Denizli 23°C
23 Ekim 2018 - Salı
Yazar hakkında | Tüm köşe yazıları
Ömer Koçer

İstenmeye Damat!

Dünden devamı…

Merak ettiğim o uzun hikâye başlamıştı artık gülümsedim. Babam beş yaşından beri öksüz olarak büyümüş, üç yaşında babasını,beş yaşındayken de annesini kaybetmiş,annesini hayal meyal hatırlıyor.Benim adım konan Cemil amcamın yanında büyümüş,  çocukluğu fakirlik ve yoksulluk içinde geçmiş,babam çok açlık çekmiş, çok dövülmüş, çok horlanmış,çok dışlanmış amcamda sevgi göstermemiş,horlanarak büyümüş. Sürekli dayak yerken, kavga etmeyi öğrenmiş ve köyün en gözü kara delikanlılarından biri olmuş.Herkes babamdan korkar olmuş.İlkokuldan,  mezun olunca sınava girmiş şimendifer okulunu kazanmış ama amcam’’ param yok,seni okutamam’’ deyince horozlarıyla ünlü bu kente gelmiş babam on üç yaşındaymış, o zaman hamallık yapmış, bitli pireli hanlarda kalmış, para kazanmış kendini yetiştirmiş ve hep yalnız bir adam.

        Gözlerini bana dikti’’ güçlü olmak istiyorsan eğer hırçın olacaksın, kavgacı olacaksın yoksa bu şehir seni yutar’’ dedi. Boş gözlerle babama baktım.

‘’Annemle nasıl tanıştınız dedim’’, gülümseyerek.

         Kadehinden bir yudum aldı.’’ On dokuz yaşındaydım köye gelmiştim. Ninen olacak o karı bir gün beni çağırdı’’. Ninemle babam akrabaymış onu da anlattı.Havadan sudan konuştuktan sonrakızımı sana  vereyim der,babam şaşırmış senin kızın beni ister mi ?Annemle böylece tanışmışlar.

‘’  Baba,Ninem sana kızını yani annemi neden sana vermek istedi ki’’.‘’Topraklardan dolayı’’ dedi.

         Nasıl yani ?

Kaç dayın var senin dedi. Hesapladım altı dedim.Köyde yaşayan kaç dayınvar dedi.Hiç yok dedim.

Annemler sekiz kardeşti. Birde teyzem vardı.

        Ninem toprak ağasıymış,bin dönümden fazla toprağı varmış Dedem içgüveysiymiş.

Anladım o zaman dedemin neden ikinci planda kaldığını.

Dayılarım pısırık, korkak insanlarmış Ninemde bunu bildiğinden güçlü kuvvetli sözü dinlenen bir damat istemiş.Ama dayılarım, babamı istememiş karşı çıkmışlar. ‘’Gül gibi kızı elin serserisine veriyorsun ‘’diye babamı istememişler, ötelemişler babamı. Babamı küçük görmüşler, babam en çok da buna öfkelenirdi.

‘’Neyim var benim ne kötülüğümü gördüler. Hırsızlığım yok, kumarım yok.Öksüz olmak çok zor’’ dedi.Babam ağlamaya başladı.Bana döndü.’’ Üniversitede okuyacaksın okulu kazandın,  hangi dayın yanına geldi, hangisi seni tebrik etti. Hangisi sana bir çift ayakkabı aldı. Hangisi sana bir gömlek aldı,hangisi sana bir pantolon aldı’’.

‘’ Yok dediklerinin hiç birisini hiçbir dayım yapmadı. Bırak bunları küçükken yanağımdan öpen bir dayım bile olmadı.’

          Dayılarım okumuş insanlar kimi bürokrat,kimi avukat,kimi memurdu.

        ‘’ Sonra askere gittim. Askerliğimi acemi olarak Eskişehir de, usta olarak da Ankara da tamamladım.

Düğünümüz yapıldı Ninenin konağına yerleştik.Bağ bahçe işleri,tarla işleri derken, beni hiç istemediler. Hep soğuk davrandılar hep küçümsediler bana yanaşmayım gibi davrandılar.

            Bir gün tarladan geldim akşamüstü yemeğe oturduk herkes ordaydı dayılarının hepsi ordaydı belime bir ağrı girdi. Kıvranmaya başladım ağrı bıçak gibi acı veriyordu. Hiç kimse dönüp bakmadı neyin var diye soran olmadı. Bir annen bağırdı, hastaneye gitmem gerekti, paramız yoktu. Ninenden para istedik yok dedi,vermedi.Sabaha kadar kıvranıp durdum.

 

Sabah bir arkadaşa haber saldım.Onun yardımıyla hastaneye gittik iyileşip dönüce Üçüncü dünya savaşını çıkardım.Ağzıma gelen bütün küfürleri savurdum.Hiç kimseden çıt çıkmadı,işte o vakit evimi ayırdım marsık suratlıların yanından.

          Şeytan görsün suratlarını, şeytan görsün suratlarını. Babamın,gözlerinden yaşlar süzülüyordu bende öyle olmuştum.

             ‘’İstenmeyen damat oldum, istenmeyen damat’’. Babam bağırmaya başladı. Lokantadakiler bize baktı.Çıkalım dedim.

           Babamın siniri ve ağlamaları geçmedi. Bir krize girmiş gibiydi sanki, elektrik direğine saldırmaya başladı.Direği, karşısında bir insan varmış gibi yumrukluyor, tepikliyordu.Zor tuttum,zor ikna ettim.

           Bir saat falan hiç konuşmadan, sustuk, oturduk babamla.

‘’Oğlum hadi eve gidelim, geç oldu annen merak etmesin bizi’’ dedi.

Eve geldik, ev halkı yatmaya hazırlanıyordu.Yatağıma girdim ağlamaya başladım.

Uyumuşum.

Sabah annem, oğlum hadi geç kalacaksın diye dürtükleyince uyandım.

          Kahvaltıda Ninemde vardı.Nineme ne zaman gideceğini sordum.Boş gözlerle bana baktı.

Babam o gün eve çok geç geldi.

‘’  Çıplak kafalı şişman adama baktım ağlıyordu. Musa amca bunları hak edecek bir adam değildi nur içinde yatsın toprağı bol olsun’’ dedi.

         ‘’Amin’’dedim.

Biraz rahatlamıştım anlatınca.  Kendimi buldum biraz. Zaten ben kendimi geçmişe dönük,  bir şey anımsayıp da anlatınca buluyorum sebebi nedir bilmiyorum.

          Çıplak kafalı şişman adama dönüp,’’ Abi, biliyorsun senden kira almıyoruz. Bu eve güzel bak bize yeter. Benim bu evde çok hatıralarım var. Ben Nakliyatçı Musa amcanın oğluyum. Babam bu evi tırnağıyla çalışarak yaptı.’’

          ‘’ Allah sizlerden razı olsun Cemil abi’’ dedi.

          Kapıya yöneldim. Bahçe kapısına yönelince kızı da çıktı.

“Kızım bahtın açık olsun, Allah gönlüne göre versin’’ dedim. Gülümsedi biraz…

Ömer Koçer diğer köşe yazıları
Küçük Kovboy 2018-01-24 08:21:33
Sait Faik’i Anlamak 2017-11-25 05:39:18
Küçük Kovboy 2017-11-23 07:08:19
Otobüste Taciz2017-10-17 07:30:50
İstenmeyen Damat!2017-10-12 08:29:37

Bu yazıları okudunuz mu ?
Horoz İlçeler Gazetecilik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. | 2016 - Tüm hakları Saklıdır. | Şanlısoy Web