Denizli 12°C
28 Ocak 2020 - Salı
Yazar hakkında | Tüm köşe yazıları
Zeynep BEŞİNCİ

KADIN CİNAYETLERİ POLİTİKTİR

Kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüz ve kadın cinayeti haberleri belki de en çok okuduğumuz, duyduğumuz haberler olabilir. Daha yeni Şule Çet için adalet sağlanmışken ki o kadar bekledikten sonra ve o da gösterilen tepkiler sayesinde olmuşken daha o habere sevinemeden yeni bir cinayet haberi daha. Hiç tanımadığı biri tarafından öldürülen Ceren Özdemir. Üstelik bu sadece medyaya yansıyan kısmı. Kimbilir gündem olmayan daha ne cinayetler var.

Her gün öldürülüyor kadınlar. Kimi zaman yakınları tarafından kocası, eski kocası, babası, sevgilisi, eski sevgilisi, abisi…. bu uzar gider. Kimi zaman hiç tanımadığı birileri tarafından. Evde yemek olmadığı için, sevgilisi olduğu için, dışarı çıktığı için, kot giydiği için, sofraya yoğurt koymadığı için, bir adama adres sorduğu için, boşanmak istediği için….bu da uzar gider.

Hiç ilginizi çekti mi kadın eylemlerindeki, yürüyüşlerindeki pankartlarda yazan, kadın hakları savunucusu kadınların ve erkeklerin savunduğu “Kadın cinayetleri politiktir” sloganı? Neden politiktir kadın cinayetleri? Çok uzun bir konu olsa da kısaca açıklamaya çalışayım. Çoğu kadın şiddet gördüğü için kocasından boşanmak istiyor ya da bu sebeple boşanıyor. Ancak sonucunda öldürülüyor. Defalarca karakola, yetkili mercilere başvuruyor. Ve maalesef çoğu zaman hiçbir şey yapılmıyor ya da yeterli yapılmıyor. Örneğin Ayşe Tuba Arslan 23 kez suç duyurusunda bulunduğu eski kocası tarafından satırla öldürüldü. Suçlu sadece katil mi? 23 kez suç duyurusunda bulunan bir kadın için neden önlem alınmadı? Ne yazık ki kadınların şikayetleri yeterince dikkate alınmıyor.Hatta bazen “Kocandır, babandır olur öyle şeyler” diyerek şikayet işleme dahi alınmıyor. Evet her ne kadar olmaması gerekse de yaşanıyor bunlar.Devlet bu konuda gerekli önlemleri almıyor, kanunlar da yetersiz kalıyor.(Son dönemlerde “Kades” uygulaması vs. ile bir şeyler yapılmaya çalışılıyor ama kadın cinayetlerinde hiçbir azalma olmadığı için etkin bir şekilde uygulanıyor mu bilemiyorum.) Bazen insanların tepkisi ile tutuklanıyor katiller. Şule Çet olayında olduğu gibi. Ya da kravat takan erkeğe iyi hal indirimi veriliyor. Kadının o saatte orada ne işi varmış, neden içki içmiş, neden onunla sevgili olmuş, neden öyle giyinmiş gibi savunmalar yapılıyor ve bu savunmaları kabul edip cezada indirime giden hakimler oluyor.Ya da namusuma laf ettirdi diyen erkeğe de işin içine namus kelimesi girdiği için doğruluğuna bakılmadan iyi hal indirimi verilebiliyor. Ki başlı başına bir konu olmasına rağmen hemen yeri gelmişken araya sıkıştırayım. Neden kadın erkeğin namusu olsun ki. Her insanın bir namusu vardır. Kadına yapıştırılmış olsa da namus kavramı, erkeğin de namusu vardır ve o namus kadın değildir. Kendi yaptıklarıdır, yapması gerektiği halde yapmadıklarıdır, kendi karakteridir, kendi zihniyetidir. O zaman erkek de karısının namusudur mu demeliyiz. Hayır herkes kendi namusundan sorumludur. Bu sebeple “Namusum için öldürdüm” diyen erkek haklı olmuyor. Konumuza dönersek öldürülen kadınlarda suç aranıyor birçok davada. Bunların sebebinin üst düzey yetkililerin çoğunluğunun erkekler olmasından ve cinsiyetini göz önünde bulundurarak olaylara yanlı yaklaşmasından kaynaklıolduğunu düşünüyorum birçok insan gibi. İstisnalar var evet ama kaideyi bozmuyor.

Kadın cinayetlerinde medya dilinin de hiç iç açıcı olmadığını görüyoruz. Teklifini reddettiği kişi tarafından öldürülen bir kadının haberi “Aşk cinayeti” diye saçma bir başlıkla yazılabiliyor. Bu cinayeti yumuşatmaktan başka bir şey değil. Aşık olsa, sevse zaten öldürmezdi. Veya “Namus cinayeti mi” başlığı atılıyor. Kadın öldürüldü ama o da suçluymuş izlenimi oluşturuluyor. Bazen de devletin üst kesimindeki insanların kadınlar için söylediği kötü söylemleri duyuyoruz. Kadınlar evde otursun, çalışmasın, düzgün giyinsin, kocasına itaat etsin gibi kadını kıstlayıcı, arka plana atıcı söylemler. Kadınların şiddete karşı yaptığı eylemlerde de çoğunlukla polislerin baskısınıgörebiliyoruz.

Bu sadece ülkemizle alakalı bir durum değil. Hatta bazı ülkelere göre çok iyi durumdayız. Özellikle din ile yönetilen ülkelerde kadınlar din alet edilerek ikinci sınıf insan muamelesi görüyor ve tecavüzcüsünü öldüren bir kadın idam bile edilebiliyor. Ancak kadın cinayetlerine çoğu zaman hiçbir ceza verilmiyor. “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü” nün ortaya çıkışı bile politiktir. 1960 yılında Dominik Cumhuriyeti’nde diktatör iktidara karşı mücadele veren üç kız kardeş “Mirabel Kardeşler” iktidarın hedef göstermesi sonucu tecavüz edilip öldürülmüştür. Bunun ardından öldürüldükleri gün olan 25 Kasım günü dünyada “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü” olarak anılmaya başlanmıştır.

Kadın cinayetleri de yoksulluk gibi bence azaltmak için, önlemek için çok şey yapılabilir ama çok az şey yapılıyor.

 

Zeynep BEŞİNCİ diğer köşe yazıları
DEPREM2020-01-27 11:01:40
GSS BORCUNUZ VAR MI?2020-01-07 09:56:20
Yeni yıl2020-01-01 09:18:17
SOSYAL MEDYA2019-11-29 16:25:54
KİTAP YAZMA MERAKI2019-11-22 10:24:10
 1  2  ›  ›› 
Şuan 1 sayfadasınız, toplam 2 sayfa var.
Bu kategoride 13 adet içerik var.

Bu yazıları okudunuz mu ?
AKM Basın Yayın A.Ş | 2016 - Tüm hakları Saklıdır. | Şanlısoy Web