Denizli 19°C
21 Kasım 2018 - Çarşamba
Yazar hakkında | Tüm köşe yazıları
Nilüfer Bekçi

KÖPRÜLER ve DUVARLAR

Azgın nehirlerin iki yakasını birbirine bağlar köprüler. İki yakadaki insanları birleştirir, kültürleri kaynaştırır. Bazen bir boğazda yol olur, kıtaları birleştirir. Bazen iki ülkeyi, bazen iki farklı dini birbirine bağlar. Dostuğun, özgürlüğün, kardeşliğin sembolüdür.

 Duvarlarsa ayırır, böler, parçalar. Ulaşılmazlığın, aşılamazlığın sembolüdür.

 Ayşe Kulin Köprü romanında ve Nobel ödüllü yazar İvo Andriç gerçek hikayeleri anlattığı Drina Köprüsü Romanında bir köprünün insanların hatta ulusların kaderini nasıl değiştirdiğini çok güzel anlatırlar. Yıllar önce okumuş olduğum güzel bir hikayede de köprünün eksikliğinin yol açtığı felaketler çarpıcı bir şekilde dile getiriliyordu.

Drina Köprüsü,Osmanlı veziri Sokollu Mehmet Paşa’nın doğduğu topraklara bir hediyesiydi ve Mimar Sinan tarafından yapılmıştı.Yüzyıllar boyunca sadece Drina Nehri’nin iki yakasını değil, Boşnaklarla Sırpları da birbirine bağlamıştır. Nobelli İvo Andriç, ünlü romanında onu kardeşçe yaşamanın simgesi saydı. Neredeyse dört yılda tamamlanan köprü zamanın seyri içinde bölgenin kaderini değiştirmiş, Balkanlar’ın ortasında yeni bir güzergâh belirlenmiş ve Doğu ile Batı’yı, İstanbul ile Avrupa’yı birbirine bağlamıştı. Köprü, üzerinde bulunduğu, sessiz ve sakin, dünyadan uzak bir kasaba olan Vişegrad’ın kaderini değiştirmişti. Yıllar sonra bu gelişmelerle beraber biriken hikâyeler ünlü yazar İvo Andriç’in Drina Köprüsü romanında bir araya gelip yazara 1961 Nobel Edebiyat Ödülü’nü bile kazandırmıştı. Şimdi Bosna Hersek içindeki Sırp Cumhuriyeti sınırlarında yer alan kasaba, köprü ve roman sayesinde tanınır olmuştu. Yapımı 1577 yılında tamamlanan Köprü kısa zamanda Drina’nın yatağı üzerinde Bosna’yı Sırbistan’a, oradan da Osmanlı İmparatorluğu’nun öteki bölgelerine bağlayan en güvenilir geçit haline gelmişti. Kasabanın büyüyüp gelişmesini sağlamış, önemli olayların geçtiği, tarihi dönüm noktalarının yaşandığı bir yer olmuştu. 2007 yılında  Dünya Miras listesine alınan ve 2012 de TİKA tarafından restore edilen köprü  441 yıldır ayakta.

 

 Mostar Köprüsü ise kardeşi kadar şanslı değil. 452 yıl önce Hersek’te Mimar Sinan’ın öğrencisi Mimar Hayrettin tarafından inşa edilen Mostar köprüsü de Neretva Nehri’nin iki yakasındaki Sırplar ve Hırvatlarla Müslümanları kaynaştırmış, yüzyıllar boyunca hoşgörü ve kültürel çeşitliliğin sembolü olmuştu. Mimar Hayretti bu bölgede bir köprü yapmak istemekte fakat alanın darlığı nedeniyle başlamaya cesaret edememekteymiş. Sonunda hocası Mimar Sinan’a danışmaya karar vermiş. Mimar Sinan da ona “hilal şeklinde düşün” demiş. Hayrettin hilal şeklindeki köprüyü tasarlamış ama önce başka bir noktaya daha küçük bir deneme köprüsü yapmış. Bu köprüde başarılı olunca aynısının büyüğünü inşa etmiş. 1566 yılında yapımı tamamlanan, 24 metre yükseklikte,30 metre uzunluğunda, 4 metre genişliğindeki köprüde Mimar Hayreddin,456 kalıp taş kullanmış. Köprü, çevresindeki kente adını da vermiş. Köprü sayesinde ticareti canlanan ve zenginleşen Mostar, Hersek bölgesinin ana kenti olmuş.

Mostar Köprüsü, cesur sporcular tarafından yıllarca bir atlama platformu olarak kullanıldı. Geleneğe göre şehrin erkekleri, nişanlılarına cesaretlerini ispatlamak için düğün öncesinde köprüden atlarlarmış.

 Bosna Hersek’teki iç savaş sırasında 1993 yılında tam bugün Hırvat topçu ateşi ile 427 yıldır ayakta olan Mostar Köprüsü canlı yayında dünyanın gözü önünde yıkıldı.  Köprünün yıkımı, Mostar’ın çok uluslu mirasının reddedilmesi anlamına geliyordu.Savaş sonrasında İngiliz güçleri yıkılan köprünün yerine geçici bir demir köprü yaptı. Mostar civarındaki diğer köprüler de tahrip edildiğinden, nehrin iki yakasını birleştiren tek yapı olarak bu köprüydü.


1997 de TİKA, UNESCO ve Dünya Bankası’nın desteğiyle köprünün aslına uygun olarak yeniden inşasına başlandı. Macar ordusundan dalgıçlar orijinal taşları nehir yatağından bulup vinçlerle çıkardı. Bombardımandan ve suyun içinde bozulmaya uğramış taşlar yapıda kullanılamadığından, orijinal taşların çıkarıldığı, günümüzde kapalı olan taş ocağı tekrardan açılıp aynı ocaktan çıkarılan taşlar köprünün yapımında kullanıldı. Orijinal modele sadık kalan şirket, köprünün temellerini de sağlamlaştırdı. İnşaatı tamamlanan Mostar Köprüsü, aralarında Türkiye’ nin de bulunduğu çok sayıda devletin temsilcilerinin hazır bulunduğu bir törenle, İngiliz Prensi Charles tarafından 23 Temmuz 2004 tarihinde açıldı. Açılışı, çok sayıda televizyon ekibi naklen yayınla seyircilerine ulaştırdı.  Ben bu köprüyü ve deneme köprüsünü görme şansına sahip oldum. Köprünün bir başına nehirden çıkarılmış eski taşlarından biri üzerine şu ibare kazılarak yerleştirilmiş” don’t forget 1993” 1993’ü unutma.

Medeniyetleri birleştiren Mostar Köprüsü’nün yıkılma günü, kaderin bir cilvesi olacak 1989 yılında,1961 yılından beri kardeşi kardeşten ayıran Berlin Duvarı’nın yıkılması ile aynı güne rastlıyor.

9 Kasım 1989 da ayrışmanın sembolü olan Berlin Duvarı yıkılırken, sadece 4 yıl sonra kültürel birleşmenin sembolü olan bir başka yapı yıkılıyor, iki yakadaki insanlar ve kültürler birbirinden ayrılıyordu. Doğu ve Batı Almanya halkları birleşip kaynaşırken bugün Mostar’da bölünmeler hala devam ediyor. Hırvatlar nehrin batısında, Müslümanlar doğusunda yaşıyor; savaş sırasında buradan ayrılan Sırplarsa bir daha geri dönmediler.

Nilüfer Bekçi diğer köşe yazıları
MUTLU ÇOCUKLUK2018-11-16 08:43:49
NE YAPMALI2018-11-09 11:49:42
GÖRGÜ2018-10-18 06:46:40
ÇOCUKLAR HEPİMİZİN2018-10-11 09:17:04
DOSTLARIMIZ (2. BÖLÜM)2018-10-06 05:37:36
DOSTLARIMIZ2018-10-04 08:43:59
BALKANLAR SON2018-09-27 08:35:00
BALKANLAR 32018-09-20 08:59:39
BALKANLAR 22018-09-13 10:10:41
 1  2  3  ›  ›› 
Şuan 1 sayfadasınız, toplam 3 sayfa var.
Bu kategoride 27 adet içerik var.

Bu yazıları okudunuz mu ?
Horoz İlçeler Gazetecilik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. | 2016 - Tüm hakları Saklıdır. | Şanlısoy Web