Denizli 16°C
04 Aralık 2020 - Cuma
Yazar hakkında | Tüm köşe yazıları
Mesut Akdağ

İnsan hakları ve özgürlükleri

İnsan hakları ve özgürlükleri günümüz İslâm dünyasında yerlerde sürünüyor. Yaşanan bütün sorunların temelinde de bu var. Bundan daha kahredici olanı ise zihin yapısı gelişmiş her onurlu Müslümanın yüzünü kızartan çirkinliklerin “İslâm” adı kullanılarak yapılıyor olmasıdır. “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” buyurmuştu, aziz Peygamberimiz, bin dört yüz yıl önce. Kendisi de susmadı.  Aksine, “Ne kadar güçlüysen o kadar haklısın” anlamını içeren “Câhiliyye” zihniyetine karşı insanı,  insanlık onurunu, değerlerini ve haklarını savunmak için tek başına mücadele meydanına atıldı. Bunu görmek için, ilk tebliğleri olan sûrelere, meselâ Mâûn, Leyl ve Fecr sûrelerine bakmak yeterlidir.

Haksızlık, insanın ekmeğiyle de ilgili olabilir onuru ve özgürlüğüyle de...  Açıktan veya dolaylı bir şekilde insana değer verilmesinden huzursuz olan bir zihniyet ortamında onurlu bir toplumsal gelişmenin sağlanması da mümkün değildir. Ama bugün İslâm dünyasında insan ve onun ayırıcı yeteneği olan aklın “neden o kadar da önemli olmadığı”nı kanıtlamayı neredeyse dinî bir görev sayan, bunun aksini söyleyenleri bazı ucuz yargılamalarla susturan bir yığın “din âlimi, ilâhiyatçı” bulunmaktadır.

Fakat bu tavır İslâm dünyasının içinde bulundu gerçeği değiştirmiyor. Artık hepimiz, özellikle de İslâmî ilimlerle uğraşan bizler, dogmatik uykumuzdan uyanmalıyız; tarihin dehlizinden çıkıp, kendi gerçeğimiz olan içinde yaşadığımız çağa bakmalıyız. İslâm elbette her çağa şifa sunacak rahmettir. Ama bu rahmetten anlamlı yararlanma, -beyhude yere- çağı geriye doğru taşımaya uğraşarak, sanki o çağlarda yaşıyormuşuz gibi düşünerek, o çağların şartları içinde üretilmiş beşerî bilgiyi adeta Kur’ân-ı Kerîm’e eş tutup kutsallaştırarak değil, İslâm’ın evrensel ilkelerini bu çağa taşıyarak o ilkeler ışığında bu çağın gerçeklerini dikkate alan tefekkür ve bilgi üreterek başarılacak bir iştir.

Benim kanaatime göre, bazı İslâm aydınlarınca en az yüz elli yıl önce başlatılan “ıslâh” hareketlerinin -bütün iyi niyetlere rağmen- başarılı olamamalarının nedeni, süreci tersine işletmeye çalışmalarıdır. Âcizade fikrime göre onların başarısızlığı anlaşılabilir bir durumdu. Fakat kötü olan şu ki, günümüz Müslüman zihinleri de büyük çoğunluğuyla hâlâ bu ters işleyişin farkında değil. Farkında olanların çok büyük kısmı “konuşarak başına dert açmak” yerine susmayı daha “akıllıca” görüyor. Arada bir “Arkadaşlar, bu işte bir yanlış var” deme cüretini gösterenler de tek düşürülüp damdan aşağı atılıyor.

Velhasıl 150 senedir bizim mahallede kafalar aynı kafa; ama dertler karesiyle, küpüyle artmaya devam ediyor.

Mesut Akdağ diğer köşe yazıları
ERDEMLİLİK2020-11-27 10:10:01
HAMD ŞÜKÜR 2020-11-26 11:17:12
ÖĞRETMEN DEMEK2020-11-24 11:13:45
CAMİDE HUZUR2020-11-09 12:10:01
EN GÜVENLİ SIĞINAK2020-11-03 10:17:50
 1  2  3  4  5  6  7  8  9  ›  ›› 
Şuan 1 sayfadasınız, toplam 9 sayfa var.
Bu kategoride 86 adet içerik var.

Bu yazıları okudunuz mu ?
AKM Basın Yayın A.Ş | 2016 - Tüm hakları Saklıdır. | Şanlısoy Web