Denizli 23°C
23 Nisan 2019 - Salı
Yazar hakkında | Tüm köşe yazıları
Ömer Ayhancı

KENTSEL DÖNÜŞÜM GİBİ TARIMSAL DÖNÜŞÜM

Bu haftaki başlığımız dikkatinizi çekecek mi? Bilmiyorum. Dost muhabbeti esnasında bir ağabeyimiz bu sözü söyleyince benim çok dikkatimi çekti doğrusu. Bu ağabeyimiz inşaat mühendisi, kentsel dönüşümü iyi biliyor. Aynı zamanda da memleketine yatırım yapmak adına, toprak alıp bağcılık yapmaya çalışan, ama bol zararla da olsa tarımsal üretime devam etmeye çalışan hemşerimiz.

                Bu konu nereden gündeme geldi der isek. Bu gün Denizli bağcıları ve şarapçıları sektörün sorunlarını; Türkiye Büyük Millet Meclisi Bağcılık ve Üzümcülük araştırma komisyonu üyelerine aktardı. Tabi ki Tarımın her dalında olduğu gibi ‘Bir söz et, bin ah işit’ atasözünün doğruluğu ortaya çıktı. Ama hiç bir şey yapmamaktan iyidir misali, biz bu toplantıyı düzenlenmesine emek veren ve Denizli Ticaret Borsasına ve ilimize kadar gelip sorunlarımızı raporlarına geçirmek adına ayağımıza kadar gelen Milletvekillerimize teşekkür etmeyi borç biliriz. Hakikaten sonuç ne olur bilmem ama, tarımla ilgili bir çok kararın Ankara’da alınıp bu kararlara göre hareket etmeye istemeyerek alışmıştık. Çiftçinin ayağına kadar gelip çiftçinin ve sektör temsilcilerinin fikri sorulması benim hoşuma gitti. Tabi ki bu çıkacak raporda ve raporun sonucunda çiftçileri rahatlatacak kararların alınması ve uygulanması memleket adına daha yararlı olacaktır.

                Devletimizi yöneten hükümetlerimiz Kentsel dönüşüm kararını niye aldı? Diye kendimize soru soralım. İlk aklımıza gelen cevap, depremde çürük binalar yıkılır ise can kaybı olur, büyük ekonomik kayıplar yaşanır olacaktır. İkinci cevabımızda çarpık yapılaşma ile gecekondu tarzı evler, ekonomik olmaktan çıkmış, amaçsız çok yer kaplıyor, imar uygulaması yapılamıyor olacaktır.

Evet işte dostumuzda Tarımsal Dönüşüm uygulaması yapılmalı der iken: tarımsal arazilerin yıllar içerisinde çok parçalı hale geldiğini, ekonomik büyüklükte olmayan arazilerde yapılan tarımsal üretimin karlı olamayacağını, Kooperatifçiliğin ya da üretici birliklerinin aktif hale getirilmesini, nerede hangi ürün verimli olacak ise Çiftçinin o dala yönlendirilmesi gerektiğini ve benzeri, bizlerinde sık sık dile getirdiği sorunları dile getirip. Bunların ancak Kentsel dönüşüm uygulamasının uygulanması için çıkan kanun ve yönetmelikler gibi; Tarımsal dönüşüm kanunları çıkarılması ve uygulanması gerektiğini söyledi. Dostumuz sık, sık inceleme ve araştırma gezisi için gittiği Avrupa ülkelerinde ve tarımda ilerde olan ülkelerde bizdeki gibi olan sorunların halledildiğini; O ülkelerle rekabet edebilmemiz için Tarımsal dönüşümün acilen yapılması gerektiğine inanmış. Hakikaten benim şahsi olarak kafama yattı. Bizlerde aklımızın erdiğince ulaştığımız bilgilerden bu fikrin doğruluğuna hak verebiliriz. Kendimizde aksaklıkları birebir yaşıyoruz.  

                Şimdi depremde yıkılan bina öldürür, çarpık yapılaşma birçok sorunun yanında ekonomik kayıplar yaşatır da; Tarımsal üretim yapmadan, her türlü gıdamızın temeli olan toprakları iyi kullanmadan, yemeden içmeden yaşanır mı? Topraklarımız boş durur iken her şeyi ithalat ile karşılar isek ekonomik kayıp olmaz mı? Haydi hep beraber Tarımsal Deprem yaşamadan, Tarımsal Dönüşümü yapalım. Depremde Çürük bina; Yoklukta açlık öldürür.

Ömer Ayhancı diğer köşe yazıları
 1  2  3  4  ›  ›› 
Şuan 1 sayfadasınız, toplam 4 sayfa var.
Bu kategoride 32 adet içerik var.

Bu yazıları okudunuz mu ?
Horoz İlçeler Gazetecilik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. | 2016 - Tüm hakları Saklıdır. | Şanlısoy Web