Denizli 18°C
14 Kasım 2019 - Perşembe
Yazar hakkında | Tüm köşe yazıları
İnci Elence İlter

KIVANÇ TANRIBUYURDU İLE SÖYLEŞİ (2. BÖLÜM)

Sahne performansınız nasıldır ve şarkı söyleme tarzınız nedir? Etkilendiğiniz sanatçılar var mı

 

          Az öncede dediğim gibi güzel sanatlar lisesinin varlığından bile haberi olmayan bir ortamda Mozart ya da Beethoven dinleyip, operaya giderek büyümedim. Etkilendiğim bir kültür vardı aslında. Ben Ahmet Kaya, Cem Karaca gibi sanatçıları ve protest müzik dinleyerek büyüdüğüm için o kültürden etkilendim. Ekol onlardı benim için ve etkilendiğim kültürdü. Operanın bana kattığı entelektüel kültür ile birleşince çok güzel şeyler ortaya çıkıyor. Sahne tarzım şablon gibi oturdu aslında. Sahne tarzı bizim kontrolümüzde değil. Toplum belli tarzda şeyler dinlemek istiyor. Biz de o tarzın içinde kendimizi esnetebildiğimiz kadar esnetiyoruz. Ben ağırlıklı olarak,Ahmet Kaya besteleri ve türkü söylemeyi seviyorum ama türkü barda söyleyemiyorum. Konser vermek taraftarıyım. Çünkü çok büyük bir harman var. Ben sahneye çıktığımda ilk üç şarkıyı anadolu rock tarzında söylüyorum. Sonra bir bakıyorum arabesk bir şeyler söylüyorum çünkü o tarzı da seviyorum. Şunu söylerim bunu söylemem diye bir şey yok. Dalgalı bir sahne tarzım var diyebiliriz. Ayrıca ben insanları sosyolojik olarak iyi gözlemlerim. Nabızlarını iyi tuttuğumu ve bu yüzden sahnede insanlara hitap ettiğimi düşünüyorum. Bazen planladığım sahneler de oldu. Ama hiç bir zaman planladığım şekilde gitmedi. O yüzden planlama yapmadan sahneye çıkıyorum ve hiçbir sahnemde bu güne kadar mahcubiyet yaşamadım. Sahnede çok hareketli, çok konuşan, hoplayan zıplayan bir adam değilim tabi ki anlık gelişen durumlar, anlatılması gereken anılar oluyor anlatıyorum. Ama şöyle diyebilirim "Ürününe güvenen fazla bağırmaz" iyi şarkı söylediğimi düşünüyorum, farklı bir rengim var. Dikkat çekmek için bir şey yapmak yapıma uygun değil. Sahne performansını izlemek için gidilecek adam ben değilim, kaliteli müzik dinlemek için gidilecek adam benim.

 

     Canlı sahne performansının zorlukları var mı? Ya da sizin canlı sahne performansı esnasında karşılaşmak istemediğiniz şeyler neler? 

 

   Sahne performanslarım %90 çok keyifli geçiyor olsa da insanlar ile ilgili sıkıntılar olabiliyor veya şarkının tonuyla ilgili ya da orkestradan biri bir anda alakasız bir akor basıp kulağınızı dağıtabiliyor. Ama bunlar da keyifli şeyler aslında. Anı olabilecek ani gelişen şeyler. İnsanları memnun etmek zor senin sesini dinlemeye değil, sevdiği bir kaç şarkıyı dinlemeye gelen şımarık bir toplum haline geldik. Şarkı istekleri geliyor bazen. Hiç bilmediğim şarkılar isteniyor, "Bilmiyorum" diyorum, "Nasıl bilmezsin?" diyor. Ben müzik kutusu değilim ki. Toplumumuzda çok fazla kabadayı, çok fazla abi var. Sürekli bir güç gösterisi var herkeste. Bu sebepten her canlı sahne, aslında risk altında.

   Sahnede hiç karşılaşmak istemediğim ve korktuğum tek şey bir gün bir programda benden playback şarkı söylememi istenilmesidir. Büyük ihtimalle yapmam çünkü bana samimi gelmiyor. Ben canlı sahne performansından yanayım. Bir playback yerine sayısız canlı şarkı söylemeyi tercih ediyorum. Canlı, şarkı söylerken kendimi şarkının ahengine

Kaptırıyorum. Vücut dilin akıp gidiyor, duruşun farklı oluyor, hiçbir şey düşünmeden gözlerini kapatıp söylüyorsun. Bu çok güzel bir duygu. 

 

     Sanat camiasında ve sahneye çıkılan mekanlarda ne gibi zorluklarla karşılaşıyorsunuz? 

 

Camia yeni insanı kabul etmiyor. Çok fazla arkadaşın olmuyor. Bu camiada itaatkar insanlar seviliyor. Ben itaat edebilecek bir adam değilim. O yüzden beni bu camiada pek sevmezler diye düşünüyorum. Çok fazla entrika dönüyor. Bu entrikanın içinde tarafsız olursan bertaraf oluyorsun. Entrikanın içinde ise, entrikayı iyi kontrol etmezsen yine bertaraf oluyorsun. Yani öyle ya da böyle zarar görüyorsun. Ben fazla alkol kullanmıyorum. Sahneye de alkollü çıkmam. Ama ola ki bir gün içsem ertesi gün "Sarhoştu sahnede" diye bir dedikodu kazanı mutlaka kaynar. Zaten hep kazan kaynıyor. Ben şuna inanıyorum herkes ya da bütün sanatçılar iyi olmak zorunda değil. Onca sanatçı var bir çok kötü alışkanlıklarını bilip duyduğumuz kimsenin iyi ya da kötü insan olduğunu bilmiyoruz. Yaptığı işe bakıyoruz o yüzden sen işini iyi yaptığın sürece kimse senin için söylenenlerle ilgilenmiyor diye düşünüyorum. Doğru olan yolunu daima bulur. 

         Sahneye çıktığım mekanların zorluğuna gelince; mekan sahiplerinin pek çoğu müzisyen olmadığı için müzisyenlerin ne kadar zor bir iş yaptığını bilmiyorlar 3 - 4 saat sahne istiyorlar. Çok ara verdiğimi söylüyorlar. Ben şunu anlamak istiyorum, ses telleri gibi görmediğin bir enstrümanın nasıl korunacağına dair hiç bir fikirleri yok. Bu enstrümanı koruman şarkı söylerken mümkün değil. Şan hocam bana"Kaç saat sahnede kalıyorsun?" diye sordu. "4 - 5saat" diye cevap verdiğim zaman "İnanılmaz! Olamaz!" dedi. Benim eskiden her sahne sonrası sesim kısılırdı, ama artık ben sesimi korumayı biliyorum ve sesimi bilinçli kullanıyorum. Artık sesim kısılmaz ama canlı sahne için 4 – 5 saatlik bir süre çok fazla ve yorucu. 

 

       Sesinizin rengi ve tarzınız çok farklı. Bu farklılık olumlu veya olumsuz eleştirilere sebep oluyor mu? Ayrıca tarzınız Ahmet Kaya'ya çok yakın. sesinizi ona benzetenler var mı?

 

         Birinin bana "Seni çok beğendim" demesi ile "Seni hiç beğenmedim" demesi aynı şey benim için. Çünkü beni eleştirecek bir bilgi birikimi ve donanım görmüyorum. Hocalarım okulda benimle ilgili bir eleştiride bulunurlarsa, bir hatam var derim. Hocalarım teknik ve teorik yönden açıklama yaparlar ve bende hatamı gözden geçiririm. Kişiye beni neden beğenmediğini sorsam, tiz sesleri seviyordur adam beğenmez tabi , ya da beni beğenen kişi bas renkli sesleri seviyordur. O yüzden bana sığ bir bakış açısı ile yaklaşan insanların dediklerine takılmıyorum. Standart dışı bana has tepkiler alıyorum. Farklı olduğumu düşünüyorum. Hiç taklit yok bunu da insanlar fark ediyor zaten. 

 

      Evet beni Ahmet Kaya'ya benzetenler oluyor, ama hiç benzemiyorum. Ayrıca Ahmet Kaya şarkıları söylemeyi çok seviyorum Ahmet Kaya şarkıları söyleyen koyu renkli sese sahip ama onu hiç taklit etmeyen belki tek kişiyim. Hatta bir ara çok dinlediğim için sesimin benzediğini hissettim ve bu böyle olmaz dedim. Beni dinleyenler"Bu tam bir Ahmet Kaya taklidié dememeli, bu Kıvanç demeli. Kendi ses rengimi ararken o arada operaya girince kendi ses rengimle Ahmet Kaya'nın sesinin alakası olmadığını gördüm. Sesimin tiz'leri açık, pes'lerim var, seslerimizi kullanış şeklimiz bile aynı değil. Ama can kulağı ile dinleyenler, sesimin Ahmet Kaya'ya benzemediğimi anlıyorlar. Şöyle diyebilirim ki solistlik yapmaya başladığımdan bu yana iki zorluk yaşadım. Biri gitarı bıraktığım zamanki gitarsız sahneye çıkmak konusundaki deneyimsizliğim ve koyu renkli bir sese sahip olduğum için Ahmet Kayaya benzetilmemdi. 

 

Size son olarak şarkı söylemek dışında neler yapmaktan hoşlandığınızı sormak istiyorum. 

 

     En keyif aldığım şeyler konsol oyunları, arkadaşlarımla sabahlara kadar sohbet etmek, kitap okumak, sinema filmi izlemek gibi klasik hobiler diyebiliriz.

 

Bu röportaj için İnci ilter ve ekibine çok teşekkür ediyorum... 

 

Sevgili "Kıvanç TANRIBUYURDU" ya Horoz medya ailesi olarak bu güzel sohbet için teşekkür ediyoruz. Sevgiler saygılar sağlıcakla kalın haftaya görüşmek üzere... 

 

İnci Elence İlter diğer köşe yazıları
 1  2  3  4  ›  ›› 
Şuan 1 sayfadasınız, toplam 4 sayfa var.
Bu kategoride 35 adet içerik var.

Bu yazıları okudunuz mu ?
Horoz İlçeler Gazetecilik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. | 2016 - Tüm hakları Saklıdır. | Şanlısoy Web