bir hatıralar yumağıydı. Ben, çocukluğun o meraklı bakışlarıyla her malzemeye dikkatle bakar; her olan biteni anlamaya çalışırdım. Osman Amca’nın elindeki usturayı bileğiye sürmesi, çinko bir tasta sakal tıraşı olan müşterisinin yüzünü yıkaması, yazları ispirto ocağında kışları sobanın üzerinde ibriğiyle su ısıtması, fırçayı bol köpüklü hale gelinceye kadar sabunlaması, o günlerin iz bırakan gözlemleri olarak anılarımda yer alır.

            Osman Amca, çocukları çok severdi. Dükkânının üst raflarındaki bir kutuda, her hatırlayışımda hala tadını damağımda hissettiğim akide şekerleri bulunurdu. Mahalle arkadaşlarımızla bayram günlerinde Osman Amca’nın elini öper, o da bize bu şekerlerden verirdi. Bazen bize kendi çocukluğunu anlatır; babası berber Şakir Usta’nın yanında çekirdekten yetişme bir berber olarak bugünlere geldiğini söylerdi. Babasının meydandaki ağaç altında koyduğu bir iskemlede müşterisine hizmet verdiğini, kendisinin de babasına yardımcı olarak müşterinin yüzüne ayna tuttuğunu anlatırdı. Kıt kanat imkânlarla berberlik mesleğini sürdüren babası Şakir Usta’yı, rahmetle anardı.

            Her birimizin hayatında buna benzer hatıralar mutlaka cereyan etmiştir. Ben, olgunluk yaşlarında çocukluğumun o sıcak hatırasını anımsarken, bazen kendimi hala hiç büyümemiş hisseder; Osman Amca’nın berber dükkânı önünde: “Saç kırptırmaya geldim, Osman Amca…” der gibi olurum.

 

Hayat, bir tandır

Bandır da bandır…

An, bu andır

Can, bu candır…

 

 

Kadir Yatağan diğer köşe yazıları
YARININ BÜYÜĞÜ 2019-04-17 14:03:19
KARAKOÇ, ŞİİR VE BEN2019-04-15 10:02:19
ŞÜKRETMEYİ BİLMEK2019-04-12 10:30:43
YAZARLIK MESLEĞİ2019-04-10 11:58:58
ANASAM2019-04-03 11:01:13
ŞİİRLERLE ÇANAKKALE 2019-03-20 11:20:00
BAHAR2019-03-14 09:18:40
DÜNLE BUGÜN2019-02-20 10:05:24
 ‹  1  2  3  4  ›  ›› 
Şuan 2 sayfadasınız, toplam 4 sayfa var.
Bu kategoride 39 adet içerik var.

Bu yazıları okudunuz mu ?
Horoz İlçeler Gazetecilik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. | 2016 - Tüm hakları Saklıdır. | Şanlısoy Web