Denizli 16°C
04 Aralık 2020 - Cuma
Yazar hakkında | Tüm köşe yazıları
Salih Öztürk

“İNSANIN EN YARARLISI, İNSANA YARARLI OLANDIR”

İnsanların depremde ölmesi hepimizin içini parçaladı. Fakat en çok da sosyal medyadaki nefret söylemleri insanları derinden etkiledi. Orada ölen, yaralanan insanları hiçe sayan sosyal medya kullanıcıları, bu felaketin sebebinin İzmir’in bir gavur şehri olduğundan kaynaklandığını belirtti. İzmir Türkiye’nin bir ili ve en kalabalık üçüncü şehridir. Nüfusu da oldukça kalabalıktır. Yıllardır birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır.  İzmir’in adının nereden geldiği konusunda henüz kanıtlanmış bir bilgi yok.  Wikipedia’daki bilgilere göre İzmir yöresinde yaşamış Erektidler Amazonlarla savaşıp galip geldiği; onların önderi olan These'nin de Amazon kadını Smyrna ile evlenip yöresine onun adını verdiği ve İzmir'in adının da Smyrna'dan geldiği en çok kabul edilen görüştür. Ege Denizi'nde İzmir'in Seferihisar açıklarında meydana gelen 6,6 büyüklüğündeki depremde Bayraklı ilçesinde çöken apartmanların, havadan dron ile görüntülendiğinin biliyoruz. 2 kişinin öldüğü, 10 kişinin kurtarıldığı binanın enkazının altında mahsur kaldığı tahmin edilen yaklaşık 20 kişiyi arama kurtarma çalışmaların hala sürdüğünü biliyoruz. Bütün bunlara rağmen sosyal medyadaki kullanıcılar “o kadar günahı işlerseniz Tanrı sizleri bu şekilde cezalandırır” gibi söylemlerde bulundular. Burada önemli olan, insanların bu kadar nefret içerisinde olmaları.  Hatta bir Twitter kullanıcı aynen şöyle demiş, “İzmir Ege’de 6,8 deprem çok geçmiş olsun Müslüman halkı.  Ya Rabbi! İzmirliler gibi zinaya, nefsime değil seccademe köle et beni… Âmin!” şeklinde bir twitt atmış.  Her depremden sonra ya da her felaketten sonra İzmir’e yapılan nefret söylemleri ve saldırıları sadece İzmir’i değil bütün Türkiye’yi üzüyor.  Dünya var oldukça yapılan bu saldırılar insanların birbirlerine olan saygılarını ve sevgilerini yitirecektir. İnsanların ölmesini hiçe sayan bu güruh, çocuklarını da bu şekilde nefret dolu yetiştireceklerdir.  Bu insanların içlerinde merhamet olmadığı için böyle nefret dolu konuşmalarını normal buluyoruz artık. Bu insanlar Elazığ’daki depremde de “Allah’ın cezası Kürtler, hepiniz ölün” diye nefret içerikli paylaşımlar yapmışlardı. İnsanların hangi dili konuştuğu, hangi dine inandığı önemli değil. İnsan, insandır.  İnsan dramına sevinen insan değildir. Hayvanlar bile, depremi önceden hissedip insanların kurtarılması için çaba gösteriyorlar.  İşin bir de malzeme boyutu var. Yapılan evlerin çoğu, depreme dayanıklı değildi.  İnşaat firmaları 5 kuruş fazla kazanmak için, malzemeden çalışıyorlar. Bu cümle biraz klişe gibi gelebilir fakat gerçek.  En sağlam binayı kendine yapmış, diğerlerinin hayatına hiçe sayan insanlar bunun bedelini kime, nasıl ödeyecekler.  Bütün bunların üzerine insanların çığlıkları havada dolaşırken hala #gavurİzmir diyenlere söylenecek bir söz bile yok aslında. Diğer taraftan depremin en son vurması gereken yerin İzmir olduğunu, orada yaşayan insanların aydın insanlar olduğunu söyleyen grubun yaptığı da yanlıştır.  Bunlar saçmalıktır. İnsanlar ekonomik krizlerden, refah seviyesinin düşmesinden dolayı ne dediklerini bilemez oldular.  Bütün bunlara rağmen Platon’un, “İnsan, her şeyin en kutsalı olduğu gibi, en kötüsüdür de” cümlesiyle sözleri bitirmekte fayda var.

Salih Öztürk diğer köşe yazıları
 1  2  ›  ›› 
Şuan 1 sayfadasınız, toplam 2 sayfa var.
Bu kategoride 13 adet içerik var.

Bu yazıları okudunuz mu ?
AKM Basın Yayın A.Ş | 2016 - Tüm hakları Saklıdır. | Şanlısoy Web