Denizli 16°C
04 Aralık 2020 - Cuma
Yazar hakkında | Tüm köşe yazıları
Zeynep BEŞİNCİ

İYİ EĞİTİMİN ÖNEMİ

Ertelensin mi, ertelenmesin mi derken YKS'yi de geride bıraktık. Sınava geç kalanlar, kimliğini evde unutanlar, yanlış okula gidenler oldu. Bazıları polislerin yardımıyla sınava yetiştirildi bazıları ise maalesef yetişemedi. Geç kalan, kimliğini evde unutan bu gençleri eleştirmek doğru değil bence. Çünkü o kadar büyük bir baskı var ki üstlerinde bana çok normal geliyor o stresle böyle hatalar yapmaları. Bu sınavlar birçok öğrencinin hayatının dönüm noktası. Sınavı kazanamazsa tekrar aynı stresli günleri yaşayacak olan, belki bu sınavı kazanamazsa bir daha sınava girmesine müsaade etmeyecek bir aileye sahip olan ya da sınava tekrar girebilecek olsa bile başarısız olursa ailesi tarafından büyük tepkilere maruz kalacak olan öğrencilerin üstündeki baskıyı düşünerek eleştirmek lazım.

Neredeyse herkes çocuğunun iyi bir eğitim almasını ister. Çünkü aldığımız eğitim bütün hayatımızı etkileyen bir unsurdur. Ancak çocukların üstünde baskı kurmak iyi değil tam tersi kötü sonuçlar yaratabilir.

Peki iyi eğitimden kastımız ne? İyi eğitim denilince akla gelen genellikle halk arasında kalıplaşmış, takdir gören ve para kazandıran bölümleri okumak olarak görülse de bence iyi eğitim insanın istediği, yeteneğinin olduğu alanda eğitim görmesidir.

Çoğumuz istediği bölümü okuyamamıştır üniversitede. Öncelik yetenek, istek değil de o bölümün geleceği oluyor, olmak zorunda oluyor çünkü. Okuduğum bölüm ileride bana para kazandırır mı? Çevremdeki insanlar tarafından beğenilen bir bölüm mü? gibi konular daha ağır basıyor. Sonra da iş hayatında hep mutsuz yüzler görüyoruz. Sevmediği işi yapan insan hayatında da mutluluğu tam anlamıyla bulamıyor. Çünkü iş hayatı hayatımızın büyük bir bölümünü kaplıyor. Sevilmeyen bir iş mutsuz bir iş hayatını, mutsuz bir iş hayatı da mutsuz bir hayatı beraberinde getiriyor.

Küçük yaşlardan itibaren okullarda çocukların yeteneğine göre bir yönlendirme yapılsa sevdiği mesleği icra eden daha çok kişi olabilir. Ama bu da yeterli olmayacaktır. Çünkü o mesleğin para kazandırıyor olması da önemli. Bu sebeple sevdiği mesleği yapan insanların oluşturduğu bir toplum yaratmak gerçekten çok zor.

Ancak yapılabilecek yine de çok şey var. En azından üniversiteye ve liseye giriş sınavları ile ilgili bir düzenleme yapılabilir mesela. Çocukların/gençlerin hayatı belli sınavlara bağlı olmaz böylelikle. Sınavlarda istediği başarıyı elde edemediği için de istemediği bölümü okumak zorunda kalan çok öğrenci var sonuçta. Ailelerin de dikkat etmesi gereken konular var. Toplumda öğretmen, doktor, mühendis, mimar gibi kabul görmüş belli meslekler var. Hem geleceği olan hem de statü olarak ebeveynlerin çocukları için tercih ettiği meslekler. Ama bu konuda dayatma yapmak çok yanlış. Çocuklarına belli bir mesleği ya da meslekleri dayatmak yerine onların isteklerine önem verebilirler. Sınava hazırlanırken sıkboğaz etmek ya da başkalarının çocuklarıyla kıyaslamak yerine sınavın sonucunun kötü gelmesinin hayatlarını karartan bir olay olmayacağını anlatabilirler.

Herkesin istediği bölümü okuyup istediği mesleği yapabilmesi zor. Özellikle geleceği olmayan, para kazandırmayan mesleklerin sevilse ve yetenekli olunsa dahi mutsuzluk getireceği düşünülürse çok zor. Ancak gerekli düzenlemeler yapılırsa en azından şu ankinden daha fazla kişi olabilir istediği mesleğe sahip olan. Bu da mutlu bir toplum için çok önemli.

Zeynep BEŞİNCİ diğer köşe yazıları
DOĞALGAZ TARTIŞMALARI2020-08-31 14:10:08
ÇÖZÜMSÜZLÜK2020-08-24 11:22:27
FOTOĞRAF ÜZERİNE2020-08-17 11:02:15
EL ALEM NE DERSE DESİN2020-07-27 12:37:29
YASAKLAR ÇÖZÜM MÜ?2020-07-20 08:23:38
ŞİDDETE HAYIR2020-07-06 10:28:05
 1  2  3  4  5  ›  ›› 
Şuan 1 sayfadasınız, toplam 5 sayfa var.
Bu kategoride 44 adet içerik var.

Bu yazıları okudunuz mu ?
AKM Basın Yayın A.Ş | 2016 - Tüm hakları Saklıdır. | Şanlısoy Web