Denizli 26°C
27 Ekim 2020 - Salı
Yazar hakkında | Tüm köşe yazıları
Nilüfer Bekçi

KIRK YAMA

Ailelerinin, organ mafyası, trafik kazası, kaçırılma korkusu ve çoğunun apartmanının güvenli bir bahçesi olmaması nedeniyle şimdiki çocuklar dışarıda oynayamıyor, dört duvar arasında hapisler. Oysa biz yetmişli ve seksenli yılların çocukları sabahtan akşam hava kararana kadar eve girmezdik. O zaman bile oyuna doyamamış olurduk. Yetmezdi, yemekten sonra balkondan balkona kelime oyunu oynar, sohbet ederdik. O zamanlar mahalle arkadaşlarımız aynı zamanda sınıf ya da okul arkadaşımızdı. Dolayısıyla samimiyet daha fazlaydı. Ben Ankara’da olmalarına rağmen lise, hatta ilkokul arkadaşlarımla hâlâ görüşüyorum. O yaşlarda kurulan dostluklar daha samimi, daha kalıcı oluyor

Geçtiğimiz hafta Bige Güven Kızılay’ın Kırk Yama adlı kitabını okurken o yıllara geri döndüm. Mahalle kültürünü, komşuluk ilişkilerini, aile geleneklerini ve o yıllara dair pek çok ayrıntıyı hiçbir detayı atlamadan dile getirmiş yazarımız. Bahsettiğim yıllarda Ankara’da çocukluğunu ya da ilk gençliğini yaşayanlar için son derece nostalji yüklü bir kitap.

Mahallenin bakkal amcasının mahalle çocuklarını kollaması, bahçeyi kirleten çocukları süpürgesiyle kovalayan ama gerektiğinde koruyan apartman kapıcıları, aşure günleri, komşuların dayanışması, berberi, kasabı, manavı, bütün mahalleyi tanıyan taksi şoförleri,, özel doldurulan kasetlerle aşk ilanları, disiplinli, ilkeli aile büyükleri ve daha nice detaylar çok güzel bir hikâyenin içinde ince ince işlenmiş.

Asıl konu küçükken tanışan ve birbirinden hiç kopmayan iki kızın hikâyesi… Öyle ki birbirlerinden gizli hiçbir şeyleri yok ve aralarında hiç yalan da yok. Son derece doğal, dürüst, şeffaf bir ilişki aralarındaki… O kadar samimiler ki, aileleri de samimi oluyor ve kardeş gibi büyüyorlar. Her ikisi de diğer evin kızı oluyor.

Yazar bunları anlatırken o yılların acı tatlı anılarına da  ve terör yıllarına da incelikle dokunuyor. O yılların Ankara’sında gezdiriyor. Özellikle orada yaşamış olanların gözlerinin önüne seriyor.

Yazar ilk kitabı Kehribar Zamanında Aşk’ta anneannesi ile dedesinin aşkını anlatıyor. Daha sonra Hayal Ağacım, Hayal Ağacım İğde, Hayal Ağacım Erguvan ve Kayıp Hayaller Koruyucusu adlı kitaplarını çıkarmış. Ben hepsini merak ediyor ve okumayı düşünüyorum.

Yazarın üslubu çok akıcı ve sade. Gereksiz detaylarla okuyucuyu sıkmıyor. Konuları, bölümleri gereksiz yere uzatmıyor. Özellikle tatil günlerinde rahatlıkla okunabilecek bir kitap

Kitaba Kırk Yama adın vermesini de özel bir sebebi var ki bu da gene konunun içinde saklı.

Hayy kitap’tan yayınlanan bu romanı okumanızı tavsiye ederim.

 

Nilüfer Bekçi diğer köşe yazıları
DOĞA VE DOĞAL2020-10-22 11:43:28
BAĞIMLILIK2020-10-15 10:12:48
CORONA SALGININDA YAZ2020-10-01 09:51:16
SORUMLULUK2020-07-02 06:39:47
DOKTORALI İŞSİZLER2020-06-25 07:47:23
ÇEVREMİZİ TANIMAK2020-06-11 07:38:30
CENTRAL PARK BEŞLİSİ2020-06-04 08:01:48
DAHİ PADİŞAH2020-05-28 08:23:38
BAYRAM2020-05-21 07:39:25
 1  2  3  4  5  6  7  ...  11  12  ›  ›› 
Şuan 1 sayfadasınız, toplam 12 sayfa var.
Bu kategoride 115 adet içerik var.

Bu yazıları okudunuz mu ?
AKM Basın Yayın A.Ş | 2016 - Tüm hakları Saklıdır. | Şanlısoy Web