Denizli 30°C
25 Eylül 2020 - Cuma
Yazar hakkında | Tüm köşe yazıları
Zeynep BEŞİNCİ

İstanbul Sözleşmesi nedir, ne değildir?

2011 yılında imzalanan ve 2014 yılından beri yürürlükte olan Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi kısaca İstanbul Sözleşmesi maalesef ki gerektiği gibi uygulanmıyor. Uygulanmadığını zaten durmak bilmeyen kadın cinayetlerinden de anlayabiliriz. Üstelik uygulanmadığı gibi şimdi de değiştirilmesi hatta kaldırılması söz konusu.

 Kadına karşı şiddetin önlenmesi, kadın ve erkek eşitliğinin sağlanması açısından önemli bir yere sahip olan ilk uluslararası sözleşme niteliğindeki İstanbul Sözleşmesi'ne muhalif insanların olması gerçekten çok üzücü. Karşı çıkma sebebi olarak ortaya sundukları gerekçelerin de doğruluk payı yok. Yine en sevdiğimiz şey olan kulaktan dolma bilgi ile hareket ederek anlamadan, dinlemeden, bilmeden karşı çıkıyoruz. Üstelik sözleşmenin uygulandığını hatta uygulandığı için kadın cinayetlerinin arttığını iddia edenler var. Bu da doğru değil.

 Sözleşmeye genel olarak bakacak olursak bence en önemli kazanımlarından biri mağdurun şikayetine bağlı olmaksızın ya da şikayetini geri çekse bile soruşturmanın devam edecek olması. Hepimiz çok iyi biliyoruz ki birçok kadın şikayetçi olduğu zaman daha büyük bir şiddet göreceği ya da öldürüleceği korkusuyla şikayette bulunamıyor. Şikayette bulunsa bile tehdit ile şikayeti geri çektiriliyor. Bu sebeple şikayete bakılmadan ortada olan bir şiddetin cezalandırılması çok önemli bir adım olur. Ve sözleşmenin zaten aktif bir şekilde uygulandığını iddia edenler için de bir kanıt niteliğinde bu madde. Çünkü uygulanmış olsaydı, hala kadınlar şikayetini geri çekince serbest kalan erkekler olmazdı.

 Sözleşmenin kadın erkek rollerini bitirip, aile kurumuna darbe vuracağı söyleniyor. Çünkü yine herkesin bildiği gibi yıllardan beri aile düzeni bozulmasın diye çaba gösteren neredeyse hep kadınlar olmuştur. Şiddete, hakarete, ezilmeye katlanan, sesini çıkarmayan, erkek ne derse yapan kadınları görmeye alışmış kişiler elbette kadının güçlenmesini, kendi kararlarını vermesini, erkeğe muhtaç olmamasını hazmedemiyor. Ve kadına da erkeğe de zamanında birçok anlamsız rol biçildi diye bunu devam ettirmek istememek kadını erkekleştirmek, erkeği kadınlaştırmak anlamına gelmiyor. İki tarafı da üstüne yıkılan yükü tek başına kaldırmaktan kurtarmak oluyor. Dini alet ederek erkek kadından üstündür yalanı altında yıllarca sömürülen kadınlar hak ettikleri yere gelecekler diye korkanlar aile kurumuna zarar gelecek diyerek cahil ya da araştırmaya üşenen kişileri kandırarak yandaş topluyor.

 Eşcinselliği meşrulaştırdığı ya da özendirdiği konusuna da gelirsek bu da doğru bir ifade değil. Sözleşmede bahsedilen cinsel kimliğinden dolayı kimseye bir ayrımcılık yapılmadan haklarının korunması. Şiddete, tacize, tecavüze vs. maruz kaldığında eşit muamele yapılması, sırf cinsel kimliğinden dolayı gördüğü şiddetin de diğer şiddetlerle bir tutulması. Bundan daha doğal ne olabilir ki zaten. Cinsel kimliği farklı olanlar bizlerden daha mı az insan oluyor. Elbette ki hayır. O halde bu maddede karşı çıkılan ne. Sırf sözleşmede eşcinsellerin gördüğü şiddet de aynı cezaya tabi olacak diye eşcinsel olacak insanların olacağını mı düşünüyoruz yoksa? İşte bu da imkansız çünkü bu kişinin kendi seçtiği, tercihine kalmış bir durum değil. İnsan kendisinden yola çıkmalı, istesem cinsel kimliğimi değiştirebilir miyim diye sormalı kendine. Mesela benim cevabım hayır. Ki özenmekle değişeceğini iddia eden kişilerin de cevabının hayır olacağını düşünüyorum. Görüyoruz ki sırf eşit muamele görecekler diye sözleşmenin eşcinselliği özendirdiği de doğru değilmiş.

 Yine sözleşmenin önemli maddelerinden biri de "namus cinayeti" adı altında yapılan indirimlerin kaldırılması. Ne yazık ki birçok erkeğin cinayet işlediği zaman yaptığı savunmalardan biri namus oluyor. Çünkü iyi biliyorlar ki bu birçok hakimin ve toplumun büyük kesiminin gözünde onları suçsuz yapacak. Maalesef namus kavramı sadece kadına özgüymüş gibi davranan pek çok insan var. Ve kadını erkeğin namusu sayan. Bu sebeple doğru olsun olmasın bu sebebi öne sürerek indirim alan erkekler çok fazla. Bunun önüne geçilecek olması ise kadın cinayetlerini azaltmak açısından çok önemli bir adım.

 Sözleşmenin saydığım maddeler haricinde şiddeti ve cinayetleri önlemeye yönelik daha birçok kazanımı mevcut. Ayrıca şu önemli noktayı da vurgulamak gerek. Sözleşme kadın, erkek, çocuk fark etmeksizin bütün mağdurları kapsıyor aslında. Yani şiddete uğrayan bir erkek de İstanbul Sözleşmesi'nden faydalanabilecek. Daha çok şiddete uğrayan ve öldürülen kadınlar olduğu için ve bu kadınlar genel olarak bakıldığında erkekler tarafından öldürüldüğü ya da şiddete maruz kaldığı için sürekli kadınlardan ve erkek şiddetinden bahsediliyor. Yoksa sözleşme tüm mağdurları kapsıyor. Hiç kimseyi, hiçbir sebeple ayırmadan şiddeti merkez alıyor. Zaten olması gereken de bu.

 Sözleşmeye kadınlar güçlenecek, daha fazla hakka sahip olacak diye karşı çıkan erkekler, zaten hepi topu iki cinsiyetin olduğu şu dünyada bu üstün olma çabası neden? Kadınlar sürekli eşitlik derken, hiçbir cinsin üstünlüğünü istemezken neden bu biz üstünüz dayatması? Beden olarak daha güçlü olmak üstünlük demek mi? Beden haricinde kadınların da erkeklerin de güçlü olduğu pek çok yön var oysa. Sözleşmeye karşı olan, hele de kadınlar güçlenecek düşüncesiyle karşı olan kadınlara diyecek hiçbir sözüm yok. Onlar benim için sözün bittiği yerdeler.

 Umarım en kısa zamanda bu yanlış anlaşılmalar giderilir ve sözleşme aktif bir şekilde uygulanmaya başlanır. Kadın erkek fark etmez, herkese karşı yapılan şiddetin bitmesi ve cinayetlerin son bulması dileğiyle. Sevgiler.

 

Zeynep BEŞİNCİ diğer köşe yazıları
DOĞALGAZ TARTIŞMALARI2020-08-31 14:10:08
ÇÖZÜMSÜZLÜK2020-08-24 11:22:27
FOTOĞRAF ÜZERİNE2020-08-17 11:02:15
EL ALEM NE DERSE DESİN2020-07-27 12:37:29
YASAKLAR ÇÖZÜM MÜ?2020-07-20 08:23:38
ŞİDDETE HAYIR2020-07-06 10:28:05
 1  2  3  4  5  ›  ›› 
Şuan 1 sayfadasınız, toplam 5 sayfa var.
Bu kategoride 44 adet içerik var.

Bu yazıları okudunuz mu ?
AKM Basın Yayın A.Ş | 2016 - Tüm hakları Saklıdır. | Şanlısoy Web