Denizli 17°C
12 Aralık 2017 - Salı
Yazar hakkında | Tüm köşe yazıları
Ömer Koçer

İstenmeyen Damat!

Ankara asfaltını hızlıca geçti, ara sokaklara saptı. Büyük binalar seyrekleşti, sonra iki katlı ahşap ve tuğladan yapılmış binaların bulunduğu sokağa geldi. Asfaltı yeni yapılmış, pazaryerinin yanında bulunan sokağın başına arabasını bıraktı, yürüdü. İki katlı, duvarları sonradan sıvanmış tuğladan bir evin önünde durdu. Demirden yapılmış bahçe kapısının sol üst köşesinde bulunan zile bastı. Evin ikinci katından bir geç kız başı göründü, kayboldu. Sonra aynı kızı karşısında gördü, kapıyı açarken.

Kız gülümsedi: ’’Buyurun, kimi aradınız?’’

Kızı sorgulayan bakışlarla cevapladı bir fısıltı gibi ‘’kendimi’’ dedi.

‘’Burada öyle biri yok’’dedi kız.’’Bir de babama sorayım.’’

Babasına seslendi.’’Baba, baba, bir bey geldi, kendini diye birini arıyor.’’

Çıplak kafalı şişman bir kafa uzandı pencereden, meraklı ve şüpheli gözlerle baktı,’’Cemil abi’’  dedi bağıran bir sesle.  Adam koşar adımlarla geldi yanına bahçe içine davet etti.Tokalaştılar.

Salona geçtiler. Koltuğa oturdular,  çıplak kafalı şişman adam, kıza kahve yapmasını söyledi.

Harap bir ev, eski koltuk takımları, kumaş yerleri biraz eskimiş. Cilaları yer yer parlaklığını kaybetmiş ahşap döşemeler. Duvara dayalı küçük bir masa, masanın üstünde küçük bir televizyon. Duvarlarda kararmış çerçeveler içinde soluklaşmış siyah beyaz fotoğraflar, fotoğrafların içinde pos bıyıklı adamlar, beyaz elbiselerinin içinde zayıf kadınlar. Hepsi sabit bakışlı gülmeyen ciddi yüzler.

    ‘’Kızın mı?’’ dedim

      ‘’Evet’’dedi.’’Nişanladık nasipse düğünü temmuzda, tekstilde çalışıyor.’’

‘’Maşallah,  Allah işlerini rast getirsin ‘’

  ‘’Amin’’dedi

 Kız kahveleri getirdi ve odasına geri döndü.

Kahvelerini içerken pek konuşmadılar.

Sonra sundurmaya çıktılar, evin balkonuna bitişik olarak yapılmıştı uzun bir salon gibiydi. Yazın yemekleri burada yerlerdi. Havalar sıcak olunca hep burada otururlardı. Televizyonu da dışarı çıkartıp burada seyrederlerdi.

  ‘’ Cemil abi rahmetli öleli kaç yıl oldu’’ dedi.

‘’Bu yıl sekiz olacak’’ dedi

‘’Toprağı bol olsun’’

Sustular.

Babasıyla ilk rakısını burada içmişti. Gülümsedi.

‘’Babam’’dedi. Nakliyatçılık yapardı.

‘’Biliyorum’’dedi. Çıplak kafalı şişman adam ‘’Ne iyi adamdı, rahmetli’’

Babamın elleri nasır bağlamıştı, akşama kadar kömür çuvallarını indirip bindirmekten.  Ellerinin içinde,  çatlamış nasır yerleri vardı. Sabunlu suyla ne kadar yıkarsa yıkasın kömür karaları çıkmazdı, bazen babam ellerini sıcak suya batırırdı, dakikalarca suda bekletirdi ama o kömür karaları biraz azalır,  çıkmazdı bir türlü. Ellerine krem sürerdi. Babamın kamyonetiyle okula gitmek benim için bir keyifti. O zamanlarda babam bir kömür satıcısının deposunda nakliyatçılık yapardı. Evlere kömür taşırdı senin anlayacağın, iyide kazanırdı. Haftanın son günü içerdi,Rakı içerdi babam başka bir içki içtiğini görmedim hiç.  Annem kızardı, içme şu mereti derdi. Çocuğu da alıştırıyorsun derdi, bize.

      Gülerdik. Babam,gel sen de iç derdi anneme gülerdik. Kırkbeşlik bir pikabımız vardı.Bir sürü de plaklar.Babam en çok Neşet Ertaş’ı severdi. Onu,  dinlerken ağlardı babam, gözlerinden,  yağmur gibi yaşlar boşanırdı. Anlamazdım. Babam ağlayınca bende ağlardım, beraber ağlardık.

       Babam şakacı bir adamdı, çok gülerdi gülen biriydi, neden ağlardı bilmezdim. Sordum bir gün baba sen içince neden ağlıyorsun diye.

 Uzun hikaye, bunlar dedi. Belki bir gün anlatırım dedi.

      Sustum.

     Hiç unutmuyorum bir gün,  Nine’m bize geldi. Annemin annesi. Babam,  nedense bu kadına hep soğuk dururdu. Gerçi bende sevmezdim Nine’mi. Babam soğuk bir şekilde’’ hoş geldin anne’’dedi. Elini öptü.Nine’mde’’ hoş bulduk oğlum’’ dedi ama ikisi de buz gibi.Bende Nine’min elini öptüm,oda beni öptü.Çocukluğum geldi aklıma,köydeydik,   o zamanlar,bu şehre taşınmamıştık.Hatırlayamıyorum bir türlü,Ninem beni hiç sevmemişti,kucağına alıp saçlarımı hiç okşamamıştı elimden tutup bakkaldan bana bir şeker bile almamıştı evet gayet net olarak hatırlıyorum hiç böyle bir davranışı olmamıştı.

      Küçük bir yaramazlığım olsa,  bana öfkeli gözlerle,  bağırır.’’ Serserinin dölü’’ diye bağırırdı. Ağlayan gözlerle korkarak bakardım ona,hiç sevmezdim onu.Ninemdi ama hiç sevemedim, ısınamadım.Ninem annemle konuşuyordu ki babam;’’ ben bir dışarı çıkayım’’ dedi. ‘’Cemil sende gel oğlum’’ diye, beni de çağırdı. Kamyonete bindik,nasıl sevinmiştim ama Ninemin yanından ayrıldığıma.

‘’  Babam canım içmek istiyor’’ dedi. Şaşırdım, halbuki; babam hafta içi hiç içmezdi.’’ Benim için bir sıkıntı yok’’ dedim muzip gözlerle güldüm. Anlamıştım sebebini, İçkili bir lokantaya gittik.  Babamı tanıyan arkadaşları da vardı burada. Beni göstererek,’’benim oğlan’’ diye arkadaşlarına tanıttı.’’ Hoş geldiniz’’ dediler köşede bir masaya oturduk. Babam rakı ve mezeleri söyledi.

 İlk kadehleri sessizce, hiç konuşmadan içtik. İkinci kadehte,  babam konuşmaya başladı. (Devamı yarın)

Ömer Koçer diğer köşe yazıları
Sait Faik’i Anlamak 2017-11-25 05:39:18
Küçük Kovboy 2017-11-23 07:08:19
Otobüste Taciz2017-10-17 07:30:50
İstenmeye Damat!2017-10-13 07:47:36

Bu yazıları okudunuz mu ?
Aklam Matbaa Rek. Ajans. Ltd. Şti. | 2016 - Tüm hakları Saklıdır.